Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bir Ormanın Yaratılışı

-

Bir Ormanın Yaratılışı

Bir Ormanın Yaratılışı

“ Bu ormanların öyküsünü en iyi bilen Yaşar Kaynar ile yaptığımız ilk bölümümüzde Bedil Müzesi’nin kuruluş hikâyesini dinlemiştik şimdi ise; söyleşinin ikincisini paylaşıyoruz. Bir ormanın yaratılışı Yaşar Kaynar Ormanı… „

Haber Röportaj: Gülay Tunçel

Anayolların köy sapaklarında genelde köyün adını yazan tek bir levha vardır. Yoncalı köyü, Bayındır köyü gibi. E80 (İstanbulSamsun yolu 365. km) üzerinde Bedil Köyü sapağında birden çok levha vardır. Zagor Ormanı, Kemal Sunal Ormanı, Müze … gibi. Bu levhaların gösterdiği yöne baktığınızda çıplak tepelerle çevrilmiş kıraç arazinin ortasında, Bedil Köyünün hemen tepesinde bir orman görülür.

Bu ormanın öyküsü sarar sizi. Nasıl olmuş da bu kıraç tepelerde bu ormanlar oluşmuştur?

Aslında yoldan gördüğünüz sadece ormanın çok küçük bir parçasıdır. Asıl orman tepenin arkasında gözlerden uzaktadır. Yine gözlerden uzakta, yol kenarında levhası bulunmayan, ormanlaşan bir fidanlık ve ormanın kenarında anıtsallaşan bir yazıt vardır: “ Yaşar Kaynar Ormanı ”.

Bu ormanların öyküsünü en iyi bilen Yaşar Kaynar ile yaptığımız ilk bölümümüzde Bedil Müzesi ’nin kuruluş hikâyesini dinlemiştik şimdi ise; söyleşinin ikincisini paylaşıyoruz. Bir ormanın yaratılışı Yaşar Kaynar Ormanı

Söz Yaşar Kaynar’da:

İdealimi Köy enstitülerinden aldığımı, herkesin kendi kapısının önünü süpürdüğünde tüm şehrin tertemiz olacağı misali her öğretmen bir köyü kalkındırdığında tüm ülkenin kalkınacağı ideali ile Bedil Köyünü kalkındırma ve örnek köy yapma girişimimi sizlere anlatmıştım.

Bedil Köyünde kalkındırma çalışmalarına 1964 yılına başladım ve halen devam ediyorum. Bedil Köyünün çevresinde bulunan ve gelinlerin başındaki taç gibi köyü süsleyen ormanın kuruluş ve gelişim öyküsünü anlatmamı istiyorsunuz; anlatayım:

1967 yılında Bedil Köyünde, 26 yaşında, genç, dinamik, halka hizmet için çırpınan, çevresine yararlı olmak için yanıp tutuşan bir öğretmenim. Diğer çalışmalarıma bağlı olarak köyümün çevresindeki kıraç tepeleri ağaçlandırmayı da kafama koymuşum. Düşümü, düşüncemi köylülerime açtım. Yardım için hayallerimi, heyecanımı Genelkurmay Başkanlığına da yazdım. Köyümüzü bir askeri birliğin kardeş köy seçmesini ağabey olmasını, ağaçlandırma için fidan temin etmesini istedim. (O zamanlar Çerkeş’te fidanlık yoktu.) Yazıma yanıt ve istediğim fidanlar Bolu 20. Piyade Alayı’ndan geldi. İlk olarak 4.000 fidanı 27.04.1967 tarihinde köyün kurulduğu tepenin doğu yamacına diktik. Köy sınırları içinde tek bir çam ağacı yoktu. Köylülerden bir kaçı çam ağacının tutmayacağı inancındaydılar. İçlerinden “ bu köyde çam ağacı tutarsa sakallarımı keserim ” diye iddiaya girenler bile oldu. Fidanlar tuttu, sakallar kesilmedi, yeşil ormanın verdiği kıvanç köylülerimin yüzlerine neşe olarak yansıdı, yerleşti, yıllar içinde umut olarak büyüdü. Benim anılarımda azmin anıtı, çalışmalarımın kanıtı olarak yerleşti. O yıldan bu yıla aralıklı da olsa her sene ormanımıza ilave fidanlar diktik. Bu arada ben iki yıllığına Almanya’ya gittim, 15 yıl kaldım. Almanya’dan dönüşte İstanbul’a yerleştim. Yıllar geçti, doyduğum yerler değişti, köyü kalkındırmak sevdam hiç tükenmedi. Her yıl köye konuk olarak geldim, yeni projeler ürettim. Köyde ağaçlandırma devam etti.

90’lı yılların sonlarına doğru göçler dolayısı ile köy boşaldı. 1967 yılında 453 kişinin yaşadığı köyde 130 yaşlı, ihtiyar kaldı. Fidan diktirmeye para ile de olsa insan bulamaz olmuştuk. İşimiz bitmemişti, köyün başındaki tepede hala ağaçlandırılacak alanlar vardı.

Ağaçlandırmanın sürmesi için gurbetlerdeki tüm Bedillilere bir mektup yazdım. “ 23 Nisan’ı takip eden hafta sonu köyde buluşacağımızı, tanışıklık tazeleyeceğimizi, cumartesi günü eğlence yaparak geleneklerimizi yaşatacağımızı, Pazar günü atalarımızın mezarında dua okuyacağımızı, fidan dikeceğimizi, köyün sönmemesi için küçük bağışlarımızla köye can suyu vereceğimizi, en büyük bağışı yapanı sırabaşı seçeceğimizi, sırabaşına ilk sıranın başına ağaç dikme hakkı tanıyacağımızı ” duyurdum.

Verilen tarihte köyde 800 kişi toplandı. Cumartesi günü temsili kına gecesi yaptık, davul zurna eşliğinde sinsin oynadık. Pazar günü dikim alanın da toplandık. Yaşlanmış köyümüze yıllık ihtiyaçları için bağış topladık. Sırabaşımızı seçtik. Zamanında fakir olduğu için köyün zenginlerince horlanmış, Almanya’ya gitmiş, köye kesin dönüş yapmış birisi tüm isteklileri geride bırakarak Sırabaşı oldu.

O gün köyümüzde tam bir bayram havası esti. Müzemizin açılışını yaptık. Köylülerim farklı şehirlerde yaşadıkları için yıllardır görmedikleri akrabaları ile buluştu. Köye birkaç yıl idare edecek kadar para girdi. Çamlığa üç bin fidan daha dikildi. Gelenekler yaşatıldı.

Ata toprağına saygının ifadesi olarak etkinliğe Toprağa Saygı Günü adını uygun görmüştüm, birçok kişi “ üçüncü bayram ” olarak nitelendirdi. Çok dua aldım. Yerlisi, gurbetçisi tüm köylüler öğlen yemeğini aynı masada, ayrı tabaklarda yedik. Zamanı yendik, çalışmaların başladığı yıllarda yemekler yer sofrasında ve aynı tabaktan yenirdi bu geleneği bozduk.

Eşsiz, kutsal, nasıl tarif edilir bilmiyorum, muhteşem bir deneyim oldu.

2000 yılından beri Toprağa Saygı Günlerini her yıl tekrarlıyoruz. Her yıl köye 800/1000 kişi toplanıyor. Artık sadece Bedillilerle sınırlı değiliz, Hemşeri yada yabancı bir çok konuğumuz oluyor. İnsanlar Kabe’ye hacca gider gibi geliyorlar, iki gün köyde kalarak “ Doyduğun yerde kal, senede bir doğduğun yere gel ” sloganımıza uygun olarak doydukları yere dönüyorlar.

Kemal Sunal’ın eşi Gül Sunal ile ailece tanışıyoruz. Bir buluşmamızda Bedil Köyündeki Müze ve Toprağa Saygı Günleri etkinliklerini anlattık. Çekilmiş videoları ve fotoğrafları gösterdik. Çok ilgilendi, yaptığımız verimli, duyarlı çalışmalardan dolayı bizi kutladı. Merhum eşi Kemal adına bir koru kurmak arzu ettiğini, yer verip veremeyeceğimizi sordu. Köylülerimin böyle bir istekten şeref duyacağını, memnun olacağımızı söyledik. Ertesi yıl 5 dönümlük bir alana “ Kemal Sunal Ormanı ”nı kurduk. Gül Sunal ve oğlu Ali Su nal bizzat gelerek ilk fidanları dikerek açılışı yaptılar. Köye Türkiye çapında bir folklor ekibi getirdiler. Ekip hala zihinlerden silinmeyen muhteşem bir gösteri sundu.

Yapılan her etkinlik akis yapıyor, sesi yayılıyor. (Hiçbir faaliyet yapmayanın sesi de duyulmuyor.) Daha önceleri hiç bilmediğimiz, haberimizin bile olmadığı EMOK adında bir Motosikletliler derneği varmış. Türkiye’nin her yerinden binlerce motosiklet tutkunu bu derneğe üye imiş. Bu derneğin Zagor lakabıyla anılan Ahmet Feyzio ğlu adında çok sevilen bir üyesi trafik kazasında kaybedilmiş. Arkadaşları Zagor adına bir orman kumaya karar vermişler. Orman için yer ararken Babaannesi Bedilli olan bir üyeleri (Mustafa Çelenk) Bedil Köyündeki çalışmaları hatırlamış, öneri götürmüş. Beni arayıp yer verip veremeyeceğimizi sordu. Halen ağaçlandırılacak yerimiz vardı ve “ memnuniyetle ” dedik.

O yıl da EMOK’lular motosikletleri ile köyümüze geldiler. Biz onlara köyün bir çeşmesinin yanındaki harmanlıkta kamp yeri verdik. Ertesi gün hep beraber “ Zagor Ormanı ”nı kurduk EMOK’lular ağaç dikerek Bedilli oldular, biz onları sevdik, onlar da bizi sevmiş olmalılar ki artık her yıl geliyorlar, köyümüzde kamp yapıyorlar, ağaç dikiyorlar. Bizlerle sinsin oynuyorlar. Temsili kına gecemize katılıyorlar. Senenin birinde bir üyeleri temsili gelin oldu. Bir delikanlı kınadan gelini kaçırdı. Misafirlerimize saygıda kusur ettiğimizi düşünerek dertlendik. Allah’tan ki gelini kaçıran nikâhlı eşiymiş de rahat bir nefes aldık. Kısacası EMOK’lular bizlerden oldular, bizimle sevinip bizim gibi neşeleniyorlar.

1967 yılında dikilen fidanlar büyüdüler yetişkin ağaç oldular. Son yıllarda alt dallarını budayıp sinsin ateşi yakılıyor, köy gençleri dernek odasının sobasında yakıp ısınıyorlar, köy konağının caminin yakacak ihtiyacını karşılıyor. Bedil Köyünde çalışmalara başladığım ilk yıllarda kimi köylülerce muhalefet edilmişti. Zamanla çalışmaların değeri anlaşıldı, köyde saygınlığım arttı. Köylülerim ilk dikilen, şimdilerde tam bir orman olan alana adımı verdiler. Adımı taşıyan, çalışmalarımı özetleyen mermer bir anıt dikildi.

Bir ormanın yaratılış hikayesine ev sahipliği yapmak, öncesinde inanmak, sonrasında emek ve sabır isteyen bir süreç… emeğin karşılığını almaya başladığımız zamanda bir o kadar gurur ve mutluluk verici... Herkese nasip olmayan muhteşem bu olay olduğunu, dinledik sizden, örnek bir isimsiniz… Türkiye’ye ve halkımıza büyük katkınızdan ötürü kutluyorum sizi ve emeği geçen herkesi son olarak eklemek istediğiniz;

Biz Bedilliler her yıl 23 Nisan’ı takip eden hafta sonu konuklarımızla birlikte köyümüzde toplanıyoruz. Toprağımıza ağaç diken herkesi Bedilli sayıyoruz. Artık etkinlikler için davetiye düzenlemiyoruz. Bilenler çat kapı, motorlu biniti olanlar düt düt geliyorlar. Yine de ben bu herkesi sadece bu yıl için değil, gelecek yıllar için de Bedil köyüne ağaç dikmeye davet ediyor ve herkesin Bedil Köyünde dikili ağacı olsun istiyorum.

Köylü kendi müzesini kendisi kurdu...

Bu sitede yer alan bilgiler Haberiniz adresi kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Tüm hakları Telif Hakları Yasası'nca korunmaktadır. Yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaİstanbulÖğretmenSamsunolay
Görüş Bildir