Yüzüklerin Efendisi: Devlerin Kibri, Küçük İnsanların Zaferi
Baba, Kara Şövalye, Bond, Star Wars derken epik yolculuğumuz son durağına ulaştı. Orta Dünya’ya. Ama bu hafta yüzükleri, ejderhaları, o görkemli savaş sahnelerini bir kenara bırakmanızı isteyeceğim. Çünkü Yüzüklerin Efendisi’nin asıl meselesi büyü değil. Bütün o destanın altında, çok sade ama bir o kadar da sarsıcı bir siyasi soru yatıyor. Tarihi gerçekten kim yapar? Kralları, büyücüleri, orduları bir an için unutun. Sauron’u alaşağı eden, mahşeri bir meydan savaşında parlayan bir kahraman değil. Yorgun, korkmuş, üç karış boyunda iki köylü çocuğu.Bu tesadüf değil. Tolkien hobbitleri masa başında uydurmadı. Birinci Dünya Savaşı’nda, Fransa’daki Somme’un o cehennem siperlerinde savaştı ve oradan hayatının dersini çıkardı. Yıllar sonra bir mektubunda bunu kendisi yazacaktı: “Hobbitler, siperlerdeki sıradan insanların o şaşırtıcı, beklenmedik kahramanlığı üzerine kuruldu.” Karşılarına da generalleri, yani emir yağdıran büyük adamları koymuştu. İşte bütün destan bu kıyasın üzerinde yükseliyor. Gelin Orta Dünya’yı bu gözle, aşağıdan yukarı doğru bir daha gezelim.