Almanya'da Göçmen Tartışması: Evde Bile Almanca

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Bavyera eyaletindeki müttefiki Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisi ülkede kalıcı olarak yaşamak isteyenlerin sadece kamusal alanda değil evlerinde de Almanca konuşmasını talep etti.

Almanya'da 'Hristiyanlık' temelinde bir kültür sloganıyla kurulan CSU parti yönetimi, 12-13 Aralık'ta düzenlenecek parti kongresi öncesi hazırladığı parti programında ülkede kalmak isteyen göçmenlerin evlerinde bile Almanca konuşmasını şart koştu. Parti liderliğinin onayına sunulacak belgede "Almanya'da kalıcı olarak yaşayacak insanların kamuda ve aile içinde Almanca konuşması zorunlu olmalı" talebi gile getirildi. Ülkede özellikle Polonya, Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçmen nüfusun arttığı bir döneme gelen bu çağrıya diğer partilerden tepki geldi.

CSU üyeleri, göçmen sayısını artmasından duydukları kaygıyı dile getiriken, geleneksel tarafarlarını 'göçmen karşıtı' yeni Almanya İçin Alternatif (AfD) Patisi'ne kaptırmaktan çekindiklerini açıkladı. Göçmenlerin Alman sosyal refas sistemine 'darbe vuracağı'nı iddia eden muhafazakar partiye Merkel'in lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birliği' (CDU) yetkililerinden de eleştiri geldi. CDU'nun Genel Sekreteri Peter Bauer, "Kendi evimde Latince mi, Klington ya da Hessen lehçesi mi konuşacağım siyasetçileri ilgilendirmez" açıklaması yaptı.

'Hangi dili konuşacağım devleti ilgilendirmez'

Sosyal Demokratların İran kökenli Genel Sekreteri Yasmin Fahimi de CSU'nun önerisi için 'tamamen absürt' nitelemesi yapıp, "İnsanların kendi evlerinin duvarları arasında hangi dili konuşacağına karar vermek devlete kalmamış" dedi. 

Yeşiller Partisi'nin Türkiye kökenli Eş Başkanı Cem Özdemir de "dil polisliğine" soyunulduğu eleştirisini getirip, "Vatandaşların kendi evlerinde, dört duvar arasında hangi dilde konuşacağı kimseyi ilgilendirmez" çıkışını yaptı. Almanya'da 1933'te Nazilerin iktidara gelmesinin ardından önce İsviçre'ye, daha sonra ABD'ye göç eden dünyaca ünlü Alman yazar Thomas Mann'ın yaşamını hatırlatan Özdemir, "Amerikalıların bir Thomas Mann'a evinde Almanca konuşmasını yasaklamak istemeleri düşünebiliyor musunuz, böyle bir şey düşünülemez" diye konuştu. Öneriye parti içinden de muhalefet çıkarken, CSU eyalet milletvekili Martin Neumeyer, Süddeutsche Zeitung gazetesine yaptığı açıklamada, öneriyi eleştirerek "Ne yani, şimdi vatandaşların mutfaklarını kameralarla mı izleyeceğiz" dedi. CSU Genel Sekreteri Andreas Scheuer ise öneriyi savundu, pazartesi günü karara bağlayacaklarını söyledi.

Almanya'nın güneydoğusundaki Bavyera eyaletinde iktidarda olan CSU, Merkel liderliğindeki federal hükümetin de ortağı konumunda bulunuyor. Koalisyon hükümetinde üç bakanı bulunan CSU, 631 sandalyeli Federal Meclis'te de 56 milletvekiline sahip. Uzun süredir Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan CSU, son dönemde göçmen karşıtı söylemini artırmasıyla da dikkati çekiyor.

'CSU'nun göçmenlerle imtihanı'

Avrupa ekonomisinin en güçlü ülkesi Almanya'da nüfusun giderek yaşlanması göçmen çalışanlara olan ihtiyacı canlı tutuyor. Çalışmayan emekli nüfusun yüksek düzeydeki sağlık ve maaş bütçesi, eski Demir Perde ülkelerinden gelen ucuz iş gücüyle dengeleniyor.

İşgücü ihtiyacı İkinci Dünya Savaşı sonrası ülkenin yeniden inşaası döneminde başladı. Batı Almanya İtalya, İspanya, Yunanistan, Fas, Yugoslavya ve Türkiye ile göçmen işçi alımı konusunda anlaşmalar yaptı. En fazla işçi Türkiye'den gitti. Anlaşmaya göre işçilerin 1-2 yıl çalışıp memleketlerine dönmeleri öngörülüyordu. Ancak sistem öngörüldüğü şekilde çalışmadı. Ama Almanya vatandaşlığına geçmek isteyenlerin önüne de büyük engeller konuldu.

Tarihi olarak Almanya vatandaşlığını etnik Alman kökenlere bağlayan ülkede vatandaşlığa geçme yasaları hafifletilse de Almanca'yı anadil gibi konuşmak, geldikleri ülkenin vatandaşlığından vazgeçmek, 'iyi huylu bir birey' olmak, 'ekonomik olarak kendi kendine yeterlik' gibi şartlar arandı.

Buna rağmen CSU, 1999'da göçmen karşıtı siyaseti daha şiddetle savunmaya başladı. Almanya'da kalma süresinin 8 yıla indirilmesine tepki gösteren parti, 'göçmenlerin Hristiyan değerleri benimsemesi'ni talep etti. 2000'de bu talepleriyle ilgili Bavyera'da kampanyalar düzenledi.

Kaynak: Reuters, AA, Al Jazeera

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvrupa BirliğiBavyeraDarbeİranİspanyaİsviçreİtalyaRomanyaYunanistan
Görüş Bildir