Linç Haberleri

Linç ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Linç ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Yemekler ve Gastronomi Üzerine Linç Edileceği Fikirlerini Açıklayan Kişiler
Toplumda belli başlı konularda kanun gibi görünen fikirler olsa da herkes aynı düşüncede olmayabiliyor. Bazı görüşler kabullenilse de bazı kişiler linçlenmemek veya uzun polemiklere girmemek için gerçek düşüncelerini söyleyemeyebiliyor. Yeme içme üzerine içerikler üreten kuzubudu isimli hesap da takipçilerinden gastronomideki tabuları yıkmalarını istedi.Gönderiye epey bir yanıt geldi.
Düğün Çıkışı Yeni Evlenen Abisi ve Yengesinin Evine 'Baskın' Yapan Kadının Paylaşımı Tepki Çekti
Düğün süreci hem aile için hem de gelin ve damat için oldukça yorucu olabiliyor. Düğün bittiğinde çift günün yorgunluğunu geride bırakıp kendi evlerinin huzurlu ortamında baş başa kalabilmeyi ister haliyle. Ancak bazı aile bağları ve samimiyetin dozu o kadar yüksektir ki, gelin ile damadın bu hayali anında 'tatlı' bir sürprizle bölünebilir. Bir kadın, düğünün hemen ardından yeni evlenen abisi ve yengesinin evine yaptıkları baskını paylaştı. Yapılan bu garip eylem, sosyal medyada tepki çekti.Kaynak
12 Yaşındaki Öğrenciye Tecavüz Girişimi
Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Çataksu Köyü’nden, Pınarlar Köyü’ndeki okula öğrenci taşıyan minibüs şoförü 40 yaşındaki Hamit P., 12 yaşındaki kız öğrenci S.A.’ya tecavüze kalkıştığı iddiasıyla tutuklandı. Adliye binası önünde toplanan ve geç saatlere kadar ayrılmayan yaklaşık 2000 kişilik öfkeli kalabalığın, aynı zamanda köy korucusu olan Hamit P.’yi linç girişimi güçlükle önlendi.Pertek’in Çataksu Köyü ve mezralarında taşımalı sistemle öğrenim gören öğrencileri, Pınarlar Köyü’ndeki Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu’na getirip götüren 40 yaşındaki Hamit P., bugün ders bitiminde yine minibüsüne aldığı öğrencileri köylerine götürmek üzere yola çıktı. Çataksu’ya bağlı mezralara uğrayarak öğrencileri bırakan servis minibüsünde en son S.A. adlı öğrenci kaldı. Kız öğrencinin ineceği Köçekler Mezrası yakınında minibüsü durduran sürücü Hamit P. S.A.’ya tecavüze kalkıştı. Kız öğrencinin çığlıkları üzerine durumu fark eden mezradakiler hemen olay yerine gelerek müdahale etti. Sürücü Hamit P.’yi minibüsten tekme tokat indiren köylüler, jandarmaya haber verdi ve onu gelen ekibe teslim etti. Gözaltına alınan Hamit P., Pınarlar Jandarma Karakolu’ndaki sorgusunun ardından Pertek Adliyesi’ne sevk edildi. Olayın duyulması üzerine aralarında kadınların da bulunduğu kalabalık adliye önünde toplandı. Öfkeli kalabalığın tepkisi giderek artarken, ‘Tecavüzcüyü bize verin, cezasını biz verelim’ sloganları yükselmeye başladı. Kalabalığın şüpheli Hamit P.’yi linç girişimine karşı Pertek İlçe Emniyet Amirliği ekipleri ve jandarma linç girişimine karşı güvenlik önlemi aldı ve Tunceli’den ilçeye takviye Çevik Kuvvet ekipleri sevk edildi. Savcılıktaki sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemede şüpheli Hamit P., ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla tutuklandı ve güvenlik gerekçesiyle Elazığ’a sevk edilmesi kararlaştırıldı. Göstericilerin ayrılmaması ve tepkilerini sürdürmesi nedeniyle şüpheli Hamit P., adliye binasından çıkarılamadı. Kalabalığın adliye binasına girmesi güçlükle önlenirken, Tunceli Vali Yardımcısı Kenan Eskin, Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, Jandarma Komutanı Albay Yurdakul Akkuş da ilçeye gelerek göstericilerle görüştü. Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, göstericilere yaptığı konuşmada, “Şüpheli yakalanarak tutuklanmıştır. Hukuka herkesin saygılı olması gerek. Biz her zaman sizlerle birlikteyiz, sizlerle birlikte bundan sonra da bu tür şeyleri engellemek için elimizden gelen çabayı sarf edeceğiz. Lütfen buradan dağılın bizde zanlıyı cezaevine gönderelim” dedi. Göstericiler, tutuklanan Hamit P.’yi görmek istediklerini, kendilerine gösterilmese bile basının görüntü almasına izin verilmesini istedi. Tecavüz zanlısı Hamit P.’nin adliyeden çıkarılması sırasında yaşanan arbede ve göstericilerin fırlattığı taşlardan birinin kafasına isabet ettiği Pertek İlçe Emniyet Müdürü Nurettin Gezerel yaralandı. Aldığı darbe ile yere yığılan Gezerel, güvenlik güçleri tarafından İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükten sonra burada gelen ambulansa Pertek Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Başında açılma olan Gezerel ameliyata alındı. Vali Yardımcısı Eskin, Emniyet Müdürü Yılmaz, Jandarma Komutanı Albay Akkuş, Pertek Kaymakamı Memiş İnan ile toplantı yaptı ve durum değerlendirilerek gerekli önlemler alındı. Hem yetkililerin hem de araya giren Perteklilerin çabasıyla ikna edilen kalabalık geç saatlerde dağıldı.Zete
TRT'den Garip Leyla ile Mecnun Açıklaması
TRT 1'in Twitter'daki resmi hesabında çok enteresan bir mesaj yayınlandı. Ben de Özledim dizisinin l3. bölümde yayından kaldırılması üzerine yayınlanan mesajda, İsmail Abi'nin fotoğrafı yer aldı, 'o gemi niye gelmedi?' şeklinde de manidar bir soru soruldu. İşte o açıklama: TRT1'de, 103 bölüm yoğun mesai harcanarak, takipçilerimizin de büyük katkıları ve özverileriyle meydana gelen FENOMEN algısına sahip çıkmak, göründüğü kadar kolay değilmiş! 103 bölüm boyunca zor piyasa şartlarına ve düşük ratinglere rağmen, yoğun emek ve özveri ile işe ve kaliteye inanarak devam ettiğimiz “Leyla ile Mecnun” dizisinin kaldırılmasına dönemin şartları nedeniyle yoğun tepki gösterilmişti. Hatta bu tepkiler, iyi niyetle tam 103 bölüm boyunca bu işin arkasında duran kanalımıza yönelik adeta bir linç kampanyasına dönüşmüştü. Ancak görüldüğü üzere aynı piyasa şartları, derdi TRT1'in uzun bir süreç boyunca oluşturduğu sosyal medya kitlesini devşirmek olanların, amaçlarına ulaşamayınca kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını da ortaya koymuş oldu. Ayrıca yaptığı açıklamalarla kurumumuzu hedef tahtasına oturtmaya çalışanların bugün neler diyeceğini merak etmekteyiz. İsmail Abi'miz; 103 bölüm boyunca oluşturulan bağı 13 bölüm görse hepinizin ağzını burnunu kırardı. Kulpu kırık çaydanlıkları sizi, hepiniz Sarkozy'siniz!.. https://twitter.com/trttv1/status/423121959266689025 Milliyet
Erkeklerin Kadınların Hoşuna Gittiğini Sandığı ama Gitmeyen 14 Sürpriz
14 Şubat yaklaşırken erkekler romantizmde zirveye çıkmanın hesaplarını yapıyor. Filmlerde, dizilerde izlediği en romantik anları kendi hayatına uygulamanın peşine düşüyor. İşte size dev hizmet, 14 Şubat öncesi size çok romantik gelen ama kadınların hoşlanmadığı 14 romantik sürpriz. Denemeden önce mutlaka bir göz gezdirin.
Balçiçek İlter'den Kabataş Özrü
Gezi protestoları sırasında Kabataş’ta taciz edildiğini iddia eden türbanlı kadınla görüşerek ‘şiddet gördüğüne ikna oldum’ diye yazan gazeteci Balçiçek İlter, kamera kayıtlarında şiddet olaylarının bulunmadığının ortaya çıkmasının ardından, Türkiye gazetesindeki köşesinde bir ‘özür’ yazısı yayınladı.Kabataş görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından twitter hesabından “Kabataş görüntülerini izledim. Ayıp bana ait değil, “Kadının beyanı esastır” diyerek görüşütğü Zehra Devecioğlu’nu açıklamaya yapmaya çağıran İlter, “Kendimden, gördüğümden ve yaşadığımdan şüpheye düşer oldum” dediği yazısında, “Eğer bu görüntüler doğruysa ve gerçekten hiçbir darp, taciz olmadıysa… Ben kendi adıma, bir genç kadının hezeyanlarını sizlerle paylaştığım için özür dilerim” dedi. İlter’in yazısı şöyle: Bir kaç gün önce Kabataş görüntüleri çıktı ortaya… Öyle diyorlar, o anmış. Bakın, kesindir diyemiyorum artık. Çünkü son yaşadıklarımdan sonra kime, neye inanacağımı şaşırdım… Kendimden, gördüğümden ve yaşadığımdan şüpheye düşer oldum. Üstelik bunca zamandır herkesin peşinde olduğu, aslında var olmadığı yetkililerce açıklanan kamera kayıtları birdenbire ortaya çıkmış! Sizin gibi ben de görüntüleri merakla izledim ve büyük bir şaşkınlık yaşadım. Bırakın tacizi, itme-kakmayı, kalabalık grubu… Eğer bu görüntüler o görüntülerse, o kadar kısa süre içinde bir grup geçip gidiyor… (Montajlı mıdır, değil midir bilemem. Bu kayıt o güne mi ait, başka kayıt var mı, onu da bilemem) Ama sadece gördüklerimizse… Hiçbir şey yaşanmamış ki! Nasıl olur? Hemen telefona sarıldım, önce ‘’mağdure’’ ile görüşmemi sağlayan meslektaşım Elif Çakır’ı aradım. Yaşadıklarını bizimle paylaşan Zehra Develioğlu’nun telefonunu istedim. Mutlaka bir açıklaması olmalıydı, mutlaka bir şeyler söylemeliydi… (Röportajı yapan Elif Çakır’ın ne düşündüğünü açıklamak bana düşmez, kendisi yazacaktır herhalde) O gece Zehra Hanım’ı o kadar çok aradım ki… Telefon açılmadı… Ardından mesajlar yazdım, yolladım; bana mısın demedi… Ertesi sabah, olayın ardından canlı yayına çıkıp, gelininin başına gelenleri anlatan Bahçelievler Belediye Başkanı kayınpeder Osman Develioğlu’nu aradım… Yok! Kapı duvar… Kimse telefonlarıma çıkmadı. Oysa bir açıklama yapılmalıydı. Bırakın benim düştüğüm durumu, bu ülkenin bir döneminin doğru hatırlanması adına bir şeyler söylenmeliydi… Beceremedim. Hiçbirinden ses çıkmadı. Tekrar Elif’i aradım. O da mağdureye ulaşamamıştı. Sadece kayınpederi ile konuşmuş, ‘’Zehra konuşmak istemiyor, çok perişan’’ yanıtını almıştı! Bu yazıyı kaleme aldığımda Zehra Develioğlu’nun avukatından bir açıklama geldi. Avukat kısaca diyor ki; ‘’Biz suç duyurumuzun arkasındayız. Darp ve taciz gerçekleşmiştir. Bununla ilgili Adli Tıp raporu da elimizde mevcuttur. Bebek de darp edilmiştir. Kamera kayıtları net değildir, ne olduğu gözükmemektedir.’’ Kanımca 1 Haziran’da olduğu öne sürülen bu olayın detaylarını Zehra Develioğlu çıkıp kameralar karşısında canlı yayında anlatmalıdır. Bütün sorular yöneltilmelidir, o da cevap vermelidir. Bunu bana, ona, ötekine değil, bu ülkeye borçludur. Gezi sürecinde tarafları en tahrik eden olaylardan birinin kahramanı olarak, bunu Gezi’de hayatını kaybeden o çocuklara da borçludur. Ve en çok da onu savunan Başbakan’a… Gelelim benim cepheme… Öncelikle şunu söyleyeyim; kimseden gazetecilik dersi alacak değilim. Oturduğu yerden sallayanlara, tehdit edenlere pabuç bırakmam, hiçbir zaman da bırakmadım. İşin içine kadınlığımı, çocuklarımı sokan terbiyesizleri ise Allah’a havale ediyorum. Eğer o görüntüler bundan ibaretse…. Büyük bir yanlışa düşmüşüm demektir… Ama avukatının açıklamasından anlıyorum ki, söylediklerinin arkasında. Suç duyurusunda ne söylüyorsa o… 23 yıllık gazeteciliğimde birçok yanlışa imza atmışımdır. Yanlış yapmamak mümkün değil. Ama okuyucuma da, izleyicime de “yalan söylemedim”. Ne gördüysem, ne duyduysam, ne biliyorsam onu yazdım. Peki bu olayda ne oldu? Madde madde anlatayım; 1-Kabataş’ta tacize uğradığını iddia eden Zehra Develioğlu ile görüştüm. Olaydan tam 15 gün sonra, 16 Haziran’da görüştüm. Yanımda Elif Çakır ve Halime Kökçe de vardı. 2-Röportaja gitmedim, televizyona çıkması için iknaya gittim. Kaldı ki Elif Çakır zaten röportajı yapıp yayınlamıştı bile. 3-Evet, kollarındaki morlukları gördüm. 4-Evet, yaşadığı travmaya da tanık oldum. Bebeğini odada istemedi, sürekli ağladı, gözlerini kaçırdı, sütten kesildiğini anlattı vs… 5-Ve evet, ben o gün travma yaşamış, acı çeken bir kadınla sohbet ettim. Gelelim sonrasına… Meslektaşım Ayşe Arman aradı ve görüşmenin ayrıntılarını sordu, ‘’Sen ikna oldun mu?’’ dedi. Yayına hazırlanıyordum… ‘’Kimseye kefil olamam ama, ikna oldum. Çünkü travma içindeydi’’ dedim. İznim ve haberim olmadan bu görüşme Ayşe Arman tarafından kaydedildi ve ertesi gün köşesinde ‘’Balçiçek ikna olmuş’’ diye yer aldı. Yaşanan bu olaylardan sonra görüşmenin içeriğini yazmak zorundaydım. Zehra Develioğlu ile konuştuklarımı, onun beyanlarını, gördüklerimi yazdım ve Elif Çakır’a yolladım. Çünkü o dönem hiçbir yerde yazmıyordum. Star Gazetesi de yayınladı… Yani Zehra Develioğlu ile teyp koyarak söyleşi yapmadım…. Eğer bu görüntüler doğruysa ve gerçekten hiçbir darp, taciz olmadıysa… Ben kendi adıma, bir genç kadının hezeyanlarını sizlerle paylaştığım için özür dilerim. ‘’Yanıltıldım… Evet yanıldım’’ diye düşünüyorum o görüntüleri izleyince… Ama Zehra Develioğlu anlattıklarının arkasında… ‘’Yaşadım’’ diyor. ‘’Adli Tıp’tan raporum, suç duyurum var’’ diyor. Eee ! Onun söylediklerine ne diyeceğiz? Kasette yaşadığı da gözükmüyor, yaşamadığı da… Ha, siz beni linç edin, ona da eyvallah! Ama servis edilen kaset durumu deyince orada biraz duracaksınız… Deniz Baykal ve MHP’li vekillerle başlayan süreçten başlayıp bugün yaşadıklarımıza bakarsanız, ne demek istediğimi çok daha iyi algılayacaksınız.Kaynak: Zete
Ahmet Şahbaz'ın Raporu Usulsüz Çıktı
Ethem Sarısülük’ü öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın “eylemciler bana saldırdığı için silahımı ateşledim” savunmasına dayanak gösterdiği raporları usulsüz aldığı ortaya çıktı.Elif Örnek - soLAnkara Kızılay’da, 1 Haziran 2013 tarihindeki Gezi direnişi protestoları sırasında Ethem Sarısülük’ü vurarak öldüren polis Ahmet Şahbaz’ın, hastaneden usulsüz rapor aldığı ortaya çıktı. Sağlık sisteminde Şahbaz’a ait kayıtlarda, rapor aldığı hastaneye gittiğine ilişkin hiçbir bilgi bulunmuyor. Sanık polisin, mahkemede meşru müdafaa savunması yapabilmek için olay tarihinde değil ilerleyen günlerde geçmişe dönük rapor aldığı ve bu işlemin usulsüz olması nedeniyle elektronik ortamdaki kayıtlara geçirilemediği belirtiliyor. Şahbaz’ın raporlu göründüğü tarihte, olay yeri tutanağında imzası olduğu da ortaya çıkmıştı. Yasal mevzuat gereği tüm hastaların bilgilerinin elektronik ortama kaydedilmesi gerekiyor.Ankara 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü duruşmasında yazılı savunma veren Ahmet Şahbaz, olay günü göstericilerin kendisini linç etmek istediklerini ileri sürerek “Amacım uyarı atışı yapmaktı. Uzaklaşmaya çalışıyordum. Ateş ederken atılan taşlar bana isabet ediyordu. Üç el ateş ettim. Ateş ettiğim sırada birinin yaralandığını fark etmedim. Çağrılan ambulans ile hastaneye gittim. Saat 22.00'ye kadar hastenede tedavi gördüm. 16 gün rapor aldım” dedi. Şahbaz, göstericilerin saldırısıyla yaralandığı ve bu nedenle kendisini korumak için ateş ettiği iddiasını, hastaden peşpeşe aldığı üç rapora dayandırdı.Medicana International Ankara Hastanesi’nden alınan üç rapor mahkemeye sunuldu ve dava dosyasına girdi. Buna göre Şahbaz’a Ethem’i vurduğu 1 Haziran tarihinde iki günlük, 3 Haziran’da yedi günlük ve 10 Haziran’da yine yedi günlük olmak üzere toplam 16 günlük istirahat raporu verildi. Ancak Şahbaz’ın bu hastaneye gidişi hiçbir şekilde kayıtlara geçmedi. Darp edilme tanısıyla ortopedi ve travmatoloji servisinden alınan raporlarda, Şahbaz’ın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif ve hayati tehlike yaratmayacak şekilde yaralandığı tespitleri yer aldı. Basit bir şekilde yaralandığı belirtilen Şahbaz’a 16 gün gibi uzun süreli bir rapor verilmesi ise akıllarda soru işaretleri yarattı. Üstelik zaman geçtikçe iyileşmesi, bu nedenle ilerleyen tarihlerde daha kısa süreli raporlar alması gereken Şahbaz’a doktora ilk gidişinde yalnızca iki günlük istirahat verilmiş, ilerleyen tarihler için ise yedişer günlük olmak üzere iki ayrı rapor düzenlenmişti.Elektronik ortamdaki sağlık kayıtlarına göre ise Ahmet Şahbaz olaydan sonra ilk kez 10 Haziran günü bir hastaneye gitti. Bu tarihte Turgut Özal Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Hastanesi’ne başvuran Şahbaz, ortopedi ve travmatoloji servisinde göründü. Ancak Şahbaz aynı gün Medicana International Ankara Hastanesi’ne giderek yedi günlük rapor aldığını iddia ediyor. Kayıtlarda Şahbaz’ın daha sonra 12 Temmuz 2013 tarihinde bir hastaneye gittiği, bu aralıkta hiçbir sağlık işlemi yaptırmadığı görülüyor. Şahbaz, 1 Haziran, 3 Haziran ve 10 Haziran’da Medicana International Ankara Hastanesi’ne gittiğini iddia etmesine karşın, bu tedavileri hiçbir şekilde kayıtlarda yer almadı.MEDİCANA: HER HASTANIN KAYDI SİSTEME GİRİLİRsoL’un konuyla ilgili olarak ulaştığı Medicana International Ankara Hastanesi tüm hastaların kayıt altına alındığını ve bilgilerinin elektronik sisteme işlendiğinini belirtti. Hastaneden bir başka yetkili ise “Ahmet Şahbaz’ın kayıtlarının neden gözükmediği” sorusuna “Adli vakaları elektronik ortama aktarmıyoruz, SGK’ya elden fatura gönderiyoruz” yanıtı verdi.Medicana International Hastanesi’nin İstanbul şubesi ise “Adli vakalar için yalnızca yazılı belge mi oluşturuluyor” sorusu üzerine tüm hastaların girişlerinin mutlaka elektronik ortama aktarıldığı bilgisini verdi. Bu tür durumlarda kaydın “adli vaka” olarak açıldığını belirten yetkili “Doktor muayene ettikten sonra ilaç da verebilir. Hastanın ilacı eczaneden alabilmesi için örneğin MEDULA sisteminde kaydının çıkması lazım. Bu nedenle her hastanın kaydı mutlaka elektronik ortamda yapılır” dedi.TTB: YASAL MEVZUAT GEREĞİ KAYDEDİLMEK ZORUNDATürk Tabipler Birliği (TTB), “adli vakaları elektronik sisteme işlemiyoruz” şeklinde bir uygulama olmadığını, yasal mevzuat gereği tüm hastaların bilgilerinin elektronik ortamda kaydedildiğini hatırlattı. soL’un görüştüğü TTB yetkilisi “Çıkarılan yasa, elektronik ortama bilgi aktarılmasını zorunlu hale getirdi. Özel, devlet ya da üniversite hastanelerine giden hastaların bilgileri kaydedilerek hem SGK’yla hem de Sağlık Bakanlığı ile paylaşılıyor. Bu işlemi yapmayan hastane, getirilen yasal zorunluluk nedeniyle suç işlemiş sayılıyor” dedi.RAPORLU OLDUĞU GÜN TUTANAK İMZALADIOlaylar sırasında kendine atılan taşlar nedeniyle yaralandığını ileri sürerek 1 Haziran’da iki günlük rapor alan Şahbaz’ın, 2 Haziran tarihli olay yeri tutanağında imzası olduğu daha önce ortaya çıkmıştı. Raporlu olduğunu iddia ettiği gün çalıştığının anlaşılması, Şahbaz’ın aldığı raporların şaibeli olduğuna işaret eden ilk somut gelişme oldu. Sanık polis, savcılıkta verdiği ifadede “Olaydan iki gün sonra internet ve televizyonlarda görüntüleri yayımlanınca ateş ederken birinin yaralandığını öğrendim. O ana kadar haberdar değildim” demesine karşın, imzasının bulunduğu 2 Haziran tarihli tutanakta “Polis memuru Ahmet Şahbaz’ın uyarı ateşi yaptığı esnada eylemci grup tarafından yakın mesafeden atılan çok sayıda taş kendisine isabet etmiştir. Bu esnada saldırgan grubun arasında bulunan Ethem Sarısülük’ün yere düştüğü ve devamında ambulansla hastaneye götürüldüğü gözlemlenmiştir” ifadeleri yer aldı. Şahbaz davanın üçüncü duruşmasında da “Ateş açtığım sırada birinin yaralandığını fark etmedim” şeklinde savunma yaptı. Şahbaz, Sarısülük ailesinin avukatlarından Murat Yılmaz’ın duruşmada gündeme getirdiği tutanakla ilgili sorulara çoğunlukla, “olayın üzerinden çok zaman geçmesi nedeniyle hatırlamadığı” karşılığını verirken, birkaç soru üzerine susma hakkını kullanacağını bildirdi.ŞANLIURFA’YA HEMEN GÖNDERİLDİSağlık kayıtları Şahbaz’ın cinayetin hemen ardından Şanlıurfa’ya gönderildiğini de gösterdi. Mahkeme, “meşru müdafaada sınırın aşılması suretiyle adam öldürme” suçundan yargılanan Şahbaz’ın ilk duruşmada hazır edilmesi için Emniyet’e talimat yazısı göndermiş, 10 Eylül 2013 tarihinde gelen cevapta sanık polisin geçici görevlendirmeyle Şanlıurfa Koruma Şube Müdürlüğü’ne atandığı açıklanmıştı. Şahbaz’ın 1 Haziran’da silahla başından vurduğu Ethem, 14 Haziran’da hayatını kaybetmişti. Kayıtlara göre Şahbaz 12 Temmuz 2013 tarihinde Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisinde tedavi oldu. Şahbaz, son olarak 1 Kasım 2013 tarihinde yine Şanlıurfa’da bulunan Özel OSM Ortadoğu Tıp Merkezi’nin acil servisine başvurdu.
Urla'da Irkçı Saldırı: 4'ü Ağır 7 Yaralı
Urla'da ırkçı saldırıya maruz kalan HDP'lilere dayanışmak için araçla ilçeye gelen yurttaşlar sopa ve demir çubuklarla linç girişimine maruz kaldı, 4 kişi ağır yaralandı. Toplam yaralı sayısının 7'ye yükseldiği kentte HDP'liler ise saldırıları protesto etmek için ilçe girişini trafiğe kapatarak oturma eylemi başlattı. Urla'ya çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi.Urla'da ırkçı saldırıya uğrayan HDP'lilerle dayanışmak için minibüsle Buca İlçesi'nden Urla'ya gelen HDP'liler de ırkçı saldırıya uğradı. Ellerindeki taş, demir çubuk ve sopalarla araçtaki HDP'lilere saldıran ırkçılar, araçta bulunan 4 HDP'liyi linç etmek istedi. Saldırıda 4 HDP'li çeşitli yerlerinden yaralanırken, araç kullanılamaz hale geldi. Ağır yaralanan 4 yaralı 9 Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Önceki saldırıda yaralananlarla birlikte yaralı sayısı 7'ye yükseldi. HDP İzmir Büyükşehir Eş Başkan adayı Osman Özçelik bacağından yaralanırken diğer yararlananlardan isimleri öğrenilenler şöyle: Ferhat Beyazıt, BDP İl yöneticisi Talip Çabuk, BDP Buca İlçe Başkanı Fazlı Toplayıcı, Nihat Çabuk ve Cemal Tekçe.Polis saldırganları koruduPolisin getirdiği sivil araçlarla ilçeden çıkarılan HDP'liler saldırıyı protesto etmek için Urla kavşağını trafiğe kapatarak saldırıları protesto etti. Burada bir konuşma yapan HDP İzmir İl BaşkanıCavit Uğur, saldırıların tekçi ve asimilasyoncu politikaların devamı olduğunu söyleyerek, 'AKP'si İşçi Partisi (İP), CHP'si ve MHP'si tamamı bugün buradaydı. Tamamı saldırganlar içerisindeydi. Çünkü onlar bu politikanın mimarlarıdır. Bu yüzden bir kez daha anladık ki HDP bu ülkede yaşayan bütün ezilenlerin ihtiyacı olan bir partidir. Bu ihtiyaç bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bugün buradaki saldırı burada kalmayacak. Dünden bu yana arkadaşlarımız emniyet güçleriyle irtibatta olup bu saldırlar hakkında gerekli önlemler alınmasını istemişlerdir. Emniyet yetkilileri gerekli tedbirleri almamıştır. Karşı tarafın sayısı çok az iken polis dağıtmamış ve onların çoğalmasını beklemiştir. Polis ırkçı grubu açık şekilde korumuştur. Polis gazları ayaklarımızın altına atmıştır. Urla'daki arkadaşlarımızın can güvenliğini yoktur. Bu saldırıların hesabı sorulacaktır' diye konuştu.'Roboski'de yaşananı yaşadık'Saldırıda ayağından yaralanan HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Osman Özçelik ise, 'Bugün burada yaşanan Roboski'de yaşananların aynısıdır. Bizler burada linç edilmek istendik. Polis Kürdistan'da topuyla tüfeğiyle halka müdahale ederken, burada ise bizi linç etmek isteyen ırkçı grubu izledi. Saldırganlar attıkları taşlarla beni ayağımdan yaraladı. Aracımızda linç edilmek istendik. Biz bu saldırı çok gördük, asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz' dedi. HDP seçim bürosu açılışını iptal ederek İzmir’e döndü.Ayağından yaralanan HDP İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Osman Özçelik ise, ' Bugün burada yaşanan Roboski'de yaşananların aynısıdır. Bizler burada linç edilmek istendik. Polis Kürdistan'da topuyla tüfeğiyle halka müdahale ederken, burada ise bizi linç etmek isteyen ırkçı grubu izledi. Saldırganlar attıkları taşlarla beni ayağımdan yaraladı. Aracımızda linç edilmek istendik. Biz bu saldırıları çok gördük, asla mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz' dedi.Yapılan konuşmaların ardından seçim bürosu açılışını iptal eden partililer İzmir’e döndü.Karşıyaka'da da ırkçı provokasyonKonuşmaların ardından HDP'liler Karşıyaka'da seçim bürosu açılışına gitti. Karşıyaka'da açılmak istenen seçim bürosuna ise bir grup ırkçı demir çubuk ve sopalarla saldırı girişiminde bulundu. Saldırıya HDP'lilerin de karşılık vermesiyle çatışma çıktı.
Bağış'tan 'Nekrofili' Açıklaması
AB eski Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Berkin Elvan’ın cenaze töreni devam ederken attığı ve içinde “nekrofili”(ölü sevicilik) kelimesi geçtiği için kamuoyunda tepki çeken tweeti konusunda açıklama yaptı. Bağış, “O mesajın ve mesajda kullanılan kelimenin genç yaşta hayatını kaybeden Berkin Elvan yavrumuzun cenazesine katılan veya ülkemizin o ortak acısın paylaşan insanlarla hiçbir ilgisi yoktur” dedi. Attığı tweetin “bazı çevrelerce çarpıtılarak” hem sosyal medyada, hem de yazılı ve görsel medyada kendisine yönelik linç kampanyasına dönüştürüldüğünü belirten Bağış, açıklamasında şöyle dedi: “O mesajın ve mesajda kullanılan kelimenin genç yaşta hayatını kaybeden Berkin Elvan yavrumuzun cenazesine katılan veya ülkemizin o ortak acısını paylaşan insanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Konuyu oraya bağlamaya calışmak, onu ima ettiğimi iddia etmek açık ve kasıtlı olarak yapılan bir itibar suikastı girişimidir.” “AMACIM, ÇÖZÜM SÜRECİNİN POZİTİF ATMOSFERİNİ VURGULAMAKTI” Bağış, tweeti Siirt’te Başbakan Erdoğan’ın mitingi sırasında attığını da hatırlatarak amacının “çözüm sürecinin pozitif atmosferini vurgulamak olduğunu” da söyledi. Bağış, açıklamasında şöyle dedi: “Siirt’te ülkemizin farklı etnik kökenlere sahip vatandaşlarımızı coşkuyla bir araya getiren ve farklı kültürel zenginliklerimizin süslendiği miting sırasında çözüm sürecinin oluşturduğu pozitif atmosferi vurgulamak amacıyla yazılan mesaj sadece ülkemize on yıllar boyunca buyuk acılar yaşatan terörün bitmesinden rahatsızlık duyanlara atfen yazılmıştır. Bahsi gecen tweet mesajımdan önceki ve sonraki tweet mesajlarıma bakıldığında düşüncelerimin sadece Siirt’te yerel seçimler bağlamında barış içinde yarış duyguları ile ilgili olduğu çok net görülmektedir. “MESAJI SİLDİM AMA…” Mesajımın çarpıtıldığını fark ettiğimde yanlış anlaşılmaları engellemek adına o tweet mesajımı silmeme ve daha sonra konuya açıklık getiren başka mesajlar atmama rağmen kimilerinin konuyu istismara devam etmesini, provokasyonlar üzerinden toplum muhendisliğine kalkışanların kasıtlı bir çabası olarak değerlendiriyorum. Tekrar ediyorum o mesajın dün hepimizin içini burkan cenaze ile hiçbir ilgisi yoktur.” “MESAJIN MUHATABI SİLAHLARIN SUSMASINDAN RAHATSIZ OLANLAR…” Bağış, açıklamasında tweetin “asıl muhatabını” da şöyle anlattı: “Söz konusu mesajın muhatabı ülkemizde son bir buçuk yıldır çözüm süreci kapsamında silahların susmasından, daha da güçlenen kardeşlik dokumuzdan rahatsızlık duyan hastalıklı zihniyetlerdir.” Dipnot Tv
Kırklareli'nde Kayıp Çocuk Ölü Bulundu
KIRKLARELİ’nde, geçen cuma günü okula gitmek üzere evinden ayrılan ve kendisinden bir daha haber alınamayan 10 yaşındaki Halil İ. A. için Ankara’dan getirilen özel eğitimli köpeklerle yapılan aramada herhangi bir bulguya rastlanmadı. Kamera görüntülerinden yola çıkan polis, ekmek fırınında çalışan Y.T'yi gözaltına aldı. Fırıncının korkunç cinayeti itiraf etmesi şehirde tepki çekti. Yaklaşık 2 bin kişi protesto yürüyüşü sonrası Halil'in evinin önünde sessiz eylem yaptı. 3 gün önce ortadan kaybolan 4’üncü sınıf öğrencisi Halil İ. A için Ankara Özel Harekat Daire Başkanlığı’na ait 'Boncuk', 'Bazlak' , 'Coe' isimli köpeklerle Karacaibrahim ve Pınar mahallelerinde uzman ekiplerle arazi ve inşaatlarda yaklaşık 8 saat arama yapıldı. “BİZ BİLE AYIRMAKTA GÜÇLÜK ÇEKTİK” Yapılan arama sonucunda herhangi bir bulguya rastlanmadı. Baba Yılmaz, yaptığı açıklamada, 'Polis teşkilatımız köpeklerle aradı. Polisimizin yanımızda olmasından çok memnun olduk. Onlar da bizim gibi gece gündüz uyumuyorlar, arama çalışmalarını yapıyorlar. Şehir merkezinde birkaç nokta yapılan ihbarları değerlendirdik ama gerçekten bizim dahi ayırmakta güçlük çektiğimiz bir çocuk ihbarı yapıldı. Ama bizim oğlumuz olmadığı anlaşıldı. “KIRKLARELİ'NDE BU TÜR ŞEBEKELER YOK” Benim düşüncem kaçırılma olacağı ihtimali zayıf. Çünkü Kırklareli’nde bu tür şebekeler yok. Büyük şehirlerde oluyor. Eğer büyük şehirde böyle kaçırmak için gelinseydi birden fazla çocuk kayıp olabilirdi, ben böyle bir ihtimali zayıf görüyorum. Sanki bali çeken kişilerin olayı gibi düşünüyorum. Bulgaristan da suç işleyenler kaçırmış olabilir mi? Polis bu tür şeyleri bizimle konuşmak istemiyor' dedi. KAMERA GÖRÜNTÜLERİNDEN YOLA ÇIKILDI Çalışmalarını sürdüren Kırklareli İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bir marketin güvenlik kamerası görüntülerinden yola çıkarak ekmek fırınında çalışan 45 yaşındaki Y.T.’yi gözaltına aldı. BOĞARAK ÖLDÜRDÜĞÜNÜ İTİRAF ETTİ Y.T. emniyetteki sorgusunda Halil İ. A’yı kendisinin kaçırdığını ve Kırklareli Belediye Mezarlığı yakınlarındaki İnciraltı Mevkii’nde boğarak öldürdüğünü itiraf etti. Bu itiraf üzerine İnciraltı Mevkii’ne giden polis ekipleri çalılıklar içerisinde Halil İ A’nın cesedini buldu. Çocuğun cesedi savcı ve polisin incelemesinin ardından otopsi için Kırklareli Devlet Hastanesi Morgu’na oradan da İstanbul Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. LİNÇ GİRİŞİMİNE KARŞI ETTEN DUVAR Gözaltına alınan zanlının sağlık kontrolü için Kırklareli Devlet Hastanesi’ne getirilmesi sırasında linç girişimine karşın polis etten duvar örerek gazetecilerinde görüntü almasını engellemeye çalıştı. EVİN ÖNÜNDE SESSİZ BEKLEYİŞ Cinayetin şehirde duyulması üzerine toplanan 2 bin kişilik kalabalık protesto yürüyüşü yaptı. Vilayet meydanında toplanan yaklaşık 2 bin kişilik kalabalık, Halil'in evine kadar sessiz bir şekilde yürüdü. Yol boyunca hiçbir slogan atmayan kalabalık evin önünde sessiz bekleyişlerini sürdürdü. AİLESİ YIKILDI Burada emekli bir imam tarafından dualar okundu. Baba Yılmaz A. sabah gittiği İstanbul’dan gece geç saatlerde döndü. Üzüntülü haberi yolda alan acılı baba araçtan birkaç kişinin yardımıyla inerek evine girebildi. KATİL ZANLISI TUTUKLANDI Y. T. emniyetteki işlemlerinin ardından gece geç saatlerde nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Emniyetteki ifadesinde suçunu itiraf eden katil zanlısı nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Ali Ümit ÜLKER/KIRKLARELİ,(DHA)