Fransa Milli Takımı'nda Forma Giyen İki Futbolcu, Fransa'ya Karşı Bağımsızlık Savaşı Verdi
Nisan 1958'in henüz başlarıydı. Fransa-İsviçre sınırındaki gümrük kapısında dört genç adam, arabalarının koltuklarına sinmiş bekliyordu. Kapı görevlisi aracı durdurdu. Yürekler ağza geldi. Yakalanmış olabilirlerdi. Kaçtıkları belki de sınır karakollarına bildirilmişti.
Görevli eğildi, camdan içeri baktı ve gülümsedi. Bunlar her gün radyoda haberlerini dinlediği, gazetelerde resmini gördüğü yıldız futbolculardı. Gülümseyen bir yüzle imza istedi ve onları rahatlatan kelimeyi söyledi: Geçebilirsiniz.
Abdelhamid Bouchouk, Abdelhamid Kermali, Rachid Mekhloufi ve Mokhtar Arribi o gece sınırı geçti. Fransa'nın en iyi liglerinde forma giyen, başarılı kariyerlerin tam ortasındaki dört profesyonel futbolcuydu bunlar. Geride bıraktıkları şey yalnızca kulüpleri değil; maaşları, sözleşmeleri, o güne kadar inşa ettikleri hayatlardı. İleride ne olacağını tam olarak bilmiyorlardı.
L'Equipe bu yolculuğu manşetten duyurmuştu.
Fransa'nın ünlü gazetesi '9 Cezayirli futbolcu kayboldu' diyerek okurlarına duyurmuştu. Sonradan olacakları sezmelerine imkan yok çünkü futbolcular da ne kadar başarılı olabileceklerini bilmiyordu.
O dönemde dört futbolcu da Fransa'nın önde gelen kulüplerinde başarılı kariyerlere sahipti. Buna rağmen her şeyi geride bırakarak gizlice ülkeden ayrıldılar ve dört yıldır devam eden Cezayir Bağımsızlık Savaşı'na kendi yöntemleriyle destek vermeyi seçtiler.
İsviçre üzerinden önce İtalya'ya, ardından Tunus'a geçtiler. Burada Fransa'dan ayrılan sekiz futbolcuyla daha buluştular. Böylece henüz bağımsızlığını kazanmamış Cezayir'i temsil edecek fiili milli takım olan Front de Libération Nationale (Ulusal Kurtuluş Cephesi) Takımı'nın temelleri atıldı.
Mekhloufi, Fransa Milli Takımı ile 1958 Dünya Kupası'nda yer alacaktı.
Cezayir Milli Takımı fikrinin mimarı, Fransa'da profesyonel futbol oynamış eski futbolcu Mohamed Boumezrag'dı.
FLN lideri Ahmed Ben Bella da futbolun siyasi etkisinin farkındaydı. Bir dönem Olympique Marsilya forması giyen Ben Bella, futbol sayesinde Cezayir'in yalnızca siyasi değil, sportif anlamda da kendi ayakları üzerinde durabileceğini göstermek istiyordu. Bu nedenle Boumezrag'a oyuncuları toplaması için onay verdi.
En önemli isimlerden biri olan Rachid Mekhloufi için bu karar hayatını tamamen değiştirdi. Saint-Étienne ile Fransa şampiyonluğu yaşayan yıldız futbolcu, bir anda kendisini spor ile siyasetin iç içe geçtiği bambaşka bir dünyanın içinde buldu.
Zitouni ve Mekhloufi'nin 1958 Dünya Kupası kadrosunda yer alacakları resmen duyurulmuştu.
Fransa'dan futbolculara hapis cezası, FIFA'ya yaptırım başvurusu.
Oyuncuların sessiz sedasız ortadan kaybolması Fransa'yı şoke etti. Fransız hükümeti harekete geçti: Front de Libération Nationale (Ulusal Kurtuluş Cephesi) Takımı ile karşılaşan her ülkenin FIFA tarafından yaptırıma uğratılması talep edildi. Askerlik yükümlülüğü altındaki Mekhloufi ve birkaç takım arkadaşı ise gıyabi olarak on yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Ama bu adımların hiçbiri işe yaramadı.
FLN açısından bakıldığında, futbolcuların kaçışı sahada kazanılan bir gol kadar değerliydi. Bağımsızlık mücadelesi artık dağlarda ve sokaklarda değil, dünya kamuoyunun gözü önünde, yeşil çimenlerde de veriliyordu. Uluslararası arenada görünür olmak, tanınmak istiyorlardı — ve bunu başardılar.
Üstelik takım sözde değil, gerçekten iyiydi. Birçok milli takımla hazırlık maçına çıktılar ve sonuçlar herkesin ağzını açık bıraktı: Yugoslavya 6-1, Macaristan 6-2, Sovyetler Birliği 6-0. Fransa ne kadar itiraz ederse etsin, sahadaki bu rakamlar konuşmaya devam ediyordu.
Tek şartları, maçlarda Cezayir bayrağı ve Cezayir marşı olacak.
Bu cezaların hiçbiri uygulanamadı. Çünkü FLN Takımı, Doğu Avrupa, Afrika ve Asya'yı kapsayan uzun turnelere çıkmış, futboluyla büyük ilgi toplamaya başlamıştı.
Dört yıl boyunca Çin'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada 50'den fazla kimi kaynaklara göre de 100'den fazla maç oynadılar. Dünyanın birçok ülkesinde Cezayir'e destek büyürken hazırlık maçlarına olan ilgi de arttı.
FLN Takımı'nın ise tek bir şartı vardı. Kendileriyle karşılaşmak isteyen ülkeler, maç öncesinde Cezayir bayrağını göndere çekmeli ve Cezayir milli marşını çalmalıydı. Kuzey Vietnam'dan Yugoslavya'ya kadar tüm rakipler bu talebi kabul etti. Böylece FIFA tarafından tanınmayan Cezayir, uluslararası arenada fiilen bir devlet gibi kabul görmeye başladı. Bu gelişme bağımsızlık mücadelesinin moralini daha da yükseltti.
Bu maçlar resmi statü taşımıyordu. Çünkü FIFA hâlâ Cezayir'i bağımsız bir ülke olarak tanımıyordu. Ancak Cezayir'in haklılığı, uğradığı zulüm futbol aracılığıyla dünyaya tanıtılıyordu.
Bağımsızlık geldi ve Fransa'ya geri döndüler.
Sonunda 1962 yılında bağımsızlık kazanıldı. Evian Anlaşmaları imzalandı ve askerlikten firar ettikleri gerekçesiyle verilen 10 yıllık hapis cezaları da geçersiz hale geldi.
Siyasi gerilim sürse de futbolda farklı bir tablo ortaya çıktı. 1958'de Fransa'dan ayrılan futbolcuların büyük bölümü eski kulüplerine geri döndü. Hiçbiri cezalandırılmadı. Hatta taraftarları tarafından takdirle karşılandılar ve her gittikleri yerde büyük destek gördüler.
Rachid Mekhloufi yeniden Saint-Étienne formasını giydi, 1968 yılında Fransa Kupası'nı kazandı ve madalyasını bizzat Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle'ün elinden aldı.
Cezayir bugün bağımsız bir ülke olarak Dünya Kupası'nda boy gösteriyor.
Bu tarihsel gerçekliğin ardında Zitouni'nin, Mekhloufi'nin ödediği bedeller yatıyor elbette. Cezayir futbolu Fransa ile iç içe geçmiş ilişkilerin sonunda farklı dinamiklere sahip bir şekilde büyüdü.
Cezayirli bir futbolcu, futbol tarihinde çok özel bir yere sahip. Dünya Kupası, Şampiyonlar Ligi, İtalya Ligi, İspanya Ligi... Buralarda kazanılmış birçok kişisel başarı... Ama bunları Fransa Milli Takım forması altında yaptı.
Zinedine Zidane bize hep spikerlerin küçük bir hatırlatma olarak geçtiği 'Cezayir asıllı Fransız yıldız' olarak hafızalarda olacak. Oğlu Luca ise başka bir yolu tercih etti.
Luca, 2026 Dünya Kupası'na pek iç açıcı bir performansla başlamasa da Cezayir Milli Takımı'nın kalecisi olarak karşımıza çıktı. Baba ve oğulun bu farklı tercihi halen futbolun bir evin içinde bile farklı dinamiklerle yol aldığının kanıtı ve büyüsü gibi.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!








Yorum Yazın