Fransa 98'den Dünyaya Hediye: Tarihin En Politik Maçı Olarak Tanımlanan ABD-İran Maçı
21 Haziran 1998... Yer Lyon! Futbol festivali olabildiğince canlı ve renkli görüntülerle dünyaya iz bırakıyor. Ev sahibi Fransa ev sahipliğini kullanmak istiyor, diğer favorilerse Avrupa'da yeni bir taç giymenin peşinde.
Bunca eğlencenin arasında fikstürde ilginç bir maç var.
2026 Dünya Kupası'nda İran ile ABD'nin saha dışındaki çekişmeleri ve ABD'nin tutumu akıllara ister istemez 1998'de Lyon'da oynanan unutulmaz maçı getiriyor.
O karşılaşma, yalnızca iki milli takımın mücadelesi değildi. İran Devrimi sonrasında yaşanan rehine krizi ve iki ülke arasındaki uzun süreli diplomatik kopukluk, maça farklı bir boyut kazandırmıştı. Futbolcular ve teknik heyetler sahaya odaklanmaya çalışsa da, karşılaşmanın taşıdığı sembolik anlamın herkesin farkındaydı. Tarihe geçen gecede gülen taraf ise İran olmuştu.
İki ülke arasındaki krizler yıllar geçmesine rağmen tazeydi.
Karşılaşma, yıllardır süregelen siyasi gerilimlerin gölgesinde oynandı. İran Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin ABD'yi 'Büyük Şeytan' olarak tanımlaması ve 1979'daki rehine krizinin iki ülke ilişkilerinde bıraktığı derin izler, maça sıradan bir futbol karşılaşmasının çok ötesinde anlam yüklemişti.
Lyon'daki mücadele, 52 ABD vatandaşının 444 gün boyunca İran'da rehin tutulmasının ardından geçen 18 yılın sonrasında oynanıyordu.
Sahadaki dengelere bakıldığında ise favori taraf ABD olarak görülüyordu. O dönemde FIFA dünya sıralamasında ABD 11'inci, İran ise 42'nci basamakta yer alıyordu. Amerikan ekibinin sıralamadaki konumunun gerçek gücünü tam olarak yansıtmadığı yönünde değerlendirmeler yapılsa da, maç öncesindeki genel beklenti ABD'nin üstünlüğü yönündeydi. Ayrıca bu karşılaşma, Amerikalıların Dünya Kupası'nda bir üst tura çıkma hedefi açısından da kritik önem taşıyordu.
Üç takımla eşleştiler, üçüyle de savaştılar!
ABD Futbol Federasyonu Genel Sekreteri Hank Steinbrecher, kura çekiminde yaşadıklarını ironiyle anlatsa da aslında gerçekleri dile getiriyordu:
'Kura çekmeye başladılar ve ilk seçtiğimiz takım Almanya oldu. Bakalım: Onlarla iki dünya savaşı yaşadık ve gerçekten çok iyiler. İkinci takım Yugoslavya. Harika. Yugoslavya ile oynuyoruz. Şu anda onları bombalıyoruz. Üçüncüsü İran. Ah, harika. Aklımdan şu geçti: Bu gerçekten zorlu bir Kupa olacak.'
Sıcak bir başlangıç...
Maç, 21 Haziran 1998'de Stade Gerland'da oynandı; her iki takım da gruptaki ilk maçlarını kaybetmiş, baskı altındaydı. Başlamadan önce İranlı oyuncular ABD takımına barışın simgesi olarak beyaz güller sundu; iki takım birlikte fotoğraf çektirdi.
İran Teknik Direktörü Celal Talebi 'Özel bir şey yapmaya karar verdik. İçeri girelim ve onlara güzel çiçekler verelim, böylece barış için burada olduğumuzu, kavga veya başka bir şey için burada olmadığımızı söyleyelim.' şeklinde açıkladı bu durumu.
Ortak fotoğraf fikri ABD'den gelmiş İran çok sıcak bakmamıştı ama akşam olduğunda kabul ettiklerini duyurdular.
ABD beklendiği gibi üstün başladı ama...
Karşılaşmaya daha etkili başlayan taraf ABD oldu. Henüz 3. dakikada Brian McBride'ın kafa vuruşu direkten dönerken, Claudio Reyna da 33. dakikada direği geçemedi. Ancak maç ilerledikçe İran oyuna daha fazla ortak olmaya başladı. İran'ın hızlı hücumlarından birinde kaleci Kasey Keller'in Khodadad Azizi'ye ceza sahasında yaptığı müdahale tartışma yaratsa da hakem Urs Meier oyunu devam ettirdi.
ABD'nin orta saha kurgusu hücum gücü açısından etkileyici görünse de top kapma ve savunma geçişlerinde ciddi zaaflar barındırıyordu. İran da bu boşlukları değerlendirmeye başladı.
37. dakikada, oyunun genel akışına ters düşen bir an yaşandı.
Hamid Estili ceza sahasında savunmanın arasına sızdı ve Keller'in müdahalesine rağmen yaptığı şık kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Böylece maçın büyük bölümünde daha fazla pozisyon üreten ABD, kendisini bir anda 1-0 mağlup durumda buldu.
ABD gol ararken ikinci golü yedi.
ABD'nin atakları İran'ı zorlasa da buldukları açık alanlar İranlı futbolcular için bulunmaz nimet gibiydi. Yine böyle boş dönülen bir atakta Mehdi Mahdavikia'nın kontra atağıyla ikinci golü buldular. Brian McBride, ABD adına bir gol kaydetti, ancak bu yeterli olmadı.
Lyon'da gergin bekleyiş 90 dakika sonunda İran'ın 2-1 üstünlüğüyle sona erdi. ABD sadece kaybetmemişti; diğer maçta Yugoslavya ve Almanya 2-2 berabere kaldığı için elenmeyi de garantilemişti.
Bombaladıkları ülkeler mağlup oldular.
ABD, NATO ile işbirliği içinde Belgrad'ı bombalamasının üzerinden birkaç yıl geçmişti. Yugoslavya savaşta büyük bir yıkıma uğramıştı. İktidarın, Bosna Hersek'te yaptığı katliamları ABD, tüm Yugoslav halkına ödetmişti.
Yugoslavya, belki İran'dan daha taze acılar ve hınçla çıktığı maçta ABD'yi 1-0 mağlup etti.
ABD, futbol hariç her konuda sözünün geçtiği dünyada 0 puanla sonuncu olarak elendi. Bu yıkım onlar için tartışmaları beraberinde getirse de o dönem belki de Trump gibi bir liderleri olmadığı için bir güç yarışına çevrilmeden içeride sönüp gitti.
Bugünse ABD, Türkiye'nin de olduğu grupta favori olarak turnuvaya başladı. Nereye kadar gidebilecekleri tartışılıyor.
28 senede değişmeyen bazı şeyler olsa da 'soccer' denen işi biraz daha öğrenmiş gibiler; geri kalanı ise aynı. ABD hala bir yerleri bombalıyor, hala bombaladığı yerin milli takımlarıyla turnuvada karşılaşma ihtimali var.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!








Yorum Yazın