Kültür ve Turizm Bakanı Haberleri

Kültür ve Turizm Bakanı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Kültür ve Turizm Bakanı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Aspendos'ta 2,2 Metrelik Sağlık Tanrısı Heykeli Gün Yüzüne Çıkarıldı!
Geleceğe Miras Projesi kapsamında Aspendos Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, önemli bir keşif yapıldı.  Sağlık tanrısı Asklepios ile iyileşmenin simgesi oğlu Telesphoros’u birlikte betimleyen 2,20 metre boyunda mermer heykel grubu gün yüzüne çıkarıldı.Önemli keşfi, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy sosyal medya hesabından duyurdu. Keşfin, Roma Dönemi Aspendos’unda sağlık ve şifa kültlerine dair önemli bulgulara işaret ettiği belirtiliyor.
Türkiye'ye Akın Ettiler! İşte En Çok Tatilci Gönderen Ülkeler
Onlar Türkiye'den vazgeçmedi! 2026'nın ilk yarısında en çok turist gönderen ülkeler açıklandı; zirvenin sahibi yine şaşırtmadı. Küresel turizm hareketliliğinde yaşanan dalgalanmalara rağmen Türkiye yine milyonlarca turisti ağırladı, en güçlü turizm pazarlarında sıralama değişmedi. En çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Rusya liderliği bırakmazken, Almanya ve Birleşik Krallık ilk üçteki yerini korudu.
Türkiye Turizmi İlk 6 Ayda 25,7 Milyar Dolarlık Gelir Elde Etti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin turizm verilerini kamuoyuyla paylaştı. Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların gölgesinde geçen dönemde Türkiye'nin turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıklayan Ersoy, kişi başına yapılan harcamadaki artışın ve uzayan konaklama süresinin sektörün güçlü performansını ortaya koyduğunu söyledi.
Çin'de İlk Türk Dizisi: Muhteşem Yüzyıl
Çin devlet televizyonu CCTV, Muhteşem Yüzyıl dizisinin yayını için gün sayıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, Muhteşem Yüzyıl dizisinin Çince dublaj ve alt yazı çalışmalarında son aşamaya gelindi. Bakanlığın Pekin Müşaviri İlknur Yiğit tarafından yapılan açıklamada, CCTV'nin izleyici kitlesinin yüz milyonları bulduğuna işaret edildi.Açıklamasında proje üzerinde yıllardır çaba sarf ettiğini vurgulayan İlknur Yiğit, “Sonunda başardık. Türkiye 'yi her kesimdeki Çinlilere tanıtmak için çok büyük bir fırsat yakalandı' dedi. Dizi ile Türkiye'ye ilginin artması beklediklerini ifade eden Yiğit şunları kaydetti: 'Çin'de televizyonlarda yabancı dizi gösterim kotası ve ayrıca sıkı sansür uygulaması var. Tüm bunları aştık. Çok önemli bir tanıtım fırsatı olacak. CCTV ile dizi filmin tanıtım promosyonlarına başlıyoruz.' (DHA)
Mozaikler Gidiyor, BİM Geliyor
Market zinciri BİM'in Kemalpaşa'da depo yapmak istediği arsada bulunan tarihi mozaiklerin taşınmasına karar verildiği ortaya çıktı. Ancak Batı'nın Zeugma'sı olarak da adlandırılan mozaiklerle ilgili yapılan görüşmeler, kamuoyuna 'Urla Villaları'yla ilgili olarak yansıdı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, görevi devrettiği Bakan Ömer Çelik ve BİM'in ortaklarından işadamı Latif Topbaş'ın kamuoyuna da yansıyan konuşmalarındaki mozaiklerin aslında bu tarihi kalıntılarla ilgili olduğunu söyledi. 2012 yılında dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay mozaiklere hayran kalmıştı Günay, Hürriyet gazetesinden Banu Şen'e  şu bilgileri verdi: 'Ben Kemalpaşa'daki mozaiklerin bulunduğu alanı 2012'nin son aylarında gidip görmüştüm. Gerek mozaikler, gerekse çevresindeki duvar kalıntıları önemli bir yerleşim merkezi olduğunu açıkça gösteriyor. Gördüklerimiz bizi çok heyecanlandırdı ve Ege Bölgesi'nde önemli bir Zeugma keşfettiğimizi düşündük. Bu düşüncelerimizi de basınla paylaştım. Ancak bu buluntulardan yaklaşık üç ay sonra görevimden ayrılmak zorunda kaldım. Bu alan o zamanki tespitlerime göre 1. Derece Arkeolojik SİT Alanı olarak işaretlenmesi gereken bir alandır. Şimdi burada yeni bir yapılaşma gerçekleştirmek için sürdürülen çalışmaları dikkatle takip ediyorum ve ayrıntıları öğrenmeye çalışıyorum. Daha ayrıntılı bilgi edindikten sonra bu konuda ve İzmir'de SİT alanlarında yapılmaya çalışılan başka alanlarla ilgili detaylı açıklama yapacağım. Yalnız bir şey var ki o da bun alana kesinlikle depo yapılamaz.' Önce taşınamaz sonra taşınsın kararı Süreç şöyle gelişti: 2012'de Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi Ulucak mevkii 7 No'lu parselinde perakende zinciri BİM depo amaçlı inşaat yapmak üzere çalışmalara başladı. Sondaj çalışmaları sırasında arkeolojik buluntular ortaya çıktı. Alan, İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından mozaikler ve duvarlara ulaşılmadan, ilk etapta 3. Derece SİT olarak tescillenip korumaya alındı. Alanda kurtarma kazıları başladı.Bu kazılarda Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait mozaikler ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıktı. Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay o günlerde, alanda bir basın toplantısı yaparak, buranın 'Batı'nın Zeugması' olacak değerde önemli bir arkeolojik bölge olduğunu söyledi. Bu arada BİM sanayi inşaatı yapmak istediğini, alanın ya üzerinin örtülmesini ya da mozaikler ile duvar kalıntıların kaldırılmasını talep etti. Ancak kurtarma kazıları tamamlandığında mozaikler ve duvarların olduğu alanın 1. Derece, diğer kısımların ise 3.Derece olarak tescillenmesi, bu nedenle de mozaik ve duvarların kaldırılmadan yerinde korunmasına karar verildi. BİM; kurulun 12.06.2013'te aldığı bu karara iki kez itiraz etti. Bu kez itirazlar Ankara'ya, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'na gitti. 12 Aralık 2013'te toplanan kurul, BİM'in itirazlarını değerlendirdi. Müze müdürlüğünün raporu ile BİM'in yaptığı itiraz başvurusuna ek olarak sunulan ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünden Prof. DR. Ersin Doğaner ve Yrd.Doç. Emine Tok tarafından hazırlanan raporları dikkate alan Yüksek Kurul, mozaiklerin taşınmasına karar verdi. Plan veren duvarların bulunduğu alana ilişkin ise Koruma Yüksek Kurulu'nun 37 sayılı ilke kararları hükümleri göz önünde bulundurularak hazırlanacak projelerin, İzmir 2 Nolu Koruma Kurulu'nca değerlendirilmesi kararı çıktı. Koruma altında Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi içindeki alan, koruma altına alındığı günden bu yana sürekli polis gözetiminde tutulurken, 550 metrekarelik villanın 11 odasının altısında bulunan mozaiklerin ise toprakla kaplanarak koruma altına alındığı görüldü. Kalıntılar arasında duvarlar, sütunlar ve mezarlar da dikkat çekti. Takdir kurulun Kurtarma kazılarını gerçekleştiren İzmir Arkeoloji Müzesi'nin Müdürü Mehmet Tuna, özellikle mozaiklerin bulunduğu alanın 1.Derece Arkeolojik SİT Alanı olduğunu belirtirken Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd.Doç.Akın Ersoy buluntuları değerlendirdi: 'İpuçlarından MS.4.yy yüzyıl sonralarından 7.yy'a kadar kullanıldığı anlaşılıyor. O dönemde kırsalda olan merkezi mekanlı villalara benziyor. Ya zengin Nyphaion'li (Kemalpaşa) ya da Smrynalı (İzmir) bir aristokrata ait bir villa olabilir. 200 yıllık yaşam süren bir yapı. Kente Müslüman Arap saldırıları olduğu sırada burada yaşamın sona erdiğini söylemek mümkün. Şu an görünen malzemeler orijinal. Kamu yararı söz konusu olduğunda kimi zaman kurullar müzede sergilenmesi yönünde böyle kararlar alabilir. Ancak bu şekliyle baktığımızda 1. Derece Arkeolojik SİT alanı olmaya aday bir alan. Ama takdir yine de koruma kurulunundur.' Alanın en son durumu ile görüşlerine başvurulan İzmir 2 No'lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, internet sitelerindeki arıza nedeniyle en son yüklemeyi 2 Eylül 2010'da yaptıklarını daha sonra başvurumuza yazılı olarak yanıt vereceklerini belirtti. Batı'nın Zeugması Dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 20 Ekim 2012'de 'İzmir'e bayram öncesinde herkesi çok şaşırtacak ve görenlerin şaşkınlığını gizleyemeyeceği büyük bir arkeolojik müjde vereceğiz' şeklinde açıklamasıyla gündeme gelmişti. Milattan sonra 4'ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında geniş çaplı kazı çalışmaları başlamış ve yine o dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü, 'Anadolu'da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak. Burada 'Batı'nın Zeugması' denebilecek bir yapılaşma var' demişti. Süslü, 'Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar. Bir kent ya da yerleşim birimi olup olmadığı belirlendikten sonra buranın durumu netlik kazanacak' demişti. BİM: GERİ ALINMASI İÇİN BAŞVURACAĞIZ BİM Birleşik Mağazalar A.Ş. ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: Sosyal medya üzerinden yayıldığı tespit edilen tapelerle, mülkiyeti şirketimize ait bu arazi arasında hiçbir ilişki yoktur. Şirketimize ait İzmir ili, Kemalpaşa ilçesi, Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde yaklaşık 40.000 m² büyüklüğünde bir arazi bulunmaktadır. Söz konusu araziye ilişkin son durum bilgileri kronolojik olarak şu şekildedir: 1- 26 Ocak 2012 tarihinde bu arazi üzerinde bir depo yapımı için proje hazırlanmış ve yerel yönetimin onayına sunulmuştur. 2- Bunu takiben 13 Mart 2012 tarihinde kuralına uygun olarak başlatılan hafriyat çalışmaları esnasında bazı kalıntıların varlığı tarafımızca tespit edilmiş ve gecikmeksizin İzmir Müze Müdürlüğü bilgilendirilmiştir. 3- 23 Mart tarihinde müze arkeologları yerinde yaptıkları inceleme sonucunda söz konusu kalıntılar ile ilgili bir tespit tutanağı düzenlemişlerdir. Bunun akabinde 23 Mayıs 2012 tarihinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu tarafından mülkiyetimizde olan bu arazi 3. derece sit alanı ilanı edilmiştir. 4- 3 Eylül 2012 tarihinde ise Müze Müdürlüğü tarafından öncelikle sondaj kazıları başlatılmış ve devamında 26 Eylül tarihinde kurtarma kazıları başlatılmıştır. Keza 29 Ekim 2012 tarihinde kazı alanı dönemin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından ziyaret edilmiş; bulunan tarihi eserler basında haber olarak yer almıştır. 5 – 5 Nisan 2013 tarihinde kurtarma kazısı tamamlanmış, müze uzmanları tarafından hazırlanan rapor temelinde İzmir 2 No'lu Koruma Kurulu, 12 Haziran 2013 tarihinde eserlerin bulunduğu bölüm için 1. derece sit diğer kalan kısım için 3. derece sit alanı kararı almıştır. 6- 20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurula bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi 3- derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır. Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır. Hürriyet - Gerçek Gündem
İşte BİM'in Mozaikleri
'Batının Zeugması' denilen mozaiklerle ilgili karar, arkeoloji dünyasını şaşkına çevirdi. BİM'in İzmir Kemalpaşa'da depo yapmak istediği arsada bulunan ve taşınmasına neden olan tarihi mozaikler Zeugma'dakiler kadar önemli. İzmir Kemalpaşa'da geçen yıllardaki kurtarma kazılarında çok değerli taban mozaikleri, Anadolu parsı ve aslanı gibi nesli tükenen hayvanlara ait panolar ve büyük bir yerleşim kompleksi ortaya çıkmıştı. 'Batının Zeugması' olarak nitelendirilen mozaikler, MS 4 yüzyıl ile 7 yüzyıl arasına tarihleniyor. Radikal'den Ömer Erbil'in haberine göre, kaynaklardan henüz antik kentin ismi bile tespit edilememişken dünya şaheseri sayılabilecek mozaiklerin taşınmasına karar verilmesi arkeologları da şaşırttı. İzmir Müzesi ya da üniversite tarafından kazı çalışmaları genişletilmesi beklenirken kurulun mozaikleri kaldırma kararı vermemesi gerekiyor. 'Bir aristokratın villası' değerlendirilmesi de yapılan mozaikler için bilinmedik bir antik kent olabileceği vurgusu da yapılıyor. 'KORUMA ALANI GENİŞLETİLMELİ' Arkeoloji Sanat Dergisi Editörü Nezih Başgelen, mozaiklerin kaldırılmasına karar verenlerin bir yanlışın içinde olduklarına değinerek bilimsel kazı çalışmalarının alanda devam etmesi gerektiğini ve eserlerin en azından bilimsel verileri tamamlanıncaya kadar yerinde kalması gerektiğini, sit derecesinin kesinlikle değiştirilmeyerek koruma alanının genişletilmesi gerektiğine değindi. Başgelen, ''Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu bugüne kadar aldığı kararlarla adeta bir Kültür Varlıklarını Koruma (ma) ve (Yoketme) Yüksek Kurulu gibi hareket ediyor'' dedi. 'YERİNDE KORUNMALI' Kurtarma kazıları sırasında da dönemin Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Murat Süslü de 'Hiç bilmediğimiz bir antik kentle karşı karşıyayız, Anadolu'da keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda antik kent bulunuyor'' demişti. Yine Dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay da mozaiklerin yerinde korunması gerektiğine dikkat çekerek, mozaikler için 'Batının Zeugması' benzetmesi yapmıştı. TEKLİF GERİ ÇEVRİLDİ 17 Aralık operasyonun ardından internete ve basına yansıyan fezlekelerde, Kemalpaşa'daki araziyle ilgili BİM'in yönetim kurulu başkanı Latif Topbaş ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik'in telefon konuşmaları da yer almıştı. Topbaş'ın, burasının koruma kararının 3'üncü derece SİT'e düşürülmesi için Bakan Çelik'ten yardım istediği iddia edilmişti. Bakanlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre, Ömer Çelik, iddia konusu olan telefon görüşmesinde, duvarın taşınmasının mümkün olmadığını söyleyerek olumsuz bir tavır ortaya koydu. Yetkililer, 'Daha önce de mozaik taşınması gibi konular söz konusu olduğu halde buradaki örnekte duvarın taşınmasının imkânsız olduğu tespiti yapıldı. Dolayısıyla da ilgili firmanın talebi geri çevrildi. Bu detaylar telefon görüşmesinin basına verilmeyen son bölümünde yer alıyordu' dediler. BİM DEVREDİYOR BİM Birleşik Mağazalar A.Ş.'den konuyla ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi: '20 Ağustos 2013 tarihinde şirketimiz, bulunan tarihi eserlerin müzeye taşınması hususunda ilgili Üst Kurul'a bir başvuruda bulunmuştur. Üst Kurul, Ege Üniversitesi tarafından hazırlanan raporu dikkate alarak 12 Aralık 2013 tarihinde bulunan mozaiklerin müzeye taşınması ve diğer kalan duvar kalıntılarının yerinde korunması şartıyla araziyi 3'üncü derece sit alanı ilanı olarak karara bağlamıştır. Bugün bulunulan noktada, şirketimiz tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı'na söz konusu arazinin maliyet fiyatı üzerinden kamu tarafından geri alınması için yazılı müracaatta bulunma kararı alınmış bulunmaktadır.' MOZAİKLER KÜLTÜR BAKANLIĞI'NIN SİTESİNDE SERGİLENİYOR Kemalpaşa'da 2012 yılında keşfedilen antik şehir büyük heyecan, yaratmış, konuyla ilgili detaylı bilgi ve fotoğraflar Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sitesinde de yer almıştı. BİM'in depo çalışmaları sırasında keşfedildiği sitedeki açıklamada da yer alıyor. İşte o paragraf: 'İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde yapılan kazılarda milattan sonra 4. yüzyıla ait olduğu düşünülen 'Anadolu Pars'ı mozaiklerinin de bulunduğu antik bir şehir bulundu. Kemalpaşa Organize Sanayi bölgesinde yapılan kurtarma kazısı sonrasında 'Batı'nın Zeugması' denebilecek mozaikler ortaya çıktı. Bir firmanın sondaj kazıları sırasında fark ettiklerini, alanın daha önce de definecilerin kazı yaptığını vurgulayan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Osman Murat Süslü, 'Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak.' dedi. Kemalpaşa ilçesinde bir perakendeşirketinin depo olarak kullanacağı alanda yasa gereği sondaj kazısıyapılmasıyla adeta bir tarih hazinesi çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da 'Bayram müjdesi olacağını' iletmesinin ardından Kemalpaşa'daki bir antik kent herkese heyecan yaşattı.' Söz konusu fotoğraflar ve açıklamalar halen Bakanlığın sitesinde yer almaya devam ediyor.
Antik Kent Üstüne TOKİ Evleri!
İstanbul'da Hitit izlerinin bulunduğu Bathonea Antik Kenti'ni bakanlık ören yerine dönüştürmeyi hedeflerken TOKİ konut yapmak için başvurdu. TOKİ, 1. derece SİT olan bölgeyi de istiyor. Radikal gazetesinden Ömer Erbil’in haberine göre, İstanbul ’da ilk defa Hitit izlerinin bulunduğu Küçükçekmece Gölü kenarındaki Bathonea Antik Kenti kazılarının yapıldığı araziye TOKİ’nin konut yapmak istediği ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2013 yılındaki Bathonea kazı sonuçlarını görünce araziyi kamulaştırarak ören yeri statüsüne almak istedi. Bu yönde raporlar hazırlandı, bilimsel gerekçeler belirlendi. Bakanlık, İstanbul’un ilk ören yeri için İstanbul Üniversitesi’ne de görüşünü sordu. Üniversite arazinin elinden çıkacağını anlayınca apar topar TOKİ ile anlaşma yolunu seçti. 9 Ocak’ta yapılan protokole göre, TOKİ üniversitenin Çapa ve Cerrahpaşa’daki binalarını yenileyecek, Avcılar’daki kampüste sosyal tesisler yapacak, bunun karşılığında da üniversiteye ait 7 parsele konut inşa edecek. TOKİ, 1. derece arkeolojik SİT alanında konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Koruma Kurulu’na geçen hafta resmen başvurdu. Şimdi kurulun kararı merakla bekleniyor. Neolitik çağ izleri Kocaeli Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Şengül Aydıngün , 2006 yılında Küçükçekmece Gölü havzası içinde Kültür ve Turizm Bakanlığı izni ile 2 yıl yüzey araştırması yaptı. Buluntular oldukça ilginçti. Neolitik Dönem hatta Paleolitik Dönem buluntularına bile rastlayınca 2009 yılında bilimsel arkeolojik kazı için bakanlıktan izin aldı. Bu sırada da arazinin SİT dereceleri belirlendi. İlk iki yılık kazılarda önemli buluntular elde edildi. Bölgede sürdürülen yüzey araştırmaları ve kazı çalışmalarında 800.000 yıl öncesinden itibaren tarımın başladığı Neolitik Dönem, Tunç, Demir ve Antik Çağları (Helen, Roma ve Bizans) kapsayıp Osmanlı Dönemi sonlarına ulaşan kesintisiz bir zaman dilimine ait önemli arkeolojik verilerle karşılaşıldı. Bunlar arasında M.Ö. 7000’lerde Avrupa ’ya tarımın İstanbul üzerinden ulaştığını kanıtlayan çakmak taşından tarım aletleri, günümüzden 2700-2600 yıl öncesine ait iki antik liman ve dünyada keşfi yapılan üçüncü antik fener, Hititlere ait olduğu düşünülen 2 adet yapı adak heykelciği ile yine Hitit dönemi pişmiş toprak eserler, antik Roma yolları, Bizans sarnıcı, bazilika kalıntıları, yeraltı su kanalları bölgenin önemini ortaya çıkardı. Kazı, her geçen yıl daha da iyi sonuçlar vermeye başladı. Dünyanın en önemli 10 kazısı arasına giren Bathonea kazıları özellikle 2013 yılı kazı sezonunda arkeoloji dünyasının tüm dikkatlerini üzerine çekmeyi başardı.Öte yandan, Arazide İstanbul Üniversitesi bilimsel tarım uygulamaları yapıyordu. Üniversite kendisine ait 3. derece arkeolojik SİT alanında tekno-park yapmak istedi. Bu nedenle 1 No’lu Koruma Kurulu’na müracaat edilerek yaklaşık 200 hektarlık 4434, 4435, 5955, 5951 numaralı parseller 2010 yılında SİT’ten çıkarıldı. Çünkü arazinin bir tarafı 3. derece SİT alanıyken diğer tarafı 1. derece SİT alanıydı. Şimdi bu araziler konut yapımı için TOKİ’ye devredildi. İstanbul tarihine ayna 2013 yılı kazılarında ortaya çıkan bilimsel veriler Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Valiliği’ni de heyecanlandırdı. Bakanlık bölgenin ören yeri olması için uzmanlara rapor hazırlattı. İstanbul’un ikinci tarihi yarımadası olarak yeni bir turizm çekim merkezi olması planlandı. Efes, Troya, Bergama gibi ören yeri statüsü kazandırılarak bir yandan turistlerin bu bölgeyi ziyaret etmesi düşünülürken diğer yandan İstanbul’un karanlıkta kalmış dönemlerini açığa çıkarmak amacıyla bilimsel arkeolojik kazıların sürdürülmesi hedeflendi. İÜ apar topar devretti Bakanlık kamulaştırma yapmak için İstanbul Üniversitesi’ne geçen yıl sonunda görüşünü sordu. İstanbul Üniversitesi arazinin elinden çıkacağını anlayınca görüş bildirmek yerine apar topar TOKİ ile anlaşma yoluna gitti. 9 Ocak 2014’te üniversite ile TOKİ arasında protokol imzalandı. Bu protokole göre ‘‘İstanbul Üniversitesi’nin faaliyetlerini yürüttüğü Cerrahpaşa, Çapa ve Avcılar yerleşkelerindeki eğitim-öğretim ve hizmet binaları ile tescilli yapıların olası deprem risklerinin ortadan kaldırılması, modern tesislerde eğitim-öğretim hizmetleri ile diğer hizmetlerini sürdürebilmesinin temini için bu alanlarda eğitim-öğretim, sağlık, araştırma ve çevre düzenlemesinin yapılması ve inşa edilecek bu tesislerin finansmanının da üniversitenin atıl durumda olan Halkalı ve Avcılar’daki taşınmazları üzerinde proje gerçekleştirilmesi suretiyle mahsuplaşılmıştır.’’ Yerleşime uygun değil Yüzyıllardır göl kıyısı ve havza içinde yerleşen birçok medeniyete ait yapıların, yaklaşık 300 yılda bir depremlerle birçok kere yıkıldığı ve bölgenin bu nedenle terk edildiği arkeolojik kazı çalışmalarında bilimsel olarak ortaya konmuştu. Jeolojik açıdan yerleşmeye uygun olmayan bu alanın TOKİ tarafından yerleşime açılmak istenmesi de başka bir tezat oluşturdu. Diğer yandan TOKİ’nin konut yapmak istediği 4440, 4441 ve 4450 numaralı parseller ise 1. derece arkeolojik SİT alanı içinde kalıyor. 2863 sayılı yasa SİT alanlarında inşaat izni vermiyor. Aynı zamanda bu parsellerde Bathonea bilimsel kazıları devam ediyor. Ancak TOKİ tüm bunlar yokmuşçasına bu parsellerde konut yapmak için İstanbul 1 Nolu Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’na müracaat etti. Aynı zamanda da Küçükçekmece ve Avcılar Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yazı gönderip görüşlerini sordu. Üniversite ile yapılan protokolün hatırlatıldığı yazıda şöyle denildi: ‘‘İstanbul Üniversitesi mülkiyetinde bulunan Avcılar ilçesi Tahtakale Mahallesi 4434, 4435, 4440, 4441, 4450, 5951 ve 5955 nolu parseller ile Küçükçekmece Halkalı Mahallesi 4651 nolu parselleri kapsayan alanlara yönelik hazırlanacak imar planı çalışmalarına altlık teşkil etmek üzere meri imar planları ile görüşlerinizi, projelerinizi, ileriye dönük planlarımızı idaremize bildirin.” Ömer Erbil | Radikal Kaynak: T24