Çeşme Haberleri

Çeşme ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Çeşme ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Servetlerini Duyunca 'Yok Artık' Diyeceğiniz Türk Ünlüler: İşte Türkiye'nin En Zengin İsimleri!
Türk magazin dünyasının sadece parlak görüntüleriyle değil, banka hesaplarıyla da konuştuğu isimler belli oldu! Dizilerdeki performanslarıyla, imzaladıkları reklam anlaşmalarıyla ve yıllara yayılan kariyerleriyle servetlerine servet katan ünlülerin listesi ortaya çıktı ve inanın rakamları duyunca 'gerçekten mi?' diyeceksiniz. Kimi gayrimenkule yatırım yapıyor, kimi çocukluk hayali olan butik oteli açıyor, kimi de arsa üstüne arsa alıp servetini katlıyor. İşte Türkiye'nin en zengin ünlüleri ve o baş döndürücü rakamlar...Kaynak: Sabah
Taşacak Bu Deniz'in Esme'si Deniz Baysal ile Barış Yurtçu 10 Dakikalık Duruşmada Boşandı
Taşacak Bu Deniz'in Esme'si Deniz Baysal ile Kolpa solisti Barış Yurtçu, 7 yıllık evliliklerini bugün mahkemede resmen noktaladı. İstanbul Adliyesi 8. Aile Mahkemesi'nde görülen ve yaklaşık 10 dakika süren duruşmada çift anlaşmalı olarak boşandı. Aylardır çekişmeli ilerleyen davanın tek celsede bitmesi dikkat çekti. Kulislerde ise anlaşmanın perde arkasında bir ödeme olduğu konuşuluyor.KAYNAK: Birsen Altuntaş
Üzerine Lavabo Açıcı Dökülen Adamın Vücudunun Yüzde 15’i Yandı: “Kot Şortum Erimişti”
İstanbul Başakşehir'de yaşayan 46 yaşındaki Ersan Akçil, nalburdan aldığı lavabo açıcının üzerine dökülmesiyle ağır yanıklar aldı. Kalçasını ve dizini saran yanıklar vücudunun yaklaşık yüzde 15'ini etkiledi. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nde tedavi edilip taburcu olan Akçil'in doktoru ise evlerde sıkça kullanılan bu ürünlerle ilgili korkutan bir uyarı yaptı.
Ne Lavaş Ne Somun Ekmek: Türkiye’nin En İyi Dürümü Seçildi
TasteAtlas, Türkiye'nin en iyi sandviç ve dürümlerini sıraladı. Listenin zirvesinde tombik döner yer aldı, üstelik bu lezzet dünya genelinde de birinci seçildi. Tantuni ikinci, kumru ve ıslak hamburger ise üçüncülüğü paylaştı. Sıralama, kullanıcı puanlarına dayanan TasteAtlas'ın 15 Eylül'de güncellediği listeden alındı.İşte detaylar...Kaynak
Bu Hafta 4 Yeni Film Vizyonda
'Kusursuzlar', 'Halam Geldi', 'Oldboy' ve 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı' bu hafta vizyona giren filmler... Bu hafta 2'si yerli 4 film vizyona girdi. Kusursuzlar  50- Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde 'En İyi Film' ve 'En İyi Yönetmen', 4. Malatya Film Festivali'nde ise 'En İyi Kadın Oyuncu' ödüllerine layık görülen 'Kusursuzlar' izleyici ile buluşuyor. Başrollerini İpek Türktan ile Esra Bezen Bilgin paylaştığı filmde, İbrahim Selim, Mehmet Ali Nuroğlu, Suna Selen ve Melih Düzenli de rol alıyor. Yönetmenliğini Deniz Eyüboğlu Aydın, sanat yönetmenliğini Elif Taşçıoğlu, müziklerini Barış Diri, kurgusunu ise Theron Patterson'ın yaptığı film, İstanbul'dan kaçarak Çeşme'ye anneannelerinin yazlığına giden iki kız kardeşin, sırlarla örülü, gerilim dolu hikayesini anlatıyor. Lale ve Yasemin dışarıdan bakıldığında birlikte vakit geçirmek için tatile gelmiş gibi gözükseler de onları İstanbul'dan Çeşme'ye sürükleyen bir olay vardır. Lale ve Yasemin arasında yılların biriktirdiği karşılıklı hayal kırıklıkları, ortak bir sırrı taşımanın verdiği yükle beraber su yüzüne çıkmaya başlar. Yan komşuları Kerim'le tanışmalarının ardından kardeşler arasında ilk günden beri devam eden gerilim giderek tırmanır. Kardeşler bir yandan öfke, hayal kırıklığı ve intikam duygularıyla öte yandan kan bağının verdiği ağırlıkla mücadele etmek zorunda kalırlar. Halam Geldi Gazeteci Evrim Kanpolat'ın gerçek bir olaydan uyarlayarak yazdığı 'Halam Geldi' filminin çekimleri, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde medeniyetlerin iç içe geçtiği, birden fazla kültürün bir arada yaşadığı köylerden biri olan Akıncılar'da gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Erhan Kozan'ın yaptığı filmde, Akıncılar'da yaşayan Diyarbakırlı 13 yaşındaki üç genç kızın hikayesi anlatılıyor. Küçük yaşta yapılan evlilikler ile akraba evliliğinden doğan engelli çocukların yaşamını çocukların gözünden beyazperdeye taşıyan filmde, aynı zamanda Kıbrıs'ın kuzeyi ve güneyi arasındaki sınır sorunu da insani yönleriyle ele alınıyor. 50- Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde özel bir gösterimle galası yapılan filmde, Burçin Terzioğlu, Turgay Tanülkü, Dilek Çelebi, Necip Memili, Berke Hürcan rol alıyor. Oldboy Spike Lee'nin yönetmen koltuğunda oturduğu 'Oldboy' da Josh Brolin, Elizabeth Olsen, Sharlto Copley ile Samuel L. Jackson rol alıyor. Gerilim sevenleri sinema salonlarına çekmesi beklenen filmin konusu şöyle: 'Joe Doucett kaçırılır ve dış dünyayla hiçbir iletişiminin olmadığı karanlık bir yere götürülür. Bu karanlık mahsende neden kaçırıldığını dahi bilmeden yirmi yıl boyunca tutsak edilir. Hiçbir kurtulma umudu kalmamışken televizyondan gösterilen bir haberde karısının öldürüldüğünü ve baş şüpheli olarak arandığını öğrenir ve günü gelip dışarı çıktığında öncelikli amacı karısının katillerini ve kendini kaçıranları bulup esaslı bir intikam almaktır. Ne var ki soruşturmaya başladığında zannettiği kadar özgür bir adam olmadığını ve tuzaklarla dolu bir suç ağına karşı zorlu bir yoldan geçmesi gerektiğini anlar.' Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı Ben Stiller'in yönettiği 'Walter Mitty'nin Gizli Yaşamı'nın oyuncu kadrosunda, Ben Stiller, Kristen Wiig, Sean Penn ile Kathryn Hahn yer alıyor. Macera ve dramatik türündeki filmin konusu şöyle: 'Fantezi dünyasında sessiz sedasız bir hayat süren, tirajı yüksek 'Life!' dergisinin fotoğraf arşivinde çalışan Walter, kendini hiç beklenmedik bir maceranın içinde bulur. Yeni iş arkadaşı Cheryl ile flört etmeye başlamasının sonrasında hayatı, hayalindeki sevgilinin gerçeğe dönüşmesiyle değişir.' Cnntürk
Haftanın Magazin Bombaları
Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... Magazin dünyasının usta kalemi Sinan Özedincik, geçtiğimiz haftaya damga vuran olayları Sabah.com.tr'ye değerlendirdi. İşte ünlüler dünyasından son dedikodular, perde arkasında yatan olaylar... BU AŞK ONLARA PAHALIYA PATLADI Ebru Şallı'nın adı, 11 yıllık eşi Harun Tan'dan boşandıktan sonra Sinan Akçıl'la anılıyordu. Herkes bu aşk hakkında konuşuyor ancak görüntü olmadığı için de kafalarda acaba böyle bir ilişki yok mu sorusu dolaşıyordu. Magazin basınının da el ele görüntü almak için teyakkuzda olduğu sırada, Ebru Şallı-Sinan Akçıl çiftinin ilk fotoğrafı sizden geldi. Yılın ilk bomba karesinin yansımaları nasıl oldu? Fotoğrafı yayınladığımız andan itibaren inanılmaz bir ilgi gördü. Twitter'da da olay oldu, yorumlar yağdı. Televizyon programlarında konuşuldu. Hatta son olarak Salih Keçeci ile Pelin Çinili'nin programında Günaydın konuşuldu. Fotoğrafın çok samimi ve güzel oluşu da etkili oldu sanırım. Aylardır konuşulan ilişki sonunda belgelenmiş oldu. Ancak bununla birlikte Sinan'ın korktuğu başına geldi. Ben abartıldığını düşünüyordum ama gerçekmiş; Sinan'ın fanları fotoğraf üzerine Twitter'da Ebru'ya demediklerini bırakmadılar. Sinan bir Brad Pitt'miş meğer. Kız hayranlarının sayısı o kadar fazla ki, onu kimseyle paylaşamıyorlar. Hem Sinan'a hem de Ebru'ya hakaretler yağdırdılar. Sinan'ın Ebru'yla el ele ortaya çıkmama nedeni bu tepkiden korktuğu içinmiş; korktuğu da başına geldi. Bu durum kaçınılmazdı, kaç kaç nereye kadar! Ben Sinan'ın kaçmasının nedenini bir gazeteci olarak şimdi daha iyi anladım.    MERVE İÇİN BU SON OLMAYACAK Oyuncu Merve Boluğur'un adı, her gün başka bir ünlüyle anılır oldu. Bunları sonuncusu ise Eser Yenenler oldu. Bir çekimde tanışan iki oyuncunun çevresi de, 'Şu anda ilişkinin adını koymadılar ama birlikte iyi vakit geçiriyorlar' dedi. Adı sürekli başka kişilerle anılan Boluğur ile Yenenler arasında bir aşk mı başladı? Aşk başlayıp başlamadığını bilmiyorum ama bir yakınlık olduğu belli. Bunun nedeni çok basit; Merve kadar gezen bir oyuncu daha yok. Her gece bir yerde fotoğrafı çekilebiliyor.Dizi seti olmadığı zamanlarda sürekli sokaklarda. Ya yemekte, ya barda ya da eğlencede. Güzel de bir kız olduğu için etrafındaki erkekler de onu boş bırakmıyor. Bu kişiler de genellikle kendi çevresinden oluyor. Anladığım kadarıyla sevgilisiz bir hayat düşünemeyen bir insan. Eser de şu sıralar çok yoğun. Birbirlerine ne kadar zaman ayırabilirler ki! Bu yakınlaşmanın sonucu ne olur bilmiyorum ama Merve'nin adının bu haberlerle anılması son olmayacak. Hayatında bir erkek olmadığı sürede hakkında hep bu tür haberler çıkacak.    REKLAM AŞKI MI? Dizi aşıklarına bir çift daha eklendi. İddialara göre dizi setinde yakınlaşan Serenay Sarıkaya ile Çağatay Ulusoy'un arkadaşlığı 1 ay önce aşka dönüştü. İkilinin beraberliklerini setteki arkadaşlarıyla da paylaştığı, 'Birbirimize iyi geliyoruz ve çok mutluyuz' dedikleri öğrenildi. Sarıkaya, 14 Kasım'da evli ve iki çocuk babası işadamı Murat Süğlün'legörüntülenmişti. Fotoğraflarının basına yansımasının ardından ünlü oyuncu ilişkisini bitirmişti. Hayranlarının tepkisiyle karşılaşan Sarıkaya'yı sıkıntılı günlerinde rol arkadaşı Ulusoy yalnız bırakmadı. Sarıkaya da, uyuşturucu temin etmek suçundan hâkim karşısına çıkan Ulusoy'un hep yanında oldu. Çiftin bu zorlu süreçlerde yakınlaştığı konuşuluyor. Zor günler geçiren iki oyuncu, teselliyi birbirlerinde mi buldu? İddialar üzerine ikiliden yalanlama gelmemesi aşk haberlerini doğruluyor mu? Birlikte fotoğrafları henüz olmadığı için kesin konuşamam ama bana dizinin reklamını yapıyorlar gibi geldi. Çağatay yaşadığı kötü günler atlatmaya çalışıyor. Serenay da terkedildiği için sıkıntılı günler geçiriyor. Sürekli sette yan yanalar ve zor günlerinde birbirlerine destek oluyorlar. Bu durum da bir yakınlaşmayı doğurmuş olabilir. Birlikte fotoğraflandıkları takdirde gerçek mi dizi aşkı mı olduğu ortaya çıkacaktır.    CEM YILMAZ ESKİ AŞKI CANSU DERE'YE Mİ DÖNDÜ? 2012 yılında evlenen ve Kemal adında bir oğulları olan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu çiftinin boşanacağı haberi geçtiğimiz hafta magazin gündemine bomba gibi düşmüştü. Herkes, araya giren arkadaşlarının çifti barıştırma çabasının işe yarayacağını düşünürken bir bomba haber daha geldi. Yılmaz ile Yağtu, 2014'e 8.5 saat kala yapılan sürpriz bir duruşma ile resmen boşandı. Yılmaz'ın boşanmak için Yağtu'ya 3 daire, lüks bir cip ve oğlu Kemal için aylık 15 bin lira nafaka verdiği iddia edildi. Ünlü komedyenin Yağtu'ya, kendisine iş kurması için yüklü bir ödeme yapacağı da iddialar arasında. Boşanma haberinin şok etkisi geçmeden Cem Yılmaz'ın yılbaşına eski sevgilisi Lal Dedeoğlu'nun işlettiği Karaköy'deki Bej Bar'da girmesi kafaları karıştırdı. Boşanma olayından Yılmaz'ın hiç etkilenmemiş olması size de garip gelmedi mi? Cem'in boşanması, son 1 yıldır yaşanan ayrılık ve boşanmalar arasında en şok edeni oldu. Her şey tahmin edilebilirdi ama bu edilemezdi çünkü dedikodusu bile çıkmadan olay bitti. Boşanmanın ardında gerçekte ne var ne yok bilinmez, zamanla ortaya çıkacaktır ancak dedikodular doğruysa Cem eski aşkı Cansu Dere'ye dönmüş. Burada insanların kafasında evliyken mi Cansu'ya döndü gibi soru işaretleri oluşabilir. Ben kesinlikle böyle olduğuna inanmıyorum. Cem böyle bir insan değil. Ahu ile ilişkisini sonlandırmadan Cansu'yu hayatına dâhil etmemiştir. Cansu'nun hayatında kimse olmaması, Cem evlendiğinde yıkılması ve sonrasındaki aşk denemelerinde başarısız olması nedeniyle de böyle dedikodular çıkıyor olabilir. Henüz kesin bir bilgi yok elimizde. Yılbaşı gecesi de dışarıda olması çok normal, ayrıldı diye evde oturacak hali yok. Lal Dedeoğlu ile Cem çok iyi arkadaşlar. Ahu varken de görüşüyorlardı. Onun işlettiği mekâna gitmesinde bir gariplik yok. Cansu ile yeniden bir araya geldiler mi bunu bize zaman gösterecek. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir laf var. Tekrar bir araya gelirlerse ilginç olur hepimiz için. Yeniden başlarlarsa artık Cem'in onunla evlenmesi gerekir. Fakat Cem'in de arkadaşlarına 'evlilik bana göre değil' dediği konuşuluyor. Bu belki de doğru. Evlilik olayı Cem'e göre bir şey değil. Özgürlüğüne, rahatlığa düşkün biri o. Ben de evleneceğini duyduğumda şaşırmıştım çünkü evlilik olayıyla Cem'i bağdaştıramıyorum bir türlü. Eşini aldattı iddialarının da gerçek olduğuna inanmıyorum. Cem'in çapkın olduğu söyleniyor ama bakılırsa hep uzun süreli düzgün ilişkileri oldu. Evliyken eşine bir saygısızlığı olmamıştır. Ne başkasıyla anıldı ne de görüntülendi. Artık boşandı ve bundan sonrasında Cansu ile yan yana gelirlerse de aslında şaşırmamak lazım çünkü Cansu hiçbir zaman Cem'i unutmadı.    BU İLİŞKİ HACI İSTEDİĞİ SÜRECE DEVAM EDER Yaklaşık 1 ay önce Hacı Sabancı ile Deniz Akkaya'nın yeni bir aşka yelken açtığı haberi gündeme bomba gibi düşmüştü. Birlikte görüntüleri olmadığı için herkes bu ilişkinin duyulmasının ardından son bulduğunu düşünüyordu ancak çift geçtiğimiz günlerde ilk kez birlikte görüntülendi. İlişkilerini en yakınlarından bile gizleyen ve gözlerden uzak yerlerde görüşen ikili, yılbaşı öncesi Caddebostan'daki Bistro 33'te görüntülendi. İkili arasındaki ilişki sonunda belgelendi. Sabancı'nın Özge Ulusoy aşkının da ailesi nedeniyle bittiğini düşünürsek bu ilişkiye ne kadar bir süre biçiyorsunuz? Bu ilişkiye hiç uzun süre biçmiyorum. Daha önce de söylemiştim yine söylüyorum; Hacı-Deniz ilişkisi, bir Hacı-Özge ilişkisi olmayacak. Görüşmeye devam edecekler, hatta daha da çok birlikte orada burada görüntüleneceklerdir. Ancak bu ilişki Hacı istediği sürece devam edecek. Canı sıkıldığı anda ise bu ilişki bitecektir. Bu kadar da iddialı konuşuyorum.    BÜLENT ERSOY EVLENMEZ ÇÜNKÜ… Sanatçı Bülent Ersoy, kendisinden 38 yaş küçük sevgilisi Berk Yılmaz ile evleneceğini ilan etti. Yaz aylarında evlenmeyi planladığını söyleyen Diva, 'İzmir'e gelin gidiyorum' dedi. Yılbaşı gecesi Kıbrıs'ta sahne alan sanatçı, gece boyu şarkılarını sahnenin hemen önündeki masada oturan Yılmaz'ın gözlerine bakarak seslendirdi. Daha önce iki kez nikâh masasına oturan Bülent Ersoy, Berk Yılmaz ile evliliğin eşiğinden dönmüştü. Son zamanlarda ikili arasında yeniden alevlenen ilişki, nikâh masasına taşınır mı? Bülent Ersoy ne zaman bir gazinoda sahne alacak olsa yanında bir sevgilisi olurdu, şimdi de ne zaman bir televizyon programına başlasa bir sevgili yapıyor. Çok uyanık ve akıllı bir sanatçı. Televizyonda program yaptığı için gündemde kalmak istiyor. Tek başına bir yerlerde görüntülenerek ne kadar gündemde kalabilir? Ancak bir sevgilisi olursa daha çok gazetelere haber olur, bu da programına katkı sağlar. Bülent Ersoy bu saatten sonra evliliğe gitmez. Bu kişiyle gerçekten bir ilişki yaşayıp yaşamadığı da şüphelidir. Bülent Ersoy, Berk Yılmaz olayını kendi lehine çok güzel bir şekilde kullanıyor. İşin özeti budur. Program biterse bu kişiyle olan ilişkisi de bitecektir.    'KOCASINI KIVANÇ İÇİN BIRAKTI' YORUMUNDAN KORKTU Kıvanç Tatlıtuğ'un 'gazetecilerden kaçış planı' başarıya ulaşmadı. 2013'ün son ayında gönlünü bir dönem rol aldığı 'Aşk-ı Memnu' dizisinin de stil danışmanlığını yapan BaşakDizer'e kaptıran Tatlıtuğ, dizi çekimlerinden dolayı yurt dışına gidemeyince yılbaşında Çeşme'nin yolunu tuttu. Ünlü oyuncu ile modacı sevgilisi, ortak arkadaşları Hakan Öztürk'ün evindeki yeni yıl yemeğinin ardından soluğu Alaçatı sokaklarında aldı. Magazin basınından kaçmak için gittiği Alaçatı'da da tedbiri elden bırakmayan oyuncu, gece boyu kapüşonuyla gezdi. Tatlıtuğ ile sevgilisi, kalabalıkta dolaşırken de aralarına arkadaşları Öztürk'ü aldı. Buna rağmen gazetecilerin kendisini tanıyıp fotoğraflarının çekildiğini fark eden oyuncu, objektiflere sert bakışlar fırlattı. FULYA UGAN / Sabah.com.tr
İstanbul'un İlçe ve Semt İsimleri Nereden Geliyor?
BAĞDAT CADDESİ: Bizans döneminden bu yanavarlığı bilinen yol (şimdi cadde), Osmanlılar döneminde Üsküdar’dan Şam veBağdat yönüne giden kervanlarca kullanılıyordu. Osmanlı ordusu, Doğu seferlerine bu yoldan çıkıyordu.Adının Bağdat Caddesi olması bu nedenledir. ALTINBOYNUZ: Biz ‘Haliç’ diyorsak da Batı kaynaklarında ‘Altın Boynuz’olarak geçiyor. İsminin orjinali Rumca. ‘Hriso Keras’ Rumca'da altın boynuzanlamına geliyor. Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin çatal vaziyette, boynuzuandırması nedeniyle bu ismi almışdır. BAB-IALİ: Günümüz Türkçesinde ‘Yüce Kapı’ anlamına gelen bu terim,aynen tercüme edilerek diğer dünya dillerine de girmiştir. İstanbul’da devletitemsil eden her ofis, ‘kapı’ diye anılırdı. Yani bugünün devlet dairesininkarşılığı ‘kapı’ idi. Basın kuruluşları İkitelli’ye taşınmadan önce “Bab-ı Ali”denilince akla basın geliyordu. ABİDE-İHÜRRİYET: Şişli’de Hürriyet tepesindeki anıtın adı. Bugünkü dillesöylenirse ‘Özgürlük Anıtı’. AĞACAMİİ: Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üstündeki Ağa Cami’siniŞeyhülharem Hüseyin Efendi yaptırmıştı. Hüseyin Efendi aynı zamanda‘Galatasaray Ağası’ydı. Bu nedenle Ağa Cami olarak anılır. AYAZMA:İstanbul’da çok fazla sayıda ayazma var. Nedir ayazma? Hıristiyanlarıninançlarına göre kutsal ve şifalı su; bu maksatla ziyaret edilen yerlerdekidini yapıdır. Her ayazmanın adını taşıdığı aziz ve azizeler için özel bir günüvardır. BAHARİYE:Osmanlı padişahları ve vezirler, özellikle bahar mevsiminde, Haliç kıyısındaEyüp Sultan’dan sonra gelen ve Bostan iskelesi ile Silahtarağa arasında uzananbölgeye giderlermiş. Buraya köşkler yaptırılmış. Baharda yeğlenen bir bölgeolduğu içinde ‘baharlık’ anlamına ‘bahara ait’ yani ‘bahariyye’ diye anılmış. BALAT:Rumca saray anlamına gelen ‘palation’ sözcüğünden geldiği sanılmakta. Önceİstanbul’un Haliç kıyısındaki kapılarından birine verilen ad, sonra bütünsemtin adı oldu. BALTALİMANI:Rumeli Hisarı’nın ötesindeki eski adı ‘Fadalya’ olan ‘Baltalimanı’, adınıİstanbul’un fethi sırasında Gelibolu’daki donanmayı hazırlayan ve kuşatmasırasında gemileri bu limana getirmeyi başaran Baltaoğlu Süleyman Bey’den aldı.Baltaoğlu Süleyman Bey Osmanlı Devletinin ilk Kaptan-ı Derya’sıydı. BEBEK:İsmini, Fatih’in bu bölgenin muhafazasına memur ettiği bölükbaşının ‘Bebek’lakabından almıştı. Bebek Çelebi ya da Bebek Çavuş’un bu semtte bir köşkü vesonradan hasbahçe olan bir bahçesi vardı. BELGRADORMANI: Ormanın adı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kurulanBelgrad köyünden gelmekte. Belgrad köyü 1521 Sırbistan seferinden sonra İstanbul’agetirilen Sırp tutsakların yerleştirilmesi amacıyla kurulmuştu. BEŞİKTAŞ:Bu semt ‘Kone Petro’ adıyla anılıyordu. Anlamı ‘Taş Beşik’ idi. Rahip Yaşka, Hzİsa’nın beşiğini Kudüs’ten getirip, burada yaptırdığı kiliseye koymuştur. Hz.İsa çocukluğunda bu beşik içinde yıkanmış, bu sebeple bu kilise Rumlar arasında‘Taş Beşik’ olarak ün yapmıştır. Rahip ölünce beşiğin Ayasofya’ya bırakıldığısöylenir. Bu söylenti bir delile dayanmadığı için efsane niteliği taşımaktadır. BOMONTİ:Semt adını, 1902 yılında Bomonti Kardeşlerin burada kurdukları Bomonti BiraFabrikası’ndan almıştır. Bu bina daha sonra İstanbul Tekel Bira Fabrikasıolarak anılmıştır. CERRAHPAŞA:Semt, buradaki cami-nin adını taşır. Camiyi 16’ncı yüzyılda, Sadra- zam CerrahMehmet Paşa yaptırmıştır. Mimar Davud Ağa’dır. Cerrah Paşa camiyle birlikteçifte hamam, çeşme ve türbe de yaptırmıştır. CİHANGİR:Kanuni Sultan Süleyman’ın, Tophane ile Fındıklı arasındaki kıyıdan 300basamakla ulaşılan yüksekçe bir yere oğlu Cihangir’in anısına yaptırdığı cami,semte adını vermiştir. AKARETLER:Avrupa yakasında,Maçka-Dolmabahçe arasında, Beşiktaş ilçesinin birmahallesidir. Sultan Abdülaziz Taşlık Aziziye camisinin masraflarını karşılamakiçin bir vakıf kurdurmuştur, Bu vakıf gelir sağlamak amacıyla kirayaverilebilecek binalar yaptırmıştır. Projenin tamamlanması II.Abdülhamit’e nasipolmuştur. Kira,irat getiren anlamındaki Akaret ismi bu binalara yakıştırılaraksemte Akaretler adı verilmiştir. AYRILIKÇEŞMESİ: Anadolu yakasında, Kadıköy’den Acıbadem’e giderkenHaydarpaşa’dan gelen yolla kesiştiği yerdeki semttir. Eskiden Trakya veİstanbul’dan hacca gidecek olanlar burada toplanırlar ve hep birlikte yolaçıkarlarmış. Hacı adayları yakınları ile burada vedalaşıp yola çıktıklarındansemte Ayrılık Çeşmesi adı verilmiştir. BAHARİYE:Anadolu yakasında, Kadıköy-Fenerbahçe-Moda arasındadır. Kentte yerleşiminyaygın olmadığı dönemlerde, İstanbulluların yazlık olarak kullandıkları birsemtti. Bir söylentiye göre, bahar aylarında semtteki hareketliliğin artmasısebebiyle baharlık anlamında 'Bahariye' adı verildiğidir... BAKIRKÖY:İlk çağlarda Hebdamon Septimus adıyla anılmaktaydı. Bizans döneminde yazlıkolarak kullanılmıştır . Constantinus (Büyük) zamanında buraya saraylar ,köşkler, kiliseler yaptırmıştır. Bizans'ın son döneminde Makrihori, Osmanlıdöneminde Marki Köy olarak bilinen semtin adı Cumhuriyet'in ilanından sonraBakırköy olarak değişmiştir... BEYKOZ:Antik çağdaki adı Amykos'dur.Beykos ismi ilk defa Bizanslılar tarafındankullanılmıştır. Bithnia Kralı ve Kocaeli valileri bu semtte ikamet etmişlerdir.Kos farsçada köy anlamındadır. Semtte oturan ünlü kişilerden dolayı yöreyeBeykos denildiği ismin zamanla Beykoz'a dönüştüğü sanılmaktadır... BEYOĞLU: Bizansdöneminde yerleşim alanı değildi. Yöreye karşı yaka, öte yaka anlamında Pera yada Peran bağları deniliyordu... Beyoğlu denilmesine ait çeşitli söylentilervardır. İlki Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğu'na sonvermesinden sonra (1460) Kral ailesinden Prens Aleksisos Kommenos burayayerleştirilmesinden dolayı bu ismin verildiğidir. İkincisi Kanuni SultanSüleyman döneminde burada oturan Venedik elçisinden dolayı bu isminverildiğidir. (Yapılan yazışmalarda elçiye Beyoğlu denildiği için) CİBALİ:Burada bulunan sur kapısı,İstanbul'un fethine katılan komutanlardan Cebe AliBey adıyla anılmaya başlanmıştır. Cebe Ali Bey kapısı zamanla Cibali kapısınadönüşmüştür ve semt de Cibali ismini almıştır... ÇENGELKÖY:Bizans İmparatoru Justinianos buraya karısı Sophia için bir saray yaptırmıştırve semte Sophianea adı verilmiştir. Osmanlı döneminde bu semtte gemi çapalarıimal edildiğinden adı Çengel Köyü olarak benimsenmiştir. Zamanla Çengelköyşeklini almıştır. Bir başka söylentiye göre de; Osmanlı döneminde leventliktenyetişen Çengeloğlu Tahir paşa (Sonradan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmiştir)bu semtte oturmuş ve yörede mescit, çeşme gibi yaptırmış ve birçok hayırişlerine önayak olmuş semtin sevilen kişilerinden biri olmuştur, semte busebepten onun ismi verilmiştir... DOLMABAHÇE:Yunan mitolojisine göre Arganut ların kralı İason Karadeniz seferi dönüşündeburada karaya çıkmıştır, bundan dolayı antik çağdaki adı İason’dur. BuradaBizans döneminde gezinti yeri olan küçük bir koy vardı. Osmanlıların İstanbul’ualmasından sonra, I. Ahmet döneminde Kaptanı Derya Halil Paşa bu koyudoldurmakla görevlendirildi ve dol-durma işleri II. Osman dönemindetamamlandı.(1614) Park haline getirilen koy Hünkar bahçesi adıyla anılmayabaşlandı ismi zamanla Dolmabahçe’ye dönüştü... EMİRGAN:IV Murat yöreyi,Revan kalesini çarpışmadan kendisine teslim eden (1635) Safevivalisi Emirgüneoğlu’na bağışlamıştır. Bir konak yaptıran Emirgüneoğlu buradayaşamış ve semt Emirgün yada Mirgün olarak anılmış zamanla Emircan dahasonraları Emirgan şekline dönüşmüştür. FERİKÖY:Semtin ismi hakkında değişik söylentiler vardır. İstanbul'un ünlüLevantenlerinden Mösyö Ferry Galata da oturur ve zaman zaman bu cıvadra avaçıkarmış. Daha rahat avlanabilmek için buraya bir köşk yaptırmış ve semttekiyerleşim bu köşk etrafında yoğunlaşır. Yöre Ferry nin köyü olarak anılmayabaşlanır ve isim zamanla Feriköy e dönüşür. Bir başka söylentiye göre deOsmanlı padişahı A.Mecit tarafından bugün semtin bulunduğu geniş arazi MadamFeri ye bağışlanmıştır. Feri’nin köyü ismi zamanla Feriköy'e dönüşmüştür... FLORYA:Reşat Ekrem Koçu'ya göre İskender efendi namlı bir kişi burada yaptır- dığıbahçeye doğduğu kasabanın ismini vermiş (Forina Arnavutluk'ta küçük birkasabadır) isim zamanla Florya'ya dönüşmüş ve semtin ismi olarakbenimsenmiştir... İSTİNYE:Bizans dönemindeki adı Stenia zamanla İstinye şekline dönüşmüştür. KADIKÖY:Semtin tarihi Bakır çağına kadar uzanmaktadır. Semti Megara’lı göçmenlerKhalkedon adıyla kurmuştur (İÖ 8yy) . Orhan Gazi Khalkedon un bir kısmınıOsmanlı topraklarına kattı. Fatih Sultan Mehmet in kenti fethinde sonra buyörenin bakımsız bir köy görünümünün düzelmesi için İstanbul Kadısı Hızır Beyin buraya yerleşmesini istemiştir. Semt önceleri Kadıköy’ü sonraları Kadıköyolarak anılmıştır. KALAMIŞ:Eski ismi yunanca sazlık ve kamışlık anlamında Kalamis iken zamanla Kalamışşeklini almıştır. KANDİLLİ: Antikçağdaki adı Ekhaia’dır. Zaman zaman Göksu’dan deniz yolu ile saraya dönenpadişahlar için yakılan kandillerden yada IV Murat’ın Revan seferindendönüşünde bu semtteki köşkte doğan şehzadesi Mehmet için yedi gece yakılankandillerden dolayı semte Kandilli köy adı verilmiş, zamanla Kandilli şeklinialmıştır. KARTAL:Bizans dönemindeki adı Kartalimen dir. Semt zamanla Kartal ismiyle anılmayabaşlanmıştır. Bir başka söylentiye göre de küçük bir balıkçı köyü olan semtteyaşayan ve çok sevilen Kartelli isimli balıkçıdan dolayı önceleri Kartelli’ninköyü olarak anılan semtin adının zamanla Kartal a dönüştüğüdür. KAZLIÇEŞME:Burada bulunan bir çeşme semte ismini vermiştir. Bu çeşmenin üzerinde alçakkabartma olarak kaz figürleri vardır. Bir söylentiye göre, İstanbul un fethisırasında baş gösteren su sıkıntısın- da uçuşan kazlar takip edilmiş veburadaki su kaynağı bulunmuştur. Sonraları bu su kaynağı üzerine bir çeşme inşaedilmiştir. Günümüze kadar birçok yenilemeler gören çeşme halen semttebulunmaktadır.   LEVENT: Osmanlı Padişahı III Selim döneminde, Nizam-ı Cedidaskerleri için kurulan Levend kışlası semte adını vermiştir. MAÇKA:.Adının Farsça Masgah (Nişangah) tan geldiği söylenmektedir. Zamanla Maçka yadönüşmüştür. Bir diğer söylentiye göre de Fatih Sultan Mehmet in 1461 yılındaTrabzon'u fethinden sonra Trabzon’dan buraya gönderilen Maçkalılardan dolayısemte Maçka adının verildiğidir. OKMEYDANI: İstanbul’unfethi sırasında Fatih Sultan Mehmet in otağ kurduğu yerdir. 1490 yılında Fatihin burada on dokuz sınır taşıyla sınırları belirlenen çok geniş bir alanaTekke-i Tirendezan (Okçular tekkesi ) yaptırmasıyla semt Okmeydanı olarakanılmaya başlanmıştır. SÜTLÜCE:Bizans döneminde küçük bir köy olan semtte (Sut membat köyü) bronzdan yapılmışve göğüslerinden su akan bir kadın heykeli varmış. Sütlerinin bol olması içinyeni doğum yapan kadınlar tarafından ziyaret edilirmiş bu yüzden semte Sütlüceadı verildiği söylenmektedir. ŞİLE: Kentte yerleşim yaklaşık İ.Ö 5000 yıllarındabaşlamıştır. Şile ismi Mercanköşk olarak bilinen bir dağ çiçeğinin yunancaadından gelmektedir. İlçe tarihte Aschil, Phile, Astere, Kilia isimleriyleanılmıştır. Eski bir Milet kolonisi olan kent Lidya,Pers, Galat,Roma, Selçuklu,Bizans ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır. TAKSİM:Adını 19. yy. da kurulan su dağıtım şebekesinden almıştır.Maslak-Mecidiyeköy-Şişli yönünden gelen içme suyu burada toplanır ve dört yönedağıtım (taksim) yapılırdı. UNKAPANI:Kapan Osmanlı döneminde pazaryeri, satışyeri, kontrol yeri anlamınagelmekteydi. İstan- bul’un alınmasından sonra kente gelen gıda maddeleribelirli yerlerde teslim alınır ve İstanbul kadısı temsilcisi, esnaf temsilcisitarafından denetlenirdi. Çeşitli gıda maddelerinin bu tür trafiğinin yoğunolduğu yerlere Kapan denirdi.(Yağ kapanı, Bal kapanı gibi)Şehre gelen unlarınbu semte indirilip depolandığı için yöreye Unkapanı isminin verildiğisanılmaktadır.
İstanbul'un Hüzün Akan Çeşmeleri
Osmanlı su kültürünün nadide bir meyvesi sokak çeşmeleri, hem vatandaş hem yetkililer eliyle tahrip ediliyor. Kitabesi kırılan, musluğu çalınan, asfalta gömülü, depoya çevrilmiş, hatta baz istasyonu monte edilen çeşmelerin hali içler acısı. İncele incele narin bir kalıp şeklini alan ve bu kalıptan çıkmış onlarca sanat eseriyle mamur hale gelen medeniyet başkentimiz eski günlerini mumla aratıyor. Her geçen gün artan kalabalığın arasında sıkışıp kalmış ata yadigârı çeşmeler, bilinçsiz yapılaşma ve vandalizmin en büyük kurbanı. Sokak ve imar çalışmaları sırasında zeminin yükseltilmesinden dolayı yarıya kadar asfalta gömülü, dükkâna hatta baz istasyonuna çevrilmiş, kitabesi kazınmış veya çalınmış, muslukları sökülmüş, kurnası çöp tenekesine dönüştürülmüş, üzerine yapıştırılmış reklam afişlerinden zar zor seçilen tarihi çeşmelerin sayısı yüzleri buluyor. Hatırlanacağı üzere, son yüzyılda yapılan devasa imar faaliyetleri birçok çeşmenin yok olup gitmesine sebep olmuştu. Bununla beraber, günümüzdeki bazı iyi niyetli restorasyon çalışmaları devam etse de yakın tarihte yürürlüğe konan kentsel dönüşümün de bu konuda hassas kriterler içerdiği söylenemez. Denilebilir ki, yol zeminin altında kalan çeşmeleri ihya ederek kurtarabilme şöyle dursun, var olanı koruyabilmek bile büyük bir zanaat. Kaldı ki halkın da tarihî yapıları koruyup kollamak adına bir bilinç sahibi olduğundan bahsetmek pek kabil değil. İşte duyarsızlık ve cahilce tasarruflara kurban edilen çeşmeler ve acı hikâyeleri... Gülhane Parkı belki de İstanbul’un en önemli turistik mekânı. Ama her yaz bir insan akınına uğrayan bu önemli merkez, türlü yağmadan yakasını kurtaramıyor. Duvara bir sedef gibi hakkedilen çeşmelerin bugün suları akmıyor. Zira çeşmeler hırsızların mütemadiyen devam eden yağmasına maruz kalıyor. Yaz aylarında çekilen bu fotoğrafta da farklı bir tahribata şahit oluyoruz. Kitabesinde Sultan II. Abdülhamid’in hayratı olduğu yazan çeşmenin kurnası yenmiş mısır koçanları ve pet şişelerle doluyor. Beşiktaş’ta Şenlikdede Mescidi karşısındaki set üstünde yer alan çeşme, kelimenin tam anlamıyla karalama tahtasına çevrilmiş. Kısa bir zaman önce üzeri temizlenen tarihî Ramiz Ağa Çeşmesi, sprey boyalarla kirletiliyor. Üzerindeki kitabede suya dair ayet ve hadislerin bulunduğu çeşme en son 45 sene önce akıyormuş. İlginç yanı alınlığın tam ortasından çıkan incir ağacı. Çevredekiler incir mevsimi gelince önünde gölgelik yaptığını ve çok lezzetli incirler verdiğini söylüyor. Beşiktaş, Asariye Caddesi başında kendinden emin bir tavırla zamana ve insanlara direnen Sultan Abdülhamid Çeşmesi’nin yakın bir zaman önce kurnası kırılmış. Aynalığındaki izlerde üzerine defalarca ilan ve afiş asıldığı belli oluyor. Musluğu da çalınan çeşmenin 8 cm kalınlığındaki mermer kurnası da kırılmış. Önü ve arkasına arabaların park ettiği çeşmenin de bu yüzden kırılmış olabileceği tahmin ediliyor. Sıradaki hikâye, Vatan ve Millet caddelerini birleştiren Muratpaşa Sokağı’ndan. Yakınlardaki Muratpaşa’nın hayratı olarak çevre ahaliyi sulayan bu çeşme çarpık yapılaşmanın kurbanı. Tam arkasına yapılan bina yüzünden statiği kaymış ve yola doğru çökmüş. Kitabesi de ciddi derecede zarar gören çeşmenin süslü aynalığı da toprak altında kalmış. Karaköy Yeni Cami Çeşme Sokağı’ndaki tarihî çeşmenin kitâbesini okumanın imkânı yok. Bundan dolayı herhangi bir malumat edinmek de çok zor. Acilen espampajının alınması gerekiyor. Hırdavatçı dükkânlarının arasında kalan tarihi çeşme, egzoz dumanından dolayı da karardıkça kararmış. Yolun altında kalmak talihli çeşmelerimizden birisi de, Yeni Cami Çeşmesi. Yahya Kemal’in o muhteşem mısralarıyla tasvir ettiği Süleymaniye Camii, maalesef günümüzde hırdavattan deriye, kırtasiyeden hac malzemesine kadar onlarca izbe imalathane ve salaş dükkânla kuşatılmış. Burada dolaşırken yalağına beton dökülerek merdivene çevrilen Firuze Sokak’taki çeşmenin görüntüsü can yakıyor. Hemen yanındaki baskülde tartılacak karton kutuların konulduğu yalağı çoktan yok olmuş. Kitabesindeki tarihe göre Sultan I. Abdülhamit devrinde Kaim-makamı Melek Muhammed Paşa kethüdası sahib-ul hayrati ve-l-hasenati Hacı Huseyn Ağa’nın hayratı olarak yaptırılmış. (1771/1772) 100 sene sonra bir yangın geçirmiş. Kim tarafından yeniden ihya ettirildiği bile satır satır yazıyor. Üsküdar’da restorasyon çalışmaları henüz tamamlanmış Sadrazam Halil Paşa sebiline yapılanlar görenleri çıldırtacak türden. Aziz Hüdai Sokağı ile Yeni Çeşme Sokağı köşesindeki bu çeşme köhne halinden henüz çıkmıştı ki yeni bir çirkinliğe daha uğradı. 1626 yılında Sultan Ahmet Camii’nin de mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmış bu klasik Türk mimarisi ürünü çeşme, yeşil renkte Allah ve ay yıldız çizilerek mahvedilmiş. Anlaşılıyor ki bu tahribi yapanlar, Allah adını çeşmenin üzerine yazmakla kim veya ne adına hareket ettiklerinin bile farkında değil. Şişhane Metro İstasyonu Kasımpaşa’ya bakan çakışındaki Mehmed Ağa Çeşmesi, benzeri görülmemiş bir vandalizme maruz şu sıralar. Çeşmenin lüleli musluklarıyla şırıl şırıl aktığını görenler yok denecek kadar az. Önce hemen yanında bulunan ahşap bina üzerine yıkılmış ve ahşap enkaz iki yıla yakın üzerinde kalmış. Çevredekilerin uyarıları ve ikazları ile güç bela korunmaya çalışan çeşmenin duvarına baz istasyonu kurulmuş. Tarihî yapının duvarı delinerek yapılan kıyım bir tarafa başka yer yokmuş gibi bitişiğinde yeni bir inşaat daha yükseliyor. Kasımpaşa Küçük Piyale Mahallesi sınırları içinde, Kulaksız Caddesi üzerinde yer alan çeşme, ‘Uyan ey gözlerim uyan’ diyen Sultan III. Murat’ın çeşmesi. Sultan tarafından 1585 tarihinde kesme küfeki taştan inşa edilen çeşme de diğerleri gibi beton zemine saplanıp kalmış. Nişin üzerinde on iki mısradan oluşan kitabedeki şiir ise Prizenli Şair Nihadi Çelebi’ye ait. Çeşme bugün alelade bir musluk takılarak, bu kadarlık da olsa iade-i itibar görüyor. Galata’da Perşembe Pazarı yakınlarındaki çeşme tam anlamıyla bir şark kurnazlığı eseri. Yanıkkapı Sokağı ile Tenha Sokak’ın kesiştiği noktada bulunan tarihî Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi, beline kadar asfaltta kalmış olmasının yanında akıllara zarar bir soygunun abideleştiği bir anıt. Bundan birkaç sene evvel, yan tarafındaki hazne duvarı delinerek dükkana çevrilmiş. Bu da yetmemiş, tarihî çeşmenin üzerine bir kat çıkılarak elektronik malzeme toptancısına kiralanmış. Elmayı yiyen bir kurt gibi içi boşaltılan çeşmenin dört sene önce çekilmiş bir fotoğrafında kitabesi de yerli yerinde duruyordu. Şimdi sökülen kitabesi ve çeşme nişi boş. Galata’nın en eski Osmanlı çeşmesi (1568-69) bugün ticarethane ve arabaların arasında sıkışmış durumda. Aksaray Selçuk Sultan Camii Sokak içinde yer alan sokak çeşmesinin hali içler acısı. Zaten yolun yükselmesinden dolayı kaybolan mermer çeşmenin önüne elektrik trafoları konularak hayattan tamamen koparılmış. Üzerinde herhangi bir yazı veya kitabe bulunmasa da ince sanatlarla süslenmiş bir sokak çeşmesi olduğu hemen göze çarpıyor. Ancak ne bir zamanlar onun suyundan içenler, ne yetkililer mevcut durumdan şikayetçi. ERKAM EMRE - İSTANBUL