155 Basamak, Bir Asansör ve Bir Şehrin Vicdanı
Bir şehrin medeniyetini bazen meydanlarının büyüklüğü, kulelerinin yüksekliği ya da caddelerinin genişliği anlatmaz.Bazen yaşlı bir insanın çıkmak zorunda kaldığı basamak sayısı anlatır.20. Yüzyılın başında İzmir’in Karataş semtinde, Mithatpaşa Caddesi ile yukarıdaki Halil Rıfat Paşa Caddesi arasında tam 155 basamak vardı.Bugün fotoğraf çekmek için birkaç dakikada çıktığımız bu merdivenleri, o yıllarda mahalle sakinleri her gün kullanıyordu.Eve dönen işçiler…Pazardan sepet taşıyan kadınlar…Okula giden çocuklar…Yük taşıyan esnaf…Yaşlılar ve hastalar…Aynı şehirde, birbirine çok yakın iki mahalle arasında yaklaşık 40 metrelik bir yükseklik farkı vardı. Mesafe kısa görünüyordu; fakat gündelik hayat için ciddi bir engeldi.Sonra bir insan bu soruna baktı ve şunu düşündü:Bu böyle olmak zorunda değil.O insan Nesim Levi’ydi.1907 yılında yaptırdığı Tarihî Asansör, yalnızca iki caddeyi birbirine bağlamadı. Bir şehrin insanlarına karşı sorumluluğunun ne anlama gelebileceğini de gösterdi.Bugün hâlâ çalışan bu yapı bize yüz yılı aşan çok sade ama güçlü bir soru soruyor:Biz şehirlerimizi binalar için mi, insanlar için mi tasarlıyoruz?