1974 Dünya Kupası'nda Zaireli Futbolcunun İsyanı Dünya Kupası Tarihinin En Karanlık Anı Olabilir mi?
Dünya Kupası yalnızca futbolun en büyük sahnesi değil; aynı zamanda toplumların, ideolojilerin, çatışmaların ve umutların da aynası oldu. Sahada yaşananlar kadar tribünlerde, sokaklarda ve siyasi koridorlarda yaşananlar da bu turnuvanın hikâyesinin bir parçası haline geldi.
Bugün spor ile siyasetin giderek daha fazla iç içe geçtiğini düşünüyoruz. Ancak bu ilişki yeni değil. Aksine, Dünya Kupası tarihi boyunca siyaset çoğu zaman oyunun görünmeyen ama belirleyici aktörlerinden biri oldu. Geçmişi bugünden daha apolitik ve daha masum görme eğilimimiz olsa da, gerçekler farklı bir tablo ortaya koyuyor.
1974 Dünya Kupası'nda Zaire'nin başına gelenler de bunun en iyi örneği. Ülkenin adı artık Demokratik Kongo ve o turnuvadan sonra ilk kez Dünya Kupası'na katılıyorlar.
Belçika'dan bağımsızlığını kazanan bir ülkenin Belçika tarafından cezalandırılması...
1974 Dünya Kupası, spor ile siyasetin birbirine en sert biçimde çarptığı turnuvalardan biriydi. O yılın en karanlık hikâyesi ise bugün Demokratik Kongo Cumhuriyeti adıyla bilinen, o dönemki adıyla Zaire'ye aitti.
Hikâye aslında çok daha önce, futbolla hiç ilgisi olmayan bir anda başlıyor.
Kongo, 1960'ta Belçika sömürge yönetiminden bağımsızlığını kazandığında, ülkenin ilk başbakanı Patrice Lumumba yalnızca birkaç ay iktidarda kalabildi. Bağımsızlık sonrası kaosa sürüklenen ülkede Lumumba, 17 Ocak 1961'de yakalanarak Katanga'ya götürüldü ve orada idam edildi. Belçikalı subay ve yetkililerin bu süreçte doğrudan parmağı olduğu sonradan belgelendi. Afrika'nın en umut verici bağımsızlık liderlerinden biri, koltuğa oturmadan indirilmişti.
Dört yıl sonra, 1965'te Mobutu Sese Seko darbeyle iktidarı ele geçirdi. 1971'de ülkenin adını Zaire koydu. Ve o Zaire, 1974'te Dünya Kupası'na gitti.
Kanlı diktatörleri temizleme aracı olarak futbol...
Pek çok diktatör gibi Mobutu da sporun iktidarını parlatmak için biçilmiş kaftan olduğunu çok iyi biliyordu. Belçika'daki Kongolu oyuncuları yerel lige çekmek için bizzat yatırım yaptı; bu oyuncuların büyük çoğunluğu, onlarca yıl sonra bir Kulüpler Dünya Kupası finalinde sahaya çıkacak olan Mazembe'de forma giydi.
Yatırımlar bir şekilde karşılığını verdi. Zaire, 1974'te Batı Almanya'da oynanan Dünya Kupası'na katılmaya hak kazandı ve Sahra altı Afrika'dan turnuvaya giden ilk takım olarak tarihe geçti. Oyuncular, teknik ekip ve Yugoslav teknik direktör Blagoje Vidinic yurda döndüğünde milli kahraman muamelesi gördü. Mobutu, başarılarının bedelini ödeyeceğine söz vermişti.
Büyük bir primden söz ediliyordu.
Yugoslav teknik direktörle Yugoslavya'ya karşı hezimet hikayeyi değiştirdi.
Zaire, grup aşamasının ilk maçında İskoçya'ya 2-0 yenildi. Mobutu'nun mesajı gecikmedi ve vaat ettiği parayı ödemeyecekti.
Oyuncular isyan etti. Eski Yugoslavya'ya karşı oynanan ikinci maçta sahaya çıktılar ama moral olarak çöken ve yetenekleri de kısıtlı olan takım adeta görünmez bir grevdeydi. 18. dakikada skor 3-0'dı. Maç 9-0 bitti.
Üçüncü golün ardından Mobutu, stadyumdaki adamlarına ulaştı ve Vidinic'e kaleciyi değiştirmesini emretti. Vidinic ise kısa süre sonra başka bir baskıyla karşı karşıya kaldı: Yugoslav asıllı olması, bazı yetkililerin gözünde onu şüpheli kılıyordu. 'Güvenilmez bir yabancı' damgası vuruldu ve hainlikle suçlandı.
Ama asıl karanlık, Brezilya maçından önce geldi.
Brezilya maçı ölüm kalım maçına döndü.
Mobutu bizzat Batı Almanya'ya uçtu. Takımla yüz yüze konuştu. Mesaj netti: Brezilya'ya üçten fazla farkla yenilirlerse, ne kendileri ne de aileleri Kinshasa'ya sağ salim dönerdi.
Grup aşamasının son maçı, 85. dakika. Brezilya 3-0 önde. Rivelino serbest vuruşu kullanmak için topu yerleştiriyor. Barajda huzursuzluklar var, hatta baraja nizam vermek için Brezilyalı oyuncular çaba sarf ediyor. Hakem uyarıyor ama huzursuzluk sürüyor. Tam da o anda şu görüntü ortaya çıkıyor...
Kupa tarihinin belki de en karanlık anı...
Hayatını ortaya koyarak kuralları yıktı.
Zaire defans oyuncusu Ilunga Mwepu barajı yarıp topa vurarak kuralı ihlal etti.
Hakem henüz düdüğünü çalmamıştı. Tribünleri şaşkına çeviren olay herkesi bir anda buz kesmişti.
Yıllarca bu an, dünya futbolunun en büyük gaflarından biri olarak gülünüp geçildi. Kuralları bilmeyen, acemi, komik bir takımın simgesi oldu Mwepu'nun o hamlesi. Oysa gerçek bambaşkaydı: Mwepu dördüncü golü engellemeye çalışıyordu.
Tek bir motivasyonu vardı: Hayatta kalmak!
2014'te Mwepu, L'Equipe'e o anı anlattı:
'Kırmızı kart istiyordum. Gerçekten çok mutsuzdum. Ailelerimizden uzakta, yanımızda kimse olmadan iki ay geçirmiştik. O zamanlar bugün gibi iletişim imkânları yoktu. Bir de paramızı çaldılar. Bunu yapamazsınız.'
'Maçtan iki saat önce bile oynamak istemiyorduk. Sonra tehditler geldi — oynamazsak zindana gönderileceğimiz söylendi.'
'Kendi kendime dedim ki: Artık oynamayacağım. Paramızı alanlar tribünden bizi seyrederken ben neden sahada kalıp eve dönememe riskini alayım?'
O serbest vuruş anı, yıllarca dünyanın güldüğü bir futbol garabeti olarak kaldı. Oysa Mwepu'nun aklında tek bir hesap vardı: Hayatta kalmak!
Diktatör yine bu rezaleti başka bir spor organizasyonuyla yıkadı.
Turnuva sona erdiğinde Mobutu'nun futbola olan ilgisi de bitmişti. Dünya Kupası'ndaki rezaleti unutturacak başka bir gösteri lazımdı. Ekim 1974'te Kinshasa'da tarihin en ünlü boks maçını düzenledi: Muhammed Ali ile George Foreman'ın karşılaştığı 'Ormandaki Gürültü.'
Spor ile siyaset arasına çizgi çizmek çoğu zaman imkânsızdır. Zaire'nin hikâyesi bunun en acı kanıtlarından biri olarak tarihe geçti. Şimdiyse aynı ülke, 52 yıl sonra, bu kez Demokratik Kongo Cumhuriyeti adıyla 2026 Dünya Kupası'nda mücadele edecek.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!








Yorum Yazın