Egemen Bağış Haberleri

Egemen Bağış ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Egemen Bağış ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bağzı Politik Kimselerin En  İç Titreten 10 Organsı Bölgesi
Her gün televizyonlarda, bilgisayarlarda, tabletlerde, telefonlarda, gazetelerde vb vb vb gördüğümüz 'bağzı politik kimselerin ' öyle karakteristik organları var ki , memelerim ürperiyor adeta ! Buyrun , 10 kişi buldum çıkardım size . Belkim sizin de tikkatinizi çekmiştir bir iki kere ..
Bağış'tan 'Nekrofili' Açıklaması
AB eski Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, Berkin Elvan’ın cenaze töreni devam ederken attığı ve içinde “nekrofili”(ölü sevicilik) kelimesi geçtiği için kamuoyunda tepki çeken tweeti konusunda açıklama yaptı. Bağış, “O mesajın ve mesajda kullanılan kelimenin genç yaşta hayatını kaybeden Berkin Elvan yavrumuzun cenazesine katılan veya ülkemizin o ortak acısın paylaşan insanlarla hiçbir ilgisi yoktur” dedi. Attığı tweetin “bazı çevrelerce çarpıtılarak” hem sosyal medyada, hem de yazılı ve görsel medyada kendisine yönelik linç kampanyasına dönüştürüldüğünü belirten Bağış, açıklamasında şöyle dedi: “O mesajın ve mesajda kullanılan kelimenin genç yaşta hayatını kaybeden Berkin Elvan yavrumuzun cenazesine katılan veya ülkemizin o ortak acısını paylaşan insanlarla hiçbir ilgisi yoktur. Konuyu oraya bağlamaya calışmak, onu ima ettiğimi iddia etmek açık ve kasıtlı olarak yapılan bir itibar suikastı girişimidir.” “AMACIM, ÇÖZÜM SÜRECİNİN POZİTİF ATMOSFERİNİ VURGULAMAKTI” Bağış, tweeti Siirt’te Başbakan Erdoğan’ın mitingi sırasında attığını da hatırlatarak amacının “çözüm sürecinin pozitif atmosferini vurgulamak olduğunu” da söyledi. Bağış, açıklamasında şöyle dedi: “Siirt’te ülkemizin farklı etnik kökenlere sahip vatandaşlarımızı coşkuyla bir araya getiren ve farklı kültürel zenginliklerimizin süslendiği miting sırasında çözüm sürecinin oluşturduğu pozitif atmosferi vurgulamak amacıyla yazılan mesaj sadece ülkemize on yıllar boyunca buyuk acılar yaşatan terörün bitmesinden rahatsızlık duyanlara atfen yazılmıştır. Bahsi gecen tweet mesajımdan önceki ve sonraki tweet mesajlarıma bakıldığında düşüncelerimin sadece Siirt’te yerel seçimler bağlamında barış içinde yarış duyguları ile ilgili olduğu çok net görülmektedir. “MESAJI SİLDİM AMA…” Mesajımın çarpıtıldığını fark ettiğimde yanlış anlaşılmaları engellemek adına o tweet mesajımı silmeme ve daha sonra konuya açıklık getiren başka mesajlar atmama rağmen kimilerinin konuyu istismara devam etmesini, provokasyonlar üzerinden toplum muhendisliğine kalkışanların kasıtlı bir çabası olarak değerlendiriyorum. Tekrar ediyorum o mesajın dün hepimizin içini burkan cenaze ile hiçbir ilgisi yoktur.” “MESAJIN MUHATABI SİLAHLARIN SUSMASINDAN RAHATSIZ OLANLAR…” Bağış, açıklamasında tweetin “asıl muhatabını” da şöyle anlattı: “Söz konusu mesajın muhatabı ülkemizde son bir buçuk yıldır çözüm süreci kapsamında silahların susmasından, daha da güçlenen kardeşlik dokumuzdan rahatsızlık duyan hastalıklı zihniyetlerdir.” Dipnot Tv
ÖSYM'nin Açıklamadığı YGS Soruları Sızdırıldı mı?
YGS sorularını sonraki sınavlarda kullanmak için açıklamayan ÖSYM, dershane öğretmenlerinin sınava girerek sızdırdı iddialarına şu açıklamayı yaptı: Ne yapalım, hafiyelik mi yapalım? ÖSYM’nin üniversiteye geçişte ilk aşama olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nın (YGS) ardından ilk kez soruların tamamını yayımlamaması, dershaneleri harekete geçirdi. Türkiye’de çok sayıda dershanenin branş öğretmenlerini sınava soktuğu ve öğretmenler tarafından ezberlenen soruların sınavın ardından öğrencilere doğru cevaplarıyla birlikte dağıtıldığı iddia edildi. Soruları sonraki sınavlarda kullanmak için açıklamadığını bildiren ÖSYM yetkilileri ise konuyla ilgili, “Süreçte bir anormallik görmüyoruz. Dershaneler öğretmenlerini sınava sokmuş olabilir. Forum sitelerinde de adaylar soruları paylaşmış olabilir. Sorular dışarı sızmış mı diye hafiyelik mi yapmamız bekleniyor?” ifadelerini kullandı. Milliyet’ten Ayşegül Kahvecioğlu ’nun haberine göre, adaylar Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden, “YGS’nin soruları açıklamamasının gerekçesi, soruları tekrar kullanmaksa, bu hiç inandırıcı bir gerekçe değil”, “Yaptığı yanlış fark edilmesin diye YGS sorularını yayınlamamak ne demek yahu?” gibi mesajlar paylaştı. Adayların YGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testinde, “Bakara suresi” ile ilgili bir soru çıktığını belirterek, “YGS’deki din sorularında Bakara suresinin zamanlaması manidar”, “Bakara sureli soru ile Egemen Bağış’a mesaj mı çakıldı acaba?” şeklinde mesajlar atması dikkati çekti. 32 soru açıklandı Üniversiteye geçişte ilk aşama olan YGS, önceki gün 2 milyon 7 bin 685 adayın katılımıyla gerçekleşti. ÖSYM, bu yıl ilk kez sınavın ardından tüm soruları ve cevap anahtarlarını yayımlamadı. Sadece sınav sorularının yüzde 20’si yani 32 soru, sınavın yapıldığı gün öğle saatlerinde, “Temel Soru Kitapçığı” adı altında ÖSYM’nin internet sitesinden yayımlandı. ÖSYM, sınavlarda çıkan soruların daha sonraki yıllarda da kullanılabilmesi amacıyla bir havuz sistemi oluşturacaklarını açıklarken, soruların tamamının ya da bir kısmının herhangi bir yerde yayımlanması durumunda, ilgili kişiler hakkında hukuki süreç başlatılacağını bildirdi. ÖSYM’nin uyarı niteliğindeki açıklamasına rağmen, dershanelerin, çıkan soruları ezberlemeleri için branş öğretmenlerini YGS’ye soktukları öne sürüldü. İddiaya göre, öğretmenlerin kendi branşlarından ezberledikleri ilgili sorular, sınavın ardından dershane yönetimlerince bir araya getirildi. Sınavın ardından dershanelerine giden öğrencilere burada öğretmenler tarafından sorular ve doğru cevapları dağıtıldı. Böylece ÖSYM’nin soru havuzuna sakladığı sorular pek çok dershane öğrencisiyle paylaşılmış oldu. ‘Anormallik yok’ ÖSYM yetkilileri, soruların bazı dershaneler tarafından öğrencilere dağıtılması ve internet üzerinden paylaşılması ile ilgili ilginç bir açıklama yaptı. Yetkililer, “Süreçte bir anormallik görmüyoruz. Dershaneler öğretmenlerini sınava sokmuş olabilir. Forum sitelerinde de adaylar soruları paylaşmış olabilir. Sorular dışarı sızmış mı diye hafiyelik mi yapmamız bekleniyor? Ne yapabiliriz? Eğer tespit edersek, gerekli yasal işlemleri başlatırız. Ama bunlar çok soyut iddialar” ifadelerini kullandı. ‘Bakara sorusu manidar’ Adaylar, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinden, “YGS’nin soruları açıklamamasının gerekçesi, soruları tekrar kullanmaksa, bu hiç inandırıcı bir gerekçe değil”, “Yaptığı yanlış fark edilmesin diye YGS sorularını yayınlamamak ne demek yahu?” gibi mesajlar paylaştı. Adayların YGS Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi testinde, “Bakara suresi” ile ilgili bir soru çıktığını belirterek, “YGS’deki din sorularında Bakara suresinin zamanlaması manidar”, “Bakara sureli soru ile Egemen Bağış’a mesaj mı çakıldı acaba?” şeklinde mesajlar atması dikkati çekti. Bazı forum sitelerinde ise, “YGS’de herkes aklında kalan soruları yazsın” şeklinde konu başlıkları açıldı. Buradan da çok sayıda aday, aklında kalan soruları kamuoyuyla paylaşmış oldu.T24
Twitter'da Çılgın Atan 20 Hesabın İlk Tweetleri
Twitter'ın 6. yaşına özel olarak yayınladığı Discover hizmeti ile ilk attığınız tweetlere ulaşabiliyorsunuz. Burada da sizin için yirmi güzel hesabı derledim. Tweetlerin gözükmemesi ihtimaline karşı ekran görüntüsü ile yüklenmiş olup, başlığa tıklamanız durumunda orijinal tweete gidebilirsiniz....Sizin için önemli olduğunu düşündüğünüz hesapları yorumda paylaşabilirsiniz...
Küçük İskender: Ahlak İçin Seksten, Bağımsızlık İçin Özgürlükten Vazgeçemezsin
Şair küçük İskender: Birbirlerine ekranda küfreden liderlerin temsil ettikleri partilerin sokaklarda hoşgörülü, neşeli şarkılarda fink atması ayrı bir ironi Şair küçük İskender , 'Ruhu iyileştireyim derken bedeni öldürüp dışlayamazsınız. Tersi de geçerli. Ahlak derken seksten, bağımsızlık derken özgürlükten vazgeçemezsiniz. Hayat böyle bir şeyi' dedi. Twitter yasağına da değinen iskender, 'Twitter, Youtube, Facebook derken toptan çözüme gidip yakında elektriği yasaklayabilirler. TOKİ de konforlu mağaralar yaparsa yerleşir, geçinir gideriz' ifadesini kullandı.Şair küçük İskender, Türkiye'deki şiirden, ahlaktan, özgürlükten, Gezi olaylarıdan ve Twitter yasağına kadar birçok soruya yanıt verdi. Çınar Oskay 'ın sorılarını yanıtlayan İskender'in Hürriyet'te yer alan söyleşisinin ilgili bölümü şöyle: Türkiye’nin bugünleri bir şaire ne hissettirir? Muhafazakâr ya da vurdumduymaz bir şairseniz bir sıkıntı yok elbette. Ama benim gibi hayatın her an ileri ve daha güzele, eşitliğe doğru gitmesinden yana olanlar için kapan. Kapan diyorum çünkü sizi av gibi görüp peşinize düşen avcılar var. Ölümünüzün önlerindeki engelleri kaldıracağını savunan bir zihniyetin gitgide hakim olduğu bir darboğaz da denilebilir. Pencerenizden içeri giren seçim şarkıları, televizyon haberleri sizi nasıl etkiliyor? Birbirlerine ekranda küfreden liderlerin temsil ettikleri partilerin sokaklarda hoşgörülü, neşeli şarkılarda fink atması ayrı bir ironi. Zaten uzun zamandır haberleri sosyal medyadan izlemeye gayret ediyorum sahiciliği açısından. Penceremden içeri sızmaya çalışan şarkıları da kendi müzik arşivimdeki şarkılarla bastırarak akıl sağlığımı korumaya çalışıyorum. “Bu hızla 3-5 yıla kalmaz topluca Ortaçağ’a gireriz” demiştiniz. Girdik mi, daha var mı? Girmez miyiz; hatta o hızla arka kapıdan çıkıp daha da geriye düştük. Twitter, Youtube, Facebook derken toptan çözüme gidip yakında elektriği yasaklayabilirler. TOKİ de konforlu mağaralar yaparsa yerleşir, geçinir gideriz. ‘ Underground Otopark kitabında “Çocukken ülkenin, dünyanın bu hale geleceğini hiç tasavvur ettiniz mi? Aklımın ucundan bile geçmedi” diye yazdınız. Gerçekten o zamanlar daha mı iyiydi dünya? Sanırım ben daha iyiydim, biz daha iyiydik. Yoksa dünyanın anormal yükselişi doğanın çöküşü anlamına geliyor. İnsanın evrimi ne kadar büyük bir tehlikeyse asıl korkuncu da büyümekle yaşlanmayı karıştırıp o telaşla irili ufaklı diktatörlere dönüşmesinde. Küçücük bir çocuktan korkan iktidarlar, sevginin düşmanı şizofren çeteler oluşturduk; teselliyi de çoğunluğun desteği sanıyoruz. Yeniden Dostoyevski okumaya başlamak gerekiyor belki deBugünlerin 80’lerden, 90’lardan, 2000’lerden farkı ne? 80’lere laf yok; acımız kadar neşemiz de büyüktü. 90’larda liberalizmin başımıza bela olacağı endişesine Tarantino güldü geçti yine de. Derken 2000’lerin milenyum sarhoşluğuna kapıldık. Bilmiyorduk ki başkaları içindi milenyum; bizim coğrafyamız ise uranyuma girdi. Yani karanlığa, ölüme, baskıya, sonunda da cinayetlere, katliamlara... Küçük Amerika olmaktan sıkılıp küçük Almanya tadına ulaştık. Ama bildiğin Nazi Almanyası. Başbakan Erdoğan sizi şair olarak bir şekilde etkiliyor mu? Ne bileyim, mesela gün içinde aklınıza geliyor mu? Sesinin inceldiği mitingler filan sizin algı dünyanızda nasıl yer buluyor? İçindeki gerçek sesi bulmuş olabilir belki -ilginç bir ton yakalamış çünkü, tıbbi açıdan bakmalı birileri.- Beni birey olarak değil, yaptıkları açısından ilgilendiriyor kendisi; vefa ve vicdan kavramlarına getirdiği postmodern açılım birçok ailenin çöküşüne sebebiyet verdiyse karakter olarak şüphesiz her sanatçı için bir figürdür. Yeniden Dostoyevski okumaya başlamak gerekiyor belki de. Ya iktidarın yeni dili? Egemen Bağış’ın ‘nekrofiller’ benzetmesi… Başbakan’ın “Bunlar utanmasa uçak için de ‘ekmek almaya gidiyordu’ diyecek” sözleri? Tıp eğitimimi psikiyatri servisindeki hastaların tedavisini aksattığım, bozduğum iftirası yüzünden bırakmıştım biraz da; bana o günleri hatırlatan şeyler yaşıyorum. Yani bir dil, bir akıl ve bir gövdenin sacayağı vazifesi göremediği varoluşlar. Bu tuhaflıklar umarım ilerde ulusal bir ironi performansı yapmamız için yeterli malzeme ve mümkün mertebe direnç sağlar hepimize. “Faşizme karşı tıpkı bir hayvan gibi davranmalıyız” sözleriyle ne demek istediniz? -Hayvan derken saldırgan, vahşi, akılsız anlamında kullanmıyorum; gezegenine uyumlu, dürüst, doğası gereği güzel anlamına getiriyorum lafı. Bazı insanlarla beraber yaşayacağıma, çalışacağıma hayvanlarla işbirliğine gidip öze dönerim gibi fazla naif bir yanım da var hâlâ. Bu dönem fikir-sanat hayatımızı nasıl etkiledi? Çıkan filmleri, şarkıları, kitapları nasıl buluyorsunuz? Bir tiyatrocu dostumuz haklı nedenlerle yurtdışına giderken diğerine yeni olanaklar veriliyorsa olan biteni okuyan yeni bir zihniyet kandırılamaz elbette. İçimdeki his yakında kimi mizah dergilerinin de ağır cezalarla, vergilerle kapatılacağının sinyalini veriyor. Daha da siyahlara bürüneceğiz. Ama gitgide matem artar, karalar bağlayanlar çoğalırsa karanlık ve o karanlıkta saklanan farklı fikirlerin hareket alanı da genişler. Genç sanatçıların iyi işlere yöneleceğini, sertleşeceğini ümit ediyorum. Biraz hayal kuralım... Bir sabah uyandınız. Türkiye, istediğiniz gibi bir ülke olacak. Sokakları, mimarisi, insanları, gündemi... Böyle bir ülkeyi anlatır mısınız bize? Birileri cennet diyor ona, birileri de ütopya. Öyle bir Türkiye’yi hayal edebilecek kadar ne yeteneğim ne de görebilecek kadar ömrüm var. Güzel bir ülkeyi anlatacak kadar güzeldir lisanımız, güzel bir ülkeyi inşa edebilecek kadar güzel insanlarsak tabii. Sıkıntımız orada. “Okumadan sokağa çıkmayın” diyeceğiniz kitaplar, şiirler var mı? Her kitap okunmayı hak eder bence. Elbette seçiciyim ama kimi söylesem diğeri alınır. Şiirsel söylersek “Kimi sevsem öteki küsüyor” gibi bir durum. Edebiyatseverlik böyle bir nazı, kıskançlığı bertaraf etmek işte. Yine de şiirin büyüsü bambaşka. Düzyazının öğüt verdiği yerde şiirin baştan çıkartıcılığı önemli. Edebiyat hayatınızın en zevkli anı hangisiydi? Şair olarak Amsterdam’a davet edilmem ve orada yaklaşık bir ay yaşamam geliyor aklıma. Gerçekten iyi gelmişti. İnsanlar gülümsüyordu. Özgürlük haddini aşmıştı. Bu yaşıma kadar mutluluğu bir kez orada hissetmiş olabilirim. Kediler, akasya ağaçları, vapur, yağmur, Büyükada… Bizim yazarlarımız, şairlerimiz biraz uslu mu? Biz mi öyle sanıyoruz? Siz bu durağan dünyadan kopma isteği duydunuz mu? Asya, Avrupa, Amerika derken Afrika’yı atladığımı fark ettim; belki en azından bir Fas yolculuğu olabilir ilerde. Baharat kokusu mu, sıcak mı, çöl mü çekiyor beni, bilemiyorum. Burroughs etkisi de olabilir. Yahut ‘Afrika Dahil’ diyen bir Cemal Süreya rüzgârı. Belli mi olur bir Rimbaud bulurum kendime oralarda arkadaş, Afrika’nin göbeğine yerleşip bir bakkal açarız. Sence durulmaya niyetli miyim? Yola devam! Hayatınızın romanı hangisi peki? Bizim kuşağı Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ı vurdu. Ne gariptir ki kızıyla Cerrahpaşa’da beraber okuduk; sanırım o doktor olmuştur, ben buralara geldim. Ardı sıra Latife Tekin romanları. Şimdilerde ise Hakan Günday, Emrah Serbes gibi müthiş kalemlerin ateşi. Âşık olmak zorlaştı mı? Neye âşık olduğunla ilgili bu. Eskiden boş zaman sosyoloji diye bir meseleyle ilgilenmiştim. Aşk oralarda samimi ve elzem. Ya evlilik? O tür zararlı alışkanlıklarım yok. Dostluklar, ilişkiler nasıl evrildi? Tomris- Turgut Uyar’ınki gibi evlilikler, aşklar kaldı mı? En son, Orhan Veli’nin büyük aşkı Nahit Hanım’a yazdığı mektupları okudum. Aşka mı üzüldüm, o dönem mi içimi burktu; ama sersem etti beni. Sahicilikle ilişkili. Özlemle ilgili. Arkadaşlıklar örgütlenmeye benziyor biraz. Zamana karşı koymak, zamanı birlikte şenlendirmek için kurulmuş küçük örgütler işte sorduğun dostluklar, aşklar. Kundaklamayı sevmem “Şiir, küçük mutlulukları, ayrıntıda kalan hüzünleri, bir çiy damlasının falanını-filanını aşalı, buralardan gideli çok zaman geçti” diye yazdınız. Hayat şiire olan duyarlılığı öldürdü mü? O ifade tarzı terk edildi sadece. Dobralık ile teknoloji, hız ile masumiyet birbirine nüfuz etti. Devasa hayat yangınına itfaiye geç geldi; artık ortadaki kül ve enkazı eşeleyerek insanlığımızı bulmaya çalışıyoruz; biraz o yüzden kirliyiz. Siz ender şair gibi şairlerdensiniz galiba. Bohem, dağınık, özgür… Nasıl bir hayat böylesi, öykünelim mi? Emir/komuta zinciriyle aranız yoksa hiç de fena değil; bohem ve özgür kısmı doğru da dağınıklığımın çerçevesi var. Çok zengin nasıl para saçmazsa bu denli imgeyi biriktirenin de bonkör, müsrif ya da tatlı serseri olması imkansız. Sorumluluklarımı, ödevlerimi ihmal etmemeye çalışırım. Baktım ki boğuyorlar, içime çekilirim. Edebiyatla ilgilenmeseydim de böyle bir hayatı isterdim. Her iki anlamıyla da kundaklanmayı sevmem. Türkiye’de eşcinsel olmak nasıl bir durum? Eşcinsel kesimin ‘Yeryüzünde bir azınlık güç olarak iktidar karşısında daima muhalif sosyalist kanatta mücadele verdiğini’ yazdınız. Gezi’deki LGBTİ direnişçileri, sonrasında geniş bir kitlenin katıldığı ‘Gay pride’ bir farkındalık yarattı mı? -LGBTİ, her şeyden önce tüm dünyada heteroseksizmin faşizmiyle mücadele eder; kimseyi dışlamamayı ilke edinmiş, içselleştirmiştir. Arkadaşlarımız Gezi’de ve sonrasında bunun en başarılı örneklerini sergilediler. Direnişi ve ölçülü mizahı yan yana getirdiler. ‘Yasak Ne Ayol’ bugün çoğu insanın dilinde. Onlar sadece benim değil, hepimizin dostu. Bunu fark edenler dünyayı sevmeyi öğreneceklerdir. Türkiye’deki heteroseksist şiddeti kırmak mümkün mü? Dürüst konuşalım; umudum yok. Öncelik de kazandıramıyoruz. Doğruya doğru ülkemizde çözüm bekleyen bir sürü acil meselemiz varken bu sanki biraz ‘fazla’ görünüyor kimilerine. Tabii ki “Her şey düzelsin, size de bir güzellik yaparız” gibi bir kepazeliğe ödün vermek de ağır. Gezi sizde şiir yazma isteği uyandırdı mı? Ölen kişilerin arkasından veya toplumsal çıkışları takiben şiir yazmak tedirgin ediyor beni; yazanlara bir şey diyemem ama ben sanki pastadan pay alıyormuşum gibi hissediyorum. Örneğin Ali için, Berkin için, Ethem için şiir yazarsam biri çıkıp “Onlar ölürken yanında yoktun” diyecek diye ürküyor ve hak veriyorum bu siteme. Bugün Türkiye’de seçim var. Yeni bir dönem... İnsanlara bu pazar günü, bir şiirle veda etmek ister misiniz? Şiirsel bir aforizmamı paylaşayım: “İyi şaire sormuşlar: “Usta, diğerleri çırpınsa da senin gibi yazamıyorlar; nedendir?” İyi şair yanıtlamış: ”Meseleyi et olarak gören göz için kasap ile cerrah arasında fark bulunmadığındandır.“ Bu farklılıkları fark edenlerin kazandığı bir dönem olur umarım.T24
'Anayasa Mahkemesi'nin Kararına Saygı Duymuyorum'
Başbakan Erdoğan erken seçim tartışmalarına nokta koydu. Başbakan Anayasa Mahkemesi'nin Twitter'a erişim engelini kaldıran kararı için de 'Uyarız ama saygı duymayız' dedi. Başbakan, Azerbaycan'a hareketinden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan'a yerel seçim sonrası konuşulmaya başlanan erken seçim iddiaları soruldu. Erdoğan, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimin birleştirilmesinin söz konusu olmadığını söyledi. Parti olarak seçimlerin zamanında yapılması konusunda ilke kararları olduğunu vurguladı: 'Birleştirilmesi zaten söz konusu değil. Cumhurbaşkanlığı seçiminin takvimi zaten açıklanmıştır. Fakat erken seçim noktasında bizim partimizin ilke kararı vardır. İstikrar buradadır. Cumhuriyet tarihinde bize kadar, 16 ayda bir seçim olmuştur. 16 ayda bir seçim yapılan bir ülkede istikrar olur mu? Yatırımcı önünü görmediği bir ülkeye gelmez.' Erdoğan partisindeki 3 dönem seçilme kuralının sürüp sürmeyeceği konusundaki sorulara da, 'Benim kanaatim üç dönemden yanadır. Üç dönemle siyasi hayat bitmiyor. Üç dönemden sonra bir dönem ara, sonra tekrar devam etme şansı herkes için söz konusu.' dedi. Erdoğan, bu konudaki tüzük değişikliğinin MYK'da değil, Genel Kurul'da yapılabileceğinin altını çizdi. Anayasa Mahkemesi'ne Twitter tepkisi Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Twitter'a erişim yasağını kaldıran kararını da eleştirdi: 'Karara uymak durumundayız ama saygı duymak zorunda değiliz. Saygı da duymuyorum. Birincil mahkemelere başvurulmadan Anayasa Mahkemesi'ne götürülmüştür. Usul olarak bunu reddetmeliydi. Özgürlükler konusunda da doğru bulmuyorum. Bir ticari şirket söz konusu. Bunun ürününü alıp almamak serbesttir. Anayasa Mahkemesi'nde bekleyen bu kadar dosya varken, böyle bir kararı almasını doğru bulmuyorum.' Gül'ün cumhurbaşkanlığını ile ilgili açıklamaları Başbakan Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Kuveyt'te gazetecilere cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili yaptığı değerlendirmeleri soruldu. Erdoğan, 'Sayın Cumhurbaşkanımızın konuyu aramızda müzakere ederek bir karara varırız kanaatini ben de paylaşıyorum' dedi. Egemen Bağış'a sahip çıktı Başbakan Erdoğan, sorular üzerine, internetteki ses kayıtlarında dine haraket ettiği iddiasıyla eleştirilen eski Avrupa Bakanı Egemen Bağış'a da sahip çıktı. Erdoğan, Bağış'ın söz konusu kayıtların montaj olduğunu söylediğini vurguladı: 'Arkadaşımızı, bu tür uydurma, bu tür montaj olaylarını yapanlardan daha iyi tanıyoruz. Böyle bir şeyi yapanla bizim yürümemiz mümkün değildir. Ama arkadaşımızın bunu söylemediğini biliyoruz yani.'Al Jazeera Türk