Einstein Haberleri

Einstein ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Einstein ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Gerçek Bir Balık Burcu Olduğunuzun 17 Kanıtı
Ah Balık burçları, bugüne kadar her burç muhabbeti döndüğünde burcunuzu saklamayı düşündünüz.  'Aaa kıyamaaam balık, ah çok mu duygusalsın sen, alık mısııın' gibi tırt yorumlara maruz kaldınız. Soruyoruz Einstein de mi alıktı? Peki ya Graham Bell, Galilei, Victor Hugo, Kurt Cobain, Elizabeth Taylor, Rihanna ve Gülse Birsel? Burcunuzu sevin, çünkü siz harikasınız. Bakın ünlü astrolog Linda Goodman ne diyor: 'Sağa doğru uzayan sıraya girin. Ama lütfen hepiniz birden üşüşmeyin. Herkese yetecek sayıda balık burcu insanı bulunmayabilir. Ama bu, sırayı töreyi unutmanız için bir sebep degil ki! Sıranızı beklemek ve şansınızın yaver gitmesini dilemekten başka çareniz yok.”
Bozuk Paraları Boyayarak Yeni Bir Kimlik Veren Proje: Tales You Lose
Instagram'da kendi konseptini yaratıp zamanının konsept bloglarında olduğu gibi hızla takipçi sayısı artan kullanıcılardan zaman zaman bahsediyoruz. Bu projenin de çıktığı yer esasında Andre Levy'nin bu Instagram hesabı. Brezilyalı sanatçı eğlenceli ve farklı bir tema yaratarak bozuk paraları boyuyor. Yarattığı serinin ismi Tales You Lose. Bozuk paraların üzerindeki yüzleri renkli renkli boyuyarak yeni bir karakter yaratan Levy devlet adamlarından birer süperkahraman ya da pop kültür ikonu çıkarıyor.
Dâhilerin Hastalığı Disleksi!
Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci gibi dâhilerin yaşadığı disleksi hastalığı, okuma becerisini etkilediği için ilköğretimin ilk yıllarında fark ediliyor. Öğrenmeyi etkileyen bu sorun çocuğun özgüvenini yitirmesine neden oluyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk okuldan uzaklaşıyor ŞAKA değil gerçek. Einstein'dan Mozart'a, Beethoven'dan Leonardo da Vinci'ye kadar birçok dâhinin yaşadığı bir rahatsızlık disleksi. Temel olarak okuma becerisini etkilediği için yaygın olarak ilköğretim yıllarında fark ediliyor ya da fark edilmesi bekleniyor. Ancak bazen bu sorunu anlamak ve belirlemek çok kolay olmayabiliyor. Disleksiyi nasıl fark edebileceğimizi ve diğer tüm merak ettiklerimi Günce Psikolojik Danışma Merkezi'nden Uzman Psikolog Ece Akın Bakanay'a sordum sizler için... DİSLEKSİ BİR DİL SORUNUDUR İngiltere Disleksi Derneği'nin tanımına göre disleksi okuryazarlığı ve dil ile ilişkili becerileri etkileyen özgül bir öğrenme güçlüğü. Buna rağmen her okumakta zorlanan çocuğun dislektik olduğu sonucuna varmak doğru olmayabiliyor. Bunun yanı sıra disleksi öğrenmeyi etkileyen sorunlar içerisinde en yaygın olarak ortaya çıkanlardan biri. Disleksi, Latince kökenli olan 'bozukluk' ve 'kelime' sözcüklerinin birleşiminden oluşan bir terim. Nesneleri isimlendirmek, sesleri öğrenmek, hafıza alanlarında yaşanılan sorunlar bireyin sahip olduğu bilişsel beceri ve potansiyeli kullanamamasına neden olur. 'ÇOK ZEKİ AMA...' Bu çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren 'Aslında çok zeki ama... ' ile başlayan cümle kalıbını pek çok kez duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun 'haylazlığına' ya da 'dikkatsizliğine' bağlanır. Aslında sorun bu iki tespitten çok daha ciddi olabilir. Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorun. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değil. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olması. Yine de araştırmacıların ve bilim insanlarının üzerinde anlaştığı bazı kriterler var. Öncelikle bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileri. TÜM HAYATI ETKİLİYOR! Disleksi her ne kadar okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olsa da çocuğun hayatı üzerindeki etkileri sadece bu alanla sınırlı kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk için okul giderek daha zorlayıcı bir yer haline geliyor. Arkadaşları için çok kolay olan okuma ve yazma onlar için bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla efor harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumak bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor. Disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça önemli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini 'aptal' olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini daha da perçinleyerek çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor. Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor. Okurken kelime atlıyorsa dikkat! DİSLEKSİ ile ilk bulgular 1896 yılında Dr. W. Pringle Morgan tarafından paylaşılmış. Dr. Morgan 14 yaşındaki hastasının yaşıtları kadar zeki, oyunlarda ve günlük hayat ile ilgili becerilerde oldukça iyiyken okuma yazmada zorlandığını fark ediyor. O dönemde disleksinin görme sistemi ile ilgili bir bozukluk olduğu düşünülüyor, çünkü sorun harfleri doğru okuyamama ve kelimeleri karıştırma olarak kendini gösteriyor. Sonraki yıllarda, Samuel T. Orton, disleksi üzerinde ilk çalışan nörologlardan biri olup, 1920’lerde disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiş: Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk. b ve d harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi. Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak. Yazı yazmada zorluk. Konuşurken duruma uygun kelimeyi bulmada zorluk. Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (saat, gün, ay, yıl) kavramları konusunda sorunlar. Bu belirtilerden yola çıkarak disleksi tanısı koymak elbette yeterli ve doğru bir yaklaşım değil. Ancak eğitimciler ve aileler yukarıdaki sorunları gözlemlediklerinde mutlaka durumu ciddiye almalı ve gerektiğinde uzmana başvurmalılar. Disleksi ve diğer tüm öğrenme güçlüklerinde erken tanı ve tedavi sorunun çözülmesinde çok önemli bir role sahip oluyor. Özel eğitimle zorlukların üstesinden gelebilirsiniz OKUMA yazma alanında yaşanılan bir zorluk olsa da okul öncesi dönem ile ilgili bazı ipuçları sorunun erken tanınmasına yardımcı olabilir. Disleksi tanısı alan bireyler ile yapılan araştırmalarda bu çocukların okul öncesi dönemde aşağıdaki sorunlardan bir ya da birkaçını yaşadıkları belirlenmiştir. Konuşmanın gecikmesi Yeni ve uzun kelimeleri öğrenmekte zorluk Bazı kelimeleri yanlış söylemek (tuvalet yerine tulavet vb) Kafiyeli sözcükleri bulmakta zorluk (kediyedi, cam-çam, tencere-pencere vb) Kelimedeki harflerin yerini değiştirmek (kibrit yerine kirbit) Sağ-sol kavramını öğrenmekte zorluk Sınırlı boyama yapmakta zorluk (karalama halinde yapmak, tamamlamamak) Dikkat konsantrasyon süresinin yaşıtlarına göre daha kısa olması Renk, sayı gibi kavramları öğrenmekte zorluk Zaman kavramında zorluk (dün-bugün-yarın, sabah-akşam vb) Kelimenin başındaki ve sonundaki sesi ayırt etmekte zorluk DİRENÇ GÖSTEREBİLİRLER Disleksi yaşam boyu süren bilişsel beceriler ile ilgili bir farklılık olarak kabul edilebilir. Çoğunlukla bu çocuklar standart eğitim yöntemleriyle zorlanırlar, öğrenmeye direnç gösterebilirler. Bunun çözümü bireysel özelliklerini ve güçlü yanlarını ortaya çıkartabilecek fırsatların sunulması ve öğretim yöntemlerinin çeşitlendirilmesidir. Disleksinin de dahil olduğu öğrenme güçlükleri söz konusu olduğunda bu çocukların örgün eğitim sistemi içinde yaşıtlarıyla birlikte okula devam etmeleri önemlidir. Ancak yaşadıkları zorlukların üstesinden gelmelerine yardımcı olacak özel eğitim desteğinden yararlanmalıdırlar. Doğru şekilde yardım alamadıklarında sahip oldukları potansiyeli kullanmadıkları için eğitim sisteminin dışında kalmaları hem bireysel hem de sosyal anlamda bir kayıptır. Bu önerileri dikkate alın! EĞER çocuğunuza disleksi teşhisi konmuşsa; Çocuğunuzun yaşadığı sorun hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışın. Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edeceksiniz, bunların yanı sıra çocuğunuzun güçlü yanları, olumlu özelliklerini destekleyin. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olun. Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler deneyin . Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemlerini kullanarak (görsel, işitsel, yaparak ) çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilirsiniz . Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışveriş yapmak , masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir. Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Sadece başarılı olduğunda, sınavdan iyi not aldığında değil her zaman onu sevdiğinizi bilmesini sağlayın . * Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşun . Ona zor gelenleri ve bunlarla baş etmek için neler yapabileceğinizi birlikte tartışın. Kimse çocuğunuzu kendisinden iyi tanıyamaz.Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edin. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda , dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterin . Zorlandığınız durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurun.
Arıların Ölümü Neyin Habercisi?
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Özkırım, 2006 yılında dünyanın bazı ülkelerinde ve Türkiye’de de yaşanan toplu arı ölümlerinin bu yıl da beklendiğini ifade etti. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Aslı Özkırım, 2006 yılında dünyanın bazı ülkelerinde ve Türkiye’de de yaşanan toplu arı ölümlerinin bu yıl da beklendiğini ifade etti. Doç. Dr. Aslı Özkırım, son yıllarda meydana gelen arı ölümlerinin hem Türkiye’de hem dünyada kamuoyunun dikkatini çektiğini, bal üretimi yanında çiçeklerdeki döllenmeyi sağlayarak meyve ve sebze oluşumunda verimi yüzde 75 artırması nedeniyle önemli olduğunu belirterek, “Arılar bizim için çok önemli çünkü tozlaşarak meyvelerin ve sebzelerin oluşmasını sağlıyorlar. Çiçekten çiçeğe polen dediğimiz çiçek tozlarını taşıyarak onların döllenmesini, böylelikle meyve ve sebzelerin oluşumunu sağlıyorlar. İki seçeneğimiz var ya hormon kullanarak meyvelerin ve sebzelerin oluşmasını sağlayacağız ya da biyolojik canlıları kullanarak oluşmasını sağlayacağız. Arılar sadece bal yaparak değil, bu polenleri taşıyarak da bizim kıtlığa girmemizi engellemiş oluyorlar. Verimi yüzde 75 artırıyorlar. Albert Einstein’ın dediği gibi; ‘Dünyadan arılar yok olursa insanlığın 4 yıl ömrü kalmış demektir.’ Aslında bu bağlamda söylenmiş bir söz. Çünkü dünya büyük bir kıtlığa girecektir. Bu kıtlık sonucu da insanlık yok olacaktır. Sadece bal arıları değil, kastedilen tüm arılar için geçerlidir” şeklinde konuştu. Türkiye’nin dünyada bal arısı zenginliği ve bal üretimi bakımından ikinci sırada yer aldığını ifade eden Özkırım, şunları kaydetti: “Birinci sırada ise Çin yer alıyor. İkinci sırada olmamız çok önemli çünkü Türkiye dört mevsimi yaşayan, dünyadaki birçok bitkinin sadece kendisinde bulunduğu büyük bir ülke. Bal arısı, arıcılık için çok önemlidir. Arıcılığı en çok sekteye uğratan şeyler; arı hastalıkları, arı içerisinde yaşayan patojenler, bakteriler ve virüslerdir.” Mikrobiyoloji laboratuvarlarında, biyolojik mücadele ve hastalanmadan önce arıları korumak olduğunu belirten Özkırım, “İlaç araştırması yapmak veteriner hekimliği alandır. Bizim amacımız biyolojik mücadele ve hastalanmadan önce arıyı korumak. Bizim sloganımız ‘arı sağlığı, arı hastalığı değil’ bu amaçla bütün patojenlerin sevdiği şeyler, yaşama koşulları, nasıl bulaşıyorlar bunları araştırıp önünü keserek hastalığın gelmesini engellemeye çalışıyoruz. Laboratuvarda, besi yerlerinde bakteriler besleniyor, büyüyor ve onların çeşitli özelliklerini inceleyerek acaba arıyı nasıl öldürüyorlar bu konuda araştırma yapıyoruz. Laboratuvarda özel bir virüs bölümü var. Virüs, bakterilerden daha küçük ve maalesef onları öldürmek için ilaç ve yöntem yok. Virüsler fırsatçı, virüs çalışacağımız zaman karantina altına alınmış özel bir bölümde, özel aletlerle onların DNA veya RNA dediğimiz, hepimizde bulunan genleri çoğaltarak o virüslerin de çoğalmasını önleyebiliriz konusunda araştırmalar yapıyoruz” dedi. Arıcıların, çok iyi eğitimli, profesyonel ve bilinçli olması gerektiğini vurgulayan Özkırım, şöyle devam etti: 'Doğadaki yaşayan yabani arıların farkında bile değiliz. Bal arıları, arıcılara sığınmış durumda. Arıcılar onlara güzel bakım yaparak, normalde bir bal arısının sadece arazide kendi başına olsa üreteceği balı iki, üç katına çıkarıyor. Arıcılar, arılara ev ve bakım sağlıyor. Aynı zamanda arıcı, bu işi yaparken iyi niyetle kötü uygulamalarda bulunursa arıya yeterince kendi balını bırakmazsa, arı soğukta kalırsa hastalıklara yakalanma şansı artıyor. Arıcılarımızın çok iyi eğitimli, profesyonel ve bilinçli olması gerekiyor. Balı üreten arı, arı giderse bal olmaz. Bizde çiçek olursa arı çalışır. Dolayısıyla arının azlığı değil çiçeğin çokluğu da bal üretimini etkiler. İlkbaharda bol yağmur bekliyoruz.' 'BU YIL DA ARI ÖLÜMLERİ BEKLİYORUZ' Dünyada arılar öldüğü zaman ‘Arı Ölümlerini Araştırma Grubu’ kurulduğu belirten Özkırım, “52 ülkeden 300 üyesi var. Topluluğun yönetim kurulu üyesiyim. Dünyadaki arı ölümleri ile yapılmış olan çalışmaları, Türkiye adına orada yönlendiren altı kişiden biriyim. Türkiye’nin söz sahibi olmasını gerektiriyor. Uluslararası projeler var. Türkiye’de neden arılar ölüyor, İspanya’da neden ölüyor ve Türkiye ile İspanya arasında ne gibi farklılık var ne oluyor da ölüyor diye. Vardığımız sonuç, her ölümün farklı bir nedeni var. Bir sihirli değnek dokundu ve arılar öldü diye bir şey yok. En büyük etken çevresel etmenler ve yanlış arıcılık uygulamaları... Bunu eğitimle çözmeye çalışıyoruz. Çevresel etmenleri de iklim değişikliği, kışın kış gibi geçmemesi, yazın yaz gibi geçmemesi arıları çok etkiliyor. Arılar, çevrede nasıl bir olumsuzluk varsa arılardan öğrenebilirsiniz çünkü en çok dolaşan onlar. İlk 2006 yılında etkilendiler ve öldüler. Bu yılda arı ölümleri bekliyoruz. Kış mevsimi kurak geçiyor ve tam soğuk olmadığı için güneş gördüğü için uçuşa geçiyor arı ve ondan sonra dışarıda soğuktan dönüp ölüyor. Bu tip etkenlerden dolayı ölümler meydana geliyor. Ülkemiz bu konuda şanslı, çeşitliliğimiz çok fazla, melez gücümüz var. Bu da arıların ayakta durmasını sağladı” diye konuştu. ARILARI SEVDİRMEK İÇİN MASAL KİTABI YAZDI ‘Arılar Şatosu’ adında arıları anlatan masal kitabının, İspanya, Fransa, Yunanistan, Sırbistan gibi ülkelerde çocuklara arıları sevdirdiğini söyleyen Özkırım, şunları söyledi: “Geleceğimiz olan çocuklara arıları sevdirmek ve arılar neler üretiyor? Neden bizim için önemli? Bunu göstermek istiyoruz. Bu amaçla 3 yıl önce ‘Arılar Şatosu’ adında bir masal kitabı yazdım. İçinde dokuz tane hikaye yer alıyor. Büyükler okuduğunda ilgisini çekiyor çünkü arılar hakkında insanların bilmediği birçok şey var. Mesela bal yapan arıların dişi olduğu, birçok arı filminde izlerseniz hep erkektir. Bu yanlış bilgilendirmelerin önüne geçmek için bu masal kitabını yazdım. TÜBİTAK’tan birçok kurulda geçti. Pedagoglar, eğitimciler herkes inceledi. İngiltere’deki yayınevi de masal kitabı ile çok ilgilendi ve İngilizcesini istedi. İngiltere ve bu yayınevinin dağıtım yaptığı İspanya, Fransa, Yunanistan, Sırbistan gibi ülkelerde çocuklara bu kitap satılıyor. Bu da Türkiye’nin arıcılıktaki varlığını göstermek adına güzel bir faaliyet oldu.” (İHA) 
Sevgililer Günü Hediyesini Bedavaya Getirmenin 10 Yolu
'Sevgililer Günü'ne inanmıyorum', 'Aaaa nasıl da unutmuşum pirenses', 'Bebeğim senin hediyen benim' gibi cümleler sizi bugüne kadar kurtardı. Ama sevgilinizin gözlerini bir uçtan bir uca devirdiği an da gözünüzün önünden gitmedi.  Bu sene edebiyatı bırakın, biraz kafayı çalıştırın. Hem vakitten, hem nakitten tasarruf edeceğiniz son dakika sürprizlerini sizin için seçtik.  Laf aramızda içlerinde Sınırsız Sinema Bileti de var. Nasıl mı? Galerinin sonunda!