Hamas Haberleri

Hamas ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Hamas ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Gazze'de Balıkçı Ağına Takılan Apollo Heykeli Kayıplara Karıştı
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe
'Gencecik Kızlarımıza Sıkmabaş, Sevgi Dolu Gençlerimize Çapulcu Dedirtmem'
Seçim bildirgesini okuyan muhalefetin ortak Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu , “Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem” dedi. İhsanoğlu, “28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim” diye konuştu. Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim bildirgesini okuyor. İhsanoğlu konuşmasına, tıpkı Başbakan Tayyip Erdoğan gibi duayla başladı. İhsanoğlu, “Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin” dedi. Ekmeleddin İhsanoğu, kampanyası boyunca kullanacağı seçim bildirgesini açıklarken şunları söyledi: Cumhuriyetimizin en kritik dönemlerinden birinde, cumhurbaşkanının ilk kez vatandaşların oylarıyla belirleneceği bu dönemde, Türkiye’nin 12’nci cumhurbaşkanı adayı olarak huzurunuzdayım. Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlıyorum, hamd olsun, Allah’ımıza hamd olsun, o özünde merhametli işinde merhametli. Rabbimiz yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım isteriz. Nimet verdiklerinin yoluna gazaba uğrayanların ve sapanların yoluna değil, doğru yola. Amin. Bu çok hassas dönemde seçime giderken, ülkemizin içeride huzurunu korumaya, komşularıyla ihtilaflarını çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ey azizler diye hitap etmek istiyorum. Erzurumlu İbrahim Hakkı dostlarına şu şekilde seslenirdi “Ey aziz, ey azizler” çok hassas dönemden geçiyoruz. Daha fazla huzura ihtiyacımız var. Ben MHP, CHP dahil, AKP, HDP, BBP seçmenlerinin, tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayıyım. Hiçbir partiye diğer partilerden daha yakın veya uzak değilim. Her partide namusuyla çalışan bürokrat teknokrat var. Benim tüm ülkede, sevdiğim saydığım milletim vardır. Sevgili ey azizler, elimde bir avuç tohum var. Bu tohumları ekmek istiyorum. Sevmek istiyorum. Sevgi ekeyim ki sevgi filizlensin. İnsanlarımız kavga etmesin. 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarımıza sıkmabaş diye bağıranlar vardı. Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum, makamım elimden alındı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden almasına izin veremezdim. Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem. Ali İsmail Korkmaz da onlardan biriydi. Onun da tüm kaybettiğimiz canların da ruhu şad olsun. Elbette her yerde her zaman bu gibi demokratik gösterileri suiistimal etmeye çalışan gruplar olacaktır. Şurada 1000 kişi toplansa, önce su satan esnaf, sonra polis, sonra o küçük gruplar. Devletin görevi sapla samanı ayırmaktır. Bu ülkeyi üçe beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetemez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor içmiyor büyütüyor. Gençlerimiz çok kıymetli, tüm gençlerimiz hepsi çok kıymetli. Edirne’deki evlatlarımız çok kıymetli, Hakkari’deki evlatlarımız da çok kuvvetli. Kadınlarımız da çok kuvvetli. Ama ne yazık ki kadınlarımız ne siyasette ne de istihdamda hak ettikleri noktalara gelebilmişlerdir. Çocuk gelinlerde dünya üçüncüsüyüz. Cinayetlerde de üst sıradayız. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye hayal ediyorum. Ey azizler, saygı. Ekeceğimiz diğer tohum saygıdır. Üslüpta saygı. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü vermek, yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infazları görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. düşünceler kamplaşıyor. Saygısızlık tarafların hepsini üzer, zarar verir. Bu sebeple, cumhurbaşkanı seçilirsem derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri saygı çerçevesinde iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin, hukuka herkes güvensin, hiç kimse adaletten üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı görüşlere sahip olanlara saygılı olmak. Hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için bu tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Saygı ekmek için verin elinizi. Ey azizler. Dirlik. Ekeceğimiz diğer tohum da dirlik. Ne demek dirlik? Dirlik bir insanın sağlığı, huzuru, güveni demektir. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir. Oysa çoğumuz borçluyuz. Hem devlet hem millet boçlu. Zenginin borcu olabilir, ama onun çocuklarının eğitimi aksamaz, sofrada bal kaymak eksik olmaz. Ya fakirin borcu? Bak pahalı arabaya, zengin çok görünür fakir az görünür. Ödenemez biçimde kredi kartı borcu içinde. Bu borcu ödemek için vatandaşlarımız yemelerinden içmelerinden kesiyorlar. Köylü memur esnaf işçi işsiz, nereye gitsem duyduğum tek şey bu faizli borçlu halidir. Diyeceksiniz ki cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir. Evet icra yetkisi yoktur ama icrayla el ele vererek, çağrı yaparak, yetkisini ve pozisyonunu kullanarak yol gösterir. Cumhurbaşkanları yol yapmaz ama yol gösterir. Türkiye’nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. AK Partilisi, CHP’lisi, HDP’lisi el ele verirse, bu sosyal yaraya çözüm üretiriz. Hür düşünce olmazsa, Amerika’nın akıllı telefonuna Güney Kore rakip olamaz. Eğitimde, sanatta her alanda sonsuz hürriyet. Hürriyet, demokraside şarttır. Hürriyet olmazsa demokrasi olmaz, demokrasi olmazsa hürriyet olmaz. Bu hürriyet havasını keserseniz o ülke nefessiz kalır. Şu tabloda görüyorsunuz. Türkiye’de 2000 yılında dünyanın 18’nci ülkesi. 2014’de 19’ncü ülkesi. 14 yılda geldiğimiz yer burasıdır. Yani gerilemiş, gelirimiz artmış mı artmış, ama herkesin geliri artmış. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Ve potansiyelimiz büyüktür. Bu gençler kahve köşelerinde ömür tüketiyorlar. Gençlerin aklını fikrini bilime, sanayiye kanalize etmeliyiz. Bunun sonunda ne oluyor, işte bu tablolar çıkıyor. Dünyanın gittiği yer patenttir, bilimdir, matematiktir. Bunlara dikkat etmezsek, düne göre iyi oluruz belki ama rakiplerimize göre iyi olur muyuz esas soru bu. Biz şimdiye kadar tek bir Nobel kazandık, o da Orhan Pamuk sayesinde. Bilimde, tıpta, fizikte, kimyada Nobel kazanmadık. Bizimle yarışa, bizden sonra kalkan ülkeler bunu başardı. Ben size Hindistan’dan Çin’den bahsetmeyeceğim. Mısır’dan Pakistan’dan bahsedeceğim. 80’li yıllarda Pakistan’dan fizik ödülü almıştır. 15 yıl önce Mısır’dan bir kimyager ödül almıştır. Türkiye bu hedefe ulaşması için çalışması lazım. Daha fazla destek ve toplumda huzur. Diyorum ki dirlik ekmek için verin elinizi. Tarlamız büyük ve bereketli, tıpkı ülkemiz gibi. Ey azizler, son tohum sevgi saygı ve dirlikten sonra, birlik tohumudur. Birlikte yaşama kültürüne herkesten daha fazla sahip bir milletiz. Yıllardır ortak acılarımız devam ediyor. Suriye’de yaşanan trajedi, Soma’da aç gözlü kapitalist anlayışın faturasına, rehin alınan vatandaşlarımıza, ölen her bir cana ortak olarak üzülüyoruz. Ama çok uzun zamandır hep birlikte sevinemiyoruz, sevinmeyen bir ülke ülke olma vasfını yitirmeye başlar. Barajlarımız, tüp geçitlerimiz, yollarımız hepimizin vergisiyle yapılıyor. Ama bunun için bile ortak bir sevincimiz olmuyor. Bu konuda bile bir ikilik, yarış, 70 sene önceki ülkelerle anlamsız kıyaslamalar arasında kaybolup gidiyor sevinçlerimiz. Dış dünyaya gelince, Atatürk’ün sözünü her yere yazıyoruz “Yurtta sulh cihanda sulh” diyoruz. uygulamada ne kadar başarılı oluyoruz Atatürk şu anda yaşasaydı ne yapardı? Atatürk en akılcı çözümleri üreten bir liderdir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Şu anda yaşasaydı, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar’da barış ve refah için temelini atmıştı. Filistinli çocuğun attığı tweet, New York’taki Yahudi genci ağlatıyıor. Bir saniyede olup bitiveriyor. Bizim teknik üniversitelerimiz var, aydın modern milyonlarca gencimiz var. Şirketlerimiz çevre ülkelerinde büyük başarılara imza atmışlardır. O halde, paylaşamadığımız nedir? Bu koca coğrafyada değil mezhep milliyet savaşlarıyla despotluk kibir mi üretecek? Yoksa laik demokratik bir biçimde el ele vereceğiz? Barış mı kazanacak savaş mı kazanacak? Birlik mi kazanacak ayrışma mı? Ben birlikten yanayım. Neredeyse bir ay sonra Türkiye önemli bir seçim yapacak, ama bizim elimizde bu masraflı seçimi finanse edecek imkanlar yok. Bir rakibimiz hem iktidar olmanın getirdiği avantajla, hem de başbakanlığın imkanlarıyla bolluk içerisinde bir kampanya yapabilecek. Bazı kanallarda aman Ekmel Bey’i aciz gösterin, dili sürçer ise bunu abartın, iyi bir söz söylerse görmezden gelin, onu örtünüz gibi dolaşıyor. Gizlisi saklısı yok, iftiranın biri bin para. Güvendiğim tek şey var, Türk milletinin derin sağ duyusu. Türk milleti tarih boyunca bunu göstermiştir. Güzel milletime bir çift sözüm var. Aziz kardeşlerim, ey azizler, korkmayınız, Türkiye’de istikrarı sarsacak hiçbir şey yapmayacağım. AK Parti dahil bütün partilerle el ele vereceğim. Ekmek için… Ne demek ekmek için? Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. bunun başında kitap gelir. Biz kitap diye Kuran-ı Kerim'e deriz. Bir başka kutsalımız var, bayrağımızdır. Bayrağımız bizim canımızdır, kanımızdır. Bu devletin tapu senedidir. Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek bizim için çok kutsal bir kavramdır. Ekmek fırından aldığımız ekmek, Ekmek tüten ocak demektir, ekmek alın teri demektir. Şerefimiz namusumuz demektir. Kitabımıza bayrağımıza ekmeğimize sahip çıkalım. Ben Mehmet Akif Ersoy’un dergahında büyümüş bir gurbetçi çocuğuyum. Taksicisi simitçisi garsonu mevsimlik işçisi hepimizin derdi ekmek. Suriye’nin ekmeği elinden alındı. Sokaklarda perişan biçimde. O kadar zulüm mazlum gördüm ki, en zor şartlarda ara buluculuk yaptım. Filistin’de devlet nişanı alan ilk ve tek Türk benim. 20 bin yetimin kefaletini, Gazze’de Somali’de İslam dünyasının bir çok yerinde, aç susuz kalmış insana, bebeğe, karnını doyurmasına sebep oldum. Yüz binlerce insanın hayatta kalmasına sebep oldum. Çoluğunun çocuğunun mürvetini görmek herkesin hakkı. Torun sevmek herkesin hakkı. Sadece sevgi ekelim, saygı ekelim, nezaket ekelim ki, bu topraklar nice Yunus’lara Nazım’lara Akif’lere vatan olsun. Çünkü ne ekersek onu biçeriz. Güzellikleri ekmek için Türkiyemizin emrindeyim. Allah bu millete devlete zeval vermemesi niyazıyla, hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım. Anadolu Ajansı Aydın ziyaretiniz sırasında, Irak Filistin olayları için Türkiye’nin taraf olmaması gerektiğini ifade etmiştiniz. Bu açıklamanıza eleştiriler yöneltildi. Şu anda İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Hayatını kaybedenlerin sayısı 75’i buldu. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz? İstanbul’da Türk Sol’u dergisiyle pozunuz çıkmıştı. Bu dergi daha önce sloganlarla gündeme gelmişti. Görüşünüz nedir? Birinci olarak, taraf tutmaması meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var. O bakımdan bunu herhalde bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Arife Bağdat tarif edilmez. İkinci mesele, Filistinle ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur. 2006 Aralık ayında, Hamas ile Fetih arasındaki ilk ateşkesi ben sağladım. Bunu uzun boylu, mekik diplomasisi icra ederek, Ramallah’da Abbas ile, Gazze’de başbakan ile, Şam’da Hamas lideriyle beraber, o üç merkez arasında mekik dokuyarak, sessizce giderek en sonunda aralık ayının sonuna doğru ateşkes sağladık. Birbirlerini öldürüyorlardı. Bu hamas ile fetih arasındaki ilk ateşkes sayesinde, milli mutabakat hükümetinin kurulması çalışıldı. Hükümetin kuruluş merasimine filistin dışından davet edilen tek kişi bu kardeşiniz olmuştur. Sonra, çalışmalarımız devam etmiştir. Bunlardan bazıları Gazze’ye yapılan saldırılar. Hava saldırıları, karayolundan saldırılar. Biz burada teşkilatımızın karar organlarını davet ettik. BM Güvenlik konseyi kilitlenmişti 2006’da Lübnan’ın güneyinde yapılan saldırılar neticesinde. Biz baskı yaparak güvenlik konseyinin toplanmasını sağladık ve bir ateşkes kararı çıktı. Biz Gazze’ye sayısız defalarca gittim ben. Orada çok büyük sayıda insani yardım, sağlık, barınma gıda icraaları. Bir kalp nakli, kornea nakli yapıldı ilk olarak. Bizim her yerden götürdüğümüz yardımlar sayesinde oldu. Biraz önce gördüğünüz o yaşlı hanımla olan bir fotoğraf vardı, bu Abdurabbu ailesinden 4-5 katlı evi yıkılmış bir hanımın eviydi. Ben o kadıncağızı teselli ediyordum. 77 senesinde İsrail’in gaddarca saldırı neticesinde daha önceki evleri yıkılıyor, kocası öldürülüyor. Bu sefer çocukları öldürülüyor, bütün mal mülk kaybediyor. Ben o kadıncağızı çadırında ziyaret ettim. Ona ve etrafındakilere yardım götürdüm. Daha sonra Kudüs’le ilgili olarak teşkilatımızın tarihinde ilk defa stratejik bir plan yaptık. Kudüslüler eşit vatandaşlık hakkına, insan haklarının tatminine yönelik imkanları yok, işgal altında. Kendi vatanlarında evlerinde yabancı olarak muamele görüyorlar. 60 seneden beri mektep bakımından, hastane bakımındna, ev barınma ihtiyacı bakımından sıkıntı içerisinde. Çünkü işgal kuvvetleri müsaade etmiyor. Biz barınma eğitim sağlık ihtİyacını gidermek için Kudüslülerle beraber, belediye reisi, valisi, filistinle beraber, islam kalkınma bankasını devreye sokarak, bir Kudüs kurtarma planı yaptık. Ben bunu devlet zirvelerine götürdüm ve bunlar kabul edildi, uygulanıyor şimdi. Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır. UNESCO’ya tam üyelik olmuştur. Filistin devleti BM’nin bir alt organında tam üye oluyor. Güvenlik konseyinde, Filistin’in tam üye olması mümkün değildi, o zaman gözlemci üye olması lazım. Güvenlik konseyi bildiğiniz sebeplerden dolayı evet demiyordu. Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez. Murat Yetkin / Hürriyet Daily News Atatürk’teki yurtta sulh cihanda sulh sözünün gereğinin yapılmaması gerektiğini söylediniz. Bugün kü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ey azizler dediniz, Bunlar monşer sözüne atıfla mı söylendi? Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacaktır. Mümtazer Türköne / Zaman Temsili demokrasinin vazgeçilmez şartı seçimler. Siz kampanyanızı yeni başlattınız. Sanıyorum bir ay zarfında,seçimin adil şartlarda yapılması meselesi olacak. Sonuçlar üzerinde belki de bir şaibe oluşturacak. Bu itirazlarınız doğrultusunda neler yapmayı planlıyorsunuz? Dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçimi iki ayda yapılmaz. ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki devlet para vermesin. E peki, birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş. Bugün gazetelerde gördüm. TRT sayın başbakanımıza, 553 dakika tahsis etmiş. Bu abdı acizlerine, bu adaya ve Selahattin beye de üç dakika falan lütfetmiş. Bu milletin gözünden kaçmıyor. Birinci sırada oturanlar hatırlar, üçüncü dördüncü sıradakiler hatırlamazlar. 80’li yıllarda, o devrin muktedirleri, apoletli olanlar, oturdular masa başında siyasi rejim kurdular. Dediler ki Turgut Sunal paşayı sağ partinin başı yapalım, bizim Necdet paşa iyi adamdır onu da sol başkanı yapalım. Rahmetli Turgut Özal çıktı ve buna meydan okudu. Biz de milletin desteğiyle bu seçimi kazanacağız. Abbas Güçlü / Milliyet Eğitime bilime gençlere yönelik vurgular yaptınız. Siyasetçilerden bu kadar çok vurguyu göremiyorduk. Öğretmenler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sözlerinin cumhurbaşkanlığı seçimleri için mi geçerli? Hizmet aşkınız devam edecek mi? Kazanamazsanız bu söyledikleriniz rafa mı kalkacak? Şimdi tabi bilim ve teknoloji konusunda benim görüşlerim bir yerde inançlarımdır. Ben fen fakültesinde yetişmiş, doktora sonrasını hep kimyada yapmış bir insanım. Onun için bilimle ilgili ilgim çok yakındadır ve teknik seviyededir. Ben bizim ülkemizin geleceğini ilmi araştırmalarda, yani biz şimdi ilmi araştırma seviyesinde ikinci ligdeyiz. Bu 20 seneden beri bu şekilde. Biz 2023’e hedef koyduk. İlk on ekonomi arasına girmek. Hepimizin çalışmamız lazım. Ama aynı şeyi bilim konusunda araştırma geliştirme konusunda aynı şeyi yapmamız lazım. İkinci ligde birinci lige girmemiz lazım. Siz ileri teknoloji kullanırsanız ve yeni teknolojileri keşfederseniz katma değeriniz yüksek olur. O yüzden ekonomiyle bilim ve teknoloji arasındaki karşılıklı etkileşim çok önemli. Mevkiim ne olursa olsun ona inanacağım. Ezgi Başaran / Radikal Herkesin aday olduğunu söylüyorsunuz. Kürt sorununda nerede durduğunuzu öğrenmek istiyorum. Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz? Prensipte Abdullah Öcalan ile görüşülmesine ne dersiniz? Kürt meselesi bizim en hassas, mühim meselemizdir. Barış elbette barış. Savaş elbette hayır. Ve barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Sosyal hayatlarımız örf adetlerimiz yemeklerimiz her şeyimiz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. ama dil farkı var. o dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye çalışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. İnsanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz. Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım. Halk oylamasıyla seçilecek cumhurbaşkanının bir elinde anayasa bir elinde halktan aldığı güçle hükümete destek verebilir, bu yolları açabilir. Ayrıntılar geliyor...T24
Gazze'de Neler Oluyor?
Gazze 363 km2 nüfusuyla tüm Filistin topraklarının % 1.28'ini oluşturuyor. 950 bin insanın yaşadığı bu bölgede km2 başına 2617 kişi düşüyor ve nüfusun yaklaşık üçte ikisi mülteci kamplarında ikamet ediyor. Bu insanlar genellikle İsrail'in 1948'de işgal etmiş olduğu topraklardan göç etmiş olan Filistinliler ve onların çocukları.
İsrail Sahilde Oynayan Filistinli Çocukları Vurdu
İsrail, Gazze sahilinde oyun oynayan çocukları hedef aldı. Savaş gemisinden fırlatılan füzelere hedef olan Ahed Atef Bakr (10), Zekeriya Ahed Bakr (10), Muhammed Ramez Bakr (9) ve İsmail Muhammed Bakr (11) adlı çocuklar hayatlarını kaybetti. 10 gündür devam eden saldırılarda ölenlerin sayısı 220'yi aştı...
Dosya: 15 Soruda İsrail - Gazze Saldırısı
Birçok Filistinli, üzerlerine yağan bombaların dehşetiyle çocuklarını alıp sığınacak yer aradıkları günleri hafızalarından silemedikleri gibi, tarihin tekerrürden ibaret olduğu tezini kanıtlarcasına bu gün de başlarına gelen aynı trajediyi de asla unutmayacak. İsrail 'Hamas sivilleri hedef alıyor, biz ise sivillere olabilecek en az hasarı vermek için uğraşıyoruz' diyebilir. Ancak dünyanın her yerinde haberleri izleyenlerin gördüğü acı çeken Gazzeli masum sivillerin görüntüleri, İsrail'in bu iddiasının doğruluğu konusunda insanların daha net fikir sahibi olmalarına yardımcı oluyor. Ancak asıl sorun şu ki çözümün kolay bir yolu da yok gibi görünüyor.
İsrail'in Gazze'ye Yaptığı 10 Operasyon
360 km2'lik bir alandan ibaret olan Gazze, batıda Akdeniz, güneyde Mısır ve diğer yönlerde İsrail ile çevrili .  2014 verilerine göre 1 milyon 816 bin 379 kişinin yaşadığı Gazze'nin yüzde 44,7'si 0-14 yaş aralığında ve yüzde 98'i Müslüman. Maruz kaldığı blokaj yüzünden temel sağlık ve gıda maddelerine erişimi kısıtlı olan Gazze, İnsani Yoksulluk Endeksi'ne göre dünyanın en yoksul 24. ülkesi konumundayken, dünyada en fazla çocuk ölümünün gözlendiği bölgelerden de bir tanesi. 6 ile 59 ay arasında yaşları değişen her beş çocuktan birinin kronik yetersiz beslenme ile karşı karşıya olduğu Gazze'de yaşayan her 2 kadın ve çocuktan bir tanesi de anemi ile hastası.Filistinli otoriterilere göre Gazze'ye gelen medikal yardım malzemelerinin ve ilaçların çoğunun süresi geçmiş durumda ve hastaneler yetersiz.  Gazze ekonomisi de uygulanan abluka yüzünden ağır bir durumda. 2014 yılında yayınlanan bir Avrupa Birliği raporuna göre: 'Bugün Gazze toplumu ve ekonomisi insani bir krizle karşı karşıya. Günde 16 saate varan elektrik kesintileri yüzünden kanalizasyon ve su sistemleri çalışmıyor, temiz su kaynaklarına erişim kısıtlı, tıbbi malzemelere ulaşılamıyor, yapı malzemelerinin yoksunluğu çekiliyor. İşsizlik ve fiyatların arttığı Gazze'de gıda kaynaklarına erişim de risk altında.'
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
İsrail bir kez daha ‘rıza’ nın olmadığı yerde ‘zor’ un işleyeceğini sanarak Hamas’ı ezip sorunu çözmeyi umuyor. Bu uğurda, bir kez daha insanlık suçu işlemeyi göze alıyor… Oysa, izledikleri siyaset ne kadar tartışmalı olursa olsun, toplumların benimsediği, kurtuluş olarak gördüğü, direniş hareketi olarak benimsediği hiçbir güç zor kullanılarak yok edilemez. Filistin direnişi ve şimdilerde onu temsil eden Hamas, tam da böylesi bir olgu. Uluslararası toplumun ‘her ülkenin güvenliğini savunma hakkı’ diye, Gazze harekatını meşru görmesi bu gerçeği değiştirmiyor. ‘Filistin meselesi’ bu nedenle çözülmek bir yana gittikçe sarpa sarıyor. Bu körlük nihayetinde İsrail’in varlığını pekiştirmek yerine, meşruiyetini giderek zaafa uğratıyor. Bu haliyle İsrail, geleceği olmayan bir savaş ve kavga ülkesi.
Birleşmiş Milletler'den Hamas'a Kınama
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon Hamas'ın roket saldırılarını kınadıklarını açıkladı. Ban Ki-Moon, 'Filistin'in saldırıları durdurmalarını ve İsrail'i tanımalarını istiyorum' dedi. Gazze'de 100'ü çocuk, 583 Filistinli hayatını kaybederken binlerce kişi de yaralandı. Filistin'in İsrail'e yaptığı saldırılarda ise 27 kişi hayatını kaybetti.BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, “Hamas'ın roket saldırılarını kınıyoruz, son verilmeli. Her iki taraf da acılar yaşıyor. Benim iki tarafa da çağrım var; Bu savaşı durdurun ve konuşmaya başlayın. Ben tamamiyle İsrail'in kendini savunma hakkını doğru buluyorum. Filistin'in saldırıları durdurmalarını ve İsrail'i tanımalarını istiyorum” dedi. Ban Ki-Moon'dan sonra konuşan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, “Uluslararası toplumlar bilmelidir ki, bu saldırıların sorumlusu Hamas'tır. Hamas ateşkes teklifimizi defalarca reddetti” dedi. Netanyahu, “Hamas, El-Kaide gibidir ve buna göre değerlendirilmelidir” diye ekledi. Ban, Filistin Başbakanı Rami el-Hamdallah'la ortak basın toplantısı düzenleyen Ban, 'Ateşkes yapılması, sivillerin ve haklarının korunması için baskı yapılması gerektiğini düşünüyorum. Savaşın devam etmesi halinde ölenlerin sayısı artacak' dedi. Katar'da Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'la yoğun görüşmeler yürüttüklerini ifade eden Ban, 'İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Katar yetkilileriyle de görüşeceğiz. Şiddet döneminin sona ermesinin ve Filistin halkının da diğer halklar gibi yaşamasının vakti geldi. Ateşkes yapılması sonrasında sorunun kökenine inilmesi gerekiyor. Filistin halkı siyasi ve ekonomik istikrar içinde yaşamalı, ulaşım ve seyahatlara izin verilmeli' diye konuştu. Ban, 'Gazze'de öldürülen çocukları görmek kalbimi kanatıyor. Durum tahmin edilenden daha kötü. Ramallah'tan BM Güvenlik Konseyi'ne durumu bildirdim. Filistin'in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur da tanık olduğu etkili bir olayı anlattı. Ölenlerin isimlerini tek tek okudu. Öldürülen masumlar için hüzün duydum' ifadesini kullandı. 'Yerleşimcilerin şiddeti, endişe kaynağımızdır' Milli mutabakat hükümetindeki bakanları sorumluluk almaya çağıran Ban, 'Az önce Gazze'deki bakanları dinledim. Buradaki durum zor. Bu şartlarda hükümet çalışmalarını sürdüren Başbakan Hamdallah'ı tebrik ediyorum' diye konuştu. Yerleşim birimi inşasına değinen Ban, 'Yerleşimcilerin şiddeti, endişe kaynağımızdır. Yerleşim birimi inşası, siyasi çözüm gerçekleştirmemizi zorlaştırıyor. Yerleşim birimleri, uluslararası kanunlara aykırıdır' dedi. Öte yandan Filistin Başbakanı Hamdallah, 'İşgalci İsrail hükümeti, Gazze'ye düşmanca saldırılarına devam ediyor. Halkımızın özgürce ve onurlu bir şekilde yaşamaya, kendi geleceğini inşa etmeye hakkı var. Ancak işgalci İsrail, bize karşı tehditlerine devam ediyor' yorumunda bulundu. İsrail'in Filistinlileri öldürdüğünü, gözaltına aldığını, tutukladığını, Filistin topraklarında askeri kontrol noktaları kurduğunu dile getiren Hamdallah, Filistin halkının himaye edilmesini talep etti. Hamdallah, İsrail'in savaş suçlarını soruşturmak üzere uluslararası bir kurul oluşturulmasını, suçlularının uluslararası adalete sevk edilmesini istedi. Görevini yerine getirme konusunda uluslararası çevrelerce Filistin hükümetine destek olunmasını talep eden Hamdallah, Gazze'de İsrail'in saldırılarında zarar görenlere yardım edilmesi çağrısında bulundu. Ban'ın Gazze ziyareti kabul edilmedi Öte yandan, Hamas'ın Resmi Sözcüsü Sami Ebu Zuhri, yaptığı açıklamada, Hamas'ın teklifi üzerine Gazze Şeridi'ni ziyaret etmeyi kabul eden BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un bu isteğinin, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu tarafından reddedildiğini bildirdi.CNN Türk
Erdoğan: 'Ey Amerika, Ne Oldu?'
Parti grubunda İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına değinen Başbakan Erdoğan 'Çocuk katilleri de sessiz duranlar da bunun bedelini öderler ve ödeyeceklerdir' dedi. Partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Soma'da yaşamını yitiren maden işçilerinin ailelerine yönelik yapılan düzenlemeler hakkında bilgiler vererek sözlerine başladı. Soma'daki madenci aileleri için toplanan yardım miktarını da açıklayan Erdoğan 'Bugün bu kararımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Nakit yardım hesaplarında toplanan 46,5 milyon lirayı hayatını kaybeden 301 işçimizin ailelerine 154’bin 450’şer lira olarak paylaştırıyoruz. Yani yakınlarını kaybeden her bir aileye 154 bin 450 lira ödeme yapacağız. Ailelerine kendi barınma ihtiyaçları için, sabit gelir kaynağı oluşturmak üzere, toplam 2’şer adet konut yaptırılacak. Camisi, okulu, parkı bulunan siteler şeklinde tasarlanıyor. Konutlar Doğuş holging tarafından inşa edilirken, Gaziantep sanayi odası TOKİ tarafından yapılacak' dedi. İSRAİL'E ÇOK SERT MESAJLAR İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları hakkında ser açıklamalarda bulunan Erdoğan 'Bizim dışımızda bir tek ülke çıkıp buna dur diyemiyor. Hiçbir zulüm ebedi değildir. Zalim er ya da geç zulmünün bedelini ödemiştir. Filistin'de 1948'den beri devam eden sistemli zulüm ve soykırım girişimi emin olun hesapsız kalmayacak. Bedeli er ya da geç ödenecek. O çocukların melekleri ağlatan feyatları karşılıksız kalmayacak. Çocuk katilleri de sessiz duranlar da bunun bedelini öderler ve ödeyeceklerdir' ifadelerini kullandı. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları; Bu yıl da çok önemli yasalar için Meclis’i açık tutmaya devam ediyoruz. Geçen hafta terörün sonlandırılmasına dair kanunu çıkararak çözüm süreci yolunda ileri bir safhaya geçtik. İnşallah bu hafta ve önümüzdeki hafta yoğun şekilde çalışarak Ramazan Bayramı öncesinde kanun tasarısını çıkaracak ardında Meclisi tatile çıkarmış olacağız. Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizin yakını için getirilen düzenlemedir. SGK'YA OLAN HER TÜRLÜ BORÇLARINI SİLİYORUZ Soma’da elim maden kazasının ardından devletimiz imkanlarını seferber etti. Milletimiz örnek bir dayanışma sergiledi. Şu an itibariyle 301 madencimizden 234’ünün yakınlarına aylık Bağlama işlemleri SGK tarafından tamamlanmış durumda. 67 madencimizin yakınları mevcut yasadand olayı bundan yararlanamıyordu, şimdi aylık Bağlama imkanı getiriyoruz. Bu tasarıyla madenci şehitlerimizin SGK’ya olan her türlü borçlarını siliyoruz. Ölüm aylığı için gerekli olan 5 yıl sigortalılık ve 900 gün prim ödeme şartını kaldırıyoruz. Anne ve babalar için muhtaçlık kriterini de kaldırıyoruz. Şehit madencilerinin bir yakınının kamuda istihdamını sağlıyoruz. Kazanın meydana geldiği işletmede şehit olan 301 madencimizin 630 yakınına ve o işletmenin sigortalısı oplan 2640 madencimize 6 ay boyunca net ücretleri kadar ücret, bu hafta içinde İŞKUR tarafından ödenmeye başlanacak. MADENCİLERİMİZ İÇİN EMEKLİLİK YAŞI 50 Eynes Atabacası ve Işıklar Maden işçilerinde çalışan madencilerimize üç ay boyunca işletmenin ödeyemediği işleri İŞKUR tarafından ödenecektir. Bu tasarıyla madende çalışan kardeşlerimiz için önemli düzenlemeler getiriyoruz. Madencilerimize asgari ücretin iki katından az ücret ödenemeyecek. Yer altında çalışmadıkları resmi tatil, hafta tatili, izin ile yıpranma payı veriyoruz. Madencilerimiz için 55 olan emeklilik yaşını 50’ye düşürüyoruz. Böylece madencilerimiz yıpranmayla birlikte 43 yaşında emekli olabilme imkanına kavuşuyor. MADEN İŞÇİLERİNE FAZLA ÇALIŞMA YAPTIRILIRSA.. Maden işçilerimize fazla çalışma yapılamayacak. Fazla çalışma yaptırılırsa mesai ücretleri yüzde yüz artırılarak ödenecek. Yıllık ücretli izin sürelerini de 4’er gün artırıyoruz. Milletçe hepimizi hüzne boğan 301 işçi kardeşimizin hayatını kaybettiği Soma maden faciasının üzerinden iki ay gibi bir süre geçti. İnsanımızın hayır severliği sayesinde yardım hesabında toplanan miktar 46,5 milyon liraya ulaşmış bulunuyor. Nakdi yardımlar içerisinde 16,8 milyon liralık yardım miktarıyla en büyük katkıyı yapan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne teşekkür ediyorum. Birer konut bağışlayan Doğuş holging’e, ikinci bir konut bağışlayan Gaziantep organize sanayi odasına teşekkür ediyorum. bu madenci kardeşlerimiz 434 evlat bıraktılar. Eğitim çağıdna olan, yeni doğanlar da dahil 389 çocuğumuz ve gencimiz bulunuyor. Eğitim hayatları boyunca burs sağlama vaadinde bulunan vakıflara teşekkür etmek istiyorum. SOMA'LI AİLELERE 154 BİN 450'ŞER LİRA... Yardımların nasıl değerlendirileceği konusunu da dün karara bağladık. Bugün bu kararımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Nakit yardım hesaplarında toplanan 46,5 milyon lirayı. Hayatını kaybeden 301 işçimizin ailelerine 154’bin 450’şer lira olarak paylaştırıyoruz. Yani yakınlarını kaybeden her bir aileye 154 bin 450 lira ödeme yapacağız. Ailelerine kendi barınma ihtiyaçları için, sabit gelir kaynağı oluşturmak üzere, toplam 2’şer adet konut yaptırılacak. Camisi, okulu, parkı bulunan siteler şeklinde tasarlanıyor. Konutlar Doğuş holging tarafından inşa edilirken, Gaziantep sanayi odası TOKİ tarafından yapılacak. Eğitim hayatları boyunca MEB koordinasyonunda vakıf ve derneklerimiz tarafından burs sağlanacak. Gençlik ve spor bakanlığımız, bu çocuklarımıza burs ve yurt konusunda öncelik tanıyacak. Yardım kampanyamızı sonlandırdığımızı ifade etmek istiyorum. SOMALI AİLELER İÇİN TOPLANAN YARDIM MİKTARI Yardımların nasıl değerlendirileceği konusunu da dün karara bağladık. Bugün bu kararımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. Nakit yardım hesaplarında toplanan 46,5 milyon lirayı hayatını kaybeden 301 işçimizin ailelerine 154’bin 450’şer lira olarak paylaştırıyoruz. Yani yakınlarını kaybeden her bir aileye 154 bin 450 lira ödeme yapacağız. Ailelerine kendi barınma ihtiyaçları için, sabit gelir kaynağı oluşturmak üzere, toplam 2’şer adet konut yaptırılacak. Camisi, okulu, parkı bulunan siteler şeklinde tasarlanıyor. Konutlar Doğuş holging tarafından inşa edilirken, Gaziantep sanayi odası TOKİ tarafından yapılacak. Eğitim hayatları boyunca MEB koordinasyonunda vakıf ve derneklerimiz tarafından burs sağlanacak. Gençlik ve spor bakanlığımız, bu çocuklarımıza burs ve yurt konusunda öncelik tanıyacak. Yardım kampanyamızı sonlandırdığımızı ifade etmek istiyorum. BİZ MONŞERLİKTEN GELMEDİK Çok değerli misafirler Meclis ve hükümet çalışmalarımız devam ederken, cumhurbaşkanlığı için mitinglerimizi de sürdürüyoruz. Diğer adaylardan biri, bizim iftarlarımız çok lüks şekilde yapılıyor gibi bir iftira. Çünkü kılavuzu karga olanın malum hali. İşte Bursa’da çok lüks iftar yapılmış gibi. Bizim iftarlarımızı görmek istiyorsan, şöyle bir araştırırsın sorarsın. Siyaset biraz öyle duyma haberlerle olmuyor. Biz bu işlere çok alışmışız. Biz monşerlikten gelmedik, bizim böyle bir halkımız var. bunları öğreneceksin. Biz hayatı böyle yaşadık, böyle yaşıyoruz, böyle yaşamaktan da hiçbir zaman kaçınmadık. Bu tür doğru olmayan ifadeleri kullanmak, şu anda teşebbüs ettiğin o yolculuğa yakışmaz. O noktada dürüst olmak ideal olanıdır. EŞİT ŞARTLARDA BİR YARIŞIN İÇİNDE DEĞİLİZ Bayrama kadar her gün bir miting, bayramın ardından her gün iki mitingle bu süreci tamamlamış olacağız. Yaz sıcağına rağmen, ramazan olmasına rağmen, halkımızın mitinglere büyük katılım sağladıklarını görüyoruz. Biz şu ana kadar yedi ilimizde miting yaptık. İftarlara iştirak ettik. Muhalefet partileri ve adaylar, cumhurbaşkanlığı seçiminde şartların eşit olmadığını ifade ediyorlar. Doğrudur, diğer adaylarla eşit şartlarda bir yarışın içinde değiliz. Bütün muhalefet Ak Parti karşıtlığında bir araya geldiler, bize karşı saf tutmuş durumdalar. CHP-MHP, diğer irili ufaklı partiler, malum medya kuruluşları, onların yazarları, kimi iş çevreleri, bütün imkanlarıyla karşımızdaki adaylara tam destek veriyorlar. Pensilvanya şebekesi bu adayların arkasında duruyor. Bazı uluslararası çevreler de elbette bu adayları destekliyorlar. Yani iki adayla değil, geniş bir bloğa karşı biz bu yarışı sürdürüyoruz. Gerçekten de eşit bir yarışın içinde değiliz. 2010’da halk oylamasında aynen bu blok karşımızdaydı, ama yüzde 58 oy oranıyla bu kirli ittifakı boşa çıkardık. 30 Mart’ta da yüzde 45,5 oy oranıyla bu kirli bloğun Türkiye için bir şey ifade etmediğini ortaya koyduk. KASETLERİ YAYINLAYAN PENSİLVANYA'DIR MHP'nin kasetlerini yayınlayan bu Pensilvanya'dır. MHP'lileri dinleyen bu Pensilvanya'dır. 30 Mart'ta MHp seçmeni Pensilvanya ile iş tutan yönetimine gereken dersi verdi. Ama Bahçeli ders almadı. Sabah akşam edebe ahlaka sığmayacak hakaretler yaptı. Ağzını istediği kadar bozsun. Ben MHP'ye gönül vermiş kardeşime soruyorum. Bahçeli'nin bu üslubu MHP'ye gönül vermiş kardeşlerimizi yansıtıyor olabilir mi;? Bahçeli'deki bu hırçınlık zılletin örtülmesi için sergileniyor. MHP'ye gönül vermiş kardeşlerim buna prim vermeyecektir. Buna inanıyorum. SANAT HİÇ KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİLDİR Biz vizyon belgesi toplantısına toplumun her kesiminden insanı davet ettik. Bir sanatçının bu toplantıya katılmasından daha tabi bir şey olabilir mi? Sanatçılarımız rahat olsunlar. Sanat hiç kimsenin tekelinde değildir. İSRAİL'İN YAPTIKLARI İZAH EDİLEMEZ Ramazan'a acı hadiselerle girdik. Irak'ta süren kavga can alıyor. Libya aynı şekilde, Mısır aynı şekilde. Filistin'de İsrail'in şu son günlerde yaptıkları hiçbir şeyle izah edilemez. İsrail terör estiriyor. Bu bireysel terörün ötesine geçti. Bir terör devleti anlayışıyla bunu yapıyor. Her Ramazan'da yaptığı gibi Gazze'ye ölüm yağdırdı. Mısır'ın girişimiyle bir ateşkes kararı güya onaylandı. 2012'de de bir karar verilmişti. Temenni ederim ki bu ateşkes sağlanır. Elbetteki ateşkes girişimi olumlu ve değerlidir. Ancak Ortadoğu'nun kirli siyasetinde bir kez daha Filistinli masum çocuğun kanı kullanıldı. 200 Gazzeli şehit oldu 2000 Gazzeli yaralandı. Gazzeliler önceki Ramazanlarda olduğu gibi maalesef oruçlarını şehadetle açtılar. İftar ve Sahur sofralarında masum insanlar acımasızca katledildi. Filistin'de Gazze'de yaşanan katliamın en acı boyutlarından biri insanlığın sessiz kalmasıdır. Maalesef Filistin'de çocukların havadan yağan bombalarla katledilmesi insanlık için bir anlam ifade etmiyor. ÇOCUK KATİLLERİ BUNUN BEDELİ ÖDER Artık insanlık seyretmeyi de bıraktı. Sırtını döndü. İsrail son derece şımarık bir biçimde, bugünkü gazetelerde gördünüz, tanklar ölüm kusuyor onlar ise halay çekiyor. Bu nasıl insanlık. Uluslararası hukuku çiğneyerek insani değerleri ayaklar altına alarak bölgede devlet terörü estiriyor. Bizim dışımızda bir tek ülke çıkıp buna dur diyemiyor. Hiçbir zulüm ebedi değildir. Zalim er ya da geç zulmünün bedelini ödemiştir. Filistin'de 1948'den beri devam eden sistemli zulüm ve soykırım girişimi emin olun hesapsız kalmayacak. Bedeli er ya da geç ödenecek. O çocukların melekleri ağlatan feryatları karşılıksız kalmayacak. Çocuk katilleri de sessiz duranlar da bunun bedelini öderler ve ödeyeceklerdir. BU ZİHNİYETİN HİTLER ZİHNİYETİNDEN FARKI NE? Bir kaç gün önce İsrail'de bir kadın çıktı. Dedi ki... Filistinlilerin hepsi bizim düşmanınız. Kanı bizim elimizde olmalı. Buna öldürülen teröristlerin anneleri de dahil: Anneler de öldürülmelidir... Bunu söyleyen bir kadın milletvekili. Paralemento üyesi. Bu zihniyetin Hitler'in zihniyetinden ne farkı var? Buna benzer sözler Filistinli anneler için değil başkaları için söylenseydi dünya ayağa kalkmaz mıydı bunu görün. Irkçılık faşizm ayrımcılık Filistinli annelere yönelikse dünya bunu umursamıyor. Avrupa neden susuyor. Batıya sesleniyourm daha ne kadar destek vereceksiniz. İslam dünyasına sesleniyorum kardeşleriniz alçakça öldürülürken daha ne kadar tepkisiz kalacaksınız. Dünya bu devlet terörüne daha ne kadar tepkisiz kalacak. Filistin'de küresel adalet ve vicdan ölüyor. İnsanlık can çekişiyor. Susan bu zulmüm ortağıdır. Zulme rıza gösteren zulmün ortağıdır. Biz susmadık ve susmayacağız. Bizim sesimizi yükseltmemizden rahatsız olanlar var. İçerde de rahatsız olanlar var. Ana muhalefet de rahatsız yavru muhalefet de rahatsız. CHP GENEL MÜDÜRÜ İSRAİL'İN YANINDA DURDU Suriye'de sığınmacılardan dolayı Kahramanmaraş'ta yapılan eylemler bu ülkenin evladına yakışan eylemler değil. Adana'da yapılanlar bu milletin evladına yakışan eylemler değildir. Bu millet ensar olmayı kabul etmiştir. Ama bunu yapanlar ne yazık ki nasipsiz tiplerdir. Ama biz onlara da insanlık öğretmeye devam edeceğiz. Mavi Marmara konusunda CHP'nin genel müdürü kendi şehitlerinin değil İsrail'in yanında durdu. Pensilvanya ile CHP genel müdürü tam bir fikir birliği içindedir. ECDADIN HATIRASINA SAYGI YOK Biz ne zaman Tel Aviv'e eleştiri getirsek cevabını CHP genel müdüründen alıyoruz. En son monşer adayları da bu meselelerde tarafsız olmak gerektiğini Suriyeliliere kapıyı açmamak gerektiğini söyleyerek yeni efendisinin gözüne girmeye çalıştı. Bunların vicdanı kurumuş. Tarih şuuru medeniyet bilinci yok. Ecdadın hatırasına saygı yok. Biz ruzi mahşerde gerekeni yaptım diyebilmenin huzuru içinde olmak istiyoruz. NANKÖRLÜK YAPANLARDAN OLMAYACAĞIZFilistin için adalet mücaelesi veren Yavuz Sultan Selim ve Abdülhamid'e kadar hiç kimsenin önünde yüzümüz kızarmasın istiyoruz. Son nefesimize kadar Filistin davasını savunmaya Filistin'in insanca hayat mücadelesini savunmaya devam edeceğiz. Biz dengelere değil Allah'a inanan bir milletiz. Dengeler adına susup tarihine ecdadına nankörlük yapanlardan olmayacağız.Sayın Halid Meşal, Mahmud Abbas, BM Genel sekreteri Ban Kimum, Fransız cumhurbaşkanı, Katar emiri ve İran cumhurbaşkanı ile görüşmeler yaptım. Türkiye'nin tavrını ilettik. Dışişleri bakanımız sürekli irtibatlarını devam ettiriyor. Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.DİLE KOLAY 400 TON BOMBA YAĞDIRIYORİsrail halkına sesleniyorum. Devletlerinin hükümetlerinin bu zulmüne artık itiraz etsinler. İsrail halkı bahanlerin ne kadar gerçek dışı olduğunu saldırıların ne kadar orantısız olduğunu görsün artık. Hamas bomba attı. Kaç kişi öldü? Ölen yok. Nasıl oluyor bu iş? Ama siz iki yüz kişiyi öldürdünüz. 1000'e yakın yaralı var. Tamamen Gazze'yi yerle yeksan hale getirdiniz. Dile kolay 400 ton bomba yağdırıyor. Şu anda 500 ton olmuştur. Böyle bir politikayla İsrail halkı hiçbir zaman güvene kavuşamaz. İsrail halkı bilsin ki Filistin'de çocuklar katledildikçe ilişikilerimizin normalleşmesi asla mümkün değildir. Biz Mavi Marmara için önce özür dedik. Özür dilediler. Tazminat dedik belli bir yere geldiler. Üçüncü madde Filistin'e ambargonun kaldırılmasıydı. Tam imzalayacakken aynı oyunu yaptılar. Olmert zamanında da yapmışlardı. Orada da yine Suriye-İsrail sıkıntısında arabulucu idik. Bir kaç kelimeye takıldık. 2-3 gün ara verildi ve Gazze'yi bombaladılar. Şimdi yine Batı Şeria'da yaşanan olayı Gazze'ye getirdiler. Batı Şeria bahaneydi. Ateşkes yetmez, Gazze'ye uygunlanan insanlık dışı ambargonun kaldırılmasını istiyoruz. Filistin'in bağımsız olmasına izin verilmedikçe İsrail güvende olmayacaktır.EY AMERİKA...Ey Amerika sen bize hep iki devletli çözüm dedin. Hep bunu söyledin ne oldu? Şu anda aynı ifadeler kullanılıyor. Ama uygulama yok maalesef. Çocuk katledenlere karşı etkili biçimde ses çıkartılmalı.Filistinlik kardeşlerim asla yalnız değilsiniz, asla yalnız olmayacaksınız. İnsani yardımlar konusunda Filistin'deki gayretlerimizi sürdürüyoruz. Bütün şartları zorlayarak mümkün olan her şekilde yanınzda olmaya devam edeceğiz. Kanı durdurmak için yaraları sarmak için Filistin davasını savunmak için yanınızda olmaya devam edeceğiz.Biz Kudüs'te yok bilmem ne ödülü takmak için bu mücadeleyi vermiyoruz. Bizim mücadelemiz sadece Allah rızasını tahsil içindir. 77 milyon dualarımızla yanınızda olmaya devam edeceğiz. Allah Filistin ve tüm mazlumların yardımcısı olsun.haberler.com