article/comments
article/share
Haberler
Yugoslavya ile Başlayan Hikaye 2006 Dünya Kupası'nda Son Kez Bölünerek Sona Erdi

Yugoslavya ile Başlayan Hikaye 2006 Dünya Kupası'nda Son Kez Bölünerek Sona Erdi

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

11 Haziran 2006, Leipzig. Sahaya çıkan on birler dizilirken hoparlörlerden eski milli marş 'Hej Slaveni' yükseliyor. Tribünde kimse şarkıya eşlik etmiyor. Çünkü o anda sahada forma giyen oyuncuların temsil ettiği ülke, sekiz gün önce resmen ortadan kalkmıştı. Marş ise eski Yugoslavya'ya dair kalan nadir şeylerdendi ve iki takım için de 'çok komünist' kalıyordu. 

Stadyumdaki 40 bin kişiden hiçbiri artık var olmayan bir devletin milli marşını söylemek istemedi ve bu sessizlik, o akşam sahada oynanacak maçtan çok daha fazla şey anlatıyordu.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Yugoslavya'dan bugüne eksile eksile geldiler.

Yugoslavya'dan bugüne eksile eksile geldiler.

Hikâyenin kökleri aslında çok daha eskiye, Yugoslavya'nın 1990'ların başındaki kanlı dağılmasına kadar uzanıyor. Sırbistan ve Karadağ, altı cumhuriyetli eski federasyonun savaştan arta kalan son iki parçasıydı; 1992'de 'Yugoslavya Federal Cumhuriyeti' adıyla bir araya gelmiş, 2003'te bu isim bile terk edilip sade bir 'Sırbistan-Karadağ' konfederasyonuna dönüşmüşlerdi. Yani 2006'da sahaya çıkan takım, aslında sürüncemede kalan iki halkın istemeye istemeye bir arada tuttuğu kırılgan bir birlikteliğin son temsilcisiydi.

Bosna Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya ve son olarak Kosova... 

Yugoslavya'dan geriye kalan ikisinin birlikteliği ve Yugoslavya ismine bile tahammül edememeleri kalmıştı. Çok değil altı yıl önce Euro 2000'e Yugoslavya adıyla katılmışlardı.

İki ülke bir referandumla kan dökmeden vedalaştılar.

İki ülke bir referandumla kan dökmeden vedalaştılar.

Sonun başlangıcı 21 Mayıs 2006'da geldi. Karadağ'da bağımsızlık referandumu yapıldı ve Avrupa Birliği'nin şart koştuğu yüzde 55 barajı, sadece 2.300 oyla aşıldı: Yüzde 55,5'e karşı yüzde 44,5. 

3 Haziran'da Karadağ Meclisi referandum sonucunu resmen onayladı ve bağımsızlığını ilan etti. O gün itibarıyla Sırbistan-Karadağ diye bir devlet artık yoktu. Ama sekiz gün sonra Dünya Kupası başlayacaktı ve kadro çoktan Almanya'ya gitmişti.

Tüm bunlar yaşanırken milli takım Almanya'da ilk grup maçına çıkmaya hazırlanıyordu.

Tüm bunlar yaşanırken milli takım Almanya'da ilk grup maçına çıkmaya hazırlanıyordu.

FIFA'nın önünde iki seçenek vardı: 

Turnuvaya katılımlarını iptal etmek ya da göz yummak. Kurumun tercihi belliydi takım eski ismiyle oynayacak, resmi bölünme ancak elendikten sonra gerçekleşecekti. Bu, tarihte büyük bir turnuvada birden fazla egemen devletin tek bir takımla temsil edildiği ikinci örnekti; birincisi, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının hemen ardından Euro 1992'ye giren ve 'Bağımsız Devletler Topluluğu' adını taşıyan enkaz takımıydı.

Kadroda bu absürtlüğün somut kanıtı duruyordu: 23 kişilik listede Karadağ doğumlu tek bir isim vardı — kaleci Dragoslav Jevrić. Geri kalan her şey, artık ikiye bölünmüş bir ülkenin sadece yarısına aitti. Üstelik bu kadro, hafife alınacak bir kadro da değildi. Eleme grubunda favori İspanya'yı geride bırakarak zirveyi kimseye kaptırmadan bitirmişlerdi; on maçta sadece bir gol yiyerek eleme sürecinin en sağlam savunmasına imza atmışlardı. Dragoslav Jevrić'in kalesini koruduğu, Nemanja Vidić, Mladen Krstajić, Goran Gavrančić ve Ivica Dragutinović'ten oluşan dörtlü savunma, o dönem Avrupa basınında Arsenal'in efsanevi Seaman-Dixon-Adams-Bould-Winterburn hattına benzetiliyordu. Vidić henüz Manchester United'a yeni transfer olmuştu; Dejan Stanković Inter'de, Savo Milošević ise 33 yaşında hâlâ formayı taşıyordu.

Yugoslavya'dan kalan son parça Almanya'da Billerbeck kasabasındaki bir tabela.

Yugoslavya'dan kalan son parça Almanya'da Billerbeck kasabasındaki bir tabela.

Teknik direktör Ilija Petković, o günlerde bu absürtlüğü bir şakayla geçiştirmeye çalışıyordu: 'Muhtemelen turnuvada aynı anda iki ülke takımı birden yöneten tek kişiyim.' Ama şaka, altında acı bir gerçeği örtüyordu, birkaç hafta içinde muhtemelen hiçbir takımı yönetmeyecekti.

Kampın kurulduğu Billerbeck adlı ufak bir Alman kasabası, o üç hafta boyunca neredeyse gerçeküstü bir sahneye dönüştü. Kasaba girişindeki tabelalarda hâlâ 'Sırbistan ve Karadağ Kamp Tesislerine Hoş Geldiniz' yazıyordu. Kasabayı ziyarete gelen bir Sırp taraftar, Neven Bosković, gazetecilere şu yorumu yapmıştı: 'Bu Alman kasabasının eski Yugoslavya'nın son sembolü olması komik. Elendiğimizde, eski ülkenin son izleri de silinecek.'

Turnuva bu bölünmüşlüğün gölgesinde sessizce vedayla tamamlandı.

Turnuva bu bölünmüşlüğün gölgesinde sessizce vedayla tamamlandı.

Sahadaki tablo, siyasi çözülmeyle neredeyse alaycı bir paralellik kurdu. Grup C, o yılın 'ölüm grubu' olarak anılıyordu: Hollanda, Arjantin, Fildişi Sahili ve Sırbistan-Karadağ

İlk maçta favori Hollanda karşısında Arjen Robben'in golüyle 1-0 kaybettiler. Bu yine de beklenen bir sonuçtu. Asıl kırılma ikinci maçta geldi. Arjantin karşısında 6-0 gibi tarihi bir hezimet yaşadılar; bu, takımın tüm zamanların en ağır uluslararası mağlubiyetiydi. 

Belgrad'dan bir taraftar, Aleksandar Veg, o akşam söylediği cümleyle sanki tüm hikâyeyi özetlemişti: 'Nasıl bakarsan bak, bittik. Millî takım da tıpkı Sırbistan-Karadağ'ın kendisi gibi bir arada duramayacağını gösterdi.' 

Son grup maçında Fildişi Sahili karşısında ilk yarıda 2-0 öne geçmelerine rağmen 3-2 kaybederek turnuvayı üç yenilgiyle, tek gol bile atamadan (attıkları 2 gole karşı yedikleri 10 golle) kapattılar.

O Fildişi Sahili maçı, aynı zamanda 'Sırbistan-Karadağ' isminin tarihe karıştığı son uluslararası karşılaşma oldu. 

Bir hafta sonra Karadağ Futbol Federasyonu UEFA'ya bağımsız üyelik başvurusunda bulundu. Sırbistan Federasyonu ise FIFA ve UEFA nezdinde 'ardıl devlet' sayılarak eski takımın tüm sicilini, istatistiklerini ve hatta Yugoslavya'dan miras kalan tarihi devraldı; yeni Sırbistan millî takımı ilk resmi maçını Ağustos 2006'da Çek Cumhuriyeti'ne karşı oynadı. Karadağ ise gerçek anlamda sıfırdan başlamak zorunda kaldı; ilk resmi millî maçını ancak Mart 2007'de, Macaristan karşısında oynayabildi.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

FIFA yeni yönetmelik açıklamak zorunda kaldı.

FIFA yeni yönetmelik açıklamak zorunda kaldı.

FIFA, bu emsalsiz geçişi yönetebilmek için bir de istisna kural ihdas etti. Uluslararası futbolda bir oyuncu normalde millî takımını bir kez seçtikten sonra asla değiştiremez. Ama 'bir devletten birden fazla devlet doğması' durumu için özel bir madde getirildi: daha önce Sırbistan-Karadağ ya da eski Yugoslavya formasıyla oynamış ve kariyerine devam eden futbolculara, geri kalan kariyerlerinde Sırbistan mı Karadağ mı diye seçim yapmaları için bir kereye mahsus bir hak tanındı. Sanki bir ulusun ikiye bölünüşü, bir yönetmelik maddesiyle idare edilebilirmiş gibi.

Geriye kalan yalnızca o üç haftalık tuhaflık değil, futbolun bazen siyasetten daha yavaş, bazen de ondan daha acımasız hareket edebileceğinin bir kanıtıydı. Bir ülke kâğıt üzerinde ortadan kalkmıştı ama on bir adam, hâlâ onun forması ve marşıyla sahaya çıkmak zorundaydı; ta ki sahadaki hezimet, masadaki çözülmeyle aynı anda tamamlanana kadar.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
Sosyoloji bölümünden mezun olarak uzun yıllar medya alanında çalıştım. 11 yıl spor kulüplerinde medya yöneticiliği yaptım. Ankara' da yerel gazetelerdeki editörlük deneyiminin ardından Onedio'da Gündem, Spor ve Ekonomi alanında içerikler üretiyorum. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünde Yazarlık eğitimi alıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın