Çağlayan Adliyesi Haberleri

Çağlayan Adliyesi ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Çağlayan Adliyesi ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Perinçek’e Tahliye Veli Küçük’e Ret!
Mahkemeler 19 Ergenekon sanığının tahliyesine karar verdi. Tahliyesine karar verilen son isimlerden biri Doğu Perinçek. Veli Küçük dahil 7 sanığın tahliye talebi ise reddedildi. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Anayasa Mahkemesi'nin 'hak ihlâli' kararı üzerine 7 Mart Cuma akşamı Silivri Cezaevi'nden çıkarken, Ergenekon davasının diğer sanıkları için de tahliyeler gündemdeydi. Özel Yetkili Mahkemeleri kaldıran ve tutukluluk süresini 7,5 yıldan 5 yıla indiren yasanın cuma günü yürürlüğe girmesiyle, 5 yılı aşkın süredir cezaevide bulunan tutukluların tahliyesine kesin gözüyle bakılıyordu. Zira cuma günü birkçok davada benzer tahliye kararları çıkmıştı. Ancak, 13. Ağır Ceza Mahkemesi bugün sürpriz bir karar verdi. Veli Küçük, Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Sedat Peker, Mustafa Levent Göktaş'ın da aralarında olduğu Ergenekon davası sanığı 33 kişinin tahliye taleplerini reddetti. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Özel Yetkili Mahkemeleri kaldıran yasanın anayasaya aykırı olduğunu, bu konudaki kararın HSYK tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Özese, bu konuda Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını açıkladı. Diğer mahkemelerden tahliye kararları Bu karardan kısa bir süre sonra, 13. Ağır Ceza'nın 'tahliye talebi reddedildi' diye açıkladığı isimlerden Tuncay Özkan, Levent Göktaş ve Sedat Peker için tahliye kararı açıklandı. Bu kararı 21. Ağır Ceza Mahkemesi verdi. Mahkeme Tuncay Özkan ve Levent Göktaş'a yurtdışı yasağı koyarken, Sedat Peker'e aldığı ceza miktarını dikkate alarak yasak koymadı. Ardından tahliye taleplerini inceleyen çeşitli mahkemelerden peş peşe tahliye kararları çıktı. Eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Emekli Org. Hasan Iğsız, Alaaddin Sevim, Danıştay saldırısı sanığı Alpaslan Aslan, Albay Dursun Çiçek, Eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Kemal Kerinçsiz, Yalçın Küçük, Teğmen Mehmet Ali Çelebi. gazeteci Merdan Yanardağ, Mehmet Demirtaş, Hikmet Çiçek ve Hasan Atilla Uğur için tahliye kararı verildi. Aralarında Veli Küçük'ün de bulunduğu 7 sanığın tahliye talepleri ise reddedildi. Aslan ve Çiçek cezaevinden çıkamayacak Dursun Çiçek, Balyoz davasından hüküm giydiği için, Alpaslan Aslan da 3 davadan kesinleşmiş toplam 4 yıl 2 ay cezası olduğu için cezaevinden çıkamayacak. Aslan'ın avukatı, bu cezanın yattığı süreden düşülmesini isteyeceğini açıkladı. İlk Tuncay Özkan tahliye oldu Silivri Cezaevinden ilk çıkan isim 1994 gün sonra tahliye olan Ergenekon sanığı Tuncay Özkan oldu. Özkan çıkışta yaptığı açıklamada, '6 yıl sonra zulmün bittiği, özgürlüğe kavuşytuğumuz bir gün olmasını çok isterdim. 6 yıl boyunca çektiğimiz sıkıntıların, gündem olmasını isterdim. Biz kin, husumet, öç alma duygusu içinde asla değiliz' dedi. Tuncay Özkan 1996'dan 2007'ye kadar 5 kez suikast girişimine uğradığını, 2007'de de öldürülmediği için hapse atıldığını söyledi. 'Bugün çıkarken dahi, aldıkları tavır ibretliktir, şeytanla yatağa girdiler, çarpılarak çıktılar' diye konuştu. Bozdağ: HSYK'yı göreve çağırıyorum Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ergenekon mahkemesinin kararına ilişkin açıklamada, 'İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, kaldırılmış bir mahkemedir. Ortada olmayan bir mahkeme var. Burada görevli hakim ve savcıların görevleri sona ermiştir. Bunlar sadece ellerinde bulunan dosyaları devredebilirler. Bu işlemleri yapabilirler. Karar verme yetkileri yoktur. HSYK'yı göreve çağırıyorum' dedi. Mahkemenin ısrarı 13- Ağır Ceza Mahkemesi, davaya bakan mahkeme. Tahliye talepleri için yetkinin kendisinde olduğunu söylüyor. Sanık avukatları ise, 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin artık yok hükmünde olduğunu, tahliye taleplerinin nöbetçi mahkemelerce karara bağlanması gerektiğini savunuyor. Sanık avukatlarından Celal Ülgen, ilginç bir iddiada bulundu. Ülgen, hafta sonu 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin infaz koruma memurları aracılığıyla Ergenekon sanıkları tek tek tahliye dilekçesi topladığını iddia etti. Ve bu dilekçeler ışığında tahliye taleplerini reddettiği söyledi. Ülgen 'Biz avukatlar olarak mahkemeye böyle bir başvuruda bulunmadık. Bu mahkeme kanunla kaldırıldı. Mahkeme kanuna direniyor. Beni HSYK kurdu o kaldırsın nasıl der? Artık tarihe gömüldüler. Bunlar sadece direnmedir. Bu bir darbedir. Darbeyi yargılayanlar darbe yapmaya çalışıyor. Bazı nöbetçil mahkemeler de tahlliye taleplerine direnebilir.' dedi. Ülgen, tahliyelerle ilgili bir sorun yaşanmayacağını savundu. 'Sorun çıkması için legal bir kurum olmalıdır karşı tarafta. Legal bir kurum yok. Onun için verilen kararın kıymet-i harbiyesi yok' diye konuştu. Al Jazeera'nin görüşünü aldığı bir savcı ise, özel yetkili mahkemelere ellerindeki dosyaları teslim etmeleri için 15 gün süre tanındığını, bu süre içinde yetkinin de kendilerinde olduğunu söyledi. 13. Ağır Ceza'nın 'hayır' dediği isimler Mustafa Levent Göktaş, Mehmet Fikri Karadağ, Özkan Kurt, Ulaş Özel, İsmail Sağır, Mehmet Demirtaş, Hasan Ataman Yıldırım, Levent Ersöz, Muzaffer Tekin, Sedat Peker, Boğaç Kaan Murathan, Semih Tufan Gülaltay, Veli Küçük, Fikret Emek, Kemal Kerinçsiz, Serdar Öztürk, Yalçın Küçük, Aykut Metin Şükre, Ergün Poyraz, İbrahim Şahin, Kemal Aydın, Doğu Perinçek, Mehmet Bedri Gültekin, Turhan Özlü, Erkan Önsel, Hikmet Çiçek, Mehmet Deniz Yıldırım, Hasan Atilla Uğur, Tuncay Özkan, Durmuş Ali Özoğlu, Memet Zekeriya Öztürk, İsmail Yıldız, Oktay Yıldırım. Hukukçuların görüşü: Mete Göktürk - Eski Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı: 'Özel yetkili mahkemeler kalkınca bu davalar ağır ceza mahkemelerine devredildi. İki mahkemenin aynı suçlara farklı kararlar verebildiğini görüyoruz. Tam bir hukuk karmaşası hakim. Bu kararlara itiraz etmek hâlâ mümkün. Tahliye kararı verilenler çıkacaktır, asıl mağdur olanlar tahliye kararı verilmeyenler.' Yusuf Utku Tekayak - Ergenekon davasından 10 yıl hapis cezası alan Sedat Peker’in avukatı: 'Özel yetkili mahkemeler kalkınca, 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisi kalmadı. Artık incelemeleri yapacak olan diğer mahkemeler. 13. Ağır Ceza hâlâ görevli olduğunu söyleyip tahliyeleri reddediyor; ama bunun çözümü başka bir mahkemeyle alakalı değil. Kararı Yargıtay verir. 13. Ağır Ceza’nın tahliyesini reddettiği kişiler de itiraz hakkını kullanmalı. Tutukluluk süresinin 5 yıla inmesiyle zaten 13. Ağır Ceza kendiliğinden tahliye kararı vermeliydi. Burada bir hukuksuzluk var. Anayasa’yı ihlâl ediyor.' Süreç Başbuğ'un tahliyesi ile başlamıştı Mahkemelere, yeni yasanın yanı sıra, İlker Başbuğ'un tahliye gerekçesine atıfta bulunarak yapılan başvurular da vardı. Anayasa Mahkemesi, davada 5 Ağustos'ta açıklanan kararın gerekçesinin hâlâ yazılmadığına, bu nedenle temyiz yolunun kullanılamadığına dikkat çekmişti. Sanık avukatları dilekçelerinde, 'Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlâl edildiği' yönündeki yüksek mahkeme kararının tüm sanıkları ilgilendirdiğini, Başbuğ için verilen tahliye gerekçelerinin kendileri için de geçerli olduğunu belirtti. Cuma gününden itibaren İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne bu iki gerekçeyle tahliye talebinde bulunanların sayısı 30'u geçti. Bu isimler arasında Yalçın Küçük, Sedat Peker ve Teğmen Mehmet Ali Çelebi de var. 5 yılı aşkın süredir cezaevinde olan ve müebbet hapis cezası alan gazeteci Tuncay Özkan, yine müebbet alan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, emekli Albay Hasan Atilla Uğur, Muzaffer Tekin, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Hikmet Çiçek, Mehmet Demirtaş ve Oktay Yıldırım da daha önce tahliye talebinde bulunmuştu. Tutukluluk süresini 5 yıla indiren yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, ilk tahliye olan isim, Hrant Dink cinayeti davası sanığı Erhan Tuncel'di. 8 Mart Cumartesi günü de, Zirve Yayınevi cinayetleriyle ilgili davanın beş sanığı tahliye edilmişti. aljazeera.com.tr
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Köşk seçimini almaya yeter mi bilmiyorum ama ilk defa bu kadar büyük koalisyon kuruldu.. Solun en ucuyla sağın en ucu aynı safta buluştu.. Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek konusunda anlaştılar.. Türkiye için yeni bir durum.. Aslında hem yeni hem ileri bir durum.. İleri durum çünkü siyasi tarihimizde bu derece büyük koalisyon yok.. İktidar ne kadar aldırış etmiyormuş gibi gözükse de belli ki içten içe sinirleniyor.. İktidar yanlıları, PKK’dan ayrılmış, DHKP-C’den kopmuş isimler tarafından kurulan Devrimci Halk Partisi ile MHP nasıl olur da aynı çatı altına girer diye veriyor, veriştiriyor.. TGB ile BBP’nin aynı safta olmasına şaşıyorlar.. Taraftarlarına ‘ilkesizlik’ olarak pazarlıyorlar.. Eski Türkiye’nin bekçiliği olarak sunmaya çalışıyorlar..
Savcı Zekeriya Öz'den Erdoğan ve Ala Hakkında Suç Duyurusu
Bolu Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne giderek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala hakkında suç duyurusunda bulundu. Çıkışka açıklama yapan Öz, geçmişte hukuka aykırı hiçbir işlem yapmadıklarını söyledi. Ergenekon Terör Örgütü'nün de savcılığını yapan Zekeriya Öz, adliyeye avukatı ile birlikte geldi. 'Kanunsuz hiçbir işlem yapmadık.' diyen Öz, 'Kaçtı, göçtü tarzında hakkımızda alçakça iddialar var. Kahraman polisler kaçmadığı gibi biz buradayız.' ifadelerini kullandı. Zaman
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Türkiye’de gazetecilik yapıyorsanız ve uzmanlık alanınız penguenler değilse, vaktinizin önemli bölümü adliyede geçer.Ben de gide gele adliyelere aşina oldum.Çağlayan Adliyesi, Ankara Adliyesi’ne göre daha yeni ve modern bir bina…Ankara, basık ve kasvetlidir; Çağlayan yüksek ve ferah…Girişteki Adalet Tanrıçası etkileyici… Başsavcılık makamı, herhangi bir bakanınkini aratmayan görkemde… Savcıların odaları sade döşenmiş; o tozlu raflardan, ucu kıvrık kâğıtlarla dolu dosyalardan, gürültüyle takırdayan daktilolardan eser yok.Dosyalar flash disklerde geliyor. İfadeler bilgisayarda alınıyor. Mübaşirinden sekreterine kadar herkes kibar, güler yüzlü…Değişmeyen tek şey, yazmanın suç olması…Yani zarf yenilenmiş, mazruf aynı…
'Ergenekon Kumpas mı’ Soruşturması
Ergenekon’da kumpas iddiaları için savcı Mesut Erdinç Bayhan görevlendirildi. Savcı Bayhan soruşturmada ihbar maillerinin kaynağını araştıracak ve 31 gizli tanığı da yeniden dinleyecek.Ümraniye’de 2007 yılında bir gecekondunun çatı katında el bombalarının bulunmasıyla başlayan Ergenekon soruşturmasında 275 sanık yargılanmış ve 2013 Ağustos’ta mahkemeden ağır hapis cezaları çıkmıştı. Dava boyunca sanıklar ve avukatları soruşturmaya dayanak olan e-mailler, gizli tanıklar ve aramalarda bulunan belgelerle ilgili itirazlarda bulunmuş ve ‘kumpas’ iddialarını gündeme getirmişti. Sanık avukatları 31 gizli tanıktan çoğunun daha önce örgüt davalarında hüküm giymiş olan kişiler ve bazı emniyet personelinden oluştuğunu ve yanlı beyanlarda bulunduğunu öne sürmüştü. Avukatlar e-maillerin aynı kaynaktan gönderildiğini savunurken, belgelerin de sahte olduğu ve bilgisayarlara sonradan yüklendiğini söylemişti.E-maillere incelemeDavadaki tüm bu iddiaların İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mesut Erdinç Bayhan tarafından incelendiği ortaya çıktı. Savcı Bayhan, daha önce Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Fikret Seçen, Mehmet Ali Pekgüzel veNihat Taşkın tarafından ifadelerine başvuran gizli tanıkları yeniden dinleyecek. Savcı Bayhan, ihbarların hangi kaynaktan ve kimler tarafından gönderildiğini de araştıracak. Avukat Figen Kocaağalar’ın 2012’de gündeme getirdiği bazı emniyet müdürleri ve eşlerinin de olduğu bir ortamda emekli Albay Levent Göktaş’ın ofisine CD konulduğu ve tutuklanacağının konuşulduğu yönündeki iddiası da incelenecek. Soruşturmada bugüne kadar, Levent Bektaş, Mustafa Levent Göktaş, Kemal Kerinçsiz, Hasan Ataman Yıldırım ile avukat Nevzat Güleşen’in de ifadelerine başvuruldu. Davanın avukatların Hüseyin Ersöz, maillerin kaynağına ulaşıldığı takdirde askerlere yönelik komploları kurgulayanların ortaya çıkacağını söyledi. Doğan bugün ifade verecekBalyoz’da kumpas iddialarıyla ilgili soruşturmayı da savcı Gökalp Kürkçü yürütüyor. Balyoz davasının en önemli sanığı eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan da ifade verecek isimler arasında. Doğan’ın bugün Çağlayan Adliyesi’ne giderek ifade vereceği belirtildi.PKK’yla çatışan savcı!Savcı Bayhan, TSK’da görevli bazı personel ile Doğu Perinçek’in de aralarında olduğu 91 kişi hakkındaki Karargahevleri soruşturmasında takipsizlik kararını vermişti. Bayhan, asteğmen olarak askerliğini yaptığıSiirt’te, 17 yıl önce PKK’lılarla girdiği çatışmada ağır yaralanmış, sakat kalmadığı için devlet madalyası almamıştı.ÇAĞDAŞ ULUS / ÖZEL HABER
Otizmli Olduğu İçin Okula Alınmayan Ozan'ın Annesi 3 Aralık'ta AİHM'in Önünde
3 yıl önce 'otizmli' olduğu için özel bir okula alınmayan 8 yaşındaki Ozan Sanlısoy'un AİHM'de devam eden davasına dikkat çekmek isteyen annesi avukat Sedef Erken, Strasbourg'da Yüksek Mahkeme''nin önünde bir 'çocuk çadırı' kurmaya hazırlanıyor.'Otizmli' olduğu için 3 yıl önce özel bir okulun anaokulu bölümüne alınmayan Ozan Sanlısoy'un (8) ailesi, okul yöneticileri hakkında 'Eğitimde ayrımcılık ve eğitim hakkının engellenmesi' davası açılması için suç duyurusunda bulundu. Savcılığın takipsizlik kararı vermesinin ardından Ağır Ceza Mahkemesi'ne itiraz eden aile, yine red yanıtı aldı. Bunun üzerine aile, küçük Ozan adına AİHM'de 'Eğitim hakkının ihlali ve ayrımcılık' nedeniyle başvuruda bulundu. AİHM de davayı öncelikli dava olarak kabul etti. Davanın artık sonuç aşamasına geldiğini söyleyen anne Sedef Erken, davaya dikkat çekmek için Strasbourg'daki AİHM binası önünde 'çocuk çadırı' kurup basın açıklaması yapacak. Strasbourg'a gitme hazırlıkları ile uğraşan Sedef Erken, DHA'nın sorularını yanıtladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduklarını ve 1,5 yıl beklediklerini belirten Erken, 'Fakat daha sonra dosya ile ilgili öncelik kararı çıktı. Hem çocukla hem de eğitimle ilgili bir konu olduğu için hem de engelli hakları ile ilgili olduğu için sanıyorum. Bize bazı sorular gönderildi. Adalet Bakanlığı'na aynı şekilde sorular gönderildi. Dilekçeler safhası başladı. Bu yazın sonuna doğru bu safhalar bitti. Dava artık karar aşamasına geldi. Bu süreçlerde maddi ve manevi zorluklar yaşadık. Bizim dışımızdaki pek çok aile aynı zorlukları yaşıyor olmasına rağmen, bu yollara başvuramıyorlar. Haklı olarak. Ben avukat olmama rağmen bu konuda çok sıkıntılar yaşadım' dedi.  'Önümüzdeki yıl 3. sınıfta olacak. Oradan itibaren başımıza neler gelecek bilemiyoruz'Ozan'ın şu anda bir devlet okulunda eğitim gördüğü anlatan Sedef Erken, 'Okulda kendisine dair eğitimi alamıyor. Öğretmenin otizm konusunda hiçbir bilgisi yok. Bu bilgileri aktarmaya çalıştığınızda da okulların genel eğitimle ilgili sorunlarını aşıp, onlardan sonra sizin çocuğunuz için ayrıca bir servis vermeye ne vakitleri, ne istekleri, ne azimleri var. Bunların hiçbiri yok. Ozan okulda sadece sosyalleşiyor. Zaten ozan ilkokul 1 ve 2'de göreceği konuları okula gitmediği bir yılda evde okuma yazmayı sökerek, basit matematik işlemlerini kendi kendine öğrenerek gerçekleştirmişti. Önümüzdeki yıl 3. sınıfta olacak. Oradan itibaren başımıza neler gelecek bilemiyoruz. Yaşayıp göreceğiz' diye konuştu. AİHM önüne çocuk çadırı kuracakErken, AİHM önünde yapacağı basın açıklaması ile ilgili de şunları söyledi: 'Bu dava belli bir noktadan sonra otizmli çocukların eğitim hakları adına bir emsal dava noktasında. Dolayısıyla da, bu bizim için bir sorumluluk, bir görev haline geldi. Bu görevin bir devamı olarak gördüğümüz Avrupa kamuoyunda da çocuklarımızın eğitim haklarının bu şekilde sorunlu olduğunu duyurma eylemi diyebiliriz buna. Burada çok pasifist bir duruş olacak. Hani kucağımda bir ayıcıkla, yanımda bir çocuk çadırıyla bir basın açıklaması okuyacağım özet olarak. Ama amaç burada hem AİHM'in fark etmesini hem Avrupa'daki otizm derneklerinin bu davaya yoğun temasını sağlamak. Avrupa'da bizim yaşadığımız sorunlara benzer sorunlar yaşamıyorlar. Yıllar önce işin bu kısmını çözmüşler. Orada bunu dile getirmek ve çocuklarımızın sesini biraz daha yüksetmek amaç. Gitmeden önce Çağlayan Adliyesi önünde de benzer bir basın açıklaması yapıp, burada da basında sesimizi duyurmaya çalışacağız. Otizm Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri M. İrem Afşin de davayı başından beri takip ettiklerinin altını çizerek, 'Sadece Ozan'ın eğitim hakkı için değil, Türkiye'deki diğer otizmli çocukların standart eğitim sürecini sürdürebilmeleri için çok ciddi bir emsal teşkil edeceğini düşünüyoruz davadan çıkacak olumlu, bizim lehimize bir kararın... Genel anlamda baktığınızda, eğitim otizmli bireyler için tedavi anlamına gelebilecek bir noktada. Bizim erken teşhis ve özel eğitimden başlayarak kaynaştırma süreci ve devamındaki mesleki eğitimler dahil olmak üzere çok ciddi eğitim problemlerimiz var' dedi.Ali Gündoğan, DHA
16 Yıldır Süren Pınar Selek Davasının Yeni Duruşması 5 Aralık'ta
Hâlâ Tanığız Platformu, Sosyolog/Yazar Pınar Selek'in 5 Aralık Cuma günü saat 10.00'da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı.Hâlâ Tanığız Platformu, Sosyolog/Yazar Pınar Selek'in 5 Aralık Cuma günü saat 10.00'da görülecek duruşmasına katılım çağrısı yaptı.Platformun açıklaması şöyle:'On altı yıldır süren, on altı yıldır süründürülen Pınar Selek davasında yeni bir duraktayız.Sosyolog yazar Pınar Selek’in yargılandığı, Türkiye ve dünya kamuoyunun yakından izlediği davada, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin müebbet hapis kararını bozmasının ardından yargılama yeniden başlamıştı. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi 3 Ekim’de görülen duruşmada Yargıtay bozma kararına uyarak Pınar Selek hakkında verilmiş olan mahkumiyet kararını ortadan kaldırdı.Yargıtay bozma kararı ve mevcut delil durumunu da göz önünde bulundurduğunu belirten mahkeme heyeti, Pınar Selek hakkındaki yakalama kararını da kaldırdı.Hatırlanacağı üzere, önceki duruşmada mahkeme heyeti Savcılık makamının mütalaasını hazırlaması için süre vermişti. 5 Aralık Cuma günü 10:00’da görülecek duruşmada, Savcılık makamının davaya ilişkin mütalaası ve talepleri açıklanacak.Bizler de 09:30’da yurtdışından gelen izleme heyeti ile birlikte bir kez daha Çağlayan Adliyesi önünde olacağız. Basın açıklamamız bir kez daha birbirimize verdiğimiz ortak mücadele sözünün ifadesi olacak.Hep söylediğimiz üzere, mücadelemiz sadece tek bir insan için değil adalet ve özgürlük hakkımız içindir.Nihai beraate kadar bu davanın takipçisiyiz.'Evrensel
Nazlı İnönü: 'Mustafa Sarıgül Bizi Ölümle Tehdit Etti'
CHP ’li Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü’nün eşi Doçent Nazlı İnönü, eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün kendilerini ölümle tehdit ettiğini söyledi. Nazlı İnönü, eşine istifa etmesi içine büyük baskı yapıldığını iddia etti. İnönü, “Benden çok çocuklarım için korkuyorum” dedi.Bu konudaki tehdit tartışmaları daha önce de bizzat Hayri İnönü tarafından dile getirilmiş, kendisi son açıklamasında, “Şu an için tehdit edilmediğini” belirterek, daha önce tehdit gördüğünü ima etmişti. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde Mantık Anabilim Dalı öğretim üyesi olan eşi Doç. Nazlı İnönü ise bu iddiaları çok açık ifadelerle dile getirdi. Nazlı İnönü, yaşanan sorunlar nedeniyle Mustafa Sarıgül’ü, oğlunun bu ay sonunda yapılacak düğününe davet etmediklerini de belirterek, “Çağırmadık çünkü bize büyük zorluklar ve kötü anlar yaşattı. Üstelik oğullarımı ölümle tehdit etti” diye konuştu. İnönü ayrıca eşine istifa etmesi için her taraftan büyük baskı olduğunu da söyledi. Nazlı İnönü Hürriyet gazetesinden Gülden Aydın'ın sorularını yanıtladı:EVE GİDEMEDİM“Mustafa Sarıgül oğullarımı tehdit etti” dediniz…Evet, eşimle konuştuğunda. Oğullarım ABD’de oturuyorlar. 2’si çalışıyor, 1’i okuyor. Eşim geçen ay belediyede bazı değişiklikler yapmıştı. Değişikliklerde tehdit etmiş ve oğullarımıza New York’ta 750 bin dolara mafyadan adam tuttuğunu söylemiş. Onun üzerine eşim apar topar ABD’ye gitti, çocukları bilgilendirmek amacıyla. Ve beni kaçıracağını da ima etmiş, ‘Nazlı Hoca’yı aldırıyorum şimdi’ demiş. Ben bir gün eve gelmedim. Eve gidemedim, başka bir yerde kaldım o gece. Devamlı arıyorlardı, telefonumu açmadım. Emir, Mustafa Sarıgül beni arıyorlar. Neredeyim, işte herhalde ne yapacaklarsa... Bizim şoförü de aradılar, ona da 'açmayın', dedim. Yerimi bulmasınlar diye. Ertesi akşam Hayri geldi, ‘Ben yarın ABD’ye gidiyorum’ dedi. Ben zaten o gün savcılığa gidiyordum, Çağlayan Adliyesi’nde durdurdu eşim beni. ‘Gitme’ dedi.Neden?‘Panikle hareket etme, bir gün düşün. Yarın bakarız’ dedi. Kendisi Ankara ’daydı ve ben İstanbul’da yalnızdım. Ayrıca bana cep telefonumdan da mesaj attı Sarıgül.Saklıyor musunuz o mesajı, duruyor mu?Evet. Ertesi sabah atmış. ‘Benim çocuklarım uyumadılar, mutsuzlar. Seninkiler mutlu olsun...’ diye bir mesaj.Bunda bir tehdit yok...Evet, ama çocuklarla kel alaka... Durup dururken böyle bir mesaj atması ne alaka?HAYRİ’YE KÜFÜRETMİŞSorunlar belediyedeki atamalardan mı kaynaklanıyor?Hayri, Emir Sarıgül’ün (Başkan Yardımcısı) bazı görevlerini almış. 10-12 müdürün görevini değiştirmiş. Bu da normaldir değil mi? Her belediye başkanı, kendi istediği kişilerle çalışır. Bütün kıyamet, yüzde 100 legal olan, haklı olarak yaptığı görev değişiklikleri yüzünden koptu. Hayri, değişikliklerin yapıldığı 4 Kasım Salı günü Ankara’ya gitmişti. CHP’nin grup toplantısı vardı. O akşam Sarıgül aradığında, Hayri, Kemal Kılıçdaroğlu ’nun Özel Kalem Müdürü’nün yanındaymış. Açmayınca Özel Kalem’in cep telefonundan arayıp Hayri’yi istemiş. Hayri’ye ağza alınmayacak küfürler etmiş. Hayri tabii ki kapatmış telefonu yüzüne. İstenirse bunlar Özel Kalem’in telefon kayıtlarından bulunabilir.Bu telefon konuşmasında mı oğullarınızla ilgili tehdit...Hayır. Sarıgül ertesi gün atlayıp Ankara’ya gitti. Adını vermek istemediğim bir milletvekili bir görüşme ayarlamış. O milletvekili gelmemiş toplantıya. Onun üzerine Sarıgül’le yalnız kalmış Hayri. Sarıgül, ‘Cep telefonlarını dışarıda bırak’ demiş. Ve işte bu tehditleri savurmuş. ‘Sen benim 40 yıllık politik kariyerimi mahvedemezsin. Bunu hayatınla ödersin’ demiş. Çocuklarımızla ilgili de, ‘Dün akşam bana 750 bin dolara mal oldu. Senin çocuklarına New York’tan mafya tuttum. Sana düğün müğün yaptırmam. Şimdi Nazlı Hoca’yı aldırıyorum’ demiş. Hayri hemen beni aradı, ‘Eve gitme bu akşam’ diye. Böyle kötü şeyler yaşadık. Mafyavari tehditler. Bizim çocuklar Detroit’talar. Çok fakir, güvenilir bir yer değil. Aklım gitti. Düşünün, bütün olay Şişli’de birkaç müdürün yeri değişti diye.OĞLUNU ADAY GÖSTERSEYDİSadece personel değişikliği mi bunun sebebi?Sadece personel değişikliği. Evet. Tabii yorum yapmam gerekirse çıkar ilişkileri var personelle herhalde. Demokrasilerde babadan oğula geçmez hiçbir mevki. Hele belediye başkanlığı. 15 sene belediye başkanlığı yapmış. Madem oğluna vermek istiyordu, oğlunu aday gösterseydi. Sonradan Hayri’yi zorlayıp istifa ettirip Emir’i geçirmek istiyor yerine.Tehditten sonra eşiniz oğullarının yanına gittiğinde ABD makamlarına can güvenliğiyle ilgili herhangi bir resmî başvuruda bulundu mu? Mafyayla yüz yüze geldi mi, takip edildi mi?Hayır, bulunmadı. Oğlanlar işe gitmişler, Hayri yola bakmış. Arabaların içinde var mı bekleyen kimse diye. Fakat kimseyi görmemiş. Belki sadece tehdit olarak kaldı ama düşünün, çocuklarımız bizden uzak. Onları başka nasıl koruyacağız? Hayri bunu telefonda da konuşamıyor. Bizzat çocukların yanına gidip söyledi. Bir hafta kalıp döndü. Biraz olaylar da durulsun istedi.ALLAK BULLAK OLDUKEviniz, huzurunuz nasıl etkilendi olanlardan?En değer verdiğimiz varlıklarımız çocuklarımız. Onun için allak bullak olduk. Düşünün, benim her işim aksadı. Bu eve çoktan taşınacaktım ve şu an düğün işleriyle meşgul olmam gerekirken görüyorsunuz, eve tam taşınamadım. Düğün işleriyle Allah’tan gelinim ilgileniyor. Bir taraftan üniversitede ders veriyorum. Kafamı toparlayamıyorum. Hayatımızda ilk defa ölüm tehdidi aldık. Hele çocuklar olunca insan normal düşünemiyor.Bundan sonra neler olabilir?Hiç bilmiyorum. Hayri seçilmiş bir belediye başkanı. Emanetçi bir belediye başkanı değil. Teklif ettiğinde dördümüz; Emir, Mustafa, Hayri ve ben. Hayri’ye başkan adaylığını teklif etti. ‘Emir de yanınızda yardımcı olur’ dedi. Bu kadar yani. Emanetçi gibi laflar söyleniyormuş. Katiyen öyle şeyler konuşulmadı.ŞİŞLİ’DE İŞLER İYİ GİTMİYORAnlattıklarınız çok önemli ve bir tür ihbar...Savcılığa gidiyordum, Hayri durdurdu. 1 ay geçti aradan. Artık konuşmak gerektiğini düşündüm. Çünkü Şişli’de işler iyi gitmiyor. Hangi nedenden dolayı iyi gitmediğini kamuoyu bilsin. İç çekişme yüzünden. Görevini yaptırmıyorlar. Şu anda hiç danışmanı kalmadı. Görevini yapamaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Ondan sonra da diyecekler ki, ‘Bakın başkan icraat yapamıyor.’Endişeli misiniz can güvenliğiniz açısından?Benden çok çocuklarım için korkuyorum. Biz artık yaşımızı aldık. Oğlumuz evleniyor, en mutlu günümüz olması lazım ama düğünün zevkini alamıyoruz. O heyecanı yaşayamadık. Çok kötü zamanlar yaşadık. İnşallah bundan sonra yaşamayız. Politikaya iyi insanların girmesini istedim hep. Sarıgül teklif ettiğinde Hayri’yi bu nedenle destekledim. Ama şimdi anlıyorum ki böyle kişiler neden korkup kaçıyorlar. Aklıma hep Hayri’nin dedesi İsmet İnönü’nün sözü geliyor: Bir ülkede namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça ülke kurtulmaz.KANITLAYAMAMBu anlattıklarınızdan sonra belki savcılık da harekete geçecek. Mustafa Sarıgül de, ‘Yalan, böyle bir şey olmadı’ dediğinde nasıl kanıtlayacaksınız tehditleri?Kanıtlayamam... Sarıgül evdeki tehditte, ‘Cep telefonları dışarıda dursun’ demiş. Ama Kılıçdaroğlu’nun Özel Kalemi’nin cep telefonundaki konuşmanın kayıtları araştırılabilir. Yalanlayabilirler ama artık kamuoyu karar verecek, kimin doğru söylediğine. Demokrasiyle seçilmiş bir başkan, kaba kuvvetle düşürülmek isteniyor. Bu da demokrasiye uymaz. Partinin bir an önce harekete geçip disipline vermesi lazım.