onedio
Sağlık Çalışanlarının Nöbet Ücretine Yüzde 50 Zam
Başbakan Ahmet Davutoğlu, sağlık çalışanlarının fazla mesai ücretlerine yüzde 50 ila yüzde 75 zam yapılacağını açıkladı. Ayrıca isteyen doktorlar 70 yaşına kadar çalışabilecek.Başbakan Davutoğlu, Ankara'da, Sağlık Bakanlığı'nın 'Şifa Veren Ele Vefa' adlı etkinliğinde bir konuşma yaptı. Davutoğlu fazla mesai ücretlerine zam, daha yüksek emekli maaşı ve erken emeklilik gibi bir dizi yeni imkan ve hak getirileceğini söyledi:'Evvelki gece sağlık bakanımız ile konuştuk. Tıp bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızın nöbet ücretlerinde yüzde 50 zam yapıyoruz. Acil servislerde ve riskli noktalarda çalışanların mesai ücretlerine yüzde 75 zam yapıyoruz. Sabit döner sermayeden gelen gelirlerse isterseler daha fazla kesinti yapıp daha fazla emekli maaşı almaları sağlanacak. Hekim sayımızdaki açık var. Çalışmak isteyen hekimlere 70 yaşına kadar çalışma imkânı getireceğiz. Mali sorumluluk tazminatında 400 bin TL’lik limit 600 ila 800 bin TL’ye çıkarılacak. Ayda belli saat nöbet tutan hekimlerimize kademeli olarak emeklilikte fiili yıpranma hakkı verilecek.''Sağlık çalışanlarını anlamalıyız''En güzel hastaneleri kurabiliriz ama insan faktörü olmadan ne araçlar, ne kanunlar işe yarar' diyen Davutoğlu, sağlıkta gelişimin doktorlara bağlı olduğunu söyledi. Başbakan, 'Devletin saadeti insanın sıhhatine bağlıdır' dedi ve şöyle devam etti:'Hastanedeki her ortamda, o telaşlı koşuşturma içinde, belki zihninde beş hastayı aynı anda taşıyarak, oradan oraya koşturan doktorların, hemşirelerin, hasta bakıcıların haletiruhiyesini anlamadan, yaşadığı küçük bir sorun dolayısıyla, onlara saldırma cüreti, küstahlığı gösteren kişilerin merhamet yoksunu olduğuna inanıyorum.''Kadına şiddet alkol ve uyuşturucu bağımlılarından geliyor'Davutoğlu sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için çağrı yaparken, kadına yönelik şiddete de dikkat çekti. Başbakan, 'Kadına şiddet özellikle alkol ve uyuşturucu bağımlısı kesimden geliyor. Buna da dikkat etmemiz lazım' dedi.Başbakan iç güvenlik paketinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle mücade bir düzenleme getirileceğini belirtip, 'Hem şifa veren sağlık çalışanına saldırcaksın hem de arka kapıdan çıkacaksın. Bir hesap vereceksin. Vaka adli makamlara tevdi edilecek.' diye konuştu.Kaynak: Al Jazeera
Erdoğan, PKK'ya IRA Örneğini Verdi: 'Bizdeki Teröristler Adım Atamıyor'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yükseköğretim Kurulu'nu ziyaret ederek rektörler ile bir araya geldi.YÖK Binası'nda rektörlere hitap eden Erdoğan, çözüm sürecine yönelik silah bırakma çağrısı hakkında 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betona gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' dedi.'Üniversitelerde elinde molotof olan değil, kitap olan öğrenciler istiyoruz'Konuşmasının başında YÖK'ü ilk kez ziyaret ettiğini belirten Erdoğan, 'Yükseköğretim Kurulu'na yaptığım bu ziyaret bir ilktir. 12 yıllık başbakanlık dönemimde maalesef böyle bir ziyaret olmadı. Böyle bir ziyaret ilk defa gerçekleşiyor. Bundan dolayı ayrıca bir heyecanım ve duygusallığım var' sözlerini ifade ederek 'Uzun yıllar bilimle, araştırmayla, eğitimle değil; kavgayla, kamplaşmayla, yasaklarla alınması önemli bir sıkıntımızdı. Öğrencilik yıllarımda üniversitede ben de yaşadım. Türkiye, 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28 Şubat'ta darbecilere yol gösteren onlara meşruiyet sağlama çabası içine giren üniversite hocaları gördü. 27 Mayıs'ta kamyonla taşınan öğrenci cesetlerinden bahsederek kamuoyunu galeyana getiren üniversite rektörleri olduğunu biliyoruz. 28 Şubat'ta gösterilerde pankart taşıyarak ünvanlarına ihanet eden hocaları ibretle izledik. Bu ülkede başı örtülü öğrencileri okula sokmamak için üniversite fakülte kapısında nöbet bekleyen hocaların varlığına şahit olduk. Benim çocuklarım aynı akıbete uğradı. Biz demokrasi, insan hakları ve özgürlük temelindeki reformlarımızla üniversiteleri bu tür tartışmaların da dışına çıkarmanın çabası içinde olduk. Üniversitelerdeki hocalarımızı kimlikleriyle, şahsiyetleriyle, birikimleriyle çelişecek işlerin içinde olmaktan kurtardığımıza inanıyorum. Bu konuda üzerimize ne düşüyorsa bundan sonra da onu yapmanın gayreti içerisinde olacağımızı özellikle ifade etmek isterim. Biz kendi yanımızda olacak değil, hakkında ilmin safında yer alacak profesörler, doçentler, araştırma görevlileri istiyoruz. Türkiye'nin kargaşanın kavganın terörün hakim olduğunu üniversite kampüslerine değil, araştırmanın öğrenmenin hakim olduğu eğitim ocaklarına çok ama çok ihtiyacı var. Üniversitelerde elinde taş olan, sopa olan, molotof olan değil kitap olan, bilgisayar olan öğrenciler görmek istiyoruz. Bu ülkenin başbakanlığına, bakanlıklarına orayı tahrip etmek için değil, orada Türkiye'nin geleceğini müzakere etmek için yürüyen öğrenciler görmek istiyoruz' diye konuştu.'Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu ortaya çıkıyor'Çözüm sürecine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, '2023 hedeflerimize ulaşma konusunda çözmemiz gereken sorunlar olduğunu biliyoruz. Bunların bir tanesi malum çözüm sürecidir. Geçmişte milyonlarca vatandaşımızın mağduriyetine yol açan eksiklikleri gidermek. Bugün artık ne temel hak ve hürriyetler konusunda ne alt yapı yatırımlarında şikayet etmeyi gerektirecek önemli meseleler kalmadığına inanıyorum. Hakkari'de bugün terörün engellediği havalimanı yapımı var. Maalesef terör sebebiyle 1 yıl ertelendi. Teröre rağmen o havalimanı bitecek. Çünkü biz Kürt vatandaşlarımızın da buna layık olduğuna inanıyoruz. Ama onları sevdiklerini iddia edenler o tür yatırımları maalesef engellenmenin gayreti içerisinde. Bu nasıl sevgi? Bir taraftan diyeceksiniz ki biz Kürtlerin temsilcisiyiz. Öbür taraftan Kürt vatandaşıma bir havalimanının yapımını engelleyeceksin. Bunların ne kadar samimiyetsiz olduğu zaten buralarda ortaya çıkıyor. Böyle bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bunlar aşılacak. Ben buna inanıyorum. Yeter ki biz kararlı, cesur olalım' ifadelerini kullandı.'Bizdeki teröristler adım atamıyor'Çözüm sürecine ilişkin olarak silah bırakma çağrısı hakkında konuşan Erdoğan, 'On binlerce vatandaşımızın hayatına mal olan terör meselesinin çözümü konusunda çok kritik bir dönemdeyiz. Terör örgütünün silah bıraktığını açıklaması ülkemizde demokrasinin, huzurun, hukukun, güvenin tesisini sağlayacak önemli bir eşik olacaktır. Bu sadece lafla olmaz. İrlanda'ya bakıyorsunuz orada İRA, ben diyor gömdüm. Nereye? Betone gömdüm diyor. Betona gömdüğünü görüntülü olarak yerinde tespit ediyorlar. Bütün silahlar betona gömülmüş. İRA orada inandırıcılık testini kazanmış oluyor. Ama bizdeki teröristler böyle bir adım atamıyor. Çünkü o adımı attığı anda varlık sebepleri ortadan kalkacak. Varlık sebepleri o. Temenni ederim ki bu son gelişmelerde sözde kalmaz uygulamaya geçilir. Devlet hükümetiyle üzerine düşenleri titizlikle yerine getirmiştir, getirmeye devam ediyor. İşin kamu güvenliğini tehdit eder boyuta gelmesine de izin veremeyiz' şeklinde konuştu.'Üniversiteleri potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız'Üniversitelerde yaşanan olayları hatırlatan Erdoğan, İç Güvenlik Paketi vurgusu yaparak 'Meclis'te görüşülen İç Güvenlik Paketi bu konuda ilgili kurumlarımıza önemli imkanlar sağlayacaktır. Bir süre önce İzmir'de yaşanan ölümlü hadise onun öncesinde ve sonrasında pek çok yerde yaşanan gerginlikler bizlere üniversitelerde hassasiyeti tekrar hatırlatıyor. Üniversitelerimizin yasalara aykırı, çözüm sürecinin ruhuna aykırı şiddete yönelik hiçbir eyleme izin vermemeleri gerekiyor. Demokrasi ve özgürlük ortamını muhafaza etmek başkadır, ülkenin bekasına milletin geleceğine yönelik tehlikeler karşısında tedbir almak başkadır. Bu ince çizgiyi çok iyi gözeterek üniversiteleri belli grupların potansiyel eylem alanları olmaktan çıkarmalıyız' açıklamasında bulundu.'Paralel devlet yapılanmasıyla mücadele benim şahsi meselem değildir'Paralel devletle mücadele konusunda üniversitelerden hassasiyet beklediğini ifade eden Erdoğan, 'Diğer bir önemli meselemiz devletin ve toplumun içine kanser hücresi gibi sızmış olan paralel devlet yapılanmasıyla mücadeledir. Bu benim şahsi meselem değildir. Bu devletin Milli Güvenlik Kurulu dahil tüm organlarında görüşülmüş, tespiti yapılmış, teşhisi konmuş ve mücadele kararı alınmış bir meseledir. Üniversitelerimizin bu konuda hassasiyet göstermesini, devletin ve milletin çıkarları doğrultusunda bu yapıya karşı kararlı bir tutum içinde olmasını bekliyorum' dedi.'Başka kültürdeki kadın algısını getirip...'Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yürütülen çalışmaların gerekli etkiyi oluşturmadığını savunan Erdoğan, 'Kadına şiddet ve kadın hakları meselesi cumhurbaşkanı olarak yakın takibimde olacaktır. Bu amaçla kadına şiddet, insanlığa ihanettir; sloganıyla bir kampanya başlattık. Ancak bu çalışmaların gerekli etkiyi oluşturamadığını görüyoruz. Benim tespitim bu çalışmaların gerçekten etkili olabilmesi için kendi tarihimize, kendi inancımıza uygun bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğidir. Bir başka kültürdeki kadın algısını getirip bizim toplumumuza giydirmeye kalkarsanız oradan netice alamazsınız. Üniversitelerimizden kadınlarla ilgili ülkemiz gerçeklerine uygun bir program oluşturmalarını bekliyorum' diye konuştu.Bahar Demirel / DHA
Karanfilin Faydaları Nelerdir?
15-20 metreye kadar büyüyebilen ve kışın yaprakları dökülmeyen bir ağaçtır. Bu ağacın tomurcukları kurutularak karanfil baharatı, çiçeklerinden ise karanfil yağı elde edilir.Karanfilin FaydalarıHoş kokulu bu baharatın en önemli özelliği antiseptik olmasıdır. Bu özelliği ile mikropları öldürürAğır bir yemekten sonra ağzınıza atacağınız bir karanfil tanesi ağız kokusunu giderirGaz söktürücü özelliği vardırBağışıklık sistemini güçlendirirKaranfil baharatı iştah açıcıdırKalp sağlığına iyi gelirHafızayı güçlendirirCinsel gücü arttırırBalgam sökücü özelliği vardır ve öksürüğü kesmede yardımcıdırİshali keserBedende ve zihinde oluşan yorgunlukları giderici özelliği vardırMide ve bağırsak bozukluklarına iyi gelirAğrı kesici özelliği vardırAteşi düşürürYağı ile romatizmalı bölgeye yapılan bir masajla, romatizma ağrılarını azaltabilirsinizKaranfil tohumunu suda kaynatarak çayını demleyip sonrasında içine biraz tarçın ekleyerek boğaz ağrılarına iyi gelen bir bitki çayı elde edebiliriz.Saç dökülmesine iyi gelir
Antep Fıstığının Faydaları Nelerdir?
İsmini üretiminin en çok yapıldığı yer olan Gaziantep ilimizden alan antep fıstığının faydaları saymakla bitmiyor. Antep fıstığının tek kötü yanı ise fiyatının yüksek olması.Gün içerisinde tükettiğiniz 10 – 12 adet antep fıstığı ile vücudunuzun yağ ihtiyacını karşılayabilirsiniz.100 gr antep fıstığı ile vücudumuzun günlük protein, vitamin B1 ve fosfor ihtiyacının %35”ini karşılayabiliriz.Antep fıstığı kandaki kolesterol seviyesini düşürür. Kroner kalp hastalığı riskini azaltır.Antep fıstığı sığır etinden protein bakımından 2 kat, fosfor bakımından 4 kat daha üstündür.Günde 30 gr antep fıstığı yiyerek kan seviyemizi yükseltebiliriz. Kan yapıcı özelliği vardır.E, B, C vitaminleri bakımından zengindir.Kalp sağlığını korur.Böbrek ve safra kesesi ağrılarını dindirir.İnce bağırsakta glikoz emilimini azaltır ve kan şekerinin yükselmesini önler.Cinsi arzuları artırır, bedeni ve zihni kuvvetlendirir.Böbrek ve mesane kumlarını düşürür.Kan şekerinin yükselmesini önler.Balgamınız var veya öksürüyorsanız antep fıstığı tüketin. Antep fıstığı akciğer iltihaplarında iyi bir iltihap temizleyicidir. Göğüs ağrılarının ve öksürüğün geçmesine yardımcı olur.Hastalıklardan korunmak için öncelikle bağışıklık sistemimizin kuvvetli olması gerekir. Antep fıstığı bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.UYARI: Burada verilen bilgilerdeki doğal gıda maddeleri sadece destek amaçlıdır. Hastalıkların tedavisinde ilk yapmanız gereken şey doktor kontrolü ve doktorunuzun önerdiği ilaçları kullanmanızdır.
The Simpsons'ın Yaratıcısı Hayatını Kaybetti
Dünyaca ünlü çizgi dizi The Simpsons'ın yaratıcılarından Sam Simon uzun süredir boğuştuğu hastalığına yenilerek 59 yaşında hayatını kaybetti.Kanser tedavisi gören Simon, ünlü komedi dizisi The Simpsons’ı 1989 yılında Matt Groening ve James L. Brooks ile birlikte yarattı.İki sene önce bağırsak kanseri ile teşhis edilen Simon, kendini hayırseverlik işlerini vermişti. Simon’ın 100 milyon doları bağışladığı yerler arasında hayvan hakları organizasyonu PETA gibi yardım kuruluşları bulunuyor.Simon, verdiği bir röportajda “Röntgenlerimi gösterdiler ve ‘bunlar ölü bir adamın röntgenleri’ dediler. ‘Tedavi edilebilir mi’ diye sordum. Doktorum, ‘O kelimeyi kullanmıyorum, seni tedavi edemem ama benim işim seni hayatta tutmak’ dedi ve şimdiye kadar harika bir iş çıkardı. Hayatım boyunca kendimi hiç bu kadar iyi ve mutlu hissetmemiştim. Doktoruma teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanmıştı. Kanserin hayatındaki en iyi deneyim olduğunu belirten Simon, 'Bu sayede çevrem beni seven ve ilgilenen insanlarla, benim için her şeyi feda edebilecek kişilerle doldu. Benim için bu, mutluluk demektir. Sanıyorum önceden kendime mutlu hissetme izni vermiyordum. Kanser benim için bir mücadele, bir yolculuk, bir macera ve hayatımın en iyi deneyimi oldu' demişti. HaberTürk
Reklam
Kalıcı Zayıflama ve Güçlü Kaslar İçin 5 Altın Kural
Sağlıklı ve kalıcı zayıflama ile kas geliştirme konusunda yıllardır yapılan araştırmalar ve çeşitli yöntemler olmazsa olmaz şu beş kuralı ön plana çıkarttı:Kas yapısını derinden güçlendirmekGüçlü kas dokusu ile kas dokusu çevresindeki yağ yakımını hızlandırmakKas liflerini artırmakMetobolizmayı hızlandırmakKan dolaşımını hızlandırmakEstetik Plastik Rekonstruktif Cerrah Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflama, güçlü ve estetik vücut yapısı için bu olmazsa olmaz 5 maddenin şart olduğunu belirtiyor ve ekliyor:Klasik fitness antrenmanları tüm kas gruplarını çalıştırmak ve derinlemesine güçlendirmek anlamında maalesef çok yeterli olamıyor. Spor teknolojisinin geldiği son nokta olan ve Avrupa ve Amerika’da kullanımı hızla yaygınlaşan EMS teknolojisi ile vücudumuzdaki 36000 kas lifini aynı anda çalıştırabiliyoruz. Kas aktivitesinin artması çevre dokulardaki yağ yıkımını hızlandırarak kasların gelişmesine ve yağsız bir beden tipine sahip olmayı kolaylaştırıyor.Dr. Serdar Bora Bayraktaroğlu, sağlıklı ve kalıcı zayıflamanın temelinde güçlü kas yapısı olduğunu vurguluyor ve beş altın kuralın EMS teknolojisinde birleştiğini ve bu teknolojinin Avrupa Amerika gibi gelişmiş ülkelerden sonra Türkiye’ye de geldiğini müjdeliyor. Ancak EMS teknolojisini kullanırken medikal onaylı cihazlar ve sertifikalı kişisel antrenörler eşliğinde ve hijyenik ortamlarda antrenman yapılmasına çok dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu konuda Türkiye’de ilk defa Amerikan Sağlık Bakanlığı onaylı ileri teknolojik cihazlarla, sertifikalı antrenörler eşliğinde, hijyenik stüdyolarda faaliyet gösteren GOMAX gibi dünya markalarının tercih edilmesinin önemini vurguluyor.Dünya çapında kendini kanıtlamış ve EMS teknolojisinde medikal onaylı cihazlarla faaliyet gösteren GOMAX firmasının (www.gomaxturkiye.com) Alman sahibi Krisztina Burmeister, Nurnberg Üniversitesi’nde ve diğer akademik çalışmalar sonucunda, EMS antrenmanlarının vücut kompozisyonu üzerinde oldukça olumlu etkileri olduğunun kanıtlandığını ve yağ kitlesini azaltırken kas hacmini artırdığı gözlemlendiğini, ayrıca metabolizma hızında ve kan dolaşımının hızında artırıcı bir etkisi olduğunu anlatıyor. Bu teknolojiyi en üst seviyedeki aletlerle Türk halkı ile buluşturmaktan mutlu olduklarını belirtiyor.
Bugün Türkiye Gündemindeki En Önemli 10 Olay
1 Haziran 2013'te gerçekleştiği öne sürülen 'Kabataş saldırısı' iddiasıyla ilgili polis raporu ortaya çıktı. Rapora göre polis, 161 kişiyi yakın incelemeye aldı. Polis bu kişilerin Facebook adreslerinden özel hayatlarına telefonlaştıkları kişilere kadar her detayı inceledi. 2560 saatlik kayıt izlendi. İncelemeye alınan kişilerden olay günü görüntüsünde; “ne üstü çıplak, ne eli deri eldivenli, ne başlarında tuhaf bantlar olan” kimse bulunamadı...
Reklam
İşlenmiş Gıdalar Depresyona mı Yol Açıyor?
Şekerli ve yağlı gıdaların beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verdiğine dair veriler var. Bu durum, uzmanları depresyon tedavisinde yeni yöntemler denemeye itiyor.Beslenmeyle depresyon arasındaki bağlantı henüz kanıtlanmış olmasa da bu alanda bazı devlet programları başlatılmış durumda. Örneğin ABD Savunma Bakanlığı, eski askerler arasında intihar oranlarını azaltmak üzere besin bakımından zengin gıda paketleri gönderiyor bu insanların evine. Avrupa Birliği ise farklı besinlerin ruh sağlığı üzerindeki etkisini keşfetmek üzere MoodFood adlı 9 milyon euroluk bir proje başlattı.Avustralya’da Deakin Üniversitesi’nden Felice Jacka ve ekibi de depresyon hastaları üzerinde başlattıkları çalışmada, bu hastaların mevcut tedavilerine ek olarak ruh sağlığına iyi geldiği bilinen besinler veriliyor.Aynı üniversiteden Michael Maes, depresyonun biyolojik nedenleri konusundaki çalışmalarıyla biliniyor. Maes, beden ve ruh sağlığı arasındaki bağlantıyı 20 yıl önce ortaya koymuş, depresyon hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı çalıştıklarını ve kanlarının sitokin adı verilen proteinlerle dolu olduğunu göstermişti. Bu proteinler hastalık veya yaralanma sonucu oluşan iltihaplara yol açar.Araştırmalar sadece depresyonun iltihaba değil, farklı nedenlerle oluşan iltihabın da depresyona yol açabileceğini gösterdi. Maes, artrit ve kanser gibi hastalıkların vücuda sitokin proteini pompaladığını ve bu hastalıklar teşhis edilmeden önce bile, sitokinin yol açtığı depresyon belirtilerinin kişide ortaya çıkabileceğini belirtiyor.California Üniversitesi’nden Naomi Eisenberger, uzun sürmesi halinde iltihabın keyifsizliğin yanı sıra beyinde oksidatif strese de yol açacağını söylüyor. Zehirli serbest radikallerin yol açtığı oksidatif stres, sinir hücrelerini öldürüp beyindeki uzun menzilli bağlantıları yıpratıp beynin kimyasal sinyallerini kesintiye uğratarak uzun vadede depresyona neden olabilir.Bütün bunlardan yola çıkarak depresyonun ruh sağlığı kadar beden sağlığıyla da ilgili olduğunu düşünmek gerekebilir. Yani stres, sigara ve alkolün yanı sıra beslenme alışkanlıklarını da iltihaplı hastalıklara davetiye çıkaran etkenler olarak görebiliriz. Vücuttaki yağ ve şeker oranının iltihabı ve oksidatif stresi artırdığı, buna karşılık omega 3 içeren balık yağının, çinko ve selenyum gibi minerallerin ise zehirli kimyasalları temizlediği ve beyne ve iyileşme sürecine yardımcı olduğu biliniyor.Fakat uzmanlar bu bağlantıları kesin kanıtlamak için kapsamlı çalışmalar yapılmamış olmasından şikayetçi. Bazı araştırmalar depresyon hastalarında çoğunlukla çinko eksikliği görüldüğünü ve ekstra çinko içeren gıdalar ya da hap yoluyla dışarıdan alınması halinde depresyon belirtilerinin azaldığını göstermiştir. Fakat bu türden çalışmaların az sayıda kişi üzerinde yapılmış olması araştırmanın sonucunun şans eseri mi yoksa kesin veri şeklinde mi ortaya çıktığı sorusunu gündeme getirmektedir.Ancak 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçları doktorların dikkatini daha fazla çekti. Zeytinyağı, deniz ürünleri ve fındık, ceviz gibi yemişleri içeren Akdeniz diyeti ile bol hazır gıdanın tüketildiği Batı diyetinin vücudu nasıl etkilediği kıyaslandı. 10 bin kişiyi kapsayan bu çalışmada sadece kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıklar değil ruh sağlığı da incelendi. Akdeniz diyeti uygulayanlarda depresyon riskinin yarı yarıya azalmış olduğu görüldü.İngiltere, Avustralya ve ABD’de yapılan benzer araştırmalar da bu verileri doğruladı. Hazır gıda ürünleri ile vücutta artan sitokin proteini ve depresyon arasındaki bağlantı tekrar ortaya kondu. Zeytinyağı, sebze ve şarap içeren diyetin iltihabı azalttığı ve şekerli içecek, işlenmiş tahıl ürünleri ve kırmızı et içeren diyete oranla depresyon riskini yüzde 40 oranında düşürdüğü görüldü.Fakat uzmanlar bu sonuçların kesin görülmesine, genelleştirilmesine ve kötü beslenmenin ille de depresyona yol açacağı gibi bir sonuç çıkarılmasına karşı çıkıyor. Depresyonda genetik, yaşam tarzı ve kişisel durum gibi başka faktörlerin de rolü olduğu, bu bağlantıların kurulması için daha fazla araştırma gerektiği belirtiliyor.Not** Bu makalenin içeriği yalnızca genel bilgi verme amaçlıdır ve sağlık görevlilerinin tavsiyelerinin yerine geçecek şekilde ele alınmamalıdır. BBC kendi dışındaki internet sitelerinin içeriğinden sorumlu değildir.BBC Türkçe
Kocaeli'de Her 4 Kişiden  1’i Kanserden Ölüyor
TÜİK, Doğu Marmara Bölgesi’nde yer alan şehirlerin ölüm sebeplerini ve oranlarını açıkladı. Buna göre Kocaeli’de her 4 kişiden 1’i kanser nedeniyle hayatını kaybediyor. Kentteki bu yüksek oran akıllara, bir sanayi bölgesi olan Dilovası’nda araştırmalar yapan ve anne sütü ile bebeklerin kakasında ağır metal saptayan Onur Hamzaoğlu’nun araştırmalarını getirdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova ve Kocaeli’de yaşayan vatandaşların ölüm sebeplerini açıkladı. Buna göre; Kocaeli’de vatandaşların yüzde 34’ü dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.
Yılda 25 Kutu İlaç Tüketiyoruz...
Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda kişi başına ilaç tüketimi kutu bazında yüzde 100 artış gösterdi. Bakanlık verilerine göre 2005 yılında kişi başına tüketilen ilaç sayısı 12 kutu iken bu rakam 2014 yılı sonu itibariyle 25 kutuya çıktı. İlaç tüketiminde ilk sırayı mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken, sırasıyla en çok tüketilen diğer ilaçlar sıralamasında sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi ve sinir sistemi ilaçları takip etti.Sağlık Bakanlığı, 2014 yılı sağlık verilerini açıkladı. Bakanlığın kurum ve kuruluş sayıları incelendiğinde 874 hastane, 133 ağız ve diş sağlığı merkezi, 194 semt polikliniği, 21 bin 386 aile hekimi, 970 toplum sağlığı merkezi, 182 ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, 179 verem savaş dispanseri, 5 bin 572 sağlık evi, 2 bir 186 acil yardım istasyonu, 127 Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), 10 Hava Limanı Sağlık Denetleme Merkezi ve 35 Sahil Sağlık Denetleme Merkezi bulunuyor. Sağlık personeli sayılarına bakıldığında ülkemizde özel ve kamu olmak üzere 75 bin 251’i uzman hekim, 39 bin 45’i pratisyen hekim ve 21 bin 320’si asistan hekim olmak üzere toplam 135 bin 616 hekim görev yapıyor. Ayrıca 22 bin 996 Diş Hekimi, 27 bin 199 Eczacı, 142 bin 432 Hemşire, 52 bin 838 Ebe, 149 bin 616 Diğer Sağlık Personeli ve 229 bin 615’i Diğer Personel ve Hizmet Alımı olmak üzere 760 bin 322 sağlık çalışanı görev yapıyor. 2002 yılında hizmet alımı dahil 379 bin olan sağlık çalışanı sayısını 2014 yılında 760 bine çıktı. Avrupa’da 100 bin kişiye 325 hekim düşerken ülkemizde bu rakam 175 olarak tespit edildi. Avrupa’da 100 bin kişiye 68 diş hekimi düşerken ülkemizde 100 bin kişiye 30 diş hekimi düştü. Yine Avrupa’da 100 bin kişiye 836 ebe ve hemşire düşerken bu rakam ülkemizde 251 olarak gerçekleşti. Koruyucu ve temel sağlık hizmetleri alanında 2013 yılında 9 milyar olan hizmetleri harcamaları, 2014 yılında 11 milyar TL’ye ulaştı. İhtiyacı olan hamileler için ‘misafir anne’ projesine gerçekleştirildi. Çocukluk dönemi aşılama takviminde 2002 yılında 7 olan aşı sayısını 13’e çıkarıldı. Bebek dostu hastanelerde doğan her bebek anne sütü ile beslenerek hayata sağlıklı bir başlangıç yapıyor. Bebek Dostu Hastane sayısı 2002’de 141 iken 2014 yılında bin 110 oldu. Aile hekimliği öncesinde birinci basamak sağlık tesislerinde 17 bin 800 hekim görev yaparken 2014 itibarıyla 6 bin 824 aile sağlığı merkezinde 21 bin 386 hekim görev yapıyor. 2014 yıl sonu itibarıyla 3 bin 633 kişiye bir aile hekimi hizmet verdi. Yıllar itibarıyla aile hekimine kayıtlı kişi sayısını kademeli olarak azaltmayı planlayan bakanlık, aile hekimi başına düşen nüfusu 2017 yılı sonuna kadar 3 binin altına düşürmeyi hedefliyor. Birinci Basamakta Toplam Muayene Sayısı 2002 yılında 75 milyon iken bu rakam 2014 itibariyle 239 milyona çıktı. İkinci ve Üçüncü Basamakta Toplam Muayene Sayısı 425 milyon olarak gerçekleşirken toplam muayene sayısı 664 milyon oldu. 2002’de Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 18 olan manyetik rezonans (MR) cihazı sayısını 2014’de 256’ya, 121 olan bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı sayısını 466’ya, 495 olan ultrasonografi (USG) cihazı sayısını 2.782’ye çıkarıldı. 2002 yılında 14 olan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi sayısını 133’e; 1 olan Diş Hastanesi sayısını ise 6’ya çıkarılırken 2002'de 3 bin 211 olan diş hekimi sayısını 2014 yılında 7 bin 640’a yükseldi. Vatandaşların aile hekimlerinden, Bakanlığa bağlı hastanelerden ve ağız ve diş sağlığı merkezlerinden 182 Çağrı Merkezini arayarak, internet yoluyla ya da mobil uygulama ile randevu almakta. Günlük ortalama 360 bin işlem gerçekleştirilen sistem üzerinden randevu alarak muayene olma oranı yüzde 45'tir. Bakanlığın 2015 yılı hedefi bu rakamı yüzde 55'e yükseltmek. 2004 yılında tüketilen ilaç miktarı 856 milyon kutu iken bu rakam 2014 yılında 1 milyar 970 milyon kutuya ulaştı. Geçen yıl ilaca ödenen toplam rakam 17 milyar 585 milyon TL olarak gerçekleşti. İlaç tüketiminde ilk sırada mide-bağırsak ve metabolizma ilaçları alırken onu sırasıyla sistemik antienfektifler (enfeksiyona karşı kullanılan ilaçlar), solunum sistemi, sinir sistemi, kas ve iskelet sistemi, kardiyovasküler sistem, dermatolojide kullanılan ilaçlar, kan ve kan yapıcı organlar ilaçları izledi.Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı, tedavi maliyetleri ve halk sağlığını etkileyen ciddi bir sorun olarak devam ettiği belirtilen raporda, “Bu nedenle akılcı ilaç kullanımı konusunda halkın ve sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi son derece önemlidir. İlaç, doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak DSÖ'nün sıkça dile getirdiği gibi tüm ilaçların yaklaşık yüzde 50’si uygunsuz şekilde reçetelenmekte, satılmakta veya uygulanmaktadır. Tüm hastaların yarısından fazlası da doğru şekilde ilaç alamamaktadır. Birçok ülkede ilaç kullanımının izlenmesinde de ciddi sıkıntılar mevcuttur.” Denildi. 40 BİN 281 SURİYELİ BEBEK TÜRKİYE'DE DOĞDUGeçici koruma altına alınan Suriyeliler için; sahra, prefabrik ve kalıcı bina tipi hastanelerde sağlık hizmeti verildiği belirtilen raporda Suriyeli Sığınmacılara Verilen Sağlık Hizmetleri şu şekilde sıralandı: “Poliklinik Sayısı 6 milyon 470 bin 289, Yatan Hasta Sayısı 246 bin 805, Ameliyat Sayısı 197 bin 932, Doğum Sayısı 40 bin 281, Aşılanan Sığınmacı Sayısı 285 bin.” 2002 yılında 33 ülke ile 39 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut iken bugün 67 ülke ile 127 sağlık alanında iş birliği anlaşması mevcut. Bu anlaşmalarda sağlık personeli ve uzman değişimi, sağlıkla ilgili tüm konularda bilgi ve deneyim alışverişi, bilimsel kuruluşlar arasında doğrudan temasların sağlanması, özel sektörün ticari girişimlerinin desteklenmesi konularına ağırlık verildi. Son dönemde başta Sudan, Yemen, Afganistan, Filistin, Balkanlar, Orta Asya ve Kafkas ülkeleri olmak üzere birçok ülke ile sağlık sistemlerinin oluşturulmasında teknik destek, sağlık personelinin Türkiye’de eğitimi, kongre ve konferanslar düzenlenmesi, ameliyatlar gerçekleştirilmesi gibi faaliyetleri hayata geçirmekte ve bilgi, teknoloji ve tecrübesi paylaşıldı.Yasin Kılıç, CHA
Reklam
Ayıya "Orman Kibarı", Rüşvete de "Hediye" Dememize Sebep Olan Örtmece Kavramı Nedir?
Dilin toplumsal yaşamda kullanımı sırasında bazı ifadelerin doğrudan kullanımı karşıki kişilerin incinmelerine yol açabilir, bu nedenle bu tür ifadelere dikkat edilmesi gerekir. Kimi toplumlarda gayet normal olarak kullanılan kelimelerin, kimi toplumlara göre tabu sayıldığı da bilinen bir gerçektir. Ancak bazı tabu kelimeler veya karşıki kişileri incitmesi olası olan ifadeleri daha hafifletmek amacıyla hemen hemen her toplumda var olan “hüsnü tabir” diye adlandırdığımız cici sözlerin kullanılması da yaygın hale gelmiştir. Örtmece, (hüsnü tabir) toplumsal bütünlüğün korunması, insanların meramını karşısındakine daha rahat aktarması; kriz yönetiminde insanların doğru yönlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Kelimeleri içerik bazında güzelleştirme fikri yeni bir olgu değildir ve yüzyıllardır tüm dillerde rastlanmaktadır. Bu olguya Türkçede 'edebi kelam' , 'güzel adlandırma', 'hüsnü tabir', 'güzelleme' veya 'örtmece‟ denmektedir. İngilizcede 'euphemism', Fransızcada 'euphémisme' ve Almancada 'euphemismus' olarak adlandırılan bu olgu Antik Yunanca kökenli 'eupheme' (eu< 'iyi, güzel' pheme>'konuşma, söz ') kelimesinden kaynaklanmaktadır.
5 Adımda Bahar Yorgunluğu Sizden Uzaklaşsın!
Soğuk, uzun bir kış bitiyor ve bahar geliyor. Doğa uyanırken mart ayı size oyunlar oynayabilir, güneşli sıcak bir gün ve ardından gri bulutların getirdiği kısa yağışlar. Sabah ne giyeceksiniz şaşırabilirsiniz, yataktan çıkmak zor da gelebilir.Mevsim dönüşleri özellikle de bahar, biraz da barındırdığı yoğun enerjiden dolayı, bize yorgunluk olarak gelebilir. Kaygılarımız artabilir ve endişeler zihnimize yerleşebilir.Biraz önlem alayım diyorsanız, işte size birkaç adımda kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz ipuçlarımız:
Reklam
Kuş Cenneti'ne Sanayi Tehdidi
Manyas Kuş Cenneti sanayi tesislerinin tehdidi altında. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, itirazları dikkate alıp tesislerin yapılacağı alanı küçülttü ama endişe giderilebilmiş değil. Plana itiraz edenler bölgede turizm ve tarıma ağırlık verilmesini istiyor. Balıkesir sınırları içerisinde bulunan Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı, 256 türden yaklaşık üç milyon göçmen kuşa ev sahipliği yapıyor. Kuşların, yaz ve kış aylarındaki kıtalararası göç yolları üzerinde bulunuyor. Park, Avrupa Konseyi tarafından, çok iyi korunan ve kıta ölçeğinde değer taşıyan doğal alanlara verilen A sınıfı diplomaya sahip.
Yağın Hiç Bilmediğiniz 5 Faydası
Etrafta uçuşan pek çok diyet tavsiyelerinin arasından hangisinin size uygun olduğunu nereden bileceksiniz? Yağı ele alalım, senelerce bize öcü gibi tanıtıldı yağ ve yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıkları ve obezitenin sebebi olarak gösterildi. Fakat bilimsel araştırmalar yağın pek çok faydasının olduğunu kanıtladı.Yağ Kısa Sürede Kötü Şöhret Kazandı.Dr. David Perlmutter'ın kitabı ''Grain Brain''de, önceden insanların beslenme düzeni, &75 yağ, %20 protein, %5 karbonhidrat şeklindeymiş. Fakat şimdi, &60 karbonhidrat, %20 protein, %20 yağ şeklinde bir beslenme düzenine sahibiz. Dr. Perlmutter, şu anki bilinen, dikkat dağınıklığı, depresyon, kaygı bozukluğu, kronik baş ağrıları ve Alzheimer daha dahil olmak üzere pek çok rahatsızlık, vücuttaki ve beyindeki karbonhidratlar tarafından tetiklenen, enflamasyonlardan kaynaklandığını söylüyor.Geçtiğimiz şu  son 50 yılda iki katına çıkan ve yaygınlaşan obezite, diğer çalışmalara göre, çok fazla yağ tüketmekten kaynaklanmıyor aksine kolayca bulunabilinen, şeker ve karbonhidratlardan kaynaklanıyor ve buna meyvelerin içindeki glikoz da dahil.Aşırı glikoz vücudumuz da yağ olarak depolanıyor. Gary Taubes kitabı ''Why We Get Fat'' 'de ''Eğer insanlar sigarayı bulmasalardı, akciğer kanseri çok nadir görülen bir hastalık olacaktı, Aynı şekilde, eğer çok fazla karbonhidrat tüketmeseydik, obezite de çok nadir görülen bir rahatsızlık olacaktı.'' diye belirtmiş. Dolayısıyla yağ, inanışın aksine suçlu değil. Peki neymiş bu yağ tüketiminin yararları?
Reklam
Otizmin Büyük Ölçüde Genetik Olduğu Saptandı
Tıbbi Araştırma Konseyi'nin 516 ikiz üzerindeki çalışması otizm vakalarının %74-98'inin genetik yapıdan kaynaklandığını gösteriyor.King's College London ekibi gençlerin 181'inde otizm olduğunu, ancak oranın aynı DNA'yı paylaşan tek yumurta ikizlerinde çok daha yüksek olduğunu bildirdi.JAMA Psikiyatri'ye konuşan araştırmacılar, yüzlerce olmasa da onlarca genin etkisi olduğunu ve çevresel faktörleri tamamen gözardı etmediklerini anlattılar.Artan farkındalıkOtizmin teşhisi zor olabilir. Bu hastalıkta tek bir bozukluk yerine bir dizi belirti söz konusu. Ve şiddeti kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir.Araştırmacı Dr Francesca Happe, mükemmel olmasa da, tüm kanıtların genlerin otizmde düşünülenden daha büyük bir rol oynadığına işaret ettiğini söyledi ve ekledi:
10 Aldatma Türü
CİSED GENEL BAŞKANI CEM KEÇE: “ALDATAN VE ALDATILAN BİR TOPLUM HALİNE GELİYORUZ!”Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) verilerine göre Türkiye’de erkeklerin yaklaşık yüzde 58’i, kadınların ise yaklaşık yüzde 40’ı evlilikleri süresince en az bir kere olmak üzere evlilik dışı ilişki yaşıyor. Cinsiyetlere göre aldatma oranlarının her geçen yıl artış gösterdiği ayrıca belirtiliyor. Aynı verilere göre erkekler yaşları ilerledikçe kadınlar ise daha genç yaşlarda eşini aldatma eğilimi gösteriyor. CİSED Genel Başkanı Psikoterapist Cem Keçe aldatma rakamlarının aslında daha yüksek olduğunu, fakat araştırma sonuçlarına yansımadığını söylüyor ve bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Üzülerek söylüyorum, aldatan ve aldatılan bir toplum haline geliyoruz. Partnere yalan söyleme, söz verip tutmama, bir başkasıyla daha yakın olma, karar alırken başkasının sözlerine değer verme gibi eylemlerin psikolojik olarak aldatmadan bir farkı yok. Ayrıca erkeklerin bir kısmı evlilik dışı bir partnerle sadece bir kere yaşanılan cinsel ilişkiyi aldatma olarak görmüyor. Kadınların bir kısmı ise cinsellik olmayan bir evlilik dışı ilişkiyi aldatma olarak kabul etmek istemiyor. Toplumumuzda erkeklerin genelinde sadakatsizlik, evlilik ile eşzamanlı sürdürülen bir başka ilişki olarak algılanıyor. Sadakatsizliği seks öncesi evrede bırakma eğiliminde olan kadınlar ise gizli bir yemeği, duygusal yazışmaları, öpüşme ve sarılmaları aldatma olarak adlandırmayarak vicdanını rahatlatmak istiyor.” Toplumun aldatma tanımını kendi menfaatleri doğrultusunda çarpıttığını belirten Keçe, aldatmanın tam tanımını şöyle yapıyor: “Aldatma; mevcut eşin/partnerin bilgisi veya izni veya rızası olmadan üçüncü bir kişi veya kişilerle bir veya birden fazla yaşanan duygusal ve/veya cinsel ilişkidir.” Toplumun bazı bahanelere sığınarak sadakatsizliği kabul edilebilir göstermeye çalıştığını belirten Keçe, “Her aldatma birbirinin aynı olmasa da hiçbir bahane aldatmayı kabul edilebilir kılmaz; fakat arkasındaki motivasyona göre bazıları affedilebiliyor.” diyor ve aldatma türlerini şöyle sıralıyor.
Kalbimize Dost Olan 12 Gıda Ürünü
1-SomonSomonda yüksek oranda omega 3 bulunur. Omega 3 düzensiz kalp atışına (aritmi) ve damar sertliğine yakalanma riskini azaltır. Uzmanlar haftada 3 kez yağlı balık tüketmenizi öneriyor. Somonkalp dostu gıdalar arasında en çok tüketmemiz gerekeni.2-PatatesPatates (kızartarak pişirme hariç) kalbiniz için faydalıdır. Bol miktarda potasyum bulunur, tansiyonu düzenler, lif açısından zengindir ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır.3-DomatesPotasyum kalp dostudur ve domateste bol miktarda bulunur. Ayrıca bir antioksidan çeşidi olan likopen maddesinin bulunmasıda domatesi kansere karşı etkili bir silah haline getirir.4-YulafYulaf kolesterolü düşürür, sağlıklı bir besindir. Tükettiğimiz yulafın içine şeker katılmamış olmasına dikkat edin.5-SoyaSoya ürünleri ve soya sütü etkili bir protein kaynağıdır. Soya ürünleri yüksek oranda çoklu doymamış yağ, lif, vitamin ve mineral içerirler. Soyanın tansiyonu düzenleyici etkisi vardır ve kötü kolesterolü düşürür. 6-BaklagillerFasulye, barbunya, nohut, mercimek ve bezelye mükemmel protein kaynaklarıdır  ve sağlıksız yağlar içermezler. Yapılan bir araştırmaya göre haftada en az 4 defa baklagil tüketen insanların kalp hastalıklarına yakalanma oranları %22 daha az olduğu ortaya çıkmıştır. Baklagiller, kan şekeri kontrolüne yardımcı olurlar ve bu nedenle diyabet hastası olan kişiler için ekstra faydalıdırlar.7-Yeşil çayMetabolizmayı hızlandıran ve son zamanlarda popülerleşen yeşil çay kalp için de faydalıdır. Bir araştırmaya göre günde 4 fincan ya da daha fazla yeşil çay içen kişilerin kalp hastalıklarına yakalanma riski daha düşüktür.8-NarYüksek oranda antioksidan içeren nar, kalp dostu bir meyvedir. Kalp hastaları üzerinde yapılan bir araştırmada, her gün bir bardak nar suyu içen hastaların 3 ay sonunda, içmeyenlere göre daha çok iyileştikleri gözlemlenmiştir.9-Turunçgillerİçeriğinde yüksek oranda flavanoid içeren portakal,mandalina,limon ve greyfurt tüketen kadınlarda kan pıhtısının neden olduğu iskemik inme %19 daha az görülmüştür. Ayrıca içeriklerindeki C vitamininin de kalp dostu olduğu bilinmektedir.10-Kabuklu yemişlerBadem, ceviz, antep fıstığı gibi kabuklu yemişlerin hepsi kalp dostu lifler içerirler. Ayrıca E vitamini bakımından zengindirler ve bu da kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.11-Sızma zeytinyağıGünde 3-4 yemek kaşığı zeytinyağı tüketmenin, kalp krizi riskini %30 oranında azalttığı bilinmektedir. Zeytinyağı, kolesterol ve kan şekeri seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.12-Bitter çikolataEn lezzetlisini en sona bıraktık. Pek çok araştırma, içeriğinde yüzde 60-70 oranda kakao bulunan bitter çikolatanın kalbe faydalı olduğunu göstermektedir. 2012 yılında yapılan bir araştırma, her gün düzenli miktarda alınan çikolatanın, felç ve ölümcül olmayan kalp krizi risklerini azalttığını ispatlamıştır.
Sağlıklı Bir Cilt İçin 20 Kural
İlk yapmanız gereken şey kesinlikle cilt analizi. Cilt tipinizi ve hassaslık oranını öğrenin.Makyajınızı temizlemeden uyumayın. Cildinizin tamir edildiği uyku süresinde cildinizi kirli bırakmayın.İpek yastık kılıfı kullanın, ipek yastık kılıfı cildinizin kırışmasını önler.Spora başlamadan ve spor bitiminde hemen yüzünüzü yıkayın. Eğer yıkamazsanız vücuttan ter ile birlikte çıkan toksin gözeneklere yerleşir ve ciddi cilt problemleri ortaya çıkar.Bol, bol Su için. Sağlıklı bir cilt için ihmal edilmemesi gereken altın kural hergün en az 2,5 litre su içmektir. Bu miktar size fazla geliyor ve içemiyorsanız Limonlu su içmeyi deneyin. Limonlu su içerseniz bu miktardan da daha fazla su içtiğinizi göreceksiniz.Vücudunuzdaki aknelerden kurtulmak için içinde  salisilik asit bulunan yıkama jelleri kullanın.Haftada bir gün cilt maskenizi uygulamayı ihmal etmeyin. Gerekli gördüğünüz durumlarda haftada 2 kez uygulayabilirsiniz.İçinde parfüm olan hiçbir ürünü kullanmayın. Parfüm cildinizi kızartır ve alerjik reaksiyonlara zemin hazırlar.Güçlü bir antioksidan olan Yeşil çayı  günde mutlaka en az 1 bardak tüketin, yeşil çay cildinizin bakterilerle savaşmasına yardımcı olacaktır.Kafeinden uzak durun.Haftada bir gün Makyaj fırçalarınızı  temizleyin. Makyaj fırçalarınızda biriken bakteriler cildinize zarar verir.Bakterilerden korunmak için makyaj malzemelerinizi kimseyle paylaşmayın.Fast food ve kızartmaları hayatınızdan çıkartın.Cildinize diri ve taze bir görünüm vermek için buz uygulayın. Bir poşetin içine koyduğunuz buzları dairesel hareketlerle yüzünüze uygulayın.Mutlaka düzenli uyuyun.El havlunuz ve yüz havlunuz ayrı olsun, aynı havluyla hem ellerinizi, hemde yüzünüzü kurulamayın.Akneli ciltler için sirkeyi tonik olarak kullanabilirsiniz. Tabi kokusuna dayanabilirseniz.Güneş kremleri kullanın. Yaz, kış farketmez hergün düzenli olarak güneş koruyucusu kullanın.Sıcak su cildinizi kurutur, bu yüzden ılık duş alın.Cildinizle fazla oynamayın, kimyasal  ürünlerden uzak durun. Ne kadar doğal ürünleri tercih ederseniz cildinizde o kadar doğal olur.
Reklam