İnsan ilişkilerinin en yorucu ve yıpratıcı dönemeçleri, genellikle adının tam konulamadığı o gri alanlardır. Hayatınızdaki varlığıyla yokluğu belirsiz olan, sizi kaybetmekten korkan ama kazanmak için de kılını kıpırdatmayan insanların yarattığı bu duygusal boşluk, zamanla kendi değerinizi sorgulamanıza neden olur. Bir bağın içinde sürekli bekleyen, her şeyi alttan alan ve anlamaya çalışan taraf olmak, sevgiden ziyade büyük bir duygusal sömürünün işaretidir.
Klinik Psikolog Buğra Mısri, hayatın içinden tam da bu yaraya parmak basan çarpıcı bir ilişki analizi paylaştı. İzleyenlerin kendi hayatından kesitler bulduğu bu değerlendirme, pek çok kişiye aydınlanma yaşattı.
Bu belirsizlik aslında net bir cevap.
Bir insanın sizi hayatında tutmak istemesi, her zaman size hak ettiğiniz değeri verdiği veya hayatında size net bir yer ayırdığı anlamına gelmez. Birçok ilişkide yaşanan en büyük yanılgı, karşı tarafın gitmenize izin vermemesini bir 'sevgi' göstergesi olarak kabul etmektir. Oysaki sorumluluk almaktan kaçan, size bir netlik sunmayan ama ilginizi de kaybetmek istemeyen insanların tek yaptığı, sizi duygusal bir yedek kulübesinde bekletmektir. Bu durum psikolojide 'duygusal konfor alanı yaratma' çabası olarak adlandırılır. Karşı taraf kendi yalnızlığını ve ilgi ihtiyacını sizin üzerinizden tatmin ederken, siz sürekli olarak bir sonraki adımın ne olacağını düşünerek tükenirsiniz.
Unutmamak gerekir ki, bir ilişkideki sessizlik, kararsızlık ve süregelen belirsizlik de aslında çok net bir cevaptır. Gerçekten isteyen, ne istediğini bilen ve hayatındaki yerinizi önemseyen hiçbir insan, sizi sürekli olarak o yıpratıcı gri alanda bırakmaz. Eğer bir bağın içinde sürekli olarak tolere eden, alttan alan ve bekleyen kişi konumundaysanız, karşı tarafın sizi kaybetmeme isteğinin ardında sevgi değil, sadece konforunu kaybetmeme bencilliği yatıyor olabilir.
👇
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın