Love bombing, gaslighting, ghosting… Nihayetinde de işte, kara toprak. Bugün sizleri, ilişkilerde sıkça kullanılan bir manipülasyon yöntemi olan 'dry begging' (kuru dilencilik) hakkında uyarmaya geldik. Peki nedir bu 'kuru dilencilik'? Buyurun detaylara. 👇
Yalnız kurtlara müjde: Mutluluğun sırrı aslında yalnızlığınız olabilir. Çoğu kişi yalnızlığı olumsuz bir durum gibi görse de, araştırmalar bilinçli yalnızlığın mutluluğu artırabileceğini gösteriyor. Yani, sandığınızın aksine yalnızlık sizi güçlendirebilir. Nasıl mı? Buyurun detaylara...👇
Çocuk istismarı, toplumların en hassas sorunlarından biri. Ancak faillerin bu suçu işlerken kullandıkları en tehlikeli yöntemlerden biri olan grooming, çoğu zaman göz ardı ediliyor. Grooming yalnızca basit bir manipülasyon değil, sistemli bir şekilde ilerleyen bir istismar süreci. Fail, önce güven kazanıyor, ardından çocuğu yavaş yavaş kendi kontrolü altına alıyor. Çoğu zaman mağdurlar ne yaşadıklarını uzun yıllar boyunca anlayamıyor, çevreleri de failin güvenilir görünen kimliği sebebiyle şüphelenmiyor. İşte bu yüzden grooming’i tanımak ve erken fark etmek hayati önem taşıyor.Kaynak 1, Kaynak 2
Bir adam vardı; adı yoktu, çünkü adını hep zihninde unuturdu. Unutmak değil aslında, emin olamamaktı derdi. Adını, kapıyı kilitleyip kilitlemediğini, ellerinin temiz olup olmadığını… Zihninin içinde paslı bir saat vardı; akrep ve yelkovan, aynı saniyede takılıp kalmıştı. Ne kadar kurarsa kursun, hep aynı “tik” ve “tak” yankılanıyordu.
Her aile fotoğrafı gülümsemelerle doludur. Ama fotoğraf karesi dağıldığında çoğu zaman ortaya çıkan gerçek, sessiz odalar, birbirine değmeyen bakışlar ve içten içe büyüyen yalnızlıklardır. Bu durum yalnızca bireylerin değil, aile sisteminin de sağlığını tehdit eder. Bir evin içinde fiziksel olarak yan yana olmak, duygusal anlamda yakın olmayı garantilemez.Teknoloji, iş temposu, bireyselleşme… Hepsi aile bağlarını görünmez şekilde zayıflatıyor. “Birlikte yemek yiyoruz, aynı evde yaşıyoruz” diyen birçok aile aslında birbirine mesafe koymuş durumda. Çünkü asıl mesele, yan yana olmak değil; birbirini hissetmek, dinlemek ve anlamaktır. Bu noktada aile danışmanlığı, aile bireylerine fark ettirmeden kaybettikleri bu bağı yeniden kurmaları için yol gösterir.
Zihinsel yorgunluk, sadece işe gitmeyince geçen bir şey değildir. Sürekli plan yapma, beklentileri karşılama ve “iyi vakit geçirmeliyim” baskısı seni tatilde bile yorabilir. “mükemmel bir plan yapma”, “her anı dolu yaşama” baskısı seni de yoruyorsa, bu yazı tam sana göre. Bu içerikte, yazın ortasında neden tükenmiş hissedebileceğini, sosyal medyanın nasıl manipüle ettiğini ve aslında nasıl dinlenmen gerektiğine dair bir yol haritası hazırladım. Çünkü gerçekten iyi gelen bir tatil; dışarıdan değil, içeriden başlar…
Başarı, toplumda çoğu zaman bir varış noktası, bir ödül ya da “son” olarak sunulur. Ama gerçek hayatta bazı insanlar için bu an, beklenen sevinçten çok boşluk ve hüzün duygusuyla gelir.Psikolojide bu duyguya “başarı sonrası hüzün” deniyor. Kulağa tuhaf gelse de, aslında oldukça insani bir durum. Uzun yıllar süren mücadele, fedakarlıklar ve çabalar sonunda gelen başarı, kişide hem kimlik hem de anlam krizine yol açabiliyor.
Yaz sıcağına aldırmadan içtiğim sıcak kahveme Selçuk Şirin’in Bakışımızı Değiştirecek 10 Deney’i eşlik ediyor. Sürü psikolojisi, mahalle baskısı, herkesle iyi geçinme bedelini ödemek hakkında düşünüp duruyorum.
“Hayatımda her şey yolunda gidiyor. Ama sanki bir yerlerde bir eksiklik var.”“İçimde tanımlayamadığım bir huzursuzluk hissediyorum.”“Kendimi bir yere ait hissetmiyorum.”Bu cümleler tanıdık geliyor mu?Daha önce Sfumato Tekniğini duymuş muydunuz? Bunu duymadıysanız da Leonardo da Vinci’yi hepiniz bilirsiniz. Sfumato İtalyanca kökenli bir kelime olup, 'duman gibi' veya 'sis gibi' anlamına gelir. Resimde Sfumato, belirli bir teknik olarak, yumuşak geçişler ve belirsiz sınırlar oluşturarak detayların bulanıklaştırılmasını ifade eder. Resme sis perdesinin arkasından bakılıyormuş imajı verir. 15. yüzyılın sonlarından ortaya çıkan teknik, Rönesans döneminde Leonardo da Vinci tarafından geliştirilmiş ve mükemmelleştirilmiş. Biz de tıpkı bu teknikte olduğu gibi içimizdeki zaman yolcusuyla sis perdesinin ardındakini görmeye çabalıyoruz. Ancak geçmiş ve gelecek arasındaki savruluşumuz bizi kendimize, içinde bulunduğumuz ortama ve zamana yabancılaştırıyor.
Çocukluk hepimiz için zorlu bir dönemdir. Arkadaşlarımız tarafından dışlanmak ise bu zorlukların en yıpratıcılarından biridir. Hepimiz yeni okullarda ya da ortamlarda dışlanma korkusunu bir şekilde tatmışızdır. Fakat bazıları için bu his sadece geçici bir deneyim değildir. İşte bu kalıcı dışlanmalar, yetişkinlikte kişiliğin yapıtaşlarını bile etkileyebilir.Kaynak
Bazı geceler eski sınıflarımıza dönmüşüz gibi hissederek uyanıyoruz. Bazen bir sınavı unuttuğumuzu, bazen mezun olamadığımızı rüyamızda görüyoruz. Üstelik bu rüyalar yıllar geçse de peşimizi bırakmıyor. Aslında bu durumun altında yatan çok tanıdık sebepler var. Gelin sebeplerini bi' tık inceleyelim keza yıllar geçse de okulu ardımızda bırakamayacakmışız gibi görünüyor!Kaynak
Sosyal medyanın sağlık bilgisi edinmek için kullanılması, tüm dünyada sorunlu bir konudur. Araştırmalar, bulaşıcı hastalıklar gibi sağlıkla ilişkili birçok konuda yanlış bilginin yaygınlığını ve zararlarını ortaya koymuştur. Ruh sağlığına ilişkin sosyal medyada yer alan yanlış bilgiler üzerine yürütülen araştırmalar ise daha sınırlıdır. Bu yazıda sosyal medyada ruh sağlığı konularında yaygın yanlış bilgiler üzerine yapılmış bilimsel çalışmaların söylediklerine kulak veriyoruz.Öncelikle ‘yanlış bilgi’ ifadesini açalım. Yanlış bilgiyi, yanıltıcı içerik anlamında kullanıyoruz. Yanıltıcı bilgiler genellikle kasıtlı ve belirsizdir. Sosyal medyada yanıltıcı bilgi vermenin birçok farklı sebebi olabilir. Ticari kazanç elde etme, pazarlama, reklam amaçlı olabildiği gibi, tamamen kişisel farklı nedenlerle de hareket edilebilir. Bu anlamda yanlış ve yanıltıcı bilginin kapsamının geniş olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, gerçek bir olay şeklinde aktarılan kişisel deneyimler de yanlış bilginin kapsamına giren içeriklerdir.
Elagabalus (Heliogabalus) 218 ve 222 yılları arasında Roma imparatorluğu’nu yönetmiş ve 18 yaşında öldürülmüştür. Kısa süren imparatorluğuna rağmen karakteri ve sıradışı yönetim anlayışı ile tarihte yer edinmiştir. İngiliz ressam Alma Tadema’nın eserine konu olan eylemlerinden biri de; menekşelerle misafirlerini boğduğu andır. Resimde menekşe yerine gül kullanılmıştır. Gül, Roma’nın çöküşünü ve bozulmuş yapısını temsil etmektedir. Resme ilk baktığımızda güllerin gerçekçi tasviri ilgimizi çekiyor ve hikayesini bilmediğimiz için resme olumsuz bir anlam yüklemiyoruz. Çünkü olay örgüsüne değil, olayın tek bir karesine hakimiz. Aslında beynimiz de bunu yapıyor. Yaşadığımız olaylara ait kareler oluşturuyor ve o karelere bir anlam yüklüyor. Geçmişte yaşadığımız olaylara benzeyen durumlar yaşadığımızda da otomatik bir tepki vermemizi sağlıyor. Ancak aynı burada olduğu gibi karelere yüklenen anlamlar her zaman işlevsel olmuyor ve gerçeği yansıtmayabiliyor.Bunu biraz daha yaşantısal bir örnek üzerinden açıklarsak; zoofobi (hayvan korkusu) şikayetiyle gelen bir danışanı düşünelim. Danışan kedilerden korktuğunu ifade ediyor. Geçmiş yaşantısı sorgulandığında hatırlayabildiği kadar geriye gittiğimizde 3-4 yaşlarındayken bahçelerinde bir kedinin ona doğru yürüdüğü ve sürtünerek yanından geçip gittiğine dair bir anısı var. Bunu anlatırken bu olayın kedi fobisi üzerinde etkili olmayacağını düşündüğünden önemsiz bir detaymış gibi anlattı. Ancak olaya 3-4 yaşlarındaki bir çocuğun algılayışı üzerinden bakarsak; çocuğun gözlerindeki sahnede kedi oldukça büyük, korkutucu ve belirsizlik içeren bir canlı olarak algılanır ve kedi beynin duygu bölümüne bu şekilde kodlanır. Peki, bu korkunun mantıksız olduğunu düşünen ve kedinin ona zarar veremeyeceğini bilen yetişkini alarm durumuna geçiren sürece daha yakından bakalım;
Siz de gece yatağa uzandığınızda bir anda geçmişi düşünmeye, olmadık detaylara takılmaya başlıyorsanız yalnız değilsiniz çünkü çoğu insan gece saatlerinde, gündüz bastırdığı duygularla baş başa kalır. Günün koşuşturmasından arta kalan bu sessiz zaman dilimi, zihnimizin en çok çalıştığı anlardan biri haline gelirken melankolik ruh halinin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Işıklar azalır, yalnızlık hissi artar, yorgunluk üstüne çöker ve bir anda her şey daha yoğun, daha ağır hissedilir. Gelin iyice irdeleyelim bu konuyu...Kaynak 1, Kaynak 2
Zekanız yüksekse ve bir yandan da sürekli kaygılı ya da huzursuz hissediyorsanız, yalnız değilsiniz. Bu konuda birçok insan benzer bir ruh hali içinde olduğunu söylüyor. İnsanlar bu bağlantıyı sezgisel olarak kuruyor olsa da bilim dünyası henüz bu soruya net bir cevap verebilmiş değil. Çünkü hem zekayı hem de depresyonu ölçmek, sanıldığı kadar kolay değil. Yine de bazı teoriler, bu ilişkinin neden var olabileceğini açıklamaya çalışıyor. Gelin bakalım...Kaynak 1, Kaynak 2
Son zamanlarda kamuoyunun dikkatini çeken Danla Bilic ve eski sevgilisi Berk Çetin arasındaki olay, yalnızca magazinsel bir gündem değil; aynı zamanda toplumsal ve psikolojik açıdan da oldukça çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Olay, özellikle 'takıntılı ilişki', 'duygusal şiddet' ve 'kontrol arzusu' gibi kavramlarla doğrudan bağlantılı olabileceği varsayımlarını düşündürtmekte.
Birçok kişi, ruh sağlığına yönelik yardım arayışında bulunurken, psikolog ve psikiyatrist arasındaki tercih konusunda kararsız kalır. Bu durumda hangi uzmana başvurmanız gerektiğini belirlemek hangi konuda yardıma ihtiyaç duyduğunuzla yakından ilişkilidir. Psikologlar ve psikiyatristler arasındaki seçiminizi belirleyecek olan, sizin ihtiyaçlarınız ve beklentilerinizdir. Peki buna nasıl karar verebiliriz?Uzman Psikolog Feyza Danacı, şikayetlere göre psikoloğa mı yoksa psikiyatriye mi gidilmesi gerektiğini açıkladığı bir video paylaştı. Video pek çok kişiye fikir verdi.
Mourinho’nun Okan Buruk’un burnunu sıkmasının altında Freud bile var. Teknik direktörlük kariyerinde sayısız başarıya imza atmış, “The Special One” lakabını hak etmiş bir figür: José Mourinho. Ancak başarılarının yanı sıra zaman zaman sınırları zorlayan tavırlarıyla da dikkat çekiyor. En son Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk’un burnunu sıkmasıyla gündeme gelen Mourinho’nun bu davranışları, yalnızca mizah ya da öfke patlaması değil; çok daha derin bir psikolojik zemin üzerine oturuyor olabilir.Peki, bu tarz güçlü figürlerin duygularını bastırıp zamanla uygunsuz şekillerde dışa vurmalarının ardında ne yatıyor? Mourinho’nun örneği üzerinden açıklayalım.