Hatay Haberleri

Hatay, Akdeniz Bölgesi'nin doğu ucunda bulunmaktadır. Merkezi Antakya olarak bilinen Hatay'ın nüfusu 1.670.712'dir. Belediye Başkanı Lütfü Savaş'tır.

Hatay

Akdeniz Bölgesi'nde yer alan Hatay ilinin 15 ilçesi vardır. Antakya merkez ilçesi olarak bilinmektedir. Önemli bir liman şehri olan Hatay ilinin önemli geçim kaynağı portakal ve turunçgillerin tarımıdır. Amik Ovası olarak adlandırılan yer Hatay'ın en önemli düzlüğüdür. Konum itibarıyla Akdeniz iklimi etkisi altındadır. Yazları sıcak ve kurak kışları ise ılık ve yağışlıdır. En önemli geçim kaynağı sanayi ve tarımdır. Tarımda zeytin, tahıl ve meyan kökü. Sanayi de ise pamuk dokumacılık önemli bir yer tutmaktadır. İskenderun'da yer alan Demir- Çelik AŞ'nin kurulması ile sanayide demir çelik alanında üçüncü sırada yerini almıştır. Bunun yanı sıra spor faaliyetleri ile de adından söz ettirmektedir. Hatay BŞB kadın basketbolunun Avrupa 3.lüğü vardır.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Arınç'tan Siyasilere Twiter Eleştirisi: 'Çıt Çıt Çıt...'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın Star'daki köşesinde Gülen cemaatini kast ederek ''Milli orduya kumpas kuruldu'' diye iddia etmesinin ardından ilk kez konuştu ve ''Ona sormak lazım. Sen neden böyle bir yazı yazdın? Bir insan hem milletvekili olup, hem başdanışman olarak devam edemez. O sıfatı devam ediyor arkadaşın. Sen dikkat edilen, sözü, yazıları takip eden bir insansan açıkla. Açıkladım diyor, bu açıklama tatmin edici mi değil mi siz karar vereceksiniz'' dedi. Arınç, Twitter'da sürekli paylaşımda bulunan bakan ve vekil arkadaşlarını da şu sözlerle eleştirdi: ''Bir başkası çıkıyor, iki bin kişilik liste var diyor. Bu öyle bir hastalık haline geldi ki, çıt çıt çıt, sabahtan akşama kadar bunlarla uğraşıyorlar. Danışman sıfatı taşıyan insanlar çıt çıt çıt, şu kadar tweet attım, şu kadar retweet aldı, elinin körü oldu. Bunlar iş değil.'' Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Ankara'da Başbakanlık muhabirleriyle bir araya geldi. Arınç şunları söyledi Türkiye kendisi hareketli bir ülke, güçlü bir ülke. Ben baktığımda 11 yıldır devam eden istikrarlı hükümetin önemli işler başardığını görüyorum. Türkiye’de gerçekten maddi planda yapılan ekonomiyi yeniden inşa etmek, makro ekonomik göstergelerden her bireyin refah içinde yaşama kavuşmasına kadar, tüm sektörlerde çok önemli işler başardığını söylüyoruz. 11 YILDA İLMİK İLMİK ÖRÜLEN YAPI Geçmişte çok kırılgan bir yapı vardı. Siyaset dışı kurumlar hükümetlere de kolaylıkla müdahale edebiliyordu. 11 yılda ilmik ilmik örülen yeni bir yapı var. Yeni Türkiye’de diyebiliriz. Vesayetlerin müdahalelerin ortadan kalktığı sivil asker ilişkilerinin yeniden kurulduğu, Türkiye’den anti demokratik uygulamaların sona erdiği bir dönem yaşıyoruz. KÖŞK SEÇİMİNDE HİÇ AKLA GELMEYECEK HİLELER ORTAYA ÇIKABİLİR İlk defa halk oyuyla cumhurbaşkanı seçilecek. Türkiye’de cumhurbaşkanları seçimi her zaman engellemelerle karşılaşır. Hatta hiç akla gelmeyecek hileler ortaya çıkabilir. 2007’de 367 gibi. Şüphesiz bugün herkes 367’yi gülümseyerek karşılıyor. Ama Türkiye bunu yaşadı. Herkesin gülüp geçtiği saçmalığı hepimiz yaşamıştık. Aradan yedi yıl geçiyor, başka tartışmalar gündeme gelinebilir. Böyle bir durumda siyasi iktidar güçlü olduğunu göstermek, halk oylamasından altığı neticelerin sandığa yansıyacağını söyleyebilir. CHP açısından farklı şeyler, MHP açısından baktığımızda farklı şeyler gündeme gelebilir. BU FLU ORTAMLAR ORTADAN KALKACAK Bu flu ortamların ortadan kalkacağına yürekten inanıyorum. Sancılar yaşanabilir. Bunların hepsi birer sınamadır. Bunlardan başarıyla çıkacğaız. Bugünkü rakamlarla sandığa gidildiğinde yeniden bir güven tazelemesi olabileceğini de düşünüyorum. GÜÇLÜ BİR HÜKÜMET VAR Türkiye'de böylesi kırılgan şeylerin yaşandığı ortamda şükür ki güçlü bir hükümet var. Abartılıp köpürtülen haberlerin de aslında maksatlı yayınlandığını biliyoruz. Sükunetle ve elbette olaylara şiddetle değil suhuletle yaklaşılması gerektiğini düşünüyoruz. HİÇ KİMSE AF BEKLENTİSİ İÇİNDE OLMASIN (Ergenekon ve Balyoz gibi davalarla ilgili olarak Genelkurmay suç duyurusunda bulundu. Delillerin karartıldığı gerekçesiyle yapıldı bu başvuru. Bu başvuruyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yasal bir düzenleme gerekir mi? CHP liderinin de bir açıklaması olmuştu. İktidar partisi adım atarsa destek veririz demişti. Ergenekon ve Balyoz davalarında kademeli bir af çıkarılması yönünde bir iddia var. Hükümetin gündeminde midir? sorusuna) Bahsettiğiniz davaların bir kısmı kesinleşmiş, bir kısmı henüz yargı süreci tamamlanmamış. Kimsenin ismini adını ağzımıza almadan, bitmiş davalarla ilgili, şahıslarla ilgili, sivil davalarda olabilir, ceza muhakemesi kanununa baktığımızda o şartı taşıyorsa, tekrar iadeyi muhakeme isteyebilirler. Ceza davalarında delil serbestliği esası vardır. Dava bitene kadar sanık, şüpheli ve avukatı, bu da görülsün, şu delilde var diye talepte bulunursa mahkeme bunu değerlendirebilir. Bir genel af ve af beklentisi içinde hiç kimse olmasın. Af kelimesi çok tehlikeli bir kelime. Hükümetten parlamentodan birisi konuşursa herkes de büyük bir beklenti oluşur. İçerideki insanları düşünün, afla yatar afla kalkarlar. Hiç birimiz ağzımıza şu veya bu suçlular için af konusunu getirmeyiz. Hükümet olarak da bizim böyle bir düşüncemiz yok. Bu tartışmanın elbette bazı insanları heyecanlandırdığını düşünebiliriz. Genelkurmay Başkanı'ndan, arkadaşlarım sordu haberim yoktu. Bir başvuruda bulunduğunu duydum. Başvurunun içeriği ile ilgili bir bilgi yok. Bazı avukatların sözleri var. O avukatlar neyi ne kadar biliyorlar ben bilmem. Ama Genelkurmay Başkanımızın, Genelkurmay mensubu, bunların yargılananları olduğu kadar, aileleri çocukları ve arkadaşları da vardır. Eğer gerçekten bazı konulara yargının dikkat etmelerine inanmışlarsa, başsavcılığa, bir müracaattır şüphesiz. Bunun gerektiğince yeterince değerlendirilmesi gerekir. Bu talepler karşısında, hukuk devleti olan Türkiye’de yargının yapacağı şeyler vardır. Ya bu iddiaları değerlendirdikten sonra bu konuda yapılacak bir şey yoktur, yapılacak şey bunlardır diyebilir. UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ CEZAYA DÖNÜŞTÜ Ben üç seneden beri, uzun tutukluluk sürelerin cezaya dönüştüğünü söylüyorum. Tahliyeye dönüşmesi gerektiğini söylüyorum. Adil yargılanma hakkının ihlal edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Bireysel başvurudur. Herkesin ayrı ayrı müracaat etmesi gerekir dediler. Bu sefer herkesin yaptığı başvuruya göre değerlendirmeye başladılar. İÇİŞLERİ BAKANI'NIN AÇIKLAMALARINA KATILMAM DOĞRU OLAN (Hatay’da bir TIR yakalandı. İHH’ya ait olduğu söylendi. İçişleri Bakanı'nın açıklamaları vardı. Savcıya arama yaptırılmadığı iddiası var. Bu olay sonrasında, 17 aralık operasyonunun bir devamı, hükümeti zora sokmak için böyle adım atıldığı iddiaları var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? sorusuna) Bu sefer ismini söylemeyeyim. Her şeyi 17 Aralık’la irtibatlı görmeyelim. Ama zannediyorum ki bundan sonra da bir süre devam edecek. Dün bu TIR’la ilgili olarak İçişleri Bakanı'nın açıklamaları olmuş. Benim de ona katılmam doğru olanıdır. Suriye’de yaşanan olayların Türkiye’yi etkilememesi mümkün değil. Biz tabi Türkiye olarak çok insani bir iş yapıyoruz. Büyük bir maddi külfet getirmesine rağmen. Burada görüldüğü kadarıyla TIR şüpheli olma sebebiyle durdurulmuş. MİT mensupları olaya müdahale etmeyin demiş. Vali bir yazı göndererek teyit etmiş. Savcı jandarma gelmiş. Onlara anlatılmış, tutanak tutulmuş. Ama bu resmi yazı karşısında MİT kanunu karşısında belli hükümler var. Bu konunun aranmadan devam etmesine karar verilmiş. Bunun karşısında söylenecek sözlerin İçişleri Bakanı tarafından nasıl karşılandığı önemlidir. Suriye’deki Türkmenlere gönderilen insani yardım olarak bahsetmiştir. Ancak dün açıklama üstüne açıklama yapan CHP’nin milletvekillerini dinledim üzüldüm. Geçmişte de Esad'ın yanına gitmek için çok gayretleri olmuştu. Onların Esad ailesiyle duygusal bağları olduğunu da biliyoruz. Onlar Türkiye’nin Suriye’deki muhaliflere yardım yapıyor olmasını büyük bir suç olarak kabul ediyorlar. Bizim Suriye’deki radikal unsurlara bir kuruş bir yardımımız yok. Suriye halkına da ayırt etmeksizin insani yardım yapıyoruz. Dolayısıyla speküle edilmiş haberleri bir kenara koyarak, bakanımızın açıklamasını ben şahsen yeterli görüyorum. MEHMET ALİ ŞAHİN'İN 'YARGITAY'DAKİ İMAM' SÖZLERİ (Mehmet Ali Şahin’in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna) Herhangi bir bilgi sahibi değilim. Mehmet Ali Şahin bey Adalet Bakanlığımızı yapmış, sonra da TBMM Başkanlığımızı yapmış bir siyasetçidir. İnanarak güvenerek söylüyorum ki olay böyle olmuştur dedi. Kendisi bana bu konu hakkındaki bilgimi sorarsanız bende size ulaştırırım diye haber gönderdi. Yani Yargıtay müraacat ederse, Mehmet Ali Şahin beyin sözünü duyduğum için söylüyorum, bu bilgileri paylaşırım dedi. Dolayısıyla Yargıtay’ın bunu kendi içerisinde araştırılması, kötüye kullanma görevi varsa, işlem yapılması için Mehmet Ali Şahin’e yazıyla duyurması gerekiyor. ÇIT ÇIT ÇIT SABAHTAN AKŞAMA KADAR BUNUNLA UĞRAŞIYORLAR (Deniz Baykal'ın bugün bazı görüşmeler yaptığı söyleniyor. Yalçın Akdoğan’ın söylediği kumpas sözleri üzerine, sizinle ilgili de iddialar vardı. Ev planları, kumpas planları ortaya çıkmıştı. Tüm bu kumpas iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna) Bir başkası çıkıyor, iki bin kişilik liste var diyor. Biz tweet hesabımızdan kimseyi rencide edecek, flaş bir şeyler yazalım, trend topic olsun hevesinde değiliz. Ama bu öyle bir hastalık haline geldi ki, çıt çıt çıt, sabahtan akşama kadar bunlarla uğraşıyorlar. Bu işten vazgeçsinler öncelikle bakanlar. ELİNİN KÖRÜ OLDU Danışman sıfatı taşıyan insanlar çıt çıt çıt, şu kadar tweet attım, şu kadar retweet aldı, elinin körü oldu. Bunlar iş değil. Bunlar yazılıp çizilip söyleyince siz haklısınız tabi. Bir tartışma başlıyor. Fişlemeler ahlaksızlıktır diyen bir insan bu konu karşısında ne diyebilir? Bir başka gazetede böyle bir başlık gördüm paylaşmış oldum. E paylaşma. YALÇIN AKDOĞAN'A: NEDEN BÖYLE BİR YAZI YAZDIN, AÇIKLA Bir kumpas kuruldu sözü kendi ifadesidir. O zaman ona sormak lazım. Sen neden böyle bir yazı yazdın? Bir insan hem milletvekili olup, hem başdanışman olarak devam edemez. O sıfatı devam ediyor arkadaşın. Sen dikkat edilen, sözü, yazıları takip edilen bir insansan açıkla. Açıkladım diyor, bu açıklama tatmin edici mi değil mi siz karar vereceksiniz. Ama bu sözün üzerine, devlet içerisinde görevi kötüye kullanan bir takım çevrelerden bahsediyor, bu çevreler delil uydurmuş olabilir mi? Bir hata olabilir mi diye bir endişe içinde. Bu endişeye kim haksız diyebilir? KUMPAS NEDİR BİLGİM YOK Benim kumpas nedir, kim kurmuştur, kime kurmuştur bilgim yok. KENDİSİNE SUİKAST DÜZENLENECEĞİ İDDİASIYLA AÇILAN DAVA: İŞ SOĞUMUŞ... HERHANGİ BİR İŞLEM YAPILMADI 19 Aralık 2009’daydı. Manisa’da ve İzmir'deydim böyle bir olaydan bahsedildi. Şimdi Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla ilgili olarak bir soruşturmanın açık olduğunu biliyorum. Ben bu savcıyı tanımam, sadece ismini biliyorum. Kendisiyle de hiç görüşmem olmadı. Sadece soru önergeleri geliyordu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’e sordum. Ya suç unsuru yoktur desin, veya şu suçlar var dava açtım desin. İş soğumuş, siz hatırlatmasanız kimse hatırlatacak değil. Henüz herhangi bir işlem yapılmadı. Bu sorulmaktan, gündemde kalmaktan kurtulsun. Savcılık bir karar versin. GEÇMİŞTE FİŞLEYENLER UTANDI ('17 Aralık operasyonundan sonra çok sayıda görevden almalar oldu. Bunların daha önce yapılmış bir fişlemeye dayalı olarak yapıldığı yorumları oldu. onlardan bir tanesi de TRT ile ilgili bir tasarruftu. Ahmet Böken görevden alındı. Bu fişleme iddiasıyla ilgili cevabınız nedir?' sorusuna) Sanıyorum bunu da Bakanlar Kurulu'ndan sonra kısmen cevaplandırmıştım. Böyle bir fişlemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bendeki tüm bilgiler, kanaat bu noktada. Bizim hükümetimiz başta Başbakan olmak üzere, bütün mensuplarımız zamanında fişlenmiştir. Çocuklarımıza, ailelerimize varıncaya kadar. Pek çok insan, inançları, mezhepleri bakımından da geçmişte fişlenmiştir. Bunlar büyük bir kısmıyla deşifre olmuştur. Bunu yapanlar utanmıştır. Bu talimatları verenler de yargı önünde hesap vermişlerdir. Biz hamd olsun bunun mağduru olduğu için bir fişleme yapmadık, bunu ahlak dışı sayarız. Ayrımcılık yapmayız, sadece görev noktasında Türkiye’de bir uygulama olduğunu söylemek isteriz. Bir gazetenin haberleri sürdüğünde, biz oturduk konuştuk. EMNİYET'TEKİ GÖREVDEN ALMALAR: İSTİHBARATTAN ALINANIN YERİNE GETİRİLEN KİŞİ TAPU KADASTRO'DAN MI Bazı görevlere atanacaklar için, kanun ve yönetmelikler bir istihbarat yapılmasını ön görüyor. Uzman yardımcıları için de geçerlidir. Kritik sayılan noktalar için bilgi toplamaya ihtiyaç olduğu kanunla ön görülmüştür. MİT olabilir, bir başka kurum olabilir, talep üzerine yapmıştır. Bunu asker yapıyordur. Sivil de müsteşarından genel müdüre kadar, sahip olduğu 657 şartlarının yanında ahlaki yapısından tutunuz, nasıl bilinir diye sormuştur. Ailesi eşi çocukları vesaire, inancı bir kenara atılmıştır, Başbakanlığın genelgesi vardır. Bu kanunla yapılmıştır. Bunun dışında bazı yer değiştirmeler olmuştur. Diyelim ki Kaçakçılık Şube Müdürü alınmıştır, Yabancılar Şubesi'ne getirmiştir. Diyelim ki istihbarattan biri alındı, yerine getirilen kişi tapu kadastrodan mı hayır. Yine Emniyet'in içinden. MECLİS'TEKİ ŞAMPİYONLARDAN BİRİ 19 YILLIKTI Şunu söyleyeyim. Ben Emniyet'te Meclis Başkanlığımdan bu yana içiçe oldum. 600’e yakın görevli polis vardı. Bir ikincisi Meclis’e geleyim de şark hizmetinden kurtulayım düşüncesi vardı. Amirler için iki defa şark görevi vardır. Biliyorum yani. Geldim bir skala yaptım. Kim kaç yıldan beri orada diye. Şampiyonun birisi 19 yıllıktı. Bir daha gitmemiş, neredeyse emekliliğini bekliyor. Kardeşim sen niye şarka gitmedin? Arkasında ya bir bakan var. Başkası 18 yıllık, 17 yıllık. Başkomiser var. Meclis’e gelen Sivas’ın öbür tarafına gitmiyor. KENDİ KORUMALARIM DA DAHİL 6 YILDAN FAZLA GÖREV YAPANLARI ŞARKA GÖNDERDİM Siz gideceksiniz yerinize yeni arkadaşlar gelecek dedim. Ben üç yıl içinde 6 yıl üzerinde görev yapanları şarka gönderdim, kendi korumalarımda dahil. Şark hizmeti gelenlerin hepsini gönderdiler. Şimdi buna benzer zamanı yeri vakti gelmiş olanların, bir başka yere tayinleri bu kapsama sokarsanız haksızlık yapmış olursunuz. Hak kaybına uğramış personel varsa onlar için de yargı yolu var. Herkes gidip hakkını arayabilir. CEMAATLE İLGİSİ VARDIR, O YÜZDEN GÖREVDEN ALINMIŞTIR DEMEK BÜYÜK HAKSIZLIK Arkadaşımız her yerde bir kıyım olduğunu diyor. Burhan Kuzu’yu sanırım kast ediyor. Şahsen bunu da reddediyorum. Her kurumda yapılabilir. Benim 25 tane vakıflar genel müdürüm var, üç yıl evvel görev değişikliği yaptım. Maşallah bir eksiksiz yargıya gittiler. Sekizi döndüler. Yani 10 yıl, 12 yıl aynı yerde çalışıyorsun kardeşim. Biraz da şurada çalış derken, o güzel yargı hepsinin lehine karar verdi. Dava açacak insanlar, haksız tasarrufların da reddedildiğini görmüş olacağız. Bunlar filancaya mensupturlar, cemaatle ilgisi vardır, görevden alınmışlardır demek büyük bir haksızlık. AHMET BÖKEN ZATEN TEDBİREN BAKIYORDU TRT’de olan bir işi TRT’de sormak cesaret ister, iyi ki de sordun. Ahmet Böken arkadaşımız zaten tedbiren bu göreve bakıyordu. Kendisi başarılı bir arkadaşımızdır. Geçtiğimiz günlerde ABD’de kendisi de gazeteci olarak bulunmuştu. Bir başka göreve alınmasını bir haksızlık olarak görmeyin. Kendisi de bu haksızlık olarak görmüyordur. Burada olsaydın, kardeşim niye bunu soruyorsun, vazifemi yapıyorum diyecekti. ÇAĞLAYAN VE AİLESİNİN, REZA ZARRAB'IN UÇAĞIYLA UMRE'YE GİTMESİNİN NE KADAR SİYASİ ETİĞE UYGUN OLUP OLMADIĞINI HERKES KENDİSİ DEĞERLENDİRSİN (22 Mart 2013 tarihinde umre ziyareti için İstanbul'dan Cidde'ye havalanan Reza Zarrab'ın özel uçağında 'Büyük Rüşvet' operasyonunda oğlu tutuklandığı için bakanlıktan istifa eden Zafer Çağlayan, işadamı Zarrab ve ailelerinin olduğunun ortaya çıkmasıyla ilgili soru üzerine) Bir fikir beyan etmem doğru değil. O işadamı Reza Sarraf olmasaydı, böyle bir başlık öyle bir gazetenin önüne gelmezdi. Herkesin güvendiği iş adamları, onların da jetleri var. Onlardan birisiyle bu seyahat yapılmış olsaydı ki, o gazetede böyle bir başlık görmeyecektik. Söz konusu Zarrab ve Çağlayan olunca, böyle bir davranışın siyasi etiğe uygun olup olmadığını herkes kendisi değerlendirsin. Biz şu da bütün gücümüzle Parlamento'ya gönderdiğimiz, yasal çalışmaların Anayasa Komisyonu'nda gündeme getirilmesini bekliyoruz. MAVİ MARMARA (Son gelişmelerle gündeme gelen Mavi Marmara konusu. Tazminat görüşmeleri var. son İstanbul’da görüşme olduğu söylendi. Tazminatta bir anlaşma oldu mu? sorusuna) Geçen Mart ayında, üç sene sonra Türkiye’nin beklentilerine cevap verildi. Netehyahu’ya bu konuda görüşmeler yaptığı, Netenyahu’nun kabul ettiğini biliyoruz. Burada üç konu vardı. Açıkça özür dilenmesi, bu gerçekleşti. İkincisi, olayda ölenler ve yaralananlara tazminat ödenmesi, Filistin’deki ablukanın kaldırılması yönünde iyileştirme. Biz tavrımızdan vazgeçmedik. Dolaylı görüşmeler sırasıyla, İsrail’in Türkiye’nin tezine yakın bir anlayışa doğru evrildiğini gösterdi. Bizim yapacağımız iş uluslararası sözleşme imzalanmasıdır. bu sözleşmenin TBMM tarafından uygun görülmesi lazım. Biz ancak bu işe bundan sonra başlayabiliriz. henüz bu noktada değiliz. PARALEL DEVLET İDDİASI: BU TABİRİ KULLANMAMAYA ÇALIŞIYORUM ('Gündemdeki tartışmaların merkezinde devlet ve devlet içindeki paralel yapıyla mücadele olduğu var. Sayın Başbakan’ın bu paralel yapıyı ortaya çıkaracağız sözleri var. Hükümetin izleyeceği bir yol var mıdır?' sorusuna) Bu tabirleri ben kullanmadım. Kullanmamaya da çalışıyorum. Ama bazı olaylar, bazı kişilerin görevlerini kötüye kullandıklarını, belli amaçlarla hareket ettiklerini gösteriyor. Ama bazı olayların, bu beraberlikler sebebiyle, Türkiye’ye karşı, içeride ve dışarda zor durumda bırakmak amacıyla hareket ettiklerini gösteriyor. Küçük bir grubun birbiriyle bağlantılı olarak böyle bir eylem yapmasını, hiçbir devlet faaliyet olarak göremez. Hürriyet
Mizahta Haftanın Gündemi: TIR, Mektup ve Liste...
Mizah dergilerinin kapağında bu hafta, Fethullah Gülen'in Cumhurbaşkanı Gül'e gönderdiği ıslak imzalı mektup, Hatay'da durdurulan ve devlet sırrı olduğu gerekçesiyle içinde ne olduğu kamuoyuna açıklanmayan TIR, hükümet ve cemaat geriliminde bahsi hiç eksik olmayan 'liste' yer alıyor.  Onedio
'Suriyeli Kuma' Ticareti: Kira Veremiyorsan Kızını Ver!
Mehveş Evin'in Suriye'den Türkiye'ye gelen mültecilerle ilgili hazırladığı yazı dizisi Milliyet  gazetesinde başladı. Suriye'deki savaştan kaçan kadınlar, özellikle sınır kentlerinde Türk erkeklerine 'ikinci, üçüncü eş' olarak satılıyor. Durum o kadar trajik hale gelmiş ki  ev sahibinin kirasını ödeyemeyen Suriyeli aileden kira yerine kızını isteyebildiği ifade ediliyor. Bazı esnaflar Suriyeli kadınlardan 'patates' diye söz ediyor... Savaştan kaçan kadınların dramı bitmiyor: Ülkemize sığınan genç kadınlar, güvenlik ve maddi zorluklar nedeniyle para karşılığında evlendiriliyor... Suriyeli kumalar Güneydoğu’da yaygınlaştı Hatay’a geldiğimiz ilk günden itibaren kadın-erkek herkesten benzer sözleri duyuyoruz: “Suriyeli kadınlar çok bakımlı. Türkiyeli kadınlar, kocamı kaptıracağım stresi yaşıyor.” Suriyeli gelinler, savaştan önce de talep görüyordu. Ancak savaştan bu yana ikinci, üçüncü eş olarak Suriyeli kadınlarla imam nikahı yapanlar arttı. Herkesin bildiği bir sır bu. Özellikle Hatay, Urfa ve Kilis “Suriyeli kuma”da başı çekiyor. Görüştüğüm bir “aracı”, Bayburt’tan Afyon’a Suriyeli gelinlere talep olduğunu anlatıyor. Hatay-Reyhanlı’nın yarısının Suriyeli ikinci, üçüncü eşi olduğu iddia ediliyor... Bir kamu görevlisi anlatıyor: “Suriyeliler için 3-4 kadınla evlilik normal. Reyhanlı’da da tek tük vardı. Ama savaşla patladı. Kumaya itiraz eden kadın, dayak yiyor . Zaten ayrılsa ne yapacak? Eskiden kayınvalide baskısı vardı, şimdi kuma baskısı var.” Kuma getirilen yerli kadınlar, soranlara “eltim” deyip geçiştiriyor. Çoğunlukla kumaları evde yardımcı gibi çalıştırıyor. ÇEYİZ-TAKI İSTEMİYORLAR! Türkiyeli erkeklerin Suriyeli kadınlarla evliliğe heveslenmesinin nedeni, düğünün “az masraflı” olması. Farklı kaynaklar, işin ekonomik boyutunu doğruluyor: İki yıl önce 10 bin TL’ye el sıkışılırken, şimdilerde 1.000-2000 TL arasında pazarlık yapıldığı telaffuz ediliyor. Güneydoğu illerinde “başlık parası” adıyla 3 ila 5 bin TL’ye anlaşılıyor. Bir esnafın deyimiyle: “Patatesin kilosu 2 olan da var, 5 de...” Peki “patates”in değeri neye göre belirleniyor? “Yaşına veya güzelliğine göre değişir” deniyor. Ne yazık ki “yaş” kriteri, “çocuk gelin”lerin sayısının artması demek... Sağlık görevlisi H.G, “ Suriye’den gelen kadınlar, 14-15 gibi çok genç yaşta evlenip anne oluyor... Türk erkeklerinin masrafsız bir şekilde Suriyeli kızlarla evlenebiliyor olması, akla cinsel istismarı getiriyor... Sonuçta Suriyelilerin ne çeyiz, ne eşya ne de takı talepleri var. Yani her şekilde Suriyeli kızlarla evlilik yapmak buradaki insanların işine geliyor. İlk eş olarak da, ikinci-üçüncü imam nikahlı eş olarak da Suriyeliler tercih ediliyor ” diye anlatıyor. Kendi çalıştığı köyün muhtarının oğlunun bu şekilde evlendiğini anlatan H.G, “Maddi durumu iyi olan da olmayan da bir şekilde ikinci hanım istiyor . Adam gidip getiriyor, ‘Bu benim ikinci hanımım’ diye tanıtıyor. İlk eşler de, genelde eğitimi ve sosyal güvencesi olmadığı için sesini çıkaramıyor ...” ‘PARAN YOKSA KIZINI VER’ Kumalık müessesesi hiç masum değil. Suriyeli kadınların çoğu, mağduriyetleri yüzünden evlendiriliyor. Savaştan kaçan ailelerin maddi durumu çok kötü, ne evleri var, ne işleri... Aileler, kızların “Başına bir şey gelecek ” endişesiyle Türkiyeli “kısmet”lere evet demeyi tercih ediyor. Bunu bilenler maalesef durumu istismar ediyor. Urfa, sığınmacıların en yoğun yaşadığı kent. Kadın Yaşam Evi Derneği’nden Emine Hanım, sosyolojik sorunların çok olduğunu anlatıyor: “Arap kadınların psikolojik durumu iyi değil. Çokeşlilik çok arttı . Kadınlar kaygılı, niye geldiler diyorlar, istemiyorlar. Evlilikten öte, pazar oluşmuş durumda... Urfa’da aleni bir şekilde para karşılığında yapılıyor.” İkinci kadınla evlendikten sonra “hayal kırıklığı” yaşayan ve “O gitsin bu gelsin” diye üçüncü eş arayanlar mı dersiniz... İmam nikahı kıydıktan iki hafta sonra “hasta bu” diye geri yollayanları mı? Hatta 700 TL’ye fırlayan kirayı ödeyemeyen Suriyelilere, “O zaman kızını ver” diyen ev sahipleri bile var. Evet, bizzat dinledik! Suriyeli kadınlarla imam nikâhı kıymayı “Onları kurtardık” diye savunanlara bakmayın... Savaş mağduru kadınlar mal olarak takas ediliyor. YÜZ BİNLERCESİ YOK SAYILIYOR Suriye’deki korkunç savaş yüzünden 3 yılda 2.3 milyon insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. BM’nin son rakamlarına göre Türkiye’deki kayıtlı sığınmacı sayısı 577,349. Ancak “kayıtsız” Suriyelilerin sayısı yüksek. BM’nin 2013 sonu tahminine göre toplam rakam 1 milyonu geçti... Üstelik yüzde 75’i çocuk ve kadın! Ancak Suriyeli sığınmacılar; kamplarda yaşayanlar, büyükşehirlerde dilenenler ve mücahitler dışında yok sayılıyor... Zaten ne kimlikleri var, ne de hakları. TC kanunlarına göre onlar “misafir” statüsünde. Bu terim kulağa hoş gelse de “Suriyeli misafirler”in çoğu, barınmadan iş bulmaya, eğitimden kültürel farklara, büyük sıkıntılar yaşıyor. Bu yazı diziyi hazırlarken amaç, hem Suriyeli sığınmacıların, hem de toplumun yaşadığı sorunlara dikkat çekmek. Her savaşta olduğu gibi, bu savaşın da en büyük mağdurları kadınlar ve çocuklar...İnşaatlarda, depolarda hatta ahırda yaşayan öyle çok insan var ki! Çoğu, “buna da şükür” dese de durum, giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Sahada çalışanlar, bu krizi Afganistan’da yaşananlara benzetiyor. ‘Manita yerine ikinci eş almak daha ahlaklı’ Suriyeli çocuklar için eğitim veren bir kurumun müdürü S. Bey’in ilk karısı Hatay’dan, ikincisi Suriye’den. S. Bey, eşinin bu duruma ne dediğini sorduğumuzda konuyu “Batılıların ahlaksızlığına” getiriyor: İkinci hanımımı 5 yıl önce Suriye’de aldım. Şimdi 43 yaşında. Üniversitede ilahiyat hocasıydı. Savaştan sonra buraya yerleşti. Şimdi apartmanın üstünde o , altında ilk hanımım yaşıyor. Batı, kadına saygılı olduğunu iddia ediyor. Peki kadını, eşyanın reklamında kullanan kim ? Bir de İslamı eleştiriyorlar; birden fazla evliliğe müsaade ediyor diye! Batı’da bir istatistik yapılsın bakayım, kim sadece evli olduğu kadınla birlikte oluyor? Yüzde 1 bulamazsınız! Bir erkek, gayrimeşru ilişkilerinden dolayı hanımına hastalık getirdiği zaman, bu büyük vebal değil mi? Bu nasıl bir şey! Avrupa’da her erkeğin kaç manitası var ? Bu tür işler yerine ikinci hanımı almak, bana ahlaki açıdan daha doğru geliyor. Suriyeli garibanlardan iş bulduğunu zannedip sevinen, sonrasında tuzağa düşürülen kızlar da var. Kalbinde vicdan taşımayan insanlar başkalarının mağduriyetinden faydalanıp, onları istismar ediyor. Suriyeli kadınlar isim ve yüzlerini gizleme şartıyla konuştu. Kadınları kandırıyorlar Savaştan kaçan Suriyeli kadınlarla evlilik, ticarete döndü. İkinci eş alanların yanı sıra, bu işin tüccarlığını yapanlar, garibanları dolandırıyor. Bu tür evliliklere tanıklık eden Hasan, Türkiye’nin her ilinde ilk veya ikinci eşi Suriyeli olan aileler olduğunu belirtiyor: “Evlenmesin de ne yapsın? Ama 60 yaşında bir erkeğin, 19-20 yaşında biriyle evlenmesi beni üzüyor. Savaşla birlikte bu tip evliliklerde inanılmaz artış söz konusu.” BEKÂRIM DEDİ, 6 ÇOCUĞU VAR Z.A: Suriyeli dört eşi olan birini tanıyorum, 30 çocuğu vardı. Aile, maddi sıkıntılar yüzünden farklı illere dağılmış. Kız çocuklarından birini berdel yaptı. Meğerse adam bekâr değilmiş, altı çocuğu varmış. Bir ay evli kaldılar, kız babasının yanına döndü. Evlenmek isteyen erkekler, Hatay ve Urfa’dan gelen hemşerilerimize ulaşıyorlar. Ekmek veremedikleri için kızlarını kocaya veriyorlar. Çok kötü durumlar yaşıyoruz. TÜRKİYELİ ERKEKLER YALANCI MEYRA: Suriye’de erkekler kadınları asla kandırmaz, kadınlar bu kadar ucuz anılmaz! Ama Türkiye’deki erkekler kadınlar için her türlü yalanı atıyor. Suriyeli kızlarla evlenmek isteyen çok erkek var. Gelenlerin yüzde 90’ı yalancı; maddi durumlarının iyi olduğunu ve hiç evlenmediğini söyler. Düğün yapılır, bekâr adamın çoluk çocukları çıkar ortaya! 20-22 yaşında kızlar kandırılıyor. Ya terk etmek zorunda, ya da kuma olarak kalmak zorunda. Biri onların kızlarını kuma olarak götürse nasıl olur? Nasıl hissederler kendilerini? ÇARESİZ, KABUL EDECEKTİM ŞORE (23): Savaştan kaçıp Türkiye’ye sığındım. Yaşadığımız semte sürekli “yardım için” gelen adamlar vardı. Sonrasında biri, benimle evlenmek istedi. Yaşı 55’miş, eşi ölmüş ve çocuğu yokmuş. Çaresizlikten kabul edecektim. Çünkü adam, aileme ev tutacağını söyledi. Araştırınca öğrendim ki evliymiş, 4 çocuğu varmış. İptal ettim, şu an çaresiz koca bekliyorum. AMCAMIN KIZINI KANDIRDILAR HADO: 2 yıl önce amcam, 22 yaşındaki kızını 50 yaşında bir adama verdi. Çok zor durumdaydı. Meğer adam çulsuz sefilin tekiymiş. Şu an kız çok zor durumda. Suriye’de yaşadığımız acılar yetmezmiş gibi bunları yaşıyoruz. Allah hakkımızı hak etsin. KOCAMDAM KORKUYORUM S.A: Bir komşumuz üçüncü eş getirdi. Ben de kocamdan korkmaya başladım. 50 yaşında adamlar, 20-25 yaşındaki genç kızlarla evleniyor. Bu durum beni korkutuyor. Erkek adamın işi belli olmaz. Ben kumaya kandırılarak gidenlerin kusuruna bakmıyorum. Onları oyuna getiren erkeklerin Allah belasını versin. MEHVEŞ EVİN | Milliyet
Yoğun Acı Çekerek Öldü
2 aylık bebeğini ölüme terk ederek tatile giden anne için 25 yıla kadar hapis cezasi istendi Kocaeli'nin Gölcük ilçesinde, 2 aylık bebeğini evde yalnız bırakıp 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde Hatay'daki ailesinin yanına giderek, bebeğinin ölümüne neden olduğu iddiasıyla tutuklanan anneye 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede, annenin, evde son defa besleyerek ölüme terk ettiği bebeğinin 6-7 gün yaşamış olabileceği belirtildi. Yine iddianameye göre, anne yasal engele takıldı, ısrarlı talebine rağmen kürtaj olamadı ve bebeğini zorunlu olarak doğurdu, Berk bebek yoğun acı çekerek öldü. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına hazırlanan iddianamede, Berk bebeğin annesi Seçil Müge D. 'şüpheli', babası olduğu tespit edilen Tayyar A. da 'mağdur' sıfatlarıyla yer aldı. İddianamede, 20 Ekim 2013'te Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi'nde görevli polis memurlarının, nöbetçi cumhuriyet savcısını arayarak hastaneye ölü bir bebeğin getirildiğini söylemesi üzerine soruşturma başlatıldığı belirtildi. BEBEK AÇLIK VE SUSUZLUKTAN ÖLDÜ Burada yapılan ilk inceleme 2 aylık olduğu anlaşılan bebeğin açlık ve susuzluk nedeniyle öldüğünün tespit edilmesi üzerine şüpheli olarak 35 yaşındaki anne Seçil Müge D. ile görüşülüp konuyla ilgili bilgi alınmak istendiği anlatıldı. İÇİ KÜFLENMİŞ MAMANIN OLDUĞU BİBERON Bununla yetinilmeyerek kolluk görevlileri eşliğinde şüpheli Seçil Müge D'yi de alıp Gölcük'teki evine gidildiği ifade edilen iddianamede, 'dubleks evin alt katında yapılan incelemede mutfak kısmında içi küflenmiş mamanın bulunduğu biberonun dikkati çektiği'ne yer verildi. YATAK ODASINDA POŞET İÇİNDE BEBEK BEZİ Yatak odasında bir poşet içinde kirli bebek bezi görüldüğü ve incelemede bu bezin uzun süre bebeğin üstünde kaldığının anlaşıldığı vurgulandı. İddianamede, şüphelinin 11 Ekim 2013'te Hatay'ın Erzin ilçesinde yaşayan ailesinin yanında gidip 20 Ekim 2013'te döndüğünü söylediği belirtilerek, bebeğin varlığından ailesinden kimsenin haberdar olmadığını anlattığı kaydedildi. BEBEK AÇ SUSUZ 6-7 GÜN YAŞAMIŞ Otopsi raporuna dikkat çekilen iddianamede, Berk bebeğin, otopsisinin yapıldığı 20 Ekim 2013'ten 2-3 gün önce öldüğü, şüphelinin 11 Ekim 2013'te bebeği evde son defa besleyerek bırakıp gitmek suretiyle ölüme terk ettiği bildirilerek, 'dolayısıyla bu belirtilere göre 17-18 Ekim 2013 tarihlerinde ölüm olayı gerçekleşen bebeğin 6-7 gün yaşamış olabileceği' kaydedildi. Yetişkin bir insanın sıvı ve yiyecek olmadan 10-14 gün, vücudun susuz kalması halinde ise 1-3 hafta aç kalabildiği bilgisine yer verilerek, bu sürelerin bebeklerde dayanma gücüne göre değişiklik gösterdiği anlatıldı. İddianamede, 'Mevcut olayda beslenerek bırakılan bebeğin 6-7 gün sıvı kaybederek hayatını kaybettiği anlaşılmıştır' ifadesi kullanıldı. YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU TEŞHİSİ Ayrıca 2011'den bu yana sağlık kurumlarından tüm muayene bilgileri alınan annenin, 2012'de 2 kez 'yaygın anksiyete bozukluğu (sürekli, aşırı ve durumla uygun olmayan bir endişe durumu)' teşhisi konulduğu belirtildi. Şüphelinin Kurban Bayramı tatili için gittiği Erzin ilçesinden 9 gün sonra sabah 09.00'da Gölcük'teki evine geldiğini, yaptığı mamayı bebeğe yedirmeye çalıştığını fakat yemeyince bebeği ticari taksiyle hastaneye götürdüğünü söylediği kaydedildi. Zanlı annenin, sorgusunda, bebeğini anne, baba ve ailesinden kimsenin bilmediğini, kendisinin de 2,5 aylık hamilelikten sonra durumu öğrendiğini anlattığı ifade edildi. YASAL ENGEL NEDENİYLE KÜRTAJ OLAMAMIŞ İfadesinde, akrabası olduğunu söylediği M.Ş'den, bebeğini kürtaj yoluyla aldırmak için yardım istediğini, söz konusu kişinin kendisini bir doktora yönlendirdiğini ancak doktorun, bebeğin 2,5 aylık olduğu için alınamayacağını söylediği kaydedilen iddianamede, şüphelinin, yasal engel nedeniyle kürtaj yaptıramadığını ve bebeğini doğurmak zorunda kaldığını söylediği anlatıldı. Bebeğine, kendisinin okuldayken arkadaşlarının baktığını, fakat isimlerini söylemek istemediğini belirten şüphelinin, sorgusunda 'Hatay'a gitmeden önce, bebeği kime bıraktınız' şeklindeki soruya cevap vermediği kaydedildi.ukash.EYLEM DİYE BİRİ YOK İddianamede, zanlının daha sonra mahkemede, 'Hatay'a gideceği gün bebeğini evde bırakarak ayrıldığını, ancak soyadını hatırlayamadığı 'Eylem' adlı arkadaşını bebeğe ara ara bakması için tembihlediğini söylediği' yönünde ifade verdiği belirtilerek, yapılan teknik ve fiziki araştırmada, 'Eylem' isminde böyle bir kişinin olmadığının tespit edildiği, şüphelinin söz konusu kişiyi 'uydurduğu' bildirildi. BEBEĞİN ÖLDÜĞÜNÜ GÖRÜNCE ARKADAŞINA MESAJ ATMIŞ Zanlının, akrabası olduğunu söylediği M.Ş'nin ifadesinde, kendisiyle bir akrabalığının bulunmadığını, öğrencilik yıllarından bu yana tanışıklığının olduğunu söylediği anlatıldı. İddianamede, M.Ş'nin, Seçil Müge D'nin, bebeğin cesedini bulduğu gün kendisine mesaj attığını ve ne yapması gerektiğini sorduğu kaydedildi. Zanlının, ifadesinde, bebeğin babasının Adana'da polis memuru olarak görev yapan Tayyar A. olduğunu, kendisiyle geçen geçen yıl ocak ayı sonunda okulların yarıyıl tatilinde Adana'ya giderek, aynı evde bir hafta kaldığını, bu sürede ilişkiye girdiğini söylediği belirtildi. Tayyar A'nın, şüpheli ile ilişkisini ve Adana'da gerçekleşen beraberliğini doğruladığı ancak bebeğin varlığından habersiz olduğunu anlattığı ifade edildi. İddianamede, Tayyar A, şüpheli anne Seçil Müge D. ve maktul bebekten alınan kan, saç ve tükürük örneklerinin, İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderildiği ve burada yapılan incelemede, bebeğin annesinin şüpheli Seçil Müge D, babasının da polis memuru Tayyar A. olduğunun kesin olarak tespit edildiği bilgisine yer verildi. CEP TELEFONU KAYITLARINDA PİŞMANLIK BELİRTİSİ YOK 'Şüphelinin incelenen cep telefonu kayıtlarından, Hatay'ın Erzin ilçesinde geçirdiği süre zarfında, değişik erkek arkadaşlarıyla samimi sohbetlerine devam ettiği, herhangi bir pişmanlık duymadığı, hayatında herhangi bir değişiklik yapmadığı anlaşılmıştır' ifadesi kullanıldı. İddianamede, annenin 9 gün evde yalnız bıraktığı bebeğine, kasede mama yaparak kaşıkla içirmeye çalışması ve henüz 2 aylık bebeğin düşmemesi için etrafına yastıklarla tampon yapması gibi hususların, 'şüphelinin akli dengesinin yerinde olmayabileceği' kanaatini uyandırdığına dikkat çekilerek, şüpheliyi, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edildiği aktarıldı. ''TATİLDE OLDUĞU SÜRE İÇİNDE ÖLECEĞİNİ BİLEREK TERK ETTİ'' İddianamede, şu ifadelere yer verildi: 'Şüphelinin en son evden ayrılmadan önce biberon içerisinde hazırlayarak bebeğine içirdiği mamanın küf bağlamış şekilde bebeğin odasında kalması ve geri döndüğünde biberonun bebeğin odasından alarak mutfağa bırakıp kase içerisinde mama yapması hususları birlikte değerlendirildiğinde, dışarıdan herhangi bir üçüncü kişinin herhangi bir müdahale veya girişimde bulunmadığı anlaşıldığı, bu konuda bebeğin annesi şüphelinin, bebeğin kendisinin tatilde olduğu süre içerisinde öleceğini bilerek terk ettiğinin anlaşıldığı, bebeğin yoğun acı çekerek ölüm olayının gerçekleştiği, herhangi bir kimseye emanet edildiğine dair hiçbir bulgunun yer almadığı görülmüştür.' BEBEĞİ HERKESTEN GİZLEMİŞ İddianamede, ayrıca şüphelinin evinde yapılan incelemede, bir paket bez, 3 ıslak mendil, bir bebek puseti, poşette birkaç ilaç ve bir küçük paket mama haricinde bebek için başka bir hazırlığın yapılmadığı kaydedildi. Evde bebeğin beşiğinin bulunmadığı, evin, imkanı olduğu halde bebek odasının hazırlanmadığına işaret edilen iddianamede, ayrıca gerek binadaki komşular nezdinde yapılan araştırmada gerekse iş arkadaşları ve ailenin bebekten haberdar olmadığı, şüphelinin bebeği herkesten gizlediği belirtildi. İddianamede, zanlının uzun zamandır arkadaşı olduğu anlaşılan tanık M.Ş ile durumu paylaştığı ve kendisinden yardım istediğine yer verilerek, bebeğin doğumu ve tedavisini bu kişinin yardımıyla gerçekleştirdiği ifade edildi. Milliyet
9 Soruda Ali İsmail Korkmaz Davası
Ali İsmail Korkmaz'ın Eskişehir'deki Gezi olayları sırasında dövülerek öldürülmesine ilişkin davada 21 Ocak'ta Kayseri'de gerçekleştirilen 7. duruşma sonrası karar verildi. Mahkeme kasten öldürme suçu bulmadı.Davanın sanığı polis memurları Mevlüt Saldoğan 10 yıl 10 ay, Yalçın Akbulut 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık fırıncılar Ramazan ve İsmail Koyuncu ile Muhammed Vatansever ise 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı. Fırıncı Ebubekir Harlar'ın 8 yıllık hapis cezası indirimlerle tahliyeye çevrildi. Amir polis memurları Şaban Gökpınar ve Hüseyin Engin'in ise beraatine karar verildi...Ölüm gününden bugüne neler yaşandı? Dava süreci nasıl gelişti? Taraflar ve aile neler söyledi? 9 Soruda…
Meteoroloji'den Muğla, Aydın ve İzmir'e Kuvvetli Yağış Uyarısı
Yapılan son değerlendirmelere göre ülkemizin batısının yeni bir yağışlı sistemin etkisine girmesi bekleniyor. Ege kıyılarından başlayarak zamanla Ege ve Marmara bölge genelinde görülecek yağışların, Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Gece ve sabah saatlerinde doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor.  HAVA SICAKLIĞI: Ülkemiz genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi bekleniyor. RÜZGAR: Genellikle güney yönlerden hafif arasıra orta kuvvette, Marmara'nın güneybatısı, Kıyı Ege ve Doğu Akdeniz kıyılarında yer yer kuvvetli olarak (30-50 km/saat) esmesi bekleniyor.UYARILARKUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI: Yağışların; Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, yıldırım, dolu, vb) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir.BUZLANMA VE DON OLAYI UYARISI: Sabah ve gece saatlerinde doğu bölgelerde buzlanma ve don olayı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı (ulaşımda aksamalar, vb) ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları gerekmektedir.BÖLGELERİMİZDE HAVAMARMARAParçalı ve çok bulutlu, batısı ile zamanla bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın; bölgenin güneybatısında güney yönlerden yer yer kuvvetli olarak (30-50 km/s) olarak esmesi bekleniyor.BALIKESİR Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15BURSA Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde sağanak yağışlı 18EDİRNE Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 17İSTANBUL Parçalı zamanla çok bulutlu, akşam ve gece saatlerinde sağanak yağışlı 16EGEParçalı ve çok bulutlu, kıyı kesimleri ile zamanla Manisa, Denizli, Uşak ve Kütahya çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Muğla ile Aydın'ın kıyı, İzmir'in güney kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Rüzgarın; Kıyı Ege'de güney yönlerden yer yer kuvvetli (30-50 km/s) olarak esmesi bekleniyor.A.KARAHİSAR Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 15AYDIN Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; kıyı kesimlerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor.17İZMİR Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçecek. Yağışların; güney çevrelerinde yer yer kuvvetli olması bekleniyor. 16MUĞLA Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 14AKDENİZAz bulutlu ve açık, zamanla batı kesimlerinin çok bulutlu, gece saatlerinden sonra Antalya ve Burdur'un batı kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde Hatay çevrelerinde sis hadisesi bekleniyor.ADANA Az bulutlu 22ANTALYA Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı 19BURDUR Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı 15HATAY Az bulutlu ve açık, sabah saatlerinde sisli 19İÇ ANADOLUAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin doğusunda buzlanma ve don olayı bekleniyor.AKSARAY Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 17ANKARA Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16ESKİŞEHİR Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16KONYA Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16BATI KARADENİZAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.BOLU Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 18KARABÜK Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 17KASTAMONU Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 16ZONGULDAK Az bulutlu, zamanla parçalı ve çok bulutlu 15ORTA ve DOĞU KARADENİZAz bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Doğu Karadeniz'in iç kesimlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.ARTVİN Az bulutlu ve açık 17ORDU Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 19SAMSUN Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu 18TRABZON Az bulutlu ve açık 19DOĞU ANADOLUAz bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölge genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.ELAZIĞ Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde buzlanma ve don olayı bekleniyor.14ERZURUM Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. İl genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.-2KARS Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. İl genelinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.-3VAN Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.5GÜNEYDOĞU ANADOLUAz bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölgenin doğusunda hafif buzlanma ve don olayı bekleniyor.DİYARBAKIR Az bulutlu ve açık 16GAZİANTEP Az bulutlu ve açık 15ŞANLIURFA Az bulutlu ve açık 18SİİRT Az bulutlu ve açık 16DENİZLERDE HAVAFırtına beklenmiyor.KARADENİZ Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra batısı sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Karadeniz'de batı ve güneybatı, Doğu Karadeniz'de doğu ve güneydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.MARMARA Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra doğusu sağanak yağışlı, Rüzgar: Güney ve güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.EGE Hava Durumu: Çok bulutlu ve sağanak yağışlı, Rüzgar: Güney ve güneybatıdan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,5 ila 1,5m, Görüş: İyi, yağış anında orta.AKDENİZ Hava Durumu: Parçalı bulutlu, gece saatlerinden sonra Batı Akdeniz'in batısı sağanak yağışlı, Rüzgar: Batı Akdeniz'de doğu ve güneydoğu, Doğu Akdeniz'de doğu ve kuzeydoğudan 3 ila 5 kuvvetinde, Dalga: 1,0 ila 2,0m, Görüş: İyi, yağış anında orta.VAN GÖLÜ Hava Durumu: Az bulutlu, Rüzgar: Doğu ve kuzeydoğudan 2 ila 4 kuvvetinde, Dalga: 0,25 ila 0,5m, Görüş: iyi.