Herkes Bir Yerde, Peki Siz Neredesiniz? Yaz Mevsimi, FOMO ve Başkalarının Hayatında Kendini Kaybetmek
Telefonunuzu yalnızca birkaç dakikalığına elinize aldığınızı düşünün. Biri sahilde kahvesini içiyor, biri uzun zamandır görmek istediğiniz bir şehirde geziyor, bir başkası kalabalık bir masanın etrafında gülümsüyor. Siz ise birkaç dakika önce size son derece olağan, hatta belki huzurlu görünen odanızda oturuyorsunuz. Fakat ekranı kapattığınızda odanın ışığı değişmese bile hayatınıza bakışınızın değiştiğini fark ediyorsunuz:
“Ben neden orada değilim?”
“Yazımı yeterince iyi geçiriyor muyum?”
“Herkes yaşarken ben yalnızca seyrediyor olabilir miyim?”
Psikolojide bu deneyimi açıklamak için kullanılan kavramlardan biri FOMO’dur.
Fear of Missing Out, yani bir şeyleri kaçırma korkusu. Ancak FOMO, yalnızca katılamadığımız bir etkinliğin yarattığı kısa süreli üzüntü değildir. Çoğu zaman korktuğumuz şey bir tatili, konseri ya da buluşmayı kaçırmak değil, hayatın bizden uzakta, başkalarının bulunduğu bir yerde daha yoğun ve daha gerçek yaşandığı ihtimalidir. FOMO, bir yerde bulunamamaktan çok, insanın kendi hayatında tam olarak bulunamamasıyla ilgilidir.
Yaz mevsimi uzun zamandır dinlenme, yenilenme ve hayatın ağırlığından uzaklaşma fikriyle ilişkilendirilir. Fakat günümüzde yaz yalnızca yaşanacak bir mevsim değil, doğru biçimde yaşanması gereken bir performans alanına dönüşmüş durumda. Tatile çıkılmalı, yeni yerler görülmeli, arkadaşlarla buluşulmalı, eğlenceli etkinliklere katılmalı ve bütün bunlar görünür kılınmalıdır. Yazın güzel geçmesi yetmez; güzel geçtiğinin başkaları tarafından da anlaşılması beklenir. Böylece insan, gerçekten iyi hissedip hissetmediğini düşünmek yerine hayatının dışarıdan yeterince iyi görünüp görünmediğini sorgular. Modern insanın yalnızca çalışırken değil, dinlenirken de üretmesi, gelişmesi ve kendisini gerçekleştirmesi beklenir. Tatil bile dinlenme zamanı olmaktan çıkar, başarıyla tamamlanması gereken bir projeye dönüşür.
Kaç şehir görüldü?
Kaç etkinliğe katılındı?
Kaç unutulmaz an biriktirildi?
Oysa sürekli unutulmaz an üretmeye çalışan bir insan, yaşadığı anların ne kadarını gerçekten hissedebilir?
Kendi Kulisimizi Başkasının Sahnesiyle Kıyaslamak
Sosyal medya hayatın tamamını değil, seçilmiş ve çoğu zaman özenle düzenlenmiş anlarını gösterir. Tatilde çekilen mutlu bir fotoğrafın öncesindeki tartışmayı, kalabalık masanın ortasında hissedilen yalnızlığı, yolculuğun maddi yükünü ya da fotoğraftan birkaç dakika sonra ortaya çıkan sıkıntıyı görmeyiz.
Karşımıza çıkan şey hayatın kendisi değil, hayatın gösterilmek istenen bölümüdür.
Sosyal medya bu nedenle bir belgeselden çok fragmana benzer. Fragman filmin tamamını anlatmaz, yalnızca en parlak sahneleri bir araya getirir. Sorun, zihnimizin zaman zaman bu fragmanı filmin bütünü sanmasıdır. Kendi hayatımızı içeriden yaşadığımız için bütün yorgunluklarımızı, belirsizliklerimizi ve sıradanlıklarımızı biliriz. Başkalarının hayatını ise dışarıdan, yalnızca onların göstermeyi seçtiği anlar üzerinden değerlendiririz. Böylece kendi kulisimizi başkasının sahnesiyle karşılaştırırız. Leon Festinger’in sosyal karşılaştırma kuramına göre insan, kendisini anlamak için başkalarına bakar. Ancak sosyal medya bu doğal eğilimi kesintisiz çalışan bir karşılaştırma makinesine dönüştürmüştür. Üstelik algoritmalar bize hayatın sıradan ortalamasını değil, dikkatimizi en çok çekecek örnekleri sunar. Böyle bir karşılaştırmanın ardından kendi hayatımızı yetersiz görmemiz şaşırtıcı değildir.
Arzuladığımız Şey Gerçekten Bize mi Ait?
FOMO yalnızca karşılaştırmayla değil, arzu meselesiyle de ilgilidir. Jacques Lacan’a göre insan, neyin arzulanmaya değer olduğunu çoğu zaman başkalarının bakışından öğrenir. Deniz kenarına gerçekten dinlenmeye ihtiyaç duyduğumuz için mi gitmek istiyoruz, yoksa yazın tatile çıkmayan birinin hayatı eksik kabul edildiği için mi? Kalabalık bir masaya gerçekten ihtiyaç duyuyor muyuz, yoksa yalnız görünmekten mi korkuyoruz? Bir etkinliğe deneyimi sevdiğimiz için mi katılıyoruz, yoksa dışında kalmış görünmemek için mi? Bazen insan deneyimin kendisini değil, o deneyimi yaşamış biri olarak görülmeyi arzular. Bir yerde bulunmaktan çok, orada bulunduğunun bilinmesini ister.Ancak başkasının bakışı üzerinden kurulan arzunun sonu yoktur. Gittiğimiz tatil yeterli gelmez, katıldığımız etkinliğin ortasında başka bir etkinliği merak eder, yanımızdaki insanlarla konuşurken başkalarının nerede olduğunu kontrol ederi çünkü ölçüt kendi ihtiyacımız değil, dış dünyanın sürekli değişen bakışı olduğunda hiçbir deneyim yeterli olmaz.
İnsan her şeyi kaçırmamak isterken içinde bulunduğu anı kaçırır.
Søren Kierkegaard, kaygıyı insanın önündeki ihtimallerle ilişkilendirir. Her seçim, seçilmemiş başka olasılıkların gölgesini taşır.
Olgunluk, bütün kapıları açık tutmak değil, seçtiğimiz kapıdan girdikten sonra sürekli koridora bakmamayı öğrenmektir.
Bir Şeyleri Kaçırabilmenin Huzuru
FOMO’nun karşısında son yıllarda JOMO’dan söz ediliyor. Joy of Missing Out, yani bir şeyleri kaçırabilmenin huzuru. JOMO hayattan çekilmek değildir. Her davete katılmak zorunda olmadığını, her konuşmanın içinde yer almanın gerekmediğini ve başkalarının değerli bulduğu her deneyimin bizim için de gerekli olmadığını fark edebilmektir.
“Orada değilim ama burada bulunmayı seçiyorum.”
Her yere yetişemeyeceğimizi, bütün hayatları yaşayamayacağımızı ve her seçimin bazı ihtimallerden vazgeçmek anlamına geldiğini kabul etmek eksiklik değil, olgunluktur. Belki de iyi bir yaz geçirmek, her yere gitmek ve sürekli anlatılacak anılar biriktirmek değildir. Bazen iyi bir yaz, insanın bir süreliğine kendisine yetişebilmesidir. Her masada bulunmak yerine oturduğu masada gerçekten var olabilmesi, her günü unutulmaz kılmaya çalışmak yerine bazı günlerin sıradanlığına izin verebilmesidir çünkü hayat yalnızca gösterdiğimiz anlardan oluşmaz. Bazen en sahici deneyimler, kimsenin görmediği ve paylaşılmadığı için değersiz sandığımız zamanların içinde gerçekleşir.
Belki de FOMO’nun bize yönelttiği asıl soru “Neleri kaçırıyorum?” değil,
Başkalarının hayatlarını takip ederken kendi hayatıma ne kadar eşlik ediyorum?
İnsanın asıl kaçırdığı şey, dönüp bakmadığı kendisidir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

