Kütahya Haberleri

Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan Kütahya'nın il nüfusu 284.054'tür. Belediye Başkanı Alim Işık'tır.

Kütahya

Ege Bölgesi'nde yer alan Kütahya'nın iklimi Ege'den farklıdır. Genellikle İç Anadolu ve Marmara iklimi görülmektedir. Jeotermal kaynaklar açısından Kütahya turizmde ilk sıralardadır. 8 tane termal tesisi bulunmaktadır. İl çeşitli kültürel ve tarihi değerlere sahiptir. Sahip olduğu doğal kaynaklar ve çini tasarımlarıyla adını duyurmuştur. Dumlupınar Şehitliği, Kütahya Saat Kulesi, Zafertepe Anıtı, Çini Müzesi bu yerlerden sadece birkaçıdır. Kütahya ilinin plaka kodu 43'tür.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Ankara'nın İlçe ve Semt İsimleri Nereden Geliyor?
Başkent Ankara’nın ilçelerine verilen isimlerin her biri ayrı bir hikayeyi barındırıyor. Binlerce yıllık tarihinde çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Anadolu, tarihi ve doğal güzellerinin yanı sıra mitolojik zenginliğiyle de insanoğlunu hayran bırakacak özellikler taşıyor. Anadolu’nun kalbi Ankara’nın tarihinde de yaşanan olaylar ve coğrafi konumu, ilçe isimlerine de yansıyor. İlçe isimlerinin nereden geldiğine dair kulaktan dolma bilgiler bilinse de, tam anlamıyla doğru bilgiler bulunmuyor. Ancak halk arasında ilçe isimleriyle ilgili çeşitli anlatımlar dikkat çekiyor. AA muhabirinin ilçe belediyeleri ile çeşitli kaynaklardan Ankara’nın 25 ilçesinin isimlerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin elde ettiği bilgiler şöyle: Kazan: Kazan ismine ilk defa 1530 tarihli Tapu Tahrir kayıtlarında rastlanıyor. Kazan’da, İlhanlıların Ankara’ya egemenlikleri zamanında 'Gazan Han' adına basılmış sikkelerin buluntuları dikkat çekiyor. Bu rivayete dayanarak 'Gazan' isminin zaman aşımına uğradığı ve 'Kazan' olarak değiştiği bilgiler arasında yer alıyor. Ayrıca yapılan Ankara Savaşı esnasında Osmanlı ordusunun yemek ihtiyacını karşılamak üzere bölgeye dev kazanlar kurulmasından dolayı ilçeye bu ismin verildiği rivayet ediliyor. Akyurt: Ankara’nın kuzey doğusunda yer alan Akyurt (Ravlı), Cumhuriyet döneminde ilçe merkezi olan köylerimizden birisidir. 'Ravlı' adıyla bilinen bu köy, 1463 yılı kayıtlarında 30 haneli olduğu bilinir. Ravlı köyünün tamamı 1. Murad döneminde yaşamış hayırsever Melike (Melek, Meleki) Hatun’un Medresesinin vakfına aittir. 21 köyün bağlı olduğu nahiye merkezi olan Ravlı köyü 1990 yılında resmi gazete yayımlanan kanunla Akyurt olarak ilçe merkezi olur. Beypazarı: Beypazarı’nın tarihinde Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu ve Osmanlılar’ın egemenliği altında kaldığı bilinmektedir. Rivayetlere göre, M.S 491-518 yılları arasında hüküm süren Bizans İmparatoru Anastasios’un döneminde piskoposluk merkezi olarak bilinen Beypazarı (Lagania) ziyaretinde şehrin adını 'Lagania-Anastasiopolis' yani 'Anastasios Kenti Kaya Doruğu Ülkesi' olarak değiştirir. Başka bir bilgide, Beypazarı’nın, ilk fatihi Kütahya beylerinden Germiyanoğlu Yakup Şah’ın veziri Dinar Hezar’ın olduğu ve onun için şehre 'Germiyan Hezar' da denildiğinden bahsedilir. Bölge, Osmanlı Devleti’nin toprak rejimi ve Tımarlı Sipahi merkezlerinde ticari ve ekonomik hayatın yoğunluğundan dolayı 'Beğ Bazarı' olarak da adlandırılmıştır. Ayaş: Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ayaş, Ankara’nın kuzeybatısında yer alıyor. İpek yolunun durağı olan Ayaş, bir Türkmen Oymağı adı olduğunu bilinmesiyle birlikte Öztürkçe kökenli 'Parlak, aydınlık gece' anlamına da geliyor. Gezdiği yerlerde toplumların yaşama düzenini ve özelliklerini yansıtan büyük Türk Seyyahı Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Ayaş’tan bahsedilmektedir. Polatlı: Menteşe köyünün 1860 yılında Sivritepe eteğine kurulan Polatlı, 1 Ağustos 1926 tarihinde 877 sayılı kanunla ilçe oldu. Frigya krallarından Pulat’ın, bu bölgeye yerleşmesinden dolayı kendi isminin bölgeye verildiği ileri sürülmektedir. Farsça kökenli Pulat, çelik ya da kuvvetli anlamına gelmesinden dolayı Polat olarak türetilmesi ihtimaller arasında yer alıyor. Bir diğer iddia ise şehrin adını bu bölgede yaşayan ve atlarıyla meşhur olan Yakup Ağa’dan aldığıdır. Yakup Ağa’dan bahsedenlerin kendisine 'Bol Atlı Yakup Ağa' dedikleri ve bunu daha sonra 'Bol-atlı' şeklinde kısaltarak zaman içerisinde 'Polatlı' olarak kaldığı halk arasında söylenir. Etimesgut: Tarihi kaynaklarda Etimesgut değişik adlar almıştır. Bölge, Amaksyz, Amaksis, Amaksuz, Akmasuz, Ahi Mesud, Etimesud ve Etimesgut olarak en son haline gelmiştir. Etimesgut Belediyesi’nin verdiği bilgilere göre, Atatürk’ün örnek nahiye olarak 1929 yılında kurduğu Etimesgut’un, eski adı Ahimesud’dur. Bölgede Ahi Mesud ismiyle bir ahinin yaşamasından dolayı bu ismi aldığı bilinir. Pursaklar: Pursaklar isminin doğuşunda bir çok rivayet bulunmaktadır. Pursaklar Eski Muhtarı Kemal Çelik, eski zamanlarda Pursaklar’ın ormanlık alan olması nedeniyle Pür-saklar (yapraksaklar) denildiği bilgisini veriyor. Bir başka görüşe göre, Pursaklar isminin 1463 yılında Osmanlı dönemindeki kayıtlarda 'Busaklar' olarak geçtiği belirtiliyor. 17. yüzyılda 'Busaklar' isminin 'Pursaklar'a dönüştürülüp, Ankara’nın merkez köylerinden birisi haline getirildiği anlatılıyor. Ankara Savaşı’nın yapıldığı yer olarak bilinen Pursaklar, Moğolların fil ordusunun bu bölgede saklandığı konusunda iddialarda, önceleri 'Filsaklar' olan bu bölgenin isminin, zamanla değişerek ilk önce 'Pirsaklar' daha sonra da günümüzdeki adı ile 'Pursaklar' olduğunu söyleniyor. Kızılcahamam: Kızılcahamam, ilk çağlara kadar uzanan tarihinde, Yabanabat, Çorba ve son olarak da Kızılcahamam ismini aldığı iddia ediliyor. Ayrıca, 'Kızılcahamam' isminin yöre toprağının rengi ile yörede bulunan şifalı kaplıcalarından aldığı tahmin edilmektedir. Çubuk: 'Çubuk' kelimesi, Türklerde erkek ismi, aşiret ismi ve yer adı olarak kullanılmıştır. Çubuk’un isminin de 11. yüzyılda Selçukluların, Sultan Melikşah devrinde Anadolu’daki fetih hareketlerine katılan Türk Beyi, yani Çubuk Bey’den almış olduğu biliniyor. Başka bir rivayete göre, Çubuk yöresinin bulunduğu ovanın suyu oldukça boldur. Bundan dolayı yerleşim alanı çayırlık, çimenlik, kavak, söğüt ve bağ çubuklarıyla kaplıdır. Daha önce çayırlık olan bölgeye, çubuğu bol olmasından dolayı 'Çubuk' adı verilir. Bala: Farsça kökenli olan Bala, yüksek, yukarı anlamına geliyor. Bala’nın 600 yıl önce Kara Ali adında bir Türk tarafından veya Süleyman Gürbüz Han tarafından kurulduğuna dair söylemler bulunuyor. Aynı zamanda ilçe, tarih boyunca 'Kasaba-i Bala, Bozulus Sancağı, Tabanlı Kazası' olarak adlandırılmıştır. Mamak: 1983 yılına kadar Çankaya ilçesinin bir semti olan Mamak, daha sonra Ankara’nın merkez ilçelerinden bir haline geldi. Geçmiş zamanlarda Ankara’da uzun zaman hüküm süren Ahiler, bölgeyi kuran ve yönetenlerin isimlerini yaşatmak için mekanların adına yönetenlerin adını verirdi. Bu bölgeler, orayı idare eden Ahi büyüklerinin isimleriyle anılırdı. Örneğin Ahi Mamak, Ahi Mesud, Ahi Tura gibi... Ahi Mamak, bölge olarak idaresi altında olduğu için buraya ismini verdiği iddia ediliyor. Ankara’nın Osmanlılara geçmesinden sonra burada bulunan çiftliğe Tahir komutan atanmasından dolayı bölgeye Tahir Mamak da denildiği rivayet ediliyor. Nallıhan: Nallıhan adını nasıl aldığı hususunda ise iki söylenti var. İsminin, bölgedeki han ve yakınlarından geçen Nallı Suyu’ndan veya bölgede bulunan önemli bir hanın kapısındaki naldan aldığı yönündedir. Bir diğer söylenti ise, halk kahramanı Köroğlu buradan geçerken gece handa konaklar, ertesi gün ayrılırken hanın bahçe kısmında atının nalı düşer. Nal yerinden alınarak hanın kapısına asılır ve buradan da Nallıhan ismi çıkar. Keçiören: Tarihte Keçiören adının nereden geldiği hakkında bir çok rivayet bulunmaktadır. Keçiören ismi ilk olarak 1463’te 'Ankara Mufassal Tahrir Defteri'nde Karye-i Kiçiviran tabi-i Kasaba' (Kasaba’ya bağlı Kiçiviran köyü) olarak geçer. Kiçiviran kelimesi 'Küçük Viran' anlamına gelir. 1530’lu yıllarda bölge Keçi-viran olarak zikredilir. 1955’li yıllardan önce son derece temiz havası ve ünlü bağlarıyla adeta bir dinlenme yeri olan bu bölge, bahçeleri, çeşit çeşit meyve ağaçları, bağları, havuzları, kuyuları ile meşhurdu. İnsanlar meyve sebzelerini kendileri yetiştirir, özellikle üzüm ve armuda önem verirlerdi. Bu nedenle de Keçiören bağlarında yetişen üzümler ayrı bir lezzette olurdu. Bölgenin meşhur zümrüt yeşili alanlarla kaplı olduğu ve bu bağlarda otuzun üzerinde üzüm çeşidi yetiştirildiği söylenmektedir. Ankara’nın en geç olgunlaşan üzüm çeşitleri bu bölgede yetiştiği için 'geç veren' bağları denilmesinden kaynaklı olarak, zamanla bugünün Keçiören’ine dönüşmüştür. Bir başka rivayete göre, Keçiören ismi söylenip yazıldığı gibi 'Keçi’lerin ören yeri' kelimelerinin birleşmesiyle oluşur. Keçiören, Ankara Keçisi’nin otlak yeri olmasıyla birlikte tarihi yerleşim yeri anlamında ören kelimesiyle birleşmiştir. Haymana: Osmanlı Devletinin Kurucusu Osman Gazi’nin annesi Hayme Ana, ilçe merkezinde vefat etmesi ve buraya defnedilmesinden dolayı bölgeye 'Hayme Ana' adı verildiği doğrultusunda söylemler vardır. Haymana kelimesi, Divan-ı Lügatit Türk’te mera, otlak ve yeşillik anlamına gelir. Güdül:  İlçe, Anadolu Selçuklu hükümdarlarından I. Mesut’un eniştesi ve Ankara Emiri olan Şehabüldevle Güdül Bey tarafından şimdiki yerinde, tahminen 850 yıl önce kurulmuştur. 1 Eylül 1957 yılına kadar Ayaş ilçesine bağlı bir nahiye olduğunu bilinmektedir. İlçe isminin Güdül Bey tarafından geldiği tahmin ediliyor. Sincan: 17. yüzyılda arşivlerinde yer alan Sincan köyü, İpek Yolu’na yakın oluşundan ötürü tarihi çağlarda önem kazanmıştır. Etimolojik bakıldığında da Sincan, şen, canlı insanların yurdu anlamına gelmektedir. Sincan, Atatürk’ün önerileriyle Romanya Köseabdi’den gelen soydaşların buraya yerleştirilmeleriyle tipik bir göçmen köyü görünümünü almıştır. Nüfusu hızla artan Sincan, 30 Kasım 1983 tarihinde çıkartılan 2963 sayılı kanunla ilçe haline getirilmiştir. Altındağ:  Milat önce ve sonra yerleşmelerin bulunduğu ilçeyi ilk Frig Kralı Midas kurar. İlçe, 'Antik ve Osmanlı Ankara’sı' olarak bilinmesinin yanı sıra Anadolu Selçuklu’sunun 'melik' şehri olmuş ve Osmanlı’nın eyalet merkezliğini yapmıştır. Zengin bir tarihe ve kültür mirasına sahip olan ilçe, başkentin ilk yerleşim alanı olması nedeniyle tarihi açıdan çok önemli eserlere ev sahipliği yapar. Bu yüzden bölge olarak değerli arsalara, evlere sahiptir. Bölgede yaşamanın pahalılığından ve değerli mekanların, arsaların olması, altın gibi değerli görülmesi ve ilçede yer yer yüksek kesimlerinin olmasından dolayı bölgeye 'Altındağ' adını verildiği rivayetler arasında bulunuyor. Çamlıdere: Kuruluşu eski zamanlara dayanan Çamlıdere, eski yıllarda 'Kuzviran' olarak anıldığı bilgiler arasında yer alıyor. İlçede türbesi bulunan Ömer’ül Faruk’un 4’üncü soyundan Şeyh Ali Semerkandi’nin yöreye gelip yerleşmesiyle bölge Şeyh Ali Köyü (Kuzviran) olarak anılmaya başlar, daha sonra da 'Şeyhler' olarak değiştirilir. Bölge, Şeyh Ali Semerkandi Diyarı olarak ta bilinmektedir. 1953 tarihinde çıkarılan 6191 sayılı kanunla ilçe statüsünü kazanan Çamlıdere, bölgede bulunan dere ve etrafındaki çamlardan dolayı bugünkü ismini aldı. Çankaya: Çankaya ilçe ismiyle ilgili olarak çeşitli rivayetler bulunmaktadır. Bölgedeki bir su pınarının üzeri tamamen yeşil yosunlarla kaplanmış havuza benzer bir kayanın üzerinden geçmesi ve bu suyun bir çok hastalıklara şifa canlara can olmasından dolayı bölgeye 'Can-Kaya' ismi verildiği sanılıyor. Rivayete göre, zaman içerisinde harplerde yıkılan suyun geldiği gözü kapanır, daha sonra suyun gözü açılır, ama eskisi gibi dertlere deva, hastalara şifa olmaz. Lakin 'Cankaya' adı bugüne kadar gelmiştir. Başka bir rivayette, ilçede bulunan Papaz Bağı bölgesinde eski zamanlarda bir kilisenin olduğu ve bu kilisenin tapınma saatlerinde buradaki çanın sürekli çaldığı doğrultusunda söylemler bulunuyor. Bölgede eskiden çengi oynatılmasından dolayı 'Çengikayası' olarak da zikredildiği öne sürülüyor. Elmadağ: 1530 yılı belgelerinde Kasaba nahiyesine bağlı bölge, 'yozgad köyü' olarak bilinir. Köy, Osmanlı Devleti döneminde 'Hac Yolu' üzerinde bulunması dolayısıyla bir derbent (karakol) görevi görür. Daha sonraki yıllarda Bala kazasına bağlı bir köy olan 'yozgad', milli mücadele yıllarında önem kazanmasından dolayı 'küçük yozgad' adı ile nahiye merkezi olur. 1934 yılından itibaren kurulan fabrikalardan dolayı belde gelişerek büyümeye başlar. Küçük Yozgad, 27 Mart 1944 tarihinde Çankaya ilçesine bağlı Elmadağ isimli nahiye teşkilatı haline gelir. Bölgede bulunan elma ağaçları ile dolu olan tepe ve dağlarından bu adı aldığı rivayet edilmektedir. Gölbaşı: 1923 yılında kadar Örencik köyüne bağlı 10 haneli 'Gölhanı' adıyla anılan bir mahalle iken, Bucak Müdürlüğü ve Jandarma Karakolu’nun bu bölgeye taşınması sonucunda ismi 'Gölbaşı' olarak değişir ve bucak merkezi olur. Aynı zamanda ilçe bünyesinde bulunan gölden ismini almıştır. 30 Kasım 1983 tarihinde 2963 sayılı kanunla Gölbaşı, ilçe haline gelir. Kalecik: Kalecik Kalesi’nin, Romalılar devrinde Bursa Tekfuru tarafından kızına çeyiz olarak yaptırıldığı bilinmektedir. İlçe ismini bölge ortasında, çevreye hakim tepe üzerinde bulunan küçük kaleden almıştır. Şereflikoçhisar: İsminin kökeni bölgeye Türkler yerleşmeden önceki ismi Archelais Garsaura idi. Osmanlı kaynaklarında adı, 'Koşhisar' olarak geçen ilçe ismi, 'Çift Kale' anlamına geldiği sanılmaktadır. Bu sözcük zamanla Koçhisar’a dönüşmüştür. Rivayete göre, Şerefli aşiretinden ve buradaki kaleler bağlantısından ötürü de isminin başına şerefli sözcüğü konmuştur. Ancak, burada yaşayanlar Balkan, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında çok şehit vermesinden ötürü de Şerefli sözcüğü yasa ile bölgeye verilmiştir. Yenimahalle: Artan konut sıkıntısı yüzünden yeni bir mahalle oluşturulması için 1946-1949’lı yıllarda Ankara’nın 9. Belediye Başkanı Dr. Ragıp Tüzün’ün girişimleriyle Yenimahalle kurulmuştur. Saimekadın: Mamak’a bağlı Saimekadın Mahallesi’nin isminin 1402’de Çubuk Ovası’nda yapılan Ankara Savaşı’ndaOsmanlı ordusuna yardım eden bir kadından geldiği biliniyor. Kaynaklarda, Osmanlı askerine yardım eden Saime Kadın’ın isminin oturduğu bölgeyle anılmaya başladığı ifade ediliyor. Bir başka kaynakta ise Hacı Bayram Veli’nin soyundan gelen ve bölgede bahçeleri bulunan 'Saime Hatun'un semte adını verdiği belirtiliyor. Halk arasında anlatılan bir başka öykü ise şöyle: 'Saime kadınla alışverişte bulunan biri aldığının karşılığını getirip vermiş. Saime kadın eline tutuşturulan bir tomar parayı saymaya başlayınca parayı veren eksiksiz olarak ödemede bulunduğunu anlatmak üzere, ’sayma kadın, sayma kadın’ diye uyarmış. Böylece kadının adı ’sayma’dan türeyerek Saime olmuş ve bölgenin ismi de böyle anılmaya başlanmış.' Solfasol: Hacı Bayram Veli’nin doğup büyüdüğü yer olarak bilinen Solfasol semtinin gerçek adının zülfazıl (faziletli, erdem sahibi kişi) olduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor. Balgat: Ankara’nın gözde mekanlardan Balgat’ın isminin öyküsü ise şöyle: 'Kat/gat' kelimesinin öz Türkçe’de şehir anlamına geldiği ve Balgat’ın 'balşehir' olduğu kaynaklarda yer alıyor. Balgat ismiyle ilgili halk arasındaki yaygın inanış ise şöyle: 'Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu bir zamanlar şehrin dışında kalan Balgat köyüne düşer. Köyde soluklandığı evde çay içmek isteyen isteyen Atatürk’e gelen çayda şeker yoktur. Atatürk, ’Şeker yok mu?’ diye sorunca oradakiler de Ankara şivesiyle 'Şeker yok amma bal var, bal gat Atam, bal gat' der. Atatürk de bunun üzerine bölgenin ismini ’Balgat’ koyar.' Cebeci: Kelimenin sözlük anlamı, Osmanlı’nın yeniçeri ordusunda silah yapan ve bakımıyla görevlendirilen, savaşta silah ve cephaneyi orduya ulaştıran yaya kapıkulu ocaklarından bir sınıf askerdir. Osmanlı dönemindeki Cebeci kışlalarının bugünkü Cebeci semtinde kurulmasından dolayı bölgenin ismi de buradan geliyor. Dikmen: Sözlüklerde koni biçimindeki tepe, dikilerek oluşturulan ağaçlık, dik arazide orman olarak belirtilir. Ankara’nın yüksek tepelerinden biri olan Dikmen’in artık koni biçimli olup olmadığı anlaşılmamaktadır ancak semtin tepe sırtlarında kara çam ormanı bulunmasından dolayı bölgeye bu isim verilmiştir. Kasalar mevkisi, meyve ve sebze kasalarının geniş bir arazide depolanmasından dolayı bu adı almıştır. Ayrancı: Eskiden yoğun olarak görülen Rumlara Ayrancı denilmesinden dolayı bu bölgenin isminin Ayrancı olduğu söylenir. Bentderesi: Ankara’nın su ihtiyacının karşılanması amacıyla Hatip Çayı üzerine bent kurulması, bu bölgenin Bentderesi olarak anılmasına neden olmuştur. Dikimevi: Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri, terzi bulunan bölgeye Dikimevi denilmiştir. Kırkkonaklar: Başlangıçta 40 hane bulunan semt, Kırkkonaklar adıyla anılmıştır. Dışkapı semti, Ankara’nın giriş ve çıkış kapısı olarak nitelendirildiği için bu ismi almıştır. Akköprü: Bugün büyük bir alışveriş merkezi ve metro istasyonunun bulunduğu Akköprü semti, adını Çubuk Çayı, İncesu Deresi ve Hatip Çayı’nın birleştiği noktada 1222’de Selçuklu Komutanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış, 3’ü büyük toplam 7 kemerli köprüden almıştır. Yüzüncü Yıl: Yapılaşmaya 1980’li yıllarda başlanan Yüzüncü Yıl Mahallesi’ne, 1981’de Atatürk’ün doğumunun 100. yılı kutlamalarında Yüzüncü Yıl adı verilmiştir. -Günümüze kadar değişen semt isimleri- Esenboğa kelimesi aslında bir şahıs ismidir. Ankara Savaşı’nda başarı gösteren Timur’un generallerinden İsen Buga’nın (mutlu, kutlu, güzel, iyi ve sağlıklı öküz) ismi zaman içerisinde Esenboğa olarak günümüze gelmiştir. Evliyalar semti olarak nitelendirilen Bağlum, 1530’da Anadolu vilayetinin Ankara kazasına bağlı bir köy olup Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 438 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri (937-1530) isimli eserin 354. sayfasında katip hatası olarak 'Yavlum' diye kaydedilmiştir. Ancak daha sonraki yıllarda 'Bavlum' olarak değiştirmiştir. Haymana sözcüğünün anlamı, başıboş hayvanların salındığı çayırlık, halk ağzında ise tembel demektir. Bir de 'Haymana beygiri gibi dolaşmak' yani 'işsiz, güçsüz dolaşmak' deyimi vardır. Çayıra salınan hayvanlar, ovanın bu adla anılmasına yol açmıştır. Halk arasında anlatılan öykü ise şöyle: 'Mana' ismindeki kızının burada intihar etmesine üzülen Timur Sultanı’nın acı acı 'Hey Mana, Hey Mana!' diye bağırması üzerine bölgedekiler artık bu semte 'Heymana' derler. Telsizler bölgesindeki Türk Telekom Kültür Merkezi olarak kullanılan yapılar, 1928’de telsiz istasyonu olarak yapılmış ve 1951’e kadar Ankara Telsiz İrsal İstasyonu olarak hizmet vermiştir. Çok sayıda telsiz direği olmasından dolayı semte Telsizler adını vermiştir. Gökçegöl olarak da anılan Mogan Gölü’nün adı söylentiye göre, tarikat önderi anlamına gelen 'Mugan'dan gelmiş ve zamanla Mogan’a dönüşmüştür. Elvankent, adını, Ahi Elvan Hazretleri’nin türbesinden almıştır. Peçenek mevkisinin adı, Oğuzlar’ın 24 boyundan Gökhan kolu olan 'Beçene'den gelmiştir. Peçenek sözcüğünün kökü olan Beçene kelimesinin sözlük anlamı 'çalışkan, gayretli'dir. Adliye Sarayı’nın olduğu alana geçmişte Çaputçu Çayırı denilmiştir. Hayvanların otlağı ve çocukların oyun yeri olan Çaputçu çayırının özelliği mahalle kavgalarının burada yapılmasıdır. -Adını coğrafik özelliklerinden alan mekanlar- Ankara’nın yüksek yerlerinden Etlik, yapılaşmanın olmadığı dönemlerde çok fazla rüzgar alan semt olmasıyla bilinirdi. Hava akımına maruz kalan bu bölgede kesilen hayvanların etleri burada muhafaza edilmiş ve bölgeye coğrafi koşullarından ötürü Etlik ismi verilmiştir. Öveçlerin sözlük anlamı '2-3 yaşındaki erkek koyun'dur. Ancak 'öveçler' kelimesi, kitaplarda yer alan bilgiye göre, 'keklikten ufak, keklik gibi öten, avcıları peşinden koşturan sevimli kuş' anlamına gelir ve bu kuşların bölgede çoğunlukla bulunmasından dolayı buraya Öveçler denilmiştir. Dilimize Farsça’dan geçmiş 'seyran' sözcüğü 'gezinme ve bakıp görme, geçirme' demektir. Üzüm bağlarının da bulunduğu Ankara’nın yüksek kesimi Seyran Bağları, zamanında gezinti yeri ve çevreyi görme imkanı veren bir alan olmasından dolayı 'Seyran' ismini almıştır. Ankara Hukuk Fakültesi ile Siyasal Bilgiler Fakültesinin arka tarafları olan Topraklık’ın da ilginç bir hikayesi var. İşi olmayan kimseler, bölgeden aldıkları killi toprağı eşeklerle mahallelerde dolaştırarak 'bebe toprağı' satarlardı. Tahta beşiklere serilen toprağın bebeği daha iyi uyuttuğu ve geliştirdiği söylenirdi. Bu hikmetli toprak, bölgeye ismini vermiştir. Önceleri Keltepe olarak anılan Hacettepe, ağaçlandırma çalışmalarının ardından 17. yüzyıl başlarında Hacıtepesi Mahallesi olmuş ve ağızlarda 'Hacettepe'ye dönüşmüştür. Fransızca kökenli bir kelime olan Şose’nin anlamı ise 'taş kırıkları veya kum kullanılarak yapılan yol' demektir. Eski zamanlarda taşlı ve kıvrımlı yollarının olması nedeniyle bu ismi almıştır. Tınaztepe’nin sözlük anlamı, dövülerek savrulmaya hazırlanan ekin yığınıdır. Buna bağlı olarak, mahallede ekin yığınlarının bulunmasından dolayı bölge bu adla anılmıştır. Gaziosmanpaşa Kuleli Sokak’ta bulunan ve şimdi Kuloğlu tarafından satın alınan üzüm bağı, eskiden Ermeni bir papaza ait olmasından dolayı bu isimle anılmıştır.
Ak Parti 35 İlde İlçe Belediye Başkan Adaylarını Açıkladı
AK Parti, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ardahan, Artvin, Batman, Bilecik, Bolu, Burdur, Çankırı, Çorum, Elazığ ve Giresun'daki ilçe belediye başkan adaylarını açıkladı. AK Parti'den yapılan yazılı açıklamaya göre, ilçelerin belediye başkan adayları şöyle: Adıyaman ilçe belediye başkan adayları Besni: Eyüp Mehmet Emre Çelikhan: Mustafa Bulut Gerger: Arif Karatekin Gölbaşı: Yusuf Özdemir Kahta: Abdurrahman Toprak Samsat: Yusuf Fırat Sincik: Mehmet Buz Tut: Ramazan Dinç Afyonkarahisar ilçe belediye başkan adayları Başmakçı: Ramazan Bozbaş Bayat: Abdullah Ertekin Bolvadin: Fatih Kayacan Çay: Mevlüt Çınar Dazkırı: Ertan Demirsoy Dinar: Yener Yaşar Emeksiz Emirdağ: Cengiz Pala Evciler: Şevki Karataş Hocalar: Ali Arslan İhsaniye: Lokman Ekici İscehisar: Mustafa Çibik Kızılören: Ahmet Pekşen Sandıklı: Mustafa Çöl Sinanpaşa: Murat Karakoyun Sultandağı: Metin Kumcu Şuhut: Recep Bozkurt Ağrı ilçe belediye başkan adayları Diyadin: Mehmet Ali Ağrı Doğubayazıt: Hikmet Şahin Eleşkirt: Sebahattin Sarı Hamur: Cezmi Ergül Patnos: Cem Afşin Akbay Taşlıçay: İsmail Taşdemir Tutak: Zülfikar Çiftçi Aksaray ilce belediye başkan adayları Ağaçören: Tuncay Atak Eskil: Niyazi Alçay Gülağaç: Faruk Teymen Güzelyurt: Ünal Demircioğlu Ortaköy: Bekir Tekcan Sarıyahşi: Fatih Ünsal Amasya ilçe belediye başkan adayları Göynücek: Kemal Şahin Gümüşhacıköy: Mustafa Saatçi Hamamözü: Mehmet Canıbek Merzifon: Mehmet Kadri Aydınlı Suluova: Fatih Üçok Taşova: Bayram Öztürk Ardahan ilçe belediye başkan adayları ÇIldır: Mehmet Fatih Kılınç Damal: Nevriye Derdiyok Göle: Akın İsmailoğlu Hanak: Gürhan Kurukaya Posof: Cahit Ulgar Artvin ilçe belediye başkan adayları Ardanuç: Hasan Aslan Demirci Borçka: Aslan Atan Hopa: Nedim Cihan Murgul: Hasan Çavuş Şavşat: Ahmet Sinan Öztürk Yusufeli: Eyüp Aytekin Batman ilçe belediye başkan adayları Beşiri: Sait Karabulut Gercüş: Şehmus Dilzan Ekmen Hasankeyf: Abdulvahap Kusen Kozluk: Mehmet Veysi Işık Sason: Muzaffer Arslan Bilecik ilçe belediye başkan adayları Bozüyük: Fatih Bakıcı Gölpazarı: Semih Yavuz İnhisar: İsmail Cambaz Osmaneli: Münür Şahin Pazaryeri: Muzaffer Yalçın Söğüt: Osman Yılmaz Yenipazar: Cengiz Arıkan Bolu ilçe belediye başkan adayları Dörtdivan: Hasan Uzunoğlu Gerede: Mustafa Allar Göynük: Kemal Kazan Kıbrıscık: Kemal Aktaş Mengen: Ramazan Albaş Mudurnu: Metin Soygür Seben: Süleyman Özbağ Yeniçağa: Recayi Çağlar Burdur ilçe belediye başkan adayları Ağlasun: Ali Ulusoy Altınyayla: Ahmet Serttaş Bucak: Süleyman Mutlu Çavdır: Mustafa Uysal Çeltikçi: Rıza Yanar Gölhisar: Ramazan Canural Karamanlı: Fatih Selimoğlu Kemer: Durmuş Erdem Tefenni: Ömer Okatan Yeşilova: Yılmaz Gürcan Çankırı ilçe belediye başkan adayları Atkaracalar: Rifat Altuntop Bayramören: Rıfat Adaşoğlu Çerkeş: Hasan Sopacı Eldivan: Hüseyin Kantaş Ilgaz: Mehmet Öztürk Kızılırmak: Bayar Soysal Korgun: Halil Öz Kurşunlu: Şakir Kaymak Orta: Bayram Yavuz Onay Şabanözü: Ali Çapçı Yapraklı: Ali Hasekioğlu Çorum ilçe belediye başkan adayları Alaca: Muhammet Esat Eyvaz Bayat: Ekrem Ünlü Boğazkale: Osman Tangazoğlu Dodurga: Bekir Kılıç İskilip: Recep Çatma Kargı: Zeki Şen Laçin: Erdal Altuntaş Mecitözü: Yaşar Kabakçı Oğuzlar: Ali Uyanık Ortaköy: Taner İsbir Osmancık: Hamza Karataş Sungurlu: Selahaddin Uzunkaya Uğurludağ: Kenan Genç Elazığ ilçe belediye başkan adayları Ağın: Mustafa Yentür Alacakaya: Ali Tekdemir Arıcak: Hamit Temizsoy Baskil: İhsan Akmurat Karakoçan: Nurettin Arslan Keban: Fethiye Atlı Kovancılar: Hacı Akpınar Maden: Orhan Yavuz Palu: Mehmet Sait Dağoğlu Sivrice: Ebubekir Irmak Giresun ilçe belediye başkan adayları Alucra: Asım Kaymakçı Bulancak: Recep Yakar Çamoluk: Savaş Akarçeşme Dereli: Kazım Zeki Şenlikoğlu Doğankent: Nurettin Günay Espiye: Mustafa Karadere Eynesil: Coşkun Somuncuoğlu Görele: Tolga Erener Güce: Aytekin Geçgel Keşap: Mehmet Emür Piraziz: Hayri Özdemir Şebinkarahisar: Şahin Yılancı Tirebolu: Abdullah Karapıçak Yağlıdere: Abdurrahman Kırhasanoğlu Gümüşhane ilçe belediye başkan adayları Kelkit: Ünal Yılmaz Köse: Şerif Aygün Kürtün: Ahmet Kanat Şiran: Yavuz Altıparmak Torul: Nidai Köroğlu Isparta ilçe belediye başkan adayları Aksu: Adnan Demir Atabey: Tevfik Atasoy Eğirdir: Veli Gök Gelendost: Mehmet Sezgin Gönen: Ahmet Doğan Keçiborlu: Yusuf Murat Parlak Senirkent: İbrahim Erol Durmuş Sütçüler: Mustafa Üstün Şarkikaraağaç: Bayram Aydemir Uluborlu: Mehmet Ünverdi Yalvaç: Tekin Bayram Yenişarbademli: Yaşar Gençer Karaman ilçe belediye başkan adayları Ayrancı: Serhat Erkmen Başyayla: Şerafettin Bulgurcu Ermenek: Uğur Sözkesen Kazımkarabekir: Ali İhsan Alanlı Sarıveliler: Halil Kulak Kars ilçe belediye başkan adayları Akyaka: Bulut Öztürk Arpaçay: Erçetin Altay Digor: Nebi Kerenciler Kağızman: Fesih Altay Sarıkamış: Göksal Toksoy Selim: Coşkun Altun Susuz: Murat Uray Kastamonu ilçe belediye başkan adayları Abana: Rıdvan Oyar Ağlı: Soner Dur Araç: Mustafa Ayanoğlu Azdavay: Osman Nuri Civelek Bozkurt: Engin Canbaz Cide: Necdet Demir Çatalzeytin: Musa İhsan Uğuz Daday: Bekir Sami Kavuş Devrekani: Neşet Kırıştı Doğanyurt: Ahmet Kaya Hanönü: Serkan Uçar İhsangazi: Zühtü Danacı İnebolu: Mustafa Huner Özay Küre: Ayhan Suna Pınarbaşı: Mehmet Yılmaz Seydiler: Mehmet Şahin Şenpazar: Cem Çınar Taşköprü: Hüseyin Arslan Tosya: Kazım Şahin Kırıkkale ilçe belediye başkan adayları Bahşili: İbrahim Uyar Balışeyh: Ali Dedelioğlu Çelebi: Süleyman Uluyol Delice: Yüksel Yorulmaz Karakeçili: Hüseyin Özçelik Keskin: Esra Aksoy Sulakyurt: Ali Şahin Yahşihan: Ahmet Sungur Kırklareli ilçe belediye başkan adayları Babaeski: Naci Yavaş Demirköy: Kamer Tuna Kofçaz: Nuri Çalışkan Lüleburgaz: Mehmet Gürel Balkan Pehlivanköy: Hüseyin Açıkel Pınarhisar: Mehmet Kapılı Vize: Aynur Serin Kırşehir ilçe belediye başkan adayları Akçakent: Yılmaz Kılıç Akpınar: Mustafa Karahan Boztepe: Ramazan Aydın Çiçekdağı: Hasan Hakanoğlu Kaman: Alpaslan Güzel Mucur: Ömür Toker Kütahya ilçe belediye başkan adayları Altıntaş: Ferit Karabulut Aslanapa: Asaf Akar Çavdarhisar: Halil Başer Domaniç: Yakup Yardımcı Dumlupınar: Derviş Kavak Emet: Mustafa Koca Gediz: Mehmet Ali Saraoğlu Hisarcık: Fatih Çalışkan Pazarlar: Bilal Demirci Simav: Süleyman Özkan Şaphani: Ramazan Yeşildeniz Tavşanlı: Mustafa Güler Nevşehir ilçe belediye başkan adayları Acıgöl: Ercan Ertaş Avanos: Mustafa Körükçü Derinkuyu: Bülent Aksoy Gülşehir: Mustafa Dursun Hacıbektaş: Yusuf Koçak Kozaklı: Erdoğan Çelik Ürgüp: Fahri Yıldız Osmaniye ilçe belediye başkan adayları Bahçe: İbrahim Baz Düziçi: Ökkeş Namlı Hasanbeyli: Mustafa Acar Kadirli: Fatin Rüştü Özeser Sumbas: Zeki Demiroğlu Toprakkale: Ahmet Cavit Siirt ilçe belediye başkan adayları Baykan: Faruk Okulevi Eruh: Cevher Çiftçi Kurtalan: Nevzat Karaatay Pervari: Tayyar Özcan Şirvan: Necat Cellek Tillo: Mehmet Mesut Memduhoğlu Sinop ilçe belediye başkan adayları Ayancık: Ayhan Ergün Boyabat: Şerif Çakıcı Dikmen: Murat Akça Durağan: Ahmet Kılıçaslan Erfelek: Ruhi Turan Gerze: Hüseyin Güleryüz Saraydüzü: Hasan Peker Türkeli: Mustafa Özcan Şanlıurfa ilçe belediye başkan adayları Akçakale: Abdulhakim Ayhan Birecik: Mehmet Faruk Pınarbaşı Bozova: Hasan Arusoğlu Ceylanpınar: Menderes Atilla Eyyübiye: Mehmet Ekinci Halfeti: Mehmet Erdoğan Haliliye: Fevzi Demirkol Harran: Mehmet Özyavuz Hirvan: Aslan Ali Bayık Karaköprü: Nihat Çiftçi Siverek: Resul Yılmaz Suruç: İbrahim Halil Yıldız Viranşehir: İbrahim Gelin Şırnak ilçe belediye başkan adayları Beytüşşebap: Yavuz Ataman Cizre: Cihan Güven Güçlükonak: Bahattin Aktuğ İdil: Murat Dalmış Silopi: Abdulkadir Ökten Uludere: Mehmet Paksoy Tokat ilçe belediye başkan adayları Almus: Hasn Hüseyin Arıkan Artova: A. Lütfü Yalçın Başçiftlik: Murat Tuncel Erbaa: Hüseyin Yıldırım Niksar: Özdilek Özcan Pazar: Şerafettin Pervanlar Reşadiye: Cemil Kılıç Sulusaray: Halil Demirkol Turhal: Yılmaz Bekler Yeşilyurt: Kazım Misafir Zile: Lütfi Vidinel Uşak ilçe belediye başkan adayları Banaz: Zafer Arpacı Eşme: Hacı Mustafa Çetin Karahallı: Ali Topçu Sivaslı: Mahir Çatalgöl Ulubey: Ragıp Bayraktar Van ilçe belediye başkan adayları Bahçesaray: Muhammed Affen Orhan Başkale: Cüneyt Karabıyık Çaldıran: Ferman Yıldırım Çatak: Emin Babür Edremit: İbrahim Koç Erçiş: Abdulahat Arvas Gevaş: Sinan Hakn Gürpınar: Hayrullah Tanış İpekyolu: Abdulmenaf Keyifli Muradiye: İbrahim Vanlı Özalp: Nedim Akanöz Saray: Mehmet Şerif Çevik Tuşba: Fevzi Özgökçe Yalova ilçe belediye başkan adayları Altınova: Metin Oral Armutlu: Mehmet Birkan Çınarcık: Murat Erdoğan Çiftlikköy: Ali Murat Silpagar Termal: İsmail Atik Zonguldak ilçe belediye başkan adayları Alaplı: Nevzat Çimenoğlu Devrek: Mustafa Semerci Ereğli: Hüseyin Uysal Gökçebey: Vedat Öztürk Kilimli: Seçkin Özdemir Kozlu: Ertan ŞahinAA
Köprübaşı'ndaki Uranyum Skandalında Ne Oldu?
Manisa’da Köprübaşı bölgesindeki eski uranyum madeninin yaydığı radyoaktif kirlilik haberinin üstünden iki hafta geçti, fakat yetkililer halen bir önlem almış değil. Haberin ayrıntısı bu sayfalarda da yer almıştı fakat kısaca bu skandal ortaya çıktıktan sonra neler olduğunu özet geçelim: Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül ve EGEÇEP Yürütme Kurulu Üyesi Jeoloji Mühendisi Erhan İçöz , 16 Ocak tarihinde Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde 1970 yılından itibaren on sene boyunca faaliyet göstermiş olan uranyum cevher alanlarında ve işletme tesisinde radyasyon ölçümü yaptılar. Kamuoyunun Evrensel Gazetesi muhabiri Özer Akdemir ’ in haberiyle öğrendiği bu ölçümlerde, bölgede radyasyon seviyesinin 16 mikrosiveret’e , yani normal değerin 140 katına çıktığı tespit edildi. Konunun yankı bulmasının ardından Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) ile ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü uzmanları bölgeye gidip inceleme yaptılar. İncelemenin sonucunda “uranyum yatağı olan bölgede doğada olması gereken değerlere rastladıklarını, sağlığa herhangi bir zararı olmadığını, ölçüm sonuçlarının çok yüksek olmadığını” iddia ettiler ve TAEK bu iddiayı savunan bir basın açıklaması yaptı. Herkesin bildiği bir sır Fakat tüm bunlar olurken anlaşıldı ki, bölgedeki altı köyü etkileyen radyasyon miktarı bir süredir sır değildi. Fırat Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Şaşmaz , 2008 yılında uranyum madeninin olduğu bölgeye giderek ölçümlerde bulunmuş, ayrıntılı bir rapor hazırlamış, bu rapor da TUBİTAK tarafından yayınlanmıştı. Şaşmaz, yörede toprak, yer altı, yer üstü sularının yanı sıra Gediz nehri ve Demirköprü Barajı ve bitkilerin kirlendiğini belirterek sonuç kısmında “Acil önlem alınmalı” demişti. Resmi makamlarca beş sene boyunca hiçbir işlem yapılmadı. Günümüzden devam edelim, skandal ortaya çıktıktan sonra konu meclis gündemine taşındı; 22 Ocak’ta CHP milletvekili Özgür Özel konunun araştırılmasını talep etti, HDP milletvekili Levent Tüzel ise verdiği soru önergesinde uranyum kirliliğinin boyutu, halk sağlığı ve canlı yaşamına etkileri, alınan, alınması düşünülen önlemler ve tesiste üretilen “sarı pasta”nın akıbeti sordu. Meclis’te bu konuşulurken Köprübaşı’nın AKP’li Belediye Başkanı Zafer Mergen ’in “seçim öncesi bu haberler ilçeye zarar verir” açıklaması yapıyordu. Kılıç: “İnsan müdahalesiyle oluşan radyoaktif kirlilik ve doğal afetler farklıdır” Sonra.. sonrası yok. TAEK’in ikinci basın açıklaması dışında konuyla ilgili resmi yetkililer cenahında bir gelişme yok. Bugün Yeşil Gazete’nin “yorum” köşesinde yayınlanan nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ’ın konuyla ilgili kapsamlı makalesini okuyabilirsiniz. Buraya, Kılıç’ın makaledeki çarpıcı tespitlerinden birini almakla yetinelim: TAEK’in söz konusu açıklamasına istinaden Manisa’da yerin altından yüzeye çıkarılmış, yani insan müdahalesi sonucunda radyoaktif kirliliğin oluştuğu bölgedeki durumu, doğal afetler neticesinde kirlenmenin olduğu dünyanın bazı özel bölgeleriyle aynı kefeye koyup “endişelenecek birşey olmadığı” açıklamasını yapmanın tehlikelerini vurguluyor Kılıç. Öktem: “Maden kaynaklı kontaminasyonla nükleer patlamayı karıştırmamak gerekir” Fukuşima’ya giderek ölçümler yapmış radyoloji uzmanı Dr. Alper Öktem de Köprübaşı’nda ölçülen radyasyon ve Fukuşima’nın karşılaştırılmaması gerektiğini vurguluyor: “eğer izotoplar madenden çıkartılırken etrafa yayılmışsa bu nükleer kazada ortaya çıkan nükleer serpinti gibi bir şey. Prof.Şaşmaz 2008 yılındaki araştırmasında madenden uzaktaki yeraltı sularında, toprakta uranyum bulduğunu belirtiyor. Fakat madenden etrafa kontaminasyonla nükleer patlamayı karıştırmamak gerekir. Madenin cevreye etkisine yol acan izotoplar ile Çernobil ya da Fukuşima’da cevreye yayilan radyoaktif izotoplar farklidir. Bunlar biz yüksek doz da desek, düşük doz sınıfına giriyor”. Tek bir aletle dar bir alanda yapılan araştırmanın ipuclari vereceği, ama cevrede toprakta, suda, bitkide uranium ve baskaca radyoaktif izotoplari tesbit etmek icin çok daha kapsamlı bir araştırma yapmak gerektiğini belirtiyor Öktem. Tehlike tüm Gediz Havzasına yayılmış olabilir 2004 yılında Ege üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Kumru’nun yaptığı bir araştırma, tehlikenin tahmin edilenden büyük olabileceğini ortaya koyuyor. Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’deki sanayi kuruluşlarının kirlettiği Gediz’in İzmir Körfezi’ne döküldüğü bölgede radyoaktiviterde yükselmeler görüldüğü ortaya koyuyor. Uranyum, toryum, radyoaktif potasyum, radyum gibi radyoaktif maddelerde yer yer artışlar tespit edilmiş ve kurşun, krom ve bakır elementlerinin ölçüldüğü araştırmada, ağır metallerin toksin özelliğinin körfezdeki canlılar için tehdit oluşturduğu vurgulanmış. Öktem’e gore Körfezde radyoaktivite artışlarının yeniden araştırılarak güncelleştirilmesi ve Köprübaşı maden işletmesiyle baglantısının tartışılmasi gerekiyor. Hayvanların otladığı radyoaktif alan Peki Manisa Köprübaşı’ndaki radyoaktif kirliliğe karşı alınmış herhangi bir önlem var mı? 16 Ocak 2014 tarihinde uranyum alanına giderek araştırma yapan Enver Yaser Küçükgül’in Açk Radyo’da yayınlanan “Açık Yeşil” programının geçen haftaki bölümünde aktardıkları, alınmadığının en açık kanıtı: bölgenin etrafında herhangi bir tel örgü,tabela bile yok, etrafta hayvanlar otlatılıyor. “Radyoaktif madencilik için özel önlemler alınmalı. Manisa’da vahşi madenciliğin bir örneği yaşanmıştır” diyor Kürkçügil. NKP: “yörede sağlık taraması yapıldı mı?” Yeşil Gazete’nin görüştüğü çevre avukatı Arif Ali Cangı, konuyla ilgili sorumlular hakkında soruşturma açmak için Manisa Valiliği’yle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı göreve çağırdıklarını belirtiyor. Köylerde yaşayanların bir kısmının tedirgin olduğunu, çilek ekerek geçimini sağlayan çiftçilerin “bu mevzuyu kışkırtmayın” gibi bir tavır içinde olduklarını aktaran Cangı,“ama çoğunluk, kendini çocuklarının sağlığından sorumlu hissedenler yine de direnecek” diyor. Soruşturma dilekçelerine bir hafta içinde yanıt verilmesi lazım. Fakat hukuki süreç devam ederken 21 örgütten oluşan “Nükleer Karşıtı Platform” boş durmuyor; 30 Ocak tarihinde bir basın açıklaması yapıp “ekosistemin tüm unsurları açısından yörede bugüne kadar önlem almayanların sorumluluğunun tespit edilmesini” talep etti. Açıklamada “Burada, olağanın üzerinde zihinsel ve bedensel engelli olduğu, kanserli hasta sayısının fazla olduğu söylenmektedir. Bu iddialar doğru mudur? Yörede sağlık taraması yapılmış mıdır? Yapılmış ise nasıl bir sonuç alınmıştır?” sorularını yönelten platform bir nükleer santral macerasına sürüklenmekte olan Türkiye’de, radyasyon riskinin böylesine hafife alınmasının son derece kaygı verici olduğunun altını çiziyor. Radyoaktif bölgelerde önlem alınmazken yeni madenler açmak mı? Platform meclisi bir komisyon kurup uranyuma karşı önlem almaya çağırıyor. Peki yıllar önce vahşi madencilik faaliyetleriyle açılan uranyum madenleri hiç bir önlem alınmadan terk edilip gidilirken,bugün devlet kurumlarının konuya bakış açısı nedir? 1 Temmuz 2013 tarihinde çıkan bir haber bir ipucu veriyor gibi: MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan 2012 yılına ait Temel Ekonomik Göstergeler Raporunda son sekiz yılda madencilik ve taş ocaklarından 21 milyon 103 bin lira gelir edildiği müjdeleniyor. 9 bin 129 ton uranyum rezervi de dahil pek çok maden cevheri bulunan bulunan “cevher” ülkemizle ilgili öngörüleri eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız açıklıyor: “Türkiye’deki 40 bölgede sıcak nokta var. Bunları enerjiye dönüştürmemiz lazım”. (Yeşil Gazete)
Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve İzmir'e Kuvvetli Yağış Uyarısı
Yapılan son değerlendirmelere göre ülkemizin batısının yeni bir yağışlı sistemin etkisine girmesi bekleniyor. Ege kıyılarından başlayarak zamanla Ege ve Marmara bölge genelinde görülecek yağışların, Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Gece ve sabah saatlerinde doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor.  HAVA SICAKLIĞI: Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor. RÜZGAR: Genellikle güney yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, Marmara'nın güneybatısı, Kıyı Ege ve Doğu Akdeniz kıyılarında yer yer kuvvetli olarak (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor.UYARILARKUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yağışların; Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yıldırım, dolu, vb) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir.BUZLANMA VE DON OLAYI UYARISI: Sabah ve gece saatlerinde doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (ulaşımda aksamalar, vb) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir.BÖLGELERİMİZDE HAVAMARMARAParçalı ve çok bulutlu, batısı ile zamanla bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin güneybatısında güney yönlerden yer yer kuvvetli olarak (30-50 km/s) olarak esmesi bekleniyor.BALIKESİR Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15BURSA Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde sağanak yağışlı 18EDİRNE Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 17İSTANBUL Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde sağanak yağışlı 16EGEParçalı ve çok bulutlu, kıyı kesimleri ile zamanla Manisa, Denizli, Uşak ve Kütahya çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Kıyı Ege'de güney yönlerden yer yer kuvvetli (30-50 km/s) olarak esmesi bekleniyor.A.KARAHİSAR Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 15AYDIN Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; kıyı kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.17İZMİR Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; güney çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. 16MUĞLA Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 14AKDENİZAz bulutlu ve açık, zamanla batı kesimlerinin çok bulutlu, gece saatlerinden sonra Antalya ve Burdur'un batı kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde Hatay çevrelerinde sis hadisesi bekleniyor.ADANA Az bulutlu 22ANTALYA Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı 19BURDUR Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı 15HATAY Az bulutlu ve açık, sabah saatlerinde sisli 19İÇ ANADOLUAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin doğusunda buzlanma ve don olayı bekleniyor.AKSARAY Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 17ANKARA Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16ESKİŞEHİR Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16KONYA Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16BATI KARADENİZAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.BOLU Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 18KARABÜK Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 17KASTAMONU Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16ZONGULDAK Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 15ORTA ve DOĞU KARADENİZAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.ARTVİN Az bulutlu ve açık 17ORDU Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 19SAMSUN Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 18TRABZON Az bulutlu ve açık 19DOĞU ANADOLUAz bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölge genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.ELAZIĞ Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde buzlanma ve don olayı bekleniyor.14ERZURUM Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. İl genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.-2KARS Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. İl genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.-3VAN Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.5GÜNEYDOĞU ANADOLUAz bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin doğusunda hafif buzlanma ve don olayı bekleniyor.DİYARBAKIR Az bulutlu ve açık 16GAZİANTEP Az bulutlu ve açık 15ŞANLIURFA Az bulutlu ve açık 18SİİRT Az bulutlu ve açık 16DENİZLERDE HAVAFırtına beklenmiyor.KARADENİZ Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve güneybatı, Doğu Karadeniz'de doğu ve güneydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.MARMARA Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra doğusu sağanak yağışlı, Rüzgar: Güney ve güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.EGE Hava Durumu: Çok bulutlu ve sağanak yağışlı, Rüzgar: Güney ve güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.AKDENİZ Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra Batı Akdeniz'in batısı sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de doğu ve güneydoğu, Doğu Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.VAN GÖLÜ Hava Durumu: Az bulutlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,5m, Görüş: iyi.
27 İlin Emniyet Müdürü Değişti
Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanan İçişleri Bakanlığı genelgesine göre, 27 ilin emniyet müdürü değişti. Yayınlanan göre, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feridun Taşçı, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çankal ve Emniyet Genel Müdür Yardımcısı İsmail Baş merkeze alınırken Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı görevine Merkez Emniyet Müdürü Mustafa Gülcü ile Merkez Emniyet Müdürü Faruk Ünsal getirildi. Merkeze alınan 27 emniyet müdürünün yerine 23 polis başmüfettişi il emniyet müdürü olarak atandı. 27 İLİN İL EMNİYET MÜDÜRÜ DEĞİŞTİ İçişleri Bakanlığı genelgesine göre Emniyet Genel Müdürlüğü Yardımcılığı ve 27 ile atanan yeni isimler şöyle: Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına Merkez Emniyet Müdürü Mustafa Gülcü Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına Merkez Emniyet Müdürü Faruk Ünsal Artvin Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Hamdi Selçuk Balıkesir Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Feridun Boz Batman Emniyet Müdürlüğüne Merkez Emniyet Müdürü Necati Denizci Bitlis Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Saim İşlek Çanakkale Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Yılmaz Özden, Denizli Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Mevlüt Demir Edirne Emniyet Müdürlüğüne Merkez Emniyet Müdürü Rahmi Baştuğ Erzincan Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Doğan İnci Iğdır Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Yüksel Babal İzmir Emniyet Müdürlüğüne Merkez Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Ümit Yaşar Adalar Karabük Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Serhat Tezsever Karaman Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Mehmet Şahne Kırklareli Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Mehmet Emin Akay Kilis Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Candemir Özdemir Kütahya Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Mehmet Gülnaz Manisa Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Erhan Alkaya Mardin Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Mehmet Şahin Muş Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Faik Aksu Nevşehir Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Metin Kalayoğlu Ordu Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi İsmail Dalkılıç Siirt Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Metin Özkan Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Sıtkı Akgül Şırnak Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi İsa Aydoğdu Tekirdağ Emniyet Müdürlüğüne Merkez Emniyet Müdürü Halil Turan Erol Tokat Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Fikri Yalman Yozgat Emniyet Müdürlüğüne Polis Başmüfettişi Saim Akpınar” Emniyet Genel Müdürlüğü emrine alınan 3 Emniyet Genel Müdür Yardımcısı ile 27 il emniyet müdürünün isimler şöyle: “Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Feridun Taşçı, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çankal, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı İsmail BAŞ, Artvin Emniyet Müdürü Hüsrev Salmaner, Balıkesir Emniyet Müdürü Halil Karataş, Batman Emniyet Müdürü Hasan Ali Okan, Bitlis Emniyet Müdürü Sadedtin Akgüç, Çanakkale Emniyet Müdürü Osman Zoroğlu, Denizli Emniyet Müdürü Zeki Bulut, Edirne Emniyet Müdürü Cemil Ceylan, Erzincan Emniyet Müdürü Mustafa Elaman Iğdır Emniyet Müdürü İbrahim Karadağ, İzmir Emniyet Müdürü Sami Uslu Kahramanmaraş Emniyet Müdürü Metin Aşık Karabük Emniyet Müdürü Oktay Keskin Karaman Emniyet Müdürü Lütfü Sönmez Kırklareli Emniyet Müdürü Hüseyin Aktaş Kilis Emniyet Müdürü Mehmet Akpınar Kütahya Emniyet Müdürü Kadir Akbıyık Manisa Emniyet Müdürü Yunus Çetin Mardin Emniyet Müdürü Derviş Kara Muş Emniyet Müdürü Muharrem Durmaz Nevşehir Emniyet Müdürü Mehmet Yüksel Ordu Emniyet Müdürü Hakan Kırmacı Siirt Emniyet Müdürü Mutlu Ekizoğlu Şanlıurfa Emniyet Müdürü Mehmet Likoğlu Şırnak Emniyet Müdürü Avni Usta Tekirdağ Emniyet Müdürü Ali Yılmaz Tokat Emniyet Müdürü Osman Balcı Yozgat Emniyet Müdürü Hasan Yılmaz Yüksekovahaber
Sinop'ta İşsiz Öğretmen Canına Kıydı
Sinop’ta işsiz öğretmen 35 yaşındaki Gamze Filiz Arslan, dün evde bulunan av tüfeğiyle yaşamına son verdi. Bir süre İstanbul’da özel bir dershanede kimya öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra işsiz kalarak memleketi Sinop’a gelen Gamze Filiz Arslan, evde bulunan av tüfeğini çenesinin altına dayayıp ateş ederek canına kıydı. Silah sesi üzerine odaya giren aile fertleri Arslan’ın kanlar içerisinde yerde görünce durumu hemen sağlık ekiplerine bildirdi. Eve gelen ekipler, Arslan’ın öldüğü belirledi. İntiharla ilgili soruşturma devam ederken, genç öğretmenin cansız bedeni, otopsi için Sinop Atatürk Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. DHA
Güney, Batı ve İç Bölgeler Yeni Bir Yağışlı Havanın Etkisine Giriyor
Yapılan son değerlendirmelere göre Doğu bölgelerimizde devam eden yağışlara ilave olarak, öğle saatlerinden itibaren güney ve batı kesimlerin, akşam ve gece saatlerinde iç bölgelerin yeni bir yağışlı havanın etkisine gireceği tahmin ediliyor. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, sabah ilk saatlerde Doğu Anadolu'nun doğusunda, gece saatlerinde Batı Karadeniz'in iç kesimleri, Göller Yöresi ile Kütahya ve Bilecik çevrelerinin yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. HAVA SICAKLIĞI: Önemli bir değişiklik beklenmiyor. RÜZGAR: Genellikle güney ve güneybatı , kuzeybatı kesimlerde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, zamanla Marmara'da kuvvetlice (30-50 km/sa) eseceği tahmin ediliyor.BÖLGELERİMİZDE HAVAMARMARAParçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren güneyi ile akşam ve gece saatlerinde bölgenin doğusunun yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetlice (30-50 km/sa) esmesi bekleniyor.BİLECİK Parçalı zamanla çok bulutlu, öğleden sonra güneyi, akşam saatlerinden itibaren il geneli yağmur ve sağanak, gece yüksekleri karla karışık yağmurlu 14BURSA Parçalı zamanla çok bulutlu, öğleden sonra güneyi, akşam saatlerinden itibaren il geneli yağmur ve sağanak yağışlı 17ÇANAKKALE Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra yağmur ve sağanak yağışlı 14İSTANBUL Parçalı zamanla çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yağmur ve sağanak yağışlı 16EGEParçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren kuzey ve kıyı Ege'nin, akşam ve gece saatlerinde bölge genelinin aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.A.KARAHİSAR Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde yağmurlu 12AYDIN Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 18İZMİR Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 18UŞAK Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde yağmurlu 12AKDENİZParçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren Batı ve Orta Akdeniz ile zamanla Doğu Akdeniz'in iç kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.ADANA Parçalı, zamanla bulutlu 22ANTALYA Parçalı zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren sağanak yağışlı 17HATAY Parçalı, zamanla bulutlu 20K.MARAŞ Parçalı zamanla çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yağmurlu 18İÇ ANADOLUParçalı, zamanla çok bulutlu, öğleden sonra Çankırı, Sivas ve Yozgat çevrelerinin, akşam ve gece saatlerinde bölge genelinin aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor.ANKARA Parçalı, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren yağmurlu 14ESKİŞEHİR Parçalı, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren yağmurlu 13KIRŞEHİR Parçalı, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren yağmurlu 13KONYA Parçalı, zamanla çok bulutlu, akşam saatlerinden itibaren yağmurlu 12BATI KARADENİZParçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra iç kesimlerinin, gece saatlerinde bölge genelinin aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor.BOLU Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmurlu, gece yüksekleri karla karışık yağmurlu 13DÜZCE Parçalı, zamanla çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı yağmurlu 15KASTAMONU Parçalı, zamanla çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra aralıklı yağmurlu, gece yüksekleri karla karışık yağmurlu 12ZONGULDAK Parçalı, zamanla çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren aralıklı yağmurlu 12ORTA ve DOĞU KARADENİZParçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı yağmurlu geçeceği tahmin ediliyor.GİRESUN Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15ORDU Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 13SAMSUN Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 12TRABZON Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden itibaren aralıklı sağanak yağışlı 12DOĞU ANADOLUParçalı ve çok bulutlu, sabah ve öğle saatlerinde kuzey ve doğu kesimlerinin, akşam saatlerinden sonra batısının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, sabah saatlerinde doğu kesimlerinde karlakarışık yağmur ve yükseklerinde kar şeklinde olması bekleniyor.ELAZIĞ Parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yağmurlu 15ERZURUM Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde karla karışık yağmur ve yükseklerinde kar yağışlı, öğle saatlerinde yağmurlu 10KARS Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde karla karışık yağmur ve kar yağışlı, öğle saatlerinde yağmurlu 6VAN Parçalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde karla karışık yağmur ve yükseklerinde kar yağışlı, öğle saatlerinde yağmurlu 10GÜNEYDOĞU ANADOLUParçalı, kuzey ve doğusunun çok bulutlu, sabah ve öğle satlerinde Siirt, gece saatlerinde Adıyaman çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.BATMAN Parçalı ve çok bulutlu 19DİYARBAKIRParçalı ve çok bulutlu 17GAZİANTEP Parçalı bulutlu 17ŞANLIURFA Parçalı bulutlu 20DENİZLERDE HAVAMarmara, Kuzey Ege ve Akdeniz'de fırtınamsı rüzgar bekleniyor.KARADENİZ Hava Durumu: Parçalı çok bulutlu, yer yer yağmurlu, Rüzgar: Batı Karadeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5, sabah ilk saatlerde doğusu kuzeybatıdan 2 ila 4, Doğu Karadeniz'de doğu ve kuzeydoğudan, öğle saatlerinden itibaren doğusu güneydoğudan, sabah ilk saatlerde geneli kuzeybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, batısı yer yer 2,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.MARMARA Hava Durumu: Parçalı çok bulutlu, gece saatlerinden itibaren yağmurlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 4 ila 6, yer yer 7 kuvvetinde, Dalga: 1,5 ila 2,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.EGE Hava Durumu: Parçalı çok bulutlu, güney kesimleri sağanak yağışlı, Rüzgar: Kuzey Ege'de doğu ve kuzeydoğudan, sabah ilk saatlerde güneyi güneydoğudan 3 ila 5, akşam saatlerinden itibaren kuzeydoğudan 7, Güney Ege'de doğu ve güneydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, kuzeyi 1,5 ila 2,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.AKDENİZHava Durumu: Parçalı çok bulutlu, batısı sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5, öğle saatlerinden itibaren doğusu 4 ila 6, akşam saatlerinden itibaren yer yer 7, Doğu Akdeniz'de kuzey ve kuzeydoğudan, sabah ilk saatlerde güneydoğudan 3 ila 5, akşam saatlerinden itibaren kuzeydoğudan 7 kuvvetinde; Dalga: 1,0 ila 2,0m, akşam saatlerinden itibaren geneli 2,0m, ila 3,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.VAN GÖLÜ Hava Durumu: Parçalı ve çok bulutlu, yağmur ve karla karışık yağmurlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan, öğlen kuzeybatıdan, akşam güneydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.
Şehzade Mustafa kimdir?
Şehzade Mustafa (1515, Manisa – 6 Ekim 1553, Konya), (Osmanlıca adı: شهزاده مصطفى) Kanuni Sultan Süleyman’ın Mahidevran Sultan’dan olma oğlu.Saruhan, Amasya, Konya sancak beyliklerinde bulunmuştur. Babasının tahtına göz dikmekle suçlanmış; Nahcıvan seferi’ne giden Osmanlı ordusunun Konya’da konakladığı sırada, padişahın otağında boğdurulmuştur. Katli, devlete isyan suçundan dolayıdır; ancak deliller ve şahitler konusunda tartışma bulunmaktadır. Hürrem Sultan’ın tahta kendi oğullarından birini geçirmek için Şehzade Mustafa’ya tuzak kurduğu ve ölümünü hazırladığı iddia edilmektedir.1553 yılında Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi 1.561 sayfasında Fransız trajedisi La Soltane ya Gabriel Bounin tarafından konu edinilmiştir.1515 yılında babası Kanuni Sultan Süleyman’ın şehzadeliği sırasında Manisa’da dünyaya geldi. Dedesi Yavuz Sultan Selim’in 1520’de hayatını kaybetmesi üzerine Osmanlı tahtına oturmak üzere İstanbul’a giden babasının yanında İstanbul’a gitti.Hürrem Sultan’ın babasının sarayına girmesinden sonra annesi Mahidevran Sultan ile Kanuni’ye dört şehzade daha doğuran Hürrem Sultan arasında, Kanuni’den sonra kendi oğullarının tahta çıkmasını sağlamak için büyük bir mücadele yaşandı. Şehzade Mustafa, 1533 -1541 arasında Saruhan Sancakbeyi (Aydın sancağı ilavesiyle) olarak görev yaptı. Saruhan (Manisa), padişah adayının görev yaptığı yer kabul edilirdi, dolayısıyla Şehzade Mustafa dönemin veliaht şehzadesiydi. 16 Mayıs 1541’de Amasya Sancakbeyliğine atandı; Saruhan Sancakbeyliğine ise kardeşi Şehzade Mehmed getirildi. Halk ve askerler bu duruma tepki gösterdi, bunun üzerine I.Süleyman doğu topraklarının güvenliği için şehzadenin Amasya’ya gönderildiğini ve veliahtlığının sürdüğünü açıkladı[2]. Ardından, Mehmet’in beklenmedik şekilde 1543’te ölümünden sonra Saruhan Sancakbeyliğine Şehzade Selim getirilirken; Şehzade Mustafa ise 1549 yılında Konya Sancakbeyliğine atandı.Şehzade Mustafa’nın şahsına dair önemli verilerden biri de Bernardo Navagero adlı İtalyan elçinin hakkında verdiği bilgilerdir. Yazdığı bir mektup aynen şu şekildedir:“ “Şehzâde Mustafa, sultanın ilk oğlu. Annesi de Çerkes olan kadın. Şu anda Amasya’da ikamet ediyor. İranlılar’ın sınırında, İstanbul’dan 26 gün uzaklıktaki bir mesafede. Yıllık geliri 80 bin dükaya tekabül ediyor. Annesi de onunla birlikte yaşıyor ve oğlunun zehirlenmesini engellemek için her türlü önlemi alıyor. Onun için en tehlikeli şeyin zehir olduğunu, başka hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini söylüyor. Mustafa’nın annesini büyük ölçüde sevip saydığı söyleniyor.Herkes onu çok seviyor ve herkes babasının yerine tahta çıkmasını istiyor. Yeniçerilerin de onun hükümdar olmasını istedikleri çok açık. Sultanın bütün kullarının arzusu da bu, çünkü ilk oğlu olmasından yanısıra çok dürüst, cömert ve cesur olması da herkesin onu istemesi için yeterli sebepler. Topraklarına gelen her yeniçeriye, sultanın kullarına, sadece çok iyi davranmakla, onları misafir etmekle kalmıyor, aynı zamanda çok güzel hediyeler de sunuyor. İşte sahip olduğu nâmı da böyle kazanmış. Her ihtiyaçları için yeniçeriler kendisine rahatça başvurabiliyorlar ve onun idaresinden bugüne kadar kimse sultana şikâyetçi olmamış.Babasına sık sık armağan olarak güzel atlar, ayrıca birkaç bin düka da gönderiyor ve bunu seve seve yaptığı çok belli.Şimdiye kadar babasına karşı hiçbir ters harekette bulunmamış. Hem de başka bir kadından olan diğer kardeşlerinin babasına yakın olduklarını bildiği, hatta biri sarayda yaşadığı halde. Bu konuda çok ılımlı.Söylediğim gibi herkes babasının ardından Şehzâde Mustafa’nın hükümdar olmasını bekliyor ve istiyor. Ancak değişik olaylardan dolayı şans Şehzâde Selim tarafına da düşebilir (Diğer ikisine çok fazla önem verilmemiş). Sultanın çok sevdiği annesinin planları ve çok yetkili olan Rüstem’in planları da bu doğrultuda. Yani sultanın ölümünden sonra Selim’in padişah olmasını desteklemek için şimdi planlar yapıyorlar. Bu yüzden paşa en önemli mevkilere kendine yakın, onun emrinde olan kişileri yerleştiriyor. Sancakların yanısıra, hem yeniçeri ağasını yerleştirdiği, hem de kardeşini kaptanıderya mevkilerine çıkardığı gibi. Paşa kaptanıderya olan kardeşinin görevden alınmaması için büyük çaba gösteriyor. Bu mevkiden kardeşini alsa bile yerine çok güvendiği başka birini koyacak. Zira Mustafa’nın tahta çıkmasını engellemek için bir donanma ile onun yolunu kesmekten daha iyi bir şey yok.Sultan Selim, İstanbul’a çok yakın. Hayatta kalmayı başarırsa, annesi de ölmezse, paşa da hazinenin ve sultanın paralarının sahibi olarak, kaza eseri bir ölüm ile Sultan Selim’i tahta oturtmak onlar için pek de zor olmaz. Herşeyi elde eden para aracılığı ile insanların kalbindeki Sultan Mustafa sevgisini kısa sürede silip atabilir. Bu şekilde kendisi de tahtı elinde tutmaya devam etmiş olacaktır. Ancak Mustafa’nın öldürülememesi durumunda ise Mustafa, hakettiği tahta çıkmak ve çıktıktan sonra da kaybetmemek için elinden geleni yapacaktır. Sultandan sonra tahta çıkan kim olursa olsun, herkesin bir korkusu var. Bunu Türkler de söylüyor: Bu taht meselesi oldukça kanlı olacağa benziyor ve bunun felaketlerin başı olduğunu düşünüyorlar. Bu konu ile ilgili olarak sultanın taht için kimi tercih ettiğini anlamak kolay değil çünkü hepsi onun oğlu ama yanında her zaman Rus karısı var ve bu kadın kendi oğullarını hep ön plana çıkarıp, sürekli Mustafa’yı kötülüyor. Ama Mustafa’nın tahta çıkması konusunda pek bir şey değiştiremeyeceğini de biliyor. Sultan da bu konuda bir şey yapamaz zira kendi ağzıyla Mustafa’nın tahta çıkacağını söyledi.”„—Bernardo NavageroDiğer bir veri ise Guillaume Postel’in Osmanlı gelenek-göreneklerini ve Osmanlı’nın siyasi durumunu anlattığı kitapta bulunmaktadır. 1536′da, Fransız kralı I. François, Kanuni Sultan Süleyman’la bir sözleşme imzaladı ve ardından resmi tercümanı ve tarihçisi Guillaume Postel’i yardımcı olarak Fransız elçisi olan Jean de La Forêt’in yanına, İstanbul’a gönderdi. Fransız tarihçi Guillaume Postel,”De la République des Turcs”(Türklerin Cumhuriyeti) adlı kitabında Şehzade Mustafa’nın iktidarı devralabilecek yaşa ve olgunluğa ulaştığını, tedbirli, ve son derece iyi eğitimli bir şehzade olduğunu yazmaktadır.KişiliğiMustafa, şairdir (Mahlası Muhlisî[5]), hattattır (Elyazısı: Viyana, Şark yazmaları, No:998 de nesh ile yazılmış Süleyman-name). Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Irakeyn ve Korfu seferinde (1534, 1536, 1537) ve Boğdan seferinde Anadolu muhafızı, 9. seferde (1541) İstanbul muhafızı oldu. Manisa Bozdağ da, cami, saray, türbe, çeşmeler yaptırdı. Görüntüsü ve tavırlarıyla dedesi Yavuz Sultan Selim’e çok benziyordu.[6]Şehzade Mustafa’nın bilhassa Amasya’dayken ilim meclislerinde bolca bulunduğu, devrin önemli müderrislerinden dersler aldığı ifade edilir. Celalzade Salih çelebi, Manisalı Senai Mehmed çelebi, Hayreddin Hızır efendi, Şems efendi, şair Lali çelebi, Karaçelebizade Hicri Mehmed Muhyiddin efendi, İstanbul kadısı, şair Muhyiddin Mehmed Hüseyni efendi gibi alimlerden dersler aldı. Şehzadenin hocalarından olan Mustafa Sürûrî Efendi, Bahrü’l- Maarif ve Zahiretü’l Müluk yazıp şehzadeye sunmuştur. Şehzadenin katli üzerine de Kanuni ile alakasını kesip bir daha görüşmemiş ve kendisine verilmek istenen bütün resmi vazifeleri de reddetmiştir.[7] Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı bir mektupta şu ifadeler geçmektedir.“ Cihan padişahı babası gibi adil, atası Sultan Selim gibi yavuz ve korkusuz, büyük atası Sultan Mehmet gibi zeki.Devlet-i Aliye’nin gördüğü en parlak şehzade.„AilesiZevcesinin adı bilinmemektedir. 1525, Kırım doğumludur. Şehzade Mustafa’nın ölümünden sonra 1555 de, Pertev Mustafa Paşa ile evlendirilmiştir.Çocukları:Nergisşah Sultan: 1536 yılında Manisa’da doğdu. Damat Cenabi Ahmet Paşa (şair, tarihçi, Enderuni ve çeşnigirbaşı, 20 yıl kadar Anadolu Beylerbeyi) ile evlenmiştir.Şehzade Mehmed: 1546′da Amasya’da doğdu. Ölümü; 1553, Bursa.Şehzade Orhan: Ölümü; 1552, Konya.Şah Sultan: 1547 yılında Konya’da doğdu. 2 Ekim 1577′de öldü. Zevci Damat Abdülkerim Ağa.Ölümü ve SonrasıTaht yarışında Şehzade Mustafa’yı bertaraf edebilmek için Sadrazam Damat Rüstem Paşa tarafından sahte mektuplar ürettiği düşünülür. Bu mektuplar, Şehzade Mustafa’nın babası hayatta iken onun tahtına göz diktiğini ve isyan hareketlerine destekte bulunduğunu gösterir niteliktedir. Başlangıçta iddialara inanmayan Kanuni, güvendiği din alimlerinden tavsiye istedi. Güvenilen bir kölenin efendisinin parasını irtikap ettiğine ve ona karşı bir tuzak kurduğuna ilişkin hayali bir hikayeyle buna karşı ne yapılması gerektiğini sordu.[10] Aslında bu, Mustafa’nın isyan hareketlerine başvurduğuna ve babasının tahtına göz diktiğine dair endişelerinin çok uzağındadır. O dönemin alimlerinden olan Mehmet Ebussuud Efendi Süleyman’a şu cevabı vermiştir; “bu durumda köleye ölünceye kadar işkence yapılması uygundur.” Bu ifade, şeraite göre kendisine bir cinayet izninin verilmesi demektir, ancak bir fetva niteliği taşımamaktadır. Çünkü Şehzade Mustafa’nın yaşadıkları Süleyman’ın danıştığı hikayeden çok farklıdır.1553 yılında Veziriazam Damat Rüstem Paşa İran seferi için hareketinden sonra Aksaray taraflarına gelince, orduyu durdurdu ve yeniçerilerin Şehzade Mustafa’ya yatkınlığı olduğunu ve askerin, ihtiyarlığı sebebiyle sefere çıkamayan padişahın Dimetoka da oturmasını, Mustafa’yı hükümdar olmasını istedikleri dedikodusunun yayılmakta olduğunu bildirmek için, sipahiler ağası olan, Kızıl Ahmedliler den Şemsi Ağa’yı (Şemsi Paşa) İstanbul’a yolladı ve padişahın bizzat askerin başında sefere çıkmasını arz ederek, Aksaray’dan ileri gitmeyip bekledi.Padişah bunu haber alınca Rüstem Paşa’yı geri çağırdı ve 1553 ağustos sonlarında kendisi İran seferine çıktı. Kütahya sancakbeyi Şehzade Bayezid’i Rumeli muhafazasında bulunmak üzere Edirne’ye gönderdi. Bolvadin’e gelince Saruhan sancakbeyi Şehzade Selim orduya gelerek el öptü. Bundan sonra padişah Aktepe konağına geldiği vakit, sefere çağrılan Şehzade Mustafa orduya iltihak ederek çadırı kuruldu. Ertesi gün şehzade babasının elini öpmek için otağ-ı hümayuna yürüdü. Çadıra girdiği zaman babasını göremedi, yedi dilsiz onu karşıladı ve hemen üstüne atılarak boğmak istedilerse de Mustafa bunların elinden kurtulup kaçarken, saray hademelerinden Zal Mahmud ağa arkadan yetişip şehzadeyi boğdu.Cesedi çadırın önüne bir İran halısı üzerinde bırakılmak suretiyle ölümü ilan edildi. Bu, aynı zamanda İran ile iş birliği yaptığı iddia edilen Şehzade Mustafa’nın durumunda bir mesaj niteliği taşıyordu. Cenazesi daha sonra Bursa’ya gönderilerek II. Murat türbesi yakınına defnedilmiştir.OSMANLI TARİHİNİN EN ACI OLAYIKanunî’nin oğlu Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesi Osmanlı tarihinin bugüne kadar unutulmayan en acı hadiselerinden biridirŞehzâde Mustafa, 1515’te babasının Manisa Sancakbeyliği sırasında doğdu. Annesi Mahidevran Hatun’du. 1520’de babasının tahta çıkması üzerine İstanbul’a geldi. 1533’te Manisa Sancakbeyliği’ne tayin edildi.Yeniçerilerin sevgisiŞehzâde Mustafa, Manisa Sancakbeyliği sırasında şairleri ve âlimleri himayesi altına aldı. Halka, ulemaya ve askerlere karşı cömert oldu. Şehzâde hemen herkes tarafından sevilerek saltanatın varisi olarak görüldü.Şehzâdenin bu şekilde geniş bir nüfuza sahip olması ve değişik halk kesimlerinden destek görmesi, Hürrem Sultan’ı huzursuz ediyordu. Hürrem Sultan’ın da etkisiyle Veziriazam Makbul İbrahim Paşa öldürüldü. Böylece Şehzâde Mustafa İstanbul’daki en büyük destekçisini kaybetti. Hürrem Sultan ise kızı Mihrimah Sultan’ı evlendirdiği Rüstem Paşa’yı ikbal merdivenlerinden çıkararak, Şehzâde Mustafa’ya karşı önemli bir müttefik buldu.Valilere mektup yazdıKanunî, Hürrem Sultan’ın da tesiriyle Şehzâde Mustafa’yı saltanat merkezine daha yakın olan Manisa Sancakbeyliği’nden alarak yerine Şehzâde Mehmed’i tayin etti. Şehzâde Mustafa’yı da Amasya’ya gönderdi. Ancak Şehzâde Mehmed’in 1 yıl sonra 1543’teki beklenmedik ölümü Şehzâde Mustafa’yı tekrar şanslı duruma getirdi.Şehzâde Mustafa da bu arada valilere mektuplar yazarak çevresini genişletmeye çalışıyordu. Mahidevran Sultan, Amasya’da Şehzâde Mustafa’ya yol gösteriyor, oğlunu korumak için çabalıyordu.Venedik Elçisi Navagero, Hürrem Sultan ile Rüstem Paşa’nın Şehzâde Mustafa’yı engellemek için neler yaptıklarını da şöyle anlatır:Sahte mektuplarGelişmelerin günden güne kendi aleyhlerine gittiğini gören Rüstem Paşa, gizlice şehzâdenin mührünü kazıttı. Şehzâde Mustafa’nın ağzıyla İran Şahı Tahmasb’a bir mektup yazdı. Sahte mektupta, şehzâde “padişah olması halinde Şah Tahmasb ile yakın bir dostluk kuracağını bildiriyor ve Şah’ın güzel kızı Feride ile evlenmek istediğini” söylüyordu. Rüstem Paşa, şehzâde adına yazdığı sahte mektubu Zeynel Bey vasıtasıyla İran şahına gönderdi. Şahın cevaben şehzâdeye yazmış olduğu mektubu da aynı yolla ele geçirdi. Rüstem Paşa çok büyük bir koz yakalamıştı. Gerektiğinde bu sahte mektupları padişaha gösterecek ve şehzâdenin sonunu hazırlayacaktı.Kanunî’ye iletti1552’de Veziriazam Rüstem Paşa, İran seferine çıktı. Ancak Anadolu’daki asker ve halkın Şehzâde Mustafa’ya büyük muhabbet beslediklerine şahit oldu. Padişahın yaşlandığı ve Rüstem Paşa’nın da ortadan kaldırılması gerektiği yönünde dedikodular üzerine veziriazam, hemen bir adamını İstanbul’a göndererek meydana gelen olayları Kanunî’ye iletti. Bu arada daha önce Şah Tahmasb’a yazdığı sahte mektupları da Şehzâde Mustafa’nın aleyhine delil olarak gönderdi. Artık, Kanunî Sultan Süleyman tamamen oğlunun aleyhine dönmüştü. Özellikle, “Padişahın kalan ömrünü Dimetoka saraylarında ibadetle geçirmesi gerektiği” şayiası kendisini çok üzmüştü. Dedesi İkinci Bâyezid tahttan indirilerek Dimetoka Sarayı’na gönderilmiş ancak yolda aniden ölmüştü.Şehzâde Mustafa’nın öldürülmesiSultan Süleyman, Rüstem Paşa’yı geri çağırarak seferin ertesi yıl bizzat kendi komutasında yapılacağını bildirdi. Kanunî, 28 Ağustos 1553’te ordusuyla Üsküdar’dan hareket etti. Ordu 5 Ekim’de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe denilen mevkide konakladı. Orduya katılması talimatı verilen Şehzâde Mustafa, babasının kendisiyle ilgili düşüncelerinden habersiz, birlikleriyle babasının otağının 2 mil uzağına otağını kurdu.Uyarıları dinlemediŞehzâde Mustafa, akşama doğru babasının otağından kendisine doğru üzerinde kâğıt bulunan bir ok atıldı. Kâğıtta babasının otağına kesinlikle gitmemesi, babasının onu öldüreceği yazılıydı. Şehzâde Mustafa bunu Rüstem Paşa’nın kendisine karşı bir hilesi olarak düşündü. Şehzâde Mustafa, çevresinin bütün uyarılarına rağmen babasının kendisini öldürteceğine inanmıyordu.Şehzâde Mustafa, padişahın çadırına girdiğinde elinde bir yayla tahtta oturan babasını hürmetle selamladı. Kanunî bu selama, “Ah köpek! Sende hâlâ beni selamlayacak cesaret var mı” diyerek arkasını döndü. Bu işaret üzerine iri cüsseli dilsiz yedi cellat şehzâdenin üzerine atıldılar.Şehzâde Mustafa böyle ani bir saldırı karşısında bile cellatlardan kurtulup, onları yere sermeyi başardı. Bu sırada karşısına çıkan Zal Mahmud Ağa, şehzâdeye çelme takarak onu yere düşürdü ve hemen kemendi boynuna geçirdi. Birkaç dakika sonra şehzâdenin cesedi çadırın dışına çıkarılarak bir İran halısının üzerinde teşhir edildi.Rüstem Paşa azledildiOlup bitenler Şehzâde Cihangir’i derinden yaraladı. Şehzâde Cihangir, kısa bir süre sonra vefat etti. Şehzâde Mustafa’nın ölümü ordu arasında derin bir üzüntü ve hoşnutsuzluk meydana getirdi. Rüstem Paşa azledilip, Şehzâde Mustafa’ya yakınlığı ile bilinen Kara Ahmed Paşa veziriazamlığa getirildi. Şehzâdenin cenazesi Bursa’ya gönderilerek defnedildi. Hürrem Sultan’ın kışkırtmasıyla, babasının intikamını alır gerekçesiyle Şehzâde Mustafa’nın 7-8 yaşlarındaki oğlu Şehzâde Mehmed de öldürüldü.Düzmece MustafaŞehzâde Mustafa öldü ama arkasından en az 5 kişi ben Şehzâde Mustafa’yım diye isyan çıkardı. Şehzâdenin katlinden kısa bir süre sonra Dobruca’da ortaya çıkan bir kişi Şehzâde Mustafa olduğunu iddia etti. Şehzâdeye benzerliği ve cesareti ile etrafına Rumeli eyaletlerinden binlerce sipahiyi topladı. Düzme Mustafa bir müddet devlet güçlerini uğraştırdıktan sonra yakalanıp, İstanbul’da çengele geçirilerek öldürüldü.Arka arkaya isyanlarDüz­me­ce Mus­ta­fa is­yan­la­rı dur­ma­dı. 1557’de Ana­do­lu­’da Sa­fe­vi­le­r’­in de des­tek­le­di­ği bir is­yan çık­tı. Sul­tan Sü­ley­ma­n’­ın taht ko­nu­sun­da­ki en­di­şe­le­ri­ni sa­de­ce 1566 yı­lı­na ka­dar ye­ni­den or­ta­ya çı­kan Düz­me­ce Mus­ta­fa­lar can­lı tut­tu. 1564’te fark­lı böl­ge­ler­de iki Düz­me­ce Mus­ta­faor­ta­ya çık­tı. Bir Düz­me­ce Mus­ta­fa ise 1565 Ha­zi­ra­nı­’n­da idam edil­di.Hürrem Sultan’a suçlamaŞehzâde Mustafa ile ilgili birçok mersiye yazıldı. Kadın şair Nisâyî yazdığı mersiyede Hürrem Sultan’ı açıkça suçlamıştır:Bir Urus câdısınun sözin kulağuna koyupMekr ü âle aldanuban ol acûzeye uyubBâğ-ı ömrün hâsılı ol serv-i âzâda kıyupBi-terahhum şâh-ı alem n’itdi Sultan MustafâŞâh-ı âlemsin veli halk tutdı senden nefretiKimsenün kalmadı hergiz sana meyl-i şefkatiBâis olan müftiye irmesün Hak rahmetiMerhametsüz şâh-ı âlem n’itdi Sultan MustafâNisâyiUnutulmayan MERSiYEŞehzâde Mustafa adına birçok mersiye yazıldı. Bunların en meşhuru Taşlıcalı Yahya’nınkidir:Meded, meded bu cihânın yıkıldı bir yanıEcel celâlîleri aldı Mustafa Hân’ı.Dolundu mihr-i cemâli, bozuldu erkânı,Vebâle koydular âl ile Âl-i Osmân’ı.………….Enîsi gâib erenler, celîsi ehl-i sefâ,Ziyâde ide yaşım gibi rahmetin mevlâ.İlâhi! Cennet-i firdevs ana durağ olsun,Nizâm-ı âlem olan Pâdişah sağ olsun!
Bir Üniversite Öğrencisinin Başarı Öyküsü
Başarılı üniversite öğrencisi Metin Can’ın, hayattan istediklerini nasıl aldığının öyküsünü kendi ağzından okuyun “Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandığım ilk yıl (2000), maddi imkansızlıklar yüzünden yurtta kalmam gerekiyordu. Oysa ben, üniversiteyi evde okumak ve çalışmak istiyordum. Gazeteciliğe olan merakım, para kazanma isteği ile birleşince okulun yanı sıra hayata da atılmaya karar verdim… Okula giderken her gün önünden geçtiğim bir yerel gazete vardı, öncelikle buraya gitmeye karar verdim, kapıdan içeri girdim. ‘Yetkili bir kişiyle görüşmek istiyorum’ dedim. Çok geçmeden içeriden gazetenin yazı işleri müdürü ve diğer yöneticiler geldi. Sanırım kötü bir günde gelmiştim, herksin suratı nedense çok asıktı. Neyse konuya girmek gerekiyordu. ‘Ben öğrenciyim gazeteniz de çalışmak istiyorum vs’.. dedikten sonra yazı işleri müdüründen klasik bir cevap geldi… ‘Gel burada çalış ama, para verebilecek durumumuz yok.’ Oysa benim para kazanmam gerekiyordu ve bunu gazetecilik yaparak gerçekleştirmek istiyordum. Ancak tabi ki her şey istenildiği gibi olmuyor… Olsun, ben de bir müddet bedava çalışırım dedim ve kabul ettim. ilk günler genelde insanlara çay yapıyordum. 2-3 hafta böyle geçti, anladım ki bu şekilde para kazanamayacağım. Aklıma üniversite gazetesi çıkarabilir miyim diye bir düşünce geldi. Çünkü, 20 bin öğrencinin okuduğu bir üniversitede, öğrenciye yönelik tek bir gazete bile yoktu… Gazetenin yöneticilerine, öğrenciye yönelik bir gazete çıkarmayı düşündüğümü ve bunun finansmanınıreklam ile karşılayabileceğimi anlattım, çok sıcak baktılar ve kabul ettiler. Gazetenin çıkması tahminlerimden daha kolay gerçekleşti. Çünkü çıkarmayı düşündüğüm gazete, reklam verecek olan esnafın da ilgisini çekmişti, böylece gerekli finansmanı daha ilk günde fazlasıyla karşıladım. İlk sayıyı üniversitenin rektörüyle de söyleşi yaparak çıkardım. Bunun yanı sıra gazetede, üniversitenin ulaşım eğitim vb.. sorunlarından da bahsedince gazete bir anda bütün cephelerde yankı uyandırdı. Gazetenin ismini ‘Kampus Gazetesi’ koymuştuk ve ben Kampus Gazetesi’ni bir yıl boyunca çıkarmaya devam ettim. Bu süre içersinde gazetenin aracılığıyla konserler ve fuarlar da düzenledik. Netice de bir yıl sonra, yani üniversite ikinci sınıfın ortalarında hem iyi para kazanmıştım hem de çevrem fazlasıyla genişlemişti ve tabi ki eve de çoktan çıkmıştım. Şimdi de bunun üzerine bir şeyler eklemem ve ulusal basına geçmem gerekiyordu ama, bu hedefe Kütahya’dan ulaşmak gerçekten de zordu. Bir çok ulusal gazeteye staj için başvurmama rağmen olumlu sonuç alamadım. Üçüncü sınıfın başlarında, dağcılık sporu ile ilgilenmeye başladım ve burada tanıdığım bir iş kadınının Akşam Grubu ile bağlantısının olduğunu öğrendim. Bu bayan aynı zamanda Kütahya’daki tek yabancı dil kursunun da sahibi idi. Çıkardığım gazete için onunla söyleşiye gittim, gazetede haberini çıkardıktan sonra da beni Akşam Grubu’ndan her hangi bir yayın organıyla tanıştırmasını istedim. Yaklaşık 6 ay sonra bu isteğim gerçek oldu ve Akşam Grubuna bağlı Aylık Ekonomi Dergisi olan Platin Dergisi ile bu bayan aracılığıyla tanıştım. İlk olarak derginin yazı işleri müdürü ile görüşmeye başladım ve kendisine burada çalışmak istediğimi ilettim. Aldığım cevap bundan önce Kütahya Gazetesi’nden aldığım kinden farklı değildi. Yani buraya da ancak bir proje üreterek girebilirdim. Daha sonraki görüşmelerimizde dergi yönetimine; Platin Dergisi’nin Anadolu’da pek iyi tanınmadığını oysa Anadolu’nun, ekonomi dergileri için ciddi bir pazar olabileceğini anlatarak, her ay farklı bir il eki yapmayı teklif ettim, gerekli olan finansmanı yani reklamını da ( basın dünyasında finansmanı sağlanmadan asla ek çıkarılmaz) o ilden bulabileceğimi söyledim’. Dergi yönetimi bunu kabul etti. Ancak, ekin çıkması için gerekli olan finansmanın yüksek olduğunu söyleyip, bunu bulup bulamayacağımı sordular. (Denemekten ne çıkar!) Bulurum dedim… Daha sonra dergiyle birlikte ‘Denizli İl Eki’ni’ yapmayı kararlaştırdık ve ben hayatımda ilk defa Denizli’ye gitmek için yola çıktım. Kampus Gazetesi’yle de uğraşamadığımdan gelirlerim iyice azalmıştı ve cebimdeki çok az parayla 10 gün içinde istenilen reklamı Denizli’de buldum. İzlediğim strateji ise, o bölgedeki kurumları ve önemli kişileri projeye dahil etmek ve bu çalışmanın illeri için iyi bir tanıtım olacağını vurgulamak oldu sadece. Daha sonra Platin Dergisi’ne 7 ayrı il eki yaptım. Ancak bu sefer eklerin finansmanını ve benim tüm masraflarımı dergi karşılamaya başladı, çünkü Anadolu ekleri gerçekten iyi tutmuştu… Uzun bir süre, burada çalışmaya devam ettim. Daha sonra başka yayın organlarından teklifler gelmeye başlayınca, Freelens olarak bir çok ulusal basın ile çalışmaya başladım. Devamlı Anadolu’yu gezmem ve buradaki niş haberleri toplamam ulusal basında kendime kolayca yer bulmamı sağladı. Freelens gazetecilik dönemimde, 40’a yakın ilde yüzlerce Anadolu şirketi ile görüştüm ve onların başarı öykülerini ulusal basına taşıdım, bir çok özel haber ve araştırmaya imza attım… Bundan sonrası da çorap söküğü gibi geldi zaten… Bu süreç beni Anadolu ekonomisi konusunda giderek uzmanlaştırmaya ve aranan bir isim haline getirmeye başladı. Ayrıca, bu gelişme, gazeteciliğin dışında da Anadolu’ya yönelik yapılan bir çok projede yer almamı da sağladı. Yapı Kredi Bankası’nın sponsorluğunda hazırlanan “ANADOLU250” Araştırması’nın fikir mimarlarından ve uygulayıcılarından oldum. Türkiye’nin en büyük hosting şirketi olan TURKTICARET.Net firmasının da Anadolu’ya yönelik bir çok çalışmasında ve projesinde yer aldım HP’nin (Hawletck Packard) “Hepbizz” projesinde KOBİ editörlüğü yaptım. Ve Türkiye’nin önde gelen daha bir çok firmasının Anadolu ve KOBİ’lere yönelik gerçekleştirdiği çalışmalarda belirli konumlarda görev yaptım. Bu süreç bu şekilde ilerlerken, ulusal basında üst düzey yöneticilik yapmış çok deneyimli iki gazeteci ile birlikte, bir Halka İlişkiler ve Danışmanlık şirketinin kurucuları arasında yer aldım. Zaten yukarıdaki projelerde de birlikte çalışmıştık ve İstanbul’da gerçekten çok güçlü bir portföyleri vardı. Ben de daha sonra tüm çalışmalarımı ve kendi portföyümü bu şirkete yönlendirmeye başladım. Kısa sürede çok hızlı bir büyüme sürecine girdik. Türkiye’nin önemli şirketleri bizim müşterimiz haline gelmeye başladı. Anadolu’daki uzmanlığımız sayesinde dev şirketlerin cesaret edemedi organizasyonları biz başarıyla gerçekleştirdik. Bunun yanı sıra Anadolu’daki şirketlere de halkla ilişkiler hizmeti vermeye başladık. Böylece hem İstanbul’dan hem de Anadolu’dan çok saygın müşterilerimiz olmaya başladı. Kısacası Anadolu’daki uzmanlığımızı İstanbul’a, İstanbul’daki uzmanlığımızı da Anadolu’ya taşıyınca başarı kaçınılmaz oldu. Bugün Türkiye’nin dev kuruluşlarına halkla ilişkiler ve iletişim hizmeti veren bir kurum haline geldik, müşteri sayımız her geçen gün arttığı gibi raflarımızda da onlarca proje Anadolu topraklarında hayat geçmek için sırasını bekliyor. Böylece Üniversite birinci sınıfta eve çıkmak için girdiğim serüven (2000), beni üniversiteden mezun olduğum 2004 yılında, buralara kadar sürükledi. İşin ilginci bu serüvene atılırken tek istediğim evin kirasını ödeyebilecek kadar para kazanmaktı…Ama olmadı attığım her adım bir sonraki hedefe doğru beni sürükledi…