Demokrat Parti Haberleri

Demokrat Parti ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Demokrat Parti ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Sürpriz Açıklama Tüm Dünyayı Şaşkına Çevirdi: Almanya Schengen’den Çıkabilir, Euro Kullanmayı Bırakabilir!
Almanya'da anketlerin ilk sıralarına yerleşen AfD'nin Eş Lideri Alice Weidel, iktidara gelmeleri halinde ülkenin Avrupa Birliği ile bağlarını derinden sarsacak kararlar alacaklarını açıkladı. Weidel, ortak para birimi Euro'dan çıkmayı, Schengen anlaşmasını feshederek sınırları tamamen kapatmayı ve statüsü dolan göçmenleri ülkelerine geri göndermeyi planladıklarını duyurdu.
ABD Siyasetine Yön Veren Türk Hasan Piker Kimdir? Twitch'ten Amerikan Siyasetine Nasıl Damga Vurdu?
Dünyanın en çok izlenen Twitch yayıncılarından biri olan Türk-Amerikalı siyasi yorumcu Hasan Piker, namıdiğer HasanAbi, ABD siyasetindeki etkisiyle adından sıkça söz ettiriyor. Sadece oyun oynamakla kalmayıp Z kuşağını politize eden alternatif bir medya yaratan Piker; ABD Kongre üyeleriyle girdiği polemikler, The Guardian'a konu olan uluslararası televizyon tartışmaları ve iftira davalarıyla gündemden düşmüyor. Gelin, Hasan Piker'in hayatına, eğitimine ve ABD siyasetine etkisine birlikte göz atalım.Kaynak1, Kaynak2
İşte Avrupa'nın En Genç Başbakanı
Ülke tarihinin en genç başbakanı olan 39 yaşındaki Renzi’nin belirlediği 16 üyeli kabinenin 8’i kadınlardan oluştu. Yarı yarıya tutulan bu oran, İtalya’da ilk kez gerçekleşti. Halihazırda Avrupa’daki en genç hükümet lideri olan Renzi, partisi içinde yaptırdığı oylamayla Letta’yı koltuğundan etmeyi başarmıştı. Matteo Renzi, hafta başından itibaren parlamentoda grubu bulunan siyasi parti temsilcileriyle yürüttüğü istişareler sonrası hazırladığı kabine listesini, 88 yaşındaki Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’ya sundu. Renzi ile Cumhurbaşkanı arasında 2 buçuk saati aşkın süren görüşme sonrası Cumhurbaşkanlığı Sekreteri Donato Marra tarafından 65’inci hükümetin kurulduğu resmen açıklandı. Matteo Renzi daha sonra kameralar önüne çıkarak, hükümetin 2018 yılına kadar görevde olacağını ve derhal çalışmalara başlayacaklarını söyledi. İtalya’nın nihayet düzene girdiğini dile getiren Renzi, “Benim gibi 40 yaşın altında birisinin başbakanlık koltuğuna oturması, İtalya’da hiçbir şeyin mümkün olmadığını öne süren birçok genç için de umut oldu” dedi. Napolitano ise, her şeyin iyiye gitmesini dilediğini söyleyip, derhal güçlü değişikliklere gidilmesi ve acilen gerekli olan yapısal reformların gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Renzi’nin onaylattığı kabine üyeleri, Cumartesi sabahı yerel saatle 11.30’da yemin edecek. Ancak hükümetin resmi olarak göreve başlaması için parlamentonun her iki kandından da güven oyu alması gerekiyor. Güven oylamasının Pazartesi günü Senato’da, Salı günü ise Temsilciler Meclisi’nde yapılması planlanıyor. Floransa Belediye başkanlığını yürüten Renzi’nin parlamenterliği bulunmuyordu. Renzi, en son 2008 yılında sandıkta liderlerini belirleyen İtalyanların, Silvio Berlusconi’nin 2011’deki istifasının ardından 3’üncü seçilmemiş başbakanı oldu. Başbakanlık Genel Sekreterliği’ne Graziano Delrio getirilirken, 8’i Demokrat Parti (PD), 4’ü Yeni Merkez Sağ Partisi’nden (NCD), 1’i Sivil Seçim (SC) ve 3’ü ise siyaset dışından belirlenen yeni hükümet üyeleri şu isimlerden oluştu: Dışişleri Bakanı: Federica Mogherini (PD) İçişleri Bakanı: Angelino Alfano (NCD) Adalet Bakanı: Andrea Orlando (PD) Savunma Bakanı: Roberta Pinotti (PD) Ekonomi ve Finans Bakanı: Pier Carlo Padoan Ekonomik Gelişmeler Bakanı: Federica Guidi Tarım Politikaları ve Orman Bakanı: Maurizio Martina (PD) Çevre Bakanı: Gianluca Galletti (UDC) Altyapı ve Ulaştırma Bakanı: Maurizio Lupi (NCD) Eğitim, Üniversite ve Araştırma Bakanı: Stefania Giannini (SC) Kültür Bakanı: Dario Franceschini (PD) Sağlık Bakanı: Beatrice Lorenzin (NCD) Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı: Giuliano Poletti Reform ve Parlamentoyla İlişkiler Bakanı: Maria Elena Boschi (PD) Sadeleştirme Bakanı: Marianna Madia (PD) Bölgesel İşler Bakanı: Maria Carmela Lanzetta (PD)Zete
Başbakan Erdoğan'dan 'Helal Lokma' Gafı
Partisinin Eskişehir mitinginde konuşan Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken 'Evlatlarıma helal lokma yedirmedim' diyerek gaf yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin yerel seçim çalışmaları kapsamında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken farkında olmadan ilginç bir gafa imza attı. ÇOCUKLARIYLA İLGİLİ ELEŞTİRİLERE YANIT VERDİ Kemal Kılıçdaroğlu’nun Tekirdağ mitinginde Erdoğan’ı eleştirirken yanlışlıkla Erdoğan’ın annesinin de yolsuzluğa bulaştığını söyleyip, hatasını anladığında özür dilemesini eleştiren Erdoğan, çocukları hakkındaki eleştirilere cevap verdi. 'HELAL LOKMA YEDİRMEDİĞİM HALDE...' Bu sırada dili sürçen ve ‘haram’ yerine ‘helal’ kelimesini kullanan Erdoğan 'Sen, benim evlatlarıma helal lokma yedirmediğim halde, evlatlarıma da haramdan bahsedecek kalitede de değilsin' dedi. sondakika.com
1950' den Günümüze Yerel Seçim Çalışmaları ve Sonuçları
1930 yılında başlayan çok partili yerel seçim heyecanını günümüze dek uzanan hikayesini 1950 yılından sonrasını sizlerle buluşturuyoruz. Seçim vaatleri, karalama kampanyaları, akılda kalan afişleri, yaratıcı reklam kampanyaları ve daha fazlasının yer aldığı seçim çalışmalarını ve sonuçlarını sizle paylaştık. Bu galeride sizlerle 1950, 1955, 1963, 1968, 1973, 1977, 1984, 1989, 1994, 1999, 2004, 2009 yıllarının seçim çalışmalarını ve nasıl sonuçlandığını hazırladık.
Gorbaçov İçin Suç Duyurusu: SSCB'yi Yıktı, Yargılansın
Rusya'da beş milletvekili, Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) son lideri Mihail Gorbaçov hakkında suç duyurusunda bulundu. BBC Moskova muhabiri Daniel Sandford'un haberine göre başsavcıya bir mektup gönderen milletvekilleri Gorbaçov'un, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına neden olduğu gerekçesi ile yargılanmasını istedi. Parlametonun alt kanadı Duma'nın beş üyesi mektuplarında, dönemin Sovyetler Birliği vatandaşlarının referandumda ülkenin bütünlüğünün korunması yönünde oy kullandıklarına dikkat çekti. Milletvekilleri, Gorbaçov'un ise bu duruma karşın Sovyetler Birliği'nin dağılmasına izin verdiğini vurguladı. Başsavcı'ya suç duyurusunda bulunan milletvekillerinden ikisi, ülkenin lideri Vladimir Putin'in Birleşik Rusya Partisi'nden. Diğer milletvekillerinin ise ikisi Komünist Parti, diğer de milliyetçi Liberal Demokrat Parti üyesi. Milletvekillerinin atıfta bulundukları referandum 1991'de Sovyetler Birliği'nin oluşturan 15 cumhuriyetten dokuzunda yapılmıştı. Cumhuriyetlerden altısı referandumu boykot etmişti. Mihail Gorbaçov ise hakkındaki suç duyurusunun 'tamamen saçmalık' olduğunu söyledi. Yargılanmasının tarihi açıdan hiçbir şekilde makul olmadığını vurgulayan Gorbaçov, beş milletvekilinin sadece ünlü olmaya çalıştıklarını belirtti. Sovyetler Birliği Soğuk Savaş'ın son bulmasının ardından 1991'de dağılmıştı. Bu gelişme üzerine aralarında Ukrayna'nın da bulunduğu 14 ülke bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi.bbctürkçe
Sıla: "Evdeki Televizyonu Söktüm"
Sıla: Twitter, bize zaman kazandırıyor. Herkes muhabir oldu. Doğalgaz patlaması olduğunda ilk televizyonlar yayında değildi, hepimiz ilk Twitter'a baktıkŞarkıcı Sıla, “TV ile hiç alakam yok. İki üç senedir hiç TV seyretmiyorum, sadece film seyredecek bir düzenim var. TV’yi söktüm. Söktüm, çünkü her baktığımda biraz daha düştüğümü gördüm TV’ye” dedi. Yeni albümü 'Yeni Ay'ı geçen ay yayımlayan Sıla, Radikal gazetesinden Armağan Çağlayan’a konuştu. Armağan Çağlayan’ın Sıla ile yaptığı söyleşi şöyle: Sizin çok mesafeli bir tavrınız var. Bu mesafe özellikle mi? Mizaç. Hep böyleydim, çocukken de. Beni sonradan tanıyanlar çok şaşırır. Ama özellikle koyduğum bir mesafe değil. Bir ticari yaratım değil, böyleyim. Alışmam zaman alıyor benim insanlara. Önce biraz durup bakmayı seviyorum. Sonra kendiliğinden doğal bir şekilde çözülüyor, duvar da kalkıyor. Ama bu mizaca ters bir meslek yapıyorsunuz? Sahnede böyle değilim ama. Konserde çok iyi ve rahat bir bağ kurarım. Onu almaz yani seyirci, mesafeyi. Zaten şarkılar da arayı kapatıyor. Yazım süreci de malum yaratım süreci de çok benle ben arasında. Sıkıntısını çekmiyorum yani. Bir de daha yapış yapış bir hale alıştığımız için senelerdir, o yüzden benim yapım farklı geliyor. Popüler kültüre de magazine de bir mesafe varmış gibi duruyor... Sevmiyorum magazini. Kastım şu: Olması gereken magazine her zaman varım. Ama çok özel hayat, çok açık bir hayat, yani kendimi göstermeyi çok sevmiyorum. Anlatmak istediklerimi zaten şarkılarla anlatıyorum. O kadar merak ettiklerini zannetmiyorum ben de merak etmiyorum mesela. Hiç merak etmez misiniz başkasını? Ben insanlara bakmayı seviyorum. Burası bir kafe olsa mesela ben size bakarım. Ama Armağan Çağlayan olarak değil x biri olarak bakarım. İnsanları seyretmeyi seviyorum, tepkilerini, nasıl cevap verdiğini.. Bu da bir mesleki deformasyon aslında. Seviyorum insanları seyretmeyi, nasıl âşık olur diye, kime âşıktır diye merak etmiyorum. Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz? Ben çok seviyorum müziğinizi, bana arabeske yakın geliyor, Müziğinize “Tam rakı masası şarkıları” diyorlar.. Çok hoşuma gidiyor bu benzetme. Rakı masası çok samimi ve âdâplı ortamdır. Dolayısıyla iyi bir tanım. Ben çocukken kendi şarkılarımı yazıp söyleme hayali kurdum. Evet, deodorant şişesi ya da saç fırçasıyla çok anım var. Geceliğimiz arkasına kıskaçlı kuyruk, Emel Sayın’dan özenip. Ama hiçbir zaman sadece yorumcu olarak, ışıkların altında olmak istemedim. Hep kendi şarkımı, sözümü ve hikâyemi anlatabileceğim bir şey düşledim. En büyük şansım; yaptığım işin popülist bir yerden çıkmayıp popüler olması. Müziğimi özgün olarak tanımlıyorum, benim müziğim işte! Siz mesela modern Yıldız Tilbe gibi geliyorsunuz bana. Şarkı tarzından ödün vermeyen, kendi tarzı olan, piyasanın peşine takılmayan.. Bizim şöyle bir şarkıya ihtiyacımız var diye hiç oturmadık biz kanepeye. Hiç gitarı almadık öyle elimize. Hep içimizden döküldüğü gibi onun peşinden gittik. O zaten insanı özgünleştiren. Ötekisi iyi bir şey değil. Çok talihsiz bir zamanda çıktı ‘Yeni Ay’ albümü. İnsanların çok politikleştiği bir dönemdi... Siz de büyük bir cesaretle çıkardınız. Hiç kimsenin aklına gelmedi mi? Çok konuştuk bunu. İki ay daha bekleyeceğiz, seçimi atlatacağız... Çok şey değişir mi dinleyicim için? Hayır, biraz aralanmış olurlar sadece. Dolayısıyla korkmadan yürüdük, bir zararını da görmedim. Gayet olması gereken yere ulaştı. Şimdi de ikinci klibi ‘Yabancı’ya çektik. 15 gün içinde izlersiniz tahmin ediyorum. Biraz da bu müziğinize ve kendinize güvenle ilgili bir durum… Evet, yaptığım işe güveniyorum. Zaten güvenmediğim şey olaydı ben onu CD’ye bastırmazdım. İlgileniyor musunuz Türkiye’de neler olduğuyla? Politize olmaktan kaçındınız mı? Mümkün değil kaçınmak. Yaşadığınız topraklarda ne oluyorsa ilgili olmak zorundasınız. Ben biraz politikadan kaçtım, çünkü ben politik bir aileden geliyorum. Benim iki dedem de -biri Adalet biri de Demokrat Parti’den- milletvekiliydi. Bir tanesi Yassıada mahkûmlarından hatta, Muzaffer Balaban. Babam çok uzun süre politikayla uğraştı, milletvekili olacaktı köşesinden döndü. Dolayısıyla biz ne zaman otursak bir yerden sonra politika konuşulur. Kaçış yok. Ayrıca o kadar çok şey yaşandı ki son dönemde kayıtsız kalmak imkânsız. Dışardan baktığımda sizin sosyal demokrat bir aileden geldiğinizi düşünürdüm. Belki attığınız tweet’lerden dolayı öyle olabilir. Olabilir. Ben biraz daha sosyal demokratım diyelim. İzmirli misiniz aslen? İzmirliyim. Denizli doğumluyum, babam Denizlili annem İzmirli. İlkolulu Denizli’de bitirdim. Daha sonra Fransızca sevdası yüzünden İzmir’e okumaya gittim. Üniversite için İstanbul’a geldim. Müzik piyasasında ilk kiminle tanıştınız? İstanbul’a geldiğim sene Fransız Edebiyatı’na girdim, çünkü konservatuvarı kazanamadım. Küstüm de biraz müziğe. Fransız edebiyatından giderim diye düşündüm. Fakat ilk sene illallah geldi. Evde gizli gizli şarkı yazıp söylüyordum. Bir arkadaşım Bilgi’de müzik okuyordu, onunla konuştum. “Bir piyanist arkadaşım var. Çok iyi anlaşacağını düşünüyorum. Senin gibi delidir biraz. Çalış onunla, bak bakalım” dedi. Demir Durukan, şimdi çok iyi bir müzisyen oldu Viyana’da. Onunla çalışmaya başladıktan sonra çok şevklendim. Sonrasında Bilgi’de Caz Vokal’e girdim ve rahmetli Nuket Ruacan’la çalışmaya başladım. Çok klişe ama hakikaten sahne tozu yutmak lazım. Liseden beri tanıdığım Cem Öcal, Kenan Doğulu’ya vokal yapardı o zamanlar. “Ben seni Cihan Okan’a yönlendireyim” derken bir haftada Kenan Doğulu’nun sahnesinde buldum kendimi. En çok şeyi o sahnede öğrendim. 2000 yılında başladım Kenan’a, ilk albümümün çıktığı 2007’ye kadar vokalliğini yaptım. Çok şey öğrendiğim bir yerdi. Kenan Doğulu’nun çok yardımı oldu. Popüler kültüre uzak duruyorsunuz ama çıkan albümleri alır mısınız, dizi izler misiniz, Türk yazarları okur musunuz? Merak ettiklerim oluyor müzikal olarak, onları takip ediyorum. TV ile hiç alakam yok. İki üç senedir hiç TV seyretmiyorum, sadece film seyredecek bir düzenim var. TV’yi söktüm. Size gelsem ben bir kanal izlemek istiyorum desem imkânsız mı? Evet, internetten açarız ama. Çok ilginç. Ben bir televizyoncu olarak hiç böyle insanların olduğunu düşünmüyordum. Söktüm, çünkü her baktığımda biraz daha düştüğümü gördüm TV’ye. Filme çok merakım var, bol bol vakit buldukça film izliyorum. Türk Edebiyatı’na ilgim büyük. Acayip bir Hakan Günday fanıyım. Yeraltı edebiyatını çok severim. Ben ‘Daha’yı çok beğendim. ‘Az’ı da çok beğenmiştim. Evde televizyonu sökünce bir eksiklik hissetmiyor musunuz? Yok hissetmiyorum. Gerektiğinde internetten bakıyorum. Her gün gazete okur musunuz? Okurum. İnternetten okuyorum. Sabah uyandığım zaman ilk gazeteleri tararım, ne olmuş ne bitmiş... Siz dışardan çok kurumsal gözüküyorsunuz. Yönetilen marka olarak gözüküyorsunuz. Öyle mi? İlk başta konuştuğumuz mesafeli durma hali kurumsallık veriyordur. Hem de bir yandan da Sıla Gençoğlu olarak Sıla markasını yönetiyorum. Ve tek başına yönetmiyorum bu markaya hizmet eden çok kişi var Efe başta olmak üzere. İki taraflı yani. Mutlu musunuz bu durumdan? Sıkıyor mu? Çok mutluyum. Sıkmıyor. Ben işe iş gibi davranmayı seviyorum. Ben yazan tarafta olduğum için bu taraf çok eğlenceli, çok inişli çıkışlı. Dolayısıyla bu beni ayakta tutan bir şey. Geri kalan kısmı yönetilen idari, iş kısmı. Onlar da beni çok sıkmıyor, çünkü onlar olmazsa bu kadar dik duramayabilirim çünkü. Orada falso olmaması gerekiyor. Çok iyi şarkıcılar var mesela ama şarkısı yoksa ne dinleyeceğim ben ondan? Türkiye’de iyi şarkıcı kim? Çok var Türkiye’de. Tarkan iyi şarkıcı mesela. Aslan gibi şarkıcı işte. İbrahim Tatlıses, Kibariye, Mine Koşan, Kubat çok iyi şarkıcı. Farkındaysanız hep farklı yerlerden. Yıldız Tilbe çok iyi şarkıcı. O kadar Orhan Gencebay dinlememe rağmen ben o şarkıyı ilk Yıldız Tilbe’den duydum. Kenan Doğulu ile çalışırken Bodrum’da bir akşam Yıldız Tilbe geldi ve Kenan davet etti sahneye. Ki gerçekten çok beğenirdim, bir şarkı söyledi sahnede baya dizimin bağı çözüldü o söylerken. Siz de benim gibi küçük yerde doğup büyümüşsünüz. Ben bunun insana çok şey kattığını düşünenlerdenim. Büyük bir şehirde büyüseydim belki buralara gelemezdim.. Kesinlikle çok önemli bir şey. Hep bir adım ilerisini hayal edersiniz ya... Bir de etrafınızda gördüğünüz her şey büyük yerlerde bu seçim zamanında da çok konuştuğumuz şey aslında, alır mı almaz mı falan... Hepimiz birbirimizi doldurduk, hele Twitter’da… Ben bunu konserlerde çok net algılıyorum. Twitter hepimizin hayatında durduğunu düşündüğümüz bir şey ya. O da bizim hayatımızda bir yerde duruyor. Atıyorum Çorum’a konsere gidiyorum. Her konserden sonra kontrol ederim konserle ilgili ne düşünmüşler diye. İnanın bu taraflarda konserle ilgili Twitter’da yorum görüyorum. Ama gittiğim o bölgelerde hiç görmüyorum Twitter’da. Kullanmıyorlar ki. Siz çok düşkün müsünüz Twitter’a? Ben düşkündüm. Ondan da kendimi iteledim. Bir baktım ben okuyacağım iki sayfayı erteliyorum. Böyle kitaplar duruyor başucumda. Ben biraz daha Instagram’a yöneldim. Çok insan takip etmek gerekiyor biraz öyle ama daha temiz bir ortammış gibi geliyor bana... Sosyal medya galiba hayatımızı mahvediyor. Ben de geçen hafta TV fuarı için yurtdışına gittim, dedim ki döndükten sonra evde geceleri bilgisayar açmayacağım, telefondan Twitter’a bakmayacağım daha faydalı şeyler yapacağım. Ama bir yandan da haber kaynağı, ben bir sürü şeyi ilk orada görüyorum.. Geçen doğalgaz patlaması oldu. Evime yakın bir yerdeydi. Hepimiz ilk Twitter’a baktık. Ben koştum hemen internetten CNN Türk’ü açabilir miyiz falan ama hiçbiri vermiyor ki haberi. Zaman kazandırıyor Twitter bize. Herkes muhabir oldu aslında yani. Ama böyle böyle yazılı basın ölecek. Nasıl eskiden kaset vardı CD çıktı kaset öldü, YouTube gibi siteler çıktı şimdi de CD ölüyor yavaş yavaş. Geçen ben İzmir’e gittiğimde babama sordum benim ilk albümün kasedi var mı evde diye. Görmek istedim yani, tekrar elime almak istedim. Babam dedi ki valla yok. İlk albüm çıktığında kaset basmıştık. Çünkü o zaman hâlâ esintisi vardı. Sizin çocukluğunuzda yoktu ama benim çocukluğumda long play vardı. Anne babamın bütün long play’leri bende. Çok severim pikaptan müzik dinlemeyi. Acayip bir ses geliyor bir kere, hiçbir şeye benzemez. Hele ki biraz da plak eskiyse. Babamın plaklarından da biraz izinli aşırdım Ferdi Özbeğenler falan Zeki Mürenler tam yani olması gerektiği gibi. Üç sene sonra nerede olacak peki müzik sektörü? Total olarak dijitale kayacağız, bu belli oldu yani. CD de bulamayacağız, öyle mi? Buluruz, buluruz, üç seneye buluruz. Ama daha uzun vadede yüksek ihtimal daha başka bir şeye dönecek, tamamen dijitale kayacağız. Ben bile bir albümü merak ettiğimde iTunes’da bakıyorum. Çok özellikli bulursam gidip tabii alıyorum CD’sini. Benim de ilk elim artık oraya gidiyor bu çok ilginç bir durum. Ben üzülüyorum da bir yandan, yani nasıl fiziki somut elimizde durmaz ki?T24
Wurst: 'Cinsiyetsiz Bir Dünya Hayali Kuruyorum'
Eurovision'un galibi Avusturyalı trans şarkıcı Conchita Wurst: 'Cinsiyetiniz ve nereli olduğunuz üzerine konuşmak zorunda olmadığımız bir dünya hayali kuruyorum.' Kopenhag Refshaleöen B&W Hallerne'de yapılan yarışmada ‘Rise Like A Phoenix’ adlı şarkısıyla 290 puan alarak 59’uncu Eurovision'un kazanan Avusturya temsilcisi Wurst kazandığına inanmakta zorlandığını söyledi. Sonucun, kendisi açısından rüyasının gerçeğe dönüşmesi, toplum için ise insanların ileriye baktığını gösterdiğini anlatan Wurst, “Yaptıklarımı yapmaya, hayatımı yaşamaya, kendime dürüst olmaya devam edeceğim. Bunu yaparken insanlar bana katılırsa bu dünya harika olacak” diye konuştu. Wurst, Eurovision'un hoşgörü üzerine kurulu bir proje olduğunu söyleyerek “Bu yüzden Eurovision gerçekten katılmak istediğim bir aileydi, kendimi evimde hissettirdi” diye devam etti. Bir gazetecinin, İsrailli trans bir şarkıcının 16 yıl önce kazanmasından sonra yarışmayı kazanan ikinci trans olarak neler hissettiğini sorması üzerine Wurst, 'Cinsiyetiniz ve nereli olduğunuz üzerine konuşmak zorunda olmadığımız bir dünya hayali kuruyorum” yanıtını verdi. Yarışmada Ukrayna'ya 10, Rusya'ya 12 puan veren Azerbaycan yuhalanırken, Avusturya'dan oylama sonucu bildirmek üzere yayına bağlanan kadın sunucunun takma sakal ve bıyığı izleyicileri güldürdü. Öte yandan Avusturya’ya Eurovision tarihinde 48 yıl sonra ikinci kez birincilik getiren 25 yaşındaki Wurst’un yarışmadan çıkarılması için imza kampanyaları yapılan ülkelerden Rusya’da, Başbakan Yardımcısı Dmitry Rogozin, “Bu sonuç Avrupa ’yla entegrasyondan yana olanlara Avrupa’nın geleceğini gösterdi: Sakallı bir kız” diye tweet atarken, en sert tepki ise aşırı sağcı lider Vladimir Jirinovski’den geldi. Liberal Demokrat Parti lideri Jirinovski, “Bu Avrupa’nın sonudur. Avrupa’da artık erkek ya da kadın yok. ‘O’ var... Sovyet ordusu 50 yıl önce Avusturya’yı işgal etti. Avusturya’yı özgür bırakmakla hata yapmışız. Orada kalmalıydık” dedi.Demokrathaber