Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Klinik Psikolog Dr.Kahraman Güler Profil Resmi

Klinik Psikolog Dr.Kahraman Güler

Psikologca Konuşalım

icon

Hakkında

Psikoterapist/Eğitmen Klinik Psk. Dr Kahraman GÜLER, İstanbul Aydın Üniversitesi Klinik Psk Bölümü öğretim üyesidir. 46lik Dergi genel yayın yönetmeni ve yazarlarındandır. PsikoTalk Psikogösteri programının sunucusu ve yaratıcısıdır.
icon

Tüm İçerikler

görsel

Sevmeyi Biliyor muyuz?

Sizin Sevgi Diliniz Ne?Chapman’a göre sevgi, dilimizdeki en önemli sözcüklerden biridir ve hayatımızda edindiği yer konusunda dünyevi ve dini tüm düşünürler aynı paydada buluşmuştur. İnsan doğası sebebiyle sevgiye daima ihtiyaç halindedir, yalnızlık, toplumdan izole edilmek insan ruhunu adeta kemirir. Aşk ile sevgi arasındaki fark, yüzyıllardır süregelmiş bir tartışma konusudur. Dr. Peck’e göre aşık olmayı sevgiden ayıran 3 kavram vardır. Bunlardan ilki, aşkın irade dışı bir eylem olması. İkincisi, herhangi bir çaba gerektirmemesi ve üçüncüsüyse kişinin kendi ya da karşındakinin gelişimine önem vermemesidir. Kişi buna önem vermez çünkü zaten mutluluğun zirvesindedir ve karşısındakinin de mükemmel insan olduğu fikrini benimsemiştir. Dr. Peck, tüm bu sebeplere dayanarak aşkı içsel ve dışsal cinsel uyarıcıların bir bileşimi olarak tanımlamıştır. Aşkı en iyi haliyle yaşamayı ister ancak yer yer zorluklar yaşarız. Bir şeyler ilişkimizi doyumla yaşamamızı engeller. Ancak bunun ne olduğunu bilmez, tanımlayamayız. Tam da burada aklıma Gary Chapman’ın '5 Sevgi Dili' tanımlamaları geliyor. 5 sevgi dili kuramının kurucusu Chapman, duygusal sevgiyi göstermenin sayısız yolu olsa da temelde incelediğinde yalnızca beş tane olduğunu saptamıştır. Örneğin evlilikte aşkı canlı tutmak konusunda medyada ya da literatürde çokça fikir belirtildiğini görürüz. Chapman’a göre aslolan sevgimizi etkili ve uygun biçimde aktarabilmektir ve bunun yolu da eşlerin birbirlerinin birincil sevgi dillerini öğrenmesinden geçer. Nasıl her kültür ya da milletin ayrı bir dili, lehçesi varsa insanların da aynı şekilde çeşitli sevgi dilleri vardır. Bu bağlamda eğer iki partner farklı dilleri konuşuyorsa birbirlerine ulaşmaları da o kadar zor olacaktır.
4 Ocak, 10:24
görsel

Bilinmeyene Yolculuk

Hayatı, olayları ve ilişkileri deneyimlerken pek çok anlam ortaya koyarız. Olaylar arası bağlantılar kurar, ilişkileri yorumlarız. Gözlemlerimizi tanımlar, kişi ve olayları birtakım sıfatlarla açıklarız. Ancak hayatımızdaki hiçbir şey temelde algıladıklarımızla, farkında olduklarımızla, gördüklerimiz ve değerlendirdiklerimizle sınırlı değildir. Bir de bilinmeyen, tanınmayan ve farkında olunmayanı vardır yaşananların.
28 Kasım 2021
görsel

Karamsarlık

Karamsarlıktan bahsetmeden önce önyargıdan söz etmek istiyorum. Önyargı, bir kimse veya bir şeyle ilgili olarak belirli şart, olay ve görüntülere dayanarak önceden edinilmiş olumlu veya olumsuz peşin hüküm ve peşin fikirdir. Böyle düşünüldüğünde sizce karamsarlık duygusunun bir önyargısı var mıdır? Önyargılar kesin ve net olarak kalıplaşmış zihinsel düşüncelerdir bundan hareketle karamsarlık önyargısı kötü şeylerin olma ihtimalinin abartılmasına neden olan bilişsel bir ön yargıdır.
15 Eylül 2021
görsel

Önü Açılırsa Bu İşte (Futbolda) Bünyamin Yürür

Normalde çok fazla futbol alanında yazmayı tercih etmeyen biriyim. Endüstriyel futbol haksız rekabeti yarattığı için belki de biraz tepkiliyim. Ama neyse konumuz bu değil. Endüstriyel futbola rağmen var olmaya çalışan mücadeleci futbolculardan birine değineceğim. Futbolcu olma hayallerimin devam etme yıllarının geçtiği sokaklara gittiğimde AMED Sportif Kulübü’nün 8 numara pozisyonunda oynayan futbolcusu Bünyamin Yürür ile sohbet etme imkanı buldum. 21. yüzyıl futbolunda yaşanan değişim ve dönüşümlere uygun kişilik özellikleri, yaptığı işe bağlılığı ve bireysel oynamıyor oluşu onu diğerlerinden farklı kılıyor. Ondan duyduğum en güzel cümle futbol oynama tarzının kişilik yapımızla bir ilgisi olduğunu söylemesi. Kendisini tam bir takım oyuncusu olarak tanımlıyor.
19 Ağustos 2021
görsel

Aşk Her Şeyi Affeder mi?

Aşk, her bireyin hayatını gerek olumlu gerek olumsuz şekillerde etkileyebilme gücüne sahip önemli bir olgudur. Herkesin bazen zorlayıcı bazense geliştirici aşk deneyimleri vardır. Kimi için bir yaşam alanıyken kimi için savaş alanıdır aşk. Her bir birey ise bu olguyu yetiştiği ortama, aile ilişkilerine, bakım veren tutumlarına, toplumsal değerlere, sosyal ortamlara göre farklı deneyimleme kapasitesine sahiptir. Bizler dünyaya geldiğimiz ve yetiştiğimiz çevre bağlamında ilişkileri yaşamayı, yönetmeyi ya da yönetememeyi, sürdürememeyi öğreniriz. Bu öğrenimlerimiz ise hayatımızın büyük bir alanını kaplayan aşk deneyimlerimizi ciddi anlamda etkilemekte, partner tercihlerimizi ve ilişki kalıplarımızı belirlemektedir. Bazılarımız ilişkilerde fedakar bir rol üstleniriz. Bazılarımız kaçıngan, bazılarımız bağımlı, bazılarımız otoriter, cezalandırıcı ya da affedici olabiliriz. Bazılarımız anlayışlıyızdır, bazılarımız saldırgan, bazılarımızsa şüpheci.
9 Ağustos 2021
görsel

Toplumu Dışlayan Çocukların Notları: İnsan Bütün Acılarından Daha Büyüktür!

Gülüşünün eksikliğiyle uyandım bugün;bütün gece titremem, keşke soğuktan olsaydı.Tedirgin bir sarmaşık gibi dolanmıştım onun hayatına, ne zaman gözümün önünden kaybolsa sanki bir bavula toplayıp kendini, gelen ilk trene atlayıp gidecek gibi hissediyordum. Nedenini bilmediğim bir korku; bazen elimden tutup götürüyordu beni sanki yıllarca yol uzağa ve bütün kırgınlıklarımı elime verip kendi hayatımı sorgulatıyordu. Bu, bazen öyle ağır geliyordu ki yer yer yok olmak daha iyi bir çözüm gibiydi sanki. Bazen beni de öylece koysa bir bavulun en küçük cebine, alıp götürse bunca düşüncenin içinden diyordum.
13 Haziran 2021
görsel

İnsan Kimdir?

Keşke bütün pişmanlıklarmızı da içip içip işeyebilseydik.
5 Haziran 2021
görsel

EMDR: Prens Harry'nin Kullandığı Travma Tedavisi Nedir?

Prens Harry, Oprah Winfrey ile AppleTV'de The Me You Can't See adlı yeni bir belgesel dizisi yayınladı. Serinin 3. bölümünde, terapinin kendisine ne kadar yardımcı olduğunu anlatıyor ve hatta kameraların onu “Göz Hareketini Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR)” adı verilen belirli bir terapi yönteminden geçirirken kayda alınmasına izin veriyor.Bölüm sırasında Sussex Dükü, yaklaşık 5 yıldır terapi sürecinden geçtiğini söyledi ve bir terapistin bize rehberlik edebilecek, kendi hayatımızda acı hissettiğimiz zaman ve bundan nasıl kurtulacağımız konusunda farkındalık yaratabilecek kişi olduğunu belirtti.  Harry, EMDR'nin her zaman denemek istediği bir şey olduğunu söyledi.
25 Mayıs 2021
görsel

46'lık Dergi: Fikrin Cezai Ehliyeti Olmaz

Sevgili Onedio okurları bugün size Türkiye geneli yayın yapan 46’lık derginin çalışma ekibinin 46’lık dergiye dair fikirlerini paylaşacağım. Benim çocukluktan beri en büyük hayalim fikirleri ve duyguları herhangi bir sansüre maruz kalmadan kimseye de küfür etmeden açıkça ortaya konulması ve bunu yapanlardan biri olmaktı. Bunların çocukluk yaşantımda tanıklık ettiğim toplumsal ve bireysel deneyimlerin etkisi olduğunun farkındayım. İçinde bulunduğumuz toplumsal koşullar, bizi çevreleyen dış dünya sürekli kendimize sansür uygulamamıza neden oluyor. Hangimiz baskılanmadık ki? Neyse, siz anladınız.
21 Mayıs 2021
görsel

Dil Susunca Beden Konuşur

Sık sık bedensel yakınmalar yaşıyorsanız sizde “Psikosomatik Hastalıklar’’ baş göstermiş olabilir. Peki bunun bende olup olmadığını nasıl anlarım? Bazen doktor doktor gezeriz fiziksel semptomlarımız, ağrılarımız, sızılarımız, kaşıntılarımız, döküntülerimiz, nefes darlığımız, saç dökülmelerimiz, kalp çarpıntılarımız ya da adet düzensizliklerimiz nedeniyle. Hatta bunların yaşanması için hiçbir sebep olmadığını söyleyen o doktora güvenmeyiz. Yeni ve daha iyi bir doktor arayışına gireriz. Olur da o da aynısını söylerse; var olan semptomlarla başa çıkmayı dener, çıkamayınca bir arayışa daha gireriz. En son gittiğimiz doktora, daha önce bunun için çok fazla tetkik yaptırdığımızı ama hiçbir şey çıkmadığını söylediğimizde ise bir tetkik de kendisi yapar ve ardından bizi bir psikolog ya da psikiyatriste yönlendirir. İşte burası şaşırtıcıdır. “Benim var olan, yer yer görülebilen, yer yer de hissedilebilen bu semptomlarıma psikolog/psikiyatrist ne yapabilir ki?” diye düşünürüz. Olur da bir şans verir denersek, öğreniriz ki buna “Psikosomatik Hastalıklar” deniyormuş.
5 Mayıs 2021
görsel

Neden Bazı İnsanlar Her Zaman Haklı?

Haklıyım!Bence bu konuda ben haklıyım!Kim ne derse desin benim dediğim doğru!
1 Mayıs 2021
görsel

Bir Narsistle mi Yaşıyorum?

Sanırım bu yazıya “narsist”in ne olduğunu açıklamakla başlamalıyım. Kısaca tanımlamam gerekirse; “kendini üstün görme”, “aşırıya kaçacak oranda hayranlık beklentisi” ve “empati yoksunluğu” kavramlarının bir araya gelmesiyle oluşan bir örüntüdür. Özellikle duygusal ilişkiyi bir narsistle yaşıyorsak, burası bizim için oldukça yorucu olacaktır. Hatta birçoğumuzun narsistlerle yaşadığını ancak bunu bilmediğini söyleyebilirim. Ancak bu yazımda size bunu fark edebilmenin sırlarından bahsedeceğim. Eğer aşağıdaki soruların yanıtları sizin için de “evet”se…
17 Nisan 2021
görsel

Mükemmeliyetçi Olduğunu Nereden Anlarsın?

“Mükemmel”, “Mükemmeliyet”, “Mükemmeliyetçi”…  Çoğu zaman kulağa hoş gelen, iyiyi ve başarıyı temsil ediyormuş gibi görünen cümlelerdir. Hatta pek çoğumuza cazip geldiği gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Ancak gelin görün ki, mükemmeliyet kavramı bize çağrıştırdıkları gibi, hayatımıza katkılar sağlayan, bizi daha iyiye ve başarıya götüren, yenilmez kılan bir şey değil. Çünkü burada belirlediğimiz yüksek standartlar, ulaşamayacağımız kadar yüksektir. İşin kötü tarafı, sadece yüksek standartlara ulaşmak da yetmez, aynı zaman da hata da yapılmamalıdır. Eminim bu zorlu yolculuğu tanıdık bulanlar olacaktır. Bir de tabi ki “Acaba ben..?” diyenler… O zaman hep birlikte bakalım mükemmeliyetçi kişilerin özellikleri nelermiş?
10 Nisan 2021
görsel

Ben En Çok da Kaygılanmaktan Kaygılanıyorum

Bazı zamanlarda hepimizin yaşayabildiği bir duygudur kaygı. Bazen durumsaldır, bazen ise genele yayılmıştır. Genele yayılması demek, hayatımızın büyük bir alanını kaplıyor ve işlevselliğimizi düşürüyor demektir aslında. Nedenini bir türlü anlayamadığımız bir huzursuzluk hali sarar dört bir yanımızı. Bunları düşünmekten ana odaklanamıyor, yediğimiz yemekten, içtiğimiz sudan, ettiğimiz sohbetten bile bir şey anlamıyoruzdur. Bazen tam olarak neyden kaygılandığımızı bilmeden adeta kaygılanmaktan kaygılanıyoruzdur. Ancak burada eklemek istediğim ve önemli gördüğüm bir nokta da kaygının hayatımızdaki önemidir.Kaygı belirli seviyede olduğunda hayatımızı kurtarabilir, başarıyı beraberinde getirebilir. Şöyle düşünelim, bizim için önemli olduğunu düşündüğümüz bir sınavla karşı karşıyayız. Bu sınav hayallerimize atacağımız ilk ve en önemli adım niteliğinde. Eğer hiç kaygılanmazsak bu sınava çalışmaz, elimizden geleni yapmaz, yeterince emek vermeyiz. Ancak buradaki kaygı harekete geçirecek ve hedeflerimize götürecektir. Peki kaygılanmaktan kaygılanmak dediğimiz, hayatımızı esir alan, bizi yavaşlatmaktan ziyade adeta durduran o yoğun kaygıyla nasıl başa çıkacağız?
17 Mart 2021
görsel

“Babana Bile Güvenme” Cümlesi Hayatımıza Hakimse, Ne Yapmalı?

Hem duygusal hem sosyal ilişkilerde, hem akademik hem de iş hayatının içinde yer yer yaşadığımız güven problemi artık neredeyse tüm yaşamımızı kaplıyor. Hatta bu problem bizi rüyalarımızda bile rahat bırakmıyor. Kabusa dönüşen o rüyalarda partnerimizin bizi aldattığına, iş arkadaşımızın ayağımızı kaydırdığına şahit oluyoruz. Her geçen gün etrafımıza daha güvenilmez insanları çekiyor ve her geçen gün güven problemimizi güçlendiriyoruz. Bu problem bazılarımızda daha sık bazılarımızda daha şiddetli seyrediyor. Bazılarımızda işlevsel düzeyde kalırken bazılarımızda hem iş hem de ilişki hayatımızı olumsuz yönde etkiliyor. Her an zarar görecek, her an kötülüğe maruz kalacak, aldatılacak ve kandırılacakmışız gibi hissediyoruz. Genellikle kökeni çocukluk ve ergenlik dönemlerine ait olan bu problemi yenmenin yolları mevcut mu? Tabii ki!Bakalım güven probleminden kurtulmak için neler yapabiliriz?
5 Mart 2021
görsel

Utangaç Olduğunu Nereden Anlarsın?

Sosyal ve akademik hayatın, iş hayatının, toplumsal ortamların, grup ve toplulukların içerisinde, kendimizi ifade etmemiz gerektiğinde, gözler üzerimizdeyken, söz hakkı bize geçtiğinde içimizi yoğun bir korku ve kaygı kaplar. Bu kaygı, birtakım fizyolojik semptomlara, gözle görülür belirtilere neden olur. Belirtilerin herkes tarafında fark edildiği, rezil olduğumuz, küçük duruma düştüğümüz, insanların bizi küçümsediği düşüncelerine neden olur.Bu düşünceler ve belirtilerin tekrarlanmaması gayesi, bizlerin sosyal ve toplumsal ortamlardan kaçınmasına, kaçamasak bile girdiğimiz ortamda geri planda kalma isteğimize neden olmaktadır. Bize soru sormasınlar, bize bakmasınlar, konu bize gelmesin isteriz. Bazen zihnimizde birtakım sorular ve cevaplar belirse de yoğun bir ketlenme hali hakimdir. Bazense karşı çıkma isteği, hakkımızı savunma arzusu içimizi kaplasa da cevap veremez, sonrasında da cevap veremediğimiz için kendimize kızar, yoğun bir suçluluk yaşarız. Bu bahsettiklerim, utangaçlığın hayatımıza yansımalarıydı. Ancak utangaçlığı daha pek çok maddede incelemek mümkündür. Utangaç olduğunuzu düşünüyor musunuz?
26 Şubat 2021
görsel

Bağlanma Korkusu Yaşadığımızı Nereden Anlarız?

Bağlanma korkusu, bir ilişkiyi sürdürme ya da ilişkiye bağlanmaktan korkma anlamını taşır. Birey, kişisel alanına girileceği, özgürlük alanlarının engelleneceği, iradesini kaybedeceği yönündeki düşüncelere kapılır. Bu durum ise ilişkiden aldığı/alacağı doyumu engeller. Tutarlı ve düzenli ilişkiler yaşamasının önündeki engel haline gelir. Nedenini bilmediği ayrılıklar, sebepsiz kaçınmalar gözlemlenir. İlişkiye baktığımızda bir şeylerin yolunda gitmediğini ve tutarsızlıkları gözlemleyebiliriz. Ancak bu tutarsızlıkların nedenini tam olarak bilmeyiz. Peki asıl önemli soru; “Bağlanma korkusu yaşadığımı ya da partnerimin bağlanma korkusu yaşadığını nasıl anlarım?”.
11 Şubat 2021
görsel

Bir Z Kuşağı Sorunsalı: Aşağı Bakmama

Son zamanlarda z kuşağının ne yapması gerektiği ve nasıl olması gerektiğine dair birçok şey yazıldı çizildi. Çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinliğini sürekli olarak kendisine ne yapılması gerektiğini kendi ihtiyaçları üzerinden dayatan bir sistem içerisinde geçiren Z kuşağı; kendini var etmeye çalışırken yine aynı sistemin kendi temel insani haklarını gasp etmesinden herkesin aldığından daha fazla nasibini almıştır.  Adeta kendi karar mekanizması elinden alınmış bütün kaynakları gasp edilmiş ve sürekli olarak yoz, tembel, işe yaramaz, değerlerinden kopuk ve daha saymakla bitmeyecek bir sürü etiketlenmeye maruz bırakılmıştır.
3 Şubat 2021
görsel

Kusurlu Hissettirenlerin İlginizi Çekmesinin Nedenleri

Öncelikle neden sizi kusurlu hissettiren insanlara yöneldiğinizi anlamanız gerekir. Bunun nedenlerinden biri çocuklukta sürekli yargılayan, eleştiren ebeveyn tutumlarıdır. Sürekli eleştirilen çocuk, kusurlu olduğuna inanır. Ben kusurluyum inancı, erişkin hayatında da devam eder. Kusurlu olduğuna inanan yetişkin de kendini kusurlu hissettirecek insanlarla ilişki içinde olur.
28 Ocak 2021
görsel

2020 Bir İnsan Olsaydı 2021 de Tokat Olur muydu?

Demode konular yazmaya bayılırım, yılı geç değerlendirmeye böyle almış oldum. Öbür taraftan şu zaman parçasına suç atmamak için emin olmak istedim. Önce 2020 nasıl gördüm sonra 2021 nasıl anladım öyle yazacam. Eğer 2020 bir insan olsaydı yaprak dökümündeki Ali Rıza karakteri olurdu, bizde ağzımın tadı bozulmasın diye susmayı isteyen karısı gibiyiz. Hatırlayın filmde adamın başına gelmeyen kalmadı, dayandı dayandı en son tükendi. Umarım tabloyu hayal ettiniz. ZİRA HAYAL GÜCÜ İYİDİR. HEPİMİZ SÜREKLİ 2020 BİZİ MAHVETTİ DEDİK, ÖYLE YORDU BÖYLE ÜZDÜ DEDİK AMA BİR DE EMPATİ YAPIN. 2020’nin başına neler gelmedi ki ama o ne yapsın netice bir zaman parçası kendiliğinden akıyor. Belki düz belki de eğri ama diğer tüm zamanların devamı-öncesi-sonrası... Biz bu zaman parçasına 2020 dedik. Oysa o akmakla yükümlü, biz yaşamakla. O akıyor biz yaşıyor sanıyoruz. Aslında bize öğrettiği çok şey var bu zaman parçasının.
16 Ocak 2021
görsel

Her Zorlayıcı Duygu ve Durumda Psikoloğa mı Gitmeli?

Pek çoğumuzun zihnini kurcalayan konulardan biridir; ruhsal anlamda zorlandığımızda neler yapabileceğimiz ve ne zaman destek arayışına gireceğimiz... Tabii ki yaşanan her zorlukta, her yıpranmışlıkta ya da her çatışmada her zaman bir uzman desteği almak mümkün olmuyor. Bu nedenle bir ruh sağlığı uzmanı olarak zorlayıcı duygu ve koşula karşı destek arayışına girmektense bireylerin baş edebilme gücünü geliştirmek, öz yeterliliği sağlamak ve iyileşmek adına bireysel anlamda yapılabileceklerine yönelik farkındalık kazandırmayı tercih ediyorum. Çünkü hayatın zorluğu ve içerisindeki çatışmalar bitmeyecek ve bu anlamda çözüm yolları geliştirebilmemiz kişiyi hayata ve hayatın zorluklarına karşı daha güçlü kılacak. Kaçınma, bırakma, pes etme ya da boyun eğme yerine savaşma, çözüm yolları geliştirme ve üstesinden gelme gibi koşulları sağlamamız, iyileşmeyi gerçekleştirmemiz mümkün. Peki o zaman gelelim yazının en önemli kısmına: “Duygusal bir sorun yaşadığımda iyileşmeyi nasıl sağlayabiliriz?”
8 Aralık 2020
görsel

Seni Aldatmam Gereken Konular Var

Son günlerde SADAKATSİZ dizisiyle sıkça tartışılan aldatma ve sadakat kavramlarını sorgulamaya ve bu iki kavramı toplumsal cinsiyet tutumlarından ayrı olarak ele alalım. Sadakat güçlü ve içten bağlılık anlamına gelir. İnsan neye güçlü ve içten bağlı ki? Nerden çıkardık bu kadar sağlam olduklarını. Sadakatsizlik bir seçim mi yoksa sadakat insana dayatılan ve yukardan indirilen bir yük mü? İnsanlar biyolojik açıdan çok eşli, toplumsal değerler kültürel bağlamda tek eşlidir. Bu arada bu her cinsiyet içinde geçerlidir. Doğada farklı canlı türleri farklı eşlilik biçimleri gösterir.  Eğer toplumsal anlamda kabul görmek için birine tek eşli olma sözü verdiysek işte o zaman durumun çok boyutlu ele alınması lazım. Evlilik sınırlarının ihlali olan aldatma, ister açıkça var olan ister gizli bir durum olsun, evlilikle birlikte verilen sözlerin bozulması anlamına gelmektedir.
2 Aralık 2020
görsel

İzmir Depremi ve Diğerlerine Gamsızlık

Diğergamlık, birlikte iyi olmaktan iyilik duymakla da ilgili. İyi olmak için başkasının kötü olmasına ihtiyacımız olmadığını bilmenizi isterim.  Bu yazıyı bir grup canlı iyice anlasın diye tane tane ve basitçe yazacağım umarım bu kadarını anlarlar. Doğal felaketlerin birçoğu insanların tutum inanç, düşünce ve yaşam tarzlarından etkilenmez, insan kaynaklı felaketlerde aşağılık komplekslerinden kopamamış para ve hırs hedefli değer ve inanç kullananlardır. Özellikle deprem gibi bir felaket bu durumdan uzaktan yakından alakalı değildir. İnsanlık değerlerini bir miktar bilen kişiler başkalarının acılarına tanıklık etmeyi öğrenmiş kişilerdir.  Tolstoy  bunu en güzel “Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın.”  sözüyle açıklamıştır.
2 Kasım 2020
görsel

Herkes Biraz Normaldir Çoğunlukla Anormal: Bir Şey Olma Telaşının Hiçbir Şeye Dönüşmesi

İçinizdeki anormal normali bulmaya çalışmak yapılabilecek en havalı iştir. İnsan olmak aramak mı? Anlamak mı? Bir norma sığmak mümkün mü? Kim bu normal insan? Normu kim belirliyor? Kendi normlarımızı belirleyebiliyor muyuz? Normal insan kavramı herkese göre değişecektir ama normal insanı az çok tanımlayacak olursak içinde bulunduğu toplumsal koşullara uyum sağlayabilen bazen kendi olmayı geri plana atabilen özellikleri taşıması gerekmektedir. Ben ve diğerleri arasında doğru yerde durabilendir. Bir örnek doğru yer: kendi mutluluğum için bir sevgiliye ihtiyacım var ama onunda mutluluğa ihtiyacı var. Birbirinin iyiliği olmak. Dünyanın neresine giderseniz gidin Maslow’un da bahsettiği gibi insanların temel evrensel ihtiyaçları vardır. Maslow’a göre insanların temel evrensel ihtiyaçları nefes almak,  boşaltım, uyku, yemek, içmek, cinsellik daha sonra bunları güvenlik vs takip eder. Bir insan temel evrensel ihtiyaçlarını karşılamadığı sürece gidebildiği tüm noktada eksiktir.  Toplumla savaşını bitirmediği müddetçe de aynı eksikliğin içinde kalır. Normal insan kendi ihtiyaçlarını reddetmeyendir. Bağlanma ihtiyacı buna gruplara bağlanma ihtiyacı da dahil, özerklik ihtiyacı, ifade ihtiyacı, spontan olma ihtiyacı, doğru sınırları öğrenme ihtiyacı. Aslında köşemdeki ilk yazımda biraz değinmiştim. Ama yine de bu kavram değişkendir.
29 Ekim 2020
görsel

Beceriksiz Hissetmenin Nedeni: Bağımlı Büyümek

“Beceriksizim, başkalarına ihtiyacım var.” İnsan insana bağımlı olur mu hiç?Size kendiniz olma fırsatı verilmemiş bir ortamda büyümek ya da her istediğinizin yapılmış olması size eşit miktarda zarar verir nerdeyse. Siz kendi potansiyelinizi test edecek bir alana bırakılmadıysanız potansiyelinizin ne olduğunu asla bilemezsiniz. Bağımlı kişiler çocukken aşırı kollanmış, kendi kararlarını almasını engellenmiş, kendi işlerini yapmasına fırsat verilmemiştir. Bir diğer ihtimal de şudur; yaşınızdan ve eğitim seviyesinden çok daha büyük kararlar almak zorunda bırakılmış olabilirsiniz yani fazla korunmasız kalmak ile ilgili bu, böylelikle karar vermek sizin için korkulu bir şey haline gelmiş olabilir. İyi şeylere çok maruz kalmakta insanın kimliğine zarar verir. Stres bir miktar geliştiricidir.  Ama unutmayın bir miktar.
18 Ekim 2020
görsel

Beni Bulan Olursa Bana Haber Versin

Değişen, dönüşen ve  gelişen dünya da insanın kendini keşfi nasıl olacak, kendini nasıl iyi hissedecek, mutluluk var mıdır gibi sıkça zihni meşgul eden sorulardır.  Söz konusu bu tarz bir konu konuşmaksa  insandan başlamalıyız.  İnsan kendini tanımlayabiliyor mu? İnsan kendini tanıyor mu?  Bir şeyi doğru ölçebilmek için ölçüm aracımızın sağlıklı ölçüm sonuçları veriyor olması  gerekiyor, eğer ölçüm aracı aynı nesneleri sürekli yanlış ölçüyorsa bir problem vardır .  İlk önce yapılması gereken sorunları doğru tespit etmektir. İnsanın kendini tanıması kendini anlaması kendine dair bir çerçeve çizmesi gerekiyor. Eğer insan kendini bir yere konumlandıramıyorsa kendine sınır çizemiyorsa  başkasının sınırında da duramaz yani başkasının da hayatını talan edebilir. Bu tuhaf ve içinden çıkılamaz kargaşa insanı daha çok içine çeker. Stres huzursuzluk ve bir sürü ilişki problemini meydana getiriyor. Suçluluk duygusu, değersizlik depremleri ya da  yetersizlik çukuru ve daha bir sürü şeyin içinde kendini bulursun.
10 Ekim 2020
görsel

EL ALEM TERÖR ÖRGÜTÜ: Onedio, BUnedio, peki BEN ne diom

Kanıtlayamam ama yemin edebilirim böyle bir örgütün varlığından, burnumuzun dibinde, evimizde, sokakta, aşkta, içimizde, paylaştıklarımızda, ağzımızın içinde HER YERDE. Cehaletin örgütlenmiş halinin bütün eğitimli insanları yönetmesi gibi bir gücü de var. Örgütü hayatımıza aşağıda cümlelerle girer: Eğer uslu bir çocuk olursan sen de Noel Babayı görebilirsin. Eğer derslerini bitirirsen oynayabilirsin. Eğer yaramazlık yapmazsan çikolatayı yiyebilirsin. Eğer çok para kazanırsam kadınlar beni ister. Eğer her onun istediği gibi giyinirsem beni kabul eder.   Bu cümleler kendimizi olumsuz, sevgiyi hak etmeyen, önemsiz ve fazlalık hissetmemize neden olur. Ve örgüte böylelikle dahil oluruz, tek amacımız sevgi ilgi ve kabul görmek için ne isterlerse yapmak, gönüllü olduğumuzdan değil sevgi, ilgi ve kabul ihtiyacından.
8 Ekim 2020
görsel

Yeterince İyi İlişki Nasıl Olur?

Hayatımıza aldığımız insanlar çoğu zaman kendimizi daha iyi hissetmek ve var olan iyilik halimizi daha da arttırmak için bize güç verirler ama bazen hayatımızda olması gerekenden daha fazla yer almaya çalışarak bize daha az yer bırakırlar. Bu da bizim hareket alanımızı, özerkliğimizi zedeler. Bu bazen bize iyi bir şeymiş gibi gözükse de çoğu zaman kendimizle ilgili yetersiz hissetmemize, mücadele gücümüzün düşmesine ve tek başımıza bir işi başarma gücümüze zarar verir. Çünkü bu bizim yukarıda bahsettiğimiz durumlar hakkındaki yetersizlik inancımızı besler. Örnek vermek gerekirse; sizinle ilgili önemli kararları vermeye çalışabilir, sizin problem yaşadığınız durumları çok fazla orada olarak besleyebilir. Çünkü siz aktif mücadele etmeyi sergilememiş olursunuz. Daha agresif bir ifade ile hayatımızda çok fazla olan insanlar, bizi fazla kontrol etmeye, çok fazla sahiplenmeye ve kıskançlık benzeri davranışlar sergilemeleri olarak da açıklanabilir. Bu durum ilerleyen zamanlarda ne giydiğinizden, ne yediğinizden ve kiminle zaman geçireceğinize kadar uzayıp gider. İyi bir ilişkide bunların dozuyla ilgili çok daha farkında olarak ilgi ve sevgi ile karıştırmayız. Hatta iyi bir ilişkide bazen ilgi ve sevgisizlikle mücadele etmeyi öğreniriz. Bu gerektiğinde olmaması gereken bir partnerin özelliği olarak değerlendirilebilir. O zaman partnerimiz ne zaman olsun?
29 Eylül 2020
görsel

Bir Sorun Var Ama Anlayamıyorum

Günlük hayat akıp devam ederken biz kendimizle, insanlarla ve dünyayla ilgili yeni bilgiler edinir ve bu bilgilerle hayatımızı daha yaşanılır kılmaya çalışırız ancak kendimizle, insanlarla ve dünyayla ilgili sahip olduğumuz bazı inançlar sağlıklı ilişkiler sürmemize engel olurlar. Eğer aşağıda sıraladığım maddelere benzer sorunlar yaşıyorsanız, şemalar hayatınızda etkin haldedirler demektir. Bu arada şemalar kendimizle, diğer insanlarla ve dünyayla ilgili işlevsel olmayan duygu, düşünce ve davranışlardır. Haydi şimdi bakalım :)
17 Eylül 2020