Pakistanlı Haberleri

Pakistanlı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Pakistanlı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

2013 Yılına Damga Vuran Olaylar
2013'e damga vuran Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu 2013 yılında Türkiye ve dünyada birçok önemli gelişmeler ve olaylar yaşandı. Türkiye için yıla damgasını vuran gelişme ise Taksim Gezi Parkı olaylarıyla başlayan süreçti. Parktaki ağaçların sökülmesini protesto amacıyla Mayıs ayının son gününde başlayan gösteri yurt geneline yayıldı. Türkiye dışında da ses getiren olaylar, bütün bir yılı etkisi altına aldı. İşte Milliyet'in derlediği 2013 almanağından, Türkiye ve dünyada yılın olayları   Ocak: Ustalara veda Türkiye ocak ayında basın, sanat ve edebiyat dünyasının önemli isimlerini sonsuzluğa uğurladı. Şarkıcı Şenay Yüzbaşıoğlu, edebiyatçı Metin Kaçan, dünyaca ünlü Türk ressam Burhan Doğançay, usta gazeteci Mehmet Ali Birand, 'Deprem dede' lakaplı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, yazar İsmet Kür ve sanatçı Ferdi Özbeğen'in ölüm haberleri ocak ayında peş peşe geldi. Yine ocak ayı içinde avukatlar için başörtüsü yasağı kalktı. Çözüm süreci kapsamında BDP Heyeti ilk kez İmralı'da Abdullah Öcalan'la görüştü.  Şubat: Amerikalı Sierra cinayeti Ankara'da ABD Konsolosluğu'ndaki canlı bomba saldırısı Şubat ayına damga vurdu. İstanbul Zeytinburnu'nda bulunan ABD'li Sarai Sierra cinayeti Türkiye gündeminden uzun süre düşmedi. Cumartesi annelerinin simgeleşen ismi Berfo Ana'yı (105) da yine bu ay kaybettik. Ay içerisinde Milliyet'te Namık Durukan imzası ve 'İmralı tutanakları' başlığıyla yayınlanan haber Türkiye'nin gündemini belirledi.  Mart: Öcalan'ın 'çekilin' çağrısı Mart ayına damga vuran en önemli olay Diyarbakır'da yapılan Nevruz Şenliği'nde Abdullah Öcalan'ın mesajının Türkçe ve Kürtçe olarak okunması ve Öcalan'ın PKK'ya yaptığı 'çekilin' çağrısı oldu. Bu çerçevede PKK'nın kaçırdığı 8 kamu görevlisi Kuzey Irak'a giden bir heyet tarafından Türkiye'ye getirildi. Geçirdiği kalp ameliyatının ardından uzun süre yoğun bakımda kalan Müslüm Gürses'in ölümü hayranlarını üzüntüye boğdu. Tiyatrocu Metin Serezli de Mart ayında yaşamını yitirdi.  Nisan: Akil insanlar Nisan ayının birinci gündem maddesi 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti'nin açıklanması ve 9'ar kişilik grupların 7 bölgede ziyaretlere başlaması oldu. İsrail, Mavi Marmara saldırısıyla ilgili Türkiye'den özür diledi ve tazminat görüşmeleri başlatıldı. Susurluk davasından hükümlü eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, denetimli serbestlik çerçevesinde 1 yıl tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Piyanist ve besteci Fazıl Say hakkında dini değerleri aşağıladığı iddiasıyla açılan davada 10 ay hapis ile cezalandırılması kararı çıktı. Hüküm 5 yıllık denetimli serbestlik şartıyla geri bırakıldı.  Mayıs: Reyhanlı ve Gezi Mayısta Türkiye tarihinin en kanlı terör eylemlerinden biri gerçeklişti. Hatay Reyhanlı'da belediye önünde patlatılan bomba yüklü iki araç nedeniyle 52 kişi yaşamını yitirdi. Mayıs ayının son günü ise Taksim Gezi Parkı'nda ağaçların sökülmesini protesto ile başlayan Türkiye geneline yayılan kitlesel olayların fitili ateşlendi. Çevik Kuvvet'in 30 Mayıs'ta Gezi Parkı'nda eylem yapan protestoculara müdahalesiyle başlayan olaylar yaz sonuna kadar sürdü.  Haziran: Gezi Parkı olayları Haziran ayı Taksim Gezi Parkı protestolarının kitleselleştiği, polis şiddeti ve protestoların dozunun arttığı bir ay oldu. Eylemcilerden 27 yaşındaki kaynak işçisi Ethem Sarısülük, Kızılay Güvenpark'taki gösteriler sırasında polisin açtığı ateş sonucu kafasından kurşunla vurularak yaşamını yitirdi. Ataşehir'de ise bir sürücünün otomobiliyle protestocuların arasına dalması sonucu Mehmet Ayvalıtaş yaşamını yitirdi. Eskişehir'de de 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz, sopalı saldırıya uğradı. Kafasına aldığı darbeler nedeniyle 38 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Korkmaz'ın dövüldüğü ana ilişkin güvenlik kameraları görüntüleri ülke genelinde tepkilerin artmasına neden oldu. Hatay'daki protestolar sırasında da Abdullah Cömert, kafasına aldığı darbe sonucu hayatını kaybetti. Adli Tıp Kurumu, Cömert'in, gaz fişeğinin kafasına isabet etmesi sonucu beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybettiğini belirledi. İstanbul 6. İdare Mahkemesi, Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin açtığı davada, belediyenin projesinin yürütmesini durdurduğunu açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Gezi Parkı'nda AVM projesinden vazgeçildiğini ve buraya bir kent müzesi yapılmasının düşünüldüğünü açıkladı. Protestolar devam ederken, Okmeydanı'nda evinden ekmek almaya çıkan 16 yaşındakiBerkin Elvan, gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralandı. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde karakol yapımına tepki gösteren çevre köylerden BDP'li grup ile güvenlik güçleri arasında çıkan arbedede Medeni Yıldırım öldü.  Temmuz: 5. yüz nakli Gezi Parkı eylemlerinin etkisi devam etti, birçok ilde eylemlere katılan kişilerle ilgili kimlik tespitleri ve gözaltılar yapılmaya başlandı. Türkiye'nin 5'inci yüz nakli ameliyatı, Akdeniz Üniversitesi'nde yapıldı. Muğla'da beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın yüzü ve çenesi, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan başkanlığındaki ekip tarafından, 1 yıldır nakil bekleyen 26 yaşındaki Recep Sert'e nakledildi.  Ağustos: Ergenekon davası Başbakan Erdoğan Başkanlığı'nda toplanan Yüksek Askeri Şura'da, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yeni komuta kademesi belirlendi. Öcalan'ın avukatlarının, 'yeniden yargılanma' ve 'cezasının infazının durdurulması' talebiyle yaptıkları başvuru Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce reddedildi. Yıllarca süren Ergenekon davasında karar açıklandı. Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ müebbet hapis cezasına mahkum edilirken CHP milletvekili Mustafa Ali Balbay toplam 34 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. CHP Milletvekili Mehmet Haberal ise cezası açıklandıktan sonra tahliye edildi.  Eylül: Suriye ile helikopter krizi   Eylül ayına damga vuran olay Türkiye'nin sınır ihlali yapan bir Suriye helikopterini düşürmesi oldu. M-17 tipi Suriye helikopteri TSK tarafından düşürüldü. Hükümet Eylül ayı sonunda Demokratikleşme Paketi'ni açıkladı. Bingöl M Tipi Ceza İnfaz Kurumundan aralarında terör örgütü mensuplarının da bulunduğu 18 tutuklu ve hükümlü tünel kazarak firar etti. Firariler ertesi gün kırsalda yakalandı. Alkollü içkilerin 22.00 - 06.00 saatleri arasında perakende satışını yasaklayan düzenleme yürürlüğe girdi. Sinema ve tiyatro sanatçısı Tuncel Kurtiz vefat etti. Kurtiz'in ölümü büyük bir üzüntü yarattı. 'Şu Çılgın Türkler' kitabının yazarı Turgut Özakman da hayatını kaybetti.  Ekim: Maramaray açıldı Ekim ayında kamuda başörtüsü yasağı ve okullarda Andımız uygulaması kalktı. İstanbul'da iki kıtayı denizin altından birleştiren Marmaray projesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda açıldı. Kamuoyunu uzun süre meşgul eden Münevver Karabulut cinayetiyle ilgili davada rekor tazminat kararı çıktı. Garipoğlu ailesinin 37 bin 500 lira maddi, 1 milyon 250 bin lira manevi tazminat ödemesine karar verildi. Gölcük'te bayram tatilinde Hatay'a giden annesi tarafından evde bırakılan bebek öldü. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Ahmet Kaya'ya verildi.  Kasım: Kızlı - Erkekli evlere denetim tartışması   Kamuda başörtüsü yasağının kalkmasıyla AKP milletvekilleri Meclis'e başörtüleriyle geldi. Meclis'te grubu bulunan partilerin kadın milletvekillerinin yaptığı konuşmalar güne damgasını vurdu. Öğrenci evleriyle ilgili 'kızlı - erkekli' tartışması başladı. 10 Kasım'da Anıtkabir'i 1 milyon 89 bin 615 kişi ziyaret etti ve bir rekor kırıldı. Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden gazeteci Savaş Ay ile tiyatrocu Nejat Uygur hayatını kaybetti.  Aralık: Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu Aralık ayına 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonu damgasını vurdu. Soruşturma kapsamında AKP hükümetinin bakanlarının adı yolsuzluğa karıştı. Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve eski İçişleri Bakanı Muammer Güler'in çocukları gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden Güler ve Çağlayan'ın oğlu tutuklandı, Bayraktar'ın oğlu serbest bırakıldı. işadamları, bürokratlar ve devlet memurları hakkında da kara para aklama, rüşvet ve altın kaçakçılığı suçlaması getirildi. Soruşturmayla ilintili olarak 3 bakan istifa ederken Bakanlar Kurulu'nda da büyük revizyon gerçekleşti ve 10 yeni isim girdi. CHP Milletvekili Mustafa Balbay tahliye edildi. İzmir'deki askeri tersanede bakımı yapılan römorkör suya indirildiği sırada alabora olarak yan yattı ve 8'i asker 10 personel yaşamını yitirdi.  Sanat dünyasında yaşananlar Picasso'nun 'Le Reve' isimli tablosu 155 milyon dolara satılarak, bugüne kadar ABD'li bir koleksiyonerin satın aldığı en pahalı eser unvanını aldı. Fahrelnissa Zeid'ın 'Atom Patlaması ve Bitkisel Hayat' isimli tablosu 2 milyon 741 bin dolara satıldı. Zeid, Ortadoğu'nun en yüksek fiyatla satılan eserini resmeden kadın sanatçı unvanını kazandı. Dan Brown'ın 'Cehennem'i, ilk haftasında 369 bin kopya satarak bir rekora imza attı. 4 yıl süren protestolara rağmen tarihi Emek Sineması, kamuya ait olmasına rağmen yerine AVM yapılmak için özel inşaat firması Kamer tarafından yıkıldı.  2013'te dünyada yaşananlar   Haiyan Tayfunu: Filipinler'i 8 Kasım'da vuran tayfun 10 bin kişinin ölümüne neden oldu. Bangladeş'te fabrika faciası: Başkent Daka'daki fabrika çöktü, 1100 işçi öldü. NSA sızıntısı: ABD'li Edward Snowden, Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi'nin (NSA) tüm dünyayı gizlice nasıl izlediğini kanıtlayan belgeleri sızdırdı. Mısır'da askeri darbe: Mısır'ın Genelkurmay Başkanı el Sisi komutasındaki Mısır Silahlı Kuvvetleri yönetime müdahale etti. İran'ın nükleer anlaşması: İsviçre'nin Cenevre kentinde İran'la yürütülen nükleer müzakerelerde 24 Kasım'da anlaşma sağlandı. Mavi Marmara için özür: İsrail Başbakanı Netanyahu 22 Mart'ta, Mavi Marmara baskını nedeniyle Türkiye'den özür dilediğini açıkladı. Rusya'ya meteor düştü: Saatte 60 bin kilometre hızla hareket eden meteor Çelyabinsk'te patladı. İngiltere kraliyet bebeği: İngiltere Prensi William ve eşi Düşes Kate'in oğulları George 22 Temmuz'da doğdu. Curiosity Mars'ta su buldu: Mars'a gönderilen keşif robotu Curiosity su izine rastladı. Tarihi değiştiren kemik bulundu: Bilim insanları 400 bin yıllık bir insan iskeletinde DNA buldu. Yapay et: Hollanda'da üretilen yapay et 'tatsız' bulundu. Kansere mucize tedavi: Bilim insanları, kanserle mücadele için 'immünoterapi'yi seçti. Papa istifa etti: Papa 16. Benediktus, ilerleyen yaşını gerekçe göstererek istifa etti. 'Selfie' sözlüğe girdi: 'Telefonla kendi fotoğrafını çekmek' anlamına gelen 'Selfie' kelimesi Oxford sözlüğüne girdi. Rusya'da Greenpeace krizi: Eylül ayında, Kuzey Buz Denizi'nde Rus Gazprom firmasına ait petrol platformunu protesto ettikten sonra tutuklanan Türk aktivist Gizem Akhan ve 29 Greenpeace aktivisti yıla damga vurdu. 63 gün tutuklu kalan Akhan Türkiye'ye döndü. Boston maratonu saldırısı: Saldırıyı Çeçen Çarnayev kardeşler gerçekleştirdi. Pistorius sevgilisini öldürdü: Güney Afrikalı paralimpik atlet Sevgililer Günü'nde sevgilisi Reeva'yı öldürdü. İspanya'da tren kazası: 80 kişinin öldüğü olay ülkede son 40 yıldaki en büyük kaza oldu. Kenya'da AVM baskını: Başkent Nairobi'deki alışveriş merkezinde meydana gelen silahlı saldırıda 67 kişi hayatını kaybetti.  2013'te en çok konuşulan isimler Yıl boyunca dünya çapında en çok konuşulan magazinel isim ABD'li şarkıcı Miley Cyrus oldu. Ilımlı tavırlarıyla birçok farklı dinden insanın sempatisini kazanan Papa Francesco ve İran'ın yeni cumhurbaşkanı Hasan Ruhani en çok konuşulan liderler arasında...  2013'ün en çok ses getiren ünlü isimleri Miley Cyrus: ABD'li şarkıcı Cyrus, yılın en çok konuşulan ismi oldu. Time dergisinin 'Yılın Kişisi' listesinde zirveyi zorlayan Cyrus, MTV Müzik Ödülleri'nde yaptığı dansla tarihe geçti. Papa Francesco: Arjantinli Jorge Bergoglio 13 Mart tarihinde yeni Papa olduğunu ilan etti. Papa Francesco göreve geldiğinden bu yana eşcinsellere ve ateistlere karşı ılımlı yaklaşımıyla takdir topladı. Time dergisi de Papa Francesco'yu yılın kişisi seçti. Malala Yusufzay: Pakistanlı insan hakları aktivisti 16 yaşındaki Malala ülkesindeki kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban tarafından başından vuruldu. İyileşen Malala yıl boyunca yaptığı konuşmalarla kendisinden söz ettirdi. Hasan Ruhani: İran'ın yedinci Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani göreve geldiği 8 Ağustos tarihinden bu yana ılımlı yaklaşımlarıyla konuşuluyor. Ruhani, ABD Başkanı Barack Obama ile de telefonda konuştu. Jennifer Lawrence: ABD'li aktris Lawrence Hollywood'a farklı bir ses getirmesiyle konuşuldu. Lawrence, 'Silver Linings Playbook' (Umut Işığım) filmiyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandı.  2013'te hayata veda eden dünyaca ünlü isimler 2013 yılında birbirinden önemli isimler birer birer yaşama veda etti. Güney Afrika'nın efsanevi lideri Nelson Mandela ve Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez bunlardan sadece ikisi... Nelson Mandela: Güney Afrika'da Apartheid rejimine son veren ülkenin ilk siyasi lideri, 5 Aralık'ta 95 yaşında öldü. Hugo Chavez: Venezuela Devlet Başkanı 5 Mart'ta kansere yenik düştü. Chavez, 58 yaşındaydı. Margaret Thatcher: İngiltere tarihinin tek kadın başbakanı Margaret Thatcher 8 Nisan tarihinde 87 yaşındayken meydana gelen felç sonrasında hayata veda etti. James Gandolfini: 'Sopranos' dizisi ile yıldızlaşan Amerikalı aktör, 19 Haziran'da Roma tatili sırasında hayatını kaybetti. Kalp krizi geçiren aktör 51 yaşındaydı. Doris Lessing: 2007'de Nobel Ödülü alan İngiliz yazar, 17 Kasım'da 94 yaşında hayatını kaybetti. Paul Walker: 30 Kasım'da 'Hızlı ve Öfkeli' filminin yıldızı, 40 yaşında araba kazası sonucu öldü. Mikhail Kalaşnikof: Rus silah tasarımcısı 94 yaşında hayatını kaybetti. T24
Yabancı Dizi, Film ve Oyunlardaki 22 Türk Esintisi
Umut Sarıkaya'nın bu karikatüründen de anlaşılacağı üzere yabancı yapımlarda bizden esintiler görmek bizi anlamsız bir şekilde gururlandırıyor. Son zamanlarda bazı Hollywood yapımları ülkemizde çekilse de bu esintileri görmenin tadı bambaşka :)Kaynaklar: heryerdeturkvar.blogspot.com.tr, listelist.com, alkışlarlayaşıyorum.com
14 Yaşındaki Kızlarını Evlendirmek İsteyen Aile Tutuklandı
İspanyol polisi, 14 yaşındaki kızını evlendirmeye kalkışan Pakistanlı aileyi tutukladı, küçük kızı ise bir sosyal yardımlaşma kuruluşuna teslim etti. İspanya’nın kuzeyindeki Logronya kentinde savcılık 14 yaşındaki kızı görücü usülü ile kendisinden büyük bir erkekle ülkesinde evlendirmeye kalkışan Pakistanlı aileye tutuklama kararı çıkardı. Tutuklama kararının ailenin kızlarına şiddet uyguladığını gören İspanyol komşuları tarafından polise şikayet edilmesi üzerine alındığı öğrenildi. Pakistanlı aile kızlarını rızası olmadan evlendirmek için Pakistan’a götürmek üzereyken bir otelde yakalanarak mahkemeye sevk edildi. İspanyol basını bu ailenin diğer 19 yaşındaki kızlarını geçen sene aynı yöntemle evlendirdiğine dikkat çekerek kızın kocasından kaçarak İspanya’ya sığındığını hatırlattı. İspanya topraklarında yaşayan ve oturma izni olan bu göçmen ailesine yasaların nasıl bir tedbir alacağı ise merak konusu oldu. Kızların ailelerini şikayet ettiği ve Pakistan’a evlenmek için dönmek istemediği belirtiliyor. Bir sosyal kuruluşa sığınan 14 yaşındaki kıza vatandaşlık hakkı verileceği ve İspanyol kanunları uygulanarak reşit olmadan ve izni alınmadan evlenmesine karşı çıkalacağı vurgulandı. DHA
Die Welt: 'Türkiye Gizlice Atom Bombası Üzerinde mi Çalışıyor?'
Die Welt gazetesinde bir makale kaleme alan Almanya Savunma Bakanlığı eski çalışanı, Alman İstihbarat Servisi’nin (BND) Türkiye’yi dinleme gerekçesinin, Ankara’nın yürüttüğü gizli bir atom bombası geliştirme projesi olabileceğini yazdı.Almanya’nın saygın gazetelerinden Die Welt’teki makaleyi kaleme alan Alman Savunma Bakanlığı eski çalışanı Hans Rühle’ye göre çalışmalar yakıt çubuklarından orta menzilli füzelere kadar uzanıyor.Rühle şunları yazıyor:“Yakın zamanda ortaya çıkan Alman İstihbarat Servisi’nin Türkiye’yi dinlemesi için birkaç sebebi öngörmek mümkün: Boğaz’ın kıyısındaki ülkeden Irak ve Suriye’deki kriz ortamına çekilen İslami savaşçılar, uyuşturucu kaçakçılığı, militan Kürtler… Ama pek de bilinmeyen, daha iyi bir sebep bu dinlemelere meşru bir gerekçe yaratıyor olabilir. O da bir süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işaretlerini verdiği, ülkesini nükleer silahlandırma isteği.İran’ın nükleer programı ve Kuzey Kore’nin nükleer silah testleriyle yaptığı provokasyonlar belirli aralıklarla haberlerde yer alıyor. Fakat Türkiye’nin bir atom bombası üzerinde çalıştığı açık bir şekilde tartışılmıyor. Buna karşılık Batılı istihbarat servisleri bu konuda geniş anlamda hemfikir durumda.STRATEJİK MODEL: İRANTürkiye’nin bu konuda stratejik modeli açık bir şekilde İran olarak gözüküyor. Tahran sivil bir nükleer program örtüsü altında nükleer materyal üretimine girişiyor. Türkiye de son yıllarda sivil nükleer programa önem veriyor. Buna gerekçe olarak da hızla büyüyen ekonomi ve giderek artan enerji ihtiyacını gösteriyor.”Rühle yazısının devamında Türkiye’nin Ruslarla yaptığı nükleer enerji santralı anlaşmasından ve ayrıntılarından bahsederken bazı ayrıntılara dikkat çekiyor: Nükleer tesis çalışmalarında gereken uranyum miktarı belliyken ve normalde taraflar 60 yıllık işletme, bu süreçte gereken uranyumun temini ve atık maddelerin geri alımı konusunda anlaşırken Türkiye bu konuda kendini sınırlamaktan kaçınarak bir anlaşmaya yanaşmadı.Türkiye bu konuya görüşmelerde de herhangi bir açıklama getirmedi. Rühle’ye göre bunun arkasındaki amacı anlamak güç değil: “Türk yönetimi nükleer programın bu kısmını kendi elinde tutmak istiyor ve bu kısım, nükleer silah geliştirmek isteyen her ülke için kritik öneme sahip.”“TÜRKİYE KULLANILMIŞ YAKIT ÇUBUKLARINI VERMEK İSTEMİYOR”Rühle’ye göre ikinci kritik nokta da yakıt çubukları. Tüm dünya, nükleer atıklardan nasıl kurtulunacağını büyük bir mesele olarak tartışırken, üstelik bunları elde tutup yeniden üretime sokmak, yenisini almaktan çok daha pahalıya malolurken Türkiye kullanılmış yakıt çubuklarını verme niyetinde değil. Bunun da tek mantıklı açıklaması, eski Savunma Bakanlığı çalışanına göre kullanılmış çubukların Plutonyum bombası üretiminde kullanılabilir olması.Makalesinde uranyum zenginleştirmeden de ayrıntılarıyla bahseden Rühle, nükleer enerji santralı için yüzde 3,5 ila 5 arasında uranyum zenginleştirmenin gerekliliğinden bahsediyor. Bu oranın nükleer silah için ise en az yüzde 80 olduğunu aktaran yazar, iki üretim için de tekniğin prensip olarak aynı olduğunu, eğer Türkiye hazır zenginleştirilmiş uranyum almaktan kaçınırsa bunun da kendisinin uranyum zenginleştirmeye kalkacağını göstereceğine dikkat çekiyor.“TANER YILDIZ, NÜKLEERİ ÖĞRENMEK İSTİYOR”Rühle, Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın anlaşmalardaki boşlukları gerekçelendirdiği şu sözlerine de dikkat eçkiyor: “Nükleer konusunu öğrenmek istiyoruz.”Alman İstihbarat Servisi’nin (BND) Almanya’da çok sınırlı bir kesime aktardığı bilgiye göre, henüz daha 2010 yılında Erdoğan’ın gizlice bir uranyum zenginleştirme tesisi kurulmasını emrettiğini yazar aktarıyor. BND’nin elde ettiği diğer bilgilere göre de Türkiye elinde ciddi miktarda santrifüj bulunduruyor. Bu santrifüjlerin kaynağı da sadece tahmin edilebilir: Pakistan.NÜKLEER KAÇAKÇI ABDÜLKADİR KAAN VE TÜRKİYETürkiye, 1987′den 2002′ye kadar nükleer kaçakçı Pakistanlı Abdülkadir Kaan’ın (Abdul Qadeer Khan) İran, Libya, ve Kuzey Kore arasında binlerce santrifüjün transferini içeren aktivitelerine katılmıştı. Pakistan’ın tesislerinin tüm elektronik aksamları Türk ortaklarca yapılmıştı. Kaan hatta tüm yasadışı santrifüj üretimini bir dönem Türkiye’de depolamaya niyetlenmişti. 1998′de dönemin Pakistan Başbakanı Navaz Şerif Türkiye’ye araştırma alanında nükleer ortaklık bile önermişti.1982′den 1988′e kadar Alman Savunma Bakanlığı’nda çalışan yazara göre Türkiye, Pakistan’ın nükleer programına 80′li yıllarda yardım etmişti. O dönem elde edilemeyen birçok materyal Türkiye üzerinden Pakistan’a ulaşmıştı. Yazar, “Bugün gizli servisler iki ülke arasında nükleer bilimcilerin değiş tokuşunu haber verirse şaşırmamak gerekir” diyor.Rühle, Kaan’ın nükleer materyallerin yanı sıra müşterilerine tasarım şemaları da sağladığını, bunlardan birinin 2003 yılında İslamabad’dan yollanmış bir takım elbise paketinin içinde Libya’da CIA operasyonuyla bulunduğunu aktarıyor. Rühle, eğer Türkiye’nin tıpkı Libya, İran ve Kuzey Kore gibi Kaan’ın müşterisi olması halinde gerekli birçok malzemeye ve teknolojik bilgi birikimine de sahip olabileceğine işaret ediyor.TÜRKİYE’NİN HIZLANAN FÜZE PROGRAMIZincirin bir diğer halkası da Türkiye’nin füze programı. Türkiye 80′li yıllardan beri menzili en fazla 150 kilometre olan kısa menzilli roketler üretiyordu. Erdoğan Aralık 2011′de ülkesinin silah endüstrisine uzun menzilli füze geliştirmesi konusunda talimat vermişti. İki ay sonrasında ise Türkiye orta menzilli füze geliştirmeye başlamıştı. Türkiye 2012 yılında 1500 kilometre menzilli bir füze denedi, 2.500 kilometre menzili olan bir orta menzilli füzeyi de 2015′de kullanıma sunmaya hazırlanıyor.Orta menzilli füzeler hedef isabet oranlarının yüksek olması ve kullanım ömrü dolayısıyla kitle imha silahı olarak yeterli oluyor. Böyle bir programın varolması, üstelik hızlı bir şekilde uygulamaya konulması da bir nükleer silah programının varlığı için çok ciddi bir emare olarak gösteriliyor.Türk yetkililer nükleer silah geliştirme konusunda pek ketum olsalar da bazı konuşmalarla tüyolar veriyor. Türkiye’nin ABD büyükelçisi Namık Tan, Ağustos 2011′de “İran’ın nükleer silah bulundurmasına izin veremeyiz” diyor. İki yıl sonra ise bu kez dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Foreign Affairs’e, “Bir komşu ülkenin, Türkiye’nin sahip olmadığı bir silaha sahip olmasına Türkiye izin vermez” demecini veriyor.“İRAN SAHİP OLURSA BİZİM DE OLSUN”Rühle, 2012 yılında Türkiye’de yapılmış bir anketi de makalesine taşımış: Ankete katılan 1500 Türk’ün yüzde 54′ü, İran’ın nükleer silahlara sahip olması durumunda Türkiye’nin kendi nükleer silahını geliştirmesine yönelik görüş bildirmiş.Rühle yazısını şöyle sonlandırıyor:“Alman gizli servisi ve milletvekilleri başka görüşte olmalı. Almanya’nın bir ortağı açık bir şekilde kendini nükleer silahlı bir bölgesel güç yolunda görüyorsa bu Alman siyasetinin dikkate alması ve tepki vermesi gereken özel bir gelişmedir.Nükleer güç olduğu aşikar İsrail’in ve gelişen nükleer güç İran’ın varlığı, ülkesi için süpergüç vizyonunu gerçek kılmak isteyen Türkiye Cumhurbaşkanı’na kendi ülkesini nükleer silahlandırmaktan başka bir yol bırakmıyor. Aksi takdirde Türkiye kendi anlayışlarına göre bölgede tali güç olarak kalır ki bu Erdoğan’ı asla tatmin etmez ve etmeyecek.” Ramazan Durak | ZETE
Bollywood Sinemasından Mutlaka İzlemeniz Gereken En İyi Hint Filmleri
Dünya sinema sektöründen Hollywood sinemasıyla başa baş ilerleyen Bollywood sinemasının temelini oluşturan Hint filmlerinden en iyilerini sizin için derledik. Bunun için önce kendimize 'en iyi Hint filmleri nelerdir?', 'En yeni Hint filmleri hangileri?' gibi sorular yönelttik. Sonuç olarak komediden drama, aksiyondan romantizme uzanan pek çok türden Hint filmleriyle karşılaştık. Yaptığımız araştırmalar sonucu bu filmlerden en kaliteli ve sevilen 35 tanesini derleyerek listeledik.Eğer hazırsanız, sizi içeriğimize alalım;
Nobel Barış Ödülü Kailash ve Malala'nın
2014 yılı Nobel Barış ödülünün sahipleri, Malala Yousafzay ve Kailash Satyarthi oldu.Nobel Vakfı'nın yaptığı açıklamada, 'baskı altındaki çocukların haklarını savunma ve tüm çocukların eğitim alması için harcadıkları çaba' bu ödülü almalarını sağladı.Pakistanlı kızların okula gitmesi için sürdürdüğü mücadele nedeniyle Taliban'ın ölüm listesinde yer alan Malala Yousufzay, 9 Ekim 2012 tarihinde okuldan eve dönerken Taliban'ın düzenlediği silahlı saldırıda başı ve boynundan vurulmuştu.2013 Nobel Barış Ödülü'nü, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) kazanmıştı.Vatan
Malala Yousafzay: 'Nobel'i Haketmiyorum'
Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen en genç kişi olan Malala Yusufzay, 'Nobel Barış Ödülü'nü hak etmediğimi söylüyordum. Hala da buna inanıyorum. Ama bu ödülün beni kampanyalarımı sürdürmek ve cesaretlendirmek için verildiğini biliyorum' dediBirmingham'da okuldayken ödülü aldığını öğrenen Malala Yusufzay, düzenlediği basın toplantısında ödüle layık görüldüğü için büyük onur duyduğunu ifade etti. 17 yaşındaki Malala, 'Ayrıca bu ödülü alan ilk Pakistanlı olduğum için gurur duyuyorum' ifadesini kullandı.Ailesine verdiği destekten dolayı teşekkür eden Malala, 'Babam her zaman bana, fazladan birşey vermediğini söyler. Ama babam kanatlarımı hiçbir zaman kırmadı. Babama, kanatlarımı kırmadığı, uçmama izin vererek amaçlarıma ulaşmamı sağladığı için minnettarım' diye konuştu.Ödüle layık görüldüğünü kimya dersindeyken öğrendiğini anlatan Malala, Nobel Barış Ödülü'nü almayı beklemediğini dile getirdi. Öğretmenlerinden birinin sınıfa girerek, Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüğünü kendisine söylediğini kaydeden Malala, 'Bazen duygularınızı ifade etmek çok zordur. Ama büyük onur duydum. Daha güçlü ve cesur hissettim. Ödüle layık görüldüğümü öğrenince okuldan çıkmadım, okul gününü sonlandırmaya karar verdim. Normal bir günmüş gibi davrandım' ifadelerini kullandı.'Bu son değil, başlangıç'Malala ödülün kendisini cesaretlendirdiğini ve bunun kendisi için bir 'son değil başlangıç olduğunu' söyledi. Her çocuğun okula gittiğini ve eğitim aldığını görmek istediğini dile getiren Malala, bu yöndeki kampanyalarını sürdüreceğini vurguladı. Politikacı olmak istediğini kaydeden Malala, sözlerini şöyle sürdürdü:'Nobel komitesinin bu ödülü sadece bana değil, seslerini duyuramayan, söz hakkı olmayan tüm çocuklara verdiğine inanıyorum. Bu çocukları savunuyorum, onların yanındayım. Çocukların kaliteli bir eğitim alma, mutlu bir yaşam sürme hakları var. Bu ödül özellikle onlar içindir. Nobel Barış Ödülü'nü hak etmediğimi söylüyordum. Hala da buna inanıyorum. Ama bu ödülün beni kampanyalarımı sürdürmek ve cesaretlendirmek için verildiğini biliyorum.'Pakistan ve Hindistan Başbakanlarına davetNobel Barış Ödülü'nü, Hindistanlı çocuk hakları savunucusu Kailash Satyarthi ile paylaştığı için büyük onur duyduğunu dile getiren Malala Yusufzay, 'Bu yılki ödülü, biri Pakistan'dan, diğeri Hindistan'dan iki kişi almış oldu. Biri Hinduizme, diğeri ise güçlü şekilde İslamiyete inanan iki kişi. Bu aynı zamanda insanlara, ülkeler ve dinler arası barış ve sevgi mesajı veriyor' diye konuştu.Malala, ödülü paylaştığı Satyarthi ile bugün telefonda görüştüğünü söyleyerek, çocukların eğitim hakları gibi çocuklarla ilgili birçok konuda birlikte çalışma kararı aldıklarını kaydetti. Pakistan ile Hindistan arasındaki ilişkilerin güçlenmesi için katkıda bulunmak istediklerini de ifade eden Malala, bu çerçevede Nobel Barış Ödülü'nün verileceği törene Pakistan ve Hindistan Başbakanlarını davet etti.Malala Yusufzay, 9 Ekim 2012'de okula gitmek için bindiği otobüste saldırıya uğramıştı. Otobüse binen bir Taliban militanı Malala'ya adını sormuş, daha sonra genç kıza üç kez ateş etmişti. Başından yaralanan Malala, saldırıdan 6 gün sonra tedavi için İngiltere'ye getirilmiş, Birmingham'daki Kraliçe Elizabeth Hastanesinde yaklaşık 3 ay kalmış ve kafatasına metal bir plaka yerleştirilmişti. Mart 2013'te taburcu edilen Malala, ailesi ile Birmingham'a yerleşmiş ve tekrar okula başlamıştı.Dünya