La Casa de Titan: Kenan Şeranoğlu ve Titan Saadet Zincirinin Bilinmeyen Hikayesi

-

Çiftlikbank'ın batması, 70 binden fazla kişinin mağdur olması ve maddi zarara uğraması ile birlikte "saadet zinciri" gündemde yeniden kendine yer buldu. Üyelerden 500 milyondan fazla para toplayan Çiftlikbank geçtiğimiz günlerde bakanlık soruşturmasının tamamlanmasının ardından Facebook sayfası ve oyun sunucularını kapattı. CEO Mehmet Aydın namıdiğer "Tosuncuk" ve "Egoman" yurt dışına kaçtı.

Peki saadet zincirleri Türkiye'ye nasıl geldi?

90'lı yıllarda ülkemizde ilk defa duyulan ve zengin olma umuduyla herkesi peşinden sürükleyen Titan Saadet Zinciri, Kenan Şeranoğlu ile başladı.

Sisteme giren herkes zengin olma umudu ile yüklü miktarda para yatırıyordu.

Wikipedia kaynaklarına göre Titan Saadet Zinciri (TİTAN Uluslararası Bilgi İşlem ve Matematiksel Kazanç Sistemler Ticaret Danışmanlık Hizmeti), 1990'lı yıllarda varlık göstermiş ve Ponzi sistemine dayalı bir gruptur. Bir katılım ücreti karşılığında üyelerine kısa vadede son derece yüksek kâr oranları(sisteme kattıkları her üyeye 300 Mark) sunan Titan Saadet Zinciri, katılımcılarına zincire dahil ettikleri her yeni üye için de belirli miktarda prim ödemeleri de vadetmiştir. Her yeni üye tarafından ödenen katılım ücreti, bahsedilen kısa vadeli ve yüksek kâr oranlı kazanç olarak daha önceki üyeleri ödenerek "zincir" ayakta tutulmuştur. Zincire katılım ücreti 2400 Alman Markı'ydı.

Takvimler 1998 yılını gösterdiğinde Kenan Şeranoğlu, babası ve ortakları ile kurduğu Titan zinciri 35 bin üyeye ulaşmıştı. Lüks oteller, restoranlar derken şaşalı toplantılar yapılıyordu.

Titan saadet zinciri büyümeye devam ediyordu ve her şey çok iyi gidiyordu. Ancak her şey bir anda tersine dönecekti. 19 Ocak 1998'de Kenan Şeranoğlu'nun ultra lüks doğum günü partisi ulusal basına yansıyınca olaylar patlak vermeye başladı.

Zengin olma umudu ile sisteme katılan kişiler arasında ciddi zarar edenler vardı ve ulusal basındaki haberlerin ardından ilk şikayet yapıldı. Bursa'da suç duyurusunda bulunuldu.

Doğum günü partisinden 3 gün sonra Bursa'dan Ç. Balkanlı dolandırıldığı iddiası ile savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bursa Cumhuriyet Savcılığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazarak, Kenan Şeranoğlu'nun ifadesinin alınmasını istedi. Bunun üzerine, Şeranoğlu, İzmir Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Bürosu tarafından ifadesi alınmak üzere Emniyet'e çağrıldı. Avukatı Bora Ergüder ile Emniyet'e giden Şeranoğlu, ifadesinde, yaptığı her işin yasal olduğunu söyledi. Şeranoğlu, daha sonra serbest bırakıldı. İzmir'de 3 ayrı suç duyurusu daha yapıldı.

Şikayetlerin ardı kesilmiyordu. İstanbul'da baba Şeranoğlu hakkında 2450 Mark dolandırıldıkları iddiasıyla iki ayrı suç duyurusu daha yapıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuran iki kişi de Titan Saadet Zinciri tarafından 2 bin 450'er mark dolandırıldıklarını öne sürdüler. Bunun üzerine savcılık İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne yazı yazarak Titan A.Ş.'nin yetkililerinin ifadelerinin alınması için savcılığa getirilmelerini istedi.

Bu gelişmelerden sonra şirketin sahibi Kenan Şeranoğlu'nun babası olan ve aynı zamanda şirketin yönetim kurulu üyesi Barbaros Şeranoğlu, Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Masası dedektiflerine ifade verdi.

Titan Saadet Zinciri kurulduğu günden bu yana dönemin parası ile 10 trilyon Türk lirası toplamıştı.

Sisteme katılanlar arasında iş adamları, avukatlar, doktorlar, sanayiciler, küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri derken pek çok kesimden insanımız vardı.

Kenan Şeranoğlu Titan Saadet Zinciri'nin hızlı yükselişi ile birlikte Türkiye genelinde vergi rekortmenleri arasına da girmiştir.

İşte Efsane Haline Gelen ve Çöküş Sürecini Başlatan Kenan Şeranoğlu Dansı

Tarihler 26 Ocak 1998'i gösterdiğinde sisteme katılmaktan son anda vazgeçen İzmirli iş kadını Sevil Sönmez, Sabah gazetesine açıklamalarda bulundu.

Demir ticareti yapan İzmirli iş kadını Sevil Sönmez ise, Titanzede olmaktan son anda kurtulanlardan. Bir arkadaşının önerisi üzerine Titancıların bir gazinoda düzenlediği toplantıya katılmış. Daha girmeden, 2.5 milyon lira istemişler. Ancak onu götüren arkadaşı ödemiş. Titan öyküsünü Sönmez, şöyle anlatıyor: "Salona herkes girdikten sonra kapılar kapatıldı. Kapıların önüne de kimsenin girip çıkmaması için korumalar yerleştirildi. Daha sonra iyi giyimli bir bey Titan'a nasıl katılacağımızı, neler elde edeceğimizi, nasıl kısa yoldan zengin olacağımızı anlatmaya başladı. İnsanlar 'Eğer Titan'a katılırsam her şeyim olur' diye düşünmeliymiş. Ve hemen Titan'a üye olmalıymış."

"Bir ay gibi kısa bir sürede BMW ve ev alabileceğimi söylediler."

Toplantıda kısa aralar verildiğini ve dört ara sonunda üyelerin kazançlarının açıklandığını anlatan Sevil Sönmez, sözlerini şöyle sürdürüyordu: "Kazançlar açıklandığında herkes ayağa kalkıp "hey! hey!" diye bağırıyor. Daha sonra Tarkan'ın bir parçasıyla dans ediliyor. Bu saçma konuşmalar ve davranışlardan sonra yanınıza Titan görevlisi ile sizi toplantıya getiren kişi ellerinde Titan formuyla geliyor.

Kağıdı imzalayıp 2 bin 500 Mark'ı alıncaya kadar sizinle konuşuyorlar. Örneğin bana çevremin geniş olduğunu ve bir ay gibi kısa sürede bir BMV ve ev alacağımı söylediler. Ben bunun mümkün olmadığını söyleyince Titancı, arkadaşıma ters terk baktı. Sonra arkadaşımın da bana olan davranışları değişti. Ben kağıdı imzalamayacağımı söyledim. Dışarı çıkmak için kapıya yöneldiğimde ise koruma görevlileri tarafından geri çevrildim."

"Anlatana ceza vardı."

Toplantıya katılan üyelerden bağış makbuzu altında yüz mark vergi parası alındığını da ifade eden Sönmez, sözlerini şöyle sürdürüyordu:

"Kağıdı imzaladıktan sonra bilgileri başkasına anlattığınızda para cezası ile bugüne kadar kazandığınız kazancın yüzde üçünü elinizden alıyorlar. Üstelik bir dahaki Titan toplantılarına 5 bin mark bile verseniz katılamıyorsunuz."

Aslında bu bile sistemin uzun süre devam etmesini sağlayan etmenlerden bir tanesi olmuş öyle değil mi?

O dönemde parasını kaptırdığı için Ruh ve Sinir Hastalıklarına kapatılan, intiharın eşiğine gelen kişiler vardı ve haberler basına düşmeye devam ediyordu.

"Titan"a kaptırdığı para yüzünden çıldırarak Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırılan Hasan Kadınşah'ın ardından, bir Titanzede de İzmir'den çıkmıştı. Bayraklı'da oturan 5 aylık evli Sütçü çifti düğünde takılan altınları satıp bin 950 mark yatırmış ancak ellerindeki paralar ve gelecek umutları da Titan zinciri ile birlikte yok olmuştu. Hasan Kadınşah tedavi olduktan sonra taburcu edildi. O da hemen suç duyurusunda bulundu.

O dönem konfeksiyon atölyesinde çalışan Gülay Sütçü (23) ile ecza deposunda şoförlük yapan Veysel Sütçü, paralarını alamayınca intiharı bile düşündüklerini söylemişti basın mensuplarına. Kızıyla damadının kandırıldığını söyleyen emekli baba Mustafa Ellikçi ise Titan yetkililerinden davacı olacaklarını belirterek, "Aynı durumda olan herkesin de davacı olmasını istiyoruz" demişti. Öyle de yaptılar. Ama iş işten geçmişti.

27 Ocak 1998 Salı günü Hazine Müşteşarlığı yetkilileri Titan Saadet Zinciri hakkında soruşturma başlattı ve sistem için "Para Tarikatı" ifadesini kullandı.

Hazine Banka Kambiyo Genel Müdürlüğü ise Titan'ı mevduat toplama ve ödünç para verme mevzuatı yönünden incelemeye aldı. Hazine'nin ivedilikle rapor istediği Titan hakkında "geçici süreyle faaliyet durdurma" kararı çıkabileceği, daha sonra defterlerine elkonularak, tasfiyesi için dava açılabileceği belirtildi.

Konu dönemin DSP hükümeti Maliye Bakanı Zekeriya Temizel'e kadar gelmiş ve bakana sistem ile ilgili sorular sorulmuştu.

Ecevit'in dönemin Maliye Bakanı olarak atadığı Zekeriya Temizel, Titan hakkında vergisel açıdan herhangi bir sorun bulunması halinde gerekenin yapılacağını söyledi ve "Bu faaliyet, bana göre izinsiz para toplama kapsamına girebilir. Bizim açımızdan olay sadece vergidir" demiştir. Temizel'in emri ile derin inceleme başlatan Maliye Bakanlığı bürokratları, Titan yöneticilerinin, "biz vergimizi ödüyoruz" açıklaması için "Vergi verilmesi, yasal olmayan bir işe kılıf yaratmaz" şeklinde açıklama yapmıştır.

Hazine Bakanlığı Müşteşarları: "Olay İsviçre'ye kadar uzanabilir."

Hazine Müsteşarlığı yetkilileri, Titan'ın para toplama ve değerlendirme biçiminin çok teknik hesaplara dayandığını, bir noktada tıkanmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmiş ve "Kenan Şeranoğlu, bu kadar karmaşık hesapları yapabilecek bir görüntü vermiyor. Olayın arkasında uluslararası şebeke olabilir. Özellikle, İsviçre akla bu endişeyi getiriyor." şeklinde açıklama yapmıştı.

Öte yandan Sanayi Bakanlığı'nın da Titan'ı, "Tüketicinin Korunması" yönüyle araştırmaya başladığı haberi basında yer bulmaya başladı. Devlet bu sistemlerle ilgili ilk çalışmalarını başlatmıştı.

Çöküş devam ediyordu. Bakanlıklar konuya el atmış, inceleme başlatmıştı. Üye şikayetlerinin ardı arkası gelmiyordu. Şeranoğlu hamamda keyif yaparken gözaltına alındı.

Tarih 4 Şubat 1998. Sevgilisi Sibel Koca ile lüks otelde alem yaparken yakalanan Titan'ın sahibi Kenan Şeranoğlu Mali Şube'de ifade vermek üzere emniyete götürüldü.  22 Titan üyesi de gözaltına alınmıştı. Savcılıktan sorgular için 4 gün süre alındı. Şirketin evrakları ve bilgisayarları, disketleri incelemeye alındı. Şeranoğlu gözaltına alındığı ilk anda polislere çikolata ikram etmiş ancak şaşkınlığını atlatamadan kendini emniyette bulmuştu. Şeranoğlu'nun oteldeki kasasında 142 bin 70 mark ele geçti.

Baba Şeranoğlu da İstanbul sorumlusu olarak gözaltına alındı.

Kenan Şeranoğlu'nun yanı sıra babası Barbaros Şeranoğlu (Titan İstanbul sorumlusu), Tuncer Şeranoğlu, İbrahim Kurtuluş, Rıza Şahinoğlu, Gültekin Bayhan, Mete Toprak, Elif Sibel Koca, Özlem Arslan (sekreter), Levent Gülal, Selim Tosun, Fehmi Demir, Ahmet Hakan Baz (Titan İzmir sorumlusu), Ahmet Aslan, Serdar Gürdal, Eda Kalkan, Serap Değirmen, Emil Herbert, Thorsten Rücker, Birsen Çölcü, Emine Büyükbalkan, Orhan Yılmaz Karabal da gözvaltına alınan isimler oldular.

Bu kişiler arasındaki iki Alman vatandaşın kurye olduğu iddia ediliyordu. Şeranoğlu aynı gece şirketten disket ve bilgisayarların kaçırılması emri verdiği söylenmiş ve o bilgisayarlar da kaçırılırken ele geçirilmişti. 

İddiaların ardı arkası kesilmeyecekti.

Sorgulama başlamıştı.

Şeranoğlu ve Titancılar'ın yapılan sorgulamalarında ilginç bilgiler elde edildi. Kenan Şeranoğlu, kaçırıldığı sandığı bilgisayar kayıtlarının ele geçtiğini anlayınca şaşkınlık geçirdi. Şeranoğlu'nun son güne kadar 35 bin kişiyi saadet zincirine kattığı ve kişi başına 2 bin 450 mark olmak üzere toplam 10 trilyon lira (85 milyon 750 bin mark) dolayında para topladığı anlaşıldı. Bu paradan Şeranoğlu'na düşen ise yaklaşık 3 trilyon olduğu belirlendi.

Şeranoğlu'nun sekreterleri de sistem için dolandırıcılık ifadesini kullanmış ve sorguda çarpıcı açıklamalar yapmışlardı.

Sekreterlerden Çölcü: "Sisteme giren üye altına yeni üyeler getirdiği takdirde belirli bir para kazanır. Üye getiremezse kesinlikle kazanma şansı olmadığı gibi ayrılmak istemesi halinde parasının iadesi de söz konusu değildir. Yeni giren her üye yakın eş ve dostunu kandırmak suretiyle sisteme dahil eder. Karşılığında belirli bir para kendisi kazanır. Ancak asıl parayı sistemin üst tarafında bulunan Barbaros Şeranoğlu, Kenan Şeranoğlu, Ahmet Hakan Baz, Fatih Gülal almaktadır." şeklinde konuşmuş ve sistemden para iadesi ile çıkışın mümkün olmadığını, naylon faturaların döndüğünü anlatmıştı

Şeranoğlu: Titan bitmez!

Dolandırıcı olmadıklarını iddia eden Titan Türkiye Temsilcisi Kenan Şeranoğlu şöyle diyordu: "Ben bu işe girerken kuruşum yoktu. Ancak çok çalıştık. Şimdi çok param var. Bizden şikayetçi olanlar, çalışmayanlar ve doğal olarak kazanamayanlar. Biz yurtdışına tek kuruş göndermedik. İddiaların hepsi yalan. Titan bitmez. Bizim hiçbir suçumuz yok. Medyanın üzerimize gelmesiyle başımıza bu iş geldi. Yüzümüz açık. Sistemimizde çalışan kazanır."

Polise 1 milyon Mark rüşvet teklif ettikleri iddiasını da yalanlayan Kenan Şeranoğlu, "Değil 1 milyon Mark, tek kuruş verdiğimi ispatlasınlar. Ya da hangi polise bu parayı teklif ettiysem o çıksın ortaya ona 500 bin Mark vereyim" demişti.

Olayın içine Almanya ve farklı bir şirket daha girdi.

Hakkında 13 ayrı suçlama bulunan Şeranoğlu'nun, saadet zinciri vaadiyle topladığı paraların önemli bir kısmını yurtdışına kaçırdığı belirlendi.

Şeranoğlu, paraların, şirketin Almanya uzantısı olan Data Administiration şirketinin sahibi Fatih Gülal'a transfer edildiğini itiraf etti.

Yurtdışına 400 bin mark dolayında para çıkartırken 1997 yılı Kasım ayında yakalanan ve gözaltına alındıktan sonra sınırdışı edilen Alman kurye Andrei Peterson'dan ayrı olarak, farklı şekillerde de paraların yurtdışına çıkartıldığı ileri sürülüyordu. İddialara göre kuryeler her hafta toplanan parayı İstanbul'dan Almanya'ya götürüyordu.

Ve sanıklar hakim karşısında.

10 Mart 1998'te sanıklar hakim karşısına çıkarıldı ve 357 yıl hapis istemi ile yargılama başladı. Adliyenin önünde toplanan Titancılar tarafından 'Hey, hey' tezahüratlarıyla karşılanan sanıkların tahliye talebi reddedildi. Kenan Şeranoğlu yaptığı savunmada kimseyi zorlamadıklarını ve matematiksel olarak herkesin kazancını sağlayabileceklerini iddia etti. Sanıkları 8 avukat savundu. Kenan Şeranoğlu, duruşma sonunda ‘‘Böyle bir sistemde para kazanmak ayıp değil. Benim 30 milyar liralık arabam var. Bununla gurur duyuyorum. Adalet yerini bulacaktır’’ demişti.

Yargılama süreci sonunda 25'er yıl hapis cezası kararı verildi.

Yargılama sürecinde cezaları da artan sanıklar için "dolandırıcılık"tan 25'er yıl hapis, 24.6'şar milyar da para cezası verildi. Şeranoğlu ve tutuklanan diğer yöneticiler 10 yıl sonra serbest kaldılar.

Bu da Kenan ve Barbaros Şeranoğlu'nun son halleri.

Şeranoğlu'nun mahkemede yaptığı "Titan bitmez" açıklamasının aslında ne kadar da geleceği gören bir açıklama olduğunu söyleyebiliriz. 

Mega Holdings, Çiftlikbank'ın batışı da network marketing, kazanç kapısı vb. diye sunulan ve kısa sürede %100, %150 kazanç vaat eden saadet zinciri sistemlerinin tehlikesini bir kez daha gözler önüne seriyor. 

Umarız bir daha yaşanmaz! 

Bu Haber ile İlgili Linkler

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
thpwrfra

Hazır bu haberler varken biriniz şu detaymaxineti araştırsa ya! bizim arkadaşlarda parayı oraya gömdü.

erlik

Almanya falan demişken bir gemi düdüğü mü? Bekçi feneri mi? Deniz feneri mi? Öyle birşey vardı ? O zaman da Avrupa bizi ne kıskanmıştı

taylan43

Bu ülkenin %40-45'i keriz bunu zaten seçimlerden biliyoruz. Ama Aziz Nesin ne güzel söylemişti 'Bu ülkenin %60'ı aptaldır.' diye...

engin.a.bicer

ülkede 15 milyon keriz var. nasıl bitsin.

canbaz67

sanırım kenan şeranoğlu'nun dediği gibi titan bitmiyor :) ben üniversitede iken (2012) böyle bir zincirden bahsediyorlardı. Tek farkı ilk giriş para miktarı çok fazla değildi. parayı hatırlamıyorum ama girsem girerdim, o öğrenci halimle. Demek ki ufak çaplı hala sağda solda devam ediyor bu işler..

Başlıklar

Ahmet HakanAlmanyaAydınBursaCEOÇikolataFacebookİlginç BilgilerİstanbulİsviçreİzmirManisaRüşvetTarkanolayoyuntahliyetransfervergi
Görüş Bildir