Beşar Esad Haberleri

Beşar Esad ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Beşar Esad ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Devlet Başkanları 20’li Yaşlarında Ne Yapıyordu?
Oxford'daki Brasenose College'dan mezun olduktan sonra, Cameron sağcı partiler üzerine araştırmalar yaptı. Merkez Sağ Ofisi'nde çalışkanlığı tanınan Cameron, okulda gece hayatına düşkünlüğü ve haylazlıklarıyla tanınıyordu. Cameron'ın içinde olduğu takım, çok içki içmesi, vandal ve kötü tavırlarıyla biliniyordu ve Cameron bunun hakkında konuşmayı hep reddetti...
Gündemin Kalabalığında Kaybolan 10 Konu
Hepimiz haklı olarak yolsuzluk, medyaya müdahale, Fenerbahçe'nin durumu, yeniden yargılama, seçim gündemine odaklandık. fakat bu arada ülkenin gerçek ve önemli gündemini ıskalama noktasına geldik. Bütün hayatımız tapeler, seçimler, adaylar ekseninde dönerken bakın neleri kaçırıyoruz.
Ermeniler Kesab'dan Kaçıyor
Ermenilerin yoğunlukla yaşadığı ve Türkiye'nin Hatay sınırı yakınında bulunan Kesab'tan birçok Ermeni yoğun çatışmaların yaşandığı Lazkiye'ye kaçıyor. Ayaklarında terlik, üstlerinde pijamayla kaçan 600 aile bölgedeki kiliselere sığındı. Cihatçı grupların son günlerde yoğun saldırısına maruz kalan Kesab'tan kaçan Ermenilerin durumu, Türkçe yayınlanan bir Ermeni sitesinde haber oldu. Erivan merkezli 'news.AM' haber sitesinde yer alan bilgilere göre, göç eden Ermeniler çaresizlik içinde yardım bekliyor. Kesab Ermenilerinden Hasmik Berberyan'ın görüşlerine yer verilen haberde, 'Suriyeli fanatik İslamcılar Türklerin yardımıyla Kesab Ermeni kilisesini Ermenilerden arındırarak silah deposuna dönüştürdüler' iddiası yer alıyor. Kesab'taki evlerin yağmalandığını ve kundaklanmaya başladığını belirten Berberyan halkın Lazkiye'ye kaçtığını söylüyor. Berberyan, Kesab'ta Alevilerin kentin savunulması sırasında çok sayıda kayıp verdiğini, Ermenilerin ise kenti büyük oranda terkettiğini belirtiyor. Ancak bazı Ermenilerin ise evlerini bırakmak istemediğinden veya kaçacak imkanlara sahip olmadığından kentte kaldığını söylüyor. Yayınlanan haberde, Lazkiye'ye gelen Ermenilerden bir kısmının hastanelerde akrabaların yanında kaldığını 400 kadarının da kiliseye sığındığı belirtiliyor. Haberde, Hasmik Berberyan'ın Ermenistan yönetiminden yardım çağrısı da yer alıyor, Berberyan ciddi bir yiyecek sıkıntısı yaşadıklarını belirtiyor. Bir gün evlerine geri dönmeyi umut ettiklerini söyleyen Berberyan, geçici bir süre için Ermenistan'a yerleşebileceklerini belirtiyor. CNN Türk
NSA, 122 Devlet ve Hükümet Başkanını Dinlemiş
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) 122 devlet ve hükümet başkanı hakkında bilgi topladığına ilişkin yeni bir belgenin ortaya çıktığı iddia edildi. Alman Spiegel dergisinin NSA eski sistem analisti Edward Snowden'ın sızdırdığı belgelere dayandırdığı haberde, 2009 yılının mayıs ayına ait olan listede NSA tarafından bilgi toplanılan dönemin 122 devlet ve hükümet başkanlarının isimleri yer aldığı belirtildi. LİSTEDE ESAD DA VAR Haberde, devlet ve hükümet başkanlarının isimlerin listede alfabetik şekilde sıralandığı ve ilk sırada Malezya eski Başbakanı Abdullah Bedevi'nin bulunduğu belirtildi. Örnek olarak 11 ismin açıklandığı listede, söz konusu dönemde ülkelerinde devlet veya hükümet başkanlığı yapan eski Somali Devlet Başkanı Abdullahi Yusuf, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Peru eski Devlet Başkan Alan Garcia, Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko, Guatemala eski Devlet Başkanı Alvaro Colom, Kolombiya eski Devlet Başkanı Alvaro Uribe, Mali eski Devlet Başkanı Amadou Toumani Toure, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ve son sırada Ukrayna eski Başbakanı Yulia Timoşenko yer alıyor. Özel olarak oluşturulan bilgi bankasında söz konusu devlet ve hükümet başkanlarıyla ilgili verilerin kaydedildiği, Almanya Başbakanı Merkel hakkında da 300'den fazla verinin yer aldığı belirtilen haberde, Snowden'in belgelerinde bilgilerin “Marina” adlı bilgi bankasında gösterildiği ifade edildi. SAVCILIK İNCELEME BAŞLATTI NSA'in Almanya'daki casusluk faaliyetlerinden dolayı inceleme başlatan ve bu konuda soruşturma açılıp açılmayacağını gelecek günlerde karar verecek olan Federal Savcılık için de bu belgelerin önemli olabileceği vurgulandı. ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) eski sistem analisti Edward Snowden'ın geçen yılın ortalarında basına sızdırdığı belgelerle NSA'in dünya genelindeki dinleme faaliyetleri ortaya çıkmıştı. Snowden'ın ifşa ettiği belgelerde NSA'in Alman vatandaşlarını ve siyasetçilerini dinlediği iddia edilmişti. NSA'in Almanya Başbakanı Angela Merkel'i de dinlediği ortaya çıkmıştı. Almanya, bunun üzerine müttefiki olan ABD'ye 'karşılıklı casusluğu yasaklayan' bir anlaşma imzalamayı önerdi ancak ABD şimdiye kadar bu konuda olumlu cevap vermedi. Alman Meclisi de NSA'nın dinleme faaliyetlerine ilişkin bir araştırma komisyonu kurma kararı aldı. Nisan ayı ortalarında çalışmalara başlayacak olan araştırma komisyonunun ABD ve İngiltere istihbaratlarının Almanya'da yürüttüğü casusluk faaliyetlerini araştıracak. A.A
Kim Kardashian'ın Gözü Türkiye Sınırında
Suriye’nin Türkiye sınırında bulunan ve nüfusunun yüzde 80′inden fazlasını Ermenilerin oluşturduğu Kesab kasabasının İslamcı muhaliflerin eline geçmesi dünya çapında alarm yaratmaya devam ediyor. Kasabada yaklaşık 80 Ermeninin öldürüldüğü öne sürülürken, Twitter’da #SaveKessab (Kesab’ı kurtarın) başlığıyla kampanya başlatıldı. Ermeni kökenli Amerikalı televizyon yıldızı Kim Kardashian da kampanyaya destek verdi. 20 milyondan fazla takipçisi bulun kim Kardashian, “ Eğer Kesab’da ne olduğunu bilmiyorsanız Google’dan öğrenin; yaşananlar çok üzücü. Bir Ermeni olarak acı dolu hikayelerle büyüdüm ” ve “ Lütfen tarihin tekerrür etmesine izin vermeyin ” diye yazdı. Kardaşyan, ikinci tweet’inde ‘ ErmeniSoykırımı ‘ hashtag’ini de kullandı. Kampanya için şu ana dek en az 1 milyon 608 bin tweet atıldı. Ermeniler için sembolik önem taşıyan ve 1915′teki ‘tehcir bölgeleri’nden biri olan sahil kasabası Kesab, 21 Mart’ta aralarında İslamcı El Nusra Cephesi’nin de bulunduğu muhaliflerin eline geçti. Kentteki ölüm haberleri doğrulanamasa da, yüzlerce Ermeninin Lazkiye merkeze kaçtığı biliniyor. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın memleketi olan bölgede çatışmalar sürerken, Ermenistan da diken üstünde. Türkiye-Suriye sınırındaki Keseb kapısının da muhaliflerin eline geçmesinin ardından bir dizi Ermeni parlamenter Türkiye’yi İslamcı militanların bölgeye girişine izin vermekle suçlamıştı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ysa militanların laik Özgür Suriye Ordusu’na mensup olduğunu savunmuştu.Diken
Suriye: Esad 'Rahat Bir Nefes Almakta' Haklı Mı?
Beşar Esad ve Esad liderliğindeki yönetim kalıcı... Esad'ın en yakın müttefiki ve koruyucularından Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın aslında bunu söylemesine de gerek yoktu.Zira bu artık, çoğu gözlemci ve uzmanın yanı sıra Esad'ı yerinden etmeye uğraşan Batılı diplomatlar, hatta Suriye muhalefeti içinde daha gerçekçi bazı unsurlar arasında bile kabul gören bir varsayım.Nedeni de basit. Denklemdeki bazı unsurlarda köklü değişiklikler yaşanmadığı sürece -ki yakın gelecekte buna dair bir işaret yok- Esad'a görevi bırakması için yeterli baskıyı oluşturabilecek veya rejim değişikliği yönünde müzakerelere götürebilecek şartların varlığı öngörülmüyor.Yine aynı şekilde, kavgacı ve asabi isyancı muhalif grupların askeri zafer elde etmeleri de o kadar uzak bir hayal.İsyancı grupların bölgedeki destekçileri hala askeri zafer peşinde olabilir ama sahne arkasında ipleri elinde tutan Batılı güçler hiçbir zaman buna yanaşmadı.Müzakereler aracılığıyla varılacak bir anlaşma da uzak bir ihtimal.Mevcut durumda makul bir anlaşmanın yolu, muhalefetin ve muhalefeti destekleyenlerin Beşar Esad ve hükümetinin 'bazı kozmetik reformlarla' iktidarda kalmasını kabul etmelerinden geçiyor. Bu da, isyancıların 'var olma nedenlerini çürütmeden' kabul edemeyecekleri bir durum.Bunu dışındaki tüm durumlar, rejimin ciddi imtiyazlara gitmesi için dışarıdan güçlü bir baskı yapılmasını gerektirir. Bu da, Ukrayna nedeniyle Washington ve Moskova'nın arasının açıldığı bir dönemde, gerçekleşmesi zor bir durum.Ukrayna'daki kriz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i, Suriye konusunda Amerikalıların yanında yer almak yerine, karşı tutumunu güçlendirmeye teşvik etti.Esad üzerindeki baskı artık öyle hafifledi ki Suriye lideri, birkaç ay önce ortaya atılan devlet başkanlığı görev süresini iki yıllığına uzatmak yerine, yedi yıl daha başkanlık koltuğunda oturmak için tekrar seçilmeye hazırlanıyor.Geçtiğimiz hafta sonu Esad, Suriye ordusunun başarıları ve Şam'ın isyancıların kontrolündeki bazı bölgelerde ablukaya alınan mahallelerin kısmen sakinleşmesini sağlayan bölgesel ateşkeslerle varılan 'ulusal uzlaşı' sayesinde Suriye'deki krizin 'tersine döndüğünü' söyledi.Fakat bunların hiçbiri, hükümetin görünürde kesin bir askeri zafer elde edebileceği anlamına gelmiyor.Hasan Nasrallah'ın da dediği gibi gerçekleşmesi en muhtemel tahmin, isyancıların hükümetin şartlarına uymayı reddetmesi durumunda ki, öyle olacak gibi görünüyor, uzatmalı bir 'yıpratma' savaşı yaşanacağı yönünde.Mevcut durumda çatışma, istikrarsız bir çıkmazda. Hava kuvvetlerinin denetlenmemesi, Rusya’dan büyük miktarlarda askeri malzeme gönderilmesi ve İran'ın yanı sıra Lübnan ve Irak'taki silahlı Şii müttefiklerinden aldığı destek sayesinde 'terazinin rejim tarafı' daha ağır basıyor.Esad'ı ziyaret eden Rus bir yetkilinin aktardığına göre Esad, 'askeri müdahalelerin faal safhalarının bir yıl içinde sona ereceği' daha sonraki aşamasının ise 'teröristler ve intihar bombacılarıyla mücadele etmek olacağı' tahmininde bulunuyor.Bu, gerçekleşmesi istenilen bir dilek olabilir. Ama silahlı muhaliflerin ülkenin kuzeyinde, doğusunda ve güneyinde saflarını sıklaştırmasına rağmen, hükümet Şam çevresinde ve Suriye'nin batısıyla merkezindeki bölgelerde gücünü sağlamlaştırmaya devam ediyor.Carnegie Endowment düşünce kuruluşundan uzman Yezid Sayigh, 'Eğer mevcut eğilimler devam ederse ki etmeyeceğine dair güçlü bir kanıt yok, o zaman rejim, 2015 sonuna kadar kritik bir kitleyi etkin olarak kontrol edebilecek ve baskın bir pozisyonda olacak' diyor.Devlet Başkanı Esad'a karşı direnişin, Irak Şam İslam Devleti'ne (IŞİD) bağlı militanların varlıklarını giderek daha çok güçlendirdiği ülkenin Irak sınırına yakın doğu bölgeleriyle sınırlı kalacağını düşünmek gerçek dışı olmaz.Bu işlerin ürkütücü bir şekilde tersine de dönmesi aynı zamanda. Yaklaşık 16 ay önce, isyancıların baskısı altındaki rejimin çöküşünün yakın olacağını söyleyen uzmanlar dahil çoğu gözlemci sözlerini yutmak zorunda kaldı.Peki, bundan 16 ay sonra, biz de aynı şeyi yapıyor olacak mıyız?Bu mevcut yapıda çok da olası görünmüyor.Başta Rusya, İran ve müttefikleri olmak üzere Devlet Başkanı Esad'ın destekçileri, muhaliflerle sahadaki isyancıları destekleyen bölgeler güçler ve Batı'nın karmakarışık gruplarına kıyasla daha sağlam, tutarlı ve açık sözlü olduklarını gösterdi. Bu değişmeyecek bir durum.Muhaliflerin sürekli didişen, yerel, kaygı verici hale gelen ve hiçbir zaman saygın görülmeyen sürgündeki liderleri ile sahadaki kaotik, herkesin kavga halinde olduğu, İslamcı radikallerin de gideren öne çıktığı çok sayıda farklı muhalif grupların aksine, Şam rejim ve rejime bağlı silahlı kuvvetler daha sağlam ve uyumluydu.Teorik olarak her şey tersine dönebilirdi. Ama bu, son üç yılda yaşanan her şeyin de tam tersi yönde ilerlemesiyle gerçekleşebilirdi.Siyasi muhalif liderlerin bir araya gelebilir ve ülke içindeki gerçek güçlerin saygın temsilcilerine dönüşebilirlerdi. Merkezi ve otoriter bir askeri yapı kurulabilir, sahadaki isyancı güçleri birleştirip, komuta eder ve malzeme tedarik edebilirlerdi.El Kaide'ye bağlı radikal gruplar soyutlanabilir ve bastırılabilirdi. Batılı güçler, Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve muhaliflerin diğer destekçileri yalnızca kendi gündemlerini değil, aynı ve birbiriyle uyumlu gündemleri takip edebilirlerdi.Ama bu şu anda gerçeğe dönüşebilecek bir seçenek gibi görünmüyor.Bu şartların yokluğunda Amerikalıların ve diğerlerinin, teraziyi kendi lehlerine çekme şansı arayan muhaliflerin ihtiyacı olan, MANPAD gibi omuzdan atılan uçaksavar füzeleri ve diğer silahların geçişine yeşil ışık yakacaklarını düşünmek biraz güç.Şimdilik, ortak amaç doğrultusunda birleşeceklerine dair bir işaret yok. Nitelikli silahların militan cihatçıların eline düşeceği ve yüzlerce eğitimli, savaş deneyimi olan beyinleri yıkanmış İslamcı radikallerin kötü amaçlarını kendi ülkelerine taşıyacakları korkusuyla, Batılı güçler Suriye’deki krizi giderek daha çok 'terörle mücadele'’ kapsamında değerlendirmeye başlıyor.Bu yalnızca, köktenci eylemleriyle kendilerini diğer isyancı gruplardan ayıran ve birçokları tarafından rejimin manipüle ettiği bir grup olarak görülen IŞİD'le ilgili bir mesele değil. Bu aynı zamanda, El Kaide'nin 'resmi kollarından' olan ve İslamcı grupların hâkim olduğu bölgelerde isyancılar arasında yerini sağlamlaştıran El Nusra Cephesi'yle de ilgili bir mesele.Mevcut durumda gerçekçi tahmin, Amerikalıların ve müttefiklerinin, silahlı muhaliflerin 'batmasına izin vermeden, su üstünde kalmalarını' sağlayacak şekilde 'kurnazca' desteklerini sürdürmeye devam edecekleri yönünde. Ama akıntıyı tamamen rejim aleyhine tersine çevirmeyecekler.İsyancıların kaderi, Batılıların kararsız politikalarına ve Katar ile Suudi Arabistan arasındaki mevcut gerilim gibi bölgenin kestirilemeyen politik dengelerine tehlikeli bir şekilde rehin düşmüş durumda.İran ve Suudiler arasında yeni keşfedilen yakınlık gibi durumlar, muhaliflerin de altını oyabilir.Bunların hiçbiri, Devlet Başkanı Esad'ın sonsuza dek iktidarda kalacağı anlamına gelmiyor.Ama Esad, en sert fırtınayı atlattığından emin olabilir. Fakat henüz hiçbir şey bitmedi, yarattığı hasra ülkeyi de dönüştürecek, zira zaman geri alınamıyor.Ortalık durulduğunda, hükümetin yaptığı hatalar nedeniyle ağır bedeller ödeyen Esad yönetimine sadık unsurlar hesap sorabilir.Esad yönetimine sadık bölgelerde de ayrışma ve iktidar yozlaşması yaşandığı görüldü. Bu da, Şam yönetiminin kendisini eskisi gibi öne çıkarmasının zor olacağı anlamına geliyor.Yine de genel olarak stratejik dengenin bozulmaması şartıyla, rejimi destekleyen ülke dışındaki Rusya ve İran gibi kilit öneme sahip müttefikler, çok sık da dile getirildiği üzere, baskı sona erdiğinde Beşar Esad'a kişisel olarak kendilerini adamayabilirler.İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Amir Abdollahian geçtiğimiz günlerde, 'Beşar Esad’ın ömrü boyunca devlet başkanı olarak kalmasından yana değiliz. Ama Esad’ın ve Suriye hükümetinin devrilmesi için aşırı güçlerin ve terörün kullanılması fikrine de katılmıyoruz' demişti.Ama bunlar, hep geleceğe ilişkin sorular. Şimdi, Esad ve çevresi rahat bir nefes alabileceklerini düşündükleri için anlayışla karşılanabilir.
Dosya: 13 Soruda Ortadoğu’da Tehlikenin Yeni Adı IŞİD
Ortadoğu'da terörün yeni adı, Irak Şam İslam Devleti,  Suriye'de muhaliflerle savaşıp, rejime güç kazandırıyorlar; Irak'ta hükümete savaş açıp, kentleri işgal ediyorlar.  Vahşi katliamları ve kadınlara tecavüzleri ile Suriye'de dehşet yaratan örgüt, bu ülkede petrol yataklarının neredeyse tamamına hakim oldu. Şimdi de Irak'ta petrol yataklarını ele geçiriyor. Peki, Musul’dan Rakka’ya uzanan alanda hâkimiyetini pekiştiren IŞİD nedir? Gücünün kaynağı ne? Arkasında kim var?
Irak'ı Bu Hale Kimler Getirdi?
Irak'ın dağılmanın eşiğinde olduğu tespitinde bulunan Alman Stern Dergisi, 'İç savaşın yaşandığı Irak'ı bu hale getirenler' başlığıyla yayımladığı değerlendirmede, baş sorumlu olarak baba ve oğul Bush'u gösterdi. Ağırlıklı olarak ABD ve İngiliz siyasileri hedef alan değerlendirmede, sorumlu gösterilenlere yöneltilen suçlamalar şöyle: Kriz adım adım geliyorum derken, ABD Başkanı Barack Obama, Amerikan askerlerini gönderme konusundaki kararsızlığıyla krizin büyümesine katkı sağladı. Zamanında yapılacak hava saldırıları ile IŞİD’in ilerlemesi daha başından önlenebilirdi. 2011 yılında Irak’tan ABD askerlerinin çekilme kararını yeniden seçilebilme düşüncesiyle aldı. Irak’ın çıkarları göz önünde bulundurulmadı. İşte dergide yer alan ve Irak'ın geldiği noktadan sorumlu tutulan isimler: BABA VE OĞUL BUSH Obama belki yaptıklarıyla eleştirilebilir ama asıl sorumlu zamanın ABD Başkanı George W. Bush’dur. 2003 yılında Bush, 'Irak demokrasiye geçecektir. Irak’ın bu başarısı Şam ve Tahran'a mesaj olacaktır. Özgürlük her milletin hakkıdır” diyordu. Ancak 11 yıl sonra ülkeyi seçimle gelen bir diktatör Nuri El Maliki yönetiyor. George W. Bush’un demokrasi için bombalama fikri, Ortadoğu ’yu harabeye dönüştürdü ve sonu gelecek gibi de görünmüyor. TONY BLAIR Tony Blair, George W. Bush’a Saddam’ın devrilmesi konusunda destek verdi. 2002 yılında Saddam Hüseyin’in elinde kitle imha silahları olduğunu öne sürerek, dünya kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine katkı sundu. Kendi istihbarat birimlerinin uyarılarını dahi dikkate almadı. Onu sadece, nasıl olursa olsun, Irak’a girme ilgilendiriyordu. DICK CHENEY George W. Bush’un ardından Beyaz Saray’ın en güçlü adamı olan Dick Cheney, Irak’a girme kararını şiddetle savunuyordu. Savaş nedeniyle yüz binlerce kişi ölürken, savaş ve ülkenin yeniden inşası için 2 trilyon Dolar harcandı. ABD petrol şirketi Halliburton’un başkanlığını yapan Cheney, Amerikan askerlerinin Irak’ta kurtarıcı olarak karşılanacağını belirtiyordu. 2005 yılında, “Irak, bir kaç ay içinde kurtuluşa erecek” diyordu Cheney, ama dokuz yıl sonra Irak tamamen çökme noktasına geldi. IAN BREMER ABD’nin Irak’taki sivil koordinatörü olan İan Bremer, 2003 yılında Saddam Hüseyin ve Baas rejiminin sonunun geldiği müjdesini veriyor, George W. Bush ise kendisine tam destek verdiğini belirtiyordu. Sonuç: Farklı etnik unsurları barındıran Irak’ı bir arada tutan Irak ordusu yavaş yavaş dönüştürülmek yerine dağıtıldı. Yeni oluşturulan ordu ise Musul’da direniş dahi göstermedi. DOUGLAS FEITH Pentagon’un eski Müsteşarı olan Douglas Feith, ABD’nin Irak’taki felaket politikasının mimarlarından biri. Pentagon 'Terörle Mücadele Değerlendirme Birimi' başkanı olarak, Bush yönetiminin istediği Saddam Hüseyin ve Usame bin Ladin arasında bağlantı olduğuna ilişkin kanıtları bulan kişi. Kanıtların yanlış olduğu Irak’a girildikten sonra görüldü ama artık çok geçti. Aşırı dincilerin Irak’ı ele geçirmesinde onun da önemli payı var. NURİ EL MALİKİ IŞİD Irak’taki krizin tetikleyicisi değil, ortaya çıkan boşluktan yararlanan bir örgüt. Bunu Irak’ı yöneten Nuri El Maliki 2006 yılından bu tarafa izlediği politikalarla başardı. Sünni grupları kendinden uzaklaştırarak IŞİD’in güçlenmesine neden oldu. Sünniler bu politikalara tepki olarak şimdi kendisine destek olmuyor. BEŞAR ESAD Batılı ülkelerin aşırı dincilerden korktuğunu gördü ve onları destekledi. Suriye ’de ayaklanmalar başladığında yüzlerce tutuklu aşırı dinciyi serbest bıraktı. Suriye ordusu muhaliflere yönelik hava harekatı düzenlerken, IŞİD yanlılarının bulunduğu bölgelere dokunulmadı. Bazı kentleri ele geçirmelerine göz yumdu. Muhaliflerle savaşan IŞİD, Esad’ın nefes almasını sağladı. IŞİD kontrolündeki bölgelerden petrol sevkıyatı ile güçlenmelerinin önü açıldı. Haccac El Ajmi, Kuveyt'li Sünni vaiz IŞİD militanlarının silahlanması ve maddi destek bulmalarına bizzat katkı sundu. Twitter aracılığı ve çeşitli kampanyalarla Suriye’de ayaklanmanın büyümesini sağladı. Körfez ülkeleri ve zengin şeyhlerden maddi destek aldı. Artık kendi kendisini finanse edecek noktaya geldiler. Petrol bölgelerinin kontrolü ve rehinelerden aldıkları fidye ile finans sıkıntıları kalmadı. CNN Türk