barınak Haberleri

barınak ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. barınak ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Şişe ve Karton Kullanarak Ev İnşa Etti: Herkes Bu Yapıyı Görmeye Gidiyor
Arjantin’in Puerto Iguazu şehrinde yaşayan Alfredo Santa Cruz ve ailesi, çevre kirliliğine karşı ilham verici bir duruş sergileyerek sıra dışı bir projeye imza attı. Doğaya terk edilen atıkları değerlendirmek isteyen aile, binlerce atık malzemeyi kullanarak tamamen yaşanabilir, estetik ve çevre dostu bir ev inşa etti. 'La casa ecológica de botellas' (Ekolojik Şişe Ev) adı verilen bu yapı, kısa sürede bölgenin en çok merak edilen noktalarından biri haline geldi.Kaynak
Gazze'de Geçici Ateşkes
İsrail ordusu Gazze'de 4 saatlik insani ateşkes uygulayacağını duyurdu. Ateşkes Türkiye saatiyle 15.00'da başladı. Açıklamada ateşkesin belli bölgelerde 'insani yardım amacıyla' geçerli olacağını belirtildi. Hamas'tan yapılan açıklamada, ateşkesin yalnızca belli bölgelerde uygulandığını vurguladı ve bir 'medyanın gözünü boyamak için yapıldığı' yorumunu dile getirdi. Hamas sözcüsü Sami Ebu Zühri, 'Bu ateşkesin hiçbir değeri yok çünkü Gazze sınırındaki pek çok sıcak çatışma alanını dışarıda bırakıyor. Bu süreçte o bölgelerdeki yaralılara yardım edemeyeceğiz' şeklinde konuştu. İsrailli bir yetkili, 'İsrail ordusu Gazze Şeridi'nde insani ihtiyaçların giderilmesi için belli bölgelerde operasyona ara verdi. Ancak bu ateşkes, İsrail askerlerinin operasyona devam ettiği bölgelerde uygulanmayacak' dedi.   BM: Okul saldırısı karşısında kelimeler kifayetsiz Bu sabah Gazze'de BM'ye ait bir okula İsrail tarafından saldırı gerçekleştirildi. Saldırıda en az 15 kişi hayatını kaybetti. BM'nin Filistinli mültecilere yardımdan sorumlu örgütü UNRWA'nın Başkanı Pierre Krahenbuhl, bu saldırı karşısında öfkesini ve kızgınlığını ifade edecek bir sözcük bulamadığını söyledi. İsrail ordusu ise, bilerek okulu hedef almadıklarını, askerlerin okulun yakınlarından gelen bir ateşe karşılık verdiğini savundu. BM yetkilisi, okulun yeri konusunda İsrail ordusunu 17 kez bilgilendirdiklerini vurgularken, ''Okulumuza yönelik bu, altıncı saldırı oldu'' dedi. Krahenbuhl, Cebeliye mülteci kampındaki okulun saldırıya hedef olduğu sırada 3 bin 300 kişiye barınak sağladığını kaydetti.Ölü sayısı artıyor Gece yaşanan can kayıplarıyla birlikte İsrail'in Gazze saldırılarının başlamasından bu yana hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı 1200'ü aştı. Ölenlerden çoğunun sivil olduğu belirtiliyor. İsrail ordusu ise çatışmalarda şu ana kadar 53 askerinin öldüğünü açıkladı. İsrail'in çatışmalardaki sivil kaybı ise 2. BBC'nin sorularını yanıtlayan UNRWA'nın Gazze'deki Direktörü Bob Turner de, okulun İsrail tankları tarafından açılan ateşle vurulduğunu söyledi. Turner, okulda binlerce sivilin barındığı konusunda İsrail'i defalarca uyardıklarını ifade etti. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki barınakların hedef alınmaması için sivillerin sığındığı binaların koordinatlarını İsrailli yetkililere bildiroyor. Olayı 'utanç verici' sözleriyle niteleyen Turner, tüm tarafların bir daha sivillerin barındığı sığınaklara benzer saldırıların olmaması için çaba sarfetmesi gerektiğini ifade etti.İsrail 'inceliyoruz' dedi Günün ilk saatlerinde İsrail'in hava saldırıları ve tank bombardımanının Cebeliye mülteci kampında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yönetilen bir okulu vurduğu haberi geldi. Binlerce Filistinli okulu sığınak olarak kullanıyordu. İsrail ordusundan gelen ilk açıklamada, okulun vurulmasından önce bölgeden İsrail askerlerine ateş açıldığı ve askerlerin de buna karşılık verdiği belirtildi. Açıklama 'Konu araştırılıyor' ifadesiyle devam etti. Daha önce yapılan açıklamalarda İsrailli yetkililer Hamas'ı okul ve hastane gibi sivil binaları 'canlı kalkan' olarak kullanmakla suçlamıştı.Arabuluculuk çabaları Filistin'deki grupların temsilcilerinin bugün Kahire'de toplanması ve olası bir geçici ateşkesi görüşmesi bekleniyor. Mısırlı yetkililerin daha önceden masaya getirilen ancak reddedilen bir geçici ateşkes anlaşmasını revize ederek görüşmeye açacağı belirtiliyor. İsrail hükümeti ise, Hamas'ın Gazze ekonomisini ayakta tutmak için açtığını iddia ettiği kaçakçılık tünellerinin aslında bir tür terör altyapısı olduğunu savunuyor. İsrail ordusu bir ateşkes ilan edilse dahi Gazze'deki tünelleri imha etme çalışmalarının devam etmesini istiyor.Gazze'nin çöken altyapısı Gece düzenlenen İsrail saldırılarıyla birlikte Salı günü hayatını kaybeden Filistinlilerin sayısı da 100'ü aştı. Dün sabahın erken saatlerinde Gazze'nin tek elektrik santrali vurulmuş ve tüm bölgede elektrikler kesilmişti. Santralin Genel Müdürü BBC'nin sorularını yanıtlarken tesisi tekrar çalışır hale getirmenin en az bir yıl süreceğini söyledi. Şu ana kadar Hamas'a ait televizyon ve radyo binaları, üç camii, dört fabrika ve hükümet binaları İsrail tarafından vurulmuş durumda. BBC'ye bilgi veren Filistinli yetkililer Gazze limanının da saldırılar sonucu kullanılamaz hale geldiğini ifade etti. İsrail ise, sadece Salı günü 110 hedefin vurulduğunu söyledi. BBC Türkçe
Suriyeli Kız Çocuklarına ve Kadınlara 'Zorla Fuhuş Yaptırılıyor' İddiası
Bir dernek temsilcisinin iddiasına göre de iş bulamayan Suriyeli kız ve kadınlar fuhuşta çalışıyorlar350 bin Suriyeli mültecinin yaşadığı ve son günlerde Suriyeli mültecilere yönelik saldırıyla gündeme gelen Gaziantep’te, Suriyeliler boş ev bulamadıklarından iş yerlerinde ve yıkık dökük evlerde kalmak zorunda kalıyorlar. Bir dernek temsilcisinin iddiasına göre de iş bulamayan Suriyeli kız çocuklar ve kadınlar fuhuşta çalışıyorlar. Suriyeli mültecilere yönelik saldırılarla gündeme gelen Gaziantep’te iş yerlerinde kalan Suriyelilerin tahliye işlemi sürerken, tahliyelerin ekim ayına kadar süreceği ve tahliye edilenlerin Gaziantep’in İslahiye İlçesi ile Mardin’in Nusaybin ilçesi ve Şanlıurfa’nın Viranşehir İlçelerinde bulunan kamplara gönderiliyorlar. Gaziantep Suriye sınırına çok yakın olması nedeniyle Suriyelilerin en çok sığındıkları illerden birisi olmuş. Devletin kayıt altına aldığı rakam 215 bin olurken kayıtsız 135 binin de olduğu ve kentte toplam yaşayan Suriyeli sayısının da 350 bin olduğu öğrenildi. 33 bini devletin açmış olduğu kamplarda kalırken, Gaziantep’in İslahiye İlçesinde Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından 25 bin kapasiteli çadır kent kuruluyor. Buraya Gaziantep’te kötü yaşam koşullarında barınanlar ve kente uyum sağlamayanlar zorla getirilecek. Daha çok Halep kentinden gelen Suriyelilerin ciddi sorunlardan bir tanesi de barınak ve sağlıklı yaşama sorunu. Kentte çok az sayıda Suriyeli Mülteci parklarda sokaklarda, camilerde ve devlet hastanelerinde kalıyor. Gaziantep’te hemen hemen boş bir eve rastlamak mümkün değilken, aşırı mülteci yığınından dolayı kentteki ev kiraları 2 katına çıkmış. Boş evlerin olmaması nedeniyle Suriyeliler iş yerlerinde, eski yıkık dökük ve depreme dayanıklı olmayan evlerde kalmak zorunda kalıyor. Kimi Suriyelilerde 300 TL’den başlayan fiyatlarla kiraladıkları tek odalı iş yerinde kalmak zorunda kalıyor. Bu işyerlerinde ne mutfak ne lavabo var. Sağlıklı yaşama uygun olmayan iş yerlerinde kalan Suriyelilerin mikrop hastalıklarına da yakalandıkları konuşuluyor. Devlet yetkililerin verdiği bilgiye göre de Gaziantep’te iş yerlerinde kalan Suriyeli sayısının 7 bin olduğu tahmin ediliyor ve bu işyerlerinde kalanlar tahliye edilerek kamplara gönderilecekler. Suriyeli mültecilerde en çok zor şartlarda yaşayan kuşkusuz kadın ve çocuklar oluyor. Çarşı merkezinde dilencilik yaparak evine ekmek götürmeye çalışan gördüğümüz Suriyeli kız çocuğunun ayakkabısız gezmesi yürek dağlıyor. Rastladığımız bir başka Suriyeli çocuğun üzerinde yırtık elbiselerin olması ne kadar zor yaşam koşulları altında yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Kimi Suriyeli çocuk çöp toplarken, kimi Suriyeli çocuklar da sokakta arkadaşlarıyla bir araya gelerek oyun oynuyorlar. Öte yandan ismini vermek istemeyen Suriyeli bir aile ise çocuklarının parka gittikleri zaman diğer Türkiyeli çocuklar ve aileleri tarafından dışlandıklarını iddia etti. Bir dernek temsilcisinin iddiasına göre de iş bulamayan Suriyeli kız ve kadınlar fuhuşta çalışıyorlar. Yetkilinin iddiasına göre Suriyeli kız çocukları dahi fuhuşta kullanılıyormuş. Aynı yetkili Suriyelilerin çok düşük ücretlerle çok ağır işlerde çalışmak zorunda kaldığını da aktardı.T 24
Törenle Batırıldı
Edirne'nin Keşan İlçesi'ne bağlı Saroz Körfezi kıyısındaki İbrice Limanı açıklarında oluşturulan Su Altı Tarih Müzesi'ne, eski Sahil Güvenlik gemisi batırıldı. Dünyanın ilk su altı tarih müzesi özelliği taşıyan projede, Samsun’dan İbrice Limanı’na getirilen ve Nusrat Mayın Gemisi’ne benzetilen eski Sahil Güvenlik gemisi, düzenlenen törenle Saros Körfezi'nde İbrice Limanı açıklarına batırıldı. Törene, Edirne Vali Yardımcısı Beyazıt Tanç, Keşan kaymakamı Bekir Dınkırcı, Keşan Belediye Başkanı CHP 'li Mehmet Özcan, Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu ile çok sayıda davetli katıldı.Törende konuşan Keşan Belediye Başkanı ve Edirne Saros Turizm Altyapı Hizmet Birliği (ESTAB) Başkanı Mehmet Özcan, 'Saros Körfezi bölge için çok değerli. Bu proje ile kaçak, gemi ile avcılığın önüne geçmek, yerel balıkçılığa katkıda bulunmak ve dalış turizmini canlandırmak istedik. Bu işte su altı görselliğini kattık. Denize görsel bloklar attık ve geri dönüşümünü çok kısa sürede aldık. Görsellik kapsamında Seyit Onbaşı’nın heykellerini yaptık. Anzak ve Türk askerler yaptık. Çanakkale Savaşı’nın anısına bir de Nusrat Mayın Gemisi batırma işine giriştik. Daha sonra ise ülkemize 47 yıl hizmet eden ve daha sonra kullanım dışı kalan TCSG 122 adlı Sahil Güvenlik gemisini bulduk. Bot bu günden itibaren su altı dalış alanı olarak Saros Körfezi’nin deniz turizmine katkı sağlayacak, aynı zamanda yapay resif olarak deniz canlılarına barınak olarak görevine devam edecektir' dedi.Özcan konuşmasından sonra Proje Koordinatörü Savaş Yapman’a katkılarından dolayı plaket takdim etti. Buradaki törenin ardından Nusrat Mayın Gemisi’ne benzetilen gemi Çanakkale Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı teknelerin koordinatörlüğüyle gözetimi altında, dalgıçlarında desteğiyle Saros Körfezi açıklarında batırıldı. DHA
Kısırkaya'da Plaj Yıkıldı, Doğalgaz Geldi, Çevre Bakanlığı'na Devredildi
Eski Çevre Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ricasıyla imara açtığı Sarıyer’deki Kısırkaya köyünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), plajı “Hayvan barınağı yapılacak” diye yıktı. Ancak arazi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilirken bölgeye doğalgaz hattının da çekildiği ortaya çıktı. Bir tarafı 3. havalimanı, diğer yanı 3. köprü inşaatı ile çevrili Kısırkaya köyü geçtiğimiz hafta, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın da adının karıştığı bir yasal dinleme kaydıyla gündeme geldi. Billur Özgül ’ün Taraf’taki haberine göre, 18 Temmuz 2013’te gerçekleşen dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Ayyıldız arasındaki görüşmede; Bayraktar, Emine Hanım’ın ricası olduğunu hatırlatıyor ve Gümüşdere ve Kısırkaya bölgesinde imar planlarının değiştirilmesi işinin “derhal” yapılması gerektiğini söylüyordu. Tapeler gündeme bomba gibi düşünce Bayraktar, “Bu adamcağız burayı almış. Ama bürokrasiye takılmış. İflasın eşiğinde. Olmayan bir imar izni vermek gibi bir durum yok. Adam bir şekilde Emine Hanım’a ulaşınca bizim de haberimiz oldu. Hukuksuz bir şey yok” şeklinde bir açıklama yaptı. Tapelerin gündeme gelmesinden sadece dört gün sonra Kısırkaya köyünde bir hareketlilik yaşandı. Perşembe günü köydeki plaj tesisi ortadan kaldırıldı. Soyunma kabini ve duşların bulunduğu tesis, Sarıyer Belediyesi ekipleri tarafından yıkıldı. Bu şekilde yavaş yavaş bölgenin imara açıldığını söyleyen köylüler ve onlara destek veren çevreciler, dün plajın bulunduğu yere giderek bir eylem gerçekleştirdiler. Eyleme katılan köylüler, yıkımın yavaş yavaş evlerine kadar uzanacağından endişe ettiklerini söylediler. 2012 yılında çıkan 6360 sayılı Büyükşehir Yasası ile köy ve beldeler mahallelere dönüştürülerek şehrin bir parçası haline getirilmişti. Kısırkaya köyü de bu şekilde mahalle statüsüne kavuştu. Bundan sonra bölgede sit alanı içinde kalan kimi yerler imara açıldı. Ancak bölgenin tamamen ranta açılması için “sahil şeridi sorununun” da ortadan kaldırılması gerekiyordu ve harekete geçildi. Kısırkaya köyündeki plaj tesisinin olduğu yer, imar planlarında mera alanı olarak görülüyordu. Plaj, 1966 yılında İller Bankası tarafından köye gelir sağlaması amacıyla yapıldı. Plajı yıllardır işleten köylüler, buradan gelir elde ediyorlardı. Ancak Kısırkaya, köy statüsünden çıkartılınca plaj köylülerin elinden alındı ve geçtiğimiz yıl Sarıyer Belediyesi tarafından mühürlendi. Köylüler arazilerini geri almak için Milli Emlak’a başvurdular ancak arazinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildiğini öğrendiler. Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından büyük bir köpek barınağı yapılıyor. Kuzey Ormanları Savunması’ndan Emin Turan, köpek barınağının bir bahane olduğunu söyleyerek, önümüzdeki dönemde buranının tamamen imara açılacağını dile getirdi. Turan, “Plajın arka bölümünde yapılan barınak için mera olan yerin imar durumu, hayvan koruma amaçlı imar değişikliğine uğradı. Çünkü geçtiğimiz yıl buraların tamamının imar statüsü değiştirilememişti. Ama birkaç yıl içinde barınağı yıkarak burayı tam olarak imara açarlar” dedi. Heyelan bölgesi olduğu gerekçesiyle Kısırkaya Köyü’ne doğalgaz gelmediğini ancak barınağa doğalgaz hattı getirildiğini belirten köylüler, evlerinin büyük bir kısmının hazine arazisi üzerinde olduğu için plajın ardından yıkım sırasının önce barınağa sonra kendi evlerine gelmesinden korkuyor. Kuzey Ormanları Savunması (KOS) konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptı. KOS’un basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “Bölgedeki boğulma vakaları, yıkım kararına bahane ediliyor. Gerçekten de köylüye göre 53, resmi rakamlara göre 13 kişi bu yaz, hiçbir denetim ve güvenlik önleminin olmadığı Kısırkaya plajında boğularak yaşamını yitirdi. Ancak Kısırkaya Köyü Dernek Başkanı Nurcan Kocaer, geçen yıla kadar köylünün işletip güvenlik önlemlerini aldığı tesiste çok az sayıda boğulma vakası yaşandığını, oysa plajın mühürlenip denetimsiz bırakılmasıyla birlikte çok sayıda insanın boğulduğunu belirtiyor. ‘İnsanlar buranın çay bahçesinde, soyunma kabininde mi boğuluyor da buraları yıkıyorlar?’ diye soruyor. Kısırkaya halkı, bütün özelleştirme vakalarında görülen, önce hizmet vermeyip çökertme, sonra bakımsızlığı bahane göstererek yıkma uygulamasının plaj tesisi için de geçerli olduğunu söylüyor.”T24
Irak'ın Unutulan Azınlıkları: Ezidiler
Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) saldırılarından kaçan Irak'taki on binlerce Ezidi geçtiğimiz ayın başlarında Şengal dağında mahsur kalmışlardı.O dönemde uluslararası medyanın odağı haline gelen Ezidiler şimdiyse 'Herkes bizi unuttu' diyor.Irak'ın kuzeyinde, Bölgesel Kürdistan Yönetimi'nin kontrolü altındaki yerlerde Ezidilerin derme çatma kamplarda ve hatta köprü altlarında yaşam mücadelesi verdiğini görmek mümkün.Öte yandan, uzmanlar 4 bin 500 Ezidinin hâlâ IŞİD'in elinde olduğunu söylüyor. Bunlardan 3 bin kadarının ise kadın ve çocuk olduğu tahmin ediliyor.IŞİD'in genç Ezidi kadınları 'savaş ganimeti' olarak gördüğü ve kontrol altında tuttuğu bölgelerde esir Ezidilerin alınıp satıldığı belirtiliyor. Şu ana kadar IŞİD'in elinde esir düşen Ezidilerden sadece birkaçı kaçıp kurtulmayı başarabildi.Adla adlı genç bir kadın sadece birkaç gün önce Zako şehri yakınlarındaki bir kampta tekrar kocasına kavuşabilmiş. 38 gün önce köyündeki diğer kadınlarla birlikte IŞİD tarafından esir alındığını söylüyor.'Başta bizi Musul'daki büyük bir eve götürdüler. O evde sadece kadınlar kalıyordu' diyen Adla, titreyerek konuşmaya devam ediyor:'Evin tüm kapı ve pencerelerini kilitleyip etrafına da nöbetçiler diktiler.'Evin neredeyse her gün farklı farklı erkekler tarafından ziyaret edildiğini söyleyen Adla, 'Başörtülerimizi çıkartmamız söyleniyordu. Gelen erkekler almak istedikleri kadınları seçiyorlardı' diyor ve 'Kadınlar saçlarından sürüklenerek evden dışarı çıkarılıyorlardı' diye ekliyor.IŞİD'in elinde kaldığı sürece birçok farklı yere götürülen Adla, arkadaşlarının oldukça şiddetli biçimde dövüldüğüne ve tecavüze uğradığına şahit olduğunu belirtiyor.Bir esir kadın silah zoruyla oğlundan ayrılmak zorunda kalmış.Hamile olduğu için uzun süre militanların kendisine bir şey yapmadığını söyleyen Adla zaman geçtikçe giderek daha endişeli hale geldiğini ifade ediyor ve 'Bir gün bir sürü erkek yine aramızdan kadınları seçmeye geldi. Biz de aramızda konuşup kaçmaya karar verdik. Yakalanıp öldürülsek de artık farketmezdi. O şekilde yaşamaya devam etmektense ölmek daha iyi' diyor.Çatışma bölgelerinde zor duruma düşenlere yardım etmeye çalışan azınlık çalışmaları uzmanı Hıdır Domle IŞİD'in esir Ezidileri nerelerde tuttuğuna dair bilgileri derlemek için uğraşıyor.Bazı esirler hapishanelerde, bazılarıysa eski saray ve düğün salonlarında tutuluyor.Esir kadınların bazılarıyla sakladıkları cep telefonları sayesinde konuşabilen Domle, 'Özellikle Musul ve Telafer'de durum içer acısı' diyor.'Uluslararası örgütler durumu araştırmıyor' diyen Domle, birçok kuruluşun bu kadar fazla Ezidi kadının IŞİD tarafından kaçırıldığına inanmadığını da belirtiyor.IŞİD'in Ezidileri özellikle hedef aldığını ifade eden Domle, 'Hem topraklarını kontrol etmek istiyorlar hem de inançlarına karşı ayrı bir nefret besliyorlar' diyor.Ezidi kadınların İslam'a dönmemeleri halinde köle haline getirildiğini söyleyen Domle, 'IŞİD militanları Ezidilerin İslam Devleti içerisinde yeri olmadığına inanıyor' diyor.Bir okulda 20'li yaşlarının başındaki bekâr bir genç kızla karşılaşıyorum. Bana IŞİD'in elinde esir kaldığı günlerde yaşadığı korkunç olayları ve işkenceleri anlatıyor.'Bizi kablolarla dövüyorlardı. Yemek vermiyorlardı ve yüzümüzü zorla petrolle yıkatıyorlardı' diyor.Kız korkunç hikayelerine 'Bir arkadaşımızı alıp götürmek istediler ama kız bileklerini kesti. İki arkadaşımızda kendilerini asarak intihar ettiler' diyerek devam ediyor.IŞİD'e yönelik hava saldırıları sırasında kaçmayı başaran kız, üç gün yürüdükten sonra güvenli bölgelere gelebildiğini söylüyor. Şimdiyse geride kalanlar için endişeli.'Dokuz yaşın üzerindeki her kızı parayı kim verirse ona satıyorlar' diyen kız, 'Bazı adamlar aynı anda üç, dört hatta beş kız birden alıyordu' diyor.Anlatılanları dinleyen kızın teyzesi ağlamaya başlıyor. Teyzenin de iki küçük kızı şu anda IŞİD'in elinde esir.'Felaket, felaket' diye ağlayan kadın, 'Bütün kızlarımızı aldılar. Onlar bizim her şeyimiz. Dünya bize yardım etmeli' diyor.Erbil'deki bir evde Irak'ın tek Ezidi milletvekili Vian Dakhil ile buluşuyoruz. Ev 30'dan fazla mağdur için barınak haline gelmiş durumda.Geçtiğimiz ay Şengal dağına yardım götürmeye çalışırken helikopterin düşmesi nedeniyle yaralanan Dakhil hâlâ koltuk değnekleriyle yürüyebiliyor.Batılı ülkelerin IŞİD'e karşı giriştiği harekatın Ezidi esirlerin kurtulmasını sağlayabileceğini düşünen Dakhil, 'Medyada görünürlük de gerekli. Michelle Obama'nın Boko Haram tarafından kaçırılan Nijeryalı kız öğrenciler için devreye girmesi gibi bir görünürlük' diyor.Ezidiler olarak Irak'ta azınlık olduklarını söyleyen Dakhil, Bağdat'ta güçlü bir etkinliklerinin de bulunmadığını ifade ediyor ve 'İnsan haklarına ve insanlığa önem veren ülkelerden yardım istiyoruz' diye sesleniyor.Kızları IŞİD elinde esir olan Ezidi aileler için zaman daralıyor. Eğer yakında çocuklarını bulamazlarsa bir daha hiçbir zaman kızlarına kavuşamayacaklarından korkuyorlar.Yolande KnellBBC Orta Doğu Muhabiri, Erbil
Günün Fotoğrafı
40.000 kereden fazla paylaşılan Günün Fotoğrafı galerimiz için yeni başlık açtık.Eski günün fotoğraflarını görmek için; http://onedio.com/haber/gunun-fotografi-164194 ve http://onedio.com/haber/gunun-fotografi-43470 adreslerini ziyaret edebilirsiniz.
42. Ölüm Yıldönümünde Pablo Neruda  ve 5 Muhteşem Şiiri
Şöyle diyor: 'Adımı 14 yaşımdayken, daha Santiago'ya gitmeden değiştirdim. Babam yüzünden. Mükemmel bir insandı, gelgelelim, genellikle şairlere, özellikle bana karşı idi. Hatta işi kitaplarımı ve not defterlerimi yakmaya kadar götürdü. Onun görüşüne göre, mühendis, doktor, mimar olmalıydım, çünkü diyordu, insanların bu gibi kimselere ihtiyacı var. Oğullarının toplum içinde sivrilmesini görmek isteyen, orta sınıfın köylülükten gelme bütün insanları gibiydi. Yine babamın görüşüne göre, toplumda yükselmeyi başarmanın tek yolu üniversiteydi, serbest mesleklerdi.Vaktiyle, aynı zamanda bir gazete yazarı olan büyük bir çek şairi vardı: Erwin kisch. Bu zat, bu soruyu sorarak yıllarca iflahımı kesti. Madrid'de, Mexico'da, Prag'da hep karşıma çıktı. ve Prag'ta bana şöyle dedi: 'Bana şu hikayenin sonunu söyle. Bak şimdi artık ihtiyarladım. Nice zamandır seni pek sıktım.' Gerçek şu ki, bu hikayede gerçek diye bir şey yok. Babamın gerçeği fark etmesinden en çok korktuğum günlerde -çünkü böyle bir şey felaket olurdu- bir dergiyi karıştırdım ve orada Jan Neruda imzalı bir hikaye gördüm. Tam o sıralarda bir şiirimle bir yarışmaya katılmak durumundaydım. o zaman Neruda soyadını seçtim ve ad olarak da Pablo adını aldım. Bu adın bir kaç ay sonra geçip gideceğini sanıyordum...'