Milli Savunma Bakanlığı Haberleri

Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Milli Savunma Bakanlığı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Uğur Mumcu Cinayeti 21 Yıldır Aydınlatılamadı
Türkiye'de araştırmacı gazeteciliğin öncüsü Uğur Mumcu tam 21 yıl önce bugün bir bombalı suikast sonucu aramızdan ayrılmıştı. Mumcu için bugün birçok kentte anma etkinlikleri düzenlenecek. Mumcu için ilk olarak başkentte saat 10.30'da Batıkent Uğur Mumcu parkında anma töreni düzenlenecek. Bombalı saldırının gerçekleştiği sokağa karanfiller bırakılacak. Ardından da sevenleri saat 14.30'da Cebeci Asri Mezarlığı'ndaki kabrini ziyaret edecek. Uğur Mumcu için sadece başkentte değil, başta İstanbul ve İzmir olmak üzere yurdun birçok merkezinde anma törenleri düzenlenecek. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucunda yaşamını yitirmişti. Mumcu suikastı, ölümünün 21'inci yılında hala aydınlatılabilmiş değil.CNN Türk
Kışlada Yaralanan Askere 448 Bin Lira Tazminat
Vatani görevini yaparken kaza sonucu silahla yaralanan 26 yaşındaki Fatih Ermiş, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde görülen davada 448 bin lira tazminat kazandı.Fatih Ermiş, Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde askerlik görevini yaparken 10 Kasım 2009 tarihinde, kaza sonucu silahla yaralandı. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi avukatı Halil Öztürk, Ermiş için yasal yollara başvurdu. Milli Savunma Bakanlığı’na yapılan maddi ve manevi tazminat başvurusunun reddedilmesi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne gidildi. Avukat Halil Öztürk’ün, 2010 sonunda Fatih Ermiş adına açtığı dava, 6 Kasım 2013’te karara bağlandı. 13 Ocak 2014’te kararı davacıya tebliğ eden Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Fatih Ermiş’e 423 bin lira maddi, 25 bin lira manevi olmak üzere 448 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti. Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şubesi Başkanı İsmail Kumartaşlı, konuyla ilgili dernek binasında düzenlediği basın toplantısında, 'Borçlar Kanunu’nda yapılan değişiklik üzerine gazimiz için maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle Milli Savunma Bakanlığı’na müracaat ettik. Ancak Bakanlık, cevap vermeyerek talebi reddetti. Biz de konuyu Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne götürdük' dedi. Kararın emsal oluşturacağını kaydeden Kumartaşlı, 'Er olarak görev yapan bir arkadaşımıza yaklaşık 500 bin lira tazminat verildi. Subay, astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki kişilere daha çok tazminat verilebilir. Biz, devletin gazi ve şehit ailelerine verdiği tazminatın yeterli olmadığını düşünerek bu davayı açmıştık' diye konuştu.DHA
"Hayalet" Anka'lar Geliyor
Sadece İsrail ve Amerika'nın ürettiği anti-radar özelliğine sahip boyalardan sonra, dünyada bir ilk olan anti-radar özellikli kompozit malzeme üretimi Hacettepe Teknokent'te faaliyet gösteren TDU firması tarafından gerçekleştirildi. Gövdelerinin kaplanacağı bu kompozit malzeme ile İHA'lar ve savaş gemileri radara yakalanmayacak. İlk olarak ANKA'ların görünmez olması için çalışmalar başladı. TSK'nın insansız hava araçları ve gemileri hayalet olmaya hazırlanıyor. Amerika ve İsrail'de uzun yıllardır kullanılan ve İsrail'in 25 ülkeye sattığı anti-radar özelliğine sahip boyalarına rakip olarak kompozit malzeme Hacettepe Teknokent'te üretildi. Yüzde 100 yerli imkanlarla üretilen bu kompozit malzeme ile İHA'ların ve savaş gemilerinin gövdeleri kaplanacak. Her türlü görsel, radar, kızılötesi ve termal izi azaltan bu kompozit ürün ile İHA'lar hayalet gibi görünmeyecek. Dünyada milyarlarca dolarlık pazarı bulunan görünmezlik ürünleri pazarına girecek olan firma yetkilisi Ümit Öztürk , kompozit ürünlerinin radar dalgalarını soğurarak radar kesitini azalttığını, gizleme ağının her durumda görsel, radar , kızılötesi ve termal izi azalttığını söyledi. Öztürk, radar kamuflaj teknolojisinin Türkiye dışında dünyada yalnız ABD ve İsrail'de bulunduğunu kaydetti. İlk hedef ANKA TSK'nın insansız hava aracı ANKA , hayalet olmaya hazırlanan ilk hava aracı oldu. Savunma Sanayi Müsteşarlığının önemli projelerinden olan ve İsrail Heronlarıyla denk görev yapacağı için TSK'nın terörle mücadelesinde kritik önem taşıyan milli insansız hava aracı ANKA'nın kompozit gövde ile kaplanması gündemde. Öztürk, milli insansız hava aracı ANKA'ya bu kaplamanın uygulanması için TUSAŞ yetkilileriyle görüşmeler yaptıklarını, ilk incelemenin ardından olumlu yanıt aldıklarını açıkladı. Ürün hakkında Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na da bilgi verdiklerini anlatan Öztürk, seri üretimin yapılması amacıyla fabrika kurma çalışmalarının da devam ettiğini aktardı. Performansları azalmayacak Ümit Öztürk , ' Amerika ve İsrail'de insansız hava araçları radara yakalanmamak için özel anti-radar boyalarla boyanıyor. Bu boyalar hava şartlarından kolay bir şekilde etkilendiği gibi boyalar gövdeye inanılmaz bir ağırlık veriyor. Türkiye'de üretilen bu kompozit gövdeler hem insansız hava araçlarının performansını etkilemeyecek kadar hafif hem de hava şartlarından etkilenmiyor. İsrail bu antiradar boyaları 25 ülkeye satıyor ' diye konuştu. Büşra Arslan - Sabah
TOKİ, Marmara Üniversitesi'nin Arazilerini Satıyor
Marmara Üniversitesi, fakülte ve birimlerini Maltepe'deki yeni kampüse taşımaya başladı. Nişantaşı, Validebağ, Halkalı, Bahçelievler gibi İstanbul'un emlak değeri en yüksek semtlerindeki araziler ise TOKİ eliyle satılacak. Radikal'den Gülden Aydın'ın haberine göre, Maltepe'deki yeni kampüse taşınacak olan Marmara Üniversitesi'nin arazileri TOKİ tarafından satılacak. Marmara Üniversitesi’nin Maltepe Başıbüyük’teki 3.000 dönümlük yeni kampüsünün inşaatı, hızla devam ediyor. Haydarpaşa’daki 7 bin öğrencili Tıp Fakültesi, geçtiğimiz şubatta Maltepe’ye taşındı bile. Diş Hekimliği Fakültesi binası ise bitmek üzere. Sağlık Bilimleri Fakültesi (Hemşirelik, Ebelik, Diyetisyenlik, Fizyoterapi, Hastane Yöneticiliği)’nin temeli mayıs, Eczacılık Fakültesi’nin temeli ise Haziranda atılacak. Nişantaşı’ndaki Diş Hekimliği ile İletişim fakülteleri, önümüzdeki haziranda geçici olarak Haydarpaşa’ya taşınacak. Maltepe’deki şantiye görevlileri, “Fakülteler peyderpey yapılıyor. İnşaatı biten buraya taşınacak” diyor. Tıp Fakültesi’nin yapımını üstlenen ZEK-SAN, Van Erciş ve TOKİ Elazığ afet konutları, TOKİ Denizli; Diş Hekimliği Fakültesi’ni yapan iki firmadan RG, Adalet Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, TANK Yapı ise Milli Savunma Bakanlığı’ndan aldığı önemli ihalelerle tanınıyor. Arazi askeriyenin Maltepe Başıbüyük’teki kampüs projesi, askeri tesislerin taşınması gündeme geldiğinde ortaya çıktı. 2011’de, içinde Kenan Evren Kışlası’nın da bulunduğu arazi, O dönem Kara Kuvvetleri Komutanı olan Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun desteğiyle Marmara Üniversitesi’ne verilmiş. Kıvrıkoğlu, müteahhitlerin göz diktiği adalar ve Marmara Denizi manzaralı bu değerli arazide bilim kurumunun yer almasını olumlu bulmuş.TOKİ, İstanbul ’un Anadolu ve Avrupa yakasındaki 14 kampüsünden boşalan arazileri ihaleyle satacak. Yeni AVM ve rezidanslarla betonlaşma gündeme gelecek. TOKİ Başkanlığı, görüşmelerin seyri hakkında “Marmara Üniversitesi ile protokol çalışmalarımız, taslaklar üzerinde karşılıklı görüşmelerimiz devam ediyor. Henüz imza aşamasına gelmedik” diyor. Rektör Gül: Satış değil takas Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül, boşalacak arazilerin akıbetini anlattı: “Üniversitemizin tüm arazileri, Milli Emlak’tan tahsisli. Dolayısıyla satılması değil, kurumlar arası takası söz konusu. Yeni kampüs, Maliye Bakanlığı’na bağlı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün arazilerine yapılıyor. Üniversite olarak bizim ihaleye vermemiz, para işlerine girmemiz söz konusu olamaz. Araziler bize ait değil. Kamu arazileri. TOKİ eliyle satışa çıkarılmasını sağlayan Milli Emlak’ın bağlı bulunduğu Maliye Bakanlığı. Üniversitemizin satışla bir ilgisi yok. TOKİ ile başlayan protokol görüşmelerine Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve üniversitemiz katılıyor. Yerel seçimler nedeniyle duran görüşmeler haziranda bitecek ve imza atılacak. İşlemler tamamlandığında kamuoyuna duyuracağız. Askeri arazideki inşaatlara başlamak için kışlanın taşınmasını bekliyoruz. Üniversitemizin 75 bin öğrencisi, 3 bini akademik kadro 5 bin personeli var. Maltepe’de bir teknokent kuruyoruz. Yeşil kampüs, akıllı binalar… Tepeye rüzgâr türbini ve gözlemevi kuracağız. Türkiye ’de rol model olmak istiyoruz. Sağlık Bilimleri kampüsünü Avrupa Yatırım Bankası’ndan aldığımız 35 milyon Euro ile yapıyoruz. Depremden etkilenmeyen raylı sistemli, en ileri ameliyat tekniklerinin kullanıldığı 720 yataklı hastanemiz eylülde açılacak. “ İşte o araziler Göztepe: 147 dönüm, Üsküdar (Bağlarbaşı): 39 dönüm Üsküdar (Validebağ): 50 dönüm Nişantaşı: 24 dönüm Bahçelievler: 4 dönüm, Halkalı: 1.182 dönüm, Kartal: 1.000 dönüm, Selimpaşa: 11 dönüm. Toplam: 2.457 dönüm.CNN Türk
Ege Ordu’nun Kapatılması Ve Jandarma’nın İçişleri’ne Devri TBMM’de
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın, Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılacağı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın tamamen İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı iddialarına açıklık getirmesini istedi.  CHP’li Umut Oran, MSB’nin yanıtlaması istemiyle TBMM’ye iki ayrı soru önergesi sundu. Önergelerde anıt bekleyen sorular şöyle:Ege Ordu Komutanlığı’nın lağvedileceği bilgisi doğru mudur? Bu bilgi doğruysa gerekçesi nedir? Bilgi doğruysa lağvedilme kararının uygulamaya geçirileceği takvim/zamanlama nedir? Ege Ordu’nun kapatılması ile NATO arasında ilişki var mı? Türkiye’nin 4. Ordusu ve karargâhı NATO’ya bağlı olmayan tek ordu komutanlığı olan Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılmasında, NATO’ya bağlı olmamasının büyük payı olduğu iddiası doğru mudur? Ege Ordu’nun kapatılması için NATO vb. uluslarararası yapılardan gelen herhangi bir talep var mıdır? Varsa bu talep kimden gelmiştir ve içeriği tam olarak nedir? Bağlı birlik ve TSK mensupları ne olacak? NATO’dan bağımsız olarak 20 Temmuz 1975 tarihinde kurulan Ege Ordu Komutanlığında karargâhı ve bağlı birliklerinde bugün itibariyle kaç subay, astsubay, uzman erbaş ve sivil personel çalışmaktadır? Ege Ordu Komutanlığı’nın kapatılması halinde bağlı birlikleri olan Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri, 57. Topçu Eğitim Tugayı (İzmir), 19. Piyade Tugayı (Edremit), 11. Motorize Piyade Tugayı (Denizli), 3. Piyade Eğitim Tugayı (Antalya) ve 1. Piyade Eğitim Tugayı’nın (Manisa) akıbetleri ne olacaktır? Jandarma İçişleri’ne mi devrediliyor? Jandarma Genel Komutanlığı’nın (JGK), Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile halen süren askeri hiyerarşi, atama, terfi ilişiği kesilerek, idari yönetim dışında tüm yetki, görev ve yapılanma açısından tamamıyla İçişleri Bakanlığı’na bağlanacağı bilgisi doğru mudur? Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinde yeniden yapılandırılan jandarma teşkilatı, 10 Haziran 1930 tarihli 1706 sayılı Kanunla bugünkü yapısına kavuşturulmuşken, tam 84 yıl sonra böyle bir radikal değişikliğe neden gerek görüldü? Kolluk kuvveti olsa da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı olan Jandarma Genel Komutanlığı’nın siyasi kişiliğin başında bulunduğu bir bakanlığa tam olarak bağlanmasının gerekçeleri nedir? Fransa’da bile Jandarmanın başında general var Halen Fransa’da dahi Ulusal Jandarma Teşkilatı, Denis Favier isimli bir generale bağlıdır. Fransız Jandarma Teşkilatı aynen bizde olduğu gibi idari açıdan İçişleri’ne, askeri açıdansa Savunma Bakanlığına bağlı iken niçin Türkiye çok daha radikal bir adım atmaktadır? Konunun AB mevzuatı ile herhangi bir ilgisi var mıdır? Sınır tümen komutanlıkları ne olacak? Jandarma sınır tümen komutanlıkları yeni yapılanmada kime bağlı olacak, İçişleri Bakanlığı’na mı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na mı Genelkurmay Başkanlığı’na mı bağlanacak? Jandarma sınır tümen komutanlıkları, Sınır Güvenliği Teşkilatına mı dönüştürülecek? Mevcut Kara Kuvvetleri Komutanlığı hudut komutanlıkları da oluşturulacak bu yeni sınır teşkilatına mı bağlanacak? Jandarma, müsteşarlık veya genel müdürlüğe mi dönüşecek? Jandarma Genel Komutanlığı, bağlandığı tarihte İçişleri Bakanlığı teşkilat yapısında hangi noktayla monte edilecek? Jandarma Genel Komutanlığı müsteşarlık veya genel müdürlük olarak mı yönetilecek? İçişleri Bakanlığı’na bağlandığı takdirde Jandarma teşkilatının en üst amiri kim olacak, asker mi yoksa sivil personel mi? JÖH’ler ne olacak? JGK’nın İçişleri’ne bağlanmasının ardından Jandarma Özel Harekat birliklerinin akıbeti ne olacak, buradaki personel hangi kuvvete-komutanlığa kaydırılacak? Bugün itibariyle Jandarma Genel Komutanlığı’nda kaç orgeneral, korgeneral, tümgeneral, tuğgeneral, albay, yarbay, binbaşı, yüzbaşı, üsteğmen, teğmen, astsubay, uzman jandarma görev yapmaktadır? Bu personelin her bir rütbeye göre dağılımı ayrı ayrı nedir? Halen yurt genelinde kaç adet jandarma karakol, üs komutanlığı ve harekât merkezi bulunmaktadır? Halen Jandarma Genel Komutanlığı personeli olan TSK mensubu subay, astsubay, uzman erbaşın, JGK’nın İçişleri Bakanlığına dahil edileceği tarih itibariyle statüleri, özlük hakları ne olacaktır? İçişleri’ne polis yetmiyor mu? Kolluk kuvveti olan polisin İçişleri Bakanlığına bağlı olması yeterli gelmiyor mu?
'Yunanistan Türkiye'nin  16 Ada ve 1 Kayalığını İşgal Etti'
Eski Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Albay Ümit Yalım, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde Türkiye’ye ait 16 ada ve 1 kayalığa el koyduğunu savundu. Yalım, “Erdoğan ve AKP Hükümeti, 17 Aralık 2004’te Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi aldı. Yani müzakere tarihi, 16 Türk adası ve 1 kayalığın karşılığında alındı” dedi. Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk ’ün, “Yunanistan işgal ettiği iki adamıza karakol kurdu!..” başlığıyla yayımlanan (9 Ağustos 2014) haberi şöyle: Yunan Kara Kuvvetleri Komutanı, tek kurşun atmadan işgal ettiği adalarımızdaki askerlerini teftiş etti. Bunun fotoğraflarını da resmi internet sitesinde yayımlandı. Ülkemizin Güneydoğu’sunda devletin varlığı giderek azalırken, Ege Denizi’nde ise Kanuni Sultan Süleyman ve 4. Mehmet döneminde fethedilen, Atatürk ve İnönü’nün Lozan’da vermediği 16 ada ve bir kayalığı Yunan askerleri tek kurşun atmadan, kolayca işgal etti. Didim’deki Bulamaç ve Eşek adalarının işgaliyle başlayan gelişmeleri, adalarımızla ilgili çalışmalarıyla bilinen Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Albay Ümit Yalım, gelişmeleri SÖZCÜ’ye belgelerle şöyle anlattı: “Türkiye Cumhuriyeti, Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık görevi sırasında Batı’dan bölünerek tarihinin ilk ve en büyük toprak kaybını yaşadı. 2004 yılında Yunan Silahlı Kuvvetleri Türkiye Cumhuriyeti’ne ait toplam 16 ada ve 1 kayalığı teker teker işgal etti. Erdoğan, TSK’ya işgalin önlenmesi için direktif vermediği gibi, Yunanistan’a da adaların boşaltılması için bir tek nota bile verilmedi. İşgale sessiz kalan Erdoğan ve AKP Hükümeti, 17 Aralık 2004’te Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi aldı. Yani müzakere tarihi, 16 Türk adası ve 1 kayalığın karşılığında alındı. Yunanistan’a alenen verilen adalar ve kayalıklar, 1936 yılında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin envanterine kaydettirilmiştir. İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içerisinde bulunan bu adalarda Yunan Bayrağı dalgalanıyor, Yunan askerleri dolaşıyor. İşgal altındaki adalarımıza pasaport ile giriyoruz. Adalarımızın çevresindeki karasularımız Yunan Sahil Güvenlik Botları tarafından her gün ihlal ediliyor. Bu şahıslar Türk karasularının 6 mil içinde bulunan adalara nasıl gidiyor? Türkiye yol geçen hanı mı? Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerimiz korumakla görevli, Türk Deniz Kuvvetleri Doğu Akdeniz Özel Görev Grubu, Girit Adası’nın etrafındaki 5 Türk adasını neden korumuyor? Güney Deniz Saha Komutanlığı, Ege Denizi’ndeki 11 Türk adasını ve 1 Türk kayalığını neden korumuyor? Deniz Kuvvetleri Komutanı neden görevini yapmıyor? Türkiye topraklarında devletin tek bayrağı olan Türk Bayrağı’nın yanı sıra Güneydoğu’da PKK paçavrasının da bazı illerde dalgalanmasına göz yumulduğunu söyleyerek duruma isyan eden Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Albay Ümit Yalım, şöyle konuştu: “16 adamızda da Yunan Bayrağı’nın yurttaki üçüncü bayrak olarak dalgalanmasına seyirci kalıyoruz. Ülkemizde bayrağımızdan başka bayrak dalgalandırmak isteyenler ihanet içindedir. 2004 yılından beri tam 10 yıldır, İzmir Aydın ve Muğla il sınırları içinde Yunan Bayrağı dalgalanıyor ve vatan topraklarında Yunan askerleri dolaşıyor. Buna seyirci kalanlar eninde sonunda bu ihanetin bedelini ödeyecektir.” Yunanistan Kara Kuvvetleri’nin o dönemdeki komutanı Korgeneral Athanasios Tselios ve Savunma Bakanı Yardımcısı Konstantinos Davakis, 4 Eylül 2013 tarihinde, Yunan işgali altındaki Kalolimnoz ve Bulamaç adalarını teftişe gitti. Türk karasuları içindeki adalara helikopterle inen komutan ile bakan, burnumuzun dibinde kurulan karakoldaki Yunan askerlerini ziyaret edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Ziyaretin fotoğrafları, Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın internet sitesi­ne de konuldu.T 24
Erdoğan'ın Atamalarına CHP İtirazı
CHP, cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'ın yeni görevinin YSK kararıyla kesinleştiğini savunup, Erdoğan'ın başbakan sıfatıyla yaptığı son atamalarının durdurulmasını talep etti. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığının, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) 15 Ağustos 2014 tarihli kararı ile kesinleştiğini, milletvekilliği ve başbakanlık görevlerinin bu tarih itibari ile sona erdiğini gerekçe göstererek, Erdoğan'ın başbakan sıfatı ile imzaladığı iki atama işleminin iptali için mahkemeye başvurdu. Tanal, Erdoğan'ın başbakan sıfatıyla imzaladığı Milli Savunma Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na yapılan iki atama işleminin iptali için dava açtığını belirterek, 'Halen Ankara'da yargıçlar var' diyoruz, yargıçlara güveniyoruz. Atama işlemlerinin iptal edileceğini umuyor, hukuk devletine yakışır bir vaziyette bir karar bekliyoruz' dedi. 'Anayasa'nın 101. maddesi gereği partisiyle ilişiği kesilir' TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'nda da yer alan CHP'li vekil, başvurusunu Danıştay Başkanlığı'na sunulmak üzere İstanbul İdare Mahkemesi'ne yaptı. Tanal, mahkeme önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, Anayasa'nın 8'inci maddesinin yürütme organıyla ilgili yetkileri belirlediğini belirtirken, Anayasa'nın şu maddelerini hatırlattı: 'Anayasa'nın 6'ncı maddesinde 'Yetkisini Anayasa'dan almayan biri yetki kullanılamaz', 101. maddesinin son fıkrasında 'Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer', 109. maddesinde 'Milletvekili olmayan birisinin başbakan olarak atanması mümkün değildir.' Turgut Özal dönemine atıf Turgut Özal'ın 1989'da cumhurbaşkanı seçildiğinde, dönemin başbakanlığı tarafından Danıştay'dan alınan istişari görüşü de anımsatan Tanal, 'Bir başbakan, cumhurbaşkanı seçildiği tarihten itibaren Anayasa'nın 101. maddesi uyarınca partisiyle ilişiği kesilir ve başbakanlığı sona erer, milletvekilliği düşer' ifadesinin yer aldığını söyledi. Tanal şöyle devam etti: 'Günümüze uyarladığımız zaman, YSK 10 Ağustos'ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunu 15 Ağustos 2014 tarihinde Meclis'e, Cumhurbaşkanlığına bildirir, halka duyurur, kendi sitesinde yayımlar. Bunu yayımladığı zaman ne olur? 15 Ağustos 2014 tarihinden itibaren cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekilliği, başbakanlığı düşmüştür. 15 Ağustos 2014 tarihinden itibaren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanı olarak Anayasa'nın 86 ve devamı maddeleri uyarınca cumhurbaşkanı özlük haklarından yararlanır. 15 Ağustos 2014 tarihinden sonra Recep Tayyip Erdoğan, başbakan sıfatıyla üçlü kararname imzalayamaz, atama yapamaz; tüzük, yönetmelik imzalayamaz. Aksi takdirde bu tam hukuksuzdur, tam yetkisizdir, Anayasa'yı ihlal suçunu işlemiş olur. Resmi Gazete'de sonuçların bildirilmesi sadece bir bildirici işlemdir, kurucu işlem değil. Kurucu işlem milli iradenin tecellisiyle olur. YSK 15 Ağustos 2014 tarihinde ilan ettikten sonra bu, seçimin sonucudur.' AA
'Profesyonel Orduya Geçilmeli, Bedelli Askerlik Kaldırılmalı'
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla 2013’te askeri ve sivil bürokratlardan oluşturulan ekip, savunma reformuyla ilgili bir rapor hazırladı.Raporda, ordunun profesyonelleşmesi, bedelli askerliğin kaldırılması tavsiyeleri dikkat çekti. Cumhurbaşkanlığı’nın dün bir kısmını kamuoyuna sunduğu raporun önsözünde Gül, “Askeri güç olmaksızın büyük güç olunmaz.” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçtiğimiz yıl nisan ayında başkanlığını Prof. Dr. Ali Karaosmanoğlu’nun üstlendiği, eski MGK Genel Sekreteri Büyükelçi Tahsin Burcuoğlu, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Faruk Özlü, Kara Harp Okulu Dekanı Tuğgeneral Murat Yetgin, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim Daire Başkanı Hava Pilot Tuğgeneral Recep Ünal ile emekli Tuğamiral Doğan Bozkurt’tan oluşan bir ekip kurdu. Çalışma grubu yaklaşık bir yıl boyunca kapsamlı bir savunma reformu hazırladı. Raporun bir kısmı, dün Cumhurbaşkanlığı tarafından kamuoyuna sunuldu. Raporda göze en çok çarpan, bedelli askerlik uygulamasına son verilmesi yönündeki tavsiyeydi. Savunma reformuyla ilgili rapordan, yurtdışında çalışanların yabancı ülkelerdeki hak ve kazanımlarının korunmasını amaçlayan dövizli askerlik uygulamasına ise devam edilmesi yönünde bir görüş çıktı. Raporda ön plana çıkan diğer başlıklar şöyle: Genelkurmay, MSB’ye bağlanmasın: Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) bağlanmasına karşı çıkıldı. MSB’nin yeniden yapılandırılması gerektiği fakat sivil uzmanların sayı ve yetkilerinin gereğinden fazla artırılmasının ‘politizasyona’ yol açabileceği belirtildi. MSB, Genelkurmay Başkanlığı ile kuvvet komutanlıklarını aynı kampüs içinde toplayacak, ABD’de veya Fransa’dakine benzer bir fiziksel mekân oluşturulması gerektiği de not edildi. Destekleme Fonu’nu asker kullansın: Raporda, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’nun sadece TSK’nın ihtiyaçları için kullanılması istendi. Hükümet daha önce çıkardığı kanun hükmünde kararname ile fonu MİT ve Emniyet’in de kullanımına açmıştı. Özellikle MİT’e fondan önemli kaynak tahsis edilmeye başlandı. Makine Kimya Endüstrisi (MKE) dönüştürülsün: MKE’nin, Anonim Şirket (AŞ) statüsüne dönüştürülmesi istendi. Ayrıca Savunma Sanayii’ni Destekleme Fonu’na (SSDF) devredilmesinin ve bu sayede kurum ile ilgili olarak yapılacak bütün düzenlemelerde Savunma Sanayii İcra Kurulu’nun yetkili olmasının temin edilmesinin uygun olacağı değerlendirildi. Profesyonel orduya geçilsin: Rapor, orduda profesyonelleşmenin önemine dikkat çekerken, bir süre daha zorunlu askerliğin devam edeceği düşüncesinden hareketle bazı önerilerde bulundu. Aktif olarak kullanılmayan erbaş ve er kadrolarının söndürülmesi istendi. Ceza İnfaz Kurumları’nın dış güvenliğinin Jandarma Genel Komutanlığı’ndan Adalet Bakanlığı’na devredilmesi; kara sınırları güvenliğinin sorumluluğunun ise İçişleri Bakanlığı’na devredilmesi önerildi. Acil müdahale gücü: Türkiye’yi çevreleyen tehdit ve risk ortamı ile ittifak sorumlulukları göz önünde bulundurulduğunda, TSK’nın NATO’da olduğu gibi göreve hazır bir ‘acil müdahale gücüne’ sahip olması ve bu güce kara, deniz ve hava kuvvetlerinden unsurlar tahsis edilmesinin uygun olacağı değerlendirildi. Kritik projeler tamamlanmalı: Özellikle beka kabiliyetindeki hava ve füze savunması ile elektronik harp gibi kritik projelerin bir an önce tamamlanması, TSK’nın sınır ötesinde askeri varlık bulundurabilecek şekilde stratejik intikal, üs bölgesi oluşturma gibi yeteneklerin kazanılmasının hayatiyeti vurgulandı. Denetim raporlarını ihtisas komisyonları incelesin: Savunmayla ilgili Sayıştay denetim raporlarının, TBMM’de uzman bir komisyon tarafından incelenmesi gerektiği belirtilirken, “Söz konusu raporlar TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmektedir. Denetim raporlarının ihtisas komisyonları tarafından incelenmesi uygun olacaktır.” değerlendirmesinde bulunuldu. Emre Soncan, Zaman
Askeri Mahkeme İntihar Eden Askerin Ailesine Tazminat Ödenmesine Karar Verdi
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi intihar eden askerin ailesinin tazminat talebini kabul etti. Mahkeme, aile sorunları olduğu bilinen askerin, dolu silahla nöbete gönderilmesini hizmet kusuru sayarak, devletin tazminat ödemesine hükmetti.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kışlada intihar eden Ramazan Bulut'un Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kışlada intihar eden Ramazan Bulut'un ailesinin tazminat talebini kabul etti. Hürriyet'ten Mesut Hasan Benli 'nin haberine göre Ramazan Bulut, Piyade Onbaşı olarak Kilis’teki Şerif Kaya Hudut Karakolu’nda vatani görevini yapıyordu. Ailesi ile sıkıntıları olan ve maddi sorunlar yaşayan Bulut, 2011 yılında kendisine ait silahla nöbet kulesinde intihar etti. Bulut ailesi maddi ve manevi tazminat talebiyle Milli Savunma Bakanlığı’na başvurdu. Ancak bakanlık ailenin tazminat talebini kabul etmedi. Bunun üzerine ailenin Avukatı İsmail Kılıç, AYİM’de dava açtı. Yerleşmiş içtihatlarında intihar eylemi sonucu meydana gelen ölüm olaylarında idarenin sorumluluğu bulunmadığı ve bu nedenle de tazminat taleplerini reddeden mahkeme bu sefer farklı bir karara imza attı. Kararda özetle şöyle denildi :“Olayda idarenin ajanı olan diğer askerlerin müteveffanın (Ramazan Bulut) ailesiyle sorunları olduğunu, maddi sıkıntıları bulunduğunu ve nişanlısının annesiyle sorunlarının bulunduğu bilmelerine rağmen durumu komutanlarına iletmemişlerdir. Ayrıca nöbete giderken de müteveffanın ‘bitmiyor’ şeklinde kendi kendine söylenmesini duymaları, dolayısıyla sıkıntılı olduğunu görmelerine rağmen bunu da komutanlarına iletmedikleri tespit edilmiştir.Bu durumda müteveffanın silahtan uzak tutulması gerekirken silahlı ve dolu şarjörlü olarak nöbet hizmetine gönderildiği anlaşılmakla ölüm olayında idarenin tamamen kusursuz olduğunu söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu haliyle müteveffanın ölümü ile sonuçlanan olayda kısmen de olsa idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmış ve bu suretle davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği kabul edilmiştir.”Ailenin tazminat talebine kabul eden mahkeme, Bulut’un kendi eylemi sonucu hayatını kaybetmesi nedeniyle verilecek tazminattan indirim yapılmasına da karar verdi. Bulut ailesinin avukatı İsmail Kılıç, kararın sevindirici olduğunu belirterek “Sivil yargıdan sonra askeri yargı da intihar eden askerin ailesine tazminat ödenmesi gerektiğine karar verdi. Askeri mahkeme de idarenin kusurlu olduğuna karar vermiştir. Bu yönüyle karar sevindirici. İntihar eden askerlere yönelik yapılacak yasal çalışmalar için bu kararın temel olmasını ümit ediyorum” dedi.T24
Ağrı Valisi: Hava Şehitleri Anıtı'nın Yıkılması Mümkün Değil
AĞRI Valisi Mehmet Tekinarslan, Belediye Başkanı Sırrı Sakık'ın Hava Şehitleri Anıt'ını ucubeye benzetmesi ve yıkılmasını istemesiyle ilgili olarak 'Hava Şehitleri Anıtı'nın bulunduğu yer 3 bin metrekarelik hazineye ait bir sit alanı. Burada herhangi bir işlem yapmak hukuken de mümkün değildir' dedi.DBP'li Belediye Başkanı Sırrı Sakık, geçtiğimiz gün Hava Şehitleri Anıtı'nın yıkılmasını isteyerek, 'O anıt, Kürtlerin gözünün içine sokulan bir anıttır. Bu acıları sen getirip, Kürt'ün gözünün içine sokarak o pervaneyi oraya dikersen valla ben o anıta manıta saygı duymam. Yetkim olursa aynı anda yıkarım. O anıt bir ucubedir' demişti. Vali Mehmet Tekinarslan, Başkan Sakık'ın bu sözlerine katıldığı bir düğünde cevap verdi. Vali Tekinarslan, anıtın tarihçesine değinerek 1939 yılında İran Şahı'nın düğün merasiminden dönen Diyarbakır hava filosuna ait bir uçağın Ağrı civarında düştüğünü ve iki pliotun da şehit olduğunu hatırlattı. Mehmet Tekinarslan, bu pilotların kesinlikle Ağrı Dağı'nda 1926-1930 yılları arasındaki çatışmalarda şehit olmadığını ve hava operasyonlarına katılmadıklarını söyledi. Tekinarslan ' Uçağın düşüş şekli, düştükten sonraki kalıntıları ve bu kalıntıların hangilerinin anıtta kullanıldığı bilgilerini Belediye Başkanımız Sayın Sırrı Bey ile paylaştım. Kendisi tabi bizim belediye başkanımız. Biz kendisine değer veriyoruz, samimi ve içten buluyoruz. Ancak gündeme getirdiği konuya bakış açısı kendi tercihi olabilir. Resmi kaynaklar dışında bu konuyla ilgili paralel bilgiler var. Oradan aldığı bilgilerle mi vatandaşlarımızla paylaşıyor ? Bu uçakların 1929'da düştüğü fikrini aklına kim soktu bilmiyoruz. Hava şehitleri anıtının bulunduğu yer 3 bin metrekarelik hazineye ait bir sit alanı. Burada herhangi bir işlem yapmak hukuken de mümkün değildir. Ben Sırrı Bey ile iki kez konuştum ve oranın durumunu anlattı. Türk Tarih Kurumu'ndan, Milli Savunma Bakanlığı'ndan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan buradaki anıtla ilgili tarihçeyi sorabilirler' diye konuştu.Vali Mehmet Tekinarslan, çözüm sürecini zedelememek için çok dikkatli davrandıklarını belirterek şöyle devam etti:'Burada özellikle çözüm süreci bağlamında bir tırnak kesmiyoruz, biz çok ciddi bir beyin ameliyatı yapıyoruz. Çözüm sürecinin burada etkili olmasıyla şehrimizin ve halkımızın hayatlarını her noktada olağan şekilde devam ettirmesi emeklerimizin de karşılığını aldığımızı gösterir. Ağrılı hemşerilerimiz de burada gereken özeni göstermiştir. Kendi kurumlarımız çerçevesinde biz tam yetkilerimize göre hareket etmek durumundayız. Çocuklarımızın geleceğinin, huzurunun bu tür siyasi polemiklerle zedelenmesini arzu etmiyoruz.'Milliyet