Atatürk Haberleri

Atatürk ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Atatürk ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Türkiye Turizmi İlk 6 Ayda 25,7 Milyar Dolarlık Gelir Elde Etti
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin turizm verilerini kamuoyuyla paylaştı. Küresel krizler ve bölgesel çatışmaların gölgesinde geçen dönemde Türkiye'nin turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıklayan Ersoy, kişi başına yapılan harcamadaki artışın ve uzayan konaklama süresinin sektörün güçlü performansını ortaya koyduğunu söyledi.
Orta Doğu'da Satranç Muharebesi: Bir AI Doğrulama Raporu
Saygıdeğer okurlar atatürk’ün işaret ettiği bir sanatçı olma sorumluluğuyla çevremde olan insanlık için kaygı verici olayları başından beri dikkatle izliyorum. Politik beyanların kaynağından ve olayları tarafsız global haber kurumlarının verileriyle uzmanların görüşlerinden yola çıkarak değerlendiriyorum. 55 yılı ankara’da geçmiş bir sanatçı olarak siyaset için hep şunu söylerim.'Uluslararası siyaset, tam bir satranç oyunudur. Eğer satrançta birkaç hamle sonrasını görebiliyorsanız, sonuçları önceden tahmin etmeniz çok zor değildir.'
3 – 9 Ağustos İstanbul Çocuk Etkinlikleri: İstanbul'da Bu Hafta Çocuklarla Ne Yapılır?
Yaz tatilinin en keyifli günlerinde İstanbul, çocuklar ve aileler için yine dopdolu bir etkinlik takvimi sunuyor. 3-9 Ağustos haftasında açık hava sahnelerinden yeni vizyon filmlerine, yaratıcı ve müzikal atölyelerden dev tema parklara, sanat dolu müzelerden doğa içindeki etkinlik alanlarına kadar her yaşa hitap eden pek çok enerji dolu seçenek sizi bekliyor.Peki, bu hafta İstanbul'da çocuklarla neler yapılır? Hangi tiyatro oyunları ve müzikaller sahnede? Vizyona giren yeni çocuk filmleri hangileri? En dikkat çeken atölyeler nerede düzenleniyor? 3-9 Ağustos haftasında ailece ziyaret edebileceğiniz oyun parkları, müzeler ve açık hava rotaları nereler? İşte bu haftanın hayat dolu çocuk etkinlikleri rehberi.Uyarı: Etkinliklerin güncel durumunu teyit etmek ve biletlerinizi önceden almak için organizatörlerin, etkinlik merkezlerinin veya bilet satış platformlarının güncel duyurularını kontrol etmenizi öneririz.
Filenin Sultanları'nın Yıldızı Zehra Güneş'ten "Atatürk'ün Kızları" Açıklaması Geldi
A Milli Kadın Voleybol Takımı, ortaya koyduğu üstün performansla şampiyonluğa ulaşarak Türk spor tarihine bir başarı daha ekledi. Turnuva boyunca rakiplerine karşı etkili bir oyun sergileyen Filenin Sultanları, finalde de Brezilya'ya karşı üstünlüğünü koruyarak kupayı kazandı. Kupa yolundaki en önemli yıldızlardan biri de Zehra Güneş'ti. Zehra, ülkeye dönüşte kameraların karşısına geçerek önemli mesajlar verdi.
Bu Yıl Guinness'e 11 Rekorla Girdik
Türkiye bu yıl, dünyanın en büyük resim mozaiği, bir saat içinde en fazla organ bağışı, bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme, en kalabalık DNA sarmalı oluşturma, en kalabalık pilates gösterisi ve sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme gibi birbirinden ilginç 11 rekorla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girdi. Guinness Dünya Rekorları Türkiye Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı Gemici, yaptığı açıklamada, rekor denemesinin her aşamasını kontrol ettiklerini ve Guinness dünya rekorlarına sahip olmanın kolay bir şey olmadığını söyledi. Şirket merkezlerinin Londra’da olduğunu, şirkette 4 yıldır temsilcilik ve hakemlik yaptığını anlatan Gemici, rekor denemesi için ‘standart’ ya da ‘hızlı takip’ seçeneklerinden biri tercih edilerek, direkt veya internet adresinden online olarak başvurulabileceğini kaydetti. Türkiye’nin bugüne kadar 110’dan fazla rekora imza attığını hatırlatan Gemici, Türkiye’den daha fazla başvuru beklediklerini dile getirerek, “Mutlaka Guinness’e başvurun. Paranın satın alamayacağı hayallerinizi gerçekleştirin. Rekortmen oluyorsunuz. Sertifika alıyorsunuz. Dünyaca tanınıyorsunuz’ diye konuştu. En büyük gelirlerinin kitap satışından olduğunu ve her yıl eylül ayında Guinness Rekorlar Kitabı’nın yayımlandığını hatırlatan Gemici, Guinness dünya rekorlarının 3 önemli kriterini; rekorun kırılabilir, ispatlanabilir ve ölçülebilir olması şeklinde sıraladı. Gemici, Guinness Rekorlar Kitabı’nda en çok dikkati çeken ilk 5 Türk rekortmenin; 2 metre 51 santim boyuyla “En Uzun Boylu Adam” Sultan Kösen, “İlk Kadın Savaş Pilotu” Sabiha Gökçen, 8.8 santimetrelik burun uzunluğuyla “En Uzun Burunlu Adam” Mehmet Özyürek, “Kürekle Üç Okyanusu Geçen İlk Kişi” Erden Eruç ve 11 saniyede attığı golle “Dünya Kupası’nda Atılan En Hızlı Gol”ün sahibi Hakan Şükür olduğunu söyledi. Bu yıl Guinness dünya rekorları hakemi olarak birçok ülkeye gittiğini anlatan Gemici, bu yılki unutamadığı rekor denemesini, “24 Mayıs’ta, aynı anda en çok gökyüzü feneri uçurma rekor denemesi için Filipinler’e gittik. Toplam 15 bin 185 gökyüzü feneri ayni anda uçuruldu. Görüntü muhteşemdi. Rekor denemesi hava karardıktan sonra yapıldığı için gökyüzü ışıl ışıldı. Gökyüzü rüyalardaki gibiydi” sözleriyle anlattı. Türkiye’de bu yıl Guinness dünya rekorları arasına giren rekorlar şöyle: Bir saat içinde en fazla organ bağışı rekoru: Antalya Valiliği koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen Guinness dünya rekoru denemesinde, daha önce Çin’e ait olan rekor 7 dakikada 475 organ bağışıyla kırıldı. Rekor denemesine destek vermek için gelenler arasında, Türkiye’nin yüz nakli ameliyatı olan hastaları Uğur Acar ve Turan Çolak da yer aldı. 2011’de Londra’da 321 kişi, 2012’de Çin’de 474 kişiyle kırılan rekorun Antalya denemesinde, ilk yarım saatte 1981 kişi organ bağışında bulundu. Kayısı tatlısı rekor denemesi: 21. Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali kapsamında gerçekleştirilen Guinness dünya rekoru denemesinde, 342 kilo 700 gramlık kayısı tatlısıyla rekor kırıldı. Kayısısıyla tüm dünyada tanınan Malatya’da kırılan rekorda, gün kurusu kayısı tatlısı hazırlandı. Tencerelerde yapılan ve tabaklarda ikiye bölünerek arasına kaymak konulan kayısı tatlısı yapımı yaklaşık 6 saat sürdü. Rekorun kırıldığının açıklanmasının ardından tatlı, rekor denemesini izlemeye gelen 3 bin 600 kişiye servis edildi. Üç boyutlu kaldırım resim rekoru: Büyükçekmece’deki rekor denemesinde, İngiltere’deki 318 metrekarelik üç boyutlu kaldırım resim rekoru 488.83 metrekareyle geçilerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girildi. Kordonboyu’ndaki deneme, ressam Abidin Yurdakul tarafından yapıldı. Etkinlikte 33 devlet okulu, 12 özel okul, 19 resim atölyesi,12 sivil toplum kuruluşu ve 492 bireysel katılımcı yer aldı. Dünyanın en büyük resim mozaiği rekoru: Adana’da Güney Rotary Kulübü üyelerince gerçekleştirilen rekor denemesi, nisan ayında Adana Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında Uğur Mumcu Meydanı’nda yapıldı. 1111.78 metrekare büyüklüğündeki resim mozaiğiyle Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanan çalışmada, 17 bin 800 adet A4 kağıdı, bin 346 metre kraft kağıt, 32 kilogram yapıştırıcı ile 972 kutu pastel ve kuru boya kullanıldı. 279 kişinin destek verdiği rekor denemesinde barış temalı mozaiğin ortasında turna kuşu oluşturuldu. Rekor, 2002’de 643 metrekareyle İngiltere’de, son olarak da 2010’da 1024 metrekareyle Japonya’da kırılmıştı. Bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme rekoru: Maltepe Park AVM’nin ev sahipliğinde yapılan organizasyonda, dünyaca ünlü Arjantinli top cambazı Victor Rubilar, bir dakikada futbol topunu yüzünde 35 defa çevirerek yeni rekorun sahibi oldu. Böylelikle bugüne kadar 3’ü aynı gün olmak üzere 4 kez Guinness Rekorlar Kitabı’na girme hakkı kazanan Rubilar, 5. rekorunu İstanbul’da kırmış oldu. Dünyanın en büyük kazağı rekoru: Enerji tasarrufuna dikkati çekmek için Bayrampaşa Belediyesi’nin ve trikocuların başlattığı “Kazak giyelim, enerjide yüzde 20 tasarruf edelim” kampanyası kapsamında, BATİAD tarafından dünyanın en büyük kazağı üretildi. Bayrampaşa Belediyesi Semih Erden Spor Salonu’nda, Guinness’in İngiltere hakemi Kirsty Bennett tarafından ölçümü yapılan kazak, “dünyanın en büyük kazağı” unvanını alarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. 18 metre boyunda ve 45 metre enindeki kazak, 30 işçi tarafından 45 günde üretildi. Dünyanın en büyük yeryüzü çizim rekoru: 19 Mayıs Atatürk ’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen rekor denemesi, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nin yanındaki Hazine Müsteşarlığına ait arazide 260 genç tarafından yapıldı. Barış ve dostluk temalı karikatür yarışmasında birinci seçilen Akın Candemir’e ait karikatürün son çizgisini, dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç çekerken, karikatür için 12 bin metrekarelik alanda 12 ton boya kullanıldı. 104 saat 43 dakikada tamamlanan rekor, daha önce 12 Haziran 1998’de Amerika’da kırılmıştı. En kalabalık pilates gösterisi rekoru: Denizli Belediyesinin “Ailemi Seviyorum Projesi” kapsamında 8 mahallede ücretsiz düzenlenen pilates kurslarına katılan 3 bin 486 kadın, aynı anda pilates yaparak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Rekor, 2009’da İspanya’nın Madrid şehrinde 862 kişiyle kırılmıştı. En büyük paketlenmiş ürünlerden oluşan teşhir alanı rekoru: Yıldız Holding şirketlerinden Horizon Gıda’nın satışını gerçekleştirdiği markalardan Komili Konfor isimli temizlik kağıdı ürünleri, Tokat’taki tek bir mağaza içerisinde 11 bin 600 adet üründen oluşan teşhirle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. Sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme rekoru: İstanbul’daki Dünya Gençler Futbol Şampiyonası kura çekiminde kırılan rekorda, İngiliz Billy Wingrove (30) ve Jeremy Lynch (25), sırt sırta verip bir dakikada topu yere düşürmeden 125 kere sektirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Radikal
Zarrab, Çağlayan Ailesini Umre'ye Götürmüş
İşadamı Reza Zarrab, Büyük Rüşvet Operasyonu’nda kendisiyle birlikte tutuklanan Kaan Çağlayan’ın ailesini özel uçağıyla umreye götürmüş. 22 Mart 2013’teki ziyarete, oğlu tutuklandığı için Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa eden Zafer Çağlayan, eşi Songül Çağlayan, diğer oğlu Ahmet Çağan Çağlayan, gelini Kübra Ece, koruma Emrah Sarıyüce, İbrahim Arslan ile Ebru Gündeş ve Reza Zerrab katılmış. ‘BÜYÜK Rüşvet Operasyonu’ kapsamında tutuklanan işadamı Reza Zarrab ile aynı operasyon nedeniyle oğlu Kaan Çağlayan tutuklandığı için Ekonomi Bakanlığı’ndan istifa eden Zafer Çağlayan’ın 22 Mart 2013’te, Zarrab’ın özel uçağıyla umre için İstanbul’dan Cidde’ye gittiği ortaya çıktı. Hürriyet'ten Mustafa Küçük'ün haberine göre, 17 Aralık Operasyonu’nda gündeme gelen isimlerden ikisi olan Reza Zarrab ile eski bakan Çağlayan’ın tanışıklıkları eskiye dayanıyor. Zarrab, mahkemedeki sorgusunda, İran’ın Türkiye’deki rezervlerinin altın ihracatı yöntemi ile çıkarılması karşılığında Halk Bankası’ndaki İran parasının binde 5’inin rüşvet olarak Çağlayan’a ödendiği iddialarını yalanlamıştı. Çağlayan’ın evlerine geldiğinde yeni aldıkları piyanoyu görünce çok ilgilendiğini ifade eden Zarrab’ın, eski bakanın ailesiyle birlikte umreye de gittiği ortaya çıktı. ANKARA’YA DÖNDÜ Buna göre, TC-RZA adıyla Reza Zarrab adına tescilli, Challenger 300 tipi özel uçak İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nden 22 Mart 2013 Cuma günü saat 14.30’da kalktı. MNG Holding’in işletmesindeki uçağın rotası İstanbul-Cidde olarak kayıtlı. Yolcuları ise o dönem bakan olan Zafer Çağlayan, eşi Songül Çağlayan, Ahmet Çağan Çağlayan, Reza Zarrab, Ebru Gündeş, Emrah Sarıyüce (koruma), İbrahim Arslan ve Kübra Ece Çağlayan’dan (Ahmet Çağan Çağlayan’ın eşi) oluşuyor. Uçak 23 Mart 2013 tarihinde Ankara Esenboğa Havalimanı’na dönüyor. Zarrab, 2011’de de kiraladığı özel bir uçakla eşi Gündeş’le birlikte umreye gitmişti. HANGARDA BEKLETİLİYOR Soruşturma başladığı gün İstanbul 18’inci Sulh Mahkemesi’nin kararıyla el konan Zarrab’a ait Challenger 300 tipi iş jeti, MNG Jet’in Atatürk Havalimanı’ndaki hangarında tutuluyor. Royal Holding portföyündeki Are Havacılık üzerine kayıtlı uçağın işletmesini de MNG Jet yapıyor. Kanadalı Bombardier şirketinin imalatı uçak, 2009 model. Fabrika çıkışı sonrasında bir Amerikan hava taksi şirketine satılan uçak, daha önce N284JC tescili ile uçuyordu. Zarrab, Challenger 300’ü Eylül 2012’de satın alarak Türkiye’ye getirdi. Mustafa Küçük | Hürriyet
İstanbul'un Mutlaka Görmeniz Gereken 45 Mekanı
Nice imparatorluklara başkentlik yapmış, doğu ile batının birleşme noktası olan güzel şehir İstanbul. Bu şehirde gezilecek o kadar çok yer, fotoğraflanacak o kadar çok tarih var ki, hepsinin bu listeye sığmayacağını garanti edebilirim. İşte güzel bir İstanbul turu yapmak isteyenler için hazırlanmış; İstanbul'un görmeniz gereken mekanları...45 Places You Should Definitely Visit in İstanbul
Bankaların Yeni Mağdurları Üniversite Öğrencileri
ARİFE KABİL HABERLER PazarTüketici şikâyetlerinde ilk sıralardan hiç inmeyen bankalar, mağdur yelpazesine üniversite öğrencilerini de ekledi. Kampüslerde tezgâh açan bankalar, öğrencilerden hiçbir gelir beyanı ya da teminat istemeden kredi kartı pazarlıyor.“Kartı alırım da benim bir gelirim yok ki” sözlerine karşılık, tatlı dille pazarlanan kredi kartlarında sıra borçları tahsil etmeye gelince o tatlı dil yerini mutsuz yüzlere bırakıyor. Tüketici haklarıyla ilgili derneklere ulaşan şikâyetlere göre bugün binlerce öğrencinin başı kredi kartı borcuyla dertte. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de üniversite öğrencilerinin büyük çoğunluğu ‘gizli yoksulluk’ çekiyor.Öğrencilere kredi kartı pazarlamak için üniversite kampüslerinde konuşlanan bankalar, kayıt işlemleri sırasında hiçbir teminat ya da gelir beyanı istemiyor. İlk olarak ortalama 500 lira limitle açılan kredi kartları daha sonra yine hiçbir teminata gerek kalmadan 3 bine kadar yükseltiliyor. Oysa 2006’da çıkan kredi kartı yasasına göre bin TL üzeri kredi kartlarında limit ilk yıl en fazla aylık gelirin iki katı, ikinci yıl ise dört katı kadar yükseltilebilir. Bin liranın altındaki kartların muaf tutulduğu yasa, bankaların öğrencilere kredi kartı dağıtmasının önünü açıyor. Ancak binlerce mağdurun dosyasını inceleyen tüketici dernekleri, bin TL’nin de bir öğrenci için ödenebilir bir miktar olmadığı görüşünde. Düzenlemelerdeki eksiklik ve denetimsizliğin en açık örneği ise öğrenciler için açılan hesaplar. Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencisi Ahmet Ç., öğrenci kartı çıkarırken üniversitenin anlaşmalı olduğu bankaya 10 lira verince kredi kartı alabildiklerini söylüyor. Geçtiğimiz yıl kredi kartını açtırmak isterken kendisine geçmişte bir kez bile sigortalı gözükmüşse 3 bin TL’ye kadar limitinin artırılabileceği söylenmiş. Nitekim SSK kaydını gösteren Ahmet, kartının limitini 3 bin liraya çıkarmış. Ancak hâlihazırda öğrenci olan ve düzenli bir geliri olmayan Ahmet, bugün ailesinden sakladığı borçları nasıl ödeyeceğini düşünüyor.‘Daha rahat harcarım dedim, borçtan kurtulamıyorum’Mahmut, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğrenci. Beş yıl önce Diyarbakır’dan İstanbul’a okumaya gelen Mahmut, ilk olarak okula kayıt yaptırdığı yıl bir bankadan kredi kartı alır. Ailesinin maddi durumunun iyi olmadığını söyleyen genç, “Daha rahat harcama yapmak için kredi kartı alsam iyi olacak diye düşündüm.” diyor. Düşük limitle başlayan kart, zamanla 750 TL’ye yükselir. Ancak borcunu ödeyemeyince bütçesini döndürmek için başka bir bankaya kart başvurusu yapar. O banka da hiçbir teminat istemeden üniversite öğrencisine kartı verir. Mahmut, bu şekilde tam dört bankadan kredi kartı alır ancak hiçbirinin borcunu ödeyemez. Bunun üzerine memleketteki babasına tebligat gelir. Bunca hesaplar açılırken velinin onayını almaya gerek duymayan bankalar, sıra borcu tahsil etmeye gelince baba hakkında icra takibi başlatır.Öğrencilerin anlattıklarında dikkat çeken diğer husus ise kampüsteki kredi kartı pazarlama yöntemi. Kız öğrencilere erkekler, erkek öğrencilere ise kadınlar iletişim kuruyor. Konuştuğumuz bir öğrenci, “Benimle çok samimiydi. ‘Almazsan çok üzülürüm, bana bir iyilik yapmaz mısın’ gibi sözler, gençlerin nasıl suistimal edildiğini ortaya koyuyor. Kampüste şahit olduğumuz bir konuşmada, bir öğrenciye, “Lütfen hedefimi tamamlamaya yardım edin” diye yalvaran genç kız, o kadar ısrar ediyor ki, öğrencilerden biri, “Düzenli gelirim yok. Borç yapsam ödeyemem ama yerime birini bulamazsam kendim alacağım.” diyecek noktaya geliyor.”diyorBin lira kredi limiti, öğrenci için çok fazlaTüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, “Klasik pazarlama yöntemlerini üniversitelilere uyguluyorlar. Kampüste bunu yapmak hiç ahlaki değil.” diyor. BDDK’nın bize yaptığı açıklamada, Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik’in ‘Kredi kartı limitli’ başlıklı maddesindeki, “İlk defa kredi kartı sahibi olacak kişinin aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyinin tespit edilememesi durumunda tüm kart çıkaran kuruluşlardan edinilebilecek toplam kredi kartı limiti en fazla bin Türk Lirası’dır.” ifadesi söz konusu. Ancak bankalar bu maddeye riayet etmezken, öğrencinin başka bir bankaya borcu olup olmadığına da bakmıyor. “Bin lira banka için az bir meblağ olabilir ama bu parayı ödeyemediği için bunalıma giren, ailesiyle sorun yaşayan onlarca gençle tanıştık.” diyen Çakar, hayatın başındaki gençleri borca sokarak bankaların ipoteği altında ezmenin ahlaki olmadığını savunuyor.‘Bursumu direkt kart borcuna yatırıyorum’Üniversiteye kaydolurken okulun kendilerine hesap açtığını söyleyen Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinden Zeynep Ç., “Bilgimiz olmadan kredi kartı hesabı açılmış ama aktifleştirilmemişti.” diyor. Bursunun yatacağı bankadan hesap açtırmak için gittiğinde kendisine kredi kartı teklif ettiklerini söylüyor Zeynep “Üst limit 750 TL idi. Her ay en azından asgarisini yatırsam da bir türlü borcu kapatamıyorum. Sanki harcadığımdan çok ödüyormuşum gibi geliyor. Çünkü önceki aylar faiziyle sürekli üzerine ekleniyor.” Aldığı burs da aynı bankaya yattığı için daha eline geçmeden kartın borcuna gittiğini söyleyen Zeynep, “Bu yüzden elimde nakit para olmayınca yine kartla harcama yapmak zorunda kalıyorum.” diyerek, bankaların bursla geçinen öğrencileri soktuğu çıkmazı ortaya koyuyor.Tüketici Hakları Merkezi’nden Avukat Faruk Hançer, 2006’da yürürlüğe giren yasayla stant kurarak kredi kartı pazarlamasının yasaklandığını söylüyor. Ancak denetim eksikliğinden dolayı kanunun düzgün uygulanmadığını anlatan Hançer, “Kanuna göre gelir beyanı olmadan kredi kartı verilemiyor. Ek kartın dışında bir kart çıkarmak için gelir durumunun yapılması şart.” diyor. Denetim olmadan kanun çıkarmanın bir önemi olmadığına dikkat çekiyor: “Bankacılık bakış açısı insanları sisteme bir şekilde dahil etmek. Daha sonrası bir şekilde geliyor.” Bu konuda Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun görevini yapmadığını düşünen Hançer, BDDK’nın denetimsizliğinden bankaların cesaret aldığını savunup, hukuksuzlukların her geçen gün arttığını ekliyor: “Bankalar ne yazık ki öğrencilerimizin iki kuruşuna göz dikti.”
Yerden Kaldırdığı Rakibine Geçildi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde yapılan Atatürk Yol Koşusu’nda ’fair play’lik bir olay yaşandı. Konacık Cahit Özvezneci Ortaokulu’ndan Duygu Akaç (13), bitime 100 metre kala yerden kaldırıp yarışa devam etmesini sağladığı rakibi tarafından geçildi. Akaç’ın kameralardan tespit edilen bu davranışı nedeniyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ödüllendirileceği ve amatör spor branşlarda fair play’e aday gösterileceği bildirildi. İŞTE O ANLAR Bodrum’da daha önce olumsuz hava şartları nedeniyle iki kez ertelenen Atatürk Yol Koşusu, geçen perşembe günü yapıldı. Ancak, koşunun ardından kamera kayıtları incelendiğinde ’fair play’e yakışan ilginç bir olay yaşandığı farkedildi. 70 kişinin katıldığı, Yıldız Kızlar 1500 metre kategorisinde, bitiş çizgisine 100 metre kala Merkez Turgutreis Ortaokulu’ndan Yasemin Duygu Ünal (13) yere düştü. Bunun üzerine Konacık Cahit Özvezneci Ortaokul’undan Duygu Akaç, rakibini elinden tutup kaldırdıktan sonra kendisini toparlayıp, yarışa devam etmesini sağladı. Aldığı destekle koşuya devam eden Ünal, kendisini yerden kaldıran rakibi Akaç’ı geçerek 12’inci oldu. İlk üçe giremeyen iki yarışmacının bu yardımlaşması arkadaşlarından alkış aldı. ’YİNE OLSA AYNI ŞEYİ YAPARDIM’ Yardım ettiği rakibi tarafından geçilen Akaç, 'Yardım ettiğim ve geçildiğim için asla pişman değilim. Yine olsa yine aynı şeyi yapardım. Yarıştan sonra arkadaşım da yardım ettiğim için teşekkür etti ama, geçtiği için de üzüldüğünü söyledi. Koşu sayesinde yeni bir arkadaşlığım oldu' dedi.’GÖNLÜMÜN BİRİNCİSİ O’ Yasemin Duygu Ünal ise kendisini yerden kaldıran rakibine teşekkür edip, 'O koştukça, ben de koştum. O anki heyecanla koşmaya devam edip onu geçtim. Ama buna sevinemedim. Çünkü bana yardım eden birini, geçmiş oldum. İkimiz de dereceye giremedik ama o benim gönlümün birincisi oldu' diye konuştu. Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri ise kamera görüntülerinden tespit ettikleri bu örnek davranışı nedeniyle hafta içerisinde Akaç’ı çağırıp ödüllendireceklerini, amatör spor branşlarında fair play ödülüne aday göstereceklerini söyledi.
'İnternette Ne Konuştuğumuzu Bile Görecekler'
Ali Rıza Keleş: Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek Alternatif Bilişimciler Derneği Başkanı Ali Rıza Keleş , 'sansür' tartışmalarını da beraberinde getiren yeni internet düzenlemesiyle ilgili olarak, 'Hükümetin getireceği internet düzenlemesiyle, Türkiye’nin de interneti, Çin’deki gibi dünyaya kapanacak. Türkiye, İran ve S. Arabistan gibi olacak. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek' dedi. Hükümet yolsuzluk operasyonuyla başlayan süreçte gelişmeleri kontrol altına almak için çeşitli hamleler yaparken şimdi de gündemde yeni internet düzenlemesi var. Bir torba yasa teklifi içinde gelen ve Meclis'te alt komisyondan geçen bu düzenleme 5651 sayılı internet yasasında önemli değişiklikler öngörüyor. Bilenler bu düzenleme için ¨internetimizi karartacak¨, ¨her adımımız izlenecek¨ diyor ancak hem teknik, hem de çok boyutlu olması nedeniyle mesele sıradan vatandaşlar tarafından tam anlamıyla anlaşılamıyor. Taraf gazetesinden Tuğba Tekerek , Alternatif Bilişim Derneği'nin Başkanı Ali Rıza Keleş’le “sansür” tartışmalarını da beraberinde getiren internet düzenlemesini konuştu. Tuğba Tekerek’in Ali Rıza Keleş ile yaptığı söyleşi şöyle: Diyelim ki ben bir haber sitesindeki içerik yüzünden kişilik haklarımın ihlal edildiğini düşünüyorum. Yeni düzenlemeye göre mahkemeye başvurup 24 saat içinde bu içerik için erişim engelleme kararı aldırtabiliyorum. Bu mağdur açısından harika bir şey değil mi? Harika ama mağdurun gerçekten mağdur olduğunu biliyor muyuz? 24 saat içinde neye göre karar verecek hakim? Bilirkişiye sorması gerekiyorsa sorabilecek mi? Belki de o site boşu boşuna kapalı kalacak. Mesela, erişim engelleme nedenlerinden 'müstehcenlik' başlı başına problem. Kime göre, neye göre müstehcen? Hakaret dediğimiz şey de oldukça muğlak. Başbakan'a ¨faşist¨ demek hakaret mi mesela? İfade özgürlüğü konusunda sicilimiz düşünülürse, bu kadar kısa süre içinde karar vermek hiç de sağlıklı sonuçlar vermeyecek. Bir kişinin internette kendisiyle ilgili yazılmış yüzlerce yazıyı bir anda hakimin önüne koyması da mümkün. O zaman hakim dosyaları ayrı ayrı inceleyip nasıl karar verecek? Diyelim ki karar verdi. Peki 24 saatte üretilecek yeni içerikleri ne yapacak? Onlar için bir daha mı başvuru gerekecek? Çok dinamik bir ortamdan söz ediyorsunuz. Oturup birinin sürekli incelemesi, 'bu iyi bu kötü' demesi gerekecek. Saçmalık! Ayrıca erişimi engellemek mağduriyeti gerçekten gidermiyor da. Peki, ne gideriyor? Bunun için yapılması gereken içeriğin kaldırılması. Hatta içeriği üretip internete koyanı bulup cezalandırmak. Erişim engeli ise sadece göz kapamak. Dünyanın geri kalanı görebiliyorken sadece biz gözlerimizi kapatacağız. 2007'de birkaç Atatürk'e hakaret videosu nedeniyle tüm Youtube'a erişim engellenmişti. Yeni düzenlemede URL temelli engelleme geliyor. Tek tek sayfalar engellenecek. Bu iyi bir düzenleme değil mi? Evet ama erişim sağlayıcıların bunun için çok yetenekli altyapılar kurması gerekiyor. Bu da... Erişim sağlayıcı dediğiniz? Abone olup internet hizmeti aldığınız TTnet, Smileadsl ya da Turkcell, Vodafone gibi şirketler. İnternette trafik o kadar yoğun ki, bu erişim sağlayıcıların URL temelli engelleme için çok yetenekli altyapılara ihtiyacı var. Bir filtre sistemiyle saniyeler içinde bütün sayfalara giriş isteklerin süzüldüğünü ve bir tür 'buna izin var mı yok mu' denetimi yapıldığını düşünün. Bu yetmiyor. Bir de yeni düzenlemeye göre erişim sağlayıcının, kullanıcı alternatif bir yöntem deniyor mu denemiyor mu, onu tespit etmesi gerekiyor. Mesela Fırat Haber Ajansı internette engellenmiş, ben o engeli aşmak için DNS ayarlarımı değiştiriyorum... Bunun gibi yöntemler mi? Evet, erişim sağlayıcı bunu tesbit etmek için altyapının içine derin veri analizi yapan cihazlar yerleştirecek. Bu çok detaylı bir inceleme anlamına geliyor ve buda mahremiyetimizin ihlali... Nasıl bir şey bu veri analizi? İnternet erişimimiz paketler halindedir. Kargo paketi gibi düşünün 'gönderici' ve 'alıcı'yı yazıp gönderirsiniz. Erişim sağlayıcı ¨bu paket ¨Tuğba'dan Facebook'a¨ deyip, bir postacı gibi çalışır. Ama alternatif yol kullanıp kullanmadığınıza karar vermesi için o paketin içini açıp bakması lazım. Paketin içine baktığında da mahrem alanınıza girmiş oluyor. Sizin eskiden kimle konuştuğunuzu biliyordu, şimdi kimle ne konuştuğunuzu görebilecek. Mesela yaptığım chat'i de görecek mi? Görme potansiyeline sahip olacak. Aslında böyle bir potansiyel hep vardı. Şimdi çok sistemli ve kolayca bunu yapabilecek altyapıya sahip olacak. Güvenli protokoller yani verinin şifreli olarak iletildiği trafiklerimiz için durum biraz karmaşık. Mesela Gmail'deki mailleşmeler... Bugünkü teknolojiyle bu tür bir iletişimin izlenmesi pek kolay değil. Ama eğer biz bu izleme mekanizmasına razı gelirsek, yarın bizden şifrelerin anahtarını isteyebilirler ya da bazı teknik ayıplı yöntemler kullanabilirler. Devlet erişim sağlayıcıya 'bu kişinin kimle ne konuştuğunu öğren' diyor mu? Hayır ama kurulacak altyapı buna imkân sağlıyor. Sistem kurulduğunda elde kocaman bir gözetim gücü olacak. Bunun hiç kullanılmayacağını düşünmek saflık olur. O datanın hem ticari hem istihbari değeri çok yüksek. Olağanüstü bir durumda, ya da olağan bir durumda yasadışı yollarla -çünkü devlet yasadışı işler de yapıyor- o bilgiler kullanılabilir ve yurttaşlar çok büyük mağduriyet yaşayabilir. Fişleme hala büyük problem, kimlerin başına nelerin geliyor. Siz sıradan bir yurttaş olarak devlet karşısında çok güçsüzsünüz. Halihazırda erişim sağlayıcılar bizim kayıtlarımızı tutmuyor mu? Tutuyor ama şimdi tutulacak kayıtlar çok daha ayrıntılı ve saklama süresi 1-2 yıla uzatıldı. Bir de kanun koyucu 'kayıtları tut' diyor, ama 'yok et, yok etmezsen şu kadar ceza' demiyor. Yaklaşım ¨onu bir cepte tut, sonra bakarız¨ Diğer ülkelerde tutuluyor mu böyle kayıtlar? Geçenlerde Almanya'yla ilgili bir şey okumuştum. Sadece bizim mevcut sistem gibi ayrıntılı olmayan kayıt tutuluyor. O da IP'nin bir kısmı karartılarak... Sadece yasal bir süreçte ilgili kayda erişim sağlanıyor. Neyin sansürlendiğini bilmeyeceğiz Bu teklif geçerse nasıl bir internetimiz olacak bizim? Herkesin bir derdi var, müstehcenlik, ticari itibar, telif hakkı, dinsel hassasiyet, ulusal hassasiyet, özel hayat... Artık çok kolay olduğu için herkes erişim engelleme kararı aldırtacak. URL temelli engellemeyle kapatılacak sayfaların sayısı çok artacak. Bu kararlar alındıkça biz de dışarıya kapanacağız. Bir-bir buçuk yılın sonunda bize ait bir internetimiz olacak, dünyadan kopartılmış, bir filtrenin arkasındaki bir internet... Çin'de şu anda ¨Çinnet¨ var, 'Onlar internete bağlanmıyor' desek abartmış olmalıyız. Biz de yavaş yavaş onlara benzeyeceğiz. Bir süre sonra neyin sansürlendiğini bilmeyecek noktaya da gelebileceğiz. Nasıl yani? Şu anda engellenmiş bir siteye girmeye çalıştığınızda mahkeme kararı çıkıyor karşınıza. Siz engellenmiş de olsa bir gerçek var, biliyorsunuz ve ona ulaşmak için alternatif yollar deniyorsunuz. Kurulacak altyapıyla sansürlenen sayfaların sansürlendiği görmeyebiliriz bile. URL tabanlı engellemeyi hangi ülkeler yapıyor? Bunu en iyi yapan Çin. İran'da yapılıyor. Bir de Suudi Arabistan'da yapılıyor. Avrupa'da Amerika'da yok mu? Bildiğim kadarıyla yok. Sadece çocuk pornosu gibi çok istisnai durumlarda alan adı veren firmaya gidip çözmeye çalışıyorlar. Blogspot, youtube gibi büyük siteler zaten ırkçılık, çocuk pornosu gibi içerikleri hemen kaldırıyor. Diyelim ki bir seks videosu çıktı bir Avrupa ülkesinde, ne yapıyorlar? Görmezden geliyorlar. Yapılması gereken de bu. Ya da çok gündem olduysa veya suç varsa veri koruma kanunu olduğu için siber suçlarla ilgili uluslararası sözleşmeleri imzalamış oldukları için suçla mücadele edebilmeleri daha kolay. Ama biz ne kendi mevzuatımızı uluslararası hukuka uydurmuşuz, ne yıllardır bekleyen veri koruma kanunu geçirmişiz. Öyle olunca da yurtdışındaki firmadan bilgi istiyorsunuz ama yanıt alamıyorsunuz. Şimdi mevzuatınızı iyileştirmek yerine kuralları katılaştırıyoruz. Bir de Ulaştırma Bakanı ya da TİB Başkanı'nın özel hayatın gizliliğiyle ilgili bir durumda ¨emir verip¨ dört saatte erişim engelletme yetkisi var. Buna ne diyorsunuz? Hakikaten kral gibi. Birilerinin kendisini mahkeme yerine koyması hukuk devletinde kabul edilebilecek birşey değil. Bu yetki muhtemelen malum videoları engellemek için düşünüldü. Ama başka amaçlar için kullanılmayacağının garantisi yok, geniş bir yetki. Önü hiç açılmamalı. Biz bunları hiç konuşmamalıyız. Norveç’e boru döşeyebilirsin Engellenmiş sitelere DNS ayarını değiştirip girebiliyoruz. Yeni düzenlemeyle giremeyecek miyiz? Hayır . Peki engelleri aşmanın bir yolu olmayacak mı? Olacak tabii. Mesela İran VPN cenneti. Türkiye'de de insanlar yurtdışındaki şirketlerden 3-5 dolara VPN hizmeti alıp sitelere girecekler. VPN nedir? VPN hizmeti aldığınızda o hizmeti aldığınız ülkedeymişsiniz gibi bağlanıyorsunuz internete. Burayla hizmeti aldığınız ülke arasında bir boru döşediğinizi düşünün. Erişim sağlayıcınızı sadece bu borudan geçmek için kullanıyorsunuz. Borudan çıkınca, mesela Norveç'tesiniz. Erişim sağlayıcı benim VPN kullandığımı farketmeyecek mi? Farkedecek ama VPN yasal ve aslında başka amaçlarla kullanılan bir servis. İnternette herşey mümkün. Çıtayı yükseltme oyunu gibi bu... Devlet bir adım atıyor, insanlar da bir adım atıp onun üstüne çıkacak. Ben çok fazla insanın bu teknolojiyi kullanacağını düşünüyorum. VPN dışında yollar da var. Peki bu servisleri kullanmanın riskleri var mı? Var tabii. Bazıları güvenli, bazıları güvensiz. O servisleri kullanırken siz kötü niyetli, bilgilerinizi atabilecek servislere çok hassas bilgilerinizi vermiş oluyorsunuz. Devlet yurttaşlarını bunu yapmaya zorlamış oluyor. AİHM'in tersine AİHM'in internetle ilgili Türkiye'yi mahkum eden bir kararı vardı. Bu düzenleme, o karar doğrultusunda mı? Gerekçesinde AİHM kararına atıf yok. Burada herkesin beklentisi yasadan erişim engelinin çıkarılmasıydı. TİB'inre'sen erişim engelleme kararı vermesine neden olan katalog suçların sayısının azalmasıydı. Tam tersi oldu. AİHM kararının da tersine oldu; daha fazla katılaşacak sansür. Sizce internetle ilgili nasıl bir yasa yapmak lazım? Yasakları merkeze alan değil de pozitif bir düzenleme olmalı. Bir kere internet temel hak olarak düzenlemeli. BM raporlarında da bu artık böyle kabul ediliyor. Finlandiya gibi ülkelerde 4 MB'a kadar internet hizmeti ücretsiz. Bizim sayısal uçurum diye bir sorunumuz var. İnternet belli merkezlerde yoğun ama Mecidiyeköy'ün Kadıköy'ün dışına çıktığınızda kullanım hem nicel hem nitel olarak azalıyor. Bazıları web'i Twitter Facebook'tan ibaret sanıyor. Bu tür sorunları çözmeye ihtiyaç var. Bireyin özgürlüğünün merkeze alınacağı, yurttaşın güçlendirileceği, dünyayla daha barışık bir düzenleme şart. Yoksa gittikçe kendimizi dünyadan yalıtacağız. 'Erişim Engelleyiciler Birliği' Erişim Sağlayıcılar Birliği (ESB) diye bir kurum var tasarıda. Bu birlik ne yapacak? Bizim anladığımız tek görevi erişim engeli yapmak. Meslek odası gibi onların haklarını hukuklarını koruyacak bir birlik değil. Tüzükleri BTK onayına bağlı. Firmalar İstanbul'da olmasına rağmen, birliğin merkezi Ankara'da, herhalde TİB'e kolaylık olsun diye. Eskiden TİB bu firmalara tek tek erişim engelleme bildirimleri yapıyordu şimdi ¨Birliğe haber vermek tüm firmalara haber vermektir¨ deniliyor. Devlet kendine böylece engelleme için daha etkin bir sistem kurmuş oluyor.T24