onedio
'Psikolojisi Düzeldi' Gerekçesiyle Çocuğa Cinsel İstismar Cezasında 10 Yıl İndirim
Erzurum'da mahkeme, cinsel istismar mağduru 12 yaşındaki kızın psikolojisinin 'tedavi sonucu düzeldiği' gerekçesiyle 49 yaşındaki zanlının cezasını 12.5 yıldan 2.5 yıla düşürdü.Tutuksuz yargılanan C.U., 22 Şubat 2012 günü görülen karar duruşmasında 'ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı' suçundan 12.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve yurt dışına çıkış yasağı konuldu.Milliyet'te yer alan habere göre, Yargıtay 14'üncü Ceza Dairesi verilen kararı bozdu. Yargıtay, cinsel istismar eylemine ilişkin olarak mağdurenin beden veya ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunda 2 Kasım 2010 ve 13 Ocak 2012 günü alınan raporlarda, E.A.'nın tedavi sonucu şikayetlerinde kısmi düzelme olduğuna işaret edildi. Kararı bozup yeniden yerel mahkemeye gönderen Yargıtay'ın istemi üzerine yeniden rapor aldırıldı.Bu kez Adli Tıp Kurumu 6'ncı İhtisas Kurulu E.A.'nın ruh sağlığının bozulmayıp, etkilendiğini bildirdi. Bunun üzerine 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi kararı C.U.'yu 2,5 yıl hapis cezasına çarptırdı.
'Bir Çocuğu Kurtarmak İçin 9 Bin Avro mu Bulamıyorsunuz?'
Batman’da yaşayan ve ender görülen “mukopolisakkaridoz”(MPS) hastalığına yakalanan 8 yaşındaki Mehmet Sait Ekinci’nin durumu Meclis'e taşındı.CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Batman’da yaşayan ve ender görülen “mukopolisakkaridoz”(MPS) hastalığına yakalanan 8 yaşındaki Mehmet Sait Ekinci’nin durumunu ve Türkiye’nin yetim ilaç politikası olup olmadığını Bakan Faruk Çelik’e sordu. Özgür Özel, çok nadir hastalıkların tedavisine ilişkin Türkiye’nin bugüne kadar herhangi bir adım atmadığına dikkat çekerek “Bir saray için milyarlarca lira harcayabilen bir devlet bir çocuğu kurtarmak için 9 bin avroyu bulmakta mı sıkıntı çekmektedir?” diye sordu.Özel, Bakan Faruk Çelik’e nadir hastalık ve yetim ilaç tanımını yaparak şunları söyledi:Her 10.000 kişiden 5 veya daha az kişide görülen hastalıklara nadir hastalıklar, her 50.000 kişiden 1 veya daha az kişide görülen hastalıklar ise “çok nadir hastalıklar” olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalıklar genelde yüksek mortalite oranlarına sahip, yaşamı tehdit eden veya güçten düşüren hastalıklar olarak bilinmektedir. Bu nadir hastalıkların teşhisi, önlenmesi veya tedavisi için tasarlanan tıbbi ürünlere ‘Yetim İlaçlar’ denmektedir. Ancak, ülkemizde yıllardır bir yetim ilaç politikası yoktur ve bu nedenle aslında böylesine önemli bir alanda, nadir/çok nadir hastalıkları olan hastaların, sağlık sisteminden daha yaygın hastalıkları olan hastalarla eşit ölçüde faydalanabilmesini sağlama yönünde çalışmalar bir an önce yapılmalı ve ülkemizde bu alandaki adımlarını derhal atmalıdır.”Bu nadir hastalıkların son kurbanlarından birisi de Batman’da yaşayan ve ender görülen “mukopolisakkaridoz”(MPS) hastalığına yakalanan 8 yaşındaki Mehmet Sait Ekinci’dir. Hastalığı nedeniyle ayakları ve kolları erimeye başlayan Sait’in acilen kutusu 9 bin Avro olan ve SGK tarafından ödeme listesine alınmamış olan ilaçlara ihtiyacı bulunmaktadır. 8 yaşındaki Mehmet Sait Ekinci eğer bu ilaç alınmazsa en geç 2 yıl içinde yatalak duruma düşecektir. SGK’nın maliyetleri bahane ederek bu tür ilaçları ödeme listesine almaması, Mehmet Sait ve onun durumunda olan yüzlerce hastayı kaderlerine terk etmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Anayasal olarak sosyal devlet olan devletimizin acilen bu ödevini fark ederek bu ve benzeri durumların önüne geçmek için gerekli çalışmaları başlatması zaruridir.'SoL
Reklam
Türkiye Giderek Yaşlanıyor
Türkiye’de 2014 yılında yüzde 8’e çıkan 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus oranının, 2023 yılında yüzde 10’u aşması bekleniyor.Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de yaşlı nüfusun oranı, 2013 yılındaki yüzde 7,7 olan düzeyinden geçen yıl 6 milyon 194 bin ile yüzde 8’e çıktı. Yaşlı nüfusun yüzde 43,6’sını erkek nüfus, yüzde 56,4’ünü kadın nüfus oluşturdu.Nüfus projeksiyonlarına göre yaşlı nüfus oranının 2023 yılında yüzde 10,2, 2050 yılında yüzde 20,8 ve 2075 yılında yüzde 27,7’ye yükseleceği tahmin edildi.Dünya nüfusunun 2014 yılında yüzde 8,3’ünü yaşlı nüfus oluşturdu. En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke sırasıyla yüzde 29,5 ile Monako, yüzde 25,8 ile Japonya ve yüzde 21,1 ile Almanya oldu. Türkiye bu sıralamada 228 ülke arasında 94. sırada yer aldı.Türkiye’deki yaşlı nüfusun büyüklüğü, Danimarka, Slovakya, Finlandiya, Norveç, İrlanda ve Bosna Hersek ülke nüfuslarının üzerine çıktı.EN ÇOK YAŞLI SİNOP’TAYaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il 2014 yılında, yüzde 17,6 ile Sinop oldu. Sinop’u yüzde 16,5 ile Kastamonu ve yüzde 15,3 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu il ise yüzde 2,9 ile Hakkari oldu. Hakkari’yi yüzde 3 ile Şırnak ve yüzde 3,4 ile Van izledi.EN YAŞLILAR TUNCELİ’DEEn yaşlı nüfus olarak tanımlanan 80 ve daha yukarı yaştaki nüfusun, toplam yaşlı nüfus içindeki payı yüzde 21,2 oldu. En yaşlı nüfusun toplam yaşlı nüfus içindeki payının en yüksek oranda bulunduğu il yüzde 31,8 ile Tunceli oldu.Tunceli’yi yüzde 27,4 ile Giresun ve yüzde 27,1 ile Gümüşhane izledi. En yaşlı nüfusun toplam yaşlı nüfus içindeki payının en düşük olduğu il ise yüzde 17,7 ile Aksaray oldu. Aksaray’ı yüzde 18,1 ile Van ve yüzde 18,5 ile Ağrı izledi.100 YAŞI GEÇENLERTürkiye’de yaşlı nüfusun yüzde 0.1’ni oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı sayısı 2014 yılında 5.283 kişiye çıktı. Nüfusa bağlı olarak 100 yaşın üzerinde en fazla yaşlıya sahip ilk üç il sırasıyla İstanbul 651 kişi, İzmir 222 kişi ve Şanlıurfa 218 kişi iken en az 10 yaş üstü yaşlıya sahip ilk üç il ise sırasıyla Ardahan 2 kişi, Bayburt 5 kişi ve Bilecik 7 kişi oldu.HİÇ EVLENMEYENLERAdrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre 2014 yılında yaşlı erkek nüfusun yüzde 1,1’inin hiç evlenmemiş, yüzde 83’ünün resmi nikahla evli, yüzde 2,7’sinin boşanmış, yüzde 13,2’sinin eşi ölmüş olduğu görülürken yaşlı kadın nüfusun yüzde 2,5’inin hiç evlenmemiş, yüzde 43,2’sinin resmi nikahla evli, yüzde 3’ünün boşanmış, yüzde 51,2’sinin ise eşi ölmüş olduğu görüldü.TEK BAŞINA YAŞAYANLARAdrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre tek başına yaşayan yaşlıların oranı 2013 yılında yüzde 17 iken bu oran 2014 yılında yüzde 17,3 düzeyine çıktı. Tek başına yaşayan yaşlı nüfusun yüzde 77,2’sini kadınlar, yüzde 22,8’ini ise erkekler oluşturdu.SİGARA İÇENLERTürkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 23,2’si her gün düzenli olarak tütün mamulü kullanırken bu oran yaşlı nüfusta yüzde 8,4 oldu. Tütün mamulünü her gün kullanan yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 16 iken yaşlı kadın nüfusta bu oran yüzde 2,6 oldu.ALZHEIMER HASTALIĞIÖlüm nedeni verilerine göre, 2011 yılında Alzheimer hastalığından ölen yaşlı nüfus oranı yüzde 2,9 iken bu oran 2012 yılında yüzde 3,4, 2013 yılında ise yüzde 3,6’ya yükseldi.EN ÇOK ÖLÜM DOLAŞIM SİSTEMİNDENYaşlı nüfusun ölümlerinin 2013 yılında yüzde 46,8’i dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bu hastalığı ikinci sırada yüzde 17,7 ile kanser, üçüncü sırada ise yüzde 11,7 ile solunum sistemi hastalıkları takip etti.YOKSUL YAŞLILAREşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirinin yüzde 60’ına göre hesaplanan yoksulluk oranı 2013 yılında Türkiye geneli için yüzde 22,4 düzeyindeyken bu oran yaşlı nüfus için yüzde 17,9 olarak gerçekleşti. Yoksul yaşlı erkek nüfus oranı yüzde 17,4 iken yoksul yaşlı kadın nüfus oranı yüzde 18,2 oldu.SOSYAL TRANSFERLERSosyal transferlerden yararlanan yaşlı nüfus oranı 2012 yılında yüzde 76,6 düzeyindeyken, 2013 yılında yüzde 76 oldu. Bu oran, yaşlı erkeklerde yüzde 71,4, yaşlı kadınlarda ise yüzde 85 olarak gerçekleşti. Emekli ve dul-yetim aylığından yararlanan yaşlı nüfus oranı yüzde 75,5 olup yaşlı erkeklerde yüzde 71, yaşlı kadınlarda ise yüzde 84,3 oldu.İŞ GÜCÜNE KATILIMTürkiye’de 15 ve daha yukarı yaşta işgücüne katılma oranı 2014 yılında yüzde 50,5 iken yaşlı nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde 11,5 olarak gerçekleşti. Yaşlı erkek nüfusta bu oran yüzde 19,3 iken yaşlı kadın nüfusta yüzde 5,4’te kaldı. Yaşlı nüfustaki işsizlik oranı da yüzde 2,1 olarak belirlendi.OKUMA-YAZMA BİLMEYENLEREğitim durumuna göre yaşlı nüfusun 2013 yılında yüzde 23,9’u okuma yazma bilmiyorken, yüzde 41,2’si ilkokul mezunu, yüzde 4,7’si ise yükseköğrenim mezunuydu.MUTLU YAŞLILAR AZALDIMutlu olduğunu beyan eden yaşlı bireylerin oranı 2013 yılında yüzde 63,4 iken bu oran 2014 yılında yüzde 62,8’e düştü. Genel mutluluk düzeyi cinsiyet bazında incelendiğinde, 2014 yılında yaşlı erkeklerin yüzde 63’ü, yaşlı kadınların ise yüzde 62,7’si mutlu olduğunu söyledi.MUTLULUK KAYNAĞI AİLELERYaşlı bireylerin 2014 yılında en önemli mutluluk kaynağı yüzde 71,4 ile aileleri oldu. İkinci sırada gelen mutluluk kaynağı ise yüzde 14,7 ile çocukları oldu. DHA
Bakanlık: 11 Kişi Domuz Gribinden Öldü
Sağlık Bakanlığı, 2014'ten bu yana 16 kişinin grip nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu ölümlerden 11'ine domuz gribi virüsünün neden olduğunu açıkladı. Domuz gribinde toplam vaka sayısı ise 170. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş; 'Herhangi bir grip salgını yok' dedi.Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş grip salgınıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Gümüş, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun 5 Şubat'ta yaptığı toplantıda herhangi bir salgın olmadığı tespiti yapıldığını açıkladı.'2014'ten bu yana toplam 16 kişi gripten dolayı hayatını kaybetti. Bunlardan 11'i domuz gribi, 5'i virüsün diğer tiplerinden dolayı yaşamını yitirdi. Bilim Kurulumuz toplandı, buna göre şu anda bir salgın durumu söz konusu değil.'Gümüş'ün verdiği bilgiye göre domuz gribi nedeniyle yaşanan 11 ölümün 2'si 2014 sonu, 9'u Ocak ayı içinde gerçekleşti. 170 kişiye H1N1 virüsü yani domuz gribi teşhisi kondu. Gümüş, bu sayının 2009'daki domuz gribi vakalarının altında olduğunu açıkladı:'2009’a dönüş mü var diye soruluyor. 2009'da 1 milyon 502 bin 654 grip vakası vardı, bunların 20 bin 800’ü yatarak tedavi edildi, 2800 hasta yoğun bakımda tedavi oldu. O yıl 556 hastamızı kaybetmiştik. 2012-2013 içinde 812 domuz gribi vakası ortaya çıktı, 2013-2014'te ise 17 vaka tespit edilmişti. Şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya girmemiz sözkonusu değil.'Gümüş domuz gribinden hayatını kaybeden 9 kişinin 45 yaşın altında olduğunu, tedavi gören 5 hastanın kronik diğer bazı hastalıkları da bulunduğunu açıkladı. Hayatını kaybedenler arasında çocuk bulunmuyor.Gümüş, Mersin'in Anamur ilçesinde hayatını kaybeden üç kişi için H1N1 virüsü tespiti yapıldığını söyledi, 'Etken bulamasak da viral bir hastalık pnemöniden hayatını kaybeden hastalarımız.' dedi.Risk grubundakilere tavsiyelerSağlık Bakanlığı Müsteşarı Eyüp Gümüş uzun süreli griplerde sağlık kuruluşlarına başvurulmasını istedi. Gümüş şu an itibariyle yoğun bir aşılamaya gidilmeyeceğini belirterek Nisan sonuna kadar risk gruplarına yönelik tedbirleri arttıracaklarını anlattı. Gümüş, grip ilaçlarının kamu hastanelerinde hastalara ücretsiz verileceğini belirtti.Gümüş, gribe yakalananlara yatak istirahati ile sıvı, vitamin desteği tavsiyesinde bulundu. Sağlık Bakanlığı hastanelerde bakımı sağlamak gerekiyor.risk grubundaki hastaların yakın takibi açısından yaşlı bakım evleri gibi yerlerde takibi de arttıracak.Çocuklar için ayrı bir risk değerlendirilmediSağlık Bakanlığı Bilim Kurulu temsilcileri de özellikle çocuklar için bu yıl diğer yıllardan farklı bir tedbir alınmasına gerek görülmediğini anlattı. Özellikle oyuncak paylaşımı nedeniyle çocuklar arasında gribin daha kolay yayıldığını belirten yetkililer aileleri, çocukların ellerini sık sık yıkamaları, mendil kullanmaları ve burun akıntısı döneminden itibaren okula göndermemeleri konusunda uyardı. Bakanlık yetkilileri risk grubundakilerin mevsimsel grip dönemi başlamadan aşılanması gerektiğini de vurguladı.Al Jazeera Turk
Reklam
Doktorun Sözleri Sizi Daha Hasta Edebilir mi?
Doktorun hastaya söylediği her sözün iyileştirici ve ağırlaştırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?Rahatsızlığınızdan ötürü doktora gidip de bu ziyaretin hiç işe yaramadığını düşündüğünüz oldu mu?Doktorun herhangi bir tedavi ya da semptomla ilgili olumsuz sözlerinin hastanın kendisini daha kötü hissetmesine yol açabileceği belirtiliyor. Örneğin bir diz rahatsızlığından dolayı hastaneye giden hastaya doktor “Size kötü bir haberim var; diziniz kemik erimesi nedeniyle aşınmış. Vereceğim ilacın biraz faydası olabilir; ama o da midenize zarar verebilir,” diyorsa hasta bundan olumsuz etkilenir.Uzmanlar bunu, hastanın rahatsızlığıyla ilgili endişelerini artıran ve tedavinin yan etkilerine gereğinden fazla vurgu yapan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Araştırmalar, ilaçların yan etkisiyle ilgili yapılan bulantı, yorgunluk, baş ağrısı ishal gibi uyarıların kişilerin bu semptomları hissetme ihtimalini artırdığını, plasebo etkisi yaratmak için verilen haplarda bile (herhangi bir etken madde içermeyen teselli ilacıyla hastada iyileşme duygusu yaratılması) bu durumun ortaya çıkabildiğini gösteriyor.Hastada iyileşme beklentisi yaratan plasebo etkisi uzun zamandır tıpta biliniyor. Fakat bunun tam tersi bir işlev gören nosebo etkisinin çok daha tesirli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar nosebonun olumsuz etkisinin tıbbın birçok alanında görülebileceğini, hatta bazı durumlarda ölümcül sonuçlar bile doğurabileceğini söylüyor.Ancak bu türden akıl-beden bağlantısı yoluyla doğru bir yaklaşım tedavide çok olumlu gelişmeler de sağlayabilir. Bir araştırmada, anlayışlı bir doktor tarafından plasebo haplar verilen depresyon hastalarının, daha az anlayışlı psikiyatristlerin etkili ilaçlar verdiği hastalardan daha iyi gelişme kaydettiği görüldü.Bazı bilim insanları doktorların plasebo etkisini kullanarak hastalara daha az ilaç vermeleri gerektiğine, aradaki açığın zihin gücüyle kapatılabileceğine inanıyor. İnsanlarla etkileşim kurma yoluyla ilaç almadan kendi kendimizi iyileştirmenin mümkün olabileceği belirtiliyor.Bunu yapmanın en basit yöntemi, doktorun hastaya daha empati kurarak yaklaşması ve onun korku ve kaygılarını gözetmesidir. Tedavi için ilaç verilirken ilacın pozitif yanlarının öne çıkarılması, yan etkilerinin ve risklerinin ise korku yaratmayacak şekilde dile getirilmesi öneriliyor.Araştırmacılar, doktorların her sözünün, her bakışının önemli olduğunu, bunun ise onlar açısından ekstra bir yük getirmeyeceğini, tersine kendilerini tedavinin bir parçası olarak görmeleri gerektiğini ifade ediyor.BBC Türkçe
Cilt Diyetisyeninden Cildinize Uygun Diyet Önerileri
Yeni bir kavram olarak ortaya çıkan cilt diyetisyenleri, cildinize uygun beslenmeyi size öğreterek, cildinizin daha canlı, pürüzsüz ve sağlıklı olmasını sağlıyorlar. Cildinize analizler yaparak cilt tipiniz belirleniyor ve cildinize uygun cilt bakım diyetlerinin hazırlanması sağlanıyor.Her cilt tipinin ayrı bir diyeti olması gerekliliğini savunan bu yeni kavram, cildin sağlıklı ve güzel görünebilmesi için sağlıklı beslenme, cilt egzersizleri ve cilt bakımının birlikteliğini önermektedir.Yağlı cilt yapısına sahip kişilerin beslenme özellikleriYağlı cilt yapısına sahip olan bireylerin beslenme programlarından rafine şeker, basit karbonhidratlar, kızartmalar ve kuru yemişleri çıkartmaları gereklidir. Kepekli tahıl ürünlerine, yeşil çaya ve yüksek A vitamini içeriği olan havuca beslenme programlarında yer vermelidirler. Kepekli makarna, yulaf, çavdar ya da tam buğday ekmeği gibi gıdaları ve yüksek C vitamini içeren turunçgilleri, Ispanak gibi yeşil yapraklı sebzeleri ve özellikle somon, uskumru ve ton balığı gibi soğuk su balıklarını tüketmelidirler.Yağlı cilt tipine sahip kişiler, ciltteki yağ düzeyini dengelemek için yağsız nemlendiricileri tercih etmelidirler. Cilt temizliğini her sabah ve akşam yağ dengesini düzenleyen köpük veya jeller kullanarak yapmalıdırlar. Makyaj ürünü olarak kullandıkları fondöten yerine, cildi renklendiren nemlendiriciler seçmelidirler. Kullanılan günlük nemlendiricilerin içeriğinde hyalüronik asit bulunmasına dikkat edilmelidir. Yağlı ciltler için yapılacak cilt maskelerinde çay ağacı yağı kullanılması önerilmektedir.Kuru ciltlerKuru cilde sahip olan bireyler, su içeriği yüksek meyve ve sebzelerden zengin beslenme programına uymalıdırlar. Salatalık, kereviz, kuru kayısı, ceviz, fındık, badem, gibi besinleri seçmelidirler...
Herkes Kaka Yapar! Kaka Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 9 İlginç Bilgi
etiket
Ne 'b.ktan' içerik deyip geçmeyin.. Herkes kaka yapar. Ama bu herkesin kaka hakkında bilgi sahibi olduğu anlamına gelmiyor maalesef.Kaka sadece alay malzemesi değildir. Dışkı üzerine çalışan doktorlar ve bilim adamlarının bulgularına göre kaka mide ve bağırsaklarımızdaki bakteri familyasının bir yan ürünüdür ve sağlığınızı doğrudan etkiler. Dışkınıza daha fazla dikkat ederek bu yaşamsal bakteriler ve sizin tüm sağlığınız hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.İşte kaka hakkında bilmek isteyebileceğiniz bazı gerçekler:
Reklam
Can'ın Son 7 Dileğini Gerçekleştirecek Peter Pan'lar Aranıyor
Bir tanıdığının sosyal medyada paylaşması üzerine anladık ki, 21 yaşındaki Can'ın bize ihtiyacı varmış. Can'ın hikayesini ve yardım edebileceğimiz şeyleri ise şöyle anlatmış;'Çok uzun zamandır tanıdığım ve çok sevdiğim Can'ımın tümörleri 3. kez geri geldi.Ne yazık ki beyin, sol akciğerin neredeyse tamamı, sol bacak, böbrek üstü ve kalça kemiğine yayılmış olarak.Can 21 yaşında bir yetişkin olarak sonu neredeyse belli olan bir süreci daha az hasar daha çok mutlulukla geçirmek için bir karar verdi ve tedavi olmayacak.Alternatif tedavi yöntemleri önermek isteyenler için hemen belirteyim ki Can herhangi bir tedavi istemiyor. Ağrıları için remedy'ler kullanacağız.Peki ben bunları niye yazıyorum? Can'ın bir adet 'ölmeden önce yapılacak şeyler' listesi var tamamlamak istediği.Ve işte tam da bu noktada bize ihtiyacı var.Can'ın aşağıdaki listeyi tamamlamak için maksimum iki ayı var. Yardımcı olmak isteyenler bana mesaj atabilirler.'Can listesini şöyle sıralamış;
Ağrı Kesici Doğal Gıdalar
Ağrılarınız varsa ve son günlerde vücudunuza çok fazla ilaç yüklediğinizi düşünüyorsanız,  doğal gıdaların ağrı kesici özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Ağrı Kesici Besinler;1-CevizCeviz yüksek oranda omega 3 kaynağıdır. Ceviz vücuttaki şişkinlikleri azaltır ve vücudun çok daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur.2-Kırmızı biberKırmızı biberin içindeki kapsaisin maddesi pek çok ağrı kesici ilaçta ve kas ağrısı giderici kremlerin içeriğinde bulunur. Eğer ağrınız varsa doğal ilaç olan besinlere yönelin ve kırmızı biber tüketin.3-ZeytinyağıZeytinyağı hiç kuşkusuz tüketebileceğiniz en iyi yağlardan biridir. Üstelik vücudumuzdaki ağrıyı geçirmeyede yardımcıdır. Eğer ağrınız varsa ekmeği zeytinyağına banarak tüketebilirsiniz.4-ZerdeçalZerdeçalın faydaları saymakla bitmez. Kanserle savaşır, anti-inflamatuar özellikleri içinde barındırır ve iyi bir ağrı kesicidir. Eğer ağrılarınız varsa ballı ve limonlu çayınıza bir çay kaşığı zerdeçal atabilirsiniz yada bir kase yoğurda bir yemek kaşığı zerdeçal size çok iyi gelecektir.5-AdaçayıRahatlatıcı bir çay istiyorsanız ilk tercihiniz adaçayından yana olsun. Adaçayı aynı zamanda ağrınızı da alacaktır.6-SomonSomon zengin oranda omega 3’e sahip bir balıktır. Omega 3 vücuda girince değişime uğrar, ağrınızı ve şişkinliğinizi geçirir.7-Keten tohumuSomon balığında olduğu gibi omega 3 içeren keten tohumu da ağrı ve şişkinliklere iyi gelir.8-TarçınTarçın doğal bir tatlandırıcıdır ve aynı zamanda anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Reflü ağrısını ve baş ağrılarını giderici özelliği vardır.9-VişneYapılan araştırmalar  vişnenin ağrıları aspirine göre on kat daha fazla geçirebildiğini göstermiştir.10-KerevizEğer ağrınız varsa kereviz ve tohumları hem şişkinliği hemde ağrıyı geçiren bir madde barındırır.11-ZencefilZencefil midenizde oluşan rahatsızlıklara çok iyi gelir. Aynı zamanda ağrılar için de iyidir. Özellikle kas ağrılarında zencefili mutlaka kullanın. Spor sakatlanmalarında günde 600-900 mg. zencefil tüketilirse birkaç gün içinde ağrıların azaldığı görülür.Kizlaryaziyor.com
Sebebi Tam Bilinemeyen Hastalık MS (Multiple Skleroz)
Bugün aslında hayatımızın çok içinde olan grip gibi yayılmaya başlamış, kıyıdan köşeden, sokaktan televizyondan adını bir şekilde duyduğumuz bir hastalığı tanıyacağız. Tanımalıyız; çünkü tanımadığımız düşmanlarla savaşamayız. Bu galeriyi MS'e dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak adına temel bilgileri barındıracak şekilde hazırladım. Daha fazlası için vereceğim linklerden yardım alabilirsiniz.http://www.yolarkadasimsin.com/ms-nedir/msin-belirtilerihttp://www.turkiyemsdernegi.org/tr/yayin_detay.asp?haber_id=141http://www.sabah.com.tr/fotohaber/saglik/sinsi-tehlike-ms-hastaligi/33011**MS TEDAVİSİ : http://www.norolojiklinigi.info/multipl_skleroz_tedavisi.html**
Reklam
39 Bin Ton GDO'lu Mercimek Piyasaya Sürülebilir
Hükümete yakın bir şirketin ithal ettiği mercimekte GDO bulundu. 1 aydır yazılamayan rapor olumlu çıkarsa şirket, 39 bin ton mercimeği piyasaya sürecek.Taraf gazetesinden Hüseyin Özay imzalı habere göre, hükümete yakın bir şirket, Kanada’dan 39 bin ton mercimek ithal etti. Bir firma personeli, mercimeğin GDO’lu olduğunu ihbar etti. Alınan numuneler de bunu doğruladı. Ancak rapor, bir aydır yazılamadı.GDO’lu mercimek dolu gemi de, Mersin açıklarında bekletiliyor. Olumlu rapor çıkarsa, Türkiye genelinde 7 ünlü firmanın da ürün aldığı şirket, 39 bin ton mercimeği piyasaya sürecek.ŞİRKETİN PERSONELİ İHBAR ETTİBaşkent’teki zehirli mercimek krizi, 10 Şubat 2015 tarihinde Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’na gelen bir ihbar ile başladı. İhbarda, Türkiye’nin gıda ithalatında öncü bir firmasının, Kanada’dan ithal ettiği bazı ürünlerin “GDO’lu yani genetiği değiştirilmiş ürünlerden oluştuğu öne sürüldü. Şirkette görevli bir personel tarafından yazıldığı öne sürülen ihbarda, şirketin uzun zamandır getirdiği ürünlerde GDO olduğu hatta Mersin limanına yanaşan bir gemide bulunan 39 bin ton mercimeğin de GDO’lu olduğu iddiasına yer verildi.NUMUNEDEN GDO ÇIKTIİhbar, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı’na 10 Şubat 2015 tarihide geldi. Aynı ihbar, BİMER’e ve Cumhuriyet savcılıklarına da gönderildi. Ve ihbar üzerine bakanlık uzmanları, gemide bulunan ürünlerden numune alarak teste gönderdi. Yapılan testte, mercimekten, GDO içeren EPsps modifikasyon (PVGT), NOS terminatör, BAR gen ve çeşitli kanola ve keten tohumu genleri bulundu. Ayrıca aynı üründe, IMAZMOX isimli pestisit de tespit edildi. Özetle, mercimekte insan hayatına büyük zarara verecek birçok unsur olduğu belirlendi. İhbar nedeniyle gemi yükünü boşaltamadı. Ancak labarotuvar raporu da yazılmadığı için gemideki yükle ilgili işlem yapılamıyor. Yani raporun yaklaşık bir aydır hazırlanmaması nedeniyle, gemideki yükün “kılıfına uydurularak”, piyasaya sürülmesinden endişe ediliyor. Firma sahiplerinin ise konuyla ilgili Ankara’da lobi faaliyetlerinde bulunduğu ve ürünün GDO’lu olmadığını iddia ettikleri öğrenildi.7 FİRMA ÜRÜNLERİ KULLANIYORİthalatçı firma, Türkiye’nin bakliyat alanında ünlü birçok firmasına “ürün” satışı gerçekleştiriyor. Bu kapsamda, 7 ünlü bakliyat markası ithalatçı firmadan ürün temin ediyor.Mersin limanında bekleyen geminin yükü de Kanada’dan alındı. Firma geçmişte de, aynı ülkeden mercimeğin dışında bakliyat ithalatı yaptı.
Davutoğlu: 'Gül'e Kapımız Her Zaman Açık'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile beraber Hacı Bayram Vali Cami’inde sabah namazı kıldı. Namazın ardından gazetecilere konuşan Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile ilgili bir soruya ''Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır'' dedi.Başbakan Ahmet Davutoğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ile birlikte Hacı Bayram Veli Cami’inde sabah namazı kıldı. Davutoğlu ve Görmez, namazın ardından Hacı Bayram Veli Türbesi’ni gezdi. Başbakan Davutoğlu, daha sonra Ankara Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. 14 Mart Tıp Bayramı’nda kanser hastalarını ziyaret eden Davutoğlu, çıkışta basın mensuplarına açıklama yaptı.Davutoğlu, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün siyasete dönmesine ilişkin 'Sayın Gül'ün Ak Parti'ye gelişi konusunda herhangi bir ek açıklamaya dahi ihtiyaç yoktur. Sayın Gül, cumhurbaşkanlığı gibi bir zaruret dolayısıyla AK Parti'den istifa etmek durumunda kalmıştır ama her zaman manen de yaptığı katkılarla da AK Parti'nin içinde olmuştur. Şu anda da ne zaman kendileri takdir buyururlarsa her zaman AK Parti'nin kapıları da açıktır' dedi.AA
Reklam
Sigara Karşıtı Önlemler İşe Yarıyor mu?
Avustralya ile İngiltere sigara yasağı konusunda muhtemelen dünyanın en sıkı ülkeleridir.Halka açık yerlerde sigara yasağı, paketler üzerindeki sert uyarılar ve dükkanlarda tütün ürünlerini sergileme yasağı var.Şimdiyse standart ambalajlar hayata geçirilecek gibi.Geçtiğimiz ay da çocuklar arabadayken otomobillerde sigara içme yasağı kararı alındı.Bazı yerlerde meydanlar ve parklarda bile sigara içilmesini yasaklamaya çalışılıyor.Dokunulmaz alan sadece ev kalmış gibi görünüyor ancak sigara lobi grubu Forest eve de sıranın geleceği kanısında.
Evliliklerdeki Sorunlu 8 Kadın Tipi
Bu yazıda evlilik terapisi ve aile danışmanlığı yaparken karşılaştığım, sorunlu 8 kadın tipini anlatacağım. Beni takip ediyorsanız daha önce bu serinin ‘Evliliklerdeki Sorunlu 10 Erkek Tipi‘ bölümünü okumuş olabilirsiniz. Ancak erkeklerden fazlaca tepki aldığımı belirtmeliyim. Hep bizi kötülemişsin hocam şeklinde mailler aldım. Ancak daha önce de belirttiğim üzere, burada bahsettiğim durumlar, sık karşılaştığım problemlerin cinsiyetler üzerinden esprili bir şekilde kategorize edilmesi. Herhangi bir cinsiyete kastım yoktur, bu böyle biline…
Dünya Sağlık Örgütü: Ebola Kurbanlarının Sayısı 10 Bini Geçti
Dünya Sağlık Örgütü, Ebola virüsünden etkilenen Batı Afrika ülkeleri Liberya, Gine ve Sierra Leone'de ölenlerin sayısının 10 bini aştığını bildirdi.DSÖ'nün açıklamasında, salgının devam ettiği Liberya, Gine ve Sierra Leone'de görülen 24 bin 350 Ebola vakasında, 10 bin 4 kişinin öldüğünün tespit edildiği belirtildi.Ebola virüsünden Liberya'da 9 bin 343 vakada 4 bin 162 kişi, Sierra Leone'de 11 bin 677 vakada 3 bin 655 kişi, Gine'de ise 3 bin 330 vakada 2 bin 187 kişinin hayatını kaybettiği ifade edildi.Liberya'da son iki haftada yeni vaka tespit edilmediği açıklandı.Ebola virüsü nedeniyle Batı Afrika'da 491 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği duyuruldu.Batı Afrika dışında Ebola virüsünden Mali'de 8 vakada 6, Nijerya'da 20 vakada 8 ve ABD'de 4 vakada 1 kişi hayatını kaybetmiş, İngiltere, Senegal ve İspanya'da birer vaka saptanmıştı.Dünya genelinde Ebola virüsünden ölenlerin sayısı bu ülkeler de eklendiğinde 10 bin 19'a yükselmiş oldu.AA
Domuz Gribi Aramızda
İstanbul'da hizmet veren Gelişim Tıp Laboratuvarları Ocak, Şubat ve Mart ayında grip şikayetiyle kendilerine gelen 164 hastadan 13'ünde domuz gribi virüsü tespit etti. Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş, domuz gribinin salgın boyutta olmadığını ancak giderek artığını söylüyor.Radikal'den İdris Emen'in haberine göre Gelişim Tıp Laboratuvarları, İstanbul 'da son üç ayda çeşitli şikayetlerle kendilerine başvuran 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandığını açıkladı. Laboratuvarın verilerine göre 2015 yılı Ocak ayında çeşitli testlere tabi tutulan 76 hastanın 2’sinde domuz gribi virüsüne rastlandı. Şubat ayında teste tabi tutulan 51 hastanın 5’inde, Mart ayında ise test edilen 37 hastanın 6’sında domuz gribi virüsü tespit edildi. Yani 2015 yılının ilk üç ayında 13 hastada domuz gribi virüsüne rastlandı. Kış ve bahar aylarında domuz gribi vakalarının arttığını söyleyen enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. Paşa Göktaş sözlerine şu şekilde devam etti:“Ocak 2015 tarihine kadar domuz gribi virüsüne rastlamadık. Ancak Kış ve bahar aylarına denk gelen Ocak, Şubat ve Mart aylarında domuz gribi virüsünde bir artış yaşandı. Bu üç aylık sürede laboratuvarlarımızda 164 hastanın 13’ünde domuz gribi virüsüne rastladık. Bu rakamlar dikkatli olmamız gerektiğini gösteriyor. Ancak domuz gribinin şu anda salgın bir boyutta olmadığını ve kontrol altında olduğunu belirtmekte fayda var.”Domuz gribi belirtileri nelerdir?Halk arasında ‘domuz gribi’ olarak da adlandırılan, H1N1’in belirtileri arasında boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı, burun akıntısı, öksürük, solunum güçlüğü, kusma, ishal ve yüksek ateş şikayetleri bulunuyor. Uzmanlar 38 dereceyi aşan yüksek ateşli hastalarda bu belirtilerden en az bir tanesinin görülmesi durumunda hastanın domuz gribine yakalanmış olabileceğini, dolayısıyla hastanın mutlaka doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.Kimler domuz gribi tehdidiyle karşı karşıya?Hamileler, iki yaş altındaki çocuklar, kronik karaciğeri hastalığı olanlar, kalp -damar hastalığı olanlar, aşırı kiloya sahip olanlar, 18 yaş altı sürekli Aspirin kullananlar ve 65 yaş üstü olanlar domuz gribi risk grubunda bulunuyor. Domuz gribinden korunmanın en önemli yolunun hijyen olduğunu belirten uzmanlar, özellikle ellerin sabun ve bol suyla yıkanmasını tavsiye ediyor.
Reklam