Efsane Kaptan Selcan Çağlar Türk Kadın Voleybolunun Tarihi Dönüşümünü Anlattı
Türkiye'de kadın sporunun gelişimi, büyük engeller ve toplumsal ön yargılarla dolu çetin bir mücadele geçmişine dayanıyor. Eski Kadın Voleybol Milli Takımı Kaptanı ve menajeri Selcan Çağlar, Oksijen TV’ye verdiği demeçte, Türk kadın voleybolunun 1960’lardan günümüze uzanan tarihi serüvenini ve bu süreçte katedilen mesafeyi detaylarıyla değerlendirdi. Çağlar, yönetmenliğini Eren Altın'ın ve editörlüğünü Berna Abik'in üstlendiği yayında, voleybolun Türkiye'deki kadın hareketi açısından taşıdığı kritik öneme ve vizyona dikkat çekti.
Detaylar 👇
Kaynak: Oksijen TV
Kadın voleybolunun ilk yılları zorlu ön yargılar ve imkansızlıklarla geçti.
1960'lı ve 70'li yıllarda kız çocuklarının spora katılımının son derece sınırlı olduğunu belirten Selcan Çağlar, ailelerin ve eğitim kurumlarının bu duruma tereddütle yaklaştığını ifade etti. Alman Lisesi yıllarında dahi kız öğrencilerin spor derslerinden rapor alarak muaf tutulduğu bir dönemden geçildiğini aktaran Çağlar, ilk olarak Galatasaray'da amatör koşullarda voleybola başladığını dile getirdi. Disiplinli ve profesyonel yapının Eczacıbaşı Spor Kulübü'nün kurulmasıyla sağlandığını vurgulayan efsane kaptan, salonlardaki ısıtma eksikliklerinden seyirci baskısına kadar pek çok ciddi güçlükle karşılaştıklarını söyledi. Aynı zamanda medyadaki cinsel odaklı ve karikatürize edilmiş yaklaşımlara karşı da gazete bürolarına giderek açıkça mücadele verdiklerini aktardı.
Efsane milli kaptan Selcan Çağlar, o günlerde karşılaştıkları toplumsal bakış açısını şu sözlerle özetledi:
'Hani baldırı çıplaklardan bacı statüsüne geçtik.'
1980 yılı Türk voleybolu ve toplumsal algı açısından dönüm noktası oldu.
Eczacıbaşı’nın 1980 yılında Şampiyonlar Ligi'nde Avrupa ikincisi olması, Türk spor tarihinde son derece geniş bir kırılma yarattı. Demir Perde ülkelerinin spordaki ezici hegemonyasına karşı kısıtlı imkânlarla kazanılan bu başarının ardından toplumun ve medyanın bakış açısının köklü biçimde değiştiğini belirten Çağlar, sporcu kimliklerinin nihayet kabul gördüğünü ifade etti. Gazeteci Kahraman Bapçum’un bu dönemde sunduğu vizyonla 'Atatürk'ün kızları' tabirinin literatüre girdiğini hatırlatan efsane sporcu, Ankara'da kapalı gişe oynanan maçlarda esnafın ve halkın kadın voleybolculara karşı büyük bir hürmet gösterdiğini dile getirdi.
Kadın voleybolunun ulaştığı seviyenin ve toplumsal dönüştürücü gücünün altını çizen Çağlar, branşın niteliğini şu ifadeyle tanımladı:
'Kadın voleybolu Cumhuriyet tarihindeki en büyük kadın hareketidir.'
Sistematik yatırımlar Türk kadın voleybolunu dünya zirvesine taşıdı.
1990'ların ortasından itibaren federasyon bünyesinde hayata geçirilen altyapı projeleri, veri analitiği uygulamaları, kulüplerin liglerdeki dengeli yabancı oyuncu kuralı düzenlemeleri ve doğru devlet destekleri sayesinde milli takım dünya sıralamasında hızla tırmandı. 2012 Londra Olimpiyatları ile yükselişini uluslararası alanda taçlandıran A Milli Kadın Voleybol Takımı, günümüzde dünya sıralamasının en üst basamaklarında kararlılıkla yer almayı sürdürüyor. Geçmişte çekilen tüm zorlukların bugün elde edilen küresel başarıların zeminini hazırladığını belirten Çağlar, Türk kadınının spor sahalarındaki varlığının gelecek nesillere ilham kaynağı olmaya devam edeceğini vurguladı.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!



Yorum Yazın