Guinness Rekorlar Kitabı Haberleri

Guinness Rekorlar Kitabı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Guinness Rekorlar Kitabı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

18 Yaşında Üniversite Hocası Oldu, Guinness Rekorunu Kırdı
Henüz 18 yaşındayken üniversitede öğretim görevlisi olarak ders vermeye başlayan Nathan Thomas, Guinness Dünya Rekorları'na adını yazdırdı. Mühendislik alanındaki olağanüstü akademik başarısıyla dikkat çeken Thomas, 306 yıldır kırılamayan rekoru geride bırakarak dünyanın en genç erkek üniversite hocası unvanını kazandı.
Dünyanın En Büyük Altın Külçesini Yaptılar: 521 Kiloluk Külçenin Değeri 100 Milyon Dolar!
Batı Avustralya'da faaliyet gösteren köklü darphane Perth Mint, küresel madencilik ve rafineri pazarında büyük ses getiren devasa bir başarıya imza attı. Yerel altınlar kullanılarak imal edilen ve ağırlığı yarım tonu geçen 521,2 kilogramlık bu özel külçe altın, Guinness Dünya Rekorlar Kitabı tarafından 'dünyanın en büyük külçe altını' olarak resmi şekilde tescillendi. Bu göz alıcı çalışma, Dubai'de bulunan bir darphane tarafından iki yıl önce kırılmış olan 300 kilogramlık önceki rekoru açık ara farkla geride bırakmayı başardı.Detaylar 👇Kaynak
Bu Yıl Guinness'e 11 Rekorla Girdik
Türkiye bu yıl, dünyanın en büyük resim mozaiği, bir saat içinde en fazla organ bağışı, bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme, en kalabalık DNA sarmalı oluşturma, en kalabalık pilates gösterisi ve sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme gibi birbirinden ilginç 11 rekorla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girdi. Guinness Dünya Rekorları Türkiye Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı Gemici, yaptığı açıklamada, rekor denemesinin her aşamasını kontrol ettiklerini ve Guinness dünya rekorlarına sahip olmanın kolay bir şey olmadığını söyledi. Şirket merkezlerinin Londra’da olduğunu, şirkette 4 yıldır temsilcilik ve hakemlik yaptığını anlatan Gemici, rekor denemesi için ‘standart’ ya da ‘hızlı takip’ seçeneklerinden biri tercih edilerek, direkt veya internet adresinden online olarak başvurulabileceğini kaydetti. Türkiye’nin bugüne kadar 110’dan fazla rekora imza attığını hatırlatan Gemici, Türkiye’den daha fazla başvuru beklediklerini dile getirerek, “Mutlaka Guinness’e başvurun. Paranın satın alamayacağı hayallerinizi gerçekleştirin. Rekortmen oluyorsunuz. Sertifika alıyorsunuz. Dünyaca tanınıyorsunuz’ diye konuştu. En büyük gelirlerinin kitap satışından olduğunu ve her yıl eylül ayında Guinness Rekorlar Kitabı’nın yayımlandığını hatırlatan Gemici, Guinness dünya rekorlarının 3 önemli kriterini; rekorun kırılabilir, ispatlanabilir ve ölçülebilir olması şeklinde sıraladı. Gemici, Guinness Rekorlar Kitabı’nda en çok dikkati çeken ilk 5 Türk rekortmenin; 2 metre 51 santim boyuyla “En Uzun Boylu Adam” Sultan Kösen, “İlk Kadın Savaş Pilotu” Sabiha Gökçen, 8.8 santimetrelik burun uzunluğuyla “En Uzun Burunlu Adam” Mehmet Özyürek, “Kürekle Üç Okyanusu Geçen İlk Kişi” Erden Eruç ve 11 saniyede attığı golle “Dünya Kupası’nda Atılan En Hızlı Gol”ün sahibi Hakan Şükür olduğunu söyledi. Bu yıl Guinness dünya rekorları hakemi olarak birçok ülkeye gittiğini anlatan Gemici, bu yılki unutamadığı rekor denemesini, “24 Mayıs’ta, aynı anda en çok gökyüzü feneri uçurma rekor denemesi için Filipinler’e gittik. Toplam 15 bin 185 gökyüzü feneri ayni anda uçuruldu. Görüntü muhteşemdi. Rekor denemesi hava karardıktan sonra yapıldığı için gökyüzü ışıl ışıldı. Gökyüzü rüyalardaki gibiydi” sözleriyle anlattı. Türkiye’de bu yıl Guinness dünya rekorları arasına giren rekorlar şöyle: Bir saat içinde en fazla organ bağışı rekoru: Antalya Valiliği koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen Guinness dünya rekoru denemesinde, daha önce Çin’e ait olan rekor 7 dakikada 475 organ bağışıyla kırıldı. Rekor denemesine destek vermek için gelenler arasında, Türkiye’nin yüz nakli ameliyatı olan hastaları Uğur Acar ve Turan Çolak da yer aldı. 2011’de Londra’da 321 kişi, 2012’de Çin’de 474 kişiyle kırılan rekorun Antalya denemesinde, ilk yarım saatte 1981 kişi organ bağışında bulundu. Kayısı tatlısı rekor denemesi: 21. Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali kapsamında gerçekleştirilen Guinness dünya rekoru denemesinde, 342 kilo 700 gramlık kayısı tatlısıyla rekor kırıldı. Kayısısıyla tüm dünyada tanınan Malatya’da kırılan rekorda, gün kurusu kayısı tatlısı hazırlandı. Tencerelerde yapılan ve tabaklarda ikiye bölünerek arasına kaymak konulan kayısı tatlısı yapımı yaklaşık 6 saat sürdü. Rekorun kırıldığının açıklanmasının ardından tatlı, rekor denemesini izlemeye gelen 3 bin 600 kişiye servis edildi. Üç boyutlu kaldırım resim rekoru: Büyükçekmece’deki rekor denemesinde, İngiltere’deki 318 metrekarelik üç boyutlu kaldırım resim rekoru 488.83 metrekareyle geçilerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girildi. Kordonboyu’ndaki deneme, ressam Abidin Yurdakul tarafından yapıldı. Etkinlikte 33 devlet okulu, 12 özel okul, 19 resim atölyesi,12 sivil toplum kuruluşu ve 492 bireysel katılımcı yer aldı. Dünyanın en büyük resim mozaiği rekoru: Adana’da Güney Rotary Kulübü üyelerince gerçekleştirilen rekor denemesi, nisan ayında Adana Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında Uğur Mumcu Meydanı’nda yapıldı. 1111.78 metrekare büyüklüğündeki resim mozaiğiyle Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanan çalışmada, 17 bin 800 adet A4 kağıdı, bin 346 metre kraft kağıt, 32 kilogram yapıştırıcı ile 972 kutu pastel ve kuru boya kullanıldı. 279 kişinin destek verdiği rekor denemesinde barış temalı mozaiğin ortasında turna kuşu oluşturuldu. Rekor, 2002’de 643 metrekareyle İngiltere’de, son olarak da 2010’da 1024 metrekareyle Japonya’da kırılmıştı. Bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme rekoru: Maltepe Park AVM’nin ev sahipliğinde yapılan organizasyonda, dünyaca ünlü Arjantinli top cambazı Victor Rubilar, bir dakikada futbol topunu yüzünde 35 defa çevirerek yeni rekorun sahibi oldu. Böylelikle bugüne kadar 3’ü aynı gün olmak üzere 4 kez Guinness Rekorlar Kitabı’na girme hakkı kazanan Rubilar, 5. rekorunu İstanbul’da kırmış oldu. Dünyanın en büyük kazağı rekoru: Enerji tasarrufuna dikkati çekmek için Bayrampaşa Belediyesi’nin ve trikocuların başlattığı “Kazak giyelim, enerjide yüzde 20 tasarruf edelim” kampanyası kapsamında, BATİAD tarafından dünyanın en büyük kazağı üretildi. Bayrampaşa Belediyesi Semih Erden Spor Salonu’nda, Guinness’in İngiltere hakemi Kirsty Bennett tarafından ölçümü yapılan kazak, “dünyanın en büyük kazağı” unvanını alarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. 18 metre boyunda ve 45 metre enindeki kazak, 30 işçi tarafından 45 günde üretildi. Dünyanın en büyük yeryüzü çizim rekoru: 19 Mayıs Atatürk ’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen rekor denemesi, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nin yanındaki Hazine Müsteşarlığına ait arazide 260 genç tarafından yapıldı. Barış ve dostluk temalı karikatür yarışmasında birinci seçilen Akın Candemir’e ait karikatürün son çizgisini, dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç çekerken, karikatür için 12 bin metrekarelik alanda 12 ton boya kullanıldı. 104 saat 43 dakikada tamamlanan rekor, daha önce 12 Haziran 1998’de Amerika’da kırılmıştı. En kalabalık pilates gösterisi rekoru: Denizli Belediyesinin “Ailemi Seviyorum Projesi” kapsamında 8 mahallede ücretsiz düzenlenen pilates kurslarına katılan 3 bin 486 kadın, aynı anda pilates yaparak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Rekor, 2009’da İspanya’nın Madrid şehrinde 862 kişiyle kırılmıştı. En büyük paketlenmiş ürünlerden oluşan teşhir alanı rekoru: Yıldız Holding şirketlerinden Horizon Gıda’nın satışını gerçekleştirdiği markalardan Komili Konfor isimli temizlik kağıdı ürünleri, Tokat’taki tek bir mağaza içerisinde 11 bin 600 adet üründen oluşan teşhirle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. Sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme rekoru: İstanbul’daki Dünya Gençler Futbol Şampiyonası kura çekiminde kırılan rekorda, İngiliz Billy Wingrove (30) ve Jeremy Lynch (25), sırt sırta verip bir dakikada topu yere düşürmeden 125 kere sektirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Radikal
Buzdan Kamyon Yapıp 1,5 km Yol Gittiler
Kanada’nın Ontario eyaletinde bir şirketin çalışanları, 6 bin 350 kilo buz kullanarak yaptıkları pikap tarzı kamyoneti çalıştırarak 1,5 kilometre yol gittiler. Ontario eyaletindeki Hensall kentinde Canadian Tire isimli bir şirketin çalışanları daha önce hiç yapılmamış bir şeyi başarıyla yapıp Guinness Rekorlar kitabına girmeye aday oldular. 2005 model Chevy Silverado 2500 marka pikabın alt iskeleti üstüne buz kalıplarını yerleştirerek yapılan buzdan kamyonet için tam 6 bin 350 kilogram buz kullanıldı. Kamyonetin dış kaportası, camları, silecekleri, dikiz aynaları, farları, plakası, konsolu, hatta aynaya asılan araç kokusu bile buzdan yapıldı. Yani motor ve yürüyen aksam dışındaki her şey el işçiliği ile yapıldı. Milliyet
‘Rekorlar Tarihine Girecek Bir Soygun’
Kılıçdaroğlu: Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Sabah ve ATV için satın alma talimatı verdiği' iddialarına ilişkin tapeleri, partisinin grup toplantısında açıkladı.Kılıçdaroğlu, “21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar” dedi.Kılıçdaroğlu sözlerine, “Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için” şeklinde devam etti.Tapeleri okuyan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, '20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak' şeklinde konuştu.Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının satırbaşları şöyle: 1. sınıf demokrasi istiyoruzBiz demokrasimizi güçlendirmek istiyoruz. Daha güçlü bir demokrasi olsun. Yurttaş, seçtiği temsilcilerle yönetime katılsın, onlarla beraber olsun, iradesini ortaya koysun.Belediyeleri kapatıyorsunuz, elinize ne geçti, hiçbir şey. 1. sınıf demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Barış istiyoruz daha fazla barış. Herkesin huzur içinde yaşadığı bir Türkiye istiyoruz. Varlık, birlik içinde özgürce yaşamak istiyoruz.Bu kutunun doların olmadığını ben de biliyorum zaten. Alın terinin olduğu yerde kutuda dolar olmaz, emeğin ürünü olur. Emek ürünü var, kadınların emeklerinin ürünü var, alın teri var. Tütün var. Türkiye’deki bütün tütün üreticilerine sesleniyorum. 10 yıl önceki halinize bakın ve şimdiki halinize bakın. Sandığa giderken bunları düşünerek sandığa gidin.Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir iktidar var. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir iktidar, yolsuzluk ve rüşvet olaylarını kapamak için ciddi bir mücadelenin içine girdi. O kadar ki, olay çok büyük. Bir şekliyle örtmek istiyorlar ama bu millet bunu yutmayacak. Bu millet bunu biliyor. Ayakkabı kutusundan çıkan 4.5 milyon dolar milletin hafızasında. Erdoğan'ın ayakkabı kutularını konuştuğunu gördünüz mü?Siz hiç Recep Tayyip Erdoğan’ın ayakkabı kutusundan bahsettiğini duydunuz mu? Her konuda konuşuyor, neden bu konuda konuşmuyor? Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenler o konu hakkında konuşamazlar.Olayı kapatacak, olayı örtecek. Başka olayları gündeme getiriyor. Acaba biz olayı nasıl kapatırız diye. Ben devlet hayatımda böyle bir yolsuzluk görmedim. Az çok kitap da okudum, zengin bir kütüphanem var. Emin olun dünyada böyle b ir yolsuzluğu hiç görmedim. Bir hükümetin bir devleti soymaya kalktığı yolsuzluk olayıyla hiç karşılaşmadım. Nicelik olarak çok büyük. Daha b unun filmi yapılmadı, romanıu yazılmadı. Emin  olun gelecek yıllarda bu yolsuzluğun filmi de yapılacak, romanı da yazılacak. Çünkü dünyada böyle bir yolsuzluk hiç olmadı.Ne diyorlardı, 3 Y ile mücadele edeceğiz. Yolsuzluklarla mücadele edeceğiz. Ediyorlar mı? Yolsuzlukları kapatmakla mücadele ediyorlar. Yoksullukla, mücadele edeceğiz. Bebekler açlıktan ölüyor. Yasaklarla mücadele edeceğiz, şimdi interneti yasaklıyorlar. 40 harami olsa idare edeceğizAKP’ye oy veren değerli yurttaşlarıma sesleniyorum. Türkiye’yi kirlilikten beraber kurtaracağız. Herkesin mutlu yaşadığı bir Türkiye’yi beraber inşa edeceğiz. Yolu demokrasilerde sandıktan geçiyor. 30 Mart. Sandığa gideceğiz ve dersini vereceğiz. Haramilerden bu iktidarı kurtaracağız. Bizim güzel bir masalımız var biliyorsunuz. Ali Baba ve 40 Haramiler diye. Recep Bey ve binlerce haramisi var. 40 olsa idare edeceğiz. Çok var, rütbeleri de yüksek bunların.Tüyü bitmemiş hakkını kim yiyorsa ona hesap soracağız. Demokrasilerde hesap soracağız. Hükümet programı açıkladılar, emin olun sizin fark etmediğiniz o hükümet programının gizli bir maddesi bir yerde saklıdır. O gizli maddede mutlaka devleti soyacağız diye bir madde de vardır.Geldiğimiz nokta, devlet kendi refleksini gösteriyor. Hükümet soyuyor, devlet tepkisini gösteriyor. Savcısı, polisi, valisi müdahale ediyor. Bir yolsuzluk var ve ortaya çıkması gerekiyor. Ama hükümet büyük baskı uyguladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı var, Başbakan’ın ilk yaptığı iş kendi uçağını gönderiyor bir valiyi İstanbul’a emniyet müdürü olarak getirmek. Olayı kapatmak için getiriyor. O emniyet müdürü olan valiye soruyorum, hırsızlık yapanların arkasında duran kimse, sen de onların başındaysan, sen de o hırsızların başkanısın.O emniyet müdürü olan valiye söylüyorum. Yolsuzluk, hırsızlık olaylarını kapatma konusunda, rüşvet olaylarını kapatma konusunda Erdoğan’dan aldığın talimatları yerine getiriyorsan, sen de o çetenin bir üyesisin.Vali devletin valisi olacak. Emniyet müdürü devletin emniyet müdürü olacak. Senin maaşını hükümet ödemiyor, senin maaşını tüyü bitmemiş yetim veriyor. Onların hakkını koruyacaksın.Kimse bunların eline su dökemez ahlaksızlık konusunda. Deniz Feneri’ni biliyorsunuz. Ne dedi Alman yargıç? Yüzyılın soygunu dedi. Asıl failler nerede, Türkiye’de. Savcı harekete geçti, iki savcıyı da yanına verdiler. Tam olay aydınlığa kavuşacak, 3 savcı görevden alındı. Hırsızlar yargı karşısına çıkmadı, savcılar hâkim karşısına çıktı. ‘Mardin ahlaksızlığa prim vermez’Şunun için söylüyorum, iki bakan birden bire piyasaya çıktılar. Yurt gezilerine çıktılar. Birisi gitmiş Mardin’e. Diyor ki verilmeyecek hesabım yok. Bunu söyleyeceğine adalet bakanına de ki, fezlekeleri getirin Meclis’e, ben aklanmak istiyorum, ben yüce Divan’a gitmek istiyorum de. Bir grup vatandaş da “Dik dur eğilme, Mardin’li seninle” diyor.Mardin’in ilk çimento fabrikası yapıldığında ben Mardin’deydim. Bütün inançların barış içinde yaşadığı kent Mardin’dir. Mardin ahlaksızlığa prim vermez. Mardinli de ahlaksızlığa prim vermez. Senin önünde de diklenen adam, haramilerin önünde iki büklüm oluyor. Başçalanın önünde iki kat iki büklüm oluyor. ‘Şakşakçılar seni aldatmasın’Sen fezlekelerin gelmesini engelliyorsun. Rüşvet yolsuzluk olaylarını engelliyorsun. Çıkmışsın millete hava atıyorsun. En son anketler yayınlandı. Yurttaşların büyük bir kesimi bir yolsuzluk olduğuna inanıyor. Sen sokakta normal bir yurttaşın yürüdüğü gibi alnı açık yürüyemezsin. Sen önüne bakmak zorundasın. Etrafındaki şakşakçılar seni aldatmasın.Artık hırsız var dendiğinde göreceksin bütün gözler senin üzerine çevriliyor? Neden? Gerekçesi budur. Hatırlar mısınız bunlardan birisi de Trakya Birliğin mali genel  “Asrın yolsuzluğu dediklerinin bir belgesi var mı” demiş. Yürekli bir kadın da çıkmış demiş ki “Kutu kutu” demiş. Daha ne belgesi istiyorsun sen yahu? ‘Ciddi bir U dönüşü’Tabi bir bakan var, eski bakan. Önüne istifa dilekçesi konduğunda Erdoğan Bayraktar dedi ki, ben istifa etmem, bütün talimatı başçalan verdi, ben de altına bastım imzayı. İstifa edecekse onun istifa etmesi lazım. Ayrıca önüme bir metin koymuşlar, Erdoğan’ı koruyan deklarasyona imza atacağım.Ciddi bir U dönüşü. Herhalde belinde bir hasar olmamıştır. Bana sorduklarında dedim ki, Karadenizliler yiğit adamlardır. Bir şey söyledi mi arkasında dururlar. Bu Karadeniz’in yüz karasıdır. Karadenizlileri tenzih ediyorum. Çark etmiş şimdi. Benim en büyük efendim Recep Tayyip Erdoğan diyor. Kesin şu olmuştur. Başçalan çağırmıştır, daha düne kadar malı beraber götürüyorduk, bak savcıyı aldık, emniyet müdürünü aldım. Benim istediğim savcılar oraya gittiler. Bak kafamı kızdırma, seni hapse de attırabilirim, beraat de ettirebilirim. Ne yapmam lazım? U dönüşü yapman lazım. Belimde hafif bir ağrım var, seni doktora gönderirim diyor.O nedenle kişiliği olmayan, oturmayan insanların böyle bir yapışı vardır. Bunu 10 dakikadan uzun sürdü ama, gerçekten samimi söylüyorum çok üzüldüm. Ne değişti arkadaş senin hayatında? Neler vaat edildi sana? Üstelik başçalan, kendi milletvekillerini ne diye tanımlıyor? Tuzluk diye tanımlıyor.AKP milletvekillerini bu başbakan tuzluk diye tanımlıyor. Bir yürekli adam herhalde çıkar, biz tuzluk değiliz, bu kadar da hakaret edemezsiniz demesini bekledim. İstifa edenlerden birisi, çıktı gerekli eleştiriyi yaptı, onu yürekten kutluyorum. Şimdi AKP saflarında tuzluk olarak tanımlanan milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum. İtiraz etmezseniz, sizin adınız vatandaşın gözünde, AKP’den bir tuzluk geldi diyecekler. İtiraz etmiyorsunuz.Harama ortak bunlar harama ortaklar. Fezlekeler geldi, bir türlü Meclis’e gelmiyor. Bakınız İzmir’den fezleke geldi. Fezleke adalet bakanlığına geliyor, kendisiyle ilgili. Adalet bakanlığı doğrudan Meclis’e gönderin diyor. O da alıyor savcı, Melis’e gönderiyor. Meclis, bize gelmeyecek adalet bakanlığına gidecek diyor. Kime gidecek arkadaşlar bu fezleke? Adalet Bakanlığı’nda bekleyen fezlekelerin üzerinde çalışıldığını, bazı bölümlerin bürokrasiye dağıtıldığını, ek savunmaların alındığını biliyoruz. O fezlekelerin içinde ne var, her bir satırını biliyoruz. Oynarsanız ne olacağını göreceksiniz. ‘Millet bunu affetmez’İstiyorlar ki AKP, bu fezlekeleri çöp sepetine atalım. Biz o fezlekeler, artık milletin vicdanındadır diyoruz. Millet bunu affetmez. Kul hakkı yiyeni bu millet affetmez. Elli kez recep Tayyip Erdoğan’a söyledim. Çık televizyonlara, ben kul hakkı yemedim de. Diyemiyor, diyemez. Yırtık ayakkabıyla girdin. Servete bakın. Ne yapacaksın sen bu kadar villayı? Çocuk sayısı belli. Millet başını sokacak yer bulamıyor, beyefendi “villa villa villa” deyip duruyor.Bir de milli irade hırsızlığından bahsediyorlar. Kenan Evren’in çıkardığı siyasi partiler yasası var. Bunun değişmesini istiyor. Kim istiyor? CHP istiyor. Darbe yasalarıyla bu ülke yönetilmesin istiyor. Vatandaşın önüne siyasi parti liderleri milletvekili listesi koymasın istiyor. Vatandaş gidiyor, A partisine oy veriyor, bir bakıyor milletvekili B partisi çıkarmış. Bu milli irade hırsızlığı değil mi? Diyor ki vatandaş, ben A Partisine oy verdim, ama hiç milletvekili çıkaramadı neden? Yüzde 10 barajı var. Bizim son seçimlerde çıkarmamız gereken 33 milletvekili AKP saflarında çıktı. Milli irade hırsızlığı işte budur. Sadece bu mu? Hayır. Yargı Türk milleti adına karar verir. Açın anayasa öyledir. Peki sen yargıya savcıya hakime müdahale ediyor musun? Ediyorsun.  Bütün milletimin bunu bilmesini isterim. Arkadaşlara dedim ki, bu dünyada büyük yolsuzluklar olmuştur. Bunların tablosunu bir çıkarın öğrenmiş olalım. Kimin hırsızı birinci onu bir görelim. Çıkardılar, 2003’ten Saddam 1 milyar dolar götürmüş, bunun 650 milyon doları sarayında bulunmuş Boston Müzesi’ni soymuşlar 1990’da, tabloları çalmışlar, değeri 300 milyon dolar. İngiltere’de güvenlik kasalarını soymuşlar 1987’de, 110 milyon dolar. Brezilya’da merkez bankası, 78 metrelik tünel kazmışlar 69 milyon dolar kazanmışlar. Hâlbuki bizimkiler gibi devleti soysalardı hiç başları ağrımayacaktı. ‘Rekorlar tarihine girecek bir soygun’Biz de sadece birinci operasyonda, tartışılan rakam götürüldüğü iddia edilen rakam 85 milyar Euro. Guinness rekorlar kitabına girecek bir soygun. Onun için diyorum zaten, dünya tarihinde böylesi görülmedi diye. Ne dedi onların  sözcüsü? Efendim bu rakam doğru değil.  Çalan sizsiniz rakamı açıklayın hep beraber öğrenelim. Ne diyorlardı? Büyük düşün, büyük götürüyorlar. O villaları alacaklar, yedi göbeklerini güvence altına alacaklar. Tütün üreticisi hakkını alamıyormuş, varsın hakkını alamasın diyor. Bu mu sadece? Sadece bu olsa, yolsuzluk var üzerine gidelim. Başka bir şey daha var. Gerçekten film yapılması gereken bir şey.21 Temmuz 2013. Recep Tayyip Erdoğan, müteahhidi arıyor. Diyor ki, “Ondan sonra bizim evde bir görüşme yapalım. Sen Faruk’a da söyle o da gelsin” Cemal Kalyoncu “Tamam Faruk’u alır gelirim diyor” Ve gidiyorlar. Görüşmenin konusunu öğreniyorlar. Sabah – ATV işini halledecekler. Sahibi kim? Çalık. Ama Çalık yok, kağıt üzerinde Çalık. Gazetelerin patronu o. Çağırıyor bunları, Çalık zor durumda biz bir şey yapmamız lazım. Oturuyorlar, nasıl biz bu işi çözeriz, buraya parayı nasıl aktarırız. Ve karar veriyorlar, bir grup müteahhide salma salacağız. Para alacağız, parayı aktaracağız, yeni şirkete koyacağız. Böylece bu işi çözeceğiz diyorlar.Binali Yıldırım, rakamlar büyük. Binali dersek yanlış olur, Milyon Ali dememiz lazım. Milyon Ali devreye giriyor, herkesten 10 bin 20 bin değil, milyonlar istiyor. Bakın fezleke bu.  Bazı devletten iş alanların ismini vereceğim.  Mehmet Cengiz, 100 milyon dolar veririm diyor. Celal Koloğlu 100 milyon dolar veririm diyor. Nihat Özdemir 100 milyon dolar, İbrahim Çeçen 100 milyon dolar. Ama üçüncü havaalanına dahil ederseniz 150 milyon dolara çıkarırım diyor. Sekiz iş adamından toplanan para, 630 milyon dolar. Niye Milyonali diyoruz? İşte bunun için.Kimin talimatıyla, Beyefendi'nin talimatıyla. Tabi kod adı orada başçalan değil Beyefendi olarak geçiyor. Savcı tabi başçalan yazamıyor.  Diyor ki Beyefendi ile görüşecek diyor. Nasıl bir plan yapılacaksa ben de size söylerim. Kim? Celal Koloğlu? Kim bu? İntes’in yönetim kurulu başkanı. Bütün yürekli düzgün çalışan, gerçekten uluslararası piyasalarda düzgün iş yapan bütün müteaahhit kardeşlerime sesleniyorum. Celal Koloğlu İntes’te yönetim kurulu başkanlığı yapamaz. Sizi satamaz. O görevden ayrılması lazım.Bakanlar gibi yapmasın. Ben müteahhidlerin ne kadar zor koşullarda görev yaptıklarını biliyorum. Ama Başbakan ve Binali’nin korumalığında, onun sözcülüğünü yapan birisi İntes’in başında olamaz.  Binali tabi topluyor bunlar, PTT’nin sosyal tesislerinde. Salmayı yapıyor, herkes bunu ödeyecek diyor. 8 iş adamından iki ay içinde diyor 630 milyon dolar para vereceksiniz diyor. Bunlardan birisi 30 milyon dolar ödüyor ve öbürü telefonda konuşurken söylüyor. Adnan’ı görmedin mi simsiyah olmuştu diyor. Hükümet istiyor. Zorla istiyor, hükümet. Versin mi vermesin mi? Birisi atlatmış ama. Çarşamba’ya veririm Cuma’ya veririm derken işi atlatmış.20 milyon dolar veren de “Dün gece uyuyamadım iki hap aldım” diyor. Ama işi toparlıyorlar, Mehmet Cengiz diyor ki “Ama hakikaten iyi bir şey oldu. Binali kalırsa yaşadık” diyor. Sen neymişsin be MilyonaAli. Haberimiz bile yokmuş senden.  Şimdi kalkmış bu, İzmir büyükşehir başkan adayı. MilyonAli sen İzmir’in sokaklarında hangi yüzle gezeceksin. MilyonAli kalacak, başçalan talimat verecek, ihaleler dağıtılacak.Önümüzdeki grup toplantısında, bu konuşmaların ses kayıtlarını size dinleteceğim.  Bazılarının canı sıkılıyor, “Kardeşim sen verdin ama sen ihale aldın. Ben ihale de almadım ben niye veriyorum bu parayı” diyor. Cümle aynen şöyle “Biz alıştık, bir hafta sonra gayet normal karşılarsın sende” diyor. Birisi de şunu söylüyor “Biz de o kadar keriz değiliz. Verilmesi gerekiyor da veriyoruz. O parayı dayol da bulmuyoruz ya” diyor.Bunlardan birisi de, söylediği şu “Ben eve geldim var ya, hanımın falan kimsenin yüzüne bakamadım. Soyundum yatağa girdim. Sabaha uyandım. Dün bana işkenceydi” diyor. Yine bu kişi “Türkiye duyarsa yer yerinden oynar” diyor. Türkiye duydu, dünya duydu. Ama başçalan ne diyor? Bize komplo kurdular diyor. Ne komplosu kardeşim? Malı götürüyorsun. 630 milyon dolar, Binali Yıldırım'ın koordinatörlüğünde para toplanıyor Sabah – ATV için. Bu gazeteler niye sabah akşam komplo iddialarını yayınlıyorlar? Sabah eski Sabah mı? ATV eski ATV’mi? Takvim eski Takvim mi? Başçalan’ın hizmetindeler. Artık sizin maskeniz inmiştir. Ar damarınız çatlamadıysa gazeteleri kapatın.Şunu da çıkardık. Bunlar 630 milyon verdiler güzel. Bunlara devlet ne kadar ihale verdi acaba? Bu firmalara 87 milyar 832 milyon liralık ihale verilmiş, 87 katrilyonluk ihale. Bunlardan birisi o kadar nakdim yok diyor, merak etme Ziraat Bankası’ndan ayarlarız diyor. Birisi söylüyor, bu parayı nasıl muhasabe de nasıl göstereceğim diyor. Türkiye’nin nasıl soyulduğunun artık bu milletin öğrenmesi lazım. Hırsızın kimliğini bu milletin öğrenmesi lazım. Başbakanlık koltuğunda oturan kişinin ihale dağıtan bir kişi olduğunu bu milletin artık öğrenmesi lazım.  Niye başçalan diyoruz? İşte bunun için diyoruz. İhale mevzuatı ne? Kamu ihale kurumu var değil mi? Hepsi hikaye. İhaleleri dağıtan bir başbakan. Bugün Sözcü’nün manşetinde var, ihaleyi almak için yüzde 10 verdim diyor. 'Millete açıkca küfrediliyor'Gazetelerden birinin yayın yönetmeni açıyor telefonu “Süleyman diyor, maaş ödeyeceğim iki milyon gönder” diyor. İş bu noktaya gelmiş arkadaşlar. Devlet yok ortada. Bir çete tarafından yönetilen bir Türkiye Cumhuriyeti var. O tapelerde göreceksiniz, millete açıkça küfrediliyor. Milletin de bilmem neyini ne yapacağız diyor. O kadar ki eminler ki kendilerinden.Ben Başbakan’a bir soru sordum. Oğlunun vakfı vardı biliyorsunuz. Adı TÜRGEV. Rüşvetin merkezi. İhaleyi veriyorsun, oğlum diyorsun git rüşveti TÜRGEV’e yatır diyorsun. Vakıflar Bankası’na gelen parayı sordum. 99 milyon dolar. Böyle bir para gelmiş mi, hesap numarasını da verdim. Tık yok. Oysa bir şey söylesek yıldırım hızıyla cevap verir. Kendisine soruyorum neden konuşmuyorsun sen? Rüşvet mi bağış mı nedir bu para öğrenelim.Bu paranın derhal MASAK’a bildirilmesi gerekirdi. Bildirilmiş mi? Benim bildiğim kadarıyla bildirilmedi. Niye bildirilmiyor? Üç sen buna bakanlar kurulunda vergi muafiyeti verdin. Ne yaptı ki muafiyet verdin? Hangi gerekçeyle verdin. Senin çocuğunun vakfı diye mi verdin? Bütün bu olayların içinde, Bilal Erdoğan’ın da özel bir rolü var. görüşmesi var. onları da size dinleteceğim. Hırsızı görmeniz için, bilmeniz için.Madem ki TÜRGEV bakanlar kurulunda kamu yararına çalışan bir vakıf, niye hesaplarını gizliyorsunuz? Şimdi soruyorum 99 milyon dolar, paranın tamamının 200 milyon dolar, lira olduğu söyleniyor. Hangi kurumlar TÜRGEV’e ne kadar bağış yaptılar. Bir açıklasın bakalım. Konuşmuyorlar, sözcüleri de konuşmuyor. Grup başkanvekillerinden istirham ediyorum, bu soruların tamamını Meclis kürsüsünden dile getireceksiniz. Biz şu fezlekeleri de dağıtacağız size. Buradaki tapelerin tamamını aktaracaksınız. AKP’li milletvekilleri dinlesin. Vicdanları sızlıyor mu sızlamıyor mu? Kendilerine tuzluk diyen adamın arkasından hala gidecekler mi gitmeyecekler mi? 'Ali İsmail Korkmaz davasını yakından izliyoruz'Allah büyük arkadaşlar. Hata yapan birisinin veya devleti soyan birisinin hata yaptığı zaman, itiraf yaptığı zaman Allah büyüktür deriz. TOKİ’nin bir broşürü var “Umudun ve güvenin adı” diyor TOKİ.  Önsözü yazmış Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Sonuna kadar, son nefesimize kadar sorumluluk bilinciyle çalıyoruz” bundan güzel itiraf olur mu? TOKİ’nin yayını bu. Devlet soyuluyor. Kadınlar burada, tütün üreticileri burada. Hep beraber bütün köylerde beldelerde mahallelerde bu yolsuzluğu anlatacağız. Sizin cebinizde Recep Tayyip Erdoğan’ın eli var.Temel’e sormuşlar, arka cebinde parası çalınmış. Yahu fark ettim ama benim elim miydi, başkasının eli miydi onu anlayamadım demiş. Başçalan’ın bir özelliği var biliyorsunuz. Yalan söyleyenden başbakan olamaz diye. İçerde alıştık buna. Ama bir ülkenin başbakanını yabancı bir ülkenin büyükelçisi yalanlarsa orada dur deriz. Başbakan’ı başka bir büyükelçi yalanlamamalı.7 Haziran  2013 Gezi eylemleri var. Yurttaşlarımız ölmüş. Burada Ali İsmail Korkmaz’ın davasını yakından izliyoruz. Onu söyleyeyim. Bütün anne ve babalara sesleniyorum. Çocuğunuzun sopalarla dövülüp öldürülmesini istemiyorsanız, bu davayı unutmayın. Yoksul bir ailenin çocuğu. Üniversitede okuyor. Her gencin yaptığı gibi o da eylemlere katılmış. Sokak ortasında sopalarla tekmelerle siz bu çocuğu katlediyorsunuz. Soruyorlar gazeteciler, başçalan’a soruyorlar. Diyorlar ki “Ali İsmail Korkmaz davasında ne söyleyeceksiniz” Yargıya intikal etti bir şey diyemem diyor.Yolsuzluk operasyonunda, savcıyı görevden alındı, emniyet müdürün telefon etti, müsteşarın telefon etti. Çifte standardı görün. Bu ülkede hiç kimsenin çocuğunun sopalarla öldürülmesini istemeyiz. Gezi olaylarında gençler ölüyor, herkes eleştiriyor. O da çıkmış “efendim o bizim ülkemize özgü değil ki, Wall Street’te 17 kiişi öldü” diyor. Tak, ABD Büyükelçiliği eylem oldu ama kimse ölmedi diyor. Senin bir sürü danışmanın var. seni nasıl kalkar da büyükelçi yalanlar. Daha geçen Salı günü grupta konuşuyor birisi bir şeyler söyleyince “Evet diyor, İngiltere’de Cameron da gazeteleri kapattı” diyor. Büyükelçi hiçbir gazete kapatılmamıştır dedi. Nasıl utanmıyorsun sen? 'Gittiği her yerde fırça yiyor'Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. Asla karamsar olmayacağız. Bu arada başçalanın zaman zaman aşağıladığı, fırçaladığı bir bakan var. Bursa’da konuşmuş “Efendim diyor biz şu kadar milyon çalışana emekliye maaş veriyoruz. Ak Parti giderse gelecek hiçbir hükümet üç ay bile maaş ödeyemez”  Yani şunu söylemek istiyor. “Biz gidersek tümüyle soyup gideceğiz gelenlere bir şey kalmayacak” diyor. Ne yaparsan yap. Sen millete şantaj mı yapıyorsun? Maaş ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. İşçinin parası ödenecek, senin ödediğinden fazla ödenecek. Neden daha fazla ödenecek? Çünkü biz kul hakkı yemeyiz.Not geldi,  yolsuzluklara değinince TRT kesmiş. TRT zaten bunları yayınlayamaz ki, ne fark eder. Bunları biliyoruz. Milletin parasıyla yayın yapıyor onu da biliyoruz. Orada da hortum mekanizmaları var. Onların ki küçük. AK Partili bir vekil “Erdoğan Allah’ın bütün vasıflarını üzerine toplamış” diyor. Eğer sen Başçalan’ın kimin vasıflarını üzerinde topladığını öğrenmek istiyorsan şeytana bakacaksın. Kahramanmaraş’ta 16 yaşında bir çocuk bakkaldan 27 lira çalıyor. Hapse atılacak, 27 ay hapis cezasıyla. Ben merak ediyorum. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. 27 lira aldı diye, 16 yaşındaki bir çocuğa 27 ay hapis cezası veriyorsunuz. 85 milyar Euro’yu götüren neden ortada geziyor? Bu millet bunları unutmayacak. Asla karamsar olmayacağız, beraber olacağız. Birlik içinde olacağız.  Erdoğan istediği kadar gezsin. Gittiği her yerde fırça yiyor. İstersen binlerce korumayla git. Senin değerin artık sıfır. Millet rahat bir nefes alsın.
Sanatçıların Ses Oktavları
Öncelikle OKTAV nedir?      Bir notanın 7 nota inceltilerek elde edilen ince sesine kadar ki bölümü bir oktavdır. Oktav ve ses farklıdır. Örneğin Mariah Carey'in sesi 7 oktav değildir.5 oktavdır (5,2 oktav). Piyanoda 2. aralıktaki mi sesinden, 7.aralıktaki sol diyez sesine kadar çıkabilmektedir. Burada (E2-G#7) ses aralığı için en son çıkartabildiği sesin Piyanonun 7. aralığında olması, sesin 7 oktav olması anlamına gelmez. Çünkü çıkartabildiği en kalın ses piyanonun 2. aralığındadır. Yani sesi 7 - 2 = 5 oktavdır. Ayrıca, Mariah Carey'in sesi 2. aralıkta (G#)sol diyez notasından değil de, daha geride bulunan (E) mi notasından başladığına göre sesi 5'den yukarı yani 5,2 oktavdır.     Gelelim Sanatçıların gerçek ses oktavlarına.
Nereye Gidiyor Bu Hologram Teknolojisi?
Filmlerde sıkça kullanılan hologramların bir gün gerçek olacağına hep inandık. Bugün bu hayale yakınız ama sahnelerin tam anlamıyla gerçek olmasına daha zaman var. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Outwork’ün kurucusu Cengiz Ayyıldız ve ekibi, dünyada ilk olacak bir proje üzerinde çalışıyor. Yıldız Savaşları’nda Prenses Leia’nın, sanal görüntü transferiyle “bana yardım et Obi-Wan” dediği günden bu yana, bilimkurgu filmlerinin en heyecan verici unsurlarından birisi hologram teknolojisi oldu. Sayısız filmde kullanılan hologramların bir gün gerçek olacağına hep inandık. Bugün bu hayale yakınız, ama film sahnelerinin tam anlamıyla gerçek olmasına daha zaman var. Teknoloji tabanlı etkinlik yönetimi şirketi Outwork’ün kurucusu Cengiz Ayyıldız’a göre Yıldız Savaşları’ndaki gibi hologram görüntü yapmak bugünün teknolojisinde mümkün değil: “Işığın yapısından dolayı dijital görüntüyü mutlaka bir yüzey üzerine yansıtmanız gerekiyor. Bu, gözle görülmeyecek kadar ince bir perde, şeffaf bir yüzey, buhar veya su olabilir. Ama bir taşıyıcı yüzey şart.” İstanbul merkezli şirketin kurucusu Ayyıldız, lisans eğitimini Doğuş Üniversitesi, MBA eğitimini ise Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yapmış genç bir girişimci. Eğitiminin ilk yıllarından itibaren profesyonel çalışma hayatına adım atmayı hayal etmiş. Fark oluşturacak bir alana yönelmek isteyen Ayyıldız, 3 boyutlu görüntü sistemleri ve hologramlara merak salmış ve bu alanda etkinlik projeleri geliştirmek üzere Outwork’ü kurmuş. 2008’de kurulan şirket için gereken teknoloji tedarikini Polyvision sağlıyor, onun başında da kuzeni Aret Yıldız var. Cengiz Ayyıldız, piyasada şimdilik rakipsiz olduklarını ifade ederken, memnuniyetini gizlemiyor: “Türkiye’de bu alanda bizden başka, bu kadar büyük ölçekte iş yapan başka bir şirket yok. Bu işe çok emek verdik. Hologram ve görüntü işini beş senedir yapıyoruz ama araştırmalara uzun yıllar önce başladık. Danimarkalı holografik teknoloji şirketi Vizoo’nun Türkiye distribütörlüğünü aldık. Ama sadece ürün tedarik etmedik, Türkiye’deki ilk hologram defile, ilk indoor 3D mapping gibi projeler yaptık. 3D zemin grafik sanatçısı Kurt Wenner’ı Vestel için Türkiye’ye getirdik. Farklı neler yapabilirsiniz sorusuna doğru cevap veren 16 kişilik bir ekibimiz var. Çok özel talepler gelmesi durumunda dışarıdan da destek alıyoruz.” Hologram görüntü son yıllarda dünyanın çeşitli şov ve etkinliklerinde etkileyici biçimde kullanılan bir teknoloji. 2012’de Amerika’da düzenlenen Coachella müzik festivalinde, bundan 15 yıl önce hayatını kaybeden şarkıcı Tupac’ın sahnede Snoop Dog’la sanal düet yapması çok ses getirmişti. Burberry ve Diesel gibi moda markaları bu teknolojiyi defilelerinde uyguladı. Japonya’da ise Hatsune Miku adlı sanal animasyon karakterinin verdiği hologram konserler ise büyük ilgi gördü. “Dünyada iki tür hologram teknolojisi var, biz Free Format adlı teknolojiyi kullanıyoruz. Yeşil veya mavi fon önünde çekilen görüntüler veya animasyonlar, özel olarak ışıklandırılmış bir ortamda, gözle kolay görünmeyen holografik bir perdeye yansıtılıyor. Perdedeki görüntüler belirli bir mesafeden izlendiğinde holografik olarak görünüyor. Gerçekte 2 boyutlu bir görüntü izliyoruz, ama özel ışıklandırma, derinlik algısı ve göz yanılmasından dolayı sanki 3 boyutluymuş gibi algılıyoruz.” diyor Ayyıldız. Başbakan Erdoğan’ın İzmir’deki hologramlı parti toplantısını da organize eden Ayyıldız’ın belirttiğine göre çekim için yaklaşık 1 gün, post prodüksiyon içinse 2-3 gün harcanmış. Gösterilen ilgiye oldukça şaşırmış: “Çekimler esnasında gerek Başbakan gerekse ekibi oldukça rahattı. Bunun benzeri çok etkinlik yaptık ama bu teknolojinin Başbakan tarafından kullanılması büyük ilgi çekti. Bu projenin o hafta dünyada en çok konuşulan haberlerden birisi olacağını hiç tahmin etmiyorduk.” Siyasilerin hologramı kullanması yeni yeni yaygınlaşan bir durum. Bu teknolojiyi dünyada ilk kullanan politikacı Hindistan’ın Gujarat eyaleti başkanı Narendra Modi olmuştu. 53 ayrı organizasyonda bu teknolojiyi kullanan Modi, Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Kapısında hologram mankenin hoş geldiniz dediği ve bir bilimkurgu film şirketinin stüdyosunu andıran ofisinde konuştuğumuz Ayyıldız, “Peki nereye gidiyor bu hologram teknolojisi?” sorusu karşısında oldukça heyecanlanıyor: “Bu teknolojinin ucu bucağı yok. Şimdiye kadar hep mevcut teknolojiler üzerinde bir şeyler yapalım dedik ama şimdi yeni teknolojileri geliştirelim istiyoruz. Outwork ve Provision olarak üzerinde çalıştığımız bir projemiz var ve bu dünyada ilk olacak. Stereoskopik Hologram adı verilen bir teknikle 3 boyutlu televizyon veya sinemada aktif gözlüklerle izlediğimiz görüntüyü holografik olarak oluşturacağız. İzleyici üzerinde çok büyük etkisi olacak. Bir de yedi farklı ilde aynı anda yayınlanacak hologram konser projemiz var.” Bir girişimci olarak Ayyıldız’ın gençlere de tavsiyesi var: “Türkiye’de girişimcilik kolay değil. Üç önemli özellik şart; cesaret, sabır ve uzun vadeli hedef. Bu bir maraton, mutlaka engeller çıkacaktır, yılmamak gerekiyor. Rekabetin olmadığı yerlerde daha hızlı büyümek mümkün. Bu işlere girdiğimizde ilktik ve hâlâ tekiz. Bu tip alanları keşfetmek gerek.” DENİZ ERGÜREL - İSTANBUL