Boykot Haberleri

Boykot ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Boykot ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Futbol Kimin? UEFA’dan FIFA Müsabakalarını Boykot Kararı
Bir Dünya Kupası düşünün…Henüz top bile yuvarlanmadan, kupanın sahibi değil, mülkiyeti konuşuluyor.Dün Avrupa futbolunda tarihi bir gün yaşandı. UEFA ve 55 üye federasyonu, acil toplantının ardından oy birliğiyle FIFA organizasyonlarına katılmama kararı aldı. Sebebi ise bir hakem hatası, fikstür tartışması ya da yeni bir ofsayt kuralı değil.Çatışmanın merkezinde çok daha büyük bir soru var:
"Çimlere Uzanıp Günah İşleyelim": Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nde Öğretim Üyesinden Öğrencisine Taciz
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde mide bulandıran bir taciz skandalı patlak verdi. Daha önce 38 öğrencinin şikayetiyle üç kez uzaklaştırma alan ve son olarak bir kız öğrenciye ahlaksız teklifte bulunduğu için nisan ayında ihraç edilen öğretim görevlisi, mahkeme kararıyla görevine iade edildi. Öğrenciler güven duyulmayan bu kararı protesto ederek dersleri boykot etmeye hazırlanırken, iade kararını veren hakimin aynı bölümde ders vermeye hazırlandığı iddiası ortalığı daha da karıştırdı.İddiaya göre; öğretim görevlisi öğrencisine 'Bugün keyfin yok gibi baş başa dağlara, kırlara gidelim. Çimlere uzanalım biraz günah işleyelim' dedi.Kaynak: Ümit Erkan Demircan / SABAH
Scarlett Johansson İsrail'i Çok Sevdi
Dünyaca ünlü oyuncu Scarlett Johansson, SodaStream adlı İsrail firmasının yeni reklam yüzü olmasının ardından, 2007’den beri birlikte çalıştığı Oxfam’la yollarını ayırdı. SodaStream firmasının fabrikası, Filistin topraklarını işgal eden Maale Adumim bölgesinde bulunuyor.Scarlett Johansson, Oxfam’ın küresel elçiliği görevini bıraktı. Dünyadaki yoksulluk ve adaletsizliğe karşı çalışmalar yürüten Oxfam’ın küresel elçiliğini 2007 yılından beri yürüten Johansson’un Ocak ayında İsrailli SodaStream’le reklam kampanyası anlaşması yapması, tartışma yaratmıştı.İçecekleri karbonatlamak için kullanılan makineler üreten SodaStream firmasının fabrikası, Kudüs yakınlarındaki Maale Adumim’deki İsrail yerleşiminde bulunuyor. İsrail, buradaki toprakları 1967’deki savaş sırasında işgal etmişti. Filistinlilere ait bu topraklardaki İsrail yerleşimleri, hem Cenevre Sözleşmesi hem de uluslararası hukuka göre yasadışı.Scarlett Johansson’un dünya elçisi olduğu Oxfam, senelerdir İsrail’in yasadışı yerleşimlerine karşı bir duruş gösteriyor ve işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinlilere de yardım ve hizmet götürüyor. Oxfam, 2012 yılında yayınladığı bir bildiride, İsrail’den “yasadışı yerleşim bölgelerindeki inşaatlara ve uluslarası yasalara göre illegal olan, aynı zamanda da Filistinlilerin geçim kaynaklarına zarar veren politikalarına hemen son vermesini” talep etmişti.İsrail’e karşı yürütülen boykot kampanyası, ABD’de önemli bir siyasi başlık. Birçok akademik kurum, yasadışı yerleşimler sebebiyle İsrail’e yaptırım uygulanması için kampanya yürütüyor. ABD yönetimi, kimi zaman yetkili ağızlardan yerleşimlerin durdurulması çağrısı yapsa da bunun gerçekleşmesi için hiçbir adım atmıyor. Aksine, bu yerleşimlere siyasi ve ekonomik destek veriyor. Oxfam’ım Scarlett Johansson konusunda sessiz sedasız hareket etmesinin sebebi ise boykot kampanyasıyla Johansson fiyaskosu arasında bağ kurulmasının organizasyonu bu gergin siyasi başlığın içine çekecek olması.Küresel yardım kuruluşları, yaptıkları kampanyalara daha çok ilgi çekebilmek için ünlülerle çalışmayı tercih ediyor. Bu birlikteliğin mutualist bir tarzı var: Yardım kuruluşları ünlülere gösterilen ilgiden yararlanarak amaçlarına ilgi çekebiliyor ve olası bağışçılarla tanışabiliyor; ünlüler de “yardım¬severlik”lerini kullanarak duyarlı yönlerini parlatabiliyor. Scarlett Johansson’un Oxfam’la ilişiğini kesip yoluna SodaStream’le devam etmesi durumunu ise “dünyadaki sıkıntılara ilgi gösteren aktrist” sıfatının, reklam anlaşması kadar “verimli” olmamasıyla açıklamak mümkün.
Akademisyenlere ‘Demeç Verme’ ve ‘Eylemlere Katılma’ Yasağı
YÖK’ün Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nde yaptığı yeni değişikliğe göre, basına uzmanlık alanı dışında demeç veren akademisyenlere cezası geliyor. Hak arama, grev ve iş yavaşlatma gibi eylemlere katılım ise üniversiteden ihraç sebebi oluyor. YÖK, disiplin yönetmeliğinin “kınama cezası gerektiren fiiller” başlıklı 6. maddesine yapılan ekleme ile öğretim görevlilerinin kendi uzmanlık alanları dışında görüş vermesi engelleniyor. Artık öğretim görevlileri “bilimsel tartışmalar dışında” gazetelere ve televizyonlara görüş verdikleri takdirde “kınama” ile cezalandırılacak. GREV ÜNİVERSİTEDEN ATILMA SEBEBİ Evrensel gazetesinden Metin Akarsu’nun haberine göre; yönetmelik aynı zamanda Anayasa tarafından güvenceye alınan hakları da suç kapsamına alıyor. Üniversitelerde örgütlü öğretim üyelerinin grev hakkını kullanmaları, üniversitedeki görevlerine son verilmesine neden olabilecek. Sadece grev değil, iş yavaşlatma ve boykot gibi eylemler de öğretim görevlilerinin üniversitedeki görevlerine son verilmesi için gerekçe olabilecek. Disiplin yönetmeliğinde yapılan değişiklikle ilgili, ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği adına değerlendirmede bulunan Ali Gökmen, “Öğretim görevlileri bilim ile uğraşıp ülkenin sorunları ile uğraşmayacak mı?” diye sorarak eleştirinin ileriye doğru gitmenin ve yanlışları düzeltmenin en etkili yolu olduğunu ifade etti. “Eleştiri ve görüş bildirme”nin engellenmesinin ülkenin geleceği için karanlık bir tablo anlamına geldiğini söyleyen Gökmen, yönetmeliğin bu hali ile kabul edilemeyeceğini kaydetti.“ONLAR DIŞINDA KİMSE KONUŞMASIN İSTİYORLAR” Eğitim Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı İsmet Akça, değişiklikle birlikte, “kimsenin konuşmasına izin vermeyecek bir zihniyetin açıkça ortaya çıktığını” söylüyor. “Artık kendileri dışında birinin konuşmasına tahammülleri yok” diyen Akça, bu yönetmeliğe göre televizyona çıkan bütün akademisyenlerin kınama cezası alması gerektiğini belirtti. Grevin kamu görevinden çıkarma yani üniversiteden atılma sebebi sayılmasını da değerlendiren Akça, disiplin yönetmeliğinin bu yönüyle Anayasaya da aykırı olduğunu ifade etti.“ÜNİVERSİTEYE YÜKLENEN MİSYONU BİTİRİR” Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nejla Kurul, yapılan disiplin yönetmenliğinin ilk başta bile üniversiteye yüklenen misyonu bitirdiğini ve akademik özgürlüğü kısıtladığını belirtti. Amaçlananın “konuşmayan, duymayan, 3 maymunu oynayan bir üniversite” olduğunu kaydeden Kurul, “Bizler sürekli baskı altındayız ve sürekli bu baskılara maruz kalıyoruz. Akademik özgürlük dediğimiz üniversitenin kendi kendini yönetmesidir” dedi. Kurul, öğretim görevlilerinin ne ceza öngörülürse görülsün sözlerini söylemekten vazgeçmemesi gerektiğini de ifade etti.“DÜNYADA BÖYLE BİR UYGULAMA YOK” Prof. Dr. Serdar Değirmencioğlu dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yönetmeliğin olmadığını belirtirken, değişikliğin ne akademik özgürlüklerle ve bilimsel düşüncelerle bağdaşmadığını söyledi. Değirmencioğlu, “bir yandan vitrinde iyi şeyler oluyormuş gibi gösterilirken bir yandan alınan bu kararların akademik özgürlük ve bilimsel düşüncenin ne seviyede olduğunu gözler önüne serdiğini” ifade etti. Kocaeli Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ise, yaşananların 12 Eylül 2010 tarihinde gerçekleşen Anayasa Referandumunun sonuçları olduğunu belirtirken, öğretim görevlileri ve üniversitenin YÖK’ü çoktan reddetmiş olması gerektiğini söyledi.YÖK: YASAK VAR AMA… YÖK Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ise yaptığı yazılı açıklama ile basına konuşma yasağı hakkında söylenenlerinin doğru olmadığını savundu. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:“Getirilen yasak, akademik ve bilimsel araştırma veya tartışmaların yasaklanması ya da öğretim elemanlarının güncel konulara ilişkin medyadaki tartışmalara katılmasının yasaklanması değil, yetkili olmadığı halde ilgili üniversite adına o üniversiteyle ilgili resmi konulara ilişkin beyan ve demeç vermeyi engelleme amacı taşımaktadır”İŞTE O MADDELER Madde 6: “Kınama cezası gerektiren fiil ve haller” başlığına eklenen “ö” bendi: “Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek,” Madde 11: “Kamu Görevinden Çıkarma cezası gerektiren fiil ve haller” başlığı altında sıralananlardan bazıları; a- İdeolojik, siyasi, yıkıcı, bölücü amaçlarla eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek suretiyle kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak; boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak ya da bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek, yardımda bulunmak, ğ- Yurt dışında devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak, i- Yükseköğretim kurumlarının çalışmalarını sekteye uğratacak nitelikte bir disiplin suçuna üniversite öğrencilerini veya mensuplarını teşvik veya tahrik etmek. Zete
'Çok Tatlısın Ama Filistin ile Pek Alakalı Değilsin'
FİLİSTİN'i işgal ettiklerini söyleyerek daha önce İsrail'e boykot çağrısı yapan efsanevi Pink Floyd grubunun solisti Roger Waters, reklamını yaptığı, işgal altında üretim yapan Soda Stream fabrikasıyla ilgili 'İki topluluk arasında barış köprüsü kurmak için eşsiz bir fırsat' diyen ABD'li aktris Scarlett Johansson'ı sert dille eleştirdi. Johansson, İsrailli markaya reklam yüzü olduktan sonra kendisini eleştiren Oxfam yardım kuruluşundaki elçilik görevini geçen hafta bırakmıştı. Walters, önceki gün Facebook'ta yayınladığı yazısında, İsrail'de konser verecek şarkıcı Neil Young'a ve Scarlett Johansson'a mektup yazdığını ama cevap almadığını söyleyerek ikiliyi eleştirdi. Walters şu ifadeleri kullandı: Genç Scarlett'e bir-iki soru sormak istiyorum. Scarlett örneğin İsrail hükümetinin kuzeydeki Necef çölündeki bir Bedevi köyünü tamamen yok ettiğinin farkında mısın?.. Scarlett, Filistinli işçilerin reklamını yaptığın fabrikada eşit şartlarda, eşit kazançlarda, eşit haklarda çalıştığını iddia etmişsin. Gerçekten eşit haklara sahipler mi. Oy hakları var mı mesela. Yolları kullanabiliyorlar mı? Temiz içme suları var mı? Hayır bu haklara sahip değiller. Eee, senin bahsettiğin eşit haklar neler o zaman... Scarlett, kesinlikle çok tatlısın. Ama eğer Soda Stream'ın barış köprüsünü kurduğunu düşünüyorsan kesinlikle meseleyle pek alakalı değilsin demektir' dedi. Hürriyet  | Gerçek Gündem
Erdoğan'dan ODTÜ Eylemcilerine: 'Bunlar Solcu, Ateist, Terörist...'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir'de Kuvayi Milliye Meydanı'ndaki AKP mitinginde konuştu. Üslubunu daha da sertleştiren Erdoğan'ın konuşmasında dikkat çeken nokta “dinlemeler”le ilgili oldu. Telefon kayıtları için “montaj” ifadesini sürdüren Erdoğan, “Oğlum da izinsiz dinlenmiş” dedi. Başbakan Erdoğan özetle şöyle konuştu: (3 Temmuz 1960 tarihli bir gazetenin haberini göstererek) Menderes'in kasası, yolsuzluk evrakı ve vesikalarla dolu diyor. Merhum Başbakan'la ilgili son derece alçakça, son derece edepsizce, hayasızca iftiralarlar var. Merhum Menderes ve arkadaşlarını hapse atmışlar yetmemiş, bu haberlerle Menderes'in itibarını sıfırlamak istiyorlar. Aynı gazete bugün de aynı manşetleri atıyor, bugün de AK Parti hükümetine yapmak istiyorlar, o gün nasıl iftira attılarsa bugün de aynı iftiraları atıyorlar, nasıl çirkin, kirli tuzaklar kurdularsa bugün de tıpatıp aynısını yapıyorlar. Bu yapı kendi ülkesinin en gizli, en stratejik, en mahrem bilgilerini ele geçirecek, bunları servis edecek kadar alçalan bir tavır, ihanet içerisinde. Temiz, saf, ihlaslı kardeşlerimin artık bu yapıyı sorgulamalarını istiyorum. Bunlar niçin böyle patladılar biliyor musunuz? Dershanelere, çünkü buradan yılda 1 milyar dolar bunların geliri vardı. Biz dershaneler yasasını öne sürünce bunlar patladılar. GEZİCİLER, VANDALLAR  O Geziciler, o vandallar o açılış sırasında bir kez daha ortaya çıktılar. Dikkatinizi çekiyorum. Bunlardan bir tanesi üzerine Bizans kıyafetleri giymiş. Şu hale bakar mısınız? Alparslan 1071'de Bizans'a karşı savaşıyor ya, o da Bizans tişörtü giymiş. Kendini Bizanslı yerine koymuş. 1071 Malazgirt Bulvarı'nın açılışını protesto ediyor. Yazıklar olsun. Şunu unutmayın, bu eylemcilerin önünde, yanında CHP var, CHP milletvekilleri var, CHP Genel Başkanı var. Bu eylemcilerin avukatlığını da maalesef MHP yapıyor. Şu anda bu paralel örgüt bu Gezicilere, bu Bizans hayranlarına arkadaşlık, yoldaşlık yapıyor. Oyun çok büyük Balıkesir. Hesap başka. “HAİNLERİ DEFEDECEĞİZ” -Bu parelel yapı, bu paralel örgüt Türkiye'nin önündeki son engel, Türkiye'deki son çetedir. Onu da tasfiye edecek, bu hainleri de defedeceğiz. İşte o zaman Türkiye'nin önünde hiçbir engel kalmayacak. 30 Mart'ta bir tercih yapacaksınız, ya eski Türkiye ya yeni Türkiye diyeceksiniz. ONUN DA ÇOCUĞU YOK... -Bundan 17 yıl önce 28 Şubat’ta seçilmiş bir hükümete post modern bir darbe girişiminde bulundular. Sizin seçtiğiniz hükümeti baskılarla, tehditlerle görevden uzaklaştırdılar. İmam hatipleri, meslek liselerini kapattılar. İnançlarımıza değerlerimizi kutsallarımıza el uzattılar. Başörtülü okumaz okuyamaz diyorlardı. İmam hatipli üniversiteye giremez diyorlardı. Yoksulların çocukları okumasın diyorlardı. Sen başörtülüsün senden kapıcı olur diyorlardı. Şimdi avukatta oldu mühendis de oldu, doktor da oldu. -Bugün kendi ülkesine tuzaklar kuran zat, o günlerde ülkesini sırtından hançerliyordu. Ne diyordu biliyor musunuz. “Beceremediniz artık bırakın diyordu” Başörtüsü için takmayabilirsiniz diyordu. Ya sen ne karışıyorsun. Çünkü onda evlat yok. Bizim derdimiz var. (Başbakan Erdoğan geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için. 'Onun çoluğu çocuğu yok bizi anlayamaz' demişti) -28 Şubat’ta darbecilere hoşgörü ödülleri dağıtıyordu bunlar. Bugünde darbecilere telekulak desteği veriyor. OĞLUMUN AVUKATI MÜRACAAT ETTİ Oğlumun avukatı müracaat etti ve 3 savcının imzasıyla açıklama yapıldı. Oğlum da izinsiz dinlenmiş. İşti iftira at izi kasın. Bunu yapmaya hakkın var mı? Nasıl yaparsınız bunu. Sipariş üzerine de bunlar aynı şeyleri yaptılar. Türkiye’nin en mahrem konuşmalarını dinlemişler. Beni de dinlemişler. Bizim güvenli hatlarımız var, uluslararası görüşmelerimiz var bunları dinlemişler. BANA KİTAP, TESPİH GÖNDERİYORDU  Eyyyy Pelsinvanya sana sesleniyorum. Eğer yüreğin varsa çık vatanına gel vatanına. Siyaset yapacaksan çık er meydanına. Ben öyle bilmiyordum, aldanmışım. Bana kitaplar gönderiyordu, bana methiyeler düzüyordu. Tespihler gönderiyordu. Şimdi her şeyi anladık. Tüm Türkiye’ye sesleniyorum. Çocuklarınızı bunların dershanelerinde çekin. Okullarından da çekin. Benim 4 çocuğumun 4’ü de devletin imam hatiplerinde okudu. Başörtüsünden üniversiteye sokmadılar, yurtdışına okudular. Devletin okulları bize yeter. Bunlara tavır koyun. Bunların yayın organlarına da tavır koyun. Doğru haber bulamazsınız, dürüst haber bulamazsınız. Bunları boykot ederek tavrınızı göstereceksiniz. 'SOLCULAR, ATEİSTLER... BUNLAR TERÖRİSTLER'  Pazartesi günü Ankara’da bir bulvar açtık. Kimlere rağmen o solculara rağmen. O ateistlere rağmen. Bunlar terörist. Ama CHP bunlara bizim gençler diyor. Bizim sevgili gençlerimizin elinde Molotof kokteyli olmaz. Bilgisayarı, kalemi olur. Bulvarın adı ne 1071 Malazgirt. Bunlardan bir tanesi üzerine Bizans kıyafeti giymiş Alpaslan Bizans’a karşı savaşıyor ya kendini Bizans’ın yerine koyuyor. Yazıklar olsun. Kalabalıktan birinin seslenmesi üzerine: Bizim sosyologlara ihtiyacımız var. Şöyle gel. Lütfi Bey, notlarını al. Bakan Bakanımız ne diyor. Sosyolog kadrosunu attırdık. Yurt
Rusya'dan Ukrayna'ya '12 Saat Mühlet' Yalanlaması
Rusya'nın, Kırım'daki askeri güçlerini çekmesi için Ukrayna'ya 12 saat mühlet verdiği öne sürülmüştü. Rusya, Ukraynalı bir yetklilinin ortaya attığı bu iddiayı yalanladı.Interfax Haber Ajansı, Rusya'nın TSİ 05.00'a kadar Ukrayna güçlerinin Kırım'ı terk etmesini istediğini duyurmuştu. Ültimatomun, Rusya'nın Karadeniz filosu komutanı Aleksander Vitko tarafından verildiği belirtilmişti. Kırım'da başlayan olayların ardından Sivastopol Rus üssünde bulunan askerler kamu binaları ve stratejik noktalarda kontrolü ele geçirmiş, Rusya Federasyon Konseyi de önceki gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e Ukrayna'ya asker gönderme yetkisi vermişti. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de Rusya'nın tutumunu saldırı olarak değerlendirmiş, Kremlin'e ekonomik izolasyon uygulanmasını talep etmişti. Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Rus askerlerinin Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde kilit noktaları işgal etmesi üzerine Rusya ile vize müzakerelerinin askıya alınmasına karar verdi. Bugün konuyla ilgili yapılan olağanüstü toplantının ardından çıkan taslak metinde, Rusya'yla vize diyalogunun durdurulacağı belirtildi. Rusya Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Kırım'la Rusya arasında yer alan Kerç boğazı üzerine köprü inşasının planlandığını açıkladı. Reuters'ın geçtiği haberde Medvedev, projenin Ukrayna'nın devrik cumhurbaşkanı Yanukoviç döneminde imzalandığını hatırlattı. Zaman
Marmara İletişim'de İki Asistan Okuldan Atıldı
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ndeki iki araştırma görevlisi, Gezi eylemleri sırasında yasal sendikal haklarını kullanarak iş bırakma eylemine katıldıkları için açılan soruşturma sonrasında okuldan atıldı. 8 araştırma görevlisine de kıdem durdurma cezası verildi. Fakültenin dekanı Yusuf Devran, daha önce de öğrencilerin fişlenmesi, öğretim üyelerinin tehdit edilmesi ile gündeme gelmişti. Geçtiğimiz Haziran ayında KESK'in iş bırakma kararına uyarak Gezi Protestolarına destek veren Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden 2 Araştırma Görevlisi okuldan atıldı. Marmara Üniversitesi'nde haftalardır öğretim görevlileri ve öğrenciler Dekan Prof. Yusuf Devran'ın keyfi uygulamalar içinde olduğunu iddia ederek protesto eylemleri düzenliyorlardı. Marmara İletişim Fakültesi Dekanlığı, Gezi olaylarına katılan 8 asistana 2 yıl kıdem durdurma cezası verdirmişti. Son olarak dün çıkan karara göre Dr. Figen Algül ve Araştırma Görevlisi Can Özbaşaran okuldan atıldılar. Yasal sendikal eylemi 'cumhuriyeti ortadan kaldırmak' olarak gösterdi İki hocanın okuldan atılma gerekçeleri dilekçede şöyle ifade edildi. 'Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik eylem yapmak; ideolojik, siyasi, yıkıcı, bölücü amaçlarla eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek suretiyle kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak; boykot işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak ya da bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek, yardımda bulunmak.' Kararı YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya verecek Şimdi Gözler YÖK'e çevrildi. Araştırma Görevlileri bir hafta içinde YÖK'e itiraz edebilecek. Son kararı YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya verecek. Son yıllarda hep fişleme ve tehditler ile gündeme geldi Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, son yıllarda, dekanı Yusuf Devran'ın öğrenci fişlemeleri, bazı öğretim üyelerine yönelik tehdit ve baskı uygulamalarıyla da sürekli gündemde olan bir okul. Devran daha önce de yüksek lisans mülakatına girecek olan öğrencilere yönelik yaptığı fişleme ile gündeme gelmişti. Yüksek lisans mülakatına giren bir öğrenci listesinde Kürt kökenli öğrencilerin isimlerinin yanına 'PKK'lı' anlamına gelen 'P' harfi ile işaretlenmişti. Devran, fişleme listesiyle ilgili 'bu resmi bir evrak değil' diyerek daha önce suçlamaları reddetmişti. Yusuf Devran daha sonra Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gözde Yılmaz'ın savcılığa yaptığı başvuru ile yeniden gündeme geldi. Okula alınacak yüksek lisans ve doktora öğrencileri için verdiği listeyi jüri üyesi olarak kabul etmeyen Doç. Dr. Gözde Yılmaz'ı tehdit eden Devran, Yılmaz'ı hedef de göstermişti. Doç. Dr. Yılmaz, bu tehditler üzerine savcılığa suç duyurusu yaparak, koruma talep etmişti. Doktora jürisi üyesi doçenti tehdit etmişti Dekan Devran'ın hedef tahtasına oturttuğu hocalar ve araştırma görevlileri sosyal medya üzerinden bazı öğrencilerin tehditlerine maruz kalmışlardı. Doç. Dr. Yılmaz'ı da koruma talep etmeye yönelten bu durumdu. Sosyal medyada ve çeşitli mecralarda Devran'ın 'ülkücü' öğrenciler ile sıcak ilişkiler içinde olduğu ve onun hedef haline getirdiği kişilerin bu kesimlerin tehditlerine maruz kaldığı da sıkça yer aldı. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde son yıllarda sıklaşan ülkücü öğrenciler ile solcu ve Kürt öğrencilerin örgütlenmeleri arasında çıkan kavgaların sonrasında da dekanın, öğrencilerin bir kesimine yönelik bu yakınlığı dile getirilmiş ve eleştirilmişti. Fakültesini dünyanın gündemine taşıdı ama nasıl? Gezi Parkı eylemleri sonrasında da hızını kesmeyip sendikalı araştırma görevlilerinin hakkında yasal sendikal haklarını hiçe sayıp soruşturma başlatan ve cezalar yağdıran Devran, bu uygulamaları ile TBMM gündemine de dünya akadami çevrelerinin en saygın isimlerinin de aralarında yer aldığı karşı imza kampanyalarına da neden olmuştu. 24 ülkede yüzlerce üniversitede görev yapan 1431 akademisyenin imza attığı 'Akademinin özgürlüğü, bizim özgürlüğümüz' adlı protesto metninde Noam Chomsky, Judith Butler ve Nancy Fraser gibi dünyanın tanıdığı isimler de vardı. Akademik alanda her hangi bir başarı yerine, bir dönemin 'kışla' eleştirilerini hatırlara getiren uygulamaları ile fakültesini sürekli gündemde tutan Yusuf Devran'a yönelik bu protesto metninde imzası bulunan Chomsky, Butler gibi isimlerin araştırmaları ve kimi teorileri İletişim Fakültelerinde verilen derslerde okutuluyor. CNN Türk