onedio
Kadem Yönetim Kurulu Başkanı Gümrükçüoğlu, "Pandemi Psikolojisinde Aile" Panelinde Konuştu:
KONYA (AA) - Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Saliha Okur Gümrükçüoğlu, 'Kısıtlama, kapanma gibi yeni davranışlar, hayatı sığdırmanın zor olduğu küçük evlerde hep birlikte yaşandı. Bütün bu değişimler aile içi ilişkilerimizi, rol ve sorumluluklarımızı, evi kullanma alışkanlıklarımızı yeni normale göre düzenlemeyi elzem hale getirdi.' dedi.Gümrükçüoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un açılış konuşmasını yaptığı, KADEM ve Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) iş birliğinde düzenlenen 'Pandemi Psikolojisinde Aile' konulu çevrim içi panelde konuştu. KADEM olarak toplumsal cinsiyet adaletini savunarak, kadının sosyal, siyasi ve ekonomik hayatta temsilini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Gümrükçüoğlu, 'Derneğimiz kurulduğu günden bu yana hem kadın hakları hem de aileyi ilgilendiren konularda, sahici ve kalıcı çözümler üretmekte, adaletli bir söylem oluşturmaya gayret etmektedir.' diye konuştu.Gümrükçüoğlu, temsilcilik sayılarının 50'ye ulaştığını, KADEM'in temsil edildiği şehirlerde kadınların yereldeki ihtiyaçlarını ve beklentilerini yakından takip etme imkanı bulduklarını bildirdi.'Beden ve ruh sağlığına dair endişelere maalesef gelecek kaygısı da eşlik ediyor'Tüm dünyada etkili olan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının herkes gibi kadınların toplumsal hayatında da değişim ve dönüşümlere yol açtığına değinen Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:'Tüm dünya küresel bir salgınla mücadele ediyor. Bu süreç bize dünyanın sadece salgına karşı değil, salgınla mücadele konusunda da bağışıklığı olmadığını gösterdi. Yeni normal olarak adlandırılan bu dönemde alınan önlemler, kısıtlamalar ve yeni uygulamalar, bireysel ve toplumsal anlamda pek çok değişimi ve değişime bağlı sorunları da beraberinde getirdi. Öyle ki hayatlarımız bir hafta sonrasını dahi planlayamayacağımız bir belirsizlikle sürüyor. İş, okul ve sosyal hayatımızı ancak teknolojinin imkanları dahilinde idame ettirebiliyoruz. Beden ve ruh sağlığına dair endişelere maalesef gelecek kaygısı da eşlik ediyor.'Gümrükçüoğlu, salgın döneminin yeni düzeninden ve tüm değişimlerinden en fazla etkilenen kurumun aile kurumu olduğuna dikkati çekerek, okul, iş ve günlük hayatın bölünmüş alanlarının evlere taşınmasıyla insanlarda zaman ve mekan algısının da aşındığını söyledi.'Kadınların sorunları da yeni bir boyut kazandı'Dışarıdaki hayatı evden yönetme zorunluluğunun, evin olağan biçimini ve evle kurulan ilişkinin mahremiyetini de değiştirdiğine işaret eden Gümrükçüoğlu, şunları kaydetti:'Kısıtlama, kapanma gibi yeni davranışlar, hayatı sığdırmanın zor olduğu küçük evlerde hep birlikte yaşandı. Bütün bu değişimler aile içi ilişkilerimizi, rol ve sorumluluklarımızı, evi kullanma alışkanlıklarımızı yeni normale göre düzenlemeyi elzem hale getirdi. Bizler sorunları tespit ederek çözüm yolları aramak, kadın literatürüne kendi söylemlerimizle katkı sağlamak ve mevcut eksiklikleri gidermek zorundayız. Çünkü bugün yaşadığımız salgın gibi yeni süreçlerin etkilediği ve değiştirdiği dünyada, kadınların sorunları da yeni bir boyut kazandı. Bugünkü panelimizde salgının aile üzerindeki psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve küresel boyuttaki etkilerine yakından bakma imkanı bulacağız. Panelimizden çıkacak görüş ve önerilerin, ailenin yeni normallerine dair yeni strateji ve uygulamaların oluşumuna da katkı sağlamasını arzu ediyoruz.'Gümrükçüoğlu, panele katılan Bakan Selçuk'a ve ev sahipliği yapan KADEM Konya Temsilciliğiyle Necmettin Erbakan Üniversitesi'ne teşekkür etti.Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu da panelde yaptığı konuşmada, salgınların tarihsel sürecin hemen her aşamasında görüldüğünü ve toplumları birçok açıdan etkilediğini belirtti.Kovid-19'un da başladığı günden bu yana toplumsal hayatta farklı etkilere neden olduğunu, özellikle ev yaşamını değiştirdiğini dile getiren Zorlu, şöyle konuştu:'Bu süreçte insanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başlamıştır. Daha önce belki biraz otel gibi kullanılan evler, artık gerçekten her açıdan fonksiyonel hale gelen bir yuva haline dönüşmüştür. Bu süreç içerisinde insanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye başlamış, bugünler 7'den 70'e tüm bireylerin alışkanlıklarında ve aile ilişkilerinde değişime neden olmuştur. Tüm aile halkının 24 saat birlikte yaşama gerekliliği ortaya çıkmıştır. Aile üyeleri her zamankine göre daha az ve kapalı bir alanda yaşamaya başlamıştır. Bu durumun, yeni bir uyum süreci olarak fırsata dönüştürülmesi, hem ebeveynler hem de çocuklar açısından farkındalıkların arttırılması gerekmektedir.' diye konuştu. KADEM Konya Temsilcisi Aytül Dağ da programa ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, hayırlara vesile olmasını diledi.
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Clubhouse’un Tarihindeki İlk “Radyo Tiyatrosu” Yayında!
Yeni akım; podcast tadında devam eden Cluphouse’un sohbet odalarında buluşmak.  Ben bu mecrayı çıktıktan kısa bir süre sonra, yani “dutluk” aşamasında deneyenlerdenim. Gittikçe artan takipçi sayıları ve sohbet odalarındaki katılım sayısının katlanarak artmasına şahit olmaktayım. Peki şimdilik IOS kullanıcılarının katıldığı bu mecra Android kullanıcıları da gelince daha da canlanacak mı? Yoksa IOS’lular Android’lilere “boşver biz denedik, bak sıkıldık girmiyoruz şimdi” mi diyecekler? Kestirmek çok güç. Eğer yenilikler olmazsa, heyecan olmazsa belki de sönüp gidecek. Ama bakın Instagram’a hemen bu Clubhouse’daki sohbet odaları özelliğini uyarlamaya başlamış bile.  Clubhouse hızlı girdi, güçlü isimlerle güçlü girdi. O güçlü isimleri gören bizler de kapıldık işte bu akıma...
Kahraman Güler Yazio: Bir Z Kuşağı Sorunsalı: Aşağı Bakmama
Son zamanlarda z kuşağının ne yapması gerektiği ve nasıl olması gerektiğine dair birçok şey yazıldı çizildi. Çocukluk, ergenlik ve genç yetişkinliğini sürekli olarak kendisine ne yapılması gerektiğini kendi ihtiyaçları üzerinden dayatan bir sistem içerisinde geçiren Z kuşağı; kendini var etmeye çalışırken yine aynı sistemin kendi temel insani haklarını gasp etmesinden herkesin aldığından daha fazla nasibini almıştır.  Adeta kendi karar mekanizması elinden alınmış bütün kaynakları gasp edilmiş ve sürekli olarak yoz, tembel, işe yaramaz, değerlerinden kopuk ve daha saymakla bitmeyecek bir sürü etiketlenmeye maruz bırakılmıştır.
Serdar Vatansever Yazio: Clubhouse Çılgınlığının Arkasındaki Psikolojik Sır
Son zamanlarda ismini sıkça duyduğumuz uygulama. Bir anda sanki herkes bunu bekliyormuşçasına tık alan ve çoğu insanın ne işe yaradığını bilmemesine rağmen hala üye olmaya devam etmesi… Peki neden?Üyelerin çoğu başkasının daveti üzerine geliyor ve birinden davet alamayan giremiyor. Bu seçenek kişiyi özel veya ‘’seçilmiş” hissettiriyor. İkinci neden ise insanlar en çok güvendikleri bir profil resmi ile olaya dahil olabiliyorlar. Programın konseptine kısaca ses ile sosyalleşmek diyebiliriz. Sıkça kullanılan diğer bir iletişim uygulaması Discord ile benziyor fakat bu program daha basit bir ara yüze sahip.
Reklam
Burak Öge Yazio: Salgın Tükenmişliği
etiket
Kitlesel olarak gün geçtikçe salgının etkileri daha artmaktadır. Bunlardan bir tanesi de “SALGIN TÜKENMİŞLİĞİ”. Akademik olarak ele aldığımızda daha çok “durumsal depresyon” adı verilmektedir. Bu tarz da yaşanan durumdalar genellikle kısa süreli bulanıklaşmalar gibidir. Duygularınızı çürümeye başladığını, enerjinizin azaldığını hissetmeye başlarısınız ama bunlar çoğunlukla geçicidir.
Reklam
Kahraman Güler Yazio: Kusurlu Hissettirenlerin İlginizi Çekmesinin Nedenleri
etiket
Öncelikle neden sizi kusurlu hissettiren insanlara yöneldiğinizi anlamanız gerekir. Bunun nedenlerinden biri çocuklukta sürekli yargılayan, eleştiren ebeveyn tutumlarıdır. Sürekli eleştirilen çocuk, kusurlu olduğuna inanır. Ben kusurluyum inancı, erişkin hayatında da devam eder. Kusurlu olduğuna inanan yetişkin de kendini kusurlu hissettirecek insanlarla ilişki içinde olur.
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Sürekli Öpüşüp Sarılmadan da Oluyormuş
etiket
Beş yüz kişi tarafından öpülmek ister miydiniz? Yanaklarınızda makyajdan eser kalmayana kadar. Size sarılan kişinin kim olduğunu bilmediğiniz halde… Pandemi öncesi gelin olmak işte böyle bir şeydi. Sadece gelinler mi, hepimiz gerekli gereksiz, bazen de samimiyetsiz herkesi öpme, sarma sarmalama töreninden kurtulduk.  Son aylarda normal gribin bile çok çok azaldığını göz önünde bulundurursak, mesafeli yakınlık çok güzel oldu. İnsanın gerçekten özlediklerine, güvendiklerine yani istediklerine sarılabilme seçimi yapabilmesi mümkün olsa kaç kişi kaç kişiye sarılırdı çok merak ediyorum.
Reklam
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Regl Ritüel mi Olmalı, Normalleşmeli mi?
etiket
Bu konuda görüşünüz her ne olursa olsun bu bir kadının regl endişesini değiştiremiyor maalesef. Gün yaklaştıkça acaba bugün mü şimdi mi? Ya sınavda/toplantıda/tatilde olursa...  Düzenli bir periyodunuz varsa da oluyor bu endişe; düzensiz ise zaten alıyor sizi karışık bir ruh hali... Erken -geç olması, az ya da yoğun kanama yaşamanızdan çok, şu hormona değişim tahammül sınırınızı zorluyor çoğu zaman. Onca işin arasında bile olsanız bir de bu endişe ekleniyor.
Reklam
Kahraman Güler Yazio: 2020 Bir İnsan Olsaydı 2021 de Tokat Olur muydu?
etiket
Demode konular yazmaya bayılırım, yılı geç değerlendirmeye böyle almış oldum. Öbür taraftan şu zaman parçasına suç atmamak için emin olmak istedim. Önce 2020 nasıl gördüm sonra 2021 nasıl anladım öyle yazacam. Eğer 2020 bir insan olsaydı yaprak dökümündeki Ali Rıza karakteri olurdu, bizde ağzımın tadı bozulmasın diye susmayı isteyen karısı gibiyiz. Hatırlayın filmde adamın başına gelmeyen kalmadı, dayandı dayandı en son tükendi. Umarım tabloyu hayal ettiniz. ZİRA HAYAL GÜCÜ İYİDİR. HEPİMİZ SÜREKLİ 2020 BİZİ MAHVETTİ DEDİK, ÖYLE YORDU BÖYLE ÜZDÜ DEDİK AMA BİR DE EMPATİ YAPIN. 2020’nin başına neler gelmedi ki ama o ne yapsın netice bir zaman parçası kendiliğinden akıyor. Belki düz belki de eğri ama diğer tüm zamanların devamı-öncesi-sonrası... Biz bu zaman parçasına 2020 dedik. Oysa o akmakla yükümlü, biz yaşamakla. O akıyor biz yaşıyor sanıyoruz. Aslında bize öğrettiği çok şey var bu zaman parçasının.
Özge Selçuk Bozkurt Yazio: Senin Ruh Aşın Hangi Şarkı?
etiket
Pandemi dönemi başladığından beri akıllarda tek soru “aşı ne zamana bulunacak” tı. Bedenen bu virüsü yenmenin çaresiydi çünkü. Çünkü aşıdan sonra hayat normale dönecekti, “kesssin”di.  Hayatın normale dönmesi demek, sağlıklıvücuttan ziyade, eskisi gibi sosyal ilişkilerin olabilmesiydi kimine göre, çünkü en çok mustarip olunan konuydu bu. İnsan neyi kaybederse onun özlemini duyuyordu…İşte o özlem duyduğumuz anılar neyse (çünkü şu an onlar “anı” oldu) onları hatırlamak da mutluluk vermekteydi.
Reklam
Serdar Vatansever Yazio: Bir Çocuğu Şiddete Yatkın Yetiştirmek
etiket
Çocuk yetiştirirken göz yumduğunuz davranışların ilerideki psikolojik etkilerini görsek şok olurduk herhalde. Bir çocuğu şiddete yatkın büyütmek için evde şiddetli güreş müsabakalarına şahit olmasına gerek yok. Farkında olmadan yaptığımız davranışlarda çocuğu bu konuma yavaş yavaş itebilir. Şiddet bir ifade bozukluğudur. Yani kendini ifade edemeyen insanlarda daha sık görülür. Gücün yıpratıcı özelliğini kuvvetli hissetmek için uygulamaktadırlar. Burada haklı olmaya değil, kuvvetli olmaya odaklanırlar. Şimdinin şiddete yatkın insanları geçmişte nasıl yetişmiş olabilirler? Bir örnekle başlayalım:
Şeyda Betül Kılıç Yazio: Kısıtlamalarda Kayıplar; Cinsel Çekicilik ve Nezaket
etiket
Kısıtlamalı günlerde görmekten bıktığınız kişiyle heyecanlı zamanlar geçirmek sizce de çok ütopik bir beklenti değil mi? “Eşimi görmekten çok sıkıldım, ne yapsa gözüme batıyor” diyenleri bir adım öne alalım. Yan yana kelimesi ayrı yazılır, boşuna değil. Yan yana kalmak ince bir mesafeden besleniyor. Cinsel çekim için de konu çok farklı değil. Arzu ve istek duymak için de biraz mesafe ve isteği besleyen aralıklı özlem gerekli. Bıkmakla istemek aynı çatıda yaşayamaz.
Reklam