article/comments
article/share
Haberler
Tunus'ta Devlet Hem Futbolun Ruhunu Hem de 19 Yaşında Bir Çocuğun Hayatını Çaldı

etiket Tunus'ta Devlet Hem Futbolun Ruhunu Hem de 19 Yaşında Bir Çocuğun Hayatını Çaldı

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Dört yıl önce Katar'da düzenlenen Dünya Kupası'nın en renkli tribünleri Tunus'taydı. İlk turda 4 puanla elendiler ama Fransa'yı yenerek elenmeleri küçük de olsa bir sükse yapmalarına neden oldu. Tribünlerdeki Filistin yanlısı gösterileri ise dünya tarafından takdir toplamalarına neden oldu. Tribünlerdeki birlikleri tüm dünyaya parmak ısırtırken, bu taraftarlar kendi ülkelerinde istedikleri pankart ve bayrakları açamıyor. 

İşin daha da kötüsü 2022 yılında FIFA neredeyse Tunus'u Dünya Kupası'na almayacaktı. Tüm bunların yanında Tunus'un elinde 19 yaşında futbol taraftarı bir gencin de kanı bulunuyor.

FIFA 2026 2026 Dünya Kupası
24 Gün
:
06 Saat
:
19 Dakika
:
57 Saniye
Anasayfaya Git
D Grubu Sıralamaları Tüm Sıralamalar >
0 G 0 B 2 M 0 Puan

Gelecek Maçlar

26 Haziran 05:00
26 Haziran 05:00
İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Futbolu sömürgecilerinden öğrendiler, onlardan alıp bir daha geri vermediler.

Futbolu sömürgecilerinden öğrendiler, onlardan alıp bir daha geri vermediler.

Futbol, Tunus’a Fransız sömürgeciler tarafından getirilse de kısa sürede Tunuslular tarafından benimsenerek ulusal kimliğin bir parçası haline geldi. Sömürge döneminde Tunusluların kulüp kurması çeşitli engellerle karşılaşırken, kurulan kulüpler aynı zamanda bağımsızlık hareketleriyle bağlantılı ulusal semboller haline dönüştü.

Bağımsızlık sonrasında da futbol ile siyaset arasındaki ilişki sürdü. Devlet, taraftar gruplarının toplumsal etkisini fark ederek kulüpleri ve taraftar hareketlerini yakından takip etti, zaman zaman müdahalelerde bulundu. Özellikle 1990 sonrası dönemde ultra gruplarının ortaya çıkmasıyla futbol tribünleri, yalnızca sporun değil, toplumsal ve siyasi ifade alanlarının da önemli merkezlerinden biri haline geldi.

Tunus ise sömürgeci Fransa'dan öğrendiği taktiklerle bu hareketleri bastırmaya çalıştı.

İktidarın korkulu rüyası: Ultralar

İktidarın korkulu rüyası: Ultralar

1990’ların sonlarından itibaren Tunus tribünlerinde ultra grupları ortaya çıktı ve ülke, Arap dünyası ile Afrika’da bu kültürün öncülerinden biri haline geldi. Özellikle 2011 devrimi sonrasında sayıları hızla artan ultralar, büyük kulüpler etrafında örgütlenerek güçlü taraftar yapıları oluşturdu.

Ultralar, yalnızca futbol taraftarı değil; kendilerine özgü hiyerarşileri, sembolleri, pankartları ve kültürel üretimleri olan topluluklar olarak öne çıkıyor. Tribün koreografileri, tifolar, marşlar ve meşaleler bu kültürün temel unsurlarını oluşturuyor.

Şarkı ve sloganlarında ise işsizlik, yoksulluk, polis baskısı ve yolsuzluk gibi toplumsal sorunlara sıkça yer veriliyor. Ultra kültürü, grafiti ve duvar resimleri aracılığıyla stadyumların dışına taşarak kamusal alanda da görünürlük kazanıyor.

Halk tribün gruplarının söylemlerine çoğu zaman siyasetçilerden daha çok maruz kalıyor. Bu da onları daha tehlikeli hale getiriyor.

Mart'ın son günü... 2018!

Mart'ın son günü... 2018!

Tunus’taki ultra hareketi açısından en kritik kırılma anlarından biri 31 Mart 2018’de yaşandı. Club Africain taraftarı ve ultra üyesi 19 yaşındaki Omar Laabidi, Radès Stadyumu çevresinde yaşanan polis müdahalesi sırasında hayatını kaybetti.

Tanıklıklara göre Laabidi, güvenlik güçleri tarafından Oued Miliane Nehri’ne sürüklendi ve yüzme bilmediğini söylemesine rağmen yardım edilmedi. 'Yüzme bilmiyorum' dedi. Polisler ona 'Taalem oum' dedi. Yüzmeyi öğren... 

Omar olayın ardından boğularak yaşamını yitirdi. Bu haber ülkede büyük tepki ve infial yarattı.

Bu ölüm, sadece bir taraftar vakası olarak değil, aynı zamanda polis şiddeti ve gençlik hareketleri üzerinden yürüyen daha geniş bir toplumsal tartışmanın sembolü haline geldi. Sosyal medyada yayılan #TaalemOum etiketi kısa sürede ülke genelinde protesto ve eleştirilerin odağı oldu. Kamuoyu baskısı sonrası olay yargıya taşındı.

"Tribünlerin çocuğu Omar" tüm taraftarları birleştirdi.

"Tribünlerin çocuğu Omar" tüm taraftarları birleştirdi.

Polislerle yoğun çatışmalarda tüm taraftar grupları birlikte hareket etti. Bu Club Africain taraftarı Omar'a değil hepsine yapılmış, bir gün birebir kendilerine doğrultulacak bir tehditti. 

'Taalem Oum' parolasıyla tüm taraftarlar meydanlarda toplandı. Tribünlerde Omar için tezahüratlar yapılıyor 'Taalem Oum' yazan pankartlar tüm tribünlerde kendilerine yer buluyordu. 

Tribünlerdeki polis terörü de tam bu noktada gücünü artırıyordu. Önce Club Africain'i yalnız bırakacak şekilde diğer tribünlere ağır baskılar yapıldı. Diğer takımlar yavaş yavaş bu gündemden uzaklaştı. Ardından Club Africain üyeleri büyük soruşturmalardan geçirildi ve tüm pankartları sansür mekanizmasıyla karşı karşıya kaldı. 

Tunus'ta Fan ID (bizdeki Passolig sistemine benzer) projesi hayata geçirilmek istendi. Stada giren herkesin fişlenebileceği büyük bir projeye tüm taraftarlar karşı çıktı.

Taraftarlar devletin pazarlık unsuru olarak sürekli gündemde tuttuğu Fan ID projesi için tavizler vermek zorunda kaldı. 

Taraftarlara yönelik çıkarılan 'terör ve uyuşturucu' yasası benzeri yönetmelik de basit suçlarla onların hapse girmesine neden olmaya başladı.

Sadece takımlar değil federasyon da baskı altındaydı.

Sadece takımlar değil federasyon da baskı altındaydı.

Tunus'un 2022 Dünya Kupası serüveni sahada olduğu kadar sahne dışında da geçti. Haziran 2022'de Gençlik ve Spor Bakanı Kamel Deguiche, federasyonun Hilal Al-Shabba kulübüne uyguladığı dondurma kararını 'yasadışı' ilan ederek üç gün içinde geri alınmazsa federasyonu askıya alacağını açıkladı; ardından geri adım attı, ama tehdit kayıtlara geçmişti. Ekim 2022'de kriz yeniden tırmandı. Deguiche ile federasyon başkanı Wadie Jary arasındaki kişisel düşmanlık artık kamuya açık bir savaşa dönmüştü; bakan federasyonu feshederek Jary'den kurtulmak istiyordu. 

FIFA 24 Ekim'de devreye girerek federasyona mektup gönderdi ve devlet müdahalesi devam ederse Tunus'un Katar'dan men edilebileceğini bildirdi. Deguiche bunun üzerine Mosaique FM'e çıkarak 'yabancı medyada söylenenler yanlış, federasyonu feshetmeyeceğiz' dedi ama 'şu an için ciddi bir ihlal yok, olursa müdahale etmekten çekinmeyiz' diye de ekledi. 

Tunus Katar'a gidebildi. Ancak süreç orada kapanmadı; federasyon başkanı Jary, şike, kara para aklama ve yolsuzluk soruşturmaları kapsamında yurt dışına çıkış yasağıyla karşılaştı. 

Temmuz 2024'te ise FIFA, Deguiche ile görüştükten sonra federasyon yönetimini fiilen tasfiye ederek bir normalleşme komitesi kurdu. İki yıl boyunca bakan federasyonu köşeye sıkıştırmaya çalıştı, FIFA orta yolu bularak zaman zaman iktidara zaman zaman federasyona destek atarak Tunus'u Katar'a getirdi.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Futbola da tribünlere de baskı sürüyor. Tribünlerin sesi kısık, pankartlar sansür kurulundan geçiyor.

Futbola da tribünlere de baskı sürüyor. Tribünlerin sesi kısık, pankartlar sansür kurulundan geçiyor.

2026 itibarıyla Tunus'ta tribünler üzerindeki baskı derinleşmeye devam ediyor. Her tifo ve pankart, güvenlik servislerinin önceden onayına tabi; içişleri bakanlığı bunu resmi olarak 'ifade özgürlüğüne saygı' diye sunarken pratikte hükümet imajını zedeleyebilecek ya da tabu meseleleri gündeme taşıyabilecek her içerik daha işin başında eleniyor. Pek çok ultras grubu lideri artık siyasi çağrışım taşıyan mesajlardan kaçınıyor; sürekli bir baskı altında ifade özgürlüklerini korumaya çalıştıklarını hissettiklerini söylüyor.

Bu tablo genel siyasi baskıyla örtüşüyor. 2025'te 34 muhalif isim terörle bağlantılı muğlak suçlamalarla 5 ila 45 yıl arasında hapis cezasına çarptırıldı; siyasetten şikayet etmek hapishaneyle sonuçlanabilir hale geldi. Bu ortamda futbol, Tunuslular için kalan son görece güvenli ifade alanı oldu. Ne var ki bu alan da daralıyor. Fan ID projesi hâlâ gündemdeki yerini koruyor; ultraslar projeye karşı 'NO FAN ID' kampanyasını sürdürüyor ve hayata geçirilmesi halinde stadyumları boykot edeceklerini açıklıyor.

2026 Dünya Kupası'ndaki İsveç mağlubiyeti bu gerilimin ne denli derin olduğunu bir kez daha gösterdi. Tunuslular o gecenin ardından belki de Omar'ın ölümünün ardından ilk kez görülmemiş bir kolektif öfkeyle tepkilerini dile getirdi. Futbol mağlubiyeti ülkede birikmiş her şeyin bir anda boşalma vesilesine dönüştü çünkü stadyum, insanların sonuçsuz kalmaktan korkmadan öfkelenebildiği tek yerdi.

Peki Omar'ın katilleri yargılandı mı?

Peki Omar'ın katilleri yargılandı mı?

Göstericiler 14 polis memurunu cinayetle suçlarken, polisler hakkında daha hafif suçlamalar yöneltildi. Sanıklar, Ceza Kanunu’nun 217. maddesi ile 1966 tarihli 48 sayılı yasanın ilk iki maddesi kapsamında “taksirle öldürme” ve “tehlike altındaki bir kişiye yardım etmemek” suçlarından yargılandı. Savcılık 4 Aralık 2021’de polisler hakkında dava açtı. Bu süreç, mağdurun avukatlarının yıllarca sürdürdüğü itirazların ardından geldi. Avukatlar, başlangıçta yalnızca “kimliği belirsiz bir kişi” hakkında soruşturma yürütülmesini eleştiriyordu.

Tunuslu Gazeteciler Ulusal Sendikası'nın (SNJT) merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Tunus İnsan Hakları Ligi (LTDH) Başkan Yardımcısı ve avukat Bassem Trifi, yargıçları polis sendikalarından korkmakla suçladı.

“Ne yazık ki bazı yargıçlar korkak ve polisten korkuyor. Artık bunu kırmamız gerekiyor. Polisten korkma kültürünü sona erdirmeliyiz” dedi.

İlk günkü görgü tanıklarının ifadeleri geri çektirildi. Yargılama polislerin aileyi tehdit ettiği rezalet anlara şahit oldu. Omar'ın tribündeki arkadaşları da baskılarla karşı karşıya kaldı.

Omar'ın katilleri 2026 Dünya Kupası'nı evlerinden izliyor.

Omar'ın katilleri 2026 Dünya Kupası'nı evlerinden izliyor.

Olay 2018'de yaşanmasına rağmen 14 sanık polis memuru ancak dört yıl sonra, 2022'de ilk kez mahkeme karşısına çıkabildi. Mahkeme nihayetinde 12 memuru taksirle adam öldürmekten iki yıl hapis cezasına çarptırırken 2 memuru beraat ettirdi; aile avukatı bu kararı 'adalet komedisi' olarak nitelendirip temyize taşıdı. 2024'te ise istinaf mahkemesi cezayı daha da indirdi. 

Davayı yürüten hâkimin eşinin polis olduğunun ortaya çıkması üzerine çıkar çatışması iddiaları kamuoyunu sarstı. Dört yıl bekleme, ardından iki yıl hapis, ardından o cezanın da eritilmesi aile ve ultraslar hiçbir aşamada bu kararları yeterli bulmadı.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
Sosyoloji bölümünden mezun olarak uzun yıllar medya alanında çalıştım. 11 yıl spor kulüplerinde medya yöneticiliği yaptım. Ankara' da yerel gazetelerdeki editörlük deneyiminin ardından Onedio'da Gündem, Spor ve Ekonomi alanında içerikler üretiyorum. Aynı zamanda Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi Tiyatro bölümünde Yazarlık eğitimi alıyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
2
1
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın