Diyette Doğru Bilinen 13 Yanlış
Hayatlarında en az bir kere diyet tecrübesi yaşamış 1000 kişi üzerinde yapılan anket sonuçlarına göre 13 diyetyanlışı ve bunlara inananların yüzdeleri şöyle:
Pastırmada Karmin Tehlikesi
Türklere özgü bir et ürünü olan pastırmada da helal olarak görünmeyen karmin tehlikesi bulunuyor. Bolu’da yapılan küçük bir araştırma bu durumun iyi olmadığını gösteriyor.Daha çok Ramazan aylarında tükettiğimiz pastırma, Türklere özgü bir yiyecek… Pastırma, geleneksel bir ürün olması ile birlikte çemeni ile de şaşırtan bir ürün… Çünkü; geleneksel olarak üretilen çemenin içinde sadece çemen otu, sarımsak ve Maraş’a özgün toz kırmızı biber var. Yani salça, renklendirici gibi maddeler bulunmuyor.Bu içeriğe rağmen, Türk pastırma üreticilerinin bir kısmı çemen içerisine bazı renklendiriciler de koyabiliyor. Bunlardan en bilineni ise karmin renklendiricisi…Karmin, diğer adıyla E120, Güney Amerika’da yaşayan Koşnil adlı bir tür böcekten üretilmektedir. Bu böcek, kaktüs üzerinde yaşamakta ve bu böceklerin yumurtlama aşamasında bir takım işlemlerden geçirilerek kırmızı renkteki boyanın elde edildiği söyleniyor.Karmin; gıdanın yanı sıra kozmetik, tekstil ve temizlik gibi ürünlerde kullanılmaktadır. GRAS (Genellikle güvenli olarak tanımlanan) olarak tanımlanan karmin, Türkiye’de de sıklıkla kullanılmaktadır.Ancak; Dünya Helal Konseyi (WHC) ve GİMDES’in bilgilerine göre, karmin maddesi böcekten üretildiği için helal olarak sayılmıyor ve GİMDES, içeriğinde karmin bulunan ürünlere Helal Sertifikası vermiyor.Çilekli, frambuazlı ya da kırmızı etle üretilen ürünlerin çoğunda bu maddeye rastlanılıyor. Bazı üreticiler buna alternatif olarak bitkisel kaynaklı renklendiriciler de kullanabiliyor. Et ürünlerinde ise; pastırma çemeni ve hindi etinden üretilmiş salam ya da sosislerde karmine rastlanılıyor.YÖNETMELİKTE YERİ VAR30 Haziran 2013 tarihinde Resmi Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği” yayınlandı. Bu yönetmeliğe göre, geleneksel ürünler arasında olan pastırmanın, yenilebilir dış kaplama hariç, üretiminde renklendirici kullanılması yasaktır. Ancak çemen için böyle bir uyarı yok ve çemen için karmin dışında kurkumin ve riboflavinlerin de kullanılabileceği yazılmaktadır. Bu durum salam ve sosis gibi ürünlerde de geçerlidir.BOLU MARKETLERİNDE DURUM NASIL?9 – 10 Aralık 2014 tarihinde yapılan küçük bir pazar araştırması sonuçlarına; 69 süper ve hipermarketlerde satılan ambalajlı, dilimlenmiş ve çemenli pastırmanın %40’ı karminli olduğu tespit edildi. Yine bu araştırmaya göre 6 markanın yarısında da karmin olduğu tespit edilmiş.TÜKETİCİ NE YAPMALI?Üretilen ürünleri almadan önce tüketicilerin ambalajlı ürünlerin içindekiler kısmını kontrol etmesi gerekiyor ve bu tür maddeleri gördüğü zaman alıp alması tüketicinin inisiyatifine kalıyor. Üretici firmaların içindekiler kısmında olmamasına rağmen ürünlere başka içerik koyması yasalar ve yönetmeliklere göre yasak ve tespit edilmesi halinde cezalar uygulanmaktadır. Tüketiciler bu tür durumlara düştüğünde yapması gereken en basit ve etkili yol ise ALO GIDA 174’ü aramak olacaktır.
8 Adımda Yılbaşında Formda Kalmanın Sırrı
2015 geliyor! Hayalini kurduğunuzmükellef yılbaşı sofraları kabusunuz olmasın! Basit birkaç adımda yılbaşındansonra formda kalmak mümkün.1- Sindirim sisteminizi arındırın       Bol lifli karnabahar, pırasa, kabak, lahana gibi antioksidan vitamin ve mineraliçeriği yüksek sebzeler hem sindirim hem de boşaltım sisteminizin sorunsuzçalışmasına, dolayısıyla fiziksel arınmaya yardımcı olacaktır.2-Bedeninizi nemlendirin       Havaların serinlemesiyle birlikte vücudun su ihtiyacı da azalır. Ancak günlük en az 1,5-2lt su, hem yavaşlamaya başlayan metabolizmanızın hızlanmasına hem de sindirimsisteminizin rahatlamasına yardımcı olur. Eğer yeterli miktarda su tüketmektezorlanıyorsanız az şekerli komposto, taze sıkılmış meyve suları, ayran ve şekersizbitki çayları ile sıvı ihtiyacınıza destek olabilirsiniz.3-Karaciğerinizi sevin      Karaciğeriniz vücudunuzun doğal detoksifikasyon sisteminin bir parçasıdır. Alkol, kafein, rafine şeker, doymuş yağlar ve ilaçlar karaciğeri yıpratsa da, enginar, kereviz ve havuç gibi karaciğer dostu besinler tüketerek daha sağlıklı bir karaciğere sahip olabilirsiniz.4-Bedeninizin ihtiyaçlarına kulak verin      Yemeğe başlamadan önce birkaç saniye durup“Bu besine gerçekten ihtiyacım var mı?” diye düşünmek belki de yapacağınızbüyük bir hatadan dönmenize yardımcı olacaktır. Sevdiğiniz bir besinitüketmeden hemen önce kendinize sormanız gereken en önemli soru “Benim açlıktokluk-seviyem nedir?” olmalıdır. Böylelikle sonraki aylarda fazla kilolarlamücadele etmek zorunda kalmazsınız.5-Derin bir nefes alın      Oksijen, hücrelerinizin temizlenmesi ve beslenmesi için en önemli kaynaktır. Bedeninizintemizlenmesi için gün içerisinde birkaç kez derin nefes alın. Vücudunoksijenlenmesi sadece bedensel değil mental durumunuzda da gözle görülür birfark yaratır. Sizi gevşetir, iç ve dış huzurunuzu sağlar ve yorgun hissetmeniziönler.6-Rahatlayın            Mental sağlığınız genel sağlık durumunuz ile doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden ailenizin stresseviyesini düşük tutmak, çocuklarınızla oyunlar oynamak, kucaklaşmak, yoga vemeditasyon gibi fiziksel aktiviteler stres düzeyinizi minimuma indirirken, dahagenç ve dinamik bir bedene sahip olmanıza yardımcı olur.7-Sağlıksız kilo verme yöntemlerinden uzaklaşın      Tatilin verdiği gevşeme ile birlikte tüketilen besinlerde, dolayısıyla kilonuzda artışolabilir. Yılbaşı sonrası oluşan fazla kilolarınızı moda diyetler veya piyasadasatılan zayıflatıcı ürünlerle hızlı bir şekilde vermeye çalışmayın. Çünkü hızlıverdiğiniz her kilo aynı hızla geri gelecektir. Diyetisyen kontrolünde bilinçlibir şekilde size özel hazırlanan ‘sağlıklı bir beslenme programı ile’ idealkilonuza zorlanmadan ulaşabilirsiniz.8-Gününüzü planlayınGünlerin kısalmaya başlaması, öğünlerinizin düzeninin bozulmasına sebep olabilir. Yazdankalma alışkanlıklarınızla akşam yemekleri geç saatlere kayabilir ya da açkalarak bir öğünde daha fazla yemek isteyebilirsiniz. Uzun süreli açlıkdurumları kan şekerinde düzensizlikler ve metabolizma hızında düşüşlere sebepolabilir. Az ve sık beslenme bu dönemde de oldukça önemlidir. Günde 6 öğünbeslenmeye ve 4 saatten fazla aç kalmamaya dikkat etmelisiniz.Arındırıcı menüKahvaltı seçenekleri *1 su bardağı yarım yağlı süt  ile 2 yemek kaşığı yulaf kepeği + 1 yumurta +1 porsiyon taze meyve*½  su bardağı meyve püresi ile 1 su bardağı yarım yağlı süt + 2 dilim tam tahıllıekmek + 1 dilim az yağlı peynir*1 fincan yeşil çay +  1 yumurta ile hazırlanmış peynirli omlet + 1 porsiyontaze meyve  + 1 dilim çavdar ekmeği*1 kase yoğurt ile tam tahıllı kahvaltılık gevrek+ 1 porsiyon taze meyve + 2-3 adet ceviz veya 7-8 adet badem Ara öğün seçenekleri*1 adet tahıllı bar*1 porsiyon taze meyve*1 su bardağı yarım yağlı yoğurt*4-5 adet kuru kayısı/ 5-6 adet kuru erik*1 kase meyve salatası*7-8 adet fındık/badem*1 bardak sebze suyuÖğle/ Akşam yemeği seçenekleri*1 porsiyon cevizli, yoğurtlu kabak veya semizotusalatası + 1 dilim tam tahıllı ekmek*1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği + 1 dilimkepekli ekmek + ½ kase az yağlı yoğurt*1 kase çorba + 1 porsiyon etli sebze yemeği + 1bardak ayran*1 porsiyon sebzeli makarna + mevsim yeşillikleri ile hazırlanmış az yağlı salata + ½ kaseyoğurt*1 porsiyon hindi göğüs eti + 3-4 kaşık kepeklipirinç pilavı +Salata  * 80 gr diyet ton balığı ilaveli mevsim salatası + 1 dilim tam tahıllı ekmek*1 porsiyon ızgara veya buğulama balık + fırınlanmışaz yağlı patates ve yeşillik salatası *1 porsiyon ızgara köfte  + 3-4 yemek kaşığı bulgur pilavı + Cacık  Enerjideposu: Sebze çorbasıMalzemeler     2 yemek kaşığı zeytinyağı        2 orta boy ince doğranmış kuru soğan        3 diş sarımsak        1 çay kaşığı toz zerdeçal       1,5 kase pişmiş ya da 1 kutu konserve nohut    2 kase sebze suyu, 1 kase tavuk suyu       250 gr ıspanak       ¼ kase doğramış taze kişniş yaprağı      2 yemek kaşığı taze dereotu      Tuz, karabiberYapılışı             İnce ince doğranmış soğanları ve sarımsaklarıtavada soteleyin. Sarımsaklar kahverengileşmeden  zerdeçal ve nohutları katıp üstüne sebzesuyunu ekleyin ve kaynamaya bırakın. Ispanağı ekleyip tekrar kaynamaya bırakın.Kaynamaya başladıktan sonra ateşi kısarak 3 dakika daha pişirin. Üzerine kişnişyaprağı ve dereotunu ekleyin. Baharatlarla tatlandırıp servis yapın.                                                                                                                                                      Diyetisyen Ayşegül Öztürk
Neden Çoğu Kişi Sağ Elini Kullanıyor?
Sağ elini kullanan insanlar dünya çapında çoğunluğu oluşturuyor. Bunun nedeni ne olabilir? Jason Goldman araştırdı.Hangi eli kontrol etmesi daha kolaydır? Yazarken hangi elinizi kullanıyorsanız yemek yerken de aynı eli kullanırsınız. İnsanların yüzde 74 ila 96’sı sağ elini kullanıyor. İngiltere’deki Liverpool Üniversitesi’nden arkeolog Natalie Uomini’ye göre “solak insanların çoğunlukta olduğu bir toplum hiç olmadı”.Herhangi bir yöne meyletme durumu beyinde başlar. Bazı işlemlerin beynin sol yarıküresinde, bazılarının ise sağ yarıkürede kontrol edildiğini biliyoruz. Ayrıca hem vücudumuzda hem de beynimizde kesişen sinirler, vücudumuzun sağ tarafının beynin sol tarafıyla ya da tersi halde kontrol edilmesini sağlıyor. Yani beynin sol yarıküresi sağ tarafımızdaki el, bacak ve gözümüzü kontrol ediyor.Bazı uzmanlar bu nörolojik işbölümünün 500 milyon yıldır hayvanlarda hakim olduğuna inanıyor. Beynin iki yarısının farklı görevleri aynı anda yerine getirmesini sağlamak üzere bu özellik gelişmiş olabilir. Örneğin beynin sol yanı, yiyecek toplamak gibi günlük işleri yapmak, sağ yanı ise çevreyi sürekli kolaçan ederek tehlike durumunda ani reaksiyon göstermek için evrilmiş olabilir.Kanıtlaması zor olmakla birlikte şöyle bir ihtimal mümkündür: İlk insanlar (hominid) iki ayakları üzerinde doğrulup ellerini başka işler yapmak ve alet tutmak için serbest kıldığında bu uzuvlarını farklı kullanmaya meyilliydi. Ya da Stephanie Braccini’nin İnsan Evrimi Dergisi ’ndeki (Journal of Human Evolution) makalede belirttiği gibi, “bireysel asimetrinin pekişmesi hominidlerin ayağa kalkarak alet kullanmasıyla başlamış olabilir”.Braccini ve ekibi bu iddiayı desteklemek üzere şempanzeleri gözlediğinde şunu fark etti: Şempanzeler dört ayak üzerinde iken herhangi bir el tercihi söz konusu olmazken, iki ayak üzerine kalktıklarında yarısı sol eli, diğer yarısı ise sağ eli kullanıyordu.Peki ne oldu da ilk insanlar daha çok sağ eli tercih etmeye başladı? Bunu tespit etmek için araştırmacılar kendi sağ ve sol ellerini kullanarak yaptıkları yontma taş aletleri o dönemden kalan aletlerle karşılaştırdılar ve şu sonuca vardılar: Hominidlerin sağ ellerini tercih etme durumunun 2 milyon yıldan daha eskiye dayandığını gösteren yeterli delil yoktu.Fakat Kenya’daki Koobi Fora bölgesinde 1,5 milyon öncesinden kalma Homo habilis ve Homo erectus türlerine mensup atalarımız taş aletlerini yaparken sağ ellerini daha çok kullandıklarına dair verilere rastlandı. 600 bin yıl öncesine geldiğimizde ise artık sağ elin baskınlığı bariz olarak görülüyordu. O dönemden kalan Homo heidelbergensis türü insan dişlerindeki yıpranma şekli, yiyeceklerin sağ elle ağza götürüldüğünü gösteriyordu.Bu açıklama bize bu değişimin ne zaman oluştuğuna dair fikir veriyor, ama nedenini açıklamıyor. Bazı uzmanlar bunu dil ile ilişkilendiriyor. İnsanların çoğu, işlerini sağ elle yapıyor; bunu beynin sol yarıküresi kontrol ediyor; ve aynı şekilde dille ilgili işlemler de sol yarıkürede yapılıyor. Aslında dil için beynin sol tarafının kullanılması sağ el kullanımının da bir yan etki olarak gelişmesine neden olmuş olabilir.Yani sağ el kullanmaya meyletme durumu, beynimizdeki sistemin tesadüfi bir yan ürünü olabilir. Fakat kanıtlaması zor, hatta imkânsız bir hipotez bu.Solaklara gelince… 1977’de Psikoloji Bülteni adlı dergide yayımlanan bir makaleye göre, “sol el kullanımını, iddia edildiği gibi herhangi bir eksiklikle ilişkilendirecek fazla veri bulunmuyor”. Hatta bazı araştırmalar, solakların beyin hasarlarını daha kolay onardığını gösteriyor. Ayrıca herhangi bir kavgada sürpriz unsuru oluşturarak dövüş sporlarında daha başarılı olmaları da mümkün. Bütün bunlar genel normdan farklı olmanın avantajlı olduğunu gösteriyor.Jason G Goldman | BBC Future
2014’te Yaşanan En Önemli 10 Sağlık Olayı
2014 yılında sağlıkta birçok dönüm noktası yaşandı. Sosyal medyada farkındalık kampanyaları düzenlendi, daha uzun yaşamın kapıları aralandı, tüm diyetleri unutturan yeni diyet çeşitleri ve hayatımızı kolaylaştıracak yepyeni buluşlar ortaya çıktı. 2014 yılı sağlık açısından oldukça hareketli ve umut verici bir yıl oldu. İşte 2014'te sağlıkta yaşanan en önemli 10 olay:
Soğuk Algınlığına Karşı Ne Yapmak Gerekir?
Soğuk algınlığına karşı önerilen tedavi yöntemlerinin birçoğu aslında bilimsel verilere dayanmıyor. David Robson nelerin işe yarayıp yaramadığını araştırdı.Göğsü, sirkeye batırılmış kesekağıdı ile sarmak, ayakları sıcak suya sokmak, ıslak çorap giymek… Modern ilaçlar karşısında bu kocakarı ilaçlarına ancak gülünür.Fakat vitamin yüklemesi yapmak ya da buruna tuzlu su çekmek gibi bugün doğru diye düşündüğümüz birçok tedaviyi incelediğimizde de pek bir yararını göremiyoruz. O halde nezleye karşı neyin işe yarayıp yaramadığına bir bakalım:
Reklam
IMDB'ye Göre 2014 Yılının En İyi 10 Filmi
16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...Josh Boone’un yönetmenliğini üstlendiği film, John Green’in romanından Scott Neustadter ve Michael H. Weber tarafından uyarlandı. Filmin başrollerindeyse Shailene Woodley, Ansel Elgort ve Willem Dafoe yer alıyor.
Çağımızın Hastalığı Kanser Hakkında Bilmemiz Gerekenler
Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder fakat immün sisteminin çeşitli sebeplerden dolayı bozulması sonucu mutasyonlu hücreler ölmeyip, bölünmeye başlarlar
Reklam
Oturmak Sağlımıza Nasıl Zarar Veriyor?
Vaktimizin büyük kısmını oturarak geçirmenin kötü olduğunu biliyoruz. Televizyon karşısında uzun süre pineklediğimiz de, içimizi bir suçluluk duygusu kaplıyor. Peki ortalama olarak günde 8 saatini oturarak geçiren bir yetişkinin başına neler geliyor? Ne yazık ki; başıyla sınırlı kalmayan bir çok problem…Kalp hastalığıUzun süre oturduğumuzda, vücudumuz daha az yağ yakar ve kanımız daha yavaş akar. Böylece yağ asitlerinin kalp damarlarını tıkaması kolaylaşır. Uzun süre oturmanın hipertansiyonla ve kolesterol yüksekliğiyle ilişkili olduğu ispatlanmıştır. Sedanter yaşam sürenlerde, kalp hastalıkları 2 kat daha sık görülür.Pankreasın aşırı çalışmasıPankreas, glokozu hücrelerimize taşıyan insülin hormonunu salgılar. Ancak çalışmayan kaslardaki hücreler insüline yeterli tepki vermezler. Bu sebeple pankreas sürekli olarak insülin salgısını arttırır. Bu da zamanla diyabete ve diğer hastalıklara sebep olabilir. Sadece 1 gün uzun süre oturmanın bile insülin direncini arttırabildiği görülmüştür.Kalın barsak kanseriUzun süre oturmanın, kolon, meme ve endometrial kanserlerle ilişkili olduğu saptanmıştır. Sebebi kesin olarak bilinmese de, düzenli hareket etmenin, hücreleri hasara uğratan serbest radikalleri yıkan doğal antioksidanları arttırdığı bilinmektedir.Kas dejenerasyonuHamur gibi göbekAyakta dururken, yürürken, hatta sadece dik otururken, karın kaslarımız da işlev görür. Sandalyede öne bükülerek oturduğunuzdaysa, karın kasları atıl vaziyette kalırlar. Sıkı sırt kasları ve güçsüz karın kasları, duruşunuzu bozarlar. Omurganın doğal duruşu bozulur, hiperlordoz ortaya çıkar.Kalça eklemiKalça kaslarımız yürüme sırasındaki dengemizde önemli rol oynarlar. Ama sürekli oturanların öndeki kalça fleksör kasları kısalır ve sertleşir. Bu da hareket kısıtlılığına ve uzun adım atamamaya yol açar. Yaşlıların sık düşmesinin en önemli sebebi belki de budur.Aksak kalçaOtururken kalçanız neredeyse hiç bir iş yapmaz ve buna kısa sürede alışır. Kalça kaslarının güçsüzleşmesi, dengeyi bozar, kalkmayı ve güçlü adımlar atmayı zorlaştırır.Bacak bozukluklarıBacaklarda zayıf dolaşımUzun süre oturmak, kan akımını yavaşlatır. Böylece kan bacak toplardamarlarında göllenir. Eklem ağrıları, varisler ve Derin Ven Trombozu ortaya çıkabilir.Yumuşak kemiklerYürümek ve koşmak gibi yük taşıtan aktiviteler, alt bölgelerinizdeki kemiklerin kalınlaşmasını, yoğunlaşmasını, güçlenmesini sağlar. Son yıllarda kemik erimesinin artmasının sebeplerinden biri de bu yüzden sedanter yaşamdır.Tepedeki dertlerZihin mahmurluğuHareket eden kaslar, taze kan ve oksijenin beyne daha çok gitmesine sebep olurlar. Mutluluğa sebep olan hormonlar artar. Uzun süre sedanter yaşandığında, her şey gibi, beyin fonksiyonları da yavaşlar.İş yerinde oturarak çalışıyorsanız, klavyeye bakmak için başınızı ileriye ve öne doğru sıklıkla uzatıyorsunuz demektir. Bu duruş, servikal omurlarınızı gerer ve sürekli olduğunda kalıcı bozukluklara yol açabilir.Omuz ağrılarıBoyun tek başına eğilmez. Öne eğilmek omzu ve sırt kaslarını da gerer. Özellikle de omuzları ve boynu bağlayan trapezius kasını.Sırt problemleriEğilemeyen omurgaEtrafta dolaşırken, omurlarımızın arasındaki yumuşak diskler, süngerler gibi büzüşür ve genişlerler. Ancak uzun süre oturduğumuzda, bu diskler ezilmeye maruz kalırlar. Destekleyici tendonların ve ligamanların çevresindeki kollajen sertleşir.Disk hasarıVaktinin çoğunu oturarak geçiren bireylerde lumbar fıtıklara daha sık rastlanır. Karın boşluğundan geçen psoas kası kasıldığında, üst lumbar omurgamız ileriye doğru çekilir. Böylece gövdemizin ağırlığı, omurga kemerimiz boyunca yayılmak yerine, doğrudan kalça kemiklerimize yüklenir.Peki ne yapalım?1. Egzersiz topu gibi hareketli bir şeyde veya en azından arkasız sandalyede oturun. Böylece temel kas gruplarınız çalışmak zorunda kalacaktır. Dik oturarak ve ayaklarınızı yere tam basarak ağırlığınızın dörtte birini desteklemiş olursunuz.2. Kalça fleksör kaslarınızı her iki yön için günde en az 3’er dakika esnetin.3. TV seyrederken, reklam aralarında yürüyüş yapın. Saatte 2 km gibi ağır bir hızla yürümek bile, oturmanın tam 2 katı kadar kalori harcatıyor. Bununla sınırlı kalmanız da gerekmez…4. Çalışma masanızda, dönüşümlü olarak oturun ve ayakta durun. Bunu yapamazsanız, her yarım saatte bir kalkın ve yürüyün.5. İnek ve kedi hareketleri ile sırtınızın fleksör ve ekstansör kaslarını çalıştırın.Nasıl Oturalım?Eğer uzun süre oturmanız gerekiyorsa, doğru şekilde oturmaya çalışın. Annelerimizin dediği gibi, “Dik oturun.”• Öne eğilmeyin• Omuzlar gevşek olsun• Kollar iki yanda dursun• Dirsekler 90° açıyla bükülsün• Sırtın alt kısmı desteklensin• Ayaklar yere tam bassınOrijinal Çalışma: Bonnie Berkowitz – Patterson Clark, The Washington Post
Ömrünü Kendisiyle Aynı Rahatsızlığa Sahip Çocukları Hayata Bağlamaya Adayan Mükemmel İnsan
etiket
Londralı, Jono Lancaster; 50 binde 1 kişide görülen, Treacher Collins sendromu (TCS) denilen nadir bir rahatsızlığa sahip. Bu; uterodaki kemik ve doku gelişimlerini etkileyen ve bu nedenle yüzde şekil bozukluklarına sebep olan bir rahatsızlık. Bu rahatsızlığın üstesinden gelmek için var olan tıbbi zorlukların yanı sıra,  fiziksel görünüşten kaynaklanan güvensizlik gibi duygusal ve psikolojik zorluklar da var. Jono da kendi yüzünü sevebilmesinin onun 20 yılını aldığını kabul ediyor ve şimdi diğer TCS hastalarına kendilerini nasıl sevebileceklerini öğretmeye çalışıyor.
Vejeteryanlar İçin 9 Önemli Protein Kaynağı
Vejeteryanlar ve veganlar hayatları boyunca 'Peki proteini nasıl alıyorsun?' sorusuyla karşılaşırlar.  Buyrun cevapları;(Yumurta ve süt ürünleri dışında, veganların da yiyebileceği besinler)
Reklam
Bebeğin Strese Tepkisi Ağlamak
Ağlamak, bebeğin ilk iletişim kurma yolu. Uzmanlara göre bebeklerin ağlamak dışında sıkıntılarını anlatacakları bir lisanları bulunmuyor.Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, bebeklerin ağlayarak çoğu zaman sorununu çevresindekilere anlatmaya çalıştığını belirterek 'Ağlayan bebekler yaramaz ve disiplinsiz olduklarından değil iletişim kurma çabası içinde olduklarından bu eylemi gerçekleştirmektedir. Öncelikle bebeğin ağlamasına neden olan bir sağlık sorunu olup olmadığı belirlenmeli. Bazen kolik ağrısı bazen de erken diş çıkarma bebeklerde inatçı ağlamaya neden olabiliyor' dedi.Yapılan araştırmalarda bebeklerin çevrelerindeki strese ağlayarak tepki gösterdiklerini ortaya konulduğunu anlatan Dr. Öztürk, şunları kaydetti: 'Durum ne kadar stres verici olursa, ağlama da o denli uzun ve yoğun oluyor. Dolayısıyla, eğer bebeğin anne ve babası kötü bir gün geçirmiş ise bu durum bebeğe yansıyabiliyor. Evdeki ortam sakin olduğu zamanlar bebeğin huysuzluğu da, durumdan etkilenme oranına bağlı olarak azalıyor. Anne babalar ilk bebeklerinde daha tecrübesiz olduklarından ilk bebeklerin ağlama nöbetleri daha uzun süreli olabiliyor. Bazı günler bebeklerin ağlaması, bir iki ıkınma ya da birkaç dakika ağlama şeklinde olurken bazı günlerde durdurması pek mümkün olmayan, saatlerce süren ve kıpkırmızı oluncaya kadar devam eden ağlama nöbetleri görülebiliyor.'BEBEKLER NEDEN AĞLIYOR?Acıbadem Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, bebeklerin başlıca ağlama sebeplerini ise şöyle sıraladı: 'Ortamın çok sıcak ya da soğuk olması ya da bebeğin altının pis olması gibi nedenlerden kaynaklanan rahatsızlık hissi. Çok fazla ve sık ziyaretçi gibi durumların neden olabileceği yorgunluk. Hastalık ya da ağrı, bu gibi durumlarda bebeğin ağlaması değişkenlik gösterebilir. Bebeğin aç olması, annenin yediklerinin, aldığı ilaçların, kafein ya da sigara gibi maddelerin sütün kalitesini olumsuz etkilemesi. Memede süt fazlalığı, fazla ilgi gereksinimi olması. Bebeklerin dişleri 5-11 ay arasında görünür olarak çıksa da, aslında gebeliğin 14. haftasında dişler oluşmaya başlıyor ve 2. aydan itibaren dişler kabarıyor ve yukarı doğru hareketleniyor. Bu da ağlamaya neden olabiliyor.'YAPILMASI GEREKENLERBazı durumlarda bebeğin ortada bir neden yokken de ağlayabildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, ağlayan bebeğin susması için yapılması gerekenleri şöyle özetledi: 'Bebeğinizin aç olduğunu düşünmüyorsanız bile onu emzirme pozisyonunda tutun. Bu duruş kendini daha rahat hissetmesini sağlayacaktır. Bebeğinizin bezini değiştirin ya da kucağınıza alarak gazını çıkarmaya çalışın. Eğer gaz problemi geçmiyorsa termometrenin ucunu hafifçe makatına sokabilirsiniz ancak bebeğinizi incitmediğinizden emin olun. Bebekler, anne babalarının kucağındayken onların kalp atışlarını duymaktan mutlu olabiliyor. Bebeğinizi rahatlatmak için göğsünüze yakın yatırabilirsiniz.Bazı bebekler sallanmaktan, şarkı ya da ninni söylenmesinden, saç kurutma makinesinin sesinden ya da arabada dolaşmaktan hoşlanıyor ve susabiliyor. Bu durumda bebeğinizin hangi seslerle sakinleştiğini tespit edin. Karnı ağrıyan çoğu bebek, karınları üzerine yatırıldıklarında rahatlama gösteriyor.'KUCAĞA ALMAKTAN ÇEKİNMEYİNBebeği kucağınızda karnı üstü tutulmasını tavsiye eden Bülent Öztürk, 'Bazı bebeklerde hafif ısıtılmış bir şişe suyu ya da bezi karnı üzerine yerleştirmek de karın ağrısını geçirmek için yardımcı olabiliyor.
Tokluk Hissi Yaratan Yeni Bir Madde Keşfedildi
Bilim insanları, gıdalara eklendiğinde tokluk hissi yaratacak bir kimyevi madde keşfetti.İlk deneyler yağ asidi propiyonatın midede lifleri bölerek insanların daha az yemelerini sağladığını, tokluk hissi verdiğini ve kilo alımını yavaşlattığını gösterdi.Londra Imperial College ve Glasgov Üniversitesi'nde görevli araştırmacılar, maddenin etkin olabilmesi için düzenli olarak alınması gerektiğini söylüyor.Madde, çözülebilir pudra şeklinde tüketiliyor. Fakat tadının çok kötü olduğunu ifade eden araştırmacılar maddeyi ekmeğe ve meyve suyu karışımlarına katmaya çalışıyor.Çalışmanın en zorlu kısmı, iştahı kontrol edecek hormon salgılaması için propiyonatı kalın bağırsağa sokmak olmuş.İnce bağırsaklarda hemen emileceği için, maddeyi tüketilen gıdaya eklemenin işe yaramayacağı anlaşılmış.Bunun üzerine araştırma ekibi çözümü, propiyonatı 'inülin' olarak bilinen ve bitkilerde görülen doğal karbonhidrata bağlamakta bulmuş.Propriyonate bağlandıktan sonra, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından inülinden de koparılmadan sindirim sistemine güvenli bir şekilde ulaşabildi.İlk deneylerde 20 gönüllüye inülin veya tek başına IPE olarak bilinen yeni madde verildi ve gönüllülerden açık büfe yemeklerden istedikleri kadar yemeleri istendi.IPE maddesi verilenler diğerlerinden yaklaşık yüzde 14 oranında daha az yemek yedi.Araştırmanın diğer aşamasında, aşırı kilolu 49 gönüllüye IPE veya pudra halinde inülin verildi ve her gün bu maddeden yemeklerine yaklaşık bir kaşığa denk gelen 10 gram kadar koymaları istendi.Yirmi dört hafta sonra, inülin verilen 24 gönüllüden 6'sı vücut ağırlıklarının yüzde 3'ünden fazla kilo alırken, IPE maddesi verilen 25 gönüllüden yalnızca biri kilo aldı.Londra Imperial College Üniversitesi'nde görevli araştırmacı Profesör Gary Frost, 'Yetişkinlerin ağırlıklarının yılda ortalama 0.3 kg ila 0.8 kg arasında arttığını biliyoruz. Bunun önlenmesi için yeni stratejilere ihtiyaç var' dedi ve ekledi:'Propiyonate gibi moleküller, iştahi kontrol eden mide hormonlarının salınımını kamçılıyor. Ama bu kadar güçlü bir etki yaratılabilmesi için çok yüksek miktarlarda lifler tüketmeniz gerekir.'BBC Türkçe
Reklam
Bir Çocuk Hastalığı: Kawasaki
Bu hastalik, 1967’de bir Japon çocuk hastaliklari uzmani olan Tomisaku Kawasaki tarafindan tanimlanmistir. Ilk olarak, ates, deri döküntüleri, konjüktivit (gözlerde kanlanma), enantem (bogaz ve agiz mukozasinda kizariklik), ellerde ve ayaklarda sisme, büyümüs lenf nodlariyla gelen bir çocukta ‘mükokutenöz lenf nodu sendromu’ olarak taninmistir. Birkaç yil sonra koroner arter anerizmasi (kalp damarlarinin genislemesi ) gibi komplikasyonlari bildirilmistir.Nedir? Kawasaki, genellikle koroner arterleri (kalbi besleyen atardamarlari) tutan anevrizmalara yol açabilen, damar duvarlarinin iltihaplanmasina neden olabilen akut sistemik bir damar hastaligidir. Hastalarin hepsi anevrizma gelistirmeyebilir. Büyük çogunlugu, komplikasyonlar olmaksizin akut belirtilerle seyreder.Ne kadar sıktır?Kawasaki hastaligi nadir bir hastalik oldugu halde, Henoch-Schönlein purpurasiyla birlikte, en sik görülen çocukluk çagi vaskülitlerinden biridir. Hemen hemen her zaman, küçük çocuklarin hastaligidir. Hastalarin %80’i 5 yasin altindadir. Genellikle erkeklerde kiz çocuklara göre daha siktir. Kawasaki olgularina yilin herhangi bir döneminde rastlanabilse de, bazi mevsimsel farkliliklar olabilir; kis sonu ve ilkbaharda daha fazla görülebilir. Japon çocuklarda çok daha sik olmakla birlikte dünyanin bir çok bölgesinden olgular tanimlanmistir.Hastalığın nedenleri nelerdir?Kawasaki hastaliginin nedenleri açiklanamamistir, ancak enfeksiyöz kökenli olmasindan kuskulanilmaktadir. Belirli genetik yatkinligi olan bireylerde asiri duyarlilik ya da büyük olasilikla mikrobik bir ajan tarafindan (virüs ya da bakteri) tetiklenen bozulmus immün yanit, kan damarlarinin iltihaplanmasina ve hasarina yol açan bir süreci baslatabilir.Kalıtımsal mı? Neden benim çocuğum hastalandı? Önlenebilir mi? Bulasici mi?Kawasaki kalitsal bir hastalik degildir, fakat genetik bir yatkinlik olabilecegi düsünülmektedir. Bu hastaligin ailede birden çok kiside görülmesi çok nadirdir. Ayrica, bulasici da degildir ve önlenemez. Hastaligin ikinci bir atak yapmasi mümkün olmakla birlikte nadir bir durumdur.Esas belirtileri nelerdir?En az 5 gün süren nedeni açiklanamayan yüksek atesle baslar. Çocuk genellikle çok huysuzdur. Atesi takiben ya da atesle birlikte gözlerde kizariklik (konjunktivit) görülebilir ama irin veya akinti yoktur. Hasta çocukta, kizamik, kizil, ürtiker (kurdesen), papül ve benzeri tipte degisik döküntüler ortaya çikabilir. Deri döküntüsü, esas olarak gövde ile kol ve bacaklari, siklikla da kasik bölgesini tutar. Agiz degisiklikleri, parlak kirmizi çatlamis dudaklar, genellikle “çilek dili” olarak adlandirilan kirmizi dil ve bogazda kizariklik bulgularini içerir. Eller ve ayaklarda, özellikle el ayalari ve ayak tabanlarinda sislik ve kizariklik bulgulari görülür. Bu bulgulari 2-3. haftalar civarinda, parmak uçlarindan baslayan karakteristik bir deri soyulmasi izler. Hastalarin yaridan fazlasinda boyun bölgesi lenf dügümlerinde büyüme görülebilir. Siklikla 1.5 cm’ den büyük tek bir lenf dügümü de ele gelebilir.Bazen, eklemlerde agri ve/veya sislik, karin agrisi, ishal, huysuzluk, bas agrisi gibi baska belirtiler de görülebilir. Kalp tutulumu uzun dönemde yol açtigi komplikasyonlar dolaysiyla, Kawasaki hastaliginin en ciddi bulgusudur. Kalpte üfürümler , aritmiler ve ultrason anormallikleri saptanabilir. Kalbin bütün degisik katmanlarinda belli derecelerde iltihaplanma görülebilir, öyle ki; perikardit (kalbi saran kilifin iltihabi), miyokardit (kalp kasinin iltihabi) ve ayrica endokardit (kalp kapaklarin tutulumu) görülebilir. Ne var ki, bu hastaligin baslica özelligi koroner anevrizmalarin gelismesidir.Hastalık her çocukta aynı mıdır?Hastaligin siddeti çocuktan çocuga degisir. Her hastada bütün klinik tablolar görülmeyecegi gibi, hastalarin çogunda kalp tutulumu gözlenmez. Kawasaki hastaligi için tedavi gören 100 çocuktan yalniz ikisinde anevrizmalara rastlanir. Çok küçük çocuklarda (1 yasin alti) siklikla hastaligin tam olmayan formu ortaya çikar. Böyle durumlarda bütün karakteristik klinik bulgulari tasimadiklari için tani konmasi daha zordur. Bu çocuklarin bazilarinda anevrizma gelisebilir.Çocuklardaki hastalık erişkinlerden farklı mıdır? Bu bir çocukluk hastaligidir. Yetiskinlerde benzer vaskülit çesitleri gözlenebilir fakat, degisik bir klinik tablo vardir.Nasıl tanı konur?Eger açiklanamayan ve en az 5 gün süren yüksek ates, ve asagidaki bulgularin 5’inden 4’ü varsa kesin tani konulabilir: 1) Benzer bulgulari açiklayan baska bir hastalik olmaksizin çift tarafli konjunktivit, 2) Büyümüs lenf nodlari, 3) Deri döküntüsü, agiz ve dil tutulumu ve 4) Kol ve bacaklarda görülen degisiklikler. Eger kesin tani mümkün degilse hastaligin tam olmayan (inkomplet) formu oldugu düsünülebilir.Testlerin önemi nedir?Laboratuar bulgulari hastaliga özgü degildir fakat iltihabin derecesini yansitirlar. Iltihabin göstergeleri, artmis ESR (benzer hastaliklardan daha yüksek) , lökositoz (beyaz kan hücrelerinin sayisinda artma), ve anemidir (kirmizi kan hücrelerinde azalma). Hastaligin ilk haftalarinda trombositlerin (kan pihtilasma hücreleri) sayisi genellikle normaldir fakat, ikinci haftada yükselmeye baslar ve çok yüksek düzeylere ulasir. Hastalar normale dönünceye kadar kontrol muayenelerine gitmeli ve kan tahlilleriyle degerlendirilmelidir. Öncelikli olarak elektrokardiyogram (EKG) ve ekokardiyogram yapilmalidir. Ekokardiyogramla koroner arterlerin sekil ve büyüklügü degerlendirilerek anevrizmalar saptanabilir. Koroner anormalligi olan çocuklarda ayrintili çalisma ve incelemeler gereklidir.Tedavi edilebilir mi? Kawasaki hastasi olan çocuklarin çogu iyilestirilebilir ne var ki, bazi hastalar uygun tedaviye ragmen kalp komplikasyonlari gelistirebilir. Hastaliktan korunmak mümkün degildir. Hastalik gelismisse, koroner komplikasyonalari azaltmanin en iyi yolu erken tani koyup tedaviye bir an önce baslamaktir.Tedavi yöntemleri nelerdir?Kesin ya da süpheli Kawasaki düsünülen çocuk, olasi kalp tutulumu açisindan gözlenmesi ve monitorize edilmesi için hastaneye sevk edilmelidir. Kalp komplikasyonlarinin azaltilmasi için tani konulur konulmaz tedaviye baslanmalidir. Tedavi, yüksek dozda aspirin ve damar içi gama globülin verilmesini içerir. Her iki tedavide sistemik iltihabi azaltarak akut belirtilerin kaybolmasini saglayacaktir. Hastalarin büyük çogunlugunda koroner anormalliklerin ortaya çikisini önleyebildigi için, yüksek doz damar içi globülin tedavinin vazgeçilmez unsurudur. Nadir de olsa kortikosteroidler de kullanilabilir.İlaç tedavisinin yan etkileri nelerdir? Gama globülin tedavisi genellikle iyi tolere edilir. Bilindigi üzere, aspirin tedavisi mide rahatsizliklarina ve ayni zamanda karaciger enzimlerinde geçici yükselmeye neden olabilir.Tedavi ne kadar sürmelidir?Hastalarin çogunda yüksek doz gama globülin bir kez verilir fakat bazilarinda ikinci doz gerekebilir. Yüksek doz aspirin baslanir ve ates devam ettigi müddetçe verilir, daha sonra azaltilir. Trombositler üzerindeki pihtilasmayi engelleyici etkisinden dolayi düsük doz aspirine devam edilir. Böylece trombositler birbirine yapismaz. Düsük doz aspirin kullanimi, Kawasakinin en tehlikeli komplikasyonu olan kalp enfarktüsüne yol açabilen, anevrizma içindeki trombüs (kan pihtisi) olusumuna engel olmasi açisindan yararlidir.Koroner anormalligi olmayan çocuklar birkaç hafta aspirin tedavisi görürler fakat anevrizmasi olan çocuklarda çok daha uzun sürelerle kullanilmalidir.Alternatif / tamamlayıcı tedavinin yeri nedir? Bu hastalik için alternatif tedavilerin yeri yoktur.Ne çeşit kontrol muayeneleri gereklidir?Kawasaki hastalari normale dönünceye kadar periyodik olarak kan sayimlari ve ESR tetkikleri yapilmalidir. Koroner anevrizmalarin varligini saptamak ve gelisimlerin takip etmek için düzenli ekokardiyogramlar yapilmalidir; sikligi anevrizmalarin varligina ve büyüklügüne bagli olarak degisir. Pek çok anevrizma iyilesebilir. Pediatrist, pediatrik kardiyolog ve pediatrik romatolog bu çocuklarin takibini üstlenmelidir. Pediatrik romatologun olmadigi yerlerde, özellikle kalp tutulumu olan hastalarin takibini pediatrist ve kardiyolog birlikte yapmalidir.Hastalık ne kadar sürer? Kawasaki üç evresi olan bir hastaliktir: 1) Ilk 2 haftayi içeren, atesin ve diger belirtilerin görüldügü akut evre, 2) Ikinci haftadan dördüncü haftaya kadar olan, trombosit sayisinin artip anevrizmalarin olusmaya basladigi subakut evre, 3) Birinci aydan üçüncü aya kadar olan, bütün laboratuar testlerinin normale dönmeye basladigi ve bazi koroner arter anevrizmalarinin küçülmeye basladigi iyilesme evresi.Hastalığın uzun dönem sonuçları nelerdir? Hastalarin büyük çogunlugu için sonucu mükemmeldir; normal hayatlarina dönüp normal büyüme ve gelismelerini sürdürürler. Kalici koroner arter anormalligi olan hastalar için hastaligin gidisati damar daralmasi ve tikanikliklarinin gelisimine baglidir.Günlük hayat için bazı öneriler - Sporun yeri? Aşı yapilabilir mi?Hastalik ve gama globülin tedavisi bagisiklik sistemini etkiledigi ve bu etki 6 ay sürebildigi için bu hastalarin 3-6 ay boyunca asilanmamalari önerilir. Kalp tutulumu gelistirmeyen çocuklarin spor ya da baska bir günlük aktivite açisindan kisitlanmalarina gerek yoktur. Ne var ki, koroner anevrizmasi olan çocuklarin ergenlik çagi boyunca, yarismali aktivitelere katilabilmeleri için bir pediatrik kardiyologa danisilmalidir.
Bol Sıvı Almak Kışın Cildi Koruyor
Kış aylarında deride oluşan kuruma ve kaşıntının önüne geçebilmek için bol sıvı tüketilmesi önerildi.Deri ve zührevi hastalıklar uzmanı Doç. Dr. Yavuz Yeşilova, derinin insanları dış ortamdan korumanın yanında birçok işlevi olduğunu söyledi. Isı değişikliklerinden özellikle cildin etkilendiğini vurgulayan Yeşilova, yazın olduğu gibi kış aylarında da insanların güneş kremi kullanmaya devam etmesini tavsiye etti.HAVALAR SOĞUYUNCA KAN DOLAŞIMI AZALIYORSoğuk havalarda vücuttaki kan dolaşımının azaldığını vurgulayan Yeşilova, şöyle konuştu:'Havaların soğumasıyla derideki kan dolaşımının azalması, beraberinde ter ve yağ salgılanmasının azalmasına neden oluyor. Bu da deride kuruma ve kaşıntı oluşturmaktadır. Derideki kuruma ve kaşıntıyı vücudu sıcak tutmak için giyilen özellikle yünlü giysiler de artırmaktadır. Böyle durumlarda alınacak basit tedbirlerle derimizi soğuk havalardan koruyabiliriz. Fazla sıvı tüketimi sağlıklı bir cilt için önemlidir. Bu nedenle susamamış olsak bile mümkün olduğunca sıvı gıdalar tüketmeye gayret etmeliyiz. Ayrıca A, C, E ve F vitaminleri açısından zengin meyve ve sebzeler tüketmeye çalışılmalıdır.''SICAK SUYLA BANYO YAPMAYIN'Yeşilova, kışın insanların sıcak suyla banyo yapmayı tercih ettiğini, bunun da cilde zarar verdiğini ifade etti.Cilt sağlığı için kirli havanın bulunduğu ya da rüzgarlı yerlerde fazla bulunulmaması gerektiğini vurgulayan Yeşilova, 'Ayrıca nem düzeyinin düşük olduğu ve kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması gerekir. Bunun yanında ılık su ile banyo yapmalı ve aşırı keseden kaçınılmalı. Hem banyodan sonra hem de günlük mutlaka bitkisel kaynaklı nemlendirici sürülmesi sağlıklı cilt açısından oldukça önemlidir' dedi.Güneş ışınlarının, özellikle vücutta depolanan D vitamininin öncülerinin sentezlenmesinde ve kemiklerin gelişiminde önemli rol oynadığını dile getiren Yeşilova, kışın güneşli havalarda dışarıda vakit geçirilmesini tavsiye etti.
Reklam
Alzheimer Belirtileri Nelerdir?
Unutkanlık orta yaşla birlikte ortaya çıkan kimi zaman güldüren kimi zaman da düşündüren bir sorun.Aslında unutkanlık pek çok insanın sorunu. Kimi sık sık yaşıyor kimi nadiren ancak öyle belirtiler var ki onlar görüldüğünde akla Alzheimer geliyor.Peki Alzheimer Belirtileri Nelerdir?• Kişinin yakın geçmişte yaptıklarını unutması ve bu durumun süreklilik göstermesi• Randevularını sık sık unutması• Sürekli gittiği yerleri bulmakta güçlük çekmesi• Kısa süre önce konuşulan bir şeyi bir numarayı örneğin hatırlayamaması• Kendi söylediğini unutması• Yer ve yön bulmada unutkanlık yaşaması• Basit hesapları yapamamasıAlzheimmer erken teşhis edildiğinde tedavisi de kolaylaşıyor. Erken teşhis insanın hayat kalitesini artırıcı bir takım önlemler almak adına da oldukça önem arz ediyor.Peki Unutkanlıkla Baş Edebilmek İçin Ne Yapılmalıdır?• Gazeteleri takip edip bulmacalarını çözmek• Yabancı dil öğrenmeye çalışmak• Kitap okumak• Kaliteli uyku uyumak• İyi ve dengeli beslenmek
TBMM'de Bütçe Görüşmelerinde Neler Yaşandı?
etiket
TBMM'deki bütçe konuşması sırasında CHP'yi darbecilikle suçlayan Başbakan Davutoğlu'na muhalefet sıralarından sert tepkiler yükseldi. Konuşmasına ara vermek zorunda kalan Davutoğlu, 'Mısır'daki darbecilerle el sıkıştığınız için bu sözü söyledim' diye açıklama yaptı.Başbakan Ahmet Davutoğlu, TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında muhalefetin eleştirilerine cevap vermek için kürsüye çıktı. Davutoğlu konuşması sırasında CHP'ye yönelik 'darbeci' sözleri Genel Kurul'da gerilimi artırdı.Davutoğlu Mısır'daki darbeden bahsettiği sırada sarf ettiği, 'Darbecilerle problemimiz var. Sizlerle olduğu gibi. Sizler de darbecisiniz' sözleri CHP sıralarında büyük tepki yarattı. CHP'liler sıra kapaklarına vurup protesto Davutoğlu'nu protesto ederken bazı muhalefet milletvekilleri de ayağa kalkarak sert sözlerle tepki gösterdi. Bazı AK Partililer de ayağa kalkarak alkışladı.Oturumu yöneten TBMM Başkanı Cemil Çiçek konuşmasına 5 dakika kadar ara vermek zorunda kalan Davutoğlu'dan CHP'lilerin talebi üzerine sözlerine açıklık getirmesini istedi.Davutoğlu, 'Darbe yapılan Mısır’a heyet gönderdiğini için size darbeci dedim. Gidip darbecilerin elini sıktığınız için darbeci dedim' diyerek açıklama yaptı.
TIME Yılın Kişisini Açıkladı: Ebola Savaşçıları
Amerikan TIME dergisi, tarihin en büyük Ebola salgını ile mücadele eden doktor ve hemşireleri 'Yılın Kişisi' olarak seçti. 'Ebola Savaşçıları' arasında Ebola'dan kurtulmayı başaran ABD'li Doktor Kent Brantly de bulunuyor.Dergi editörlerinden Nancy Gibbs ise Sınır Tanımayan Doktorlar örgütü için çalışan bir hemşire asistanı olan Salome Karwah'a dikkat çekti. Gibbs, Sarway için bir hafta içerisinde anne ve babasını kaybetmesine ve aynı zamanda kendisi de Ebola ile mücadele etmekte olmasına rağmen hastaların yanı başından ayrılmadığını söyledi.Yılın Kişisi adayları listesinde 'Ebola Savaşçıları'nın ardında sırasıyla, Ferguson protestocuları, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çinli girişimci Jack Ma ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani yer aldı.Okuyucu anketindeyse Hindistan başbakanı Narendra Modi birinci olmuştu. Oylamada 6'ıncı sırada Rus lider Vladimir Putin yer alırken, 9'uncu sırada Papa Francisco, 11'inci sırada ABD Başkanı Barack Obama, 26. sırada Beşar Esed ve 29. sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yer almıştı.CİHAN
Adet Düzensizliği Hamileliği Zorlaştırıyor
Kadınların adet düzensizliği sorununun çocukluk, ergenlik, doğurganlık, menopoz öncesi ve menopoz olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Adet düzensizliğini tanımlamadan önce normal adet düzenini tanımlamak gerekir. Adet düzensizlikleri genellikle organik sebeplerden ve hormonal sebeplerden kaynaklanır.Organik sebep denildiğinde kadın üreme organlarının anatomik yapısındaki değişikler akla gelmelidir. Bunların başında rahimden kaynaklan ve iyi huylu tümör olarak kabul edilen miyomlar gelir. Rahim duvarının kalınlaşmasına sebep olan adenomyozis, rahim zarından kaynaklanan polip ya da doğum kontrol amacıyla uygulanmış spiraller diğer sık sebeplerdir. Organik sebepler adet düzensizliklerinin yüzde 25'ini oluştururken 40 yaşın üzerine çıkıldığında bu oran artar. Yumurtalıklardan salgılanan hormonlardaki bozukluk, doğum kontrol hapları gibi hormon içeren preperatlar ve tabii ki gebelik ise hormonal kaynaklı adet düzensizliklerinin önemli sebebini oluşturur. Tiroid bezindeki hormon bozuklukları da sıklıkla adet gecikmelerine neden olabilir dedi.Tedaviyi ihmal etmeyinProblemin kaynağını ortaya koymak için sırasıyla jinekolojik muayene, ultrasonografik muayene ve aynı anda yumurtalıktan ve vücudun diğer bölgelerinden salgılanan hormonların ölçümü gerekir. Hormonal ölçüm yaparken adet döngüsünün belirli dönemlerinin tercih edildiği unutulmamalıdır. Sorun ortaya konulmadan sadece adet düzenleyeci ilaçların kullanılması doğru değildir. Bu tür preperatları kullanarak 80 yaşındaki bir kadına dahi adet gördürtebiliriz, ancak gerçekte asıl hastalığın üstünü örtmüş oluruz.Detaylı bir incelemeden sonra eğer sorun bir anaotomik problem ise tercih edilecek tedavi biçimi cerrahi yaklaşımdır. Bu tür problemlerin hemen hepsinde kapalı yöntem olarak adlandırılan laparoskopik yöntem tercih edilmelidir. Açık cerrahi, sebep olduğu yan ve ters etkilerden dolayı modern tıp da terk edilmeye başlanmıştır. Sorun spiral ise 3 ay bekleme dönemi önerilmeli, gerekli ek tedaviler düzenlenmeli başarısızlık durumunda çıkarılmalıdır. Doğum kontrol haplarının kullanımı sırasında ilk 1-2 ay ara kanamaların olabileceği akılda tutulmalı, sabırlı olunmalı, bu süreyi aşan kanamalarda preperat değişikliği önerilmelidir. Her türlü vajinal kanamada gebelik ve onun getirebileceği problemler hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır diye konuştu.Adet düzensizliği hamileliği zorlaştırıyorAdet düzensizliğinin yumurtlama bozukluğunun göstergesi olabileceğinden bu sorunu yaşayan kadınlarda hamile kalmada güçlükleri olmasının çok normaldir.Adet düzensizliği olan bir kadın özellikle çocuk sahibi olmayı istiyorsa mutlaka bir üreme sağlığı merkezine başvurmalıdır. Burada düzensizliğin nedeni saptandıktan sonra bu nedene yönelik tedavi uygulanması gereklidir. Bazen çok basit tedaviler ile gebelik sağlanabilirken bazı durumlarda ileri üreme teknikleri olarak adlandırılan tüp bebek yöntemine başvurulması zorunlu olabilir. Stres ve sıkıntının yanı sıra iklim değişiklikleri de zaman zaman adet düzensizliğine neden olabilmektedir. Eğer düzensizliğin altında yatan tek neden bu ise zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Öncelikle her kadına tavsiyem, ergenlik çağından itibaren adet takvimini düzenli olarak tutmalarıdır.Adet düzensizlikleri görülmeye başlandığında adet düzensizliklerinin çeşitliliklerine dikkat edilmelidir.Bu düzensizlikler birkaç ay boyunca tekrarlayıp artıyorsa mutlaka hekime başvurmak gerekiyor.
Reklam