Mayın Haberleri

Mayın ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Mayın ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

7 Yıl Boyunca 2700 Kilometrelik Hendek Kazdılar: Koca Çölü Ortadan İkiye Böldürler
Fas yönetimi, 1980 ile 1987 yılları arasında Batı Sahra bölgesinde inşa ettiği 2 bin 700 kilometrelik tahkimat hattı ile bölgeyi fiilen ikiye bölmüş bulunuyor. Çin Seddi’nin ardından dünyanın en uzun savunma hattı kabul edilen ve 'Berm' olarak adlandırılan bu devasa yapı, döşenen yaklaşık 7 milyon mayınla küresel ölçekteki en büyük kesintisiz mayın tarlasını barındırma özelliğini koruyor.Detaylar 👇Kaynak
Genelkurmay: 'Musa Somay Tuzakla Şehit Edildi'
Genelkurmay Başkanlığı, Uzman Çavuş Musa Somay'ın şehit olmasıyla ilgili 'Yola tuzaklanan uzaktan kumandalı patlayıcının patlatılması sonucu şehit olmuştur.' açıklaması yaptı.Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; 'Şırnak/Uludere Ortasu köyü yaklaşık altı km güneyinde, Türkiye-Irak hudut hattında, 06 Mart 2014 günü meydana gelen El Yapımı Patlayıcı (EYP) ile yapılan saldırı mahalinde, olay yeri incelemesi yapmak maksadıyla, beş adet Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç ile bir Mayın EYP Tespit ve İmha Timi ve bir Jandarma Özel Harekat Timi ile bölgeye intikal edilmiştir. Faaliyet esnasında, saat 06.45 sularında, hududun Irak tarafından, bölücü terör örgütü mensuplarınca, unsurlarımızın bulunduğu bölgeye bir adet havan atışı yapılmıştır. Bunun üzerine Beyaz Tepe Üs Bölgesinden, bölücü terör örgütü mensuplarının bulunduğu bölgeye havan ile atış yapılmıştır. Ayrıca; Düğün Dağı Üs Bölgesine Türkiye-Irak hudut hattı üzerinde 07 Mart 2014 günü saat 09.47 sularında, Üs Bölgesinin yaklaşık 1000 metre güneydoğusundan, bölücü terör örgütü mensuplarınca, Kannas keskin nişancı silahı ile ateş edilmiş, birliklerimiz tarafından ateşle karşılık verilmiştir. Müteakiben aynı bölgeden, bölücü terör örgütü mensuplarınca saat 10.05 sularında yine Düğün Dağı Üs Bölgesine Biksi makineli tüfek ve Kannas keskin nişancı silahı ile ateş açılmıştır. Açılan ateşe birliklerimiz tarafından yine anında karşılık verilmiş, açılan ateşlerimiz üzerine terörist atışları kesilmiştir. Teröristlerin açtığı ateşler sonucu herhangi bir zayiat olmamıştır. Diğer taraftan, 06 Mart 2014 günü Beyaz Tepe Üs Bölgesinin güneydoğusunda meydana gelen olay mahallinde yapılan inceleme sonucu; Şehit J.Uzm.Çvş. Musa SOMAY'ın yola tuzaklanan iki adet EYP'nin bölücü terör örgütü mensuplarınca uzaktan komutalı olarak patlatılması sonucu şehit olduğu tespit edilmiştir.'DHA
111. Yılında 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'ne Etki Eden 15 Kişi ve Olay
Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, kalplerimizde hem derin bir gurur hem de o günlerin hatırasıyla dolup taşan bir burukluk var. Türk milletinin kaderini tayin eden, imkansızın 'iman ve akıl' ile aşıldığı bu destanı anlamak için, tarihin akışına yön veren isimleri ve o kritik anları bilmek gerekir.Savaş emrini veren stratejistlerden denizin dibini mayınlarla nakış gibi işleyen kaptanlara, dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyen komutanlardan, 275 kiloluk devasa top mermisini vatan sevgisiyle sırtlayan isimsiz kahramanlara kadar... Anafartalar’da devleşen Mustafa Kemal Atatürk’ten, harekatın mimarlarından Enver Paşa’ya ve tarihin seyrini değiştiren tüm o kilit figürlere uzanan, Çanakkale’yi 'geçilmez' kılan 15 efsanevi kişi ve olayı sizler için bir araya getirdik.
Rusya'nın Yeni Hedefi Hangi Ülke?
(Rusya Ukrayna'ya saldırır mı?)Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından gözler Moskova’nın etkisi altında tutmaya çalıştığı diğer ülkelere çevrildi. Özellikle de toprak sorunu olan ve Avrupa Birliği’nin entegrasyon hedefleri içerisinde yer alan ülkelerle ilgili endişeler artarken, “Ukrayna’dan sonra sıra hangi ülkede” sorusu güncellik kazandı.Sorunun cevabı büyük olasılıkla, Moldova. Ancak endişenin kaynağı sadece Ukrayna sınırında bulunan Rusya’nın kontrolü altındaki ayrılıkçı Transdinyester bölgesinden ve yine Rusya yanlısı yönetime sahip olan Gagauz Özerk Cumhuriyetinden gelen “Moskova’ya bağlanma “talepleri” değil. Her iki bölge, özellikle de Transdinyester Rusya’nın Moldova’ya karşı kullanmak için elinde bulundurduğu daimi koz ve Kremlin her zaman Kişinev’in yörüngeden kesin olarak çıktığı anda bu kozu “bağımsızlık”, “Rusya’ya bağlanma”, “referandum” gibi kılıflara sokarak kullanmaya hazır vaziyette. Kırım’ın işgali olmasaydı, yani Rusya Ukrayna’yı Avrupa Birliği’ne entegrasyondan vazgeçirmeyi ve ülke üzerindeki etkisini korumayı başarsaydı da sıra Moldova’ya gelecekti ve Kremlin gerek Transdinyester, gerek Gagauz kozunu kullanacaktı. Transdinyester zaten ekonomisinden güvenliğine tamamen Rusya’nın kontrolü altında olan bir bölge, Gagauzya’da ise geçtiğimiz şubat ayında yapılan referandumla “uygun yasal zemin” hazırlanmıştı. Yani Kırım’ın işgalinden önce de Moskova, Moldova için “caydırıcı önlemler” almış, 'mayın'ları döşemişti. Kırım’ın işgali sadece bu mayınların daha erken patlaması riskini arttırıyor…Moldova neden hedefte?Sorunun cevabı Moldova’nın son yıllar izlediği politikalarda ve yaptığı jeopolitik tercihte saklı. Moldova, her ne kadar Ukrayna’nın gölgesinde kalsa dahi Avrupa Birliği’nin eski Sovyet mekanına yayılmak için geliştirdiği Doğu İşbirliği programının en önemli ülkelerinden birisi. Özellikle 2009 senesinden itibaren iktidarda olan liberal demokrat koalisyon döneminde Kişinev, Avrupa Birliği’ne entegrasyon alanında ciddi mesafe kat etti. AB ile serbest ticaret ve ortaklık anlaşması sürecini Kiev’den daha sonra – 12 Ocak 2010’da başlatmasına rağmen Moldova, AB’ye en fazla uyum sağlayan Doğu Ortaklığı ülkesi oldu. Rusya’nın baskılarına ve karşı-karşıya olduğu ciddi sorunlara (toprak bütünlüğü, ayrılıkçı eğilimler, ekonomik sorunlar ve s) rağmen liberal demokratlar kısa süre içerisinde gerek mevzuat, gerekse de demokratik ve ekonomik reformlar konusunda diğer ülkelerden daha fazla ilerleme sağladı, basın ve ifade, toplanma özgürlükleri alanında 6 ülke arasında lider konumuna geldi. Moldova’nın sağladığı başarı kasım ayında Vilnius’ta yapılan Doğu İşbirliği Zirvesi öncesinde vize muafiyeti kararıyla ödüllendirildi. Ve nihayet Moldova, Rusya’nın Ukrayna’yı AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını imzalamaktan vazgeçirmesine rağmen Gürcistan’la birlikte söz konusu anlaşmayı paraf etti. Bu, Kişinev’in Kremlin’in hedef tahtasına oturmayı göze aldığı anlamına geliyordu – Moskova’nın Kiev’den sonra Kişinev’i de AB’ye entegrasyondan vazgeçirmeye çalışacağı belliydi.Moldova'da risk daha büyükPeki neden Gürcistan’ı değil de, Moldova’yı? Çünkü birincisi, Abhazya ve Güney Osetya’nın işgaliyle birlikte Moskova’nın Tiflis’e direkt baskı imkanları ciddi ölçüde sınırlanmış durumda, ikincisi, Gürcistan’da Rusya’nın sırtını yaslayabileceği sosyolojik zemin yok. Gürcü toplumu – hatta Rusya ile ilişkilerin normalleşmesini isteyen kesim bile – büyük oranda Avrupa Birliği ve NATO’ya entegrasyondan yana. Gürcistan’da çıkıp açık şekilde Gümrük Birliği veya Avrasya İttifakı’na entegrasyonu – yani yeniden Moskova’nın patronajlığını kabul etmeyi savunan her hangi siyasi gücün toplumda ciddi destek bulma olasılığı mevcut değil. Rusya yanlısı olduğu iddia edilen Bidzina İvanişvili hükümete geldiği ilk dönemde Gümrük Birliği’ne üyelik konusunu düşünebileceklerini söylemiş, ancak kendi koalisyonundan bile ciddi tepki görmesi sonucu iki gün sonra düzeltme yapmak zorunda kalmıştı. Hükümete geldikten bir sene sonra – geçtiğimiz sene yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Gürcü Hayali koalisyonu AB ve NATO’ya entegrasyon söylemleri ile Saakaşvili’nin Birleşik Ulusal Harekat’ını bile gölgede bırakmıştı. Gürcistan’ın yeni Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelaşvili, ilk icraatının AB ile ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını paraf etmek olacağını vaat etmiş ve göreve geldikten bir ay sonra Vilnius zirvesine bizzat katılarak “Rusya’nın adamı değilim” mesajı vermişti.Moldova’da ise durum farklı. Toplumda Avrupa Birliği’ne entegrasyon konusunda görüş birliği mevcut değil. İktidarda bulunan liberal demokratlar AB’ye entegrasyonu desteklerken muhalefet Rusya güdümündeki Gümrük Birliği’ne üyeliği ve Moskova’ya yakınlaşmayı savunuyor. Eski Devlet Başkanı Vladimir Voronin liderliğindeki Komünist Partisi Gümrük Birliği’nin Moldova için en uygun ittifak olacağını düşünüyor. Rusya’nın kontrolündeki Transdinyester’de AB’ye entegrasyon tartışma konusu bile değil. Ayrılıkçılar, zaten kendilerini Moldova’nın değil, Rusya’nın bir parçası olarak görüyor. Aynı şey, ülkenin güneyinde bulunan Gagauz Özerk Cumhuriyeti yönetimi için de geçerli. Gagauz Cumhurbaşkanı Mihail Formuzal “biz Rusya yanlısı bir bölgeyiz” diyor ve Moldova’nın AB’ye entegrasyonu seçmesi durumunda özerk cumhuriyetin kendi yolunu belirleyeceğini – yani bağımsızlık ilan ederek Gümrük Birliği’ne gireceğini bildiriyor. Ayrılıkçı eğilim sadece Transdinyester ve Gagauzya ile de sınırlı değil. Moldova’nın Kişinev’den sonraki ikinci büyük kentinde – Rusların çoğunlukta olduğu Beltsı’da (Balçi) da Rusya’nın etkisi ve ayrılıkçı eğilim çok güçlü.Riski artıran bir diğer faktör ise Moldova’da bu sene yapılacak genel seçimler. 2009 senesinde Komünist Partisinin 8 yıllık iktidarına son veren devrimle yönetime gelen liberal demokrat koalisyon bu seçimlerde zorlanacak gibi görünüyor. Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDİ) tarafından yaptırılan son anketlere göre, bugün seçim olsaydı, parlamentodaki yerler liberal demokrat partilerle komünistler arasında tam eşit şekilde bölünmüş olurdu. Romanya sosyolojik araştırma servisi İMAS’ın yaptığı kapalı ankete göre, bugün ülkede %6’lık barajı Komünist, Liberal Demokrat, Demokrat ve Liberal partileri geçebilir. Ankete katılanların %33’ü komünistleri, %17’i liberal demokratları, %7’si demokratları, %6’sı ise liberalleri destekleyeceğini bildirirken, tercihini belirlemeyenlerin oranının %24 olduğu kaydedildi. Bunun yanı sıra, %8’lik bir kesimin de komünistlerle ittifak yapma olasılığı yüksek küçük sol partileri desteklediği görüldü.Bu sonuç 2009 seçimlerinde oyların tekrar sayılmasının ardından komünist yönetimi çok küçük farkla mağlup eden liberal demokrat ittifakın genel seçimde zorlanacağını gösteriyor. Liberal demokratlar, ekonomik durumu ağır, gülcü komünist muhalefete sahip, halkının bir kısmı Rusya’da çalışmak zorunda olan, Rusya’nın etkisinin çok güçlü olduğu ve toprak bütünlüğü sorunuyla karşı-karşıya olan bir ülkede iktidarda bulunmanın dezavantajını yaşıyor. Rusya’nın seçimlerde komünistlerin ve diğer Moskova yanlılarının iktidara gelmesi için elinden geleni yapacağı kimsede kuşku doğurmuyor.Batı Moldova’da elini çabuk tutmak zorundaÖte yandan Kırım’ın işgalinin ardından Ukrayna ile Rusya arasında derinleşen uçurum nedeniyle Kremlin’in Moldova’ya yönelik planlarının erkene alınması olasılığı artmış durumda. NATO yetkilileri, Moskova’nın Ukrayna’dan sonraki hedefinin Moldova olduğunu bildiriyor. Moldova yetkilileri de aynı görüşte. Başbakan Yuri Lyanke, geçtiğimiz günlerde Reuters’a yaptığı açıklamada Kırım senaryosunun Transdinyester’de tekrarlanması olasılığından endişe ettiklerini söyledi. Lyanke, Transdinyester liderlerinin böyle bir karar almayacağını umduklarını bildirdi, bu olasılığa karşı bazı planlarının olduğunu söyledi, ancak Rusya’nın müdahale etmesi durumunda buna direnecek güçlerinin de olmadığını vurguladı. Bunun ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin son yıllarda ilk kez Transdinyester konusunu gündeme getirdi. Putin, 29 Mart’ta ABD Devlet Başkanı Barack Obama ile yaptığı telefon konuşmasında “200 bin Rus vatandaşının yaşadığı Trandinyester’in neredeyse ablukada olmasından” rahatsızlık duyduklarını söyledi. Putin’in söylediklerini Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov tamamladı. Kişinev’le Ukrayna’nın yeni yönetiminin Transdinyester’i tamamen bloke ettiğini söyleyen Lavrov, ABD ve AB’yi Transdinyester için dayanılmaz şartlar oluşturmakla suçladı. Lavrov, Moldova ile ortaklık anlaşması imzalamaya hazırlanan AB’nin de, Kişinev’in de Transdinyester’i düşünmediklerini söyledi. Rus Bakan, bu konuda Batı ile ciddi konuşacaklarını bildirdi ve “bunlar tarihten ders almıyorlar” diye satır arası tehditte bulunmayı da ihmal etmedi.Bu olasılık, Vilnius zirvesi öncesinde Ukrayna konusunda ciddi hesap hataları yapan Batı’yı elini daha çabuk tutmaya zorluyor.Son günlerde Moldova, Batılı siyasilerin en uğrak mekanı haline gelmiş durumda. Polonya Başbakanı Donald Tusk, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland ve Pentagon yetkilileri, Kanada ve Romanya dışişleri bakanları, Avrupa Birliği yetkilileri bir-birinin ardınca Kişinev’e gidiyor. Çünkü Moldova, Rusya’nın Ukrayna’dan sonraki ilk hedefi olduğu gibi, Batı’nın da Ukrayna’dan sonraki ilk umudu. AB, Doğu Ortaklığı zirvesinde Moldova ve Gürcistan’la ortaklık anlaşmalarını paraf ederek, yeni komşuluk politikasının iflas etmediğini kanıtlamaya çalıştı. Ancak bunun yeterli olmadığının her kes farkında ve Moldova (hem de Gürcistan) ile ortaklık anlaşmalarının imzalanması Doğu İşbirliği hedefinin yaşayabilmesi için hayati önem arz ediyor. Ukrayna’da yaşanan devrimin ardından Brüksel elini çabuk tutması gerektiğinin farkına varmış görünüyor. Rusya’nın Ukrayna’daki gibi bir “operasyon” yapmamasının tek yolu bir an önce Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’la ortaklık anlaşmasını imzalamak – Batı bunun farkında. İşte bu nedenle de Brüksel, ortaklık anlaşmalarını imzalamak için daha önce öne sürdüğü şartların önemli kısmından vazgeçiyor. AB, Yanukoviç döneminde ortaklık anlaşmasının siyasi bölümünü imzalayıp ekonomi bölümünü sonraya erteleme teklifini kabul etmemişti – Rusya’nın Ukrayna’ya açık müdahalesinin ardından daha önce reddettiği teklifi kendisi sundu ve siyasi bölümü imzaladı. Aynı şekilde Gürcistan’da anlaşmanın imzalanması için görülmesi gereken çok iş olmasına rağmen, Brüksel bunlara göz yumuyor. Aynı şekilde Moldova’nın paraf aşamasından sonra talep edilen birkaç önemli reformun gerçekleştirilmemiş olmasını da görmezden geliyor. Daha önce Gürcistan ve Moldova ile ortaklık anlaşmalarının eylül ayında imzalanması planlanıyordu. Ardından Brüksel imzaların ağustosta atılabileceğini açıkladı. Sonra AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso AB’nin imza törenini haziran ayına alma kararına vardığını açıkladı. Ve nihayet geçtiğimiz günlerde Kişinev’de bulunan AB-Moldova İşbirliği Komisyonu Başkanı Monica Macovei AB’nin nisan ayında ortaklık anlaşmasını imzalamaya hazır olduğunu bildirdi.Moldova’nın imzası AB için şeref meselesiÖte yandan, AB, Ukrayna’da yaptığı hatayı Moldova’da tekrarlamaması gerektiğini de anlamış gibi görünüyor. Ukrayna ile görüşmelerde sadece siyasi blokla ilgili görüşmelerde bulunup, her hangi somut ekonomik yardım vaadinde bulunmayan ve Yanukoviç iktidarına sağlam bahane veren AB ve ABD Moldova’da farklı taktik izliyor. Mart sonunda Kişinev’de bulunan Victoria Nuland, Moldova’ya sınır güvenliğini sağlamak için ek 10 milyon dolar yardımda bulunacaklarını söyledi.Gönül Şamilkızı – TRT Türk......
Dosya: Çocuk Ölümlerinde Devlet Gölgesi
“… Bir çocuğun ölümü yalnızca kendi ölümü değildir, başka çocukların da ölümüdür.  Onun ölümüne neden olanların çocuklarının da ölümüdür. Bir çocuğun ölümü ağırdır, uzundur,  yazılması zordur.    Bir çocuğun ölümü büyüktür ve çocuk ölür, ölümü büyür. Ölümün büyüdüğü bir yerde ise her şey  küçülür, ülke de, cennet de, hayat da, gelecek de, düşler de. Büyükler mi? Onlar zaten küçüktür…”   Haydar Ergülen
Balkanlar'da Son 120 Yılın En Büyük Sel Felaketi
Balkanlar son 120 yılın en büyük sel felaketini yaşıyor. Bosna Hersek ve Sırbistan'da aşırı yağış, sel ve heyelana neden oldu. Felakette 35 kişi hayatını kaybetti. Bosna'da selle beraber gelen bir tehdit de mayınlar. Sırbistan'daki elektrik santrali de sel yüzünden tehdit altında. Bosna Hersek, Sırbistan ve Hırvatistan'da şu ana kadar ölenlerin sayısının 35 olduğu öğrenildi.  Bosna Hersek'i oluşturan iki entiteden biri olan Federsyon'da Maglay, Sanski Most ve Jepçe kentinin Jelyezno Polye köyünde 4 kişi hayatını kaybetti, ülkenin diğer entitesi olan Bosna Sırp Cumhuriyeti'nde ise şu ana kadar 15 kişi yaşamını yitirdi. Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç ise sellerden en fazla etkilenen Belgrad yakınlarındaki Obrenovac semtinde 12 kişinin öldüğünü, ülkenin diğer kentlerinde ise yaşamını kaybedenlerin sayısının 3 olduğunu kaydetti. Vuçiç ayrıca, Sırbistan'daki sellerde ölü sayısının artmasından korktuğunu ifade etti. Alınan bilgilere göre, Hırvatistan'ın doğusunda Sırbistan sınırındaki Rayevo köyünde de sellere kapılan 1 kişinin öldüğü, 2 kişiden ise halen haber alınamadığı öğrenildi. Sel felaketinden dolayı şu ana kadar Sırbistan'da 16 bin, Bosna Hersek'te 10 bin, Hırvatistan'da da yaklaşık 3 bin kişinin yerinden tahliye edildiği bildirildi. Bosna Hersek'in kuzeyindeki Bosanski Şamats ve Brçko kentleri hariç, ülke genelinde su seviyelerinde düşüş yaşanırken, Hırvatistan'ın Slavonski Brod ve Sırbistan'ın başkenti Belgrad'ın da Sava Nehri'nin taşması nedeniyle sel tehlikesi altında olduğu belirtildi. Bu arada, sellerden en çok etkilenen Bosna Hersek ve Sırbistan bölgelerine başta Türkiye olmak üzere, Karadağ, Makedonya, Hırvatistan ve Slovenya başta olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden yardım konvoylarının yola çıktığı öğrenildi. Selden etkilenen mayın tarlaları tehlikesi Bu arada, Bosna Hersek Mayın Temizleme Merkezi (BHMAC), yaşanan sel felaketinde Bosna savaşından kalan ve temizlenmeyen bir çok mayınlı bölgenin de etkilendiğini, vatandaşların bu konuda dikkatli olmaları konusunda uyardı. BHMAC Bölge Ofisi Müdürü Fikret Smayiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üllkede yaşanan felaketinden dolayı mayınlı arazilerin de etkilendiğini, bundan dolayı vatandaşların patlamamış mayınlara rastlayabileceklerini söyledi. Smayiş, 'Suyun çok fazla olmasından dolayı bu tür patlamamış mayınların uzak bölgelere gitme ihtimali bile var. Şimdilik net olarak belirli raporlarımız yok, ancak sellerin en çok etkilediği Maglay ve Doboy kentlerinde savaştan kalan mayınlı araziler vardı. Buradaki mayınların sudan etkilendiğini tahmin ediyoruz' diye konuştu. Bu arada, Bosna Hersek'teki sel afetinin yaralarının sarılması için çalışma yürüten TİKA'nın yanı sıra Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'nde okuyan Türk öğrenciler de yardm kampanyası başlattı. Ayrıca Avrupa Barış Gücü bünyesinde Bosna Hersek'te görev yapan Türk birliği de bugün selin en fazla etkilediği Zavidoviçi kentinde vatandaşlara gıda malzemesi yardımında bulundu. Saraybosna Üniversitesi'nde okuyan yaklaşık 400 öğrenci d sel felaketi ve heyelanlardan etkilenen Olovo, Maglay ve Zavidoviçi kentlerinde yaşayan vatandaşlara yardım elini uzatmak için yola çıktı. Öğrenciler, sellerden sonra suyun çekilmesiyle birlikte caddelerde biriken çöp ve toprak yığınlarını temizleme çalışmalarına katılacak. Makedonya'dan sel mağduru Bosna Hersek ve Sırbistana destek Makedonya hükümeti, sel felaketinden etkilenen Bosna Hersek ve Sırbistan'a yardım elini uzatmak için iki ülkeden gelen talepleri karşılamaya çalışıyor. Yapılan çalışmalar kapsamında, Bosna Hersek'e dün kara yolu ile bugün ise polis helikopteri ile gelen Makedonya İçişleri Bakanlığı'na bağlı 'TİGRİ''den 15'er kişiden oluşan iki özel tim, sel bölgelerine gönderildi. Makedonya İçişleri Bakanı Gordana Yankulovska, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Bosna Hersek'in kuzeydoğusundaki Brçko bölgesine dağıcılar ve dalgıçlardan oluşan bir ekipin gönderildiğini, Belgrad'a ise bir helikopter ekibinin gönderildiğini söyledi. Ayrıca, ABD, Almanya, Holanda, İsveç, Slovenya, Danimarka, Belçika, Norveç, İsviçre ve diğer ülkelerde yaşayan Bosna Hersekliler de ülkelerindeki sel felaketinde mahsur kalan vatandaşlara yardım etmek için seferber oldu. Avusturya ve Slovenya'daki Bosna Hersek diyasporası gıda, battaniye ve diğer temel ihtiyaçlarından oluşan yaklaşık 40 tonluk yardımın yarın Bosna Hersek'e ulaştırılması bekleniyor. Erdoğan İzzetbegoviç ile görüştü Öte yandan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sel felaketi ile ilgili Bosna Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç ile telefonda görüştü. Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada, Başbakan Erdoğan'ın görüşmede İzzetbegoviç'e, Türkiye hükümetinin Bosna Hersek'e, sel felaketiyle mücadelesinde yardım teklif ettiği bildirildi. Sellerde hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı mesajını ileten Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'nin Bosna Hersek'e ilaç ve gıda konusunda yardım göndermeye devam edeceğini bildirdiği kaydedildi. İzzetbegoviç'in de zor gününde Bosna Hersek'i yalnız bırakmaması ve dayanışma göstermesinden dolayı Başbakan Erdoğan'a teşekkür ettiği belirtildi. AA Bosna Hersek ve Sırbistan'ı Vuran Sel Felaketinden Çarpıcı Fotoğraflar