ATSO Seçimini Ekim’de Bitirin: Protokolde Bir Sandalye mi, Kentin İtibarı mı?
Antalya, bu yıl kasım ayında cumhuriyet tarihinin en yoğun takvimlerinden birine hazırlanıyor. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında kent, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na, kısa adıyla COP31'e ev sahipliği yapacak. Onlarca devlet başkanı, binlerce delege, yüzlerce basın mensubu ve küresel sermayenin gözü Antalya'da olacak. Konferans biter bitmez, 24-27 Kasım'da bu kez ANFAŞ'ta Growtech Uluslararası Tarım Fuarı kapılarını açacak; dünyanın en büyük örtü altı tarım buluşmalarından biri, yine Antalya'nın omuzlarında. Aynı ay içinde, kentin ticaret hayatının en köklü kurumu olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) dört yılda bir yapılan seçimi de gündemde. Üç dev organizasyon, tek bir ay, tek bir şehir. Bu tablo tesadüf değil, bir tercih meselesi ve bu tercihi yapacak makam belli: ATSO yönetim kurulu ve onun başındaki isim, mevcut Başkan Yusuf Hacısüleyman.
Şunu baştan net söylemek gerekiyor: Oda ve borsa organ seçimlerinin yasal penceresi zaten esnek.
TOBB'un organ seçimleri mevzuatına göre seçimler 'ekim ayında başlar, kasım ayında biter.' Seçim tarihini doğrudan oda yönetimi belirlemez, ilçe seçim kurulu başkanı hakim belirler; ama o hakimin takvimi işletmesi için önce odanın yönetim kurulunun başvurması gerekir. Yani top, en az bu sürecin başlatılması noktasında, ATSO yönetiminin ayağındadır. Ekim ayının ilk haftasında başvurup kasım ayının ilk haftasında yeni yönetimi göreve başlatmak mümkünken, bunu neden son ana, COP31'in tam ortasına ya da hemen ardına sıkıştırmayı tercih ediyorsunuz?
Cevap, iş dünyasının kulis konuşmalarında sır değil. ATSO seçimi üç aşamalı bir süreç: önce 49 meslek komitesi üyeleri, ardından 117 meclis üyesi, en son da yönetim kurulu ve başkan belirleniyor. Bu, haftalar süren, gerilimli, herkesin birbirini tarttığı bir maraton. Seçimi kasıma çekmek, mevcut başkanın COP31'in açılışında, protokolde, kamera karşısında, 'ATSO Başkanı' sıfatıyla var olma süresini uzatmaktan başka bir işe yaramıyor. Bu, 'göreve devam ederken kentin en prestijli etkinliklerinde temsil makamında kalma' hesabıdır ve bunun adını koymak gerekir: kişisel görünürlük, kurumsal ve kentsel çıkarın önüne geçirilmiş oluyor.
Oysa mesele hiç de öyle küçük değil.
COP31 gibi bir zirvede Antalya'yı temsil edecek ticaret ve sanayi odası başkanının, seçim arifesinde günü kurtaran, meşruiyeti tartışmalı, kararlarını 'seçime kadar' mantığıyla erteleyen bir yönetici olması kabul edilebilir bir tablo değildir. Yatırımcı heyetleriyle görüşülecek, iş bağlantıları kurulacak, kentin ekonomik vizyonu anlatılacak masalarda; taze bir mandatla 'seçim yetkisiyle', güncel bir meclis kararıyla, arkasında yenilenmiş bir üye desteğiyle oturan bir başkan mı olmalı, yoksa iki haftaya seçime girecek, koltuğunun kimde kalacağını bilmeyen, elini kolunu bağlamış bir vekaleten yönetici mi? Soru bu kadar basit, cevabı da bu kadar açıktır.
Bunu sadece ATSO'ya değil, devletin ilgili kurumlarına da söylemek gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na, valilikten belediyeye kadar COP31 için harıl harıl hazırlık yapan, protokol listesi çıkaran, kentin her köşesini prestij vitrinine çeviren kurumlar, ATSO'nun seçim takvimini de bu hazırlığın bir parçası saymak zorundadır. Bir kentin en büyük iş dünyası temsilcisinin kim olacağı belirsizken, o kentte küresel bir iklim zirvesi yapılmaz; yapılıyorsa bu eksiklik görmezden gelinmemelidir. Valilik ve TOBB nezdinde takip makamında olanlar, ATSO yönetim kurulunun seçim başvurusunu ne zaman yaptığını, neden ekim değil de kasımı seçtiğini sormalı ve bunun kamuoyuna açıklanmasını istemelidir. Şeffaflık burada bir nezaket değil, bir zorunluluktur.
Sonuç olarak mesele nettir: ATSO'nun seçim sürecini başlatma yetkisi mevcut yönetimdedir ve bu yetki ekim ayının ilk günlerinde kullanılabilir. Böyle bir tercih yapılırsa, kasım ayının ilk haftasında yeni ve güçlü bir yönetim, meşruiyetini tazelemiş bir başkan, COP31'in açılışına da Growtech'in kurdelesine de dimdik, arkası dolu, temsil gücü tam bir şekilde katılır. Aksi hâlde Antalya'nın en büyük prestij ayında kentin ticaret dünyası, kendi iç meselesini bile çözememiş bir görüntüyle sahneye çıkar. Karar, 'protokolde bir koltuk fazla' ile 'kentin itibarı' arasında verilecek bir cevaptır.
Mevcut başkanın bu soruyu daha fazla geciktirmeden, açık ve net biçimde cevaplaması gerekiyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

