Behzat Ç Haberleri

Behzat Ç ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Behzat Ç ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Emrah Serbes'in Bir Öyküsü Tiyatroya Uyarlanıyor
Çoğunluğu bilmeyiz ama hayranları zaten Emrah Serbes’in Behzat Ç. ’den ibaret olmadığının farkındaydı. Dizisiydi, filmiydi derken iyice Behzat Ç. i le özdeşleştirilen Serbes’in başka bir hikâyesi de şimdi farklı bir mecrada seyirciyle buluşmak için gün sayıyor. Yazarın Erken Kaybedenler kitabındaki Üst Kattaki Terörist başlıklı öyküsü İkincikat tarafından sahneye uyarlanıyor. Erken Kaybedenler erkek çocuklarının dünyasını farklı bir noktadan gösteren, okuyanın kendi hikâyesinden de anlar yakaladığı bir kitap. Öyküde ise abisi askerde şehit olmuş bir çocuğun, üst kata taşınan bir öğrenciyi 'terörist' olarak nitelendirmesiyle başlayan olaylar anlatılıyor. Öyküyü tiyatro metnine aynı zamanda oyunun yönetmenliğini de yapan Sami Berat Marçalı uyarladı. Uzun zamandır tiyatro projesi olma yolunda çalışmaları yapılan öykü ile ilgili yönetmen başrol için 12 yaşında bir çocuk oyuncu aradıklarını ve bunun bir hayli zaman aldığını söyledi: “Aslında bu proje için uzun zaman önce karar vermiştik. Ancak hem politik bir mesajı olan hem de bu mesajı küçük bir çocuk aracılığıyla veren bu öykü için 12 yaşında bir çocuk bulmamız gerekiyordu. Uzun süre aramamıza rağmen bulamadık. Nihayet bu yıl Denizhan’la anlaştık.” İlk kez politik bir oyun yönetecek Marçalı, dolayısıyla farklı bir şey denemek istiyor: “Bu oyun benim için çok önemli elbette. Öncelikle bulunduğumuz duruma değinen bir öykü ve önemli bir mesajı var bizlere. Üstelik ufak bir çocuk gözünden. Bunu da oldukça samimi bir dille ve etkileyici bir şekilde yapıyor. Yönetmenliğimin bu noktasında bir çocukla çalışmak benim için harika bir deneyim. Bu nedenle bu oyunda farklı bir şeyler yapmak, herkesin eşit olduğunu anlatmak ve bunu yaparken seyirciyi de oyuna katmak istiyorum.” Emrah Serbes ise oyundan oldukça ümitli. Metni henüz görmemiş ama 'bu yetenekli ekibin' elinden çıkacak işi dört gözle bekliyor. İkincikat 'Üst Kattaki Terörist'in provalarına başladı bile. Denizhan Akbaba , Bedir Bedir, Gözde Kocaoğlu, Banu Çiçek Barutçugil’in oyuncu kadrosunda yer aldığı oyun prömiyerini 7 Mart’ta yapıyor. Kaynak Radikal (Gökçe Saatçi'nin haberi)
Tandoğan'dan Hazal Kaya Yorumu
Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayın yapan MBC 4 kanalında yayınlanan “Turki Extra” isimli programda sunucu Liana Dahdouh Aslı Tandoğan ile röportaj yaptı.İstanbul’da hazırlanan programda Aslı Tandoğan’a sorulan bir soru üzerine Murat Boz ile beraber yer aldığı bir reklam filminde saçının ön plana çıkması üzerine şampuan reklamı teklifleri aldığını ancak, sözleşmesi nedeniyle olumlu yanıt veremediğini söyledi. Yunus esaretine karşı Öncülerinin Aslı Tandoğan, Özge Özder, Aslı Tandoğan ve Ayça Varlıer olduğu ve birçok ünlü sanatçının da üyesi olduğu Bana Göz Kulak Ol (BGKO) Duyarlı Yaşam Derneği’nin hayvanlar, sanat dünyası ve çocukları bir araya getiren projeler üzerinde çalıştığını anlattı. Tandoğan, son projelerinde Bennu Yıldırımlar, Ceyda Düvenci, Demet Evgar, Levent Üzümcü, Mert Fırat gibi isimler ile yunus esaretine karşı duyarlılık yaratabilmek için rol aldığı film hazırlayarak yunus parklarına gidilmemesi çağrısında bulunduklarını belirtti. Aslı Tandoğan, şöyle dedi: “Yunuslar inanılmaz akıllı canlılar. Esarete girdikleri yunus parklarında gerçekten inanılmaz kötü hissediyorlar kendilerini. Bir süre sonra intihar ediyorlar. Belki çocuklar, insanlar onları seyrederken çok mutlu oluyorlar. Onları da hareketli görünce mutlu zannediyorlar. Ama okyanuslarda, denizlerde yaşayan bu canlının küçücük yere hapsedilmesi gerçekten çok içler acısı ve bence çok büyük bir suç. Bunu önlemek için hayvan esaretine karşı bu filmi çektik.” Sadece dedikodu Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı arp bölümü mezunu vebirçok dizide rol alan bu günlerde de “A.Ş.K” dizisinde yardımcı kadın oyuncu olarak Şebnem’i karekterini canlandıran Tandoğan, kendisi ile Hazal Kaya arasında olumsuz iddiaları yalanlayarak şöyle konuştu: “Hazal ile sette tanıştım. Daha öncesinde Behzat Ç.’nin bir son çekimi vardı orada tanışmıştık. Aramızda problem olmadı. Eğlenceli bir setti. Çok yorucuydu ve herkes birbirine inanılmaz destek oluyordu. Yapılabilecek bir şey yok. Dedikodu çıkınca sonu gelmiyor. Sanki o problemliymiş de ben onu çekemiyormuşum gibi böyle garip haberler çıkardılar. Ama kesinlikle böyle bir şey yoktu. Set ortamı çok stresli yorucu. Oyun arkadaşları ile ayrı bir stres olması dünyanın en korkunç şeyi olur. Çünkü o sete de gitmek istemezsin, yorgunluğu da kaldıramazsın. Öyle bir şey yok. Ben Hazal’ı çok seviyorum.” Tandoğan, Hazal Kaya ile aralarında 10 yaş olduğunu hatırlatarak, “Benden 10 yaş küçük, güzel ve yetenekli biriyle karşılaştırılmam bence güzel bir şey” diye konuştu. Aslı Tandoğan, dizilerdeki aşkların gerçekte de var olduğuna inandığını ifade edtti. Tandoğan, Arap muhabirin formunuzu nasıl koruyorsunuz sorusuna ise, “Spor mutlaka yapıyorum. Yürüyüş, koşu, ok atıyorum. Dizi ile birlikte tenise başladım. Hareketli olmaya özen gösteriyorum. Beyaz ve kırmızı etten uzak duruyorum. Sadece deniz mahsulleri yiyorum. Bol su içiyorum.Öyle abur cubur yemiyorum ama çikolatadan vazgeçemiyorum. Makyaj günlük hayatımda kullanmıyorum. Dizilerde rimel bile sürmüyorum. Çıkarması çok zor oluyor” diye cevap verdi.
Nejat İşler 42 Yaşına Hastanede Girdi
Bir süredir sağlık sorunlarıyla gündeme gelen sanatçı, birçok önemli TV dizisi ve sinema filminde rol almış olsa da en çok Behzat Ç. dizisindeki Ercüment Çözer ve Barda filmindeki Selim rolleriyle hatırlanıyor. 1972 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu.28 Şubat 1972 yılında İstanbul'un Eyüp semtinde doğdu. Feshane işçilerinden birinin torunu olan Nejat İşler, ilkokuldan sonra eğitimine Cağaloğlu Anadolu Lisesi'nde devam etti. Ortamına alışamadığı yeni okulunda popüler olmak ve derslerinden kaçmak için okulun tiyatro koluna girdi. Kısa zamanda popüler olan Nejat İşler derslerini de boşluyordu. Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye giremeyince, para kazanmak için çay partileri düzenlemeye başladı.Nejat İşleri umduğu gibi gitmeyince borca girdi. Borçlarını kapatabilmek için Mahmutpaşa'dan t-shirt alıp Teşvikiye'de bu t-shirtleri satma kararı aldı. Kış aylarında ise t-shirt yerine kitap, dergi ve plak sattı. İki sene sonra Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf bölümünü kazanan Nejat İşler iki yıllık olan bölümden askerlik için iyi olmadığını düşünerek vazgeçti.On yıl kadar satış işleriyle uğraştıktan sonra Taksim'de dolaştığı birgün, bir tiyatro sahnesinde bedava gösterimde olan 'Danton'un Ölümü' adlı eseri seyretti. 'Ben niye bu işi yapmıyorum?' diye düşünen Nejat İşler, dayısının yanına gittiği Eskişehir'de konservatuar sınavına girmeye karar verdi ve kazandı. İstanbul'a döndüğünde, ilanını gördüğü Mimar Sinan Üniversitesi Konservatuar Bölümü'ne başladı. 1995 yılında Mimar Sinan Üniversitesi'nin devlet konservatuarı bölümünden mezun olana kadar devlet tiyatrosunda ve televizyon dizilerinde rol aldı.1995 yılında mezun olduktan sonra iki arkadaşıyla birlikte 'Kahramanlar ve Soytarılar Tiyatrosu'nu kurdu. Tiyatronun kurulmasından sonra kendi oyunları için hikayeler yazmaya başladı. 'Belki hiç okumayan biri de yazabilir bunları, benim yazı yazmamın nedeni yazmak değil, sadece oynayalım diye yazıyorum.' dediği, 'Tuhaf Şehir Hikayeleri', 'Biz Zavallı Erkekler' ve 'Yalnızlık Benim Gizli Sevgilim' adlı üç kitap yazdı. 41.Antalya Altın Portakal Ödülleri için Erkek Oyuncu dalında aday olarak gösterildi. Her fırsatta amacının başrol oynayıp şöhret olmak olmadığını belirten İşler, tek arzusunun yaptığı işi elinden geldiğinin en iyisi olarak yapmak olduğunu, tiyatro yaparken ölmek istediğini dile getirdi.1994 yılında rol aldığı ilk televizyon dizisi olan Gurur'dan sonra, Deli Yürek, Şehnaz Tango, Nasıl Evde Kaldım, Dedem, Gofret ve Ben, Aşk ve Gurur, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir dizilerinde oynadı. 1999'da ilk sinema filmi Eylül Fırtınası'nda rol aldı. Mustafa Hakkında Herşey ve Anlat İstanbul filmleri ile sinema oyunculuğuna devam etti. 2000'li yıllarda da Gülbeyaz ve Behzat Ç. gibi dizilerin yanı sıra Barda ve Kaybedenler Kulübü gibi filmlerde de başarılı performanslar ortaya koydu. 17 Ocak 2014 günü septik şok tanısıyla Bodrum Acıbadem Hastanesi yoğun bakım ünitesine kaldırılan İşler'in hayati tehlikesinin kalmadığı bildirildi.Vatan
Unutulmaz Behzat Ç. Replikleri
Hayata karşı işlenen suçlar uzmanı. cinayet büroda başkomiser. yazarın anlatımıyla; 'yeni müktesebata' uyum sağlayamamış, lambur lumbur, 'dişli' bir başkomiser. müzik dinlemez, polis telsizi dinler. kitap okumaz, gazeteye spor sayfasından başlar. herhangi bir siyasi görüşü yok. 'içimizden birinin' üçüncü sayfa haberlerine yansımış hali gibi, adı bile tam değil. 1. amatör’de duran toplara iyi vuran bir stoperken, topçuluğu bırakıp başkalarını tekmelemeye başlamış. İşte Behzat Ç. nin akılda kalan replikleri
‘Hiçbir İktidarın Dili Olamayız’
Ekranların Behzat Ç’si Erdal Beşikçioğlu, bugünlerde “Bir Delinin Hatıra Defteri” ile İstanbul’da. Oyundan sonra, merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri önüne atılıyor: ‘Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bir adamsın ya!’Üsküdar Stüdyo Sahne, oyunu bekleyen insanlarla tıklım tıklım. Bazıları şanslı. Satışa sunulduğunda dakikalar içinde tükenen biletlerden alabilmiş. 2008’den beri bu böyle. Diğerleri bir ihtimal, sahnede boş yer kalmasını dileyerek bekliyor. Onların sayısı da hiç az değil.Oyun başlıyor. Yaklaşık 1.5 saatlik, tek perdelik, tek kişilik bir oyun. Tiyatro sanatçısının enstrümanı bedenidir derler. Sahnedeki oyuncu bu ifadenin saf karşılığı. Hareketli vincin üzerinde, Gogol’ün “Bir Delinin Hatıra Defteri” eserini, alın teri sahneye yağarken, tek an soluğu kesilmeden oynuyor.Kalabalık da nefesini tutmuş, 7. sınıf memur Poprişçin’i sistemin nasıl delirttiğini izliyor. Oyun bitince alkış kıyamet.Ama aradan yarım saat geçmesine rağmen kimsenin Stüdyo Sahne’den ayrılacağı yok. Sanatçının yanlarına gelmesini bekliyorlar. Alkışlamak yetmemiş, bir kez de yüz yüze teşekkür etme hevesindeler.Merdivenlerde göründüğünde, delikanlının biri, sanatçının önüne atılıyor. Hayranlık ve içtenlikle “Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Abi sen nasıl bi adamsın ya!” diyor.Gence gülümseyip göz kırpan o abi, Erdal Beşikçioğlu. Bu kez Behzat Ç. değil, Ankara Devlet Tiyatrosu’nun turnedeki oyuncusu olarak seyircilerin arasında.Tüm bunlar olup biterken, kapıda, Devlet Tiyatroları’nı lağvedecek, hükümetin Türkiye Sanat Kurumu Yasa Tasarısı Taslağı’na karşı imza kampanyası var.‘Sistem değişmediği sürece…’‘Bir Delinin Hatıra Defteri’ klasik bir eser. Ama bugünleri de çok iyi anlatıyor değil mi?Sistemler değişmediği sürece dertler de değişmiyor. Dertler değişmediği zaman, bilmem kaç tarihinde yazılmış bir oyunun bugünde karşılığını bulabiliyorsunuz. Zaten edebiyat böyle bir şey. Şimdi bir de yaşadığımız hikâyeyle, Gogol’ün anlattığı hikâye arasında paralellik kurulunca...‘Gençler sorguluyor’Aslında metaforlarla yüklü ağır bir hiciv. Oyuna gençlerin ilgisi de muazzam. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?Gençler her şeyi araştırıyor, sorguluyor. İnternet, kitabın yerini almış durumda, okumaya ön ayak oluyor. Biz biraz daha romantik insanlar olduğumuz için, elimizdeki kitapla, onun yazarı tarafından var edilip elle tutulur bir hale geldikten sonraki durumuyla ilgileniyoruz.Ama gençler bilgi açlığına düştükleri için, neredeyse bütün dünyadaki bilgileri emiyorlar. Biz onların yaşlarındayken tek kanal televizyonumuz vardı, üzerinde dantel örtülü. Onlar ceplerindeki telefonlarla her şeye ulaşabiliyorlar. Her ne kadar engellenmeye çalışılsa da bir yolu bulunup o bilgiye ulaşıyor.‘Senaryo inandırıcı değil’Engel demişken, konu mecburen internet yasaklarına geliyor…Başbakan “Bundan 10 yıl önce SSK’de kuyruktaydınız” diyor. 10 yıl önce benim 226 KB’lik bir bilgisayarım vardı. Şimdi dünya bambaşka bir teknolojiye ulaştı. Devletin işletilmesine talip olan bir iktidarın zaten bu değişimin gereğini yapması gerekiyor. Bu çok normal, yapmazsa ayıp.Ama bunun yanında Twitter’ı kapatmaya çalışıyor. Bu hareket çok gülünç. Bir de diyorlar ki yargı gereği kapatmak zorunda kaldık. Böyle bir bahane olabilir mi?Bu senaryoyu kimse beğenmiyor. İnandırıcı bulmuyor. İnandırıcı bulmayınca da bu filmin gişesi olmaz.‘Tedavi görmeli…’Geçende Türk Tabipleri Birliği, Başbakan’ın ruh sağlığından endişe duyduğunu açıkladı. Siz 6 yıla yakın zamandır, sahnede “deli”yi canlandıran biri olarak, nasıl buluyorsunuz ruh halini?3 yıl boyunca Behzat Ç. gibi bir karakteri canlandırdım. 3 yıl boyunca sabahtan gece yarılarına kadar bir rolle beraber yaşamak zorunda kaldım. Her şeyi aynı şekilde kodladığınızda, bir süre sonra kendinizi öyle zannetmeye başlıyorsunuz. Bu büyük bir hastalıktır.On yıllık bir iktidar süresince, hikâyenin böyle geliştiğini düşünürsek, birtakım ruhsal değişiklikler çok normaldir. O da insan. Ama bunun kişi tarafından fark edilip tedavisinin yapılması gerekiyor.Bazen insanlar devlet işletmesine geldiklerini unutabilir. Bunun hatırlatılması gerekiyor. Devlet başka bir şey. Onun işletmesine gelen siyasi iktidarlar başka.Hizmeti görmezden gelmek…Yıllardır biletleri yok satan bir oyunun kahramanı, bir devlet sanatçısı olarak, TÜSAK tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz?TÜSAK büyük bir saçmalık. İngiltere sistemi diyorlar, ama dünyada en fazla DVD’nin satıldığı ülke İngiltere’dir. Eğitim seviyesi o kadar yukarıda ki. Ben Diyarbakır’da mecburi görevimi yaptığım zaman, Güneydoğu’daki kasabalara, köylere gidiyorduk. Sahneleri yoktu, yemekhanelerde masaları yan yana koyup sahne haline getiriyorduk. Şimdi sistem böyleyken, Devlet Tiyatroları’nın yaptığı hizmeti görmezden gelmek korkunç. Bir de aranızda çalışmayan adamlar var diyorlar.‘TÜSAK büyük bir yalan’‘Bankamatik sanatçıları’ söylemi...Evet, ama o bankamatik sanatçılarını biz yaratmadık. Devlet Tiyatroları kurulduğundan bugüne kadarki hükümetlerin kayırmalarıyla gelen birtakım arkadaşlar eğer oradaysa, bu kurumun problemi değildir. Siyasi iktidar Devlet Tiyatrosu’nun üzerinde hâkimiyet kurduğu sürece bankamatik sanatçıları maalesef oluşacaktır.Siz siyasi iktidarlar olarak elinizi ayağınızı çekeceksiniz ki biz kendi kıstasımızda, kendi entelektüel seviyemizdeki insanlarla beraber sorunlarımızı çözelim.Bir kere olsun tiyatroya gelmemiş bir insanın tiyatronun sıkıntılarını bilmesi mümkün değildir. O yüzden TÜSAK büyük bir yalan, kandırmaca ve umarım bu konuda halk desteğini bizden esirgemez.Sadece bizim için değil, Shakespeare çok önemli bir laf söylemiş: “Bir tek bilgili dost bilgisiz bir kalabalıktan daha önemli olmalı sizin için.” Halkın desteği bunun için gerekli. Güneydoğu için, Doğu Karadeniz için, İç Anadolu için... En azından herkese soru sormasını öğretebilmemiz için gerekli.‘İçeride de oynarım…’İşin bir de repertuvar boyutu var. Malum, genel ahlak kriteri vb. Diyelim “Bir Delinin Hatıra Defteri” uygun bulunmadı, ne yaparsınız?Bedenim kaldırabildiği ölçüde, kendi imkânlarımızla oynarız. Yasaklarlar, ben yine oynamaya devam ederim. Suç işledin derlerse içeride de oynarım. Çünkü benim başka derdim yok.Bir kavram kargaşası var. Bunu yaratan da hükümetin lideri. Sanatçının tanımının yeniden yapılması gerekiyor. Değersizleştirmeye çalıştığı ölçüde hepimizi aynı kefenin içine koyuyor. Bizi niye basitleştiriyorsun? Niye değersizleştiriyorsun? Öyle kolay yetişen insanlar değiliz biz.Geçenlerde çok üzüldüm. Bunları söylediğimiz için ateist olduk biz. Benim nüfus kâğıdımda İslam yazıyor kardeşim! O değerlendirdiğin kitle içindeyim, ama ateist değilim. Bir başbakana bunun için dava açabilir miyim diye çok düşündüm. Belki şimdi burada söylemek bile yeterli: Ben ateist değilim. O senin söylediğin standartlardayım, nüfus kâğıdımda da İslam yazıyor.‘Tiyatroda ısınalım…’Devlet sanatçıları, özel tiyatrolardakiler gibi, kendini halka teslim edemez mi? Bu da bir alternatif olamaz mı?Oyuncular iyiyse tabii ki seyirciyle buluşmaya devam edecekler. Ama bizim amacımız seyircilere 50 lira karşılığında bu işi sunmak değil. Bizim amacımız 5 liraya, 10 liraya sunmak. Kısıtlı bütçesi olan bir insanın evde yakacak odunu yoksa bu gece tiyatroda ısınalım diyebilmesini sağlamak.İkinci Dünya Savaşı sırasında bu yapıldı zaten. Almanya bombalanırken Alman tiyatroları doluydu. Toplu halde ısınabildikleri için... Kalben, ruhen, zihnen ısınmak manasında da söylüyorum bunu.‘Mesleğim gereği…’ Bir tarafta TÜSAK tartışması varken, Ankara’daki Devlet Tiyatroları arazisindeki talan yaşandı. Siz oradaki manzarayı gördünüz, manzara nasıldı?O olay çok korkunç. Bir devlet kurumunun özel bir şirkete karşı yalnız bırakılması korkunç. Teamüllere aykırı. Biz devletin kurumuyuz ve devlet ayakta kaldığı sürece biz de üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmakla mükellefiz.Biz hiçbir siyasi iktidarın dili ya da söylemi olamayız. Ben buna inanıyorum, bu inancımı da insan gibi sonuna kadar söylemeye, anlatmaya çalışacağım. Çünkü benim mesleğim bunu gerektiriyor.‘Baba, ben bu ülkeden…’Erdal Beşikçioğlu’yla sohbet ederken, “Geçen gün çok önemli bir şey oldu” diyerek anlatmaya başlıyor. O çok önemli şey, Berkin Elvan’ın ölümünün ardından, 13 yaşındaki kızının eve gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” demesi.Sonrasını yine ondan dinleyelim:Kızımla 3 yaşından beri Anıtkabir’e gideriz. Orada olmak, o hikâyeleri anlatmak, Cumhuriyetin ne manaya geldiğini anlatmak...Bütün gelişim sürecinde böyle bir ortamda büyümüş bir genç kız adayı okuldan gelip “Baba, ben bu ülkeden nefret ediyorum” dedi. Neden kızım diye sorduğumda yanıtı “Bu ülkenin başbakanı çocukları öldürüyor” oldu.Bu noktadan sonra beni ilgilendiren ne ayakkabı kutusu, ne yolsuzluklar, ne başka bir şey. 13 yaşında bir kız çocuğu, kalbiyle, ruhuyla hareket edip hayatı sorgulamaya başladığında böyle bir örnekle karşılaşıyor. Bu reva mıdır?Bir çocuk ölmüş. Allah rahmet eylesin demek çok mu zor? Bir ölümü siyasi rant haline getirmek bu kadar basit mi?Benim ailemin içine böyle hastalıklı bir düşünce düşmüşse o zaman ben bir baba olarak sorgulamaya başlarım. Bunu yapmaya bu devlette yaşayan hiç kimsenin hakkı yok. Başbakan’ın bile.Aslı Uluşahin / Cumhuriyet