Abdullah Avcı Haberleri

Abdullah Avcı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Abdullah Avcı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

"Türk Futbolu İçin Çok Umutlu Değilim"
Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı.Bu akşam Atletico Madrid formasıyla Chelsea karşısında yarı final rövanş maçına çıkacak Arda Turan, Madrid’de FourFourTwo dergisinden Ahmet Yavuz’a bu sezonki performansının sırlarını anlattı. İspanya Ligi’nde şampiyonluğu hayal dahi edemeyeceğini belirten milli oyuncumuz şampiyonlar ligi’ndeyse sezon başında final oynama hedefinin olduğunu söyledi. Arda ayrıca gece yastığa başını koyduğunda eğer çok geç olmadan bir gün Türkiye’ye dönmesi durumunda Avrupa’da kupa kazandıracak bir kadronun içinde yer alabileceğini ve o takıma liderlik edebileceğinin hayalini kurduğunu belirtti. “Bu halimi seviyorum” diyor Arda. Kısa saç ve uzun sakal... “Böyle havalı bir şey oldu. Kendime geldim.” Arda’nın çeşitli ve her biri olay yaratan saç stillerinden sonra denediği bu imajı, 300 Spartalı filmiyle birlikte anılmıştı. Taraftarlar, Arda’yı Atletico Madrid’in Real Madrid’i 14 yıl aradan sonra mağlup ettiği maçın ardından filmdeki “Kral Leonidas” karakterine benzettiler. Gerard Butler’ın hayat verdiği bu karakter, gerçek bir öykünün kahramanıydı ve klasik antik çağda var olmuş Sparta Uygarlığı’na komuta ediyordu. Küçük devletini düşman işgaline karşı savunan ve sayıca çok üstün Pers Krallığı’na boyun eğdiren Spartalılar, bunu Kral Leonidas’ın o damarı sayesinde başarmışlardı: İnatçı, risk almayı seven ve korkusuz... Kralın 300 kişilik orduyla Persleri alt etmesi için sihire ihtiyacı vardı. Tıpkı Arda Turan gibi... 'Gözümün korktuğu şeyden korkmam' Kral Leonidas’ın tüm bu vasıfları, Arda Turan’ı ona benzetenlerin ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Gözümün gördüğü bir şeyden korkmam” diyor Arda. Barcelona’ysa çıkar oynarız. Real Madrid’se çıkar oynarız. Evet, dünyanın en iyi takımları, en büyük takımları... Ama öyle kimseden korkacak bir durumumuz yok!” Kral Leonidas, Atletico Madrid forması giyse, muhtemelen o da Real ve Barça için aynı şeyleri söylerdi. Atletico Madrid’le 2017 yılına kadar sözleşmesini uzatan Arda, Madri’de oldukça mutlu... Bu sezon İspanya’ya ve Avrupa’ya damga vuran takımdan ayrılmak gibi bir düşüncesi yok. Elbette kimse sezon başında ligde Atletico Madrid adına böyle bir senaryoyu hayal etmiyordu. Arda da öyle... Açıkçası iyi bir peformans sergileyip ligi ilk dört sırada bitireceğimizi tahmin ediyordum” diyor. Ama asla son haftalara girilirken Real Madrid ve Barcelona’nın önünde puan farkıyla lider olacağımızı düşünmemiştim.” Ligdeki insanüstü” performansa şaşırmış olsa da Şampiyonlar Ligi için büyük” düşünüyordu. Hayallerimi çok fazla söylemiyorum çünkü bazen kendim gibi gülüyorum. O kadar büyük hayallerim var ki...” diyor ama artık Avrupa’nın bir numaralı organizasyonu için sezon başında düşündüklerini rahat rahat söyleyebilir. Sezon başında Şampiyonlar Ligi’nde finale gitmek gibi bir hayalim vardı.” Arda, Atletico Madrid’in sahası Vicente Calderon Stadı’nın çimlerinde FourFourTwo’nun sorularını içtenlikle yanıtladı. Takım olarak bu sezon çok yoğun bir fikstürde mücadele ettiniz. Fiziksel olarak ne durumdasın? Yıprandık... Vücut olarak hepimizin yıprandığı aşikâr. Bizim oynadığımız sistemde biz topa sahip olan değil, topun arkasında duran bir takımız. Savunma üzerine kurulu bir sistemimiz var. O yüzden özellikle benim gibi ikinci bölgenin kenarlarında oynayan oyuncular için çok sıkıntılı bir sistem bu. Çok fazla efor sarfedilen bir sistem. Ama sezon sonuna kadar elimizden ne geliyorsa yapacağız. Simeone senin için “İspanyolca bilmiyor ama onunla bakışarak, vücut diliyle anlaşıyoruz” demişti. Aranızda nasıl bir iletişim var? Biz onunla sahanın içinde bazen bir bakışla bile anlaşıyoruz. Bakışıp gülüşüyoruz... Mesela Şampiyonlar Ligi müziği çaldığında dönüp bana bakar ya da büyük maçlarda seramoniye çıkarken gelip kulağıma bir şey fısıldar... Beni çok fazla geliştirdiğini, çok yönlü bir oyuncu yaptığını düşünüyorum. Beni benden daha iyi tanıyor ve çok iyi kullanıyor. Enerjimi, gücümü ve zekâmı maksimum seviyede kullanabilecek ender hocalardan biri. Onun yönetiminde daha fazla efor sarfedip daha az gole gidip atağı organize ediyorum. Tamamıyla hocanın istedikleri doğrultusunda hareket ediyorum. Zaten doğrusu da bu... Real Madrid ve Barcelona’yla baş edip, onları alt etmek nasıl bir duygu? Barcelona ve Real Madrid’in çok özel oyuncuları var. Messi ve Ronaldo’nun durumu, Neymar’ın ve Bale’in durumu... Çok özel oyunculara sahipler. Ama onlarla savaşmak hoşumuza gidiyor. Finansal güçleri, taraftar sayıları, global değerleri ortada. Ama bizim kendi halinde, taraftarıyla bütünleşmiş, birbiri için savaşan, daha özel bir halimiz var. İnsanların gözünde daha sempatiğiz. Bu güçle, her şeyi kazanabiliriz. Peki sence Atletico Madrid’in başarısı sürdürülebilir olacak mı? Bence Atletico Madrid transfer politikasını çok iyi sürdürebilen bir kulüp. Zaten bu seviyeyi korursak yayın gelirlerinde payımız artacaktır. Tabii ki kulüp olarak Real Madrid ve Barcelona’nın seviyesine ulaşmak çok zor. Zaman alacaktır. Ama Atletico Madrid İspanya’da bu konuda potansiyeli olan en büyük kulüp. Diğer taraftan yeni stat geliyor, yeni tesisler geliyor... Her sene Şampiyonlar Ligi’nde kalıp ligde şampiyonluğu kovalayabilecek bir durumumuz var. O yüzden her şey olabilir. Bir röportajında “Fiziksel olarak Messi ve Ronaldo kadar iyi olmam mümkün değil” demiştin. Senin için zirve noktası neresi? Açıkçası 27 ile 31 yaş arasında sahip olduğum potansiyeli daha fazla açığa çıkarabileceğimi düşünüyorum. Eğer Atletico Madrid gibi dünya devleriyle yarışan, uluslararası arenada boy gösteren bir takımın oyuncusuysam içimde çok büyük bir potansiyel var demektir. Sadece bunu daha sürekli bir hale getirmeliyim. Ama bunu tabii lafta bırakmamak, çok çalışmak lazım. Özellikle Atletico Madrid kariyerine bakınca “çalışmak” kelimesinin senin için anahtar kelime olduğunu söyleyebilir miyiz? Kesinlikle… Mesela bizim takımda Raul Garcia muhteşem bir örnek. Bir gün kitap yazarsam kitabımda muhteşem bir yeri olacak. Yüzde 30 yetenek, yüzde 70 çalışmadır. Çalışırsan oynarsın. Gerçekten kitap yazacak mısın? Evet yazacağım. Çok laylaylom bir kitap olmayacak. Herkesi eleştiren, gerçekleri söyleyen bir kitap olacak. Basının önünde her şeyi söyleyemiyorsun, politik davranıyorsun. Atletico Madrid’e gittiğin ilk aylarda TFF’nin Tam Saha dergisine verdiğin röportajda “Burada insan olarak bir birey olduğumu hatırladım” demiştin. Hala böyle mi düşünüyorsun? Çok büyük laf etmişim be! Doğru laf etmişim ama... Hâlâ arkasındayım! Mesela biraz önce antrenman bitti, bundan sonra hayat bana ait. Kimsenin hatrı gönlü yok. Türkiye’de sürekli birilerini ziyaret etmeniz gerekiyor. Kırılanlar var, bozulanlar var, dedikodular var. Dedikodulara cevap vermek zorundasın... Galatasaray taraftarıyla arandaki buzlar eridi mi? Galatasaray camiasının her zaman altın çocuğu oldum. El bebek gül bebek yetiştik. Tabii ki sorunlar oldu, ağladık sızladık falan. Ben de Galatasaray’a karşı elimden gelenin en iyisini vermeye çalıştım. Sadakatli davranmaya çalıştım. 24 yaşına kadar hep Avrupa takımları isterken Galatasaray’da kaldım. Bu da gözardı edilmemeli. ‘Bırakıp kaçtı’ diyenler var. Ben bırakıp kaçmadım. Takım sekizinciyken iğneyle çıkıp oynadım. Doktorlar orada... Takım yeni sezonda muhteşem bir kadro kurmuştu, şampiyon olacağı belliydi, ben o zaman gittim. Bırakıp kaçmak o zamanlar ben sakatım deyip oynamamaktı. Herkes Manisa’da nasıl oynadığımı biliyor. Öyle üç kuruşa beş köfte yok. Peki bu süreçte suçlu Galatasaray taraftarı mıydı? Taraftar suçlu olur mu? Arda Turan diye stadı inletirken iyiydi. Şimdi kötü mü olacak? Ve sen de kafana koydun ve Atletico Madrid’in yolunu tuttun… Çünkü yaşam alanı bırakmadılar bana... Eğer yaşam alanı verilseydi Selçuk, Burak, Sabri, o zaman Caner de bizdeydi; bu kadroyla Şampiyonlar Ligi olmasa da en azından Avrupa Ligi’nde şampiyon olabilirdik. Hâlâ bazen yatarken eğer çok geç olmadan bir gün dönersem Avrupa’da bir kupa kazandıracak kadronun içinde yer alabilirim diye düşünüyorum. Madrid’de mutlu musun? Burada kendime ait vaktim oldu. Kendimi bıraktım. Düşünme fırsatı buldum. Kafam temizlendi. Geçen gün okuyorum, Selçuk’la Burak’ın stattan arabalarıyla ayırlmaları bile problem. Kardeşim nolur ya! Maç bitmiş, ne istiyorsa yapsın futbolcu. İstiyorsa yürüyerek gitsin. Burada biz maça iki saat kala otomobillerimizle geliyoruz, herkes de otomobiliyle ayrılıyor. Kız arkadaşıyla maça gel, ne var bunda? Profesyonel futbolcu milyon dolarlar kazanıyor. İşyerine ihanet edecek kadar aptal mı? İhanet eden zaten üç gün sonra kendini sahada belli eder. Şikayetçi olduğun hiç mi bir şey yok? Bütün gün uyuyorlar (gülüyor). Geç yemek yiyorlar. Benim de bu yüzden kilo problemim oluyor, moralim bozuluyor. Saat 21:30’da yemek daha yeni başlıyor! Karnını nasıl doyuruyorsun? Her kültürün yemeğini yiyebiliyorum. Dünya mutfağını da seviyorum. Çin yemeği seviyorum ama çok kızartma işi var. Çünkü biz küçükken Bayrampaşa’da arka tarafta Çin restoranı vardı, hep oraya gider yerdik (gülüyor). Paella seviyorum. Deniz mahsullerinden böcekleri çok seviyorum. Şimdi ‘Ne havaya girmiş’ diyecekler ama çok seviyorum, ne yapayım. Sonradan görme olduğum için bunların hepsini çok seviyorum (gülüyor). Galatasaray’daki süreci de takip ediyor musun? Futbolcular da baskı altında... Çok fazla takip etmiyorum çünkü canım sıkılıyor, üzülüyorum. Arkadaşlarımın hepsi özel oyuncular, korunmaya ihtiyaçları yok. Sonuçta son iki senenin şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi çeyrek finali var. Birazcık saygı diyorum. Mancini’yi başarılı buluyor musun? Mancini zaten durumu açıkladı. ‘Ben buraya yeni takım kurma hedefiyle geldim’ dedi. O tabii Avrupa’da görmediği tarzda şeyler gördüğü için yadırgaması, sinirlenmesi çok normal. Ama Türkiye şartları böyle, alışması lazım. Hedefinin bu sene olmadığını söyledi. Beklemek lazım... Manchester City’de, Inter’de yıldız oyuncuları idare etmek ve başarılı olmak... Bunlar büyük işler. Mancini büyük bir hoca. Sana göre Türkiye’den Avrupa’ya gidebilecek oyuncular kimler? Gökhan Gönül ve Caner Erkin oynayabilir. Selçuk İnan, Burak Yılmaz ve Semih Kaya da öyle... Arda, Olcan Adın’ın da büyük potansiyeli olduğunu düşünüyor. Trabzon’da bütün yük ona kalıyor. Salih Uçan’ın, Emre Çolak’ın, Muhammed Demirci’nin ve Muhammed Demir’in kendini geliştirmesi lazım. Cenk Tosun’da iyi bir potansiyel var. Oyuncularımızın potansiyeli var ama bu potansiyel yetmeyebilir. Çalışmak, üzerine koymak lazım çünkü buralar başka bir seviye. “Arda Turan’ın başarısı, Türk futbolunun başarısı değildir.” Bu görüşe katılıyor musun? Yüzde 100 katılıyorum. Şansım çok yanımda oldu. Ben Mleda Boleslav maçında böyle olmasam... Millet bana şımarık falan diyor ya, öyle olmasam bugünlere gelemezdim ki! Ben nasıl oynayacağımı çözdüm, biraz Şam şeytanlığı yaptım. Böyle oynarsam formayı alırım diye kendi yolumu buldum. Sana bir süpergüç verip, “Türk futbolunda bir şeyi değiştirebilirsin” deseler neyi değiştirirsin? Bir hakkım olsa bütün kulüplerin altyapı tesislerini değiştiririm. Yataklı, eğitmenli, psikolojik danışmanlı, özel hocalı, İngilizce eğitmenli... Muhteşem çim sahalar... İşin temeli burada. Altyapı hocasına 2-3 bin lira maaş verirsen bu iş olmaz. Kulüp, altyapılarına kaynak ayıracak ki orası maddi olarak tatmin olunan bir yer olsun. Böylece eski futbolcu yorumculuğa kaçmayıp o işe odaklansın. Maalesesf altyapı hocalığını önemsizleştirdiler, itibarsızlaştırdılar. Kulüplerin altyapı hocaları kendi statlarında maç bile izleyemiyorlar! Türk futbolunun geleceği için umutlu musun? Çok umutlu değilim, çok da endişeli değilim. İpin üzerinde gidiyoruz. Fatih hoca bunun planlarını yapıyor. Sadece onun değil, altında çalışan herkesin aç olması lazım. Mesela bu ülke Abdullah Avcı’yı kaybetmemeli. Abdullah hoca bir gün tekrar bu milli takımın başına gelebilmeli. Bir kere olmadı diye vazgeçmemeliyiz.
Dünya Kupası'ndaki Takımları Yöneten Türklerden 16 Demeç
Dünya kupasında yokuz. Bir çok ülke takımının başında, yönetiminde, saha içinde farklı milletlerden kişiler görev yapıyor. Biz ancak Mesut Özil ve Gökhan İnler gibi isimlerle avunabiliyoruz. Peki ya teknik direktörlerimiz ve başkanlarımız kupada etkin rol alsaydı ne olurdu? Buyrun cenaze namazına;
Beşiktaş Arena'da İftar Açtı
Beşiktaş Kulübü Genel Sekreteri Ahmet Ürkmezgil Vodafone Arena'da ifar düzenledi. Ürkmezgil'in her yıl düzenli olarak verdiği geleneksel iftar, Vodafone Arena'da gerçekleşti. Promat Matbaacılık Yönetim Kurulu Başkanlığını da yapan Ürkmezgil'in verdiği iftar yemeğine başkan Fikret Orman'ın yanı sıra; İcra Kurulu Başkanı, Mali, İdari ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Melih Sami Esen, Yatırımlardan Sorumlu Yönetim Kurulu Üye Faik Akdil, Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Yalçın Kaya Yılmaz, Divan Kurulu Başkanı Yalçın Karadeniz, Aykut Kocaman, Gökhan Keski, Recep Çetin, Rıza Çalımbay, Abdullah Avcı, Davut Dişli, Ünal Uzun, Yaşar Okuyan, eski futbolcular ve spor camiasından bir çok isim katıldı. Yemekte konuşan Genel Sekreter Ahmet Ürkmezgil, “Bu önemli günde bizlerle birlikte olan herkese çok teşekkür ediyorum. Geçen sene burada bulunan arkadaşlarımızın katılımıyla iftar yemeği düzenlemiştim. Başkanımızla konuşurken bu sene de iftar yemeği düzenlemek istediğimi söyledim. Başkanımız da stad inşaatımızda, mabedimizde düzenleyelim dediğinde bu güne kadar inanamadım. Bizlere bu imkanı sağladığı için Başkanımıza çok teşekkür ediyorum” dedi. Beşiktaş Genel Sekreteri Ahmet Ürkmezgil’den sonra davetlilere hitaben bir konuşma yapan Fikret Orman ise şunları söyledi: “Allah hayırlı ramazanlar nasip etsin hepinize. Burası bizim için çok önemli bir yerdir. Eski adıyla İnönü Stadyumu, şimdiki adıyla Vodafone Arena. Bundan yaklaşık bir sene önce yıkmaya başladık. 26 Aralık'ta temelini attık. 7 ay oldu. 7 aydır inşaatımız devam ediyor. İnşallah en kısa sürede bitireceğiz. Elimizden geldiğince hızlı bitirmeye çalışıyoruz. İyi bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. İnşallah takdir edilir. Allah hepimize yeni stadımızda maç izlemeyi nasip eder. Ahmet abini geçen seneki iftarı çok güzeldi. Bu sene burada yapalım dedik. İnşallah bitmiş halinde de hep beraber iftar yaparız.”Sporx
Abdullah Avcı Resmen Açıkladı!
Spor Toto Süper Lig'in yeni takımı İstanbul Başakşehirspor'un teknik direktörü Abdullah Avcı, transferle ilgili LigTv'ye önemli açıklamalarda bulundu. İşte Avcı'nın konuşmasından satır başları '10 oyuncu transfer ettik şu ana kadar. Benim dönemimden kalşan 7-8 oyuncu takımdaydı. Şampiyon olan takımdan da takımda kalan ve tanıdığım isimler var. Ceyhun'u Galatasaray'dan almayı çok istiyordum. Onu da yardımcım Tayfun aldı.' HOLMEN TAMAM FENERBAHÇE'Yİ BEKLİYORUZ 'Holmen'le anlaştık. Fenerbahçe'den geri dönüşü bekliyoruz. Doka, Visca, Tom gibi oyuncularımız var. 6+1 lik bir düzen kullanacağım. 7. ve 8. yabancıları kullanmayı düşünmüyorum.' LİG İÇİN PLANLARIMIZ HAZIR 'Oyunu iki tarafıyla oynamak amacındayız. Kampın bu zamanına kadar defansif dizilişi oturtmaya çalıştık. Bu günlerde hücuma ağırlıık veriyoruz. Uzun vadeli bir proje çizilen bir yere geldim. Göksel Gümüşdağ'la antrenör-başkanlık yanında aile ilişkilerimiz de var. Onunla ücret konuşmam. Onlar bana hak ettiğimi her zaman vermiştir. Yine böyle olacağına inanıyorum.'Maraton
"Selçuk Beni Yordu, Üzdü"
A Milli Takım'ın eski teknik patronu Abdullah Avcı, aldığı tarihi kararın perde arkasını anlattı.“Onun yerine uluslarası standartta Mehmet Topal’ı, Atletico’dan gelen Emre’yi oynattık. Mehmet gibi dünyanın her takımında rahatlıkla oynayacak bir isimden vazgeçemezsin. Nuri, Şampiyonlar Ligi oynamıştı, o da oynamadı. 4 elit oyuncudan 2’sini seçtim, bu bir tercihtir” Abdullah Avcı... 6 yıl İBB ve sonrasında milli takımda Türk futbolunun patronluğu... 21 aylık bu serüvenin ardından yeniden eski takımının başında, yeni adıyla Başakşehir’de. Hocayı, Hollanda’da ziyaret ettik. Her şeyi sorduk, biraz ezber bozmasını istedik. Çünkü yapı olarak çok medeni bir insan. Polemik sevmiyor, ancak milli takımda çok üstüne gidildi. Biz de Ayşe Arman röportajından, Selçuk olayına, giyiminden, Volkan olayına ve gurbetçi tercihlerine kadar sorulmayanları sorduk, açık yüreklilikle cevap verdi. Aslında Avcı doluydu. Ben sormadan ilk tepkisini anlattı... 'Saha dışını yönetemedim' “6+0+4’ü benim yaptığımı söyleyecek kadar ileri gittiler. Gerçekten medyada bazı önyargılar var. Bunları kırmak kolay değil. Bu işte başarılı olmak istiyorsan, yüzde 20 saha içi, yüzde 80 saha dışını yönetmektir. Ben 80’lik bölümü yaşayarak öğrendim. Teknik anlamda bana olan saygıdan belki de daha az eleştiri almış olabilirim. Ancak futbolla ilgili olmayan eleştiriler, beni daha çok üzdü. Saha dışındaki algı operasyonunu çözdün mü korkma. Çünkü isterlerse yazılıyor, istemezlerse yazılmıyor.” 'Ben 4. bıraktım, 4. bitti' Milli takıma Hollanda maçıyla başladık deplasmanda. Maç sonrası Van Gaal bana gelip tebrik etti, ‘Çok iyi bir takım oluşturmuşsun’ dedi. Buradaki son maçta Hollanda’ya yenildik ama hiç kimse Van Gaal’in söylediklerini yazmadı. Milli takımı bıraktığımda grupta 4’üncüydü. Son maç bittiğinde de 4. bitirdik. Macaristan maçı öndeydik. Semih belki de futbol hayatında yapmayacağı bir hata yaptı ve beraberliği yakaladı rakip. Romanya maçı... Volkan şimdiye kadar yapmadığı bir hata yaptı ve golü yedik. Bugün tekrar göreve gelsem saha içini değil, yüzde 80 dediğim saha dışını halletmek en akıllıcası.” 'Van Gaal'in dedikleri ortada' “Buradaki Hollanda maçından sonra Van Gaal’e iki Hollanda maçı soruldu. ‘Birincisinde çok zorlanmıştık. Ama Kadıköy’de maç baştan sona bizim elimizdeydi’ dedi. Bu sözler yayınlandı mı, hayır! Selçuk krizini iyi yönetemediğinizi düşünüyor musunuz? ‘Keşke oynatsaydım’ dediniz mi? “Ersun Hoca da benzerini Hakan Şükür’le yaşadı. Eğer öyle yapsaydım mesleki anlamda kendime ihanet ederdim. Bu Selçuk olayı değil. O gün Emre de olabilirdi. Bu bir tekniz analiz sonucudur. Şu bir gerçek ki Fenerbahçe ve Galatasaray milli takımın üzerinde. Biz Selçuk’u İskenderun’dan, Dardanel’den beri tanırız.” Selçuk’un duruşu, vücut dili de size darbe oldu gibi... “Doğrudur beni yordu, üzdü. Şimdi röportaj yaptığmız otelde ilk Hollanda maçına hazırlandık. İlk defa söylüyorum. Kadroyu açıkladığımda burada soğuk rüzgarlar esti, çok net gördüm. 3 büyükler her şeyin önünde. Onların medyası, onların taraftarı, realite bu. Baskı yapan gol kaçıran takım övgü yerine bir futbolcu üzerinden vurulmaya çalışıldı. Deplasmanda yenemedik diye hayıflandığımız takım Dünya Kupası’nda finalin kapısından dönüp 3. oldu, biraz insaf. Selçuk’un yerine uluslarası standartta Mehmet Topal’ı, Atletico’dan gelen Emre’yi oynattık. Mehmet Topal gibi dünyanın her takımında rahatlıkla oynayabilcek bir isimden vazgeçemezsin. Nuri, Şampiyonlar Ligi oynamış, o da oynamadı. 4 elit oyuncudan ikisini seçtim, bu bir tercihtir.” Baskı ve krizlere hazırlıksız mıydınız? “Bugün Belediyespor’daki Abdullah Avcı da değilim milli takımdaki de. Bu yaşananlardan müthiş bir kazancım oldu. Değişmeyen tarafım samimiyetim.” 'Volkan’a sahip çıktım’ “Volkan olayında iki taraf da haksızdı ama ben futbolcuma sahip çıktım. Hiç kimseye küskün değilim. Sadece üzüldüğüm kırıldığım çok anlar olmuştur. Kişiler var fakat isimlendirmek istemiyorum.” Yeni stadın isminin Fatih Terim olacağını biliyor muydunuz? “Yok orada açılışta öğrendim. Ben aslında bir sponsorla anlaşılıp öyle bir isim konacağını zannediyordum, sürpiz oldu. Hocamızın ismi hayırlısı olsun. Biliyorsunuz beni Galatasaray’a alan Fatih Terim’dir. Milli takımdayken de 17 Yaş milli takımının başına getiren isimdir.” Gurbetçilere ağırlık verdiniz ve işler kötü gidince eleştiri konusu oldu... “Bu konuda acayip rahatım. İki örnek vermek istiyorum. Dünya şampiyonu Almanya’da İlkay sakatlanmasa iki Türk oyuncu vardı Mesut’la birlikte. Çok eleştirildiğim gurbetçi oyuncular Süper Lig’in yüzde 15’ini teşkil ediyor. Yüzde 30 da Türkiye’den çıkanlar. Benim alıp da eleştirildiğim bu oyuncular 3 büyüklerde büyük futbolcu oldu. Hakan Çalhanoğlu’nu ilk çağıran benim. Ailesine kadar gittim ve A Milli Takım’a çağıracağımı söyledim, ikna ettim. 14 milyon Euro’ya Leverkusen’e gitti.” Takımında olmasını istediğin oyuncular kimler? “Mustafa Pektemek oyuncu kalitesi, insan kalitesi profesyonelilğiyle benim gönlümde çok öne çıkar. Ayrıca Holmen’i söyleyebilirim.” Şike sürecinden etkilendiniz mi? “Sürecin dışında kalsam da Türk futbolu çok kan kaybetti.Yorucu ve yıpratıcıydı.” Prolisans olmayan hocaların konuşturulmamasına ne diyorsunuz? “Bence komik... Bir de lise mezunu olmayan alamaz şartı. Tugay, İngiltere’de 8 yıl oynamış. Arif Erdem ve Suat Kaya UEFA Kupası kaldırmış. Bu düzeltildi ve karardan vazgeçildi. Bir de U23 Ligi olması lazım. 19 yaş önemli ama futbolcuya bir şans vermemiz lazım. 23’ten sonra benden bu kadar diyebilirsiniz. Altınordu modelini çok destekliyorum ve organik bir bağımız var, güzel bir model.” Son söz UÇK (Uyuşmazlık Çözüm Kurulu) geri gelsin mi? “Tabii ki, mahkemelerde ne işimiz var. Bizim sorunlarımıza bizim işimizden anlayanlar baksın ve süreçler uzamasın. Yıldırım Demirören de sanırım bu kararın yanlış olduğunu ve geri bir dönüş yapacağını söyledi.” Fanatik
Abdullah Avcı'dan Beşiktaş'a İzin Çıktı
Derbiler ve Avrupa Ligi dışındaki maçlarını Fatih Terim Başakşehir Stadı'nda oynamak isteyen Beşiktaş, görüşmelerine devam ediyor.Derbiler ve Avrupa Ligi dışındaki maçlarını Fatih Terim Başakşehir Stadı'nda oynamak isteyen Beşiktaş, konuyla ilgili görüşmelerini sürdürüyor.Dün Genel Sekreter Ahmet Ürkmezgil, İstanbul Başakşehir Teknik Direktörü Abdullah Avcı ile bir araya geldi. Avcı'nın, Ürkmezgil'e, 'Nihai kararı yönetimimiz verir. Ama prensip olarak Beşiktaş'ın bazı maçlarını burada oynaması bize zemin açısından zorluk çıkarmaz' dediği öğrenildi.Sabah
Vukuatları ile Akıllara Kazınan 10 Futbolcu
İnönü Stadı'ndaki Beşiktaş derbisinde hakeme küfür etti mücadelenin 75. dakikasında oyundan atıldı.Roberto Carlos, Vederson ve Bilica'yla birlikte bir otel odasında seks partisi düzenledi, partiden sonra otelde çalışan bir temizlikçinin odada bulduğu kelepçelerle skandal patlak verdi.G.Saray'ın devre arasında F.Bahçe'den transfer ettiği Kazım, attığı golden sonra sarı-lacivertli takımın yedek kulübesine koşarak Aykut Kocaman ve F.Bahçeli yedek oyuncular karşısında sevincini yaşadı ve büyük tepki çekti.
Ahmet Çakar'dan Büyük Suçlama
Beyaz TV'de yayınlanan Beyaz Futbol adlı programın yorumcusu Ahmet Çakar, Fatih Terim'in belirli kulisler ile A Milli Takım'ın başına geldiğini ve bu durumu Rıdvan Dilmen'in de bildiğini iddia etti.Terim'den başarı beklenmesinin gayet normal olduğunu ifade eden Çakar, 'Fatih Terim oraya belirli kulisler ile geldi. Abdullah Avcı'nın nasıl ayağı kaydırıldı, çıkıp açıklasınlar. Rıdvan Dilmen'in de bilgisi var, çünkü o bana söyledi' dedi.Fatih Terim'in Letonya maçı öncesindeki basın toplantısında söylediği, 'Gidersek gideriz, gidemezsek gidemeyiz' sözlerine de tepki gösteren Çakar, şöyle konuştu:'Fatih Terim'in 'Gidersek gideriz, gidemezsek gidemeyiz' sözlerini kabullenemiyorum. Fatih hocanın aldığı para helal olsun ama yılda 4 milyon Euro kazanıyorsan ben senden başarı beklerim.'CNN Türk
"Burak Yılmaz Milli Takım'a Bir Daha Alınmayacak Deniyor..."
Mehmet Demirkol, NTV Spor'da yayınlanan Spor Servisi programında dünkü Letonya maçından sonra Milli Takım ve Fatih Terim ile ilgili çarpıcı tespitlerde bulundu.NTV Spor'da Spor Servisi programında konuşan Mehmet Demirkol, Milli Takım ve Fatih Terim ile ilgili tespitlerde bulunurken kulislerde yapılan bir spekülasyonu da canlı yayında dile getirdi: 'Burak Yılmaz'ın bir daha Milli Takım'a alınmayacağı söyleniyor...'Demirkol'un açıklamalarından satır başları şöyle'Aykut Kocaman, Fenerbahçe'nin başında sportif direktörken kendisini kovmalı deniliyordu. Fatih Terim için aynı şeylerin söylendiğini biliyorum. Ben söylemiyorum bunu söyleniyor.Fatih hoca gitsin diyenlerde var daha dur 3 maç oldu şansımız az olsa da şansımız var diyor. Ama iş öyle değil, Fatih hoca yerni gelmedi 2006 Almanya Elemeleri var. 2008'in tamamında var yarı final oynadık. 2010 Elemeleri son iki maçta gidemedik. Hiddink geldi. 2014 sonunda Fatih Terim yine geldi, 2016 da Fatih Terim var yani 9 senedir 6 büyük turnuvaya gitmeye çalışmışız ama 5 tanesine gidemedik.Fatih Terim birçok şey söyleyebilir ama yeniyiz dememeli... 70 milyon insandan bir stoper çıkartamıyoruz. Abdullah Avcı yeni geldi şans verelim verilemez. 4 maçta 4 ayrı kaleciyle oynuyorsak, defans yükünü Ozan'a yıkıp gencecik çocuğa yükleniyosak burada benim suçum yok Fatih Terim'in suçu vardır.Bence Fatih hoca sorunun ne olduğunu tespit edemedi. 10 yıldır milli takımın içide olan birisi olarak bu kabul edilebilir bişi değil... Spekülasyonlar yapılıyor mesela, Burak Yılmaz'ı bir daha takıma almayacağı söyleniyor.'Skorer
Dört Büyüklerin Sorunu ne?
Uğur Meleke’ye göre lider Beşiktaş’ın Erciyes’e yenilmesinin nedeni stres. Galatasaray’da sorun Prandelli değil, takımı sabote eden oyuncular. Fenerbahçe’nin problemi ise Kartal’ın kendini ispat çabası.Lider Beşiktaş’ın, puan farkını dörde çıkarabileceği haftada Kayseri Erciyesspor’a yenilmesinin ve bu fırsatı kaçırmasının başlıca nedeni stres. Aynen iki sezon önce, Aybaba döneminde her liderlik fırsatı geldiğinde kazanamamaları gibi…Beşiktaş, çok sayıda tecrübesiz oyuncusu olan bir takım. Kadroda hiç şampiyonluk yaşamamış, hatta hiç şampiyonluk yarışı yapmamış oyuncu sayısı çok fazla. Durum böyle olunca, kader anlarında, kırılma anlarında sakin kalamıyorlar.Maçın Beşiktaş adına kahramanının Kerim Frei olması da aslında bu duyguyla alakalı. Bu tarz müsabakalarda bireysel hedefi olan oyuncular, kendini gösterme ihtiyacı olan oyuncular daha rahat kalırlar. Olcay, Oğuzhan, Veli takımın liderlik stresini üstlerinde taşırken, Kerim’in Cenk’in derdi kendileri göstermektir, daha farklıdır duyguları.Biliç’in Kerim’i, Cenk’i, hatta Uğur Boral ve İsmail gibileri kullanması için iyi bir fırsattı bu. Ve eğer onları da kullansaydı sonuç daha farklı olabilirdi belki de.İsmail Kartal, hocanın kendisi olduğunu ispat etmek istiyorFenerbahçe’nin Gençlerbirliği’ni yenmesi vaka-ı adiye sayılır. Yani şaşılacak bir durum yok. Gençlerbirliği zaten bence son 20 yılın en kötü günlerini geçiriyor, Cavcav’ın teknik direktörlük merakı, takımı yavaş yavaş tüketiyor. Son üç maçta bir puan alınması tesadüf değil. Öncesinde de hiçbir şey oynanmadan Eskişehir’e karşı alınan mucizevi galibiyet, sadece sorunların üstünü örtmüştü bir süre. Fenerbahçe karşısında çok çaresizlerdi, tek bir pozisyon bile üretmeden bir şans golü buldular ve sonuçta kazanmayı hak eden taraf Sarı Lacivertlilerdi.“İsmail Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.”Fenerbahçe’nin galip geldiği halde birinci gündem maddesinin üç puan olamamasının nedeniyse, İsmail Kartal’ın duygusallığı. Aslında onun ne kadar duygusal bir adam olduğunu iki sene önce, Aykut Kocaman döneminde Kasımpaşa’ya 2-0 kaybettikleri maç sonrası fark etmiştim. O gün Fenerbahçe berbat bir top oynamış, Kocaman’ın oyundan aldığı Alex-Stoch tribüne oturarak teknik adamlarını protesto etmiş, Aykut Hoca maç sonu basın toplantısına çıkmayıp Kartal’ı göndermişti. O gün o basın toplantısında ben de vardım. Kartal’ın ne kadar heyecanlı, ne kadar gergin, ne kadar dağılmış olduğunu gözümle gördüm. Ufak bir krizde soğukkanlı kalmasının ne kadar zor olduğuna şahit oldum o gün. O yüzden cumartesi akşamı Gençlerbirliği önünde gözlerinin dolu dolu olmasına da hiç şaşırmadım aslında. Kartal iyi bir teknik direktör, iyi bir insan ama maalesef çok çok duygusal.Bence son iki haftada yaptığı bazı oyuncu tercihleriyle de bu duygusallığını gösterdi: Geçen hafta Galatasaray derbisinde 60’ta Emenike’nin yerine Hasan Ali’yi sokup son yarım saatte ileri üçlüyü Alper-Kuyt-Caner olarak kurması enteresan bir tercihti. Bu hafta da başka enteresan tercihlere imza attı: Beklenmedik biçimde Caner’le başlamadı. Sonra 67’de yine bu oyuncuyu Webo’nun yerine sol açık olarak soktu. Tüm bu değişik tercihlerin altında yatan duygu bence şu: “Bu takımın hocası benim. Aziz Yıldırım değil. Ayrıca Aykut Kocaman ve Ersun Yanal’dan farklı şeyler düşünebilirim. Benim de kendi futbol mantalitem var. Ve bunu göreceksiniz…”Eğer Kartal takımın asli menfaatleri yerine kendini ispat etme duygusunu koyarsa, yapabileceği iyi şeyleri de yapamayabilir.Prandelli hatalı ama gönderilmesi sorunu çözmezEvet, Galatasaray’da kriz büyük. Evet, bir takım bu derece kötüyse muhakkak teknik adamın payı da büyüktür. Prandelli’nin de bu tabloda payı azımsanamaz. Ama şu kötü alışkanlıktan da kurtulmak gerek: Ligin yedinci haftasında her kötü giden takım hoca değiştirirse, ortada hoca kalmaz, istikrar kalmaz, futbol da kalmaz aslında...“Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. (...) Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. ”Prandelli çok değerli bir teknik direktör ama bütün bir iş hayatını İtalya’da geçirmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyor. Üstelik teknik kadrosunda da tek bir Türk yok. Bence ne kendi kadrosunu, ne de rakipleri yeterince tanıyor; Başakşehir diye bir semti de Abdullah Avcı diye bir hocayı da oynayacağı hafta ilk kez duyuyor. O zaman da ortaya rakiple alakalı ön çalışması çok eksik bir takım çıkıyor...Yine de Prandelli’nin ön çalışması ne kadar eksik olursa olsun, takımın yıldızlarının gerekeni yapmaları lazım. Golü Prandelli atmayacak sonuçta, Sneijder atacak, Selçuk atacak, Burak atacak. Ama onların da hali ortada.Takımda uzun süredir istikrarla kötü olan, görünmez olan adamlar var. Bir tür sabote ekibi: Burak, Selçuk, Dzemaili gibi. Artık yeterince şans verilmiş olan Veysel gibi. Bu hafta bunların hiçbirinin 18’de olmaması gerek. Umut Gündoğan gibi, Furkan Özçal gibi şans bekleyenlere sıra gelmesi gerek. Belki bu tarz bir neşter, bu tarz bir elektroşok Galatasaray’ı kendine getirebilir.Halilhodzic kadroyu değiştirmek zorundaydıHerkes Halilhodzic’in kadroyu değiştirmesini eleştiriyor ama ben bazı şeyleri anlayamıyorum doğrusu: Sekiz yabancıyla çıkılan Lokeren maçı kadrosunu ligde koruyamazsınız ki! İlla ki üç yabancıyı yerlilerle değiştirmeniz gerek. Ki Halilhodzic de bunu yaptı, Avraam-Cardozo-Waris yerine M. Yumlu, Sefa, Serdar’ı soktu. Onun dışında 11’de yaptığı tek değişiklik hafif sakatlığı olan Mehmet Ekici’nin yerine Soner’i oynatması.Hocayı Özer’i 11’de başlatmaması konusunda eleştiriyorlar. İki aydır sakat olan bir adamı 11’de başlatsa, bu kez “Nasıl başlatırsın!” diye eleştirecekti aynı kitle. Yani ben hocanın oyuncu tercihlerinde bir sorun göremiyorum.Benim hocayı eleştirebileceğim tek konu şu: 34’te Özer girerken Soner’i değil Mustafa Yumlu’yu çıkarabilirdi. Böylece Medjani savunmanın göbeğine kayar, belki de kalan iki golü yemeyebilirdi Trabzonspor... Yoksa onun dışında hocanın yapabileceği çok fazla bir şey yoktu doğrusu... O da, hiç kimse de Mustafa Yumlu-Belkalem savunmasının bu kadar geçirgen olacağını, araya atılan her topta dağılacağını öngöremezdi. Trabzon’un dört gol yeme nedeni de bu zaten.Kaynak: Al Jazeera | Uğur Meleke, Milliyet Gazetesi spor yazarı