Harlan Coben'i Sevmek İçin On Neden
Gece yarısı saat ikisi. Ekran hâlâ açık. Yanınızdaki fincan soğumuş, perdeler çekilmemiş, sabah alarmı birkaç saat sonra çalacak. Ama bölüm bitmedi; daha doğrusu bölüm bitti, siz bitiremediniz. Harlan Coben böyle bir yazardır: güvende hissetmek için tutunduğumuz her şeyi -evi, aileyi, geçmişi- silah olarak kullanan, banliyönün düzgün çiçek tarhlarının ardına gerilimi öyle ustalıkla gömen biri ki, tehlike geldiğinde en sıradan komşu sokağından çıkar. Romanlarında ev bir sığınak değil, sırrın gizlendiği yerdir; aile bağı bir güç değil, kırılganlığın kaynağıdır; geçmiş ise geride bırakılan bir şey değil, her an geri dönmeye hazır bir hayalettir. Bu ters dünyanın cazibesine kapılmak bu kadar kolay olmasaydı, kitapları İngiliz banliyölerinden Polonya sokaklarına, Fransız taşrasından Katalonya'nın korunaklı mahallelerine kadar bu denli çok ülkede dizi olarak çekilir miydi? Peki bu uyarlamaları izlemek için neden bu kadar güçlü bir sebebimiz var?İşte o on neden: