Tüm Türkiye Bu Yayına Kilitlendi: İmamoğlu ve Yıldırım Canlı Yayında Soruları Yanıtladı

 > -

İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yarışan Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım, ortak TV yayınında bir araya geldi. 

Moderatörlüğünü İsmail Küçükkaya'nın yaptığı 2019 Seçim Özel yayınında iki aday da sorulara yanıt verdi. Programdan öne çıkan detayları derledik...

Canlı Yayın: 16 Haziran Ekrem İmamoğlu - Binali Yıldırım Ortak Yayını - onedio.com
Canlı Yayın: 16 Haziran Ekrem İmamoğlu - Binali Yıldırım Ortak Yayını - onedio.com

"Oyların çalındığı iddiası konusunda ısrarlıyım"

Seçim Özel yayınında İsmail Küçükkaya, Binali Yıldırım'a iptal edilen 31 Mart Yerel Seçimleri'nin iptal edilmesi ile ilgili iddiaları sordu. Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

''Sizin bir kabahatiniz yok. Ama oylarınız sayılırken bir takım garip işler oldu şaibe oldu. YSK bu durumu değerlendirerek seçimin yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz bu seçimin yenilenmemesiydi. Bu konuda çok çabaladık ama CHP bize yardımcı olmadı. Dolayısı ile seçime gitmek mecburiyetinde kaldık. Keşke oyların tamamı sayılabilseydi o zaman kimsenin kafasında şüphe kalmayacaktı. Bu seçimde oylar çalındı. Oyların yüzde 10'u sayıldı, 29 binlerden 13 binlere düştü. Tamamı sayılsa sonucun değişeceği aşikar. Oyların yer değiştirmesi de çalınmasıyla aynı anlamı taşır.''

"AA, ne tesadüftür ki Yıldırım'ın 'kazandım' açıklamasının ardından verileri kesti"

İmamoğlu ise, 31 Mart gecesinde yaşanan olaylar ve 'oylar çalındı' iddiasına şöyle yanıt verdi:

''Öncelikle şuradan başlayalım. YSK’nın verdiği bir kararı, oyların tekrar sayılmasını istedik ama CHP istemedi tamamen yanlış bir yorum. 31 Mart gecesinde öncelikle ne oldu? Yaklaşık 1 saat olmadı ki. Televizyon kanalların bir kısmı yüzde ve yasakları çiğneyerek bir süreç başlattı. Anadolu Ajansı veri almayarak yayın yaptı. Bu 12 saat sürdü. Oyların kafa kafaya geldiği anda nasıl olduysa sayın yıldırım kazandım diye açıklama yaptı. Tam saat 23.25de açıklama yapıldı. Ne tesadüf AA veri kesti. 29 bin değil 24 bin 057 ilk tutanak sayısı. Oy sayımının birkaç aşaması var. 24 bin ile başlayan süreç gün içinde 19 bin küsüre indi.''

İmamoğlu: 'Şu 20 liranın 5 lirası sahte, buna kimse inanmaz'

prnt.sc

İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Başkanlığı seçimlerinin iptal edilmesine rağmen, ilçe başkanlıkları, belediye meclisi ve muhtarlık seçimlerinin iptal edilmemesi ile ilgili olarak şöyle konuştu:

''Anadolu Ajansı’nın yetkileriyle görüştüm. Sayı 13 888’e indi. Bu 13029 indi. YSK bir karar verdi. İlçe belediyesi başkanlığı seçimi bu? Nedir bu. İstanbul büyükşehir başkanlığı? Bundan bir örnek vericem. Şu 20 liranın 5 lirası sahte, buna kimse inanmaz. 31 Mart seçimin sonuçları sabittir. Anamızın ak süyü gibi helaldir. Bu çaldılar lafı olmaz. Bunu kime söylüyorsunuz? CHP üyelerine sandık kurulu başkanlarına mı? YSK’nın raporunda çaldılar ibaresi yok. Kime söylüyorsunuz?

Şu zarf, 4 oy var burada. Oyları çıkarıyoruz. Muhtarlık seçimi aynı zarfta, ilçe belediyesi meclis üyesi seçimi, pırıl pırıl, ilçe belediye başkanlığı seçimi, 25'i AK Parti kazandı. Bu da pırıl pırıl. Şaibesi Büyükşehir Belediye Başkanlığına dokunuyor. Yani şu 20 TL. Diyorsun ki, 'Senin 20 TL'nin 5 TL'si sahte' Buna hiç kimse inanmaz. Bu süreçte çaldılar, kime? Ben de bilmiyorum olmaz. Bu çaldılar lafı olmaz. Kime söylüyorsunuz? AK Partili sandıkta görev alan kardeşlerime mi söylüyorsunuz? İYİ Parti CHP'lilere mi söylüyorsunuz? Mektupta çaldılar diye bir tarif yok. Meydanlarda, caminin önünde çaldılar sözü var.''

Yıldırım: 'Anadolu Ajansı niye yayını kesti kesmedi, o benim işim değil'

Yıldırım, 31 Mart gecesi yaşanan veri kesintisine ilişkin AA odaklı tartışmalar üzerine şu sözleri ifade etti:

''Olayları çarpıtmanın gereği yok.Çok açık konuşalım. 29 bin 13 bin 729'a indi mi Ekrem Bey? Aradaki fark nihai fark. Nihai fark 13 bin 729. Başlangıçta ne kadardı? Ekrem Bey'in açıkladığı 29 bin küsür...Kaldı ki Ekrem Bey ilk açıklamasını akşam dokuzda yaptı. Biz yüzde 54'üz rakibimiz yüzde 44, dokuz puan öndeyiz diye ilk açıklamayı kendi yaptı. 
İlk açıklamam 11.25'tir. 11.25'te de eldeki bilgilere göre biz seçimi kazandık dedik. Sayı da vermedik. Hayır hata değildi. O gün eldeki bilgilere göre, bizim hesaplarımıza, kalan miktarlar da hesap edildi ve kazandığımız ortaya çıktı. Orada bir hata yok. Anadolu Ajansı niye yayını kesti kesmedi, o benim işim değil.''

Yıldırım: 'Gelelim şu dört pusula meselesine. Bu da tamamen bir aldatmacadır'

Yıldırım, pusula tartışması ile ilgili olarak şöyle konuştu:

''Biz elimizdeki verilere göre konuşuyoruz. Bizim orada müşahitlerimiz var. Elimizde mazbatalar var. Mazbatalar işleniyor. Ve ona göre genel merkezimizden biz teyit de ediyoruz.  Gelelim şu dört pusula meselesine. Bu da tamamen bir aldatmacadır. Ben şunu soruyorum. Dört ayrı pusula var ama itiraz edilen büyükşehir belediye başkanlığı oyu. İlçeler için de itiraz var mı? Var. Maltepe için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için de CHP. CHP niye Sancaktepe'ye itiraz etti, tamamını saydırdı?''

Demek ki orada bir şüphesi var. Yani itiraz olan oy pusulası sayılır. Bu bu kadar basit iştir. Yani bunu dört pusulanın üçü temiz biri niye çalındı gibi işi çarpıtmanın bir anlamı yok kardeşim. Sayım ayrı yapılıyor. Zarf aynı ama ayrı ayrı sayılıyor. Zarf bir oylar ayrı sayılıyor, tutanaklara da ayrı geçiyor. Bir tek pusulada bütün oylar yok. Biz buna itiraz ediyor.

İmamoğlu: 'Yenilenen seçim bir demokrasi mücadelesidir'

''Saat 9 gibi açıklama yaptığım doğrudur. AA gibi garabet rezillik yaşıyoruz, bizim oranımız şudur dedik. Yaklaşık 1,5 saatin üzerine televizyon kanalları hukuksuz yayın yapmıştır. Sayın Yıldırım AA beni ilgilendirmez diyor, bakanlarıyla görüşüyor. Saat 2.20'de benim açıkladığım 30 bin 86 sandığa göre kalan sayıya göre, artık seçimin sonucunun değişme imkanı kalmamıştır. 1 Nisan'daki veri burada, birleştirme tutanağı burada. 34 bin 57. İşinize geldiği gibi rakamlarla oynamayın. Yalan, uydurma ifade hoş değil. Gerekçeye göre karar veriyor YSK. Sayımı yapan kişilerin hukuka aykırı olduğunu söylüyor. YSK'nın kararında 'çaldılar' yok. Sadece ve sadece sandık kurulunun üyelerine bakıyor. Sayın Yıldırım ve ekibi, arkadaşları soyadına göre, yüzüne bakıp seçmeni tanıdıklarını söylediler. 2019'da yapılan yenilenen seçim bir demokrasi mücadelesidir. Ben seçilmiş belediye başkanıyım. Yenilenen seçim bir demokrasi mücadelesidir. 16 milyon insanın hakkını, kul hakkını yiyenlere karşı verilen demokrasi mücadelesidir. Beka sorunu var diyenler, kendileri de ifade ettiler. Bu süreçte hiç beka sorunu yok, konu İstanbul'a döndü.''

Yıldırım: 'Seçim tekrarlanmasın, biz bunu istedik'

Yıldırım, seçimlerin tekrarlanması ile ilgili olarak şu sözleri ekledi:

''Bir kere Ekrem bey şunu söyledi. Biz oyların yeniden sayımına itiraz etmedik dedi. Bu kocaman bir yalan. Elimizde il seçim kurulununa CHP'nin müracaatı var gece saat 10'da. Beş dakika içinde aldığı ret kararı var. Aynı zamanda biz YSK'ya da bunu götürdük. Dolayısıyla YSK da il bizden daha iyi bilir diyerek ret kararına uydu. Sadece şunu söyledi, başlayan sayımlar varsa ilçelerde onlar devam etsin. Yoksa tamamının sayımını asla kabul etmedi CHP. Bunun altını çizerek söylüyorum.
Tamamı sayılsaydı ne olacaktı? Sonuç değişecekti. Çünkü biz bunu Maltepe'de gördük. Maltepe'de tamamı sayıldı. Ekrem beyin kazandığı oylar, bizim kazandığımız oylar, aradaki fark 808 oy 1080 sandıkta. Bunu 39 ilçeye yayın, sonuç ortaya çıkıyor. Açık ara seçim bizim lehimize olacaktı.
Velev ki Ekrem beyin lehine olsun. Bizim istediğimiz, ortadaki şüpheler, şaibeler, yolsuzluklar, özensizlikler kalksın ve bir daha bu seçim tekrarlanmasın. Biz bunu istedik. İstanbul halkını düşünerek bunu istedik. Maalesef bu konuda beklediğimiz anlayışı görmedik. ''

İmamoğlu: 'Biz tutanaklarımızı alıp merkezlerimize getirmeseydik, onlarca insan o mücadeleyi vermeseydi bu iş biterdi.'

İmamoğlu, 31 Mart gecesine ilişkin şunları ekledi:

''Bakın 31 Mart akşamını geçelim dedi sayın Yıldırım, geçemeyiz. Çok mühimdir, çarpıcıdır. AA'nın veri girişimi, sayın Yıldırım'ın kazandık demesi, daha sonra il başkanının sayı vermesi. Tam o saatlerde bütün İstanbul gönül belediyesi kazandı diye afişler astı. Biz tutanaklarımızı alıp merkezimize getirmeseydik, onlarca insan o mücadeleyi vermeseydi bu iş biterdi. Gönülden söylüyorum o işte yüz binlerce görev yapan insanın hakkı vardır. Maddi hatalar olur, düzeltilir, karar verilirse, geçersiz oylar sayılır. Yeniden oyların sayılması diye bir şey yok. YSK'nin böyle bir refleksi yok, içtihatı yok. Bu süreç bir kurgudur. AA Genel Müdürüyle görüşmedim demek, ben inanmıyorum. AA yanlış yapmıştır, insanları yanıltmıştır demek verilmesi gereken hesaptır. Gönül belediyeciliği afişleri İstanbul'da niye yaygınlaştı. 23 Haziran'da biz AK Parti'ye diğer partilere oy vermiş olsun, herkes için biz kul hakkı yiyenlere mücadele veriyoruz. Aynı zamanda İstanbul, normalleşme, güleryüzle kucaklaşma, temiz bir yönetim mücadelesi, kibirden arınmış, ben bilirim anlayışı değil. Biz 23 Haziran'da herkesin oyuna talibiz. Biz AK Partili kardeşlerimizden oy istiyoruz.''

Küçükkaya'nın 'Yayın akışının kesilmesi' sorusuna Yıldırım'ın yanıtı: 'Ben ne bileyim'

''İthamlar var. Kul hakkı yemek, kibir abidesi olmak. Bunlar kimi adresliyor. Bu seçime beraber girdik. Biz açıkça bir seçim sonrası yaşanan olayları bir hukuk mücadelesini vererek hakkımızı aradık. Bu başka yerlerde de oldu. Biz çok istemedik tekrarlanmasını. Bu CHP'nin tamamımın sayılmasına direnmeseydi bu seçim tekrarlanmayacak. Biz bunu yüzde 10'unun sayımından aradaki farkı görünce rahatlıkla söylüyorum. Biz birbirimize yakın oy aldık. Aradaki fark 13 bin 729'dur. Rakamları birbirine karıştırmaya lüzum yok. Hal böyleyken birbirimize yakın oy almışız, niye benim lehime oylar kazanılıyor da Ekrem Bey'inki kazanmıyor. Ben 10 kazanıyorum Ekrem Bey 2 kazanıyor. Bu dürüst bir seçim mi? Ben AA'yla görüşmedim. Görüşseydim görüştüm derim. Benim en tahammül edemeyeceğim şey yalan konuşmak.'

(AA'nın verileri kesmesi sorusu üzerine)

Ben ne bileyim. Biz elimizdeki sayıları işleyerek açıklamasını yaptık. Onun sebebi araştırılır bulunur ayrı konu. Benim bakanlarla görüşmem, bir algı oluşturulmaya çalışıyor. Ben Bakanlarla her zaman görüşürüm.''

Yıldırım: '25 yıldır AK Parti belediyeciliği İstanbul'a çok şey kazandırdı'

''25 yıldır AK Parti belediyeciliği İstanbul'a çok şey kazandırdı. 94'te kişi başına 14 litre su veriliyordu şimdi 101 litre su veriliyor. Istranca'dan sayın Cumhurbaşkanımızın belediye başkanımızın döneminde İstanbul'a su getirildi. Melen'den, Sakarya'dan su getirildi. Öyle olduğu için gelecek 40 yılın suyu var. Arıtma şu anda yüzde 99,5. Yeşil alan İstanbul'da 10 milyon metrekareden 60 milyon metrekare şu anda. 1500 otobüsü vardı şu anda 6 bin 500 otobüsü var. Şu anda 376 kilometre metro var. Bu sene sonu açılacaklarla birlikte.''

İmamoğlu: 'Su indirimi, ulaşım indirimi bizim önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik'

''Binali Yıldırım'ın yalan konuşmasına programa saygım gereği müdahale etmedim. Ben yalan konuşmam. 23 Haziran sürecine dair verdiğim sayılar tamamen belge üzerindendir. Birleştirme tutanağından veriyorum. 6 ilçede yapılan, kiminin sandık bölgeleri belli. Oluşan fark 469. Yani artısı, eksisiyle. Sayın Yıldırım'ın anına pozitif fark budur. Esas fark geçersiz oylardandır. Yanlış kampanya yönettiniz. Kampanyada ampüle bas dediniz. Biz 18 günde vaadettiklerimizi tek tek yerine getirdik. Bizim birçok projemiz kopyalanıyor. Biz açıkladığımızda ulaşım indirimini parayı nereden bulacaksınız dediler. 25 yıldır yaptıkları, elbette yapacaksınız. 25 yıl.
Sayın Cumhurbaşkanı belediye başkan oldu. İyi de bir dönem geçirdiler o zaman. Bunları inkar etmenin anlamı yok. Su indirimi, ulaşım indirimi bizim önerimiz. Biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence alkışlasalardı, daha makbuldü. Ama kopyada çekseler, zaten öyle olmalıdır.''

Yıldırım'dan 'Gönül belediyeciliği kazandı' pankartları için yanıt: 'Çoğunluk Cumhur İttifakı'nın. Sonuç buyken kaybettik mi diyecektik'

''Bunu AA açıklamalı. Normal bir şey değil, kabul ediliyorum ama bunu ben değil AA açıklanmalı. 25 tane AK Parti kazanmış İstanbul'da. Büyükşehir Belediye Başkanı meclis üyelerinin 180 tanesini kazanmış. Millet İttifakı 130 tane kazanmış. Seçimi kaybettik mi diyecektik? Ayrıca büyükşehir belediyesinde 50 fazla meclis üyesi kazanmışız. Anlamakta zorlanıyorum.
Herhalde anlatamadık arkadaşa, Ekrem Bey'e. 39 belediyenin 25'ini AK Parti, nüfusun yüzde 65'ini teşkil ediyor, kazanmışız. 310 üyeliğin 180'ini kazanmış. Çoğunluk Cumhur İttifakı'nın. Sonuç buyken kaybettik mi diyecektik. O afişler partimiz tarafından asıldı. Nitekim bir iki gün sonra onlar da astılar. Daha YSK kararı verilmemişti.''

İmamoğlu'ndan veri kopyalama yanıtı: 'Kendisi, bir belediye başkanı her türlü incelemeyi yapar demişti'

Öncelikle ben tabi özellikle sayın Yıldırım’a şunu hatırlatmak isterim. Kendi cümleleriyle hatırlıyorum. Kendisi şöyle demişti: Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgİli her türlü incelemeyi yapar. Bu cevabı verdi kendilerini. Tekrar izah ediyorum. Bu bir veri yedekleme işlemedir. Yedekleme için veri koyalanır. Bunları 31 Aralık akşamı yılbaşı gecesi ve mazbatayı aldığımız gün yok yaptık. Veri yedekleme, bu kadar basit. Bunu başka yere taşımak... Hiçbir güvenlik riski yok. Biz onu istediğimiz zaman teknoloji daire başkanı bize brifingler verdi. Sanki ajanlar bastı,  yazık günah. Böyle kavramlar üretmek, sayın Yıldırım'a süreci daha iyi analiz etmesini dilerim, talep ederim. Bunu da uyarı olarak söyleyeyim, 'Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her türlü işlemi, incelemi yapabilir'. Bu basit kavramla kendisine ifade etmek isterim.

Yıldırım: 'Veri kopyalama FETÖ taktiğidir'

Bir kere İsmail Bey, İstanbullular, vatandaşlarımız bilsin. Biraz teknolojiyle aram iyidir. İnternet altyapısını da biz yaptık. Veri yedekleme ayrı iştir, kopayalama ayrı iştir. İstanbul'un verileri yedekleniyor. Hem de bir yerde değil iki yerde yapılıyor. Veri yedeklemesi yapılmadan zaten hiçbir veri saklanamaz.  Bir güvenlik meselesidir bu. Her an bir şey olur, veriler kaybolabilir.Yedeği mutlaka vardır, usul odur. Bilgisayarınızda bile veri yedekleme sistemi var. O bakımdan bunu düzeltme ihtiyacı duydum. 
İkincisi de benim söylediğim bir cümlenin sadece ön kısmını Ekrem Bey ifade etti. Efendim belediye başkanının her şeyi inceleme yetkisi vardır. Ancak devamı var. Niye kopyalama ihtiyacı duyuyor? İstediği zaman, istediği bilgiyi maiyetindeki insanlar alır getirir. Belediye başkanından bilgi saklayacak halleri yok. Bunu ifade etmek istedim. Benim söylediğimle burada ifade edilen aynı şey değil. Kaldı ki mahkeme kararı da, onu da tanımıyor gibi. O mahkeme kararı da yanlış dedi, ilgili biri dedi. İlgisiz dediği Eyüp'ten İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi bir avukat. 
Bu veri kopyalama işi bir FETÖ taktiğidir. FETÖ bunu yaptı geçmişte. Bir şey daha söylemekte yarar var. Üç tane dışarıdan uzman da görevlendirme yaptı. Bir kere bu başlı başına fecaat bir şeydir. Devletin memurları dururken en hassas yerlere, kozmik odalara dışarıdan adam tayin edip görev veremezsiniz.  

(16 Haziran seçimlerinde kaybederseniz, sonucu kabul edecek misiniz? sorusu üzerine)

Ne demek. Her seçim sonucu kabul edilir ama nasıl seçim hukuki, demokratik bir işlemse, seçim sonucu sayımda da itiraz süreci icap ederse yine olur. Ama bu sefer belki biz etmeyeceğiz, sayın Ekrem Bey edecek. Ben iki taraf için de bunun normal bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım itiraz olmaz. Böyle bir lüksümüz mü var kabul etmemek gibi.

İmamoğlu: 'Valiye hakaret etmedim'

''Benim doğduğum şehir Trabzon. Sonra sırasıyla Giresun, Ordu, Samsun’a gittik. muaazzamdı. Bize tuzak kuruldu. Benim nasıl sakin olduğum sükut sahibi olduğum belli. Benim VIP sıkıntım yok. Annemin durumu ortada tabi. Beni şurdan geçin buradan geçirin diye bir derdim yok. Trabzon’da VIP'den geçitim Ordu’dan niye geçmedim bilmiyorum. Bu konu İstanbul’un konusu değildir. İstanbullunun konusu 31 Mart seçimleridir. Valiye hakaret etmedim. basitlik kelimesi hareketse...''

Yıldırım'dan 'VIP' yorumu: 'Yani bence Ekrem Bey kabul etseydi, özür dileseydi iş bitmişti'

''Hayretle izliyorum. Ekrem Bey alışkanlık haline getirdi, çarpıtmayı, doğru söylememeyi. bakın en son sizinle yaşadık. Ne dedi? Soruları İsmail Bey'den aldı dedi. Ben almadım dedim. Daha sonra siz de almadığım yönünde açıklama yaptınız değil mi?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi israfın içinde dedi, web sitesine sadece 80 milyon harcamış dedi, Sayıştay raporlarıyla yalanlandı. En yakın arkadaşı Fatih Portakal bile yayınında dedi ki "Bu Ordu işi olmamıştır, yanlış olmuştur. Bizde görüntüler var, RTÜK'e takılacağız diye yayınlamıyoruz".
Yani bence Ekrem Bey kabul etseydi, özür dileseydi iş bitmişti. Ama iki gün sonra düşündü, taşındı, basitlik diye bir icatta bulundu. O da şuyu vukuundan beter bir şey. Aslında şimdi vali özür dilemesi gerekir demiştim. Şimdi başka bir şey diyorum. İstanbullulardan ve milletten özür dilemesi gerekir. Çünkü millete yalan söylemiştir. İstanbul seçimlerine de gideceğiz ve İstanbullular kararını verecek. 
Ben İstanbul'a güveniyorum. İstanbul için çok güzel hizmetler yaptık bugüne kadar. Daha fazlasını da inşallah 23 Haziran'dan sonra bu yetkiyi İstanbullu bize verince yapacağız. İstanbul Türkiye'nin özeti. Ne var İstanbul'da 81 vilayet var. Demografik yapıya baktığımız zaman İstanbul'da bütün nüfus grupları var. Türkiye'nin ebrusu demek daha doğru.''

Yıldırım'dan 'vakıf' yorumu: 'Ne yapıyor peki bu vakıflar? Ne yapmış? Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor ve sosyal faaliyetler yapıyor'

''Vakıflarla ilgili de açıklamalar yapıldı. Vakıflara falan öyle aktarılan, zaten belediyeler vakıflara nakdi kaynak aktaramaz. Ne yapıyor peki bu vakıflar? Ne yapmış? Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek veriyor ve sosyal faaliyetler yapıyor. Sosyal sorumluluk projeleri yapıyor. Yaptıkları iş tamamen kamu yararı.
FETÖ'nun nasıl beyin yıkamak için gençleri devşirip sonunda da 15 Temmuz gibi bir belayı başımıza sardıysa, bu vakıflar da o tehlikeleri bir daha yaşamamak için bu işleri yapıyor.''

İmamoğlu: 'İstanbul'un en büyük sorunu yoksulluk'

''İstanbul'un şu an en büyük sorunu yoksulluk ve mali süreciyle ilgili derin problemler ve israf. Biz, israf, tasarruf ve seferberlik kelimelerini çok önemsiyoruz. Belki birilerinin canını acıtıyor ama kul hakkı meselesini de çok önemsiyoruz. Artık kelimelere takılmıyorum, nasıl söylerlerse söylesinler ama Sayıştay denetiminden çıkan raporu getirdim. Arzu ederlerse Sayın Yıldırım'a takdim ederim. Söyleyeceklerimin de sayfa sayfa konuları mevcuttur. 
Sayıştay raporunda İETT ve İSKİ'de, büyükşehir belediyesi yönetimiyle beraber toplam yapılan usulsüzlüklerin 753 milyon liraya ulaştığı... Burada Sayıştay raporu konuyu anlatır. Altına hesap kitap yapmaz. Örnek; belediye taşınmazları işgal olarak kullandırılıyor, işgaliyelerin sadece yüzde 20'sinden tahsilat yapılıyor. Bedeli, 164 milyon civarında."

Esas olanın devlet olduğunu söyleyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Vakıflarla, derneklerle tabii ki iş birliği yaparım. Temiz dernekler, vakıflar, makul seviyede iş birlikleri yaparsınız, faydalı işler üretirsiniz. Bazen endişe ediyorum sözünü demeye. Ben herkesimdeki vakıflarla, derneklerle iş birliği yapmış 5 yıllık belediye başkanlığım var. İHH ile de yaptım, başka kurumlarla da yaptım, anlık yaparsınız. Benim ne işim var vakıflarla? 3-5 dernekle iş birliği yaparsınız ama yurdu belediye yapacak kardeşim, taahhüdümüz de var. Kadınlar için de erkekler için de ayrı ayrı yurtlarını yapacağım. Birçok konuda yatırımlarını yapacağız. Yani zaten başımızda bir bela oluştu, bir FETÖ terör örgütü oluştu. Yani hepimizin evine kadar girme konusunda birtakım iş ve işlemleri oldu. Allah aşkına soruyorum size? Bu nedir yani? İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak yurtlar yapacağız, eğitime destek vereceğiz. Bugüne kadar açılmamış o kreş dediğimiz mevzuyu biz çok güçlü bir kavram olarak görüyoruz. İşimiz bu. Dolayısıyla biz o işten anlamayız. Ben hiç anlamam, 5 yıllık belediye başkanlığım orada. Bizim işimiz olmaz o işlerle, sağlıklı, kurumsal düzene inanan, devletine inanan, devletinin güçlenmesine inanan bir ahlaktan geliyoruz. Bizim o terör örgütlerinin hiçbirisiyle zerre ilişkimiz olamaz. Bu kadar net.''

Yıldırım: 'İstanbul'a yapılan hizmet asla israf değildir'

''Tabii ki ekonomik sıkıntı çekiyoruz. Bu da insanların hayatına öyle ya da böyle yansıyor. Bu yükü hafifletmek için birçok vaadimiz var. İstanbul Avrupa'nın 13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. Milli gelirin 236 milyar dolarını karşılıyor. 5 yıl içerisinde yapacağımız projelerle 500 bin istihdam sağlayacağız. Tuzla'da mesela biyoteknoloji vadisi kuracağız, 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 biyoteknoloji fabrikası yapacağız. Buradan 27 milyar ekonomiye katkı sağlayacağız. Ayrıca bir teknoloji üssü kuruyoruz. Burada big data dediğimiz büyük verinin işlenmesi. Burada gençler istihdam edilecek. Altyapısını hazırlayacağız, fikir getirecekler. onların akıl terini üretime dönüştüreceğiz. Pendik'te teknoloji geliştirme bölgesi.Burada firmaların AR-GE'leri olacak. Bunun örneği Rotterdam, Singapur'da var. Bu modeli İstanbul'a getireceğiz. Burada 50 bin istihdam öngörüyoruz. Atatürk Havalimanı hem millet bahçesi hem de fuar ve kongre merkezi olacak. Avrupa'daki 50 milyonluk fuar kongre turizminin yüzde 10'undan istifade edelim ve şehrimize katma değer sağlayalım. Bu da 40 milyarlık bir katkı.
Türkiye'nin her köşesine hizmet götürdük. Bundan sonra da her köşesine, İstanbul'da yaşayan 81 vilayetten gelen bütün kardeşlerimize, Karadenizli'ye de Trabzonlu'ya da Diyarbakırlı'ya da Hakkarili'ye de Ağrılı'yı da İzmirli'yi de, Hataylı'ya Sinoplu'ya, Yozgatlı'ya, Edirneli'ye yani 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinden İstanbul'a gelmiş, burayı mekan tutmuş, evi yapmış, iş yeri yapmış, çoluk çocuk yetiştirmiş ve çocuklarının geleceğini düşünen 15 milyon İstanbullu'ya biz hizmet için varız. İstanbul'a yapılan hizmet asla israf değildir.''

İmamoğlu: 'Bilboardları kim astı diye sordum Sayın Yıldırım'a bana 25 ilçede kazandıkları anlattı. Hala cevap vermedi.'

Şu anlayışı düzeltelim. Öncelikle ben temiz vakıflara vereceğim değim, temiz vakıflarla iş birliği yapacağım dedim. Vakıftan bahsederken vs, ben her şeyi konuşmayı hazırım. Telefondan sorabilirler. Bu şehrin 3 gencinden biri işsiz. Bu şehirde 350 bin geç var. Okutamamışız iş sahibi yapamamışız. Yüzde on beş işsizlik oranı. Belediyenin parasını tasarruf ederek artı değere dönüştürerek şehrin yoksulluğunu çözecek. Suya indirim ve ulaşım indirimi. Destek paketleriyle geliri 5 kata çıkaracağız. Eğitim destek paketinin içinde 55 bin öğrencimiz var. Çocuğuna yemek getiremeyen ailelerin çocuklarına kumanya vereceğiz. 200 bin insanımıza iş bulacağız. Biz onlara ulaşım desteği vereceğiz. 12 yaş altına ve 4 yaş altı çocuğa olan anneye ücretsiz ulaşım sağlayacağız. 25 yaş altındaki öğrenci olmayanlara yüzde kırk indirim yapacağız. 
Benim vatandaşım 16 milyon İstanbullu diyorum. Ben İstanbul İttifakı’nın adayı olmak istiyorum. Partizanları İstanbul Büyükşehir Belediye’sinde söküp atacağım. Partiler araç değil bir amaç. Bazıları için amaç olmuş olabilir. Partizanlık bu ülkenin en büyük sorunlarından biridir. Birincisi terör, ikinisi partizandır. Bağılardaki çocukla Kadıköy’deki çocuğu eşitlemeye geliyoruz. Barış özgürlük eşitlik aileden değil mahalleden başlar. Bunu şehre sahladığımız takdirde hiçbir sorun kalmaz.
Bilboardları kim astı diye sordum Sayın Yıldırım'a bana 25 ilçede kazandıkları anlattı. Hala cevap vermedi. Partizanlık Sayın Yıldırım’ın da sorunudur 16 milyon insandan gücünü alan bir belediye başkanı adayım.

'Partizanlık bu ülkenin en büyük sorunlarından biridir'

İmamoğlu şöyle devam etti:

''Ben Kürt kökenli vatandaşımın çocuğu mu, Türk kökenli mi diyorum. 16 milyon İstanbul'dan bahsediyorum. Sayın genel başkanıma 'Efendim ben İstanbul ittifakının adayı olmak istiyorum' dedim. Partizanlığı bu belediyeden söküp, atacağız. Bunun içinde AK Partili, Saadet Partili, MHP'li elbette HDP'li hemşehrilerim var. Partizanlık bu ülkenin en büyük düşmanlarından biridir. Terör ön büyük sorundur peşinden partizanlık geliyor. Biz bu milleti barıştırmaya geliyoruz, eşitlemeye geliyoruz. Bağcılar'daki çocukla Kadıköy'deki çocuğu eşitlemeye geliyoruz. Ben bu çocuklardan bahsederken kökenini mi söylüyorum. Hepsi benim çocuğum. Biz mahallede demokrasiyi, semtte, ilçede, büyük şehirde sağladığımızda hiçbir sorun kalmaz. Gönül belediyeciliği ile afişler niye asıldı dedim. Bana 25 tane belediyenin kazanıldığını söylüyor. Partizanlıkla sadece ben değil sayın Yıldırım da mücadele etmeli. Ben özgürüm, 16 milyon insandan oy alıp belediye başkanı olacağım.''

Yıldırım: 'Seçim biter, rozetini çıkarır hizmet yaparsınız'

''Biz hizmet yaparken İstanbul'da ve Türkiye'de, 16 yıldır ben hizmet yapıyorum, insanların etnik kökenine bakmayız. İnançlarına bakmayız ve insanlarımızın hizmet götürürüken herkese aynı hizmeti götürürüz. Prensibimiz budur. Particilik, seçimlerde, kampanyada parti vardır. Kampanyada partinizin kampanyasını, söylemlerini dillendirirsiniz. Seçim biter, rozetini çıkarır hizmet yaparsınız. Şimdi eğer biz partizanlık filan yapıyorsak, eğer adres bizeyse ben bunu şiddetle reddederim. Böyle bir şey yok. İzmir'e gitsin Ekrem Bey, orada benim neler yaptığımı görsün. İzmir'in toplu taşıması İZBAN'ı biz belediyeyle beraber yaptık. Orada CHP belediyesi var. İzmir'in çevreyolunu yaptık. Konak Tüneli'ni yaptık, Adnan Menderes Havalimanı'nı yaptık.
İzmir İstanbul otoyolunu yapıyoruz. Bu sene sonu açılacak ve İzmir İstanbul 2 saat 10 dakikaya düşecek. Partizanlık bize asla ve asla bizimle beraber telaffuz edilmez. Bunu şiddetle reddederim.
İstanbul'a ben 1994'ten beri hizmet ediyorum. İDO Genel Müdürlüğü yaptım, cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı sırasında. 4.5 yılda İDO'yu dünyada kendi sınıfında bir numara yaptım.''

Yıldırım, Küçükkaya'nın malvarlığı ile ilgili sorusu üzerine:

Malvarlığı beyanında bulunmak bizim yani keyfi ihtiyarımızda değil. Mecbursunuz bulunmaya. Yani siz kamu adına hizmet görüyorsanız, bir memur dahi olsanız malvarlığı beyanınız olacak. Ben 16 yıldır malvarlığı beyanı veriyorum İsmail Bey. Her sene de değişiklik olursa yeniliyoruz. Kamuoyuna açıklama diye bir adet yok. Olabilir, hiç problem yok. Benim açımdan hiç fark etmez ama herhangi bir dava konusu oldu mu zaten malvarlığı mahkeme tarafından talep edilir ve dosyaya konur. Benim açımdan hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın malvarlığının zaten bir koruması falan da yok. Ticaretle uğraşıyorlar, işleri güçleri var. Onlarınki kamuya da açık. Herkes her an bakar. Bu konuda davalar da oldu. Birçok dava kazanıldı, birçok tazminatlar da yapıldı. Seçim üzeri hababam eski iddialar tekrar ortaya kondu. Yeni bir tazminat süreci tekrar başlayacak.  İsmail Bey biz hiçbir şekilde malvarlığımız geçmişimizle, yaptıklarımızla her zaman hesap verdik, bundan sonra da vermeye hazırız. Hem burada hem öbür tarafta hesap vermeye hazırız.

İmamoğlu: 'İBB'nin bir mülteci politikası yok'

Mülteci konusunu biz iyi yönetemedik. Sadece vicdanla, toplumsal tavırla, davranışla açıklamak doğru değil. Aynı zamanda evrensel hükümler taşır. Güneyimizde yaşanan bu insanlık dışı olaylarda Türkiyemiz yalnız bırakılmıştır. 547 bin kayıtlı Suriyeli göçmen var İstanbul'da. Kayıt dışı rakamlarla 1 milyona ulaştığı yönde yoğun gözlemler var. Üç aşamaya bölüyoruz bunu. Mutlaka bir masa kuracağız. İBB'nin bir politikası yok. Siz politika üretmelisiniz. Biz mevcut mülteci insanları, özellikle çocuklarını, kadınlarını envanter çıkaracağız. Sokak sokak geziyorum, çocuk evlilikleri görüyoruz. Çocuğu ve kadını koruyacağız. Bu konuyla özel ilgileneceğiz. Ben insanlık dışı uygulamalara netim. Bizim geçmişten bugüne kapsayıcı duygularımızla hareket edeceğiz. Ülkemiz adına, ulusal politika geliştirme konusunda aktif davranacağız. Bir anda 3,5 milyon mülteci dağılmamalıydı. Üçüncü husus uluslararası alanda da 16 milyonluk kenti yönetiyoruz. Güneyimizde yaşanan olaylarda toprağın altındaki petrolü düşünerek bizi mülteci sorunuyla baş başa bırakamazsın. İstanbul'un sokakları tehdit altında. Doğudan, Kuzeyden, Batıdan gelen vatandaşlarımız ekmeğinin elinden alındığını düşünüyor.

Yıldırım: 'Bu insanlar ölümden kaçtı, canlarını kurtarmak için bize sığındılar'

''Ekrem Bey ne yapacaklarını anlatmayı unuttu. Ben anlatayım. Bu insanlar ölümden kaçtı, canlarını kurtarmak için bize sığındılar. Biz geleneklerimize, inançlarımıza uygun olarak misafir ettik. Biz ev sahibiyiz, onlar muhacir. Bunlar geçici koruma statüsündeler. Böyle bir kimlikleri var. Bunların hepsinin kaydı, kuydu var. Eğitim, sağlık hizmetleri de veriliyor. Bunlar en temel insanlık hizmetleri. Uluslararası camia bunlara gerekli desteği vermedi. Sadece Türkiye'ye ne kadar güzel yaptığını söylediler ama ellerini taşın altına koymadılar. Onları yoksulluğa terk ettiler, hatta denizde boğuldular. Afrin Harekatı'nı yaptık. Şimdi bir kısmını oraya gönderdik. 500 bine yakın Suriyeli gitti. Şimdi Fırat'ın doğusundaki o bölgeyi temizleyip diğerlerini de oraya göndereceğiz. Bu süre içerisinde İstanbul'da yaşayan, özellikle belli ilçelerde Fatih, Beyoğlu gibi burada bir asayiş sorunları, İstanbulluların huzurunu, rahatını kaçıran olaylara karışırlarsa, kanunsuz işler yaparsa bunların normal seyirde gitmesini beklemeden hiç kusura bakmasınlar tutar göndeririz. Belediyenin bu işi tek başına yapması mümkün değil. Bu iş merkezi hükümetle yapılacak. İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi'yle yapılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde mültecilerle ilgilenen bir birim var. Belki bu birim daha da güçlendirilebilir.''

İmamoğlu: 'Bugün vaat verme konusu bize aittir, sayın Yıldırım'a ait değildir'

''Siyaseti kalitemiz konusunda yine bir yorumda bulundu. Kalite yorumu yapınca incitici oluyor. Bu hoş bir yorum değil. Beylikdüzü halkı bizim neler başardığımız hususta net bir refleks ortaya koymuştur. Bugün vaat verme konusu bize aittir, sayın Yıldırım'a ait değildir.''

(Yıldırım'ın 'Bu ne biçim laf, ben de adayım' demesi üzerine)

''Siz yönetimdesiniz zaten. O anlamda vaat bize yakışır. Siz bir şey yapmamışsanız, kadınla ilgili eylemleriniz yeterli değilse bunları vaat haline getirirseniz sevindirici. Sayın Yıldırım'ın bizim vaadlerimizi takip etmesi sevindirici. Şu anda bizim söylemlerimiz üzerine oturmuştur. Biz insana, kadına, çocuğa gençlerine oturduk zemini. Hızlıca 150 kreş açacağız. Kadınların söz hakkı olma meselesi. Kadın istihdamı. Kadın emek ofisleri. Satın alma garantisiyle kadınların çalışabilmesine fırsat tanımak. Annelere 0-4 yaş arası bebekleriyle ücretsiz dolaşma hakkı sağlayacağız. Bütün sosyal tesislerimizden yüzde 40 indirimli yararlanma hakkı sağlayacağız. Şiddeti önleme kriz merkezi açacağız. Çocuğu ile beraber kadını özellikle ihmal ve istismar meselesi üzerinden destekleyeceğiz. Mahalle evlerimizde bu aynı zamanda mahalle meclisi kavramı içeriyor, iki sosyolog istihdamı sağlayacağız. Tüm bu söylediklerim özellikle ev kadınlarına olağanüstü bir hizmet yapacağız.''

İmamoğlu: 'Biz hızlıca 150 kreş açacağız'

''15-20 gün sonra Sayın Yıldırım'ın bunları da açıklıyor olması, bizim vaatlerimize eşlik ediyor olması benim açımdan mutlu edici. Bunu eleştirmem. Tabii ki bizdeki açıklamaların takip ediliyor olması... 31 Mart seçimleri ve şimdi yenilenecek olan kısmı ile beraber bizim söylemlerimiz üzerine oturmuştur. Biz, insana, kadına, çocuğa, bu şehrin gençlerine oturttuk zemini. Bu çok değerli bir şey. Biz, hızlıca 150 kreş açacağız. En fazla çocuk sayısı olan ve kreşi olmayan 150 mahallede hızlıca kreş açacağız. Sadece kreş meselesi değil bu kadınların söz hakkı olma meselesi. Kadın istihdamı ve kadın emek ofisleri, bu ofisler üzerinden satın alma garantisiyle kadınların çalışabilmesine fırsat tanımak, kadınların hayat içinde olmasını sağlamak.''

İmamoğlu şöyle devam etti:

''Yine 0-4 yaş arası çocuğu olan annelerin, bütün sosyal tesislerimizden yüzde 40 indirim almalarını sağlayacağız. Kadın sağlığı tarama merkezi, aynı zamanda 7/24 hizmet veren iki adet istasyon sığınma evi açacağız. Kadın sığınma ve şiddet kriz merkezi açacağız. 2015 TÜİK verilerine göre İstanbul güvenlikte 73. sırada. Her 10 kadından dördü şiddet görüyor. Çocuğu ile beraber kadını, ihmal ve istismar hususları üzerinden destekleyeceğiz. Bu anlamda özel ekiplerimiz olacak. 961 mahalledeki mahalle evlerimizde iki sosyolog istihdamı sağlayacağız. Niye? Özellikle çocuk istismarı ve kadına şiddetle ilgilensin diye. Bütün bunlar bugünün ev kadınlarına olağanüstü hizmet ortamı yaratmış olacak.''

Yıldırım: '37 milyon 500 bin metrekare ilave yeşil alan kazanmış olacağız'

''Birisi şehrin nefes alması. İnsanlar binalardan, yeşil alan olmamasından bunalıp, kendini atacak bir yer bulması lazım, bu anlamda önemli. Bizim de 20 tane 'Yeşil Koridor' projemiz var. Bu Silivri'den başlıyor, Pendik'e kadar devam ediyor. Esasında bunlar şu, İstanbul'un dereleri bunlar önceden buralar dereydi daha sonra yapılaşmadan dolayı bir kısmı artık adı kaldı kendisi yok. Biz bütün bu dereleri ihya edeceğiz. Bu dereleri ihya ettikten sonra 37 milyon 500 bin metrekare ilave bir yeşil alan kazanmış olacağız. Bu alan hem derenin etrafında yürüyüş bisiklet, piknik alanları olacak buradan da yatayda millet bahçelerine geçiş olacak, ondan sonra her mahallede 200 metre mesafede çocuk parkı olacak. Sonra semt parkları, sonra millet bahçeleri ve bu koridorlarla entegre olacak dolayısıyla kuzey ormanlarına erişimi bu koridorlarla sağlayacağız veya kuzeyden Marmara'ya inişi sağlamış olacağız.''

İmamoğlu: 'İstanbul'un yeşile ihtiyacı var'

''Yeşil alan konusunda özellikle az önce konuyla ilgili söylediler, birtakım raporlar açıkladılar ama İstanbul yeşil alan bakımından dünyanın en sıkıntılı metropollerinden biri. Dünyanın önde gelen ülkeleri arasında birçok verimiz geri... OECD ülkelerinde çocuk yoksulluğu konusunda son sıradayız. Yeşil alan keza aynı. Bunların hepsi yaşamı etkileyen şeyler. Biz, 15 vadide yaşam vadisi açıkladık. Bunu neden açıkladık? İstanbul'un yeşile ihtiyacı var. Kuzey kuşağı açıkladık. Kuzey ormanlarına verilen sıkıntı ve tahribattan sonra özellikle böyle bir çalışmayla tam 30 milyon metrekarelik yeşil alanı bu şehre katma zorunluluğumuzu paylaştık. Bunun yanı sıra İstanbul'da kentsel dönüşüm çok önemli bir konu. Buna neden giriyorum? Depremi tetikleyen bir husus olduğu için. Ben demedim. Bu şehri 25 yıl yönetenler 'Bu kente ihanet ettik.' cümlesini kuranlar söyledi. 25 yıldır yönetiyorsunuz. Sahile kurulan o yüksek binalar, birçok ilçede yeşil alanların imara açılarak, özellikle deprem toplanma alanlarının yok edilmesiyle bu kentin yeşil alan fakiri haline getirilmesi... Bu unsurlarda katı, sıkı ve şehrin değişmez kurallarını var edeceğiz.''

İmamoğlu: 'Hem çocuk hem genç politikası bu şehrin inanılmaz önceliği olmak zorunda'

''Hem çocuk hem genç politikası bu şehrin inanılmaz önceliği olmak zorunda. Genç deyince aklımıza eğitim gelir. Bu bir eğitim, seferberlik. Kreşle başladığımız o seferberlik sürecini, gençlerin üniversite eğitimleri bittikten sonra meslek edinme ve hayata katılma noktasına varıncaya kadar takip edilmesi gereken önemli bir alan. Genç Kart, ulaşımda, kültürde, sosyal tesisler ve sporda yüzde 40 indirim. Öğrenci olmayan tüm gençler de buna dahil. Öğrenci olanlara indirimimizi yaptık. Taahhüt etmiştik, yerine getirdi. Üniversite bursu, 75 bin öğrenciye 8 ay boyunca 400 lira İstanbul'a gelene de İstanbul'dan gidene de öğrenci bursu vereceğiz. Yurt, hızlıca, kimseye muhtaç değiliz. 12 kadın, 8 erkek öğrenci yurdunu hizmete geçireceğiz. 10 adet yeni gençlik merkezi, çok etkin olacaklar. 10 adet dünya dilleri merkezi. Hangi dil isteniyorsa, dillerine dönük eğitim verdireceğiz. Dünya dillerini öğrenen insanlar daha hızlı iş sahibi olabiliyor. Ücretsiz online hizmet şeklinde dil eğitimi vereceğiz.

Bu kent erişilemiyorsa, engelliler için engeller taşıyorsa, o zaman bu kentin vicdanı yok demektir. Bu kenti vicdanlı bir kent haline getireceğiz. 10 adet engelli gündüz bakım evi, 10 alzheimer gündüz bakım evi, yaşam becerileri öğrenme köyü kuracağız. Yaşlı ve engelliler acil durum bilekliği. Aktif yaşlanma programı diye, yaşlılarımızı yaşlandıkça bu kentten keyif almalarını sağlayacağız."

Yıldırım: 'Müzeler ve tiyatrolar bütün gençlere ücretsiz olacak'

''Müzeler ve tiyatrolar bütün gençlere ücretsiz olacak, belediyelerin... Uluslararası e-spor olimpiyatlarını İstanbul'da yapacağız. öğrencilere kırtasiye desteği var. Bunun miktarını artıracağız. Amatör spor kulüplerine, 900 tane amatör spor kulübü var. Burada 150 lisanslı sporcu var, bunlara 100 bin lira tutarında destek vereceğiz her yıl. Şu anda bunun onda biri veriliyor. On kat artıracağız. Spor tesislerinden gençler ücretsiz yararlanacak.''

Yıldırım, ulaşım konusuyla ilgili olarak ise şunları ekledi:

''Ulaşım benim işim tevazuya lüzum yok. Türkiye'de bu işi hallettim. 16 yıl boyunca Türkiye'nin her tarafını bölünmüş yollarla donattık, hava yolunu halkın yolu yaptık. Hızlı treni getirdik. İnternetle yurdun her köşesini adeta ördük. Şimdi İstanbul'da ne yapacağız? İstanbul'un birinci derdi ulaşım ama Marmaray'ı yaptık, 3. Köprü'yü yaptık, Avrasya Tüneli'ni yaptık, Kuzey Marmara Yolu'nu yaptık, Osmangazi Köprüsü'nü yaptık, dünyanın en büyük havalimanını yaptık. Bunlar ayrı, geçmişi konuşmayalım.

Baba, evine yarım saat önce gidecek. Nasıl? Yapacağımız raylı sistemle. 518 kilometreye çıkaracağız raylı sistemin uzunluğunu. Bu, şu demektir; 233 kilometre var, bunun üzerine her yıl minimum 50 kilometre raylı sistem yapacağız ve bu şekilde metroların payı süre sonunda yüzde 48'e çıkacak. Bugün ne kadar? Bugün yüzde 18. Yüzde 30 artmış olacak. Bu, en önemli projemiz. Burada çok ciddi bir yatırım var. Bugüne kadar Ankara metrolarını yaptık, İzmir İZBAN'ı yaptık. Burada yaptığımız metrolar var. Dolayısıyla edindiğimiz tecrübelerle bunu kolayca yapabiliriz. Bilmiyorum Marmaray'ı Ekrem Bey kullandı mı? Bugüne kadar Marmaray'dan 350 milyon İstanbullu istifade etti.''

İmamoğlu: 'İstanbul dünyanın en sıkışık ikinci kenti'

''Biz bütün aktörleriyle beraber çalışacağız. Az önce ulaşım indirimleri söyledim. Örneğin, ulaşım indirimleri Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğunda. Hiçbirisi bizim halk otobüslerine veya şirketlere mal edilmeyecek. Bakın biz taksicinin, minibüsçünün özellikle köprüleri ücretsiz kullanımı noktasında girişimlerde bulunacağız. Aynı zamanda biz şehir içinde kalan gişeleri şehir dışına aktarılması noktasında fizibilite çalışmalarımızı yürütüyoruz, mutlaka konuşacağız. Sayın Yıldırım, 'Ulaşımda Türkiye'yi halletim. Benim işim.' dedi. Saygıyla karşılıyorum. Sanki Sayın Cumhurbaşkanını ve birçok uzmanlara haksızlık yaptı diye düşünüyorum 'Benim' derken, tekil kullanırken. Ama İstanbul'u halledemediler. İstanbul'u niye halledemediler biliyor musun? İstanbul dünyanın en sıkışık ikinci kenti. İstanbul'da durakta bekleme süresi ortalama 20 dakikayı aşıyor ve bir saati aşkın derecede olan yerler var. İstanbullunun ulaşımda günde geçirdiği vakit 91 dakika. Biz bunun yılını falan hesapladık, neredeyse bir insan ömrü gibi. Dolayısıyla İstanbul'u çözemediler. İstanbul'u bütünleşik ulaşım ağıyla biz çözeceğiz. İstanbul'da metrodan bahsediyorlar, örnek vereyim, evet ben Marmaray'dan geçtim. Teşekkür ediyorum. Marmaray'dan geçtim. 70'lerde fizibilitesi başlayan, 90'larda bu sürecin mali, finansman ve ihalesinin yapıldığı Marmaray'a ve banliyö hattına teşekkür ederiz. Kendilerinin döneminde de bitirildi.''

İmamoğlu, şu sözlerle konuşmasını sona erdirdi:

''Her şey için teşekkür ederiz. Kusurlar olmuş olabilir. Herhalde en güzel söz olmuş ise affola hem seyircilerimizden hem milletimizden hem saygıdeğer Sayın Yıldırım'dan.''

Yıldırım: 'İstatistikler gösteriyor. Avrasya 50 bin yük aldı. Yavuz Sultan Selim 120 bin yük aldı'

''İstatistikler gösteriyor. Avrasya 50 bin yük aldı. Yavuz Sultan Selim 120 bin yük aldı. Marmaray her gün 300 bin yük alıyor. Şimdi banliyö hattı o şekilde. Deniz niye azaldı? Eskiden sadece deniz geçişi vardı, alternatif yoktu. Onun üzerine önce 1. köprü, sonra 2. köprü, sonra 3. köprü, sonra Avrasya, Marmaray yapılınca haliyle alternatifler arttı. Bu şekilde deniz taşımacılığını da biz bedava yapıyoruz aktarmada. Deniz taşımacılığı bedava olduğu için bu biraz daha açılacak. 7 tane hat kuracağız. Son sözüm vatandaşlarıma İstanbul'da herkes sandığa gitsinler ve sözlerini 23 Haziran'da söylesinler diyorum. Ben de Ekrem Bey'i çaya davet ediyorum.''

Küçükkaya, programın sonunda bu kareyi paylaştı.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir