Hristiyanlık Haberleri

Hristiyanlık ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Hristiyanlık ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Hazar Gölü’nün Altındaki Gizem: Batık Şehir Ortaya Çıkıyor
Elazığ’ın Sivrice ilçesindeki Hazar Gölü, yüzeyinin altında yüzyıllardır sakladığı tarihi mirasla yeniden gündemde. Bu kez gönüllü dalgıçlar, “Batık Şehir” olarak bilinen su altındaki yerleşime dalarak kale, sur, merdiven, oda girişleri ve mezarlık gibi kalıntıları görüntülüyor. Sulara gömülü tarih kayıt altına alınıyor! İşte detaylar! Kaynak1, Kaynak2, Kaynak3
İznik Gölü'ndeki 1600 Yıllık Bazilikaya İlk Dalış
Bitinya, Roma, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan İznik'in adını verdiği gölde, aralık ayında havadan görüntülenen erken Roma dönemine ait bazilikaya ilk dalış yapıldı. Erken Hristiyanlık mimarisinin özelliklerini taşıyan bazilikanın kıyıdan yaklaşık 20 metre açıkta ve 2 metre derinlikteki kalıntılarına Bursa Valiliğinin davetiyle gelen profesyoneldalış ekibi ve AA ekibi, 740 depreminde sulara gömüldüğü tahmin edilen bazilikayı bu kez su altında detaylı şekilde görüntüledi. Profesyonel dalış ekibinde yer alan uzmanlar, teknik inceleme ve bazilikada ana gövde ölçümü yaptı. İznik'e gelen su altı görüntüleme yönetmeni Tahsin Ceylan, Bodrum su altı arkeoloğu Emre Savaş'ın da aralarında bulunduğu profesyonel dalış ekibi, AA ekibi ve Dünya su altı serbest dalış rekortmeni Şahika Ercüment, iskelede hazırlıklarını tamamladıktan sonra tekneyle bazilikanın bulunduğu bölgeye hareket etti. Bursa Büyükşehir Belediyesinin İznik'te başlattığı 'Tarihi Kültürel Mirası Tespit ve Havadan Fotoğraflama Çalışmaları' sırasında çekilen görüntülerde tesadüfen fark edilen bazilikanın konumlandığı alanda, ekip yaklaşık 2,5 saat su atında kaldı. Bazilikada teknik inceleme ve ana gövde ölçümlerini gerçekleştiren ekibe, İznik Müze Müdürlüğü arkeologları da eşlik etti. Doğu-batı doğrultusunda uzanan tarihi yapıyı detaylarıyla görüntüleyen ekip, kiliselerde ayin odasını kapsayan yarım daire planlı yapı unsuru 'apsis (kavis, yay)' ile ortadaki salon kısmı geniş olmak üzere, yapıyı sütun ya da paye dizeleriyle üç ana bölüme ayıran ve koridor uzantıları olarak bilinen 'nef'leri yakından görüntüledi ve fotoğraflarını çekti. Dünya su altı serbest dalış rekortmeni Şahika Ercüment de bazilikaya tüpsüz dalış yaptı. Bursa Valiliği'nin davetiyle dalış yapan Sualtı Görüntüleme Yönetmeni Tahsin Ceylan'ın, çektiği görseller basın mensuplarına dağıtıldı. AA
Bizans İmparatorluğu Hakkında 10 İlginç Gerçek
Bizans İmparatorluğu 1125 yıl boyunca ayakta kalan gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklardan biridir fakat hakkında az şey bilinir. İlk başta Roma İmparatorluğunun doğu merkezi olan imparatorluk ve merkezi İstanbul, batı roma karanlık çağlara girerken kendine ait bir kültür oluşturabildi. Daha sonra da bu merkez rönesansı ve aydınlanmayı başlatan ana sebeplerden biri oldu. Çoğu tarihçi Bizans olmasa Avrupa'nın doğudan gelen İslam imparatorluklarına teslim olacağını düşünüyor.
Dosya: İBDA-C ve Salih Mirzabeyoğlu'na Dair Bilmemiz Gerekenler
28 Şubat dönemine ilişkin tartışmalarda sürekli ismi geçen, belki de o döneme dair en çok konuşulan isimlerinden biri, kamuoyunda 'Salih Mirzabeyoğlu' olarak bilinen Salih İzzet Erdiş 22 Temmuz 2014 itibari ile mahkeme tarafından serbest bırakıldı.  90'lı yılların çok konuşulan İslamcı örgütlerinden biri olan İBDA-C'nin lideri olan Mirzabeyoğlu'na ve İBDA-C'ye ilişkin bilinmeyenleri sizler için derledik.
Gelmiş Geçmiş En Etkili 32 Bilimsel Kitap
Bilincimizi aydınlatmamızı borçlu olduğumuz; şaşırtıcı, devrim yaratan ve dünyayı algılama şeklimizi değiştiren bilim kitaplarının varlığına ne kadar teşekkür etsek az. Yazıldıkları dönemde çoğunlukla anlaşılmayan, değiştirdiği eskimiş bilgilere köhne bir sadakatten dolayı itibar edilmeyen yada otoritelerini sarsılması istemeyen güç sahipleri tarafından sansür edilen bilim kitaplarını unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Her ne kadar günümüz eğitim sisteminde değerleri, itibarları ve sebep oldukları devrimsel nitelikleri göz ardı ediliyor olsa da; bu kitaplar sayesinde bugün varız! Ve biz hatırladıkça, okudukça ve değerlerini anladıkça onlar var olmayı sürdürecekler. Değerli düşünür ve bilim insanlarının zihnimizde yol açtıkları bu eşsiz dönüşüm sayesinde bugün; teknolojik sınırlarımızı zorluyoruz, evrende yolculuk yapmayı düşleyebiliyor ve kendi küçük dünyamızın sorunlarının üzerinden gelebiliyoruz. Tabu yıkan cesaretleri, zihinlerimize inşa edilen duvarları aşmamızı sağlayan özgüvenleri ve insanları doğru bildiklerini sorgulatmaya iten bilgelikleriyle bu öncü bilimsel kitaplar hala değerlerini korumaktalar.  Bu eşsiz kitapların her daim belleklerimizdeki canlı yerini korumalarını dileğiyle... İyi okumalar NOT:  1) Her kitabın altına yazdığım küçük tanıtıcı yazıların yanında daha ayrıntılı bilgi bulabileceğiniz, ileri okumalarınıza adım atabileceğiniz yönlendirici linkler ekledim, eserleri inceledikçe bu linklerde daha ayrıntılı bilgi bulabileceksiniz. 2) Kronolojik bir sıralama olmadı maalesef, sonuçta biraz benim düşün dünyamı da yansıtan öznel bir liste oluştu. Okurken bunu göz önünde bulundurmanızı ve eğer katkı yapmak isterseniz yorumlarda bırakmanızı temenni ederim.
Hüda Par: 'Çözüm Süreci Yerel Seçimler Öncesinde Bitti'
Hüda Par Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu, üyelerine saldırılar karşısında meşru müdafaa yapmaları tavsiye ettiklerini söyledi.Diyarbakır'da Kobanê'ye destek için düzenlenen eylemlerde çıkan çatışmalarda 12 kişi hayatını kaybetti. Kentte çatışanların 1990'lı yılların Hizbullah hareketinden doğan Hür Dava Partisi'nin destekçileri ve PKK'lılar arasında çıktığına dair haberlere, Hüda Par tepki gösteriyor. 'Çatışma değil, saldırı oldu' diyen Hüda Par Diyarbakır İl Başkanı Şeyhmus Tanrıkulu karşılık verenlerin ise 'meşru müdafaa hakkı kullanan, parti ve dernek üyeleri olduğunu' söyledi.Çağıl Kasapoğlu 'nun BBC Türkçe'de yer alan röportajına göre, Şeyhmus Tanrıkulu, çözüm sürecinin yerel seçimler öncesinde bittiğini ifade etti.BBC Türkçe'de yer alan röportaj şöyleDiyarbakır’da Kobanê eylemleri nasıl şiddete dönüştü? Karşı karşıya gelenler kimdi?Olaylar (Halkların Demokratik Partisi) HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın Kobanê meselesini bahane ederek halkı, kendi tabanını sokağa çağırmasıyla başladı. Sokağa çıkanlar aklı selim değil, aksine çapulcu, çete, etrafı yağmalayan, talan eden, hak hukuk tanımayan kişiler. Sokak eylemleriyle halkımızın canına malına kast etmeye, talan etmeye başladılar. Öldürdüler, yaktılar, yıktılar. Fakat sokağa çıkanların hiçbir şekilde Kobanê’yle alakaları olmadığı gibi, yapmış oldukları bu eylemler ile tamamen Hüda Par’ı, il ve ilçe teşkilatlarını, İslami sivil toplum kuruluşlarını ve camileri hedef aldılar.Ama karşılıklı bir çatışma olmuş, tek taraflı bir saldırı olmadığı görülüyorÇatışma iki taraf arasında olur. Eğer Hüda Par'ı kastediyorsanız, Hüda Par hiçbir şekilde çatışma içinde olmadı. Hüda Par saldırıya uğrayan taraftır. Burada bir çatışma değil, bir saldırı söz konusudur. Biz bu olayların başladığı andan itibaren il ve ilçe teşkilatlarını korumaya aldık. Gelen saldırıları da kışkırtmak adına taşlı sopalı karşılıklı bir şey oldu. Ama buradan gidip başkasının dükkanına parti il, ilçe teşkilatına saldırı olmadı. Çatışma sözcüğü medyada yer ediniyor ama bu kesinlikle yalan, uydurma, aslı astarı olmayan bir şey.O zaman sokaklara çıkanlara karşılık verenler kimler?Örneğin, 7 Ekim'de bizim il başkanlığımıza altı-yedi sefer taşlı sopalı ve ağır silahların kullanıldığı saldırılar oldu. Bizim üyelerimiz de onlara taş ve sopalarla karşılık verdi. Parti binamıza yaklaşamadılar. Diyarbakır’da Köy Der, Cami Der, Kuran kursu ve İslami sivil toplum kuruluşlarını çok yoğun şekilde kuşatmaya aldılar, kundakladılar, yaktılar. Orada bulunan üyeler kendilerini savunmaya çalıştılar ama savunamadılar. Kardeşlerimizi linç ettiler, boğazları kesildi. Kurban dağıtıyorlardı, simalarından tanıyorlardı. (fotoğrafları gösteriyor) Myanmar'da Müslümanların katledildiği görüntüler var, bunlar onlardan çok daha kötü. Kobanê'deki Kürt halkının hakkını aramak için Kürtlere yaptıkları budur.Bundan sonra yakınlarını kaybeden Hüda Par destekçileri ile saldırıya uğrayan derneklerin (Cami Der, Köy Der) üyeleri ne yapacak? Silahlanacaklar mı?Bu onların bileceği iş. Biz üye ve gönüllülerimize, evlerinde ve il teşkilatlarında oturmalarını söyledik.Peki özellikle 'silahlanmayın' uyarısı, çağrısı yaptınız mı?Biz 'silahlanmalarını' değil, yapılan bu saldırılar karşısında, genç, yaşlı, kadın, erkek ayrım yapmaksızın üyelerimize, meşru müdafaalarını yapmaları tavsiye ettik.Meşru müdafaa silahla mı olur?Silahla demiyorum... Meşru müdafaa meşru savunma araçlarıyla olur. Silah varsa silahla, taş varsa taşla, Twitter kullanıyorsanız Twitter'la, artık o size kalmış. Sonuç olarak bir insanın temel hakkıdır meşru müdafaa. Bunu neden söyledik, çünkü güvenlik güçlerini görevlerini yapmıyorlar. Üyelerimiz burada olmasaydı bu bina da kül olmuştur.Sizce güvenlik güçlerinin geride durmasının sebebi ne?Bu olaylar paralel operasyonlardan önce olsaydı, bazıları 'paralel yapının' bu tür olayların büyümesini isteyen kişiler olabileceğini söylerdi. 17-25 Aralık'tan bu yana 'paralel yapının' etkisi kırıldı. Ama etkinin kırılmasından sonra ya korktuklarından, ya da kendi canlarının güvenliği olmadığından dolayı olabilir. Bu zamana kadar Hür Dava Partisi bir karşılık vermedi, burada bir çatışma çıksın amacında olanlar olabilir. Geçen gün Diyarbakır İl Valisi bir konuşmasında PKK ve Hüda Par arasındaki 'çatışma' ifadesini kullandı. Ama 'çatışma' ifadesi bir yalan ve bir iftiradır.Sokağa çıkılma sebebi Kobanê'ye destek, Türkiye'nin politikasına ve IŞİD'e tepki. Hüda Par da hedef alınıyor diyorsunuz. Bu durumda IŞİD ve Hüda Par arasında bir bağ varmış gibi bir algı doğuyor. Doğru bir algı bu mu?(Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı) Hatip Dicle bile 'Hüda Par'ın IŞİD'le hiçbir alakası olmadığını biliyoruz' diye açıklama yaptı. Biz IŞİD'le herhangi bir bağımız olmadığını yazılı ve görsel basında dile getirdik. Fakat PKK, karşısındaki gücü yok etmek için, günah keçisi olarak seçmiş olduğu, halk tarafından da kötü bilindiği için, muhaliflerini 'IŞİD destekçisi' gibi göstererek meşru olmayan, bu vahşi saldırılarına bir kılıf uydurmaya çalışıyor.Hüda Par'ın IŞİD'e karşı sert bir söylemi olacak mı? IŞİD'e karşı tavrınız nedir?Kimden gelirse gelsin Hristiyanlık, Yahudilik veya İslam fark etmiyor, din adına yapılan her türlü şiddeti, zulmü, terörü ve yine etnik olarak da yapılan her türlü şiddeti kınıyoruz. IŞİD'in yaptığı bazı zulümleri dile getirenler, Kürdistan bölgesinde IŞİD'den daha açık bir şekilde belki de IŞİD'in bugüne kadar yapmadığı katliamları yapmışlardır.Bu ifadeniz, işkenceleri, zulümleri Emrullah İşler'in de eleştirilen mesajları gibi kıyaslamak olmuyor mu? (Eski Başbakan Yardımcısı ve AKP Ankara Milletvekili Emrullah İşler Twitter hesabından eylemlerle ilgili 'Kafası taşla ezilerek öldürülen gencin suçu neydi? Bunu yapanların eline IŞİD su dökemez. IŞİD öldürüyor ama işkence bari yapmıyor' mesajı paylaşmış, daha sonra gelen tepkiler üzerine bu mesajı silmişti.)IŞİD bugüne kadar insanları dördüncü kattan aşağıya atmadı, boğazlarını kesip arabayla üzerlerinden geçip işkence yapmadı. Sözde sen IŞİD’in zulmünü eleştireceksin, ama bu vahşeti uygulayacaksın. Bu kabul edilir bir şey değildir. Bu sizin meşru isteklerinizde haksız olduğunuzu gösteriyor.Peki bu şiddet nasıl son bulacak?Bu şiddeti savuranlar, bu insanları sokağa çıkaranlar, failleri belli. Selahattin Demirtaş, bu yapılan vahşetten dolayı halktan özür dilemelidir, bu çeteleri de sokaktan kendileri çekmelidir.Sizce AKP hükümeti ne yapmalı?Biz yıllardır AKP hükümetinin, bu çözüm süreci adı altında özellikle bu bölgede güvenlik zafiyeti oluşturduğunu, bölgeyi tamamen PKK'ya terk ettiğini görüyoruz. Bu saldırılar üç günlük saldırılar. Biz Hüda Par olarak iki yılı dolduruyoruz, bu süre içinde 100'e yakın saldırıya uğradık. Bunların hiçbir faali yakalanmadı. Yakalanmaması nedeniyle, bu saldırıların birinci suçlusu bu failleri yakalamayan devlet ve AKP'dir. İkincisi de bu saldırıları kınamayan, lanetlemeyen BDP'dir (Barış ve Demokrasi Partisi/Yeni adıyla Demokratik Bölgeler Partisi-DBP), bu saldırıların hiçbirini ne KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği), ne HDP, ne de BDP kınadı. Böyle bir zihniyete sahip insanlar barışın neresinde duruyor?Çözüm süreci bu durumda sonuçsuz mu kalıyor?Çözüm süreci diye bir şey yok. Yerel seçimlerin öncesinde bitti. Kimse detaylarını da bilmiyor, açıklama da yapılmıyor. Kürt halkına yönelik herhangi bir iyileşmeden bahsedilmiyor. Ana dilde eğitimden, Kemalist sistemin Kürt halkına yapmış olduğu zulümden bahsedilmiyor. Anayasadaki ırkçılığa, eşit vatandaşlığa yönelik bir şey yok. PKK silah bıraktı tamam ama Kürt Sorunu ayrı bir sorundur, PKK sorunu ayrı bir sorun. Bugün PKK’nın silah bırakması sorun çözmüyor. Maalesef devlet, AK Parti büyük bir güvenlik boşluğu oluşturdu.T24
Almanya'da Göçmen Tartışması: Evde Bile Almanca
Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Bavyera eyaletindeki müttefiki Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisi ülkede kalıcı olarak yaşamak isteyenlerin sadece kamusal alanda değil evlerinde de Almanca konuşmasını talep etti.Almanya'da 'Hristiyanlık' temelinde bir kültür sloganıyla kurulan CSU parti yönetimi, 12-13 Aralık'ta düzenlenecek parti kongresi öncesi hazırladığı parti programında ülkede kalmak isteyen göçmenlerin evlerinde bile Almanca konuşmasını şart koştu. Parti liderliğinin onayına sunulacak belgede 'Almanya'da kalıcı olarak yaşayacak insanların kamuda ve aile içinde Almanca konuşması zorunlu olmalı' talebi gile getirildi. Ülkede özellikle Polonya, Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçmen nüfusun arttığı bir döneme gelen bu çağrıya diğer partilerden tepki geldi.CSU üyeleri, göçmen sayısını artmasından duydukları kaygıyı dile getiriken, geleneksel tarafarlarını 'göçmen karşıtı' yeni Almanya İçin Alternatif (AfD) Patisi'ne kaptırmaktan çekindiklerini açıkladı. Göçmenlerin Alman sosyal refas sistemine 'darbe vuracağı'nı iddia eden muhafazakar partiye Merkel'in lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birliği' (CDU) yetkililerinden de eleştiri geldi. CDU'nun Genel Sekreteri Peter Bauer, 'Kendi evimde Latince mi, Klington ya da Hessen lehçesi mi konuşacağım siyasetçileri ilgilendirmez' açıklaması yaptı.'Hangi dili konuşacağım devleti ilgilendirmez'Sosyal Demokratların İran kökenli Genel Sekreteri Yasmin Fahimi de CSU'nun önerisi için 'tamamen absürt' nitelemesi yapıp, 'İnsanların kendi evlerinin duvarları arasında hangi dili konuşacağına karar vermek devlete kalmamış' dedi. Yeşiller Partisi'nin Türkiye kökenli Eş Başkanı Cem Özdemir de 'dil polisliğine' soyunulduğu eleştirisini getirip, 'Vatandaşların kendi evlerinde, dört duvar arasında hangi dilde konuşacağı kimseyi ilgilendirmez' çıkışını yaptı. Almanya'da 1933'te Nazilerin iktidara gelmesinin ardından önce İsviçre'ye, daha sonra ABD'ye göç eden dünyaca ünlü Alman yazar Thomas Mann'ın yaşamını hatırlatan Özdemir, 'Amerikalıların bir Thomas Mann'a evinde Almanca konuşmasını yasaklamak istemeleri düşünebiliyor musunuz, böyle bir şey düşünülemez' diye konuştu. Öneriye parti içinden de muhalefet çıkarken, CSU eyalet milletvekili Martin Neumeyer, Süddeutsche Zeitung gazetesine yaptığı açıklamada, öneriyi eleştirerek 'Ne yani, şimdi vatandaşların mutfaklarını kameralarla mı izleyeceğiz' dedi. CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer ise öneriyi savundu, pazartesi günü karara bağlayacaklarını söyledi.Almanya'nın güneydoğusundaki Bavyera eyaletinde iktidarda olan CSU, Merkel liderliğindeki federal hükümetin de ortağı konumunda bulunuyor. Koalisyon hükümetinde üç bakanı bulunan CSU, 631 sandalyeli Federal Meclis'te de 56 milletvekiline sahip. Uzun süredir Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan CSU, son dönemde göçmen karşıtı söylemini artırmasıyla da dikkati çekiyor.'CSU'nun göçmenlerle imtihanı'Avrupa ekonomisinin en güçlü ülkesi Almanya'da nüfusun giderek yaşlanması göçmen çalışanlara olan ihtiyacı canlı tutuyor. Çalışmayan emekli nüfusun yüksek düzeydeki sağlık ve maaş bütçesi, eski Demir Perde ülkelerinden gelen ucuz iş gücüyle dengeleniyor.İşgücü ihtiyacı İkinci Dünya Savaşı sonrası ülkenin yeniden inşaası döneminde başladı. Batı Almanya İtalya, İspanya, Yunanistan, Fas, Yugoslavya ve Türkiye ile göçmen işçi alımı konusunda anlaşmalar yaptı. En fazla işçi Türkiye'den gitti. Anlaşmaya göre işçilerin 1-2 yıl çalışıp memleketlerine dönmeleri öngörülüyordu. Ancak sistem öngörüldüğü şekilde çalışmadı. Ama Almanya vatandaşlığına geçmek isteyenlerin önüne de büyük engeller konuldu.Tarihi olarak Almanya vatandaşlığını etnik Alman kökenlere bağlayan ülkede vatandaşlığa geçme yasaları hafifletilse de Almanca'yı anadil gibi konuşmak, geldikleri ülkenin vatandaşlığından vazgeçmek, 'iyi huylu bir birey' olmak, 'ekonomik olarak kendi kendine yeterlik' gibi şartlar arandı.Buna rağmen CSU, 1999'da göçmen karşıtı siyaseti daha şiddetle savunmaya başladı. Almanya'da kalma süresinin 8 yıla indirilmesine tepki gösteren parti, 'göçmenlerin Hristiyan değerleri benimsemesi'ni talep etti. 2000'de bu talepleriyle ilgili Bavyera'da kampanyalar düzenledi.Kaynak: Reuters, AA, Al Jazeera