Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Barış Erbil Profil Resmi

Barış Erbil

Müzik Makinesi

icon

Tüm İçerikler

görsel

Yasaklar ve Yasaklanan 6 Eser

Yasak kelimesinin kelime anlamına baktığımızda “Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuniyet” tanımı TDK sayfalarında karşımıza çıkıyor. Peki bu kelimenin anlam kapsamı ne kadar genişletilebilir veya yasak kelimesinin kökü olan “yasa” bu tanımın ne kadar içinde olabilir; gelin bu soru özellikle günümüzde yaşadığımız farklı ve algılamakta zor dönem kuralları açısından zihnimizin önemli bir köşesini işgal ederken tarih boyunca dünyada farklı nedenler yasaklanmış birkaç parçaya ve müzikal içeriklere bir göz atalım.
7 Mayıs 2021
görsel

Let It Be – Bilinçaltından Var Olan The Beatles Efsanesi

The Beatles deyince akla gelen ilk parçalardan biridir “Let It Be”. İçinde barındırdığı umut, karanlığın gölgesinden kurtulup yeniden doğma ve yükseliş algısını sakince yüzümüze vurur Paul McCartney’in büyük çoğunluğunu oluşturduğu parça. Gerek içinde barındırdığı duygu yükü olsun gerek The Beatles’ın birlikte kaydettikleri son albüme adını veriyor oluşu olsun birçok özel yanı vardır “Let It Be”nin.
18 Nisan 2021
görsel

Mike Oldfield ve Tubular Bells

Yeni bir yıla girerken geride bıraktığımız birçok olay ve yaşanmışlık da düşündürücü oldu 2020 senesinde. Tam 100 sene sonra insanoğlu böylesine azılı bir salgın ile baş etmeye çalıştı, bilinmezlik bizleri her gün biraz daha karamsarlığa itti. Bir yandan belki de uzun süredir hiç deneyimlemediğimiz kadar kendi benliğimizle baş başa kaldık bu süreçte; hayatın aslında sorgulamayı unuttuğumuz tekdüze kaotik süreğenliğinden uzaklaştık ve kendi kimliklerimizi yeniden keşfettik. Yaşanılan bu sıra dışı dönemde bardağın boş tarafları olsa da dolu yanlarını görmeye çalıştığımız daha olumlu ve müzik dolu bir senenin bizimle olmasını dileyerek bu yazımda sizleri biraz geçmişe götüreceğim:
6 Ocak 2021
görsel

Glam Rock: Rock Müzikte Görsel İhtişamın ve Toplumsal Cinsiyetin Kültürel Devinimi

Dışavurumsal yaklaşım rock müzisyenlerinin farklı tarihsel dönemler boyunca en önemli özelliklerinden biri olmuştur. Belirli bir duyguyu ve duygusal yoğunluğu en iyi şekilde anlatmak ve aktarmak gayesinde olan icracılar zamanla bu gayelerini yaşam tarzlarından sahne şovlarına ve hatta bunun ötesinde bir alt kültür ögesi olarak ideolojik bir yaklaşım dahilinde olgunlaştırmış ve yaşatmışlardır. Glam Rock da tür olarak bu kültürel evrime şatafatlı bir kimlik tanımlaması ile büyük katkı sağlamıştır. Bu türe adını kazandıran “parıltı” kelimesi zannediyorum ki bizlere 1970’li yılların başında İngiltere’de ortaya çıkan ve birçok rock müzik grubunun bu parıltı ile sahne şovlarına renk getirmesini sağlayan bu akım hakkında oldukça yeterli bir ipucu veriyor. Parıltılı ve tabuları reddeden, özgür bir yaşam biçiminin öncüleri.
5 Aralık 2020
görsel

Savaşın Notaları

Yüzyıllar boyunca anlamı, şekli ve nasıl tezahür edeceği sürekli bir değişim ve “başkalaşım” halinde olsa da gerek bireysel düzeyde gerekse kitleleri peşinden sürükleyen büyük felaketler silsileleri olarak “savaş” ve “savaşmak” hep hayatlarımızın; hatta insanlık tarihinin içinde olmuştur. Barışın egemen olduğu, hoşgörü ve sükûnet içinde yaşamak bütün sağlıklı zihinler ve kalplerin ortak gayesidir fakat insanoğlunun “kazanım” sağlama dürtüsü ve çıkar çatışmaları bu gayeye ütopik bir anlam kazandırıyor. Topraklarımıza ve bir o kadar da tarihsel bağlarımıza son derece yakın bir coğrafyada kurşun sesleri duymaya başladık son günlerde. Bu kurşun sesleri dinlendirici bir senfoni olmaktan çok uzakta - ve tam zıt noktasında - fakat tarih bize öğretmiştir ki yıkımın da sesleri vardır. Bu yıkımın sesleri, savaşın notaları olur; öfkenin, hırsın, caydırıcılığın ve cesaretin notaları.
28 Kasım 2020
görsel

Depremin Sesi ve Algılarımız

Ülke olarak İzmir ilimiz ve çevresini vuran elim deprem felaketini yaşadığımız bu günleri birlikte ve beraberlik içinde, en az kayıp ve hasar ile atlatacağımızı umarak ve dilerek bu satırları kaleme almaya başlıyorum. Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Hamdullah Livaoğlu geçtiğimiz günlerde deprem anında kaydedilen sinyalin sesini paylaştı ve sosyal medya başta olmak üzere birçok mecrada bu ürkütücü ses gündem konusu oldu. Peki bu frekans dalgasında bize ürkütücü gelen ne idi veya bu enerji nasıl işitsel bir boyuta bizim kulaklarımıza gelebildi?
3 Kasım 2020
görsel

Neden Metallica?

Metal müzik Nordik ülkeler dışında dönem dönem dünyanın her yerinde gündeme gelse de genel olarak perdeler arkasında kalmış bir müzik türü olarak kabul edilebilir. Popülarite bağlamında özellikle bu müzik türünün bir dinleyicisi değilseniz alt türlerine hâkim olup bu türleri icra eden gruplar hakkında bilgi sahibi olmanız oldukça zordur. Genel olarak protest tavırları, radikal dışavurumcu yaklaşımları ile Popüler Kültür’e oynamaktansa kendi “davalarının peşinden koşmuş metal müzik grupları aslına bakarsanız müzik tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Birçok yeni vokal, elektro gitar ve ritimsel tekniği müzik ekosistemine kazandıran bu türün gölgeler arkasında kalmasının en büyük nedenlerinden biri şüphesiz fazla radikal yaklaşımları olmuştur. Peki, hiç metal müzikle alakası olmayan birinin bile aklına gelebilecek yegâne grup kimdir? Bir çoğunuzun “Metallica” dediğini duyar gibiyim. Evet, yaptıkları müzik, kendi müzik hayatlarında aldıkları kritik kararlar ve yol ayrımlarındaki tarz değişimlerinin kendi piyasalarına oldukça olumlu yansıması sonucu hepimizin bir şekilde bildiği ve günümüzde halen aktif bir şekilde müzik yapan bir kült haline geldi Metallica. Bu kararlar nelerdi ve neden “Metallica” metal müziğin bütün icracılarının önüne geçebildi?   1981 yılında grubun kurucu davulcusu Lars Ulrich ve vokal-gitaristi – aynı zamanda da başarılı bir bir frontman olan James Hetfield tarafından kökleri oluşturuldu Metallica’nın. Ayrılıklar, duygusal buhranlar, seçiş ve vazgeçişlerle dolu seneler geçirdiler günümüze dek. Bu yazıyı şu anda okuyorsanız zaten Metallica’nın diskografisine ve tarihine az çok hakimsiniz demektir. Grubun ve üyelerinin tarihsel gelişimine dair birçok değerli kaynak bulunmakta olduğu için bu yazıda daha çok dönüm noktaları ve hangi sebeplerden ötürü Metallica’nın en tepeye yerleştiğine değineceğim. Zor ve çetrefilli yollardan ve yol ayrımlarından birçok kez geçen bu grup, dağılmanın eşiğine defalarca kez gelmiş ama her defasında küllerinden doğarak ayakta kalmayı becermişti. Burada değişen dünya ve müzik zevklerine Metallica’nın kendi janrası içinde nasıl ayak uydurduğunun özellikle önemi ortaya çıkıyor. Bütün dönüm noktalarını hem kendi dinleyicilerini küstürmeden hem de yeni dinleyici kitlelerine hitap edebilerek geçen Metallica’nın yüzleştiği dönüm noktalarını ve müziksel değişimini gelin inceleyelim.
25 Ekim 2020
görsel

Anathema Bıraktı: Geride Kalan İzler

Özellikle 1990’lı yıllarda ve akabinde bu yılları takip eden 2000’li yıllarda genç olmuş neslin eğer rock müziğin herhangi bir türevini dinliyor ise mutlaka ilgisini ve dikkatini çekmiş bir gruptu Anathema. Doom Metal ve Progresif Metal tarzını kendi duygu yüklü tarzlarıyla birleştirmiş ve çoğumuzun içinde derinden izler bırakmışlardır. Özellikle Türk dinleyicilerinin gözünde Anathema nasıl özelse grup için de Türkiye çok daha fazla anlam ifade ediyordu turneleri kapsamında ziyaret ettikleri ve Türk dinleyicileriyle kurdukları bağın yanına yaklaşamayacak konserler verdikleri ülkeler arasında.
15 Ekim 2020
görsel

Müzik Piyasası ve “Yeni Normal”

Eğer müzik yapıyorsanız ve henüz “şöhret” basamaklarını tırmanmamış bir üretici ve icracıysanız içinde bulunduğumuz bu zor günlerden en çok zarar görmüş kitlelerden birine mensupsunuz demektir. Genel olarak insanın insan ile teması ve etkileşimi ile var olan hizmet sektörünün bile küçüldüğü; birçok insanın ekonomik olarak dar boğaza düştüğü bu günlerde eğlence sektörü çalışanlarının durumu da hiç iç acıcı değil. Hâlâ kritik vaka sayıları ile durumun vahametini kuvvetli şekilde hisseden ülkemizde alınan önlemleri ve bu önlemlerin nasıl alındıklarını gelin müzisyenlere etkisi açısından kısaca inceleyelim. Sadece ülkemiz sınırları içerisinde değil, bütün dünya popülasyonu şimdiye kadar yaşamadığı kısıtlamalar ve yavaş yavaş “yeni normal” olarak adlandırılan kurallar bütünü ile karşılaştı. Birçok şey yaşandı, tecrübe edildi; yazıldı ve çizildi. “Önce sağlık” dendi; denmesi gerektiği gibi.
4 Ekim 2020
görsel

Analog mu Dijital mi?

Müzik makinesinin bu haftaki yolculuğunda müzik üretiminden enstrüman yapısına kadar birçok alanda karşımıza çıkan bir çekişmeyi bir nebze irdeleyeceğiz. Dijital mi analog mu? Teknolojinin ve sunduğu imkanların geçen zaman ile birlikte hayatlarımızın her alanını biraz daha dijitalleştirdiği gibi müzik üretimi ve icrası da bu çekişmeden nasibini almıştır. Kimileri “eski” zamanların ruhunu analog cihazların taşıdığını ve olmazsa olmaz bir tat kattığını savunurken; kimileri de yeni nesil birçok müzik türünün dijital imkanlar ile ortaya çıkıp geliştiğini ve dijital üretim platformlarındaki çeşitliliğin modernizmi desteklediği konusunda hemfikir. Her iki tez de kendi içinde savunulabilir ve argüman sunulabilir oladursun; gelin biz bu çekişmenin sürdüğü birkaç alana kısaca değinelim.
22 Eylül 2020
görsel

Türkiye’de Rock Müziğin ve Algısının Tarihsel Değişimi

Rock Müzik denilince eminim ki hepimizin aklına farklı zamanlarda hayatlarımıza bir şekilde yer etmiş gruplar gelecektir. Yerli veya yabancı Türkiye topraklarında dönemsel olarak bir trend oluşturmuş gruplar kimi dinleyicinin hayatlarında kalıcı bir parça olmuş; kimilerimizin ise zaman zaman hatırladığı birer nostalji ögesi olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini almıştır ve alıyordur. Peki sadece Rock müzikle sınırlı kalmayan bu değişkenlik kişinin bireysel olarak sürekli olgunlaşan müzik zevki dışında tarihsel trendlere de bağlı mıdır? Şüphesiz bu etkinin var olduğu aşikâr fakat ne derece etki alanı geniş olmuştur gelin hep beraber inceleyelim.
9 Eylül 2020