Tarihin En İkonik Formalarından Biri Olan Hırvatistan Formasında Nazi İzi mi Var?
Hırvatistan, Yugoslavya'dan ayrılarak bağımsızlığını elde ettiğinde gayriresmi de olsa ilk maçını ABD'ye karşı oynamıştı. O maçtan 36 yıl sonra Hırvatistan yeni zaferler için ABD topraklarına geldi.
Yine üstlerinde ikonik hale gelen damalı formalar. Avrupa damalı olarak tanıdı bu formayı ama tasarlandığı günden bugüne kadar hakkında çeşitli iddialar var. Bir iddia var ki kuruluş felsefesiyle de hayli uyumlu.
O karanlık soru ise şu: Hırvatistan'ın damalı forması Nazilerle işbirliği yaptıkları dönemlere bir selam mı?
Yugoslavya'yı bu tekme mi böldü?
Hep anlatılan hikayedir Yugoslavya'yı bir maç böldü. O maç özelinde de bu tekmeden bahsedilir. Hırvatların takımı Dinamo Zagreb ile Sırpların takımı Kızıl Yıldız'ın karşı karşıya geldiği maçta iki takımın da milliyetçi taraftar grupları ortalığı kızıştırmış ve sahaya dalmıştı. Kızıl Yıldız'ın taraftar grubu Delije daha sonra paramiliter güç olarak Sırpların karanlık hayallerine de hizmet edecek ve liderleri Arkan savaş suçlusu olarak tanımlanacaktı.
Boban'ın tekme attığı polisin bir Sırp değil Boşnak olduğu gerçeği ise tam bir Yugoslavya hikayesiydi.
Ancak bu maça kadar fiili olarak bölünen bir ülke vardı ve Hırvatlar artık merkezi otoriteden kopmuş, kendilerine başkan bile seçmişti.
O başkan ise Franjo Tudjman'dı. Tito'nun ordusunda anti-faşist bir kumandan olarak büyüyen Tudjman, Hırvatistan milliyetçiliğinin ise temellerini attı.
Tudjman futbola meraklı bir başkan olarak bu sularda yüzmeyi başardı. Hatta Sırpların en büyük takımlarından Partizan'a başkan bile olmuştu.
Dinamo Zagreb maçlarını kaçırmazdı ama Dinamo ismi çok 'komünist' geldiği için 'HAŠK Građanski' ismi ile değiştirildi. Sonrasında takım Şampiyonlar Ligi'ne gittiği için Hırvatların takımı olduğu belli olsun diye Croatia Zagreb olarak yeni bir isim aldı. Bunların hepsinde de baş aktör Tudjman'dı. O öldükten sonra Dinamo ismine geri döndüler.
Futbolla bu kadar içli dışlı bir isim milli takım formasında da söz sahibiydi.
Maçın arka planında neler vardı?
22 Nisan ve 7 Mayıs 1990'da yapılan çok partili seçimleri Tuđman'ın HDZ'si büyük farkla kazanıyor. Aradan sadece altı gün geçmişken, 13 Mayıs'ta Maksimir'de o meşhur Dinamo-Kızıl Yıldız kaosu patlıyor. Yani millî takımın yeniden doğuşu, bağımsızlık sürecinin en gergin haftalarına denk düşüyor; bu tesadüf değil.
Aynı yılın Ekim'inde, henüz FIFA'ya kabul edilmeden, Hırvatistan ABD'yle bir hazırlık maçı oynuyor (17 Ekim 1990, Maksimir, 2-1 Hırvatistan galibiyeti).
Hırvatistan bu kareli, damalı ya da adına her ne diyeceksek meşhur formasını ilk o maçta giydi. Formayı tasarlayan kişi Miroslav Šutej aynı zamanda Hırvatistan bayrağının modern versiyonunu ve para birimi kuna banknotlarını da tasarlamış bir isim.
Tasarım için seçilen referans ise tartışmaları beraberinde getirdi.
Bu kareler ne anlatıyor?
Öncelikle hedef Hırvatistan'ın geçmişiyle kurduğu karmaşık ilişkinin de sahaya yansıması amaçlanmıştı.
Bugün dünya futbolunun en tanınan formalarından biri olan kırmızı-beyaz kareler, Hırvat tarihinde yüzyıllar öncesine uzanan bir sembol olan şahovnicadan geliyor. Kökeni 15. yüzyıla kadar götürülen bu arma, Habsburg döneminde de çeşitli şekillerde kullanıldı ve uzun süre Hırvat kimliğinin tarihsel işaretlerinden biri olarak görüldü.
Ancak sembolün hikâyesi yalnızca ortaçağ mirasından ibaret değil. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası'nın desteğiyle kurulan Bağımsız Hırvatistan Devleti (NDH) ve Ustaşa rejimi de şahovnicayı kendi resmi sembollerinin merkezine yerleştirdi. Arma, rejimin bayraklarında kullanıldığı gibi, Jasenovac toplama kampı gibi karanlık dönemin simge mekânlarında da görüldü. Bu nedenle şahovnica, savaş sonrasında yalnızca tarihi bir sembol değil, aynı zamanda ağır bir siyasi yük taşıyan bir işaret haline geldi.
Sosyalist Yugoslavya döneminde bu miras bilinçli şekilde geri plana itildi. Tek başına kullanılan şahovnica yerine, kızıl yıldızın öne çıktığı sosyalist devlet sembolleri tercih edildi. Hırvat kimliğine ait tarihî arma tamamen ortadan kaldırılmasa da, bağımsız bir ulusal sembol olarak görünürlüğü büyük ölçüde sınırlandı.
İşte bu nedenle 1990 sonbaharında Maksimir Stadı'nda sahaya çıkan kareli forma, sıradan bir tasarım tercihinden çok daha fazlasını temsil ediyordu. Franjo Tudjman yönetimindeki yeni Hırvatistan, şahovnicayı hem devletin hem de millî takımın merkezine yerleştirerek tarihî bir sembolü yeniden sahipleniyor, Yugoslav döneminin sembolik mirasını ise geride bırakıyordu. Fakat bu dönüş, beraberinde yeni bir tartışmayı da getirdi.
Forma hangi kareyle başlıyor: İşte bütün mesele bu!
Bugün bile Hırvatistan'da armanın sol üst köşesinde kırmızı karenin mi yoksa beyaz karenin mi yer alması gerektiği zaman zaman siyasi anlamlar yüklenen bir mesele olarak görülüyor. Çünkü bazı yorumcular beyaz kareyle başlayan versiyonu Ustaşa dönemindeki faşist kullanımla ilişkilendirirken, diğerleri bunun çok daha eski tarihî örneklere dayandığını savunuyor. Bu nedenle bir futbol formasındaki ilk karenin rengi bile, Hırvatistan'ın geçmişiyle hesaplaşması ve ulusal kimliğini nasıl tanımladığına dair daha geniş bir tartışmanın parçası olmaya devam ediyor.
Kısacası, 17 Ekim 1990 gecesi Maksimir'de görülen kareli forma yalnızca yeni bir milli takımın değil, tarihini yeniden yorumlamaya çalışan bir devletin de sahaya çıkışıydı.
Dünya Kupası'nda herkesin hayran olduğu o forma...
Hırvatistan, ABD 94'te yeni kurulan devlet olarak başarıya ulaşamadı ve turnuvaya gidemedi. EURO 96'da ise Türkiyeli grupta sükse yapsalar da bu forma görücüye çıkmakta zorlandı. Bir maçta giydiler ve kaybettikleri için akıllarda yer etmedi.
1998 yılına geldiğimizde ise Dünya Kupası'na yeni bir renk ve heyecan getirdiler.
Grupta, Arjantin, Jamaika ve Japonya'nın arasından sıyrılıp ikinci oldular.
Son 16'da Romanya'yı yenmeleri belki güncel performanslarıyla sürpriz değildi ama çeyrek finalde Almanya'ya 3 atarak elemeleri onları dünyanın gözlerini çevirdiği ülke haline getirdi.
Sonraki turda ev sahibi Fransa'ya boyun eğdiler ama Hollanda'yı yenerek dünya üçüncüsü olmayı başardılar.
Bir fotoğraf yeniden dolaşıma giriyor.
Hırvatistan'ın yıldızı Davor Suker'di. Suker hali hazırda Real Madrid'in yıldızıydı. Hırvatların gururu Suker, İspanya'ya adım atar atmaz bir mezarlık ziyaretinde bulunmuştu.
Haberde şunu yazıyordu, 'Golcü futbolcu Hırvatistan'ın yeraltı dünyasından iki karanlık isimle, Nazi işbirlikçisi Ustaşa Ante Pavelic'in mezarını ziyaret etti.'
Ustaşalara selam gönderdiği iddia edilen forma ve Ustaşa liderini mezarında ziyaret etmiş golcü.
Işıltılı günlere ve harika tasarımı olduğu söylenen formaya gölge düşmüştü.
Hırvatlar ise bu bağlantıları hep reddetti. Özellikle forma konusunda asla geri adım atmadılar. Suker ise yıllar sonra federasyon başkanı olarak yeraltı dünyasının maşası olarak kararlar almayı sürdürdü.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!








Yorum Yazın