Kırmızı Kitap Haberleri

Kırmızı Kitap ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kırmızı Kitap ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

İlk MGK Toplantısında Rekor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ilk kez başkanlık ettiği Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, kayıtlara geçen en uzun MGK oldu. 10 saatten fazla süren toplantı sonrası yayımlanan bildiride ilk kez 'paralel yapı' ifadesi yer aldı.Milli Güvenlik Kurulu'nun Ekim ayı olağan toplantısı, saat 14.25'te başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçildikten sonra ilk kez MGK'ya başkanlık etti. 10 saat 20 dakika süren toplantı, rekor kırarak kayıtlara geçen en uzun MGK oldu.Toplantının ardından yazılı açıklama yapıldı.'Paralel yapı' vurgusuMGK bildirisinde ilk kez 'paralel yapı' ifadesi yer aldı. Açıklamada, 'Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır' denildi.'Terörle mücadele'Son dönemdeki şiddet olaylarına ilişkin ise şu ifadelere yer verildi;'Terörle çok boyutlu mücadele kapsamında sürdürülen çözüm süreci ele alınmış, sürecin oluşturduğu olumlu atmosferi ve huzur ortamını bozmaya yönelik provokatif olaylara karşı kamu düzeni ve güvenliğini koruma konusundaki kararlılık teyit edilmiştir.''IŞİD'le mücadele'IŞİD'le mücadeleye ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, 'Irak ve Suriye'de IŞİD ve diğer terör örgütleriyle mücadele, ülkemizin bu mücadelede uluslararası koalisyon içindeki konumu, Türkiye'ye müzahir gruplar başta olmak üzere, ılımlı muhaliflerin durumu ve yerinden edilen kişilere yönelik insani yardımlarımız görüşülmüştür. Ayrıca Irak'taki siyasi süreçte son dönemde yaşanan gelişmeler gözden geçirilmiş, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi yönündeki irade teyit edilmiştir' değerlendirmesinde bulunuldu.'Suriye'deki gelişmeler'MGK bildirisinde, 'Suriye'de dördüncü yılını tamamlamak üzere olan çatışma ortamının ülkemizin ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına yönelik yansımaları, bu konudaki bölgesel ve uluslararası yaşanan son gelişmeleri de içerecek şekilde müzakere edilmiştir' ifadelerine de yer verildi.'Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmeler'Deniz yetki alanları başta olmak üzere Ege ve Doğu Akdeniz'deki gelişmelerin gözden geçirildiği belirtilen açıklamada, 'Türkiye'nin kendi kıta sahanlığı içinde ve garantör ülke olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ruhsatlandırdığı sahalardaki hak ve menfaatlerinin korunması için gereken her türlü tedbirin önümüzdeki dönemde de kararlılıkla alınacağı belirtilmiştir' denildi.Gazze, Libya, YemenAçıklamada, 'Başta Gazze'de sağlanan ateşkes olmak üzere, İsrail-Filistin ihtilafında yaşanan son gelişmeler, Libya ve Yemen'deki mevcut durum ile bölgesel yansımaları kapsamlı biçimde görüşülmüştür' ifadesi kullanıldı.En uzun MGK olarak tanımlanan ve 28 Şubat kararlarının alındığı MGK toplantısı 9 buçuk saat sürmüştü.Toplantılar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül döneminde ortalama 4-5 saat sürüyordu.Kaynak: Al Jazeera
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
18 canı yitirdiğimiz son Ermenek maden ocağı kazası, emekçilerin ve meslek odalarının öncülük ettiği büyüyen kamuoyu tepkilerine yol açan cinayetleri bir kez daha gündeme getirdi.Aslında bütün bu cinayetler bir seri katilin işi:İnşaat cinayetleri...Tersane cinayetleri...Kömür madeni cinayetleri...Hep aynı katil tarafından birbiri ardına işleniyor!Katil, sömürü düzenini en ileri düzeylere taşıyan acımasız küresel kapitalizmin, azgelişmiş ülkelerdeki denetimsiz uygulamalarından yararlanan siyasal fırsatçılığın yol açtığı yağma!
Arınç HDP'ye Parti Kapatmayı Hatırlattı
Yaklaşık 8 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, açıklamalarda bulundu. Arınç, çözüm sürecine değindi ve HDP'yi sert bir dille eleştirdi. Arınç, 'Bu proje olacak diye öldürme, yakıp yıkma düşünülemez. Biz partilerin kapatılması taraftarı değiliz. Ama düşünün bu tür olaylarda başat rolü oynayan bir siyasi parti demokratik ülkelerde bile hayatiyet bulamaz. Burası Türkiye, biz yaşasınlar istiyoruz' dedi.Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in 'Barışın anahtarı Kobani'dedir' açıklamasına yönelik değerlendirilmesini sorması üzerine Arınç, HDP'li bazı milletvekillerinin basın toplantısıdüzenlediğini ve özellikle Önder'in, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve kendilerini çok açıkça eleştirdiğini söyledi.Bundan üzüntü duyduğunu ifade eden Arınç, şunları kaydetti: 'Çünkü ben, HDP içerisindeki bazı milletvekillerinin samimi olarak çözüm sürecini istediklerini biliyorum. Büyük bir kısmının ise böyle bir görüntüde olmadığını hatta ne olup bittiğinden bile haberdar olmadığını, farklı etkiler altında kalabildiğini de biliyorum, kendileriyle görüştüğümüz için. Ama netice itibarıyla HDP siyasi bir partidir, onun milletvekilleri vardır ve bu konunun içerisinde İmralı ile Öcalan ile görüşmeler yapan bazı milletvekillerinin olduğu da bütün kamuoyunun malumudur.Adalet Bakanlığımızın izniyle bazen isimler değişmek suretiyle, bazen iki kişi mi, üç kişi mi gidecek noktası, farklılık gösterebilmektedir. Üzüldüğüm şey şudur; HDP'li bazı milletvekilleri zaman zaman hakaret, zaman zaman tehdit, zaman zaman şantaj yapma haklarını kendilerinde görüyorlar. Ayarları yok, nerede ne söyleyeceklerini hiçbir zaman düşünerek hareket etmiyorlar. Ama kendileri küçücük bir eleştireye uğradığı zaman da yine bas bas bağırmaya devam ediyorlar. Eleştiri sizin için az bile, eleştirinin en ağırını sizler için yapacağız. Bunlara tahammül göstereceksiniz. Çok yanlışlarınız var, bu yanlışlardan dolayı bize bağırıp, çağırmak yerine kendinize dönüp bir bakmanız lazım.''O iş ayrı bu işte ayrıdır'Başbakan Davutoğlu'nun ısrarla 'kamu güvenliği ve kamu düzeni, halkımızın rahat, huzurlu ve mutlu yaşaması bizim için asıldır. Bu hiçbir zaman çözüm sürecinin karşılığı değildir' ifadelerini kullandığını hatırlatan Arınç, çözüm sürecine önem verdiklerini ve bunu Türkiye için hayati buldukları bir konu olduğunu vurguladı. Arınç, 'Ama bu proje olacak diye öldürmeler, yakıp yıkmalar, halkımızın yolunun kesilmesi, sorgulanması hiçbir zaman düşünülemez. O iş ayrı bu işte ayrıdır. Orada hiçbir asayişsizlik ve hiçbir terör olayı olmayacak ki Milli Birlik Kardeşlik Projemiz alabildiğince büyüsün ve gelişsin' diye konuştu.Görevi itibarıyla bölgedeki valilerden raporlar aldığını dile getiren Arınç, bir validen gelen bilgi notunu da paylaştı. Arınç, şunları söyledi: 'Size orta ölçekli bir vilayetin valisinden gelen bilgi notunu okuyayım; '1-31 Ekim tarihlerinde ilimizde çözüm sürecini etkileyen olaylar sunulmuştur. İlimiz merkez ve ilçelerinde 98 defa yol kesme ve kimlik kontrolü yapma teşebbüsünde bulunulmuştur. Bu eylemlerde 25 bin 281 molotofkokteyli, bin 12 havai fişek, 18 bin el yapımı bomba, 14 el bombası atılmıştır'. Bunlar bir ilde oluyor, 30 gün içinde. Yine bu eylemlerde, tabi bunların içinde 6-7 Ekim'deki yoğunluğu da dikkate almanız lazım, kamu kurum ve kuruluşlarına ait 58 bina ve 79 araçla vatandaşlarımıza ait 17 ikamet, 18 iş yeri zarar görmüştür. 3 vatandaşımız, 20 polis memuru ve bir geçici köy korucusu yaralanmıştır. Bu ilde ölüm olmadı, başka illerde ölüm de oldu. Yapılan operasyonlarda 27 kaleşnikof marka silah, bir av tüfeği, bir el yapımı tüp bomba ve devam ediyor, 'bunlar da bulunmuştur' diyor. Bu ilimizdeki olaylar sadece 1-31 Ekim tarihleri arasında değil, geçmişten bu yana devam ediyor. Bazen çok azalıyor, bazen artıyor bazen de orta ölçekte oluyor.''Şov yapmak bizim işimiz değil'Bu olayların büyük kısmının HDP'nin 'sokağa çıkın' çağrısı ve sosyal medyada bazı örgüt birleşenlerince gönderilen mesajların ardından yaşandığını belirten Arınç, şöyle devam etti: 'Bunun karşılığında HDP suçlanmıştır. HDP bu suçunu kabullenmek yerine adeta başka mazeretlerle, alay eder gibi bir tavır içerisine girmiştir. 40'tan fazla canın hayatını kaybettiği bu olaylardaki sorumluluklarını inkar etme yoluna gitmişlerdir. Ama bu sefer 1 Kasım'da da yine 'sokaklara çıkın' çağrısıyla bu olayların benzerlerinin tekrarlanabileceği gibi bir endişe doğurmuşlardır. Allahım saklasın, Türkiye bunların her gün 'sokağa çıkın' çağrısıyla canlar ve mallar zarar görecekse, böyle bir süreçten bahsetmek garip olmaz mı?Bütün bu olayların pek çoğunda HDP il ve ilçe örgütleri baş at rolü oynamıştır. Bazı olayların içinde HDP milletvekilleri bizzat bulunmuşlardır. Biz, partilerin kapatılması taraftarı değiliz. Partilerin kapatılmasını imkansız hale getiren anayasa değişikliğine biz 'evet' oyu verirken BDP'li veya o zamanki DTP'li hiçbir milletvekili oylamaya katılmamıştı. Ama düşünün bu tür olaylarda başat rolü oynayan bir siyasi parti demokratik ülkelerde bile hayatiyet bulamaz. Burası Türkiye, biz yaşasınlar istiyoruz. O siyasi partilerin mensupları bireysel suçları bakımından yargılansın ama parti zarar görmesin istiyoruz. Ama bunuistismar etmeye de kimsenin hakkı yoktur. HDP'nin il, ilçe başkanları, KCK'sı KDK'sı bilmem nesi, hepsi bu işlerin içerisinde ön planda rol alırken biz onları sadece eleştirmiş oluyoruz. Onlar da bize karşı ağızlarına gelen her türlü hakareti savuruyorlar. Bu üsluplarına devam ederse kendileri bilir. Sürecin ne kadar zararlı sonuçlara yol açabileceğini ve bundan kimlerin daha çok zarar göreceğini milletvekili olduklarına göre herkesin çok iyi bilmesi lazım.Biz, Milli Birlik ve Kardeşlik Projemizin devam etmesi için sabır gösteriyoruz, bir. İtina gösteriyoruz, iki. Yapılabilecek işlerin azamisini yapmaya çalışıyoruz, üç. Ama şov yapmak bizim işimiz değil veya hakaret, tehdit etmek bizim işimiz değil. İllegal yapılanmalara destek vermek, güç vermek bizim işimiz değil. O yüzden o arkadaşlara buradan tekrar rica ediyorum, siz kendinize bir bakın, üslubunuza, yaptıklarınıza bir bakın, bunların gerçekten çözüm sürecine katkı sağlayıp sağlamadığı konusunda bir kendinizle muhasebeleşin. Ondan sonra gerekiyorsa bize söz söylersiniz.'AA ve CNN Türk
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Ne yalan söyleyeyim, ‘kırmızı kitap’ konusunun yeniden popüler olacağını rüyamda görsem inanmazdım. Hani Metin Akpınar ’ın başrol oynadığı ‘Papatyam’ dizisinde, evin büyük oğlu, karısına, “Ömrümü yedin” deyip dururdu ya, ‘kırmızı kitap’ konusu da benim ömrümü yemiştir işte...Meslek hayatımda kimbilir kaç kez ülkeyi yönetmeye aday kadroların iktidara gelince çizgi değiştirdiği gerçeği şaşkınlığını yaşamışımdır. Benden kıdemli gazeteciler, “Nasıl oluyor bu?” soruma karşılık, tebessüm eşliğinde telâffuz ederlerdi ‘kırmızı kitap’ sözcüklerini...Devletin herkesi aynı çizgiye getiren ‘gizli anayasası’ , siyasi kadrolar değişse de devlette devamlılığı sağlayan temel metin olarak...Farklı uygulamalar söz konusu olduğunda, bir general --muhtemelen dönemin MGK genel sekreteri-- başbakanı ziyaret eder ve ‘milli güvenlik siyaset belgesi’ adını taşıyan ‘kırmızı kitap’ ı başbakanın masasına atarmış...
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Anne olan bilir, derler. Ama nedense anne olmayanlar, annelik hakkında devamlı konuşuyor. Konuşmakla da kalmıyor, kadınlık ve annelik etrafında ailenin kodlarını da belirliyor:Hamileyken nasıl dolaşılacak, kaç çocuk yapılacak, hangi yöntemle doğurulacak, çocuklara nasıl bakılacak gibi...Memleketi yöneten siyasetçiler, sanki doğuştan birer kadın doğum ve pediatri uzmanı!Tamam, herkesin ideal ebeveynlikle ilgili fikir ve temennileri olabilir. Ancak kadınlık ve annelik, eğitim sisteminden tutun sosyal yardımlara, yönetici erkin elinde şekillendirildikçe iş değişiyor... Özel hayata müdahaleye giriyor.
Meclis'te 'Paralel Yapı' Tartışması
TBMM Genel Kurulu'nda HDP'nin 'Paralel Yapı'nın araştırılması önergesinin bugün görüşülmesi önerisinde iktidar ve muhalefet milletvekilleri arasında sert tartışmalar yaşandı.Önerge ise AK Parti'nin oylarıyla reddedildi. Bugün görüşmelere başlanması planlanan İç Güvenlik Paketiyle ilgili muhalefet milletvekilleri ise daha önce belirtildiği gibi, paketin görüşülmemesi için iç tüzükten faydalanarak görüşmeleri uzattığı görüldü.HDP Grubunun verdiği araştırma önergesi üzerinde söz alan HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, “Türkiye bir gizli dinlemeler ülkesidir. Mahkemelerin, yargının, polisin, ilgili istihbarat örgütlerinin aslında kimi dinlediğinin belli olmadığı bir gizli dinlemeler cennetinde yaşıyoruz. Herkes, bu Genel Kurulda bulunan herkes, dışarıda bulunan herkes her an dinlenebiliyor” dediGür, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu paralel yapı ne menem şeydir ki biz de anlayamadık; onun için biz bir önerge verdik, paralel yapılanma nedir ne değildir, bütün bu konuları araştıran bir Meclis araştırma komisyonu kurulsun. Gerçekten, AKP'nin Kırmızı Kitap'a geçirdiği gibi bu paralel yapılanma, ülkeyi mi tehdit ediyor, yoksa AKP iktidarını mı tehdit ediyor bunun saptanması gerekiyor.'Araştırma önergesi üzerinde MHP adına söz alan Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz ise, şunları söyledi: “Hükümet içerisinde sureti haktan görünüp farklı saiklerle oluşturulan bir paralel yapı daha. Tüm bu hırsızlıkları, yolsuzlukları örtbas etmek ve milletin dikkatini başka tarafa çekmek için bir 'paralel yapı' teranesi tutturmuşlar. Kim? Aynı ekip. 'Cambaza bak, cambaza' oyunu. Kastettiğin bu kesim hakikaten bu devletin içerisinde farklı bir yapılanma öngörmüş ve buna kalkışmış ise bugünlere akşamdan sabaha gelmedik. 13 yıldır devleti tek başına idare ediyorsun. Niye müsaade ettin o zaman? Bunu yapanlar kadar buna müsaade edenler de sorumlu değil mi? Bunun hesabını vermen gerekmiyor mu? 'Kandırıldık.' o zaman böyle saf olmayacaksın. Önünüzü bile görmeyen bu kıt fikirlilikle devlet mi idare edilir? Önce bir kendinize bakın aynada. Zaten bu ülkede iki Erdoğan, iki Davutoğlu var. Yüksek perdeden konuşup mumu yatsıya kadar yanan, akşam farklı sabah farklı, doğuda farklı batıda farklı. Tutarlı olmak, devlet ciddiyeti içinde davranmak gibi bir kaygıları yok. Beceriksizlik ve kötülüklerinizi paralel yapıya yıkmak yerine millete hesap verin. Çıkın, deyin ki beceremedik, yanlış yaptık. Hem kel hem fodul olmak değil de nedir yaptığınız? İnşallah, devlet içerisinde paralel yapılar kuran AKP'nin hesabını 7 Haziranda bu millet görecek” dedi.CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz ise, önerge üzerinde şunları söyledi: “Bu devlet içine sızan bir yapı var ise paralel bir yapı, bunun sonuna kadar araştırılması ve siyasi iktidarın da bu işe yardım yataklık edip etmediğinin tespit edilmesi, eski Ceza Kanunu'muzun tabiriyle, suçun icrasını muavenet ve müzaheretle kolaylaştıran siyasilerin de, efendim, sorumluluğunun tespit edilmesi için biz bu araştırma önergesini destekliyoruz” dedi.BİZ KARDEŞTİK,YANLIŞ YAPTILARKürsüye bir gazetenin manşetiyle çıkan ve muhalefete gösteren AK Parti İstanbul Milletvekili Bülent Turan, şunları söyledi: “Bugün basına çıkan, bugün bazı medyada yer alan sizi daha fazla etkileyen meselelerle ilgili bir mahcubiyet olur mu, bir hesaplaşma olur mu diye. Her zaman söylüyorum ya hatalarla yüzleşirsiniz ya da yüzsüzleşirsiniz. Siz yıllardan beri bize ettiğiniz ithamlarla, bize attığınız iftiralarla bugün karşı karşıyasınız. Genel Başkanımıza hakaret edildi, konuşmalar ortaya çıktı ama biz bir şey söyledik, seçimlere girerken nasıl ki masumiyet karinesi demişsek, nasıl ki siyasi ahlak demişsek aynı şeyi yine söylüyoruz. Mahkemenin önüne gelmeyen tapeler sizin önünüze geldi. Mahkemeden görmediğimiz, duymadığımız bilgileri sizin grup toplantılarınızda Grup Başkanınız tarafından okunduğunu gördük. İnsanların siyasi hayatı, aile hayatı, ticari hayatı, ne kadar özeli varsa çarşaf çarşaf ortaya serildi.ödedi.Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Darbenin yanında, kumpasın yanında, her türlü yanlışın yanında olmak sizin tarihinizde var ama 13 yıldan beri milletimize sığınmaktan başka bir şey yapmadık. 'Dünya 5'ten büyük' dedik, diyeceğiz.'One minute' dedik, diyeceğiz. 'Bölgemizde büyük olduk, daha büyük olacağız.' dedik ve yine diyeceğiz. Siz sadece bağıracaksınız, sadece. Ancak kavga edeceksiniz ama biz bu milletle olan yürüyüşümüzü devam ettireceğiz. Paralelle kalın, paralelle yürüyün, her türlü yanlışın yanında olun; bu size yakışır ama biz yürümeyeceğiz. Biz dün herkesle beraberdik, sırf paralelle değil, herkesle beraber yürüdük; vakıflar, dernekler, iyi iş yapan kim varsa yürüdük. Bugün paralelin yanında bir tane cemaat var mı, bir tane vakıf var mı, bir tane dernek var mı? Kim kaldı? Mahmut Tanal kaldı. Var mı başka kimse? Kimse kalmadı. O yüzden bir daha söylüyorum. Önceden her vakıf, her dernek bizim baş tacımız yürüyorduk, bu millete yanlış yapan varsa ayrıldı yolumuzdan. Ama çatlasanız da patlasanız da bu partinin bu ülkeye olan hizmetleri, borcu ve ödemesi devam edecek. Seçime kaldı 3 ay, çok değil üç ay. Eğer haklıysanız çekiliriz, oraya geçeriz ama millet size paralelle yürümenin bedelini ödetirse ki ödetecek yine buradayız, yine görüşürüz, yine bağırmaya devam edersiniz. 'Deveyi hendekten atlatan bir tutam ottur.' derler. Bu kadar ufak beklenti için, bu kadar yanlış işin paralelle bir arada olmak, yıllarca küfrettiğiniz insanlarla beraber olmak yakışmaz diye düşünüyorum.İki tane kardeş düşman olabilir, örnekleri çok ama iki tane düşman kardeş oluyorsa oraya soru işareti koy.Biz kardeştik, yanlış yaptılar, gereğini yapıyoruz. Siz düşmandınız, yanlış yaptılar, gereğini yapın lütfen. Önümüzdeki süreçte göreceksiniz, bu ülkenin en büyük meselesi, AK Parti'nin değil, devletin bekası için, milletin bekası için en büyük kavgamız paralellerle olmaya devam edecek. İster orada yer alın ister milletle yer alın. Orada yer alırsanız on üç yıl daha burada bağıracağız, dinleyeceğiz, konuşacaksınız. Ama 'hayır' diyorsanız ancak böyle bağıracaksınız.KABUL EDİLMEDİGörüşmelerin ardından oylamaya araştırma önergesinin bugün görüşülme önergesi oylamaya sunuldu. Bu sırada CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, yoklama yapılmasını talep etti. Ancak talebi duymadığını belirten TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı önergeyi oyladı ve kabul edilmediğini söyledi. Bunun üzerine Gök ve CHP'li milletvekilleri yerinden kalkarak talebinin yerine getirilmediğini belirterek tepki gösterdi ve usul tartışması açılmasını istedi. Bunun üzerine usul tartışması açıldı ve TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, Gök'ün yoklama talebini duymadığını belirterek oylamanın yeniden yapılacağını söyledi. Yapılan oylamanın ardından önerge kabul edilmedi.SIRALARA VURDULARGenel Kurul görüşmesi sırasında saat 20.30'da CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı'ya not göndererek yemek molası verip vermeyeceğini sordu. Bahçekapılı ise kafasını sallayarak 'hayır' yanıtı verdi. Bunun üzerine söz alan Altay, Bahçekapılı'ya tepki gösterdi ve yemek arası verilmesini istedi. Bahçekapılı'yı ise CHP ve HDP'li milletvekileri sıralara vurarak protesto etti. Bahçekapılı ise yemek molası vermeyeceği yönünde Altay'ın notu üzerine şaka olarak başını salladığını söyledi. Muhalefet milletvekilleri, Bahçekapılı'yı, Genel Kurulu çok sinirli yönettiğini belirterek eleştirdi. Genel Kurul çalışması sırasında ise AK Parti ile muhalefet milletvekilleri arasında sözlü tartışmalar yaşandığı görüldü. Yemek molası tartışması ise saat 20.52'de verilen 40 dakikalık aranın ardından sonlandı.TBMM Genel Kurulu yemek molasının ardından saat 21.30'da yeniden açıldı. MHP Grubunun 'İşsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılması önergesinin bugün görüşülmesi önerisi' görüşülmesi sırasında ise MHP 'kapalı oturum' talebinde bulundu.Bunun üzerine Genel Kurul salonunda milletvekilleri ve stenograflar haricindeki herkes dışarı çıkartıldı.DHA
Seçimden Önceki Son MGK'da 'Paralel Yapı' Vurgusu
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 7 saat süren MGK toplantısı sona erdi. Yapılan yazılı açıklamada, 'Milli Güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiştir' denildi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda yapılan Nisan ayı olağan MGK toplantısı yaklaşık 7 saat sürdü. MGK gündemine ilk kez geçen Ekim ayındaki toplantıda giren 'Paralel yapı' seçimden önceki son MGK'nın birinci gündem maddesiydi. MGK toplantısının ardından yapılan açıklamada 'paralel devlet' vurgusu dikkat çekti. Öte yandan toplantıda 'kırmızı kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin güncellendiği öğrenildi. Konu hakkında Bakanlar Kurulu'na tavsiye kararının bildirilmesine karar verildi. Eğer Bakanlar Kurulu tavsiye kararını kabul ederse 'kırmızı kitap' güncellenmiş olacak.Yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:'26 Şubat 2015 tarihindeki toplantıdan bugüne kadar geçen iki aylık dönemde vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini ilgilendiren gelişmeler görüşülmüş, tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca alınması gereken güvenlik tedbirleri üzerinde durulmuştur. Çözüm sürecine yönelik gelişmeler değerlendirilmiş, terörün sona erdirilmesi için verilen mücadelenin kararlılıkla sürdürülmekte olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Seçimlerin, huzur ve güven ortamı içinde gerçekleşmesi ile kamu düzeni ve güvenliğini etkileyebilecek olaylara yönelik alınacak tedbirler hakkında Kurul'a bilgi sunulmuştur. Milli güvenliği tehdit eden paralel devlet yapılanması ve illegal oluşumlara karşı yürütülen mücadele hakkında tafsilatlı bilgi arz edilmiş, mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesine vurgu yapılmıştır. Suriye ve Irak'taki mevcut durum ile bu ülkelerden kaynaklı tehditlerin ülkemizin ve bölgenin güvenlik ve istikrarına etkileri ayrıntılı şekilde ele alınmıştır. Yemen ve Libya'daki gelişmeler ile orta doğu ve kuzey Afrika bölgesindeki güncel durum ve bölgeyle ilişkilerimize dair hususlar görüşülmüştür. Ayrıca, bazı ülkeler ve kuruluşlarca 1915 olaylarıyla ilgili olarak yapılan açıklamalar ve alınan kararlar değerlendirilmiş; açıklama ve kararların tarihî gerçeklerden uzak olduğu ve siyasi nitelik taşıdığı, bu yönüyle de yok hükmünde olduğu ifade edilmiştir. İç ve dış güvenlik ortamında meydana gelen değişiklikler de dikkate alınarak güncellenen milli güvenlik siyaseti belgesi görüşülmüş ve bu konudaki tavsiye kararının bakanlar kurulu'na bildirilmesine karar verilmiştir.'Erdoğan 'Kararlarımız çok farklı devam edecek' demiştiCumhurbaşkanı Erdoğan Kuveyt dönüşü yaptığı açıklamalarda, Gülen cemaatine yüklenerek 'Bu yapının adamı olduğu tespit edilenler açığa alınacak. Ya bu devletin varlığını kabul edecekler ya yok olacaklar. MGK'dan sonra kararlarımız çok farklı devam edecek.' demişti.İlk kez Ekim ayındaki toplantıda bildiriye girmişti'Paralel yapı' ifadesi MGK gündemine ilk kez geçen Ekim ayındaki toplantıda girmişti. O toplantının ardından yapılan açıklamada, 'Milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır' denilmişti.Erdoğan'dan iki TweetDiğer yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mikroblog sitesi Twitter üzerinden iki paylaşımda bulundu. Erdoğan'ın bu paylaşımı sırasında Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda MGK toplantısı devam ediyordu. Erdoğan'ın saat 20.00'de paylaştığı mesajlarda terör örgütlerine mesaj verilerek Türkiye'nin birliğine vurgu yapıldı.
Gülen Cemaati TSK'nın da Kırmızı Kitabına Girdi
Milli Güvenlik Kurulu’nun hükümete tavsiye ettiği ve ‘paralel yapı’nın da içinde olduğu belirtilen güncellenmiş ‘Kırmızı Kitap’ (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi), hükümet tarafından uygulanacak. TSK’nın kırmızı kitabı ‘Türkiye’nin Milli Askeri Stratejisi’ de Gülen Cemaati dahil edilerek yenilendi.Hürriyet'ten Uğur Ercan'ın haberine göre; Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) hükümete tavsiye ettiği ve ‘paralel yapı’nın da içinde olduğu belirtilen güncellenmiş Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) uygulamasını hükümet yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘paralel yapı’ olarak bilinen Gülen Cemaati’nin Kırmızı Kitap’ta yer alacağını  6 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki Büyükelçiler Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Bu örgüt 2015 Milli Siyaset Belgesi içinde yerini alacaktır. Bu artık böyle bir örgüttür. Büyükelçilerimizin tüm personelleriyle gerçeklerin duyurulması için daha gayretli olmaları gerektiği açıktır” sözleriyle dile getirmişti.
Arınç: 'Manisa'da Son Günlerde Bir Şeyler Oluyor'
Başbakan Yardımcısı Arınç'tan gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.NTV'de katıldığı televizyon programında soruları yanıtlayan Arınç'a, ilk olarak gündemin sıcak maddesi, Balyoz davası ve gerekçeli kararı soruldu.'Bu kararlar, Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor' diyen Arınç, 'Deliller sahte ve üretilmiş ise mahkemenin verebileceği başka bir karar yok' diye konuştu.KIRMIZI KİTAPArınç, paralel yapı ile mücadelenin 'kırmızı kitap' olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaseti Belgesi'ne girmesine ilişkin soruya da yanıt verdi. Kırmızı Kitap'ta 'legal görünümlü illegal görünümlü yapılanmalar' ifadesinin kullanıldığını belirten Arınç, 'Fethullah Gülen ile ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi' dedi.Muhalefet partilerini de 'paralel yapı'yla mücadele üzerinden eleştiren Arınç, şunları söyledi:'Hükümetlere karşı ve devletlere karşı mücadele eden bir topluluk varsa bununla her hükümet mücadele eder. Bu sadece AK Parti'nin meselesi değil. Bu insanlarla geçmişte yakın ilişki içerisinde olmam bu düşüncemi değiştirmez. Her cemaatin bir dini topluluk olarak devlete talip olmaması gerektiğini düşünürüm. Bu devleti benim yönetmem lazım dedikleri anda buna bütün hükümetlerin karşı çıkması lazım. Bu nedenle bu bütün partilerin mücadele etmesi lazım. Ama onlar AK Parti'nin hedef alındığı dönemde onlarla işbirliği yapmayı da seçebilir.'MANİSA'DA PARALEL YAPI OPERASYONLARIBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Manisa'da bazı derneklere yapılan operasyonlara da tepki gösterdi. ''Manisa’da son günlerde bir şeyler oluyor'' diyen Arınç, ''Ben şimdi Manisa’ya oy verin diyeceğim, dedim de zaten. Bana demezler mi biz seni tanıyoruz, seviyoruz. Ama sen de bizim sevdiğimiz adamları basıyorsun. Örgütçü gibi emniyet müdürü şöyle yapıyor, böyle yapıyor dese ben ne diyeceğim? Ayıptır günahtır. Haklarında yeterli delil bulunmadıkça, makul şüphe bunların ötesine geçmek lazım'' ifadelerini kullandı.ÇÖZÜM SÜRECİÇözüm sürecinin masada olduğunu ve halen devam ettiğini söyleyen Arınç, 'Nevruz'da verilen sözler yerine getirilseydi, süreç çok iyi bir noktaya gelebilirdi. Bugünlerde de tahminen olmaz. Kandil'den yapılan açıklamalarda bunun mümkün olmadığı söyleniyor' ifadesini kullandı.Arınç, HDP'nin parlamentoya girememesinin çözüm sürecini etkilemeyeceğini ifade ederek, 'Çözüm sürecini başlatan zaten biziz. Bu süreci bugün HDP ile götürüyoruz. Olmazsa başka aktörlerle de, dışarıda olsun içeride olsun, bu süreci götürebiliriz' diye konuştu.'SİYASETİ BIRAKMAYI DÜŞÜNDÜM'Arınç, 27 Nisan 2007 tarihinde Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanan ve kamuoyunda e-muhtıra olarak bilinen bildiriden sonra siyaseti bırakmayı düşündüğünü de söyledi.'Meclis Başkanı olarak Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı seçmeyi çok isterdim ama buna imkan vermediler' diyen Arınç, '27 Nisan bildirisine hükümetin verdiği o soylu, o cesur, o erdemli cevap benim için çok sevindirici olmuştu' dedi.Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:Balyoz davasının gerekçeli kararı açıklandı ve delillerin kesin olarak sahte olduğu yolunda kararlar var. Vatandaşın hukuka güveni için yapılacaklar var mı?Bu kararların verilmiş olması en azından Balyoz davasının sonuca ulaştığını gösteriyor. İçindeki isimler kamuoyunun çok yakından hatırladığı yüksek rütbeli subaylardan başlayarak devam eden bir davaydı. Bir gazetede yayınlanan ve adına belge denilen kağıtlar yazıldığı zaman bunların ciddiyeti üzerinde bir dava açıldı. Tutuklamalar oldu, dava uzun süre devam etti. Mahkumiyet kararları verildi ve bildiğim kadarıyla Yargıtay kararların büyük bir kısmını tasdik etti. O sırada anayasa mahkemesi bireysel başvurular yeniden yargılamalar ve sonunda beraat. Eğer deliller sahte ve üretilmişse veya üzerinde oynanmış ve elverişsiz hale gelmişse mahkemenin vereceği başka bir karar yok. Buna benzer Ergenekon davası var yine başka davalar var aynı ölçekte olmasa da. Yine eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı için verilen karar vardı. O da 4 küsur yıl cezaevinde yatıktan sonda bir şekilde tahliye edilmişti. Onunla ilgili de Yargıtay bozma kararı vermişse yeniden yargılama sonunda esastan bozma olunca mutlaka o da beraata yönelecektir diye tahmin ediyorum. Bu davalar yargılanan kişiler bakımından, iddialar bakımından önemlidir . Üçüncüsü de yargının durumuna bakmamız gerekiyor. Aslında bu kararları veren mahkemeler önceden özel yetkili mahkemeler olarak biliniyordu. Savcıları özel yetkiliydi. Özel yetkili mahkemelerin yargılama usulleri de çok farklıydı. Daha sonraları bunlar kalktılar yetkileri ağır ceza mahkemelerine devredildi. Buradaki iddia bu hakimler ve savcıların emniyette hazırlana bir takım bilgi ve belgelerle hareket ettikleri, irade birliği içinde oldukları ve sonunda delil mahiyetinde sayılmaması gerekirken sanıkların aleyhlerinde kullanılan delil dururuma geldiği ve ağır cezalara müstahak oldukları. Yani bu kararları vermiş olan hakimleri, onlarla irade birliği içinde olan savcılar, zaman zaman tahliye kararlarının retleri, zaman zaman duruma dışındaki bazı tutum ve davranışlar böyle bir sonucu hazırlamışsa yani yargı makamlarının tarafsızlığından veya adaletsizliğinden şüphelenilebilecek ortaya çıkacak bir iddia varsa belki onların aleyhine de dönecek bir süreçten bahsedebiliriz. Geçtiğimiz günlerde bazı kişiler için adliyede yetkileri dahilinde olmamasında rağmen işlemler yapıldı. Son iki yıldan bu yana sulh ceza hakimlikleri var. Tutuklama tahliye gibi yani yargı dışında sadece o hakimin karar vermesi gereken durumlarda kim varsa onlar hakkında bir reddi hakim talebinde bulunuldu. Hakimlerin bilgisi dışında ve onların bir görüşü alınmaksızın. Asliye ceza hakimi bunların tamamını kabul etti ve sulh ceza hakimlerinin hepsini reddetti. Ondan sonra ortada sulh ceza hakimi kalmadığı için tahliye taleplerini bir başka asliye ceza hekimliğinde sonuçlandırdılar. Tam tahliye edilecekken bir başka sulh ceza hakimi bu yok hükmünde bir karardır, bizim olan işlemlerden haberimiz yok, tahliyeye ilişkin bir kararı biz vermeliydik veya en azından reddedileceksek geriye kalanlar bunu yapmalıydı dedi. HSYK el koydu, adalet bakanlığı el koydu, kararlar yok farz edildi ama o iki asliye hakimi hakkında önce HSYK’nın kendi dairesi görevden el çektirdi müfettiş raporlarıyla da kendileri mahkemeye sevk edilip tutuklandı. Bu gelişmeleri birlikte düşünmekte mümkün. Geçmişe yönelik hukukta bir adaletsizlikle ilgili en azından HSYK’nın yapacağı şeyler vardır ve bunlar suç teşkile diyorsa haklarında dava da açılabilir diye düşünüyorum.Son MGK’da yine paralel yapı diye tanımlanan oluşumla ilgili bazı bilgiler vardı açıklamada. Kırmızı kitaba yani devletin güvenlik belgesine bu tür oluşumların girip girmeyeceğiydi merak edilen. O ne aşamada efendim?MGK anayasamızda yer alan bir kuruluş. Oradaki görüşmeler ve kararlar tamamen gizli, sonradan yayınlanan bildiri hangi konuların görüşüldüğüne yönelik bir bilgi. Sadece alınmış olan MGK kararının herhangi birisi açıklanması veya bir merciden talep edilmesi halinde MGK’nın kendi içinde toplanıp buna da bir karar vermesi lazım. Benim bulunduğum süre içinde 28 Şubat veya başka bir şeyle ilgili kararı biz ilgili mahkemesine gönderdik. Şimdi bu kapsamda sayın cumhurbaşkanımızın belli yerlerde yaptığı konuşmalarda bazı açıklamaları var. Paralel devlet yapılanmasına ilişkin bir tehdit ve tehlikenin artık milli güvenlik siyaset belgesine girdiğine dair. Bu doğrudur. MGK Genel sekreterlik Kanunu’nun galiba ikinci maddesinde de MGK Milli Güvenlik Siyaseti Belgesini hazırlar ve onaylanmak ve tatbik edilmek üzere bakanlar kuruluna sevk eder diyor. Bakanlar kurulunun da alacağı karar kesindir. Şu anda alınan karar bakanlar kuruluna gönderilmiştir daha bakanlar kurulunda görüşülüp gereği yapılacaktır. Ancak burada Türkiye Cumhuriyetinin milli menfaatleri, milli hedefleri, savunma politikaları, komşularıyla ilişkileri, geleceğe yönelik perspektifleri ayrıntılarıyla yazılıdır. 0 ve 5’li yıllarda genellikle değişeme uğruyor. Legal görünümlü illegal yapılanmalar adıyla sadece bu cemaatten örgüte dönmüş paralel devlet yapılanması dediğimiz olguyla ilgili değil şu anda mevcudiyeti düşünülebilecek veya gelecekte de başka cemaatler olabilir, başka sosyolojik bikrimler, başka yapılanmalar olabilir, farklı düşüncelere sahip gruplaşmaların adeta devlete ikinci bir alternatif gibi yapılanması olabilir bir genel tarif içine sokuldu. Yoksa Fetullah Gülen’le ilgili olarak şu örgütün faaliyetleri veya buna karşı alınacak tedbirler şeklinde münhasıran bir tabir getirilmedi. Sadece böyle bir tehdit söz konusu değil bunun benzerleri bugün vardır bundan sonrada olabilecektir şeklinde bazı tabirler yapıldı. Bunlara karşı yapılacak mücadelenin hukuk çerçevesi içinde veya hukuk devleti ilkelerine uygun olarak yapılabileceği de büyük harflerle yazıldı. Yasal zeminde faaliyetleri yürüten herkes cemaat de olsa özgürdür. Ama bu varoluşlarını devleti ele geçirmek hükümete paralel bir yapı kurmak ve devletin bütün kurumlarını kendi emir ve talimatları doğrultusunda yönetebilmek için bir oluşum meydana gelmişse onun korkması lazım.Yine de bu tür bir karar böylesine bir ifade karşısında istihbarat teşkilatının, emniyetin veya diğer devlet organlarının bazı refleksleri olur diye bir takım değerlendirmeler var.Bu tür yapılanmalar gücünü mutlaka medyadan alabilir, ticari kuruluşlardan alabilir, yurtiçi yurtdışı bağlantılardan alabilir, kendilerine eleman temin etmek üzere okul dershane benzeri yapılanmalardan olabilir. Çünkü adanmışlık ruhu içinde bir yapılanmada siz görev aldığınızı ve size talimat veren kişinin de bürokratik yapılanma içindeki amiriniz veya daha üstünüzdeki kişiler değil de kendi yapılanmanızın içindeki yargı ile ilgili olmayan kişilerse bunların bir tehlike olduğunu üşünmeniz lazım. Benim şuna imza atma yetkim yok ama öyle bir numara yapayım ki buna imza atayım ve buradan bir sonuç çıksın. Buna birisi talimat veriyor. O kişi kim? Sen şunu şöyle yapacaksın, şu dosyaya şöyle karar vereceksin diyor. Bunu söyleyen herhangi bir yerdeki birisi. O kendi planlamasını yapmış. Kendi ideali kendi hedefi için bir proje yapmış. Bu projede o hakimi, o savcıyı, o emniyet mensubunu, o valiyi, o kaymakamı, o polisi kullanabiliyorsa bu bir illegal yapılanmadır. Bugün bunlar Gülen cemaati üzerinden gidiyor derseniz emin olun o cemaate benzer başka topluluklarda vardır. Ama onlar bu güne kadar siyasete, devlete, hükümete talip olmadılar. Bundan sonra onlarında iştahları kabarır böyle bir şey yapmaya kalkarlarsa bu böyle olabilir. Hiç dini veya hizmet eksenli bir toplulukta olmayabilir. Her şeyi planlamışlardır ve devleti ele geçirmek için ne yapmak gerekir onu başka bir bazda da harekete geçirmek isteyenler olabilir. Maddi güçleri olmalıdır diyelim ki bankaları, medyası güçlü olmalıdır, bürokraside gülü olmalıdır oralara kilit noktalara insanlar yetiştirmelidir. Bunları düşünenler bu kapsam içinde değerlendirilecek. Biz bu olayı habersiz yaşasaydık belki ileride çok daha büyük tehlike haline gelecekti.Eğer farkına varmasaydık dediniz, ne olurdu?Hükümetler yıkılırdı, siyaset çökerdi, TBMM güçsüzleşirdi, yargı elden çıkmış olsaydı zaten şuanda da yüzde 20’ler seviyesinde yargıya güven. İnsanların adalete olan duygusu çok zayıfladı. Hukuk kendi kendine restore etmeli. Bir çok insan kötü örneklere bakarak gittikçe ümitsizleşiyor. Yargının kendi içinde bir ahlak reformunu adalet reformunu geliştirmesi lazım. Adalet ortadan kalkardı, siyaset itibar kaybederdi. Bir bakan, bir milletvekili bir başbakan hakkında tutuklama kararının çıkması, bir yüksek bürokrat diyelim MİT müsteşarına savcı gel bakalım senin ifadeni alacağım diyor. O zamanki yaşanan şartlarda biz anlamını çok iyi biliyoruz gel seni içeri atacağım demektir bu. Kanun var diyorsun gelsin ifadeni alayım diyor. Hiç yetkisi olmadığı halde tahliye kararına imza atan hakim bir bakan hakkında bir başbakan hakkında tutuklama kararı çıkarsa al bunu infaz et diye birisine verse altında hakimin imzası mührü var ben bunu uygulamak zorundayım diyecekler. Halbuki diyemezler. Bir bakanın yargılanması için meclis soruşturmasından geçmesi lazım. Bir bürokratında soruşturma izni verilip ondan sonra yargılanması lazım. 28 Şubat’ta bunu gördük biz. Sayın Tayip Erdoğan hakkında AK Parti’yi kurduğumuz günlerde biliyorum Rize’de 10 sene evvel yaptığı konuşmanın bandını bulmuşlar Ankara Cumhuriyet savcısı seni ifadeye çağırıyor dediler. Tayyip bey bizi topladı böyle bir şey var beni çağırıyorlar ne dersiniz dedi. Biz yıllarca avukatlık yapmış insanlarız ve başımıza da geldiği için efendim zaman aşımı var, aflar var siz burada bir suçta işlememişsiniz merak etmeyin. Nuh Mete Yüksek ifade alacak Ankara Cumhuriyet Adliyesi’ne geldik. Biz dışarı bekliyoruz 10 dakika sonra çıkacak diye. 2 saat sonra bir haber geldi mahkemeye sevk ediliyor tutuklama talebiyle. 146/1’den mahkemeye sevk etti tutuklama talebiyle. Bereket akıllı ve vicdanlı bir hakime denk geldik adam güldü geçti serbest bırakılmasına diye karar verdi. Bunları yaşayan insan böyle hakimlerin savcıların olduğunu bildiğimizden bir de böyle bir darbenin arkasında hükümet ne hale gelebilecekti düşünmek lazım. Çok şükür bir badire yaşamadan Türkiye bazı şeylerin farkına vardı .Haber Türk