Balıkçı Haberleri

Balıkçı ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Balıkçı ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Eski Tekneleri Ters Çevirip Yoksul Ailelere Ev Yaptılar!
Fransa’nın kuzey kıyısında yaşayan yoksul balıkçılar, yeni bir ev yaptıracak paraları bulunmadığı için denize açılamayacak durumdaki tekneleri barınağa dönüştürdü. Gövdeleri ters çevrilerek çatı olarak kullanılan tekneler, savaşta kaybolan sıra dışı bir kıyı geleneğinin temelini oluşturdu.Kaynak
24-30 Ağustos: Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da Bu Hafta Sahnelenecek Oyunlar!
Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da 24-30 Ağustos haftasında klasik eser uyarlamalarından komedi oyunlarına, tek kişilik gösterilerden doğaçlama ve dans yapımlarına kadar 20 etkinlik seyirciyle buluşacak. Haftanın programında John Steinbeck, Victor Hugo, Nâzım Hikmet ve Orhan Veli’den esinlenen yapımların yanı sıra sevilen komedyenlerin gösterileri de bulunuyor.
İstanbul'un İlçe ve Semt İsimleri Nereden Geliyor?
BAĞDAT CADDESİ: Bizans döneminden bu yanavarlığı bilinen yol (şimdi cadde), Osmanlılar döneminde Üsküdar’dan Şam veBağdat yönüne giden kervanlarca kullanılıyordu. Osmanlı ordusu, Doğu seferlerine bu yoldan çıkıyordu.Adının Bağdat Caddesi olması bu nedenledir. ALTINBOYNUZ: Biz ‘Haliç’ diyorsak da Batı kaynaklarında ‘Altın Boynuz’olarak geçiyor. İsminin orjinali Rumca. ‘Hriso Keras’ Rumca'da altın boynuzanlamına geliyor. Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin çatal vaziyette, boynuzuandırması nedeniyle bu ismi almışdır. BAB-IALİ: Günümüz Türkçesinde ‘Yüce Kapı’ anlamına gelen bu terim,aynen tercüme edilerek diğer dünya dillerine de girmiştir. İstanbul’da devletitemsil eden her ofis, ‘kapı’ diye anılırdı. Yani bugünün devlet dairesininkarşılığı ‘kapı’ idi. Basın kuruluşları İkitelli’ye taşınmadan önce “Bab-ı Ali”denilince akla basın geliyordu. ABİDE-İHÜRRİYET: Şişli’de Hürriyet tepesindeki anıtın adı. Bugünkü dillesöylenirse ‘Özgürlük Anıtı’. AĞACAMİİ: Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üstündeki Ağa Cami’siniŞeyhülharem Hüseyin Efendi yaptırmıştı. Hüseyin Efendi aynı zamanda‘Galatasaray Ağası’ydı. Bu nedenle Ağa Cami olarak anılır. AYAZMA:İstanbul’da çok fazla sayıda ayazma var. Nedir ayazma? Hıristiyanlarıninançlarına göre kutsal ve şifalı su; bu maksatla ziyaret edilen yerlerdekidini yapıdır. Her ayazmanın adını taşıdığı aziz ve azizeler için özel bir günüvardır. BAHARİYE:Osmanlı padişahları ve vezirler, özellikle bahar mevsiminde, Haliç kıyısındaEyüp Sultan’dan sonra gelen ve Bostan iskelesi ile Silahtarağa arasında uzananbölgeye giderlermiş. Buraya köşkler yaptırılmış. Baharda yeğlenen bir bölgeolduğu içinde ‘baharlık’ anlamına ‘bahara ait’ yani ‘bahariyye’ diye anılmış. BALAT:Rumca saray anlamına gelen ‘palation’ sözcüğünden geldiği sanılmakta. Önceİstanbul’un Haliç kıyısındaki kapılarından birine verilen ad, sonra bütünsemtin adı oldu. BALTALİMANI:Rumeli Hisarı’nın ötesindeki eski adı ‘Fadalya’ olan ‘Baltalimanı’, adınıİstanbul’un fethi sırasında Gelibolu’daki donanmayı hazırlayan ve kuşatmasırasında gemileri bu limana getirmeyi başaran Baltaoğlu Süleyman Bey’den aldı.Baltaoğlu Süleyman Bey Osmanlı Devletinin ilk Kaptan-ı Derya’sıydı. BEBEK:İsmini, Fatih’in bu bölgenin muhafazasına memur ettiği bölükbaşının ‘Bebek’lakabından almıştı. Bebek Çelebi ya da Bebek Çavuş’un bu semtte bir köşkü vesonradan hasbahçe olan bir bahçesi vardı. BELGRADORMANI: Ormanın adı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde kurulanBelgrad köyünden gelmekte. Belgrad köyü 1521 Sırbistan seferinden sonra İstanbul’agetirilen Sırp tutsakların yerleştirilmesi amacıyla kurulmuştu. BEŞİKTAŞ:Bu semt ‘Kone Petro’ adıyla anılıyordu. Anlamı ‘Taş Beşik’ idi. Rahip Yaşka, Hzİsa’nın beşiğini Kudüs’ten getirip, burada yaptırdığı kiliseye koymuştur. Hz.İsa çocukluğunda bu beşik içinde yıkanmış, bu sebeple bu kilise Rumlar arasında‘Taş Beşik’ olarak ün yapmıştır. Rahip ölünce beşiğin Ayasofya’ya bırakıldığısöylenir. Bu söylenti bir delile dayanmadığı için efsane niteliği taşımaktadır. BOMONTİ:Semt adını, 1902 yılında Bomonti Kardeşlerin burada kurdukları Bomonti BiraFabrikası’ndan almıştır. Bu bina daha sonra İstanbul Tekel Bira Fabrikasıolarak anılmıştır. CERRAHPAŞA:Semt, buradaki cami-nin adını taşır. Camiyi 16’ncı yüzyılda, Sadra- zam CerrahMehmet Paşa yaptırmıştır. Mimar Davud Ağa’dır. Cerrah Paşa camiyle birlikteçifte hamam, çeşme ve türbe de yaptırmıştır. CİHANGİR:Kanuni Sultan Süleyman’ın, Tophane ile Fındıklı arasındaki kıyıdan 300basamakla ulaşılan yüksekçe bir yere oğlu Cihangir’in anısına yaptırdığı cami,semte adını vermiştir. AKARETLER:Avrupa yakasında,Maçka-Dolmabahçe arasında, Beşiktaş ilçesinin birmahallesidir. Sultan Abdülaziz Taşlık Aziziye camisinin masraflarını karşılamakiçin bir vakıf kurdurmuştur, Bu vakıf gelir sağlamak amacıyla kirayaverilebilecek binalar yaptırmıştır. Projenin tamamlanması II.Abdülhamit’e nasipolmuştur. Kira,irat getiren anlamındaki Akaret ismi bu binalara yakıştırılaraksemte Akaretler adı verilmiştir. AYRILIKÇEŞMESİ: Anadolu yakasında, Kadıköy’den Acıbadem’e giderkenHaydarpaşa’dan gelen yolla kesiştiği yerdeki semttir. Eskiden Trakya veİstanbul’dan hacca gidecek olanlar burada toplanırlar ve hep birlikte yolaçıkarlarmış. Hacı adayları yakınları ile burada vedalaşıp yola çıktıklarındansemte Ayrılık Çeşmesi adı verilmiştir. BAHARİYE:Anadolu yakasında, Kadıköy-Fenerbahçe-Moda arasındadır. Kentte yerleşiminyaygın olmadığı dönemlerde, İstanbulluların yazlık olarak kullandıkları birsemtti. Bir söylentiye göre, bahar aylarında semtteki hareketliliğin artmasısebebiyle baharlık anlamında 'Bahariye' adı verildiğidir... BAKIRKÖY:İlk çağlarda Hebdamon Septimus adıyla anılmaktaydı. Bizans döneminde yazlıkolarak kullanılmıştır . Constantinus (Büyük) zamanında buraya saraylar ,köşkler, kiliseler yaptırmıştır. Bizans'ın son döneminde Makrihori, Osmanlıdöneminde Marki Köy olarak bilinen semtin adı Cumhuriyet'in ilanından sonraBakırköy olarak değişmiştir... BEYKOZ:Antik çağdaki adı Amykos'dur.Beykos ismi ilk defa Bizanslılar tarafındankullanılmıştır. Bithnia Kralı ve Kocaeli valileri bu semtte ikamet etmişlerdir.Kos farsçada köy anlamındadır. Semtte oturan ünlü kişilerden dolayı yöreyeBeykos denildiği ismin zamanla Beykoz'a dönüştüğü sanılmaktadır... BEYOĞLU: Bizansdöneminde yerleşim alanı değildi. Yöreye karşı yaka, öte yaka anlamında Pera yada Peran bağları deniliyordu... Beyoğlu denilmesine ait çeşitli söylentilervardır. İlki Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon Rum İmparatorluğu'na sonvermesinden sonra (1460) Kral ailesinden Prens Aleksisos Kommenos burayayerleştirilmesinden dolayı bu ismin verildiğidir. İkincisi Kanuni SultanSüleyman döneminde burada oturan Venedik elçisinden dolayı bu isminverildiğidir. (Yapılan yazışmalarda elçiye Beyoğlu denildiği için) CİBALİ:Burada bulunan sur kapısı,İstanbul'un fethine katılan komutanlardan Cebe AliBey adıyla anılmaya başlanmıştır. Cebe Ali Bey kapısı zamanla Cibali kapısınadönüşmüştür ve semt de Cibali ismini almıştır... ÇENGELKÖY:Bizans İmparatoru Justinianos buraya karısı Sophia için bir saray yaptırmıştırve semte Sophianea adı verilmiştir. Osmanlı döneminde bu semtte gemi çapalarıimal edildiğinden adı Çengel Köyü olarak benimsenmiştir. Zamanla Çengelköyşeklini almıştır. Bir başka söylentiye göre de; Osmanlı döneminde leventliktenyetişen Çengeloğlu Tahir paşa (Sonradan Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmiştir)bu semtte oturmuş ve yörede mescit, çeşme gibi yaptırmış ve birçok hayırişlerine önayak olmuş semtin sevilen kişilerinden biri olmuştur, semte busebepten onun ismi verilmiştir... DOLMABAHÇE:Yunan mitolojisine göre Arganut ların kralı İason Karadeniz seferi dönüşündeburada karaya çıkmıştır, bundan dolayı antik çağdaki adı İason’dur. BuradaBizans döneminde gezinti yeri olan küçük bir koy vardı. Osmanlıların İstanbul’ualmasından sonra, I. Ahmet döneminde Kaptanı Derya Halil Paşa bu koyudoldurmakla görevlendirildi ve dol-durma işleri II. Osman dönemindetamamlandı.(1614) Park haline getirilen koy Hünkar bahçesi adıyla anılmayabaşlandı ismi zamanla Dolmabahçe’ye dönüştü... EMİRGAN:IV Murat yöreyi,Revan kalesini çarpışmadan kendisine teslim eden (1635) Safevivalisi Emirgüneoğlu’na bağışlamıştır. Bir konak yaptıran Emirgüneoğlu buradayaşamış ve semt Emirgün yada Mirgün olarak anılmış zamanla Emircan dahasonraları Emirgan şekline dönüşmüştür. FERİKÖY:Semtin ismi hakkında değişik söylentiler vardır. İstanbul'un ünlüLevantenlerinden Mösyö Ferry Galata da oturur ve zaman zaman bu cıvadra avaçıkarmış. Daha rahat avlanabilmek için buraya bir köşk yaptırmış ve semttekiyerleşim bu köşk etrafında yoğunlaşır. Yöre Ferry nin köyü olarak anılmayabaşlanır ve isim zamanla Feriköy e dönüşür. Bir başka söylentiye göre deOsmanlı padişahı A.Mecit tarafından bugün semtin bulunduğu geniş arazi MadamFeri ye bağışlanmıştır. Feri’nin köyü ismi zamanla Feriköy'e dönüşmüştür... FLORYA:Reşat Ekrem Koçu'ya göre İskender efendi namlı bir kişi burada yaptır- dığıbahçeye doğduğu kasabanın ismini vermiş (Forina Arnavutluk'ta küçük birkasabadır) isim zamanla Florya'ya dönüşmüş ve semtin ismi olarakbenimsenmiştir... İSTİNYE:Bizans dönemindeki adı Stenia zamanla İstinye şekline dönüşmüştür. KADIKÖY:Semtin tarihi Bakır çağına kadar uzanmaktadır. Semti Megara’lı göçmenlerKhalkedon adıyla kurmuştur (İÖ 8yy) . Orhan Gazi Khalkedon un bir kısmınıOsmanlı topraklarına kattı. Fatih Sultan Mehmet in kenti fethinde sonra buyörenin bakımsız bir köy görünümünün düzelmesi için İstanbul Kadısı Hızır Beyin buraya yerleşmesini istemiştir. Semt önceleri Kadıköy’ü sonraları Kadıköyolarak anılmıştır. KALAMIŞ:Eski ismi yunanca sazlık ve kamışlık anlamında Kalamis iken zamanla Kalamışşeklini almıştır. KANDİLLİ: Antikçağdaki adı Ekhaia’dır. Zaman zaman Göksu’dan deniz yolu ile saraya dönenpadişahlar için yakılan kandillerden yada IV Murat’ın Revan seferindendönüşünde bu semtteki köşkte doğan şehzadesi Mehmet için yedi gece yakılankandillerden dolayı semte Kandilli köy adı verilmiş, zamanla Kandilli şeklinialmıştır. KARTAL:Bizans dönemindeki adı Kartalimen dir. Semt zamanla Kartal ismiyle anılmayabaşlanmıştır. Bir başka söylentiye göre de küçük bir balıkçı köyü olan semtteyaşayan ve çok sevilen Kartelli isimli balıkçıdan dolayı önceleri Kartelli’ninköyü olarak anılan semtin adının zamanla Kartal a dönüştüğüdür. KAZLIÇEŞME:Burada bulunan bir çeşme semte ismini vermiştir. Bu çeşmenin üzerinde alçakkabartma olarak kaz figürleri vardır. Bir söylentiye göre, İstanbul un fethisırasında baş gösteren su sıkıntısın- da uçuşan kazlar takip edilmiş veburadaki su kaynağı bulunmuştur. Sonraları bu su kaynağı üzerine bir çeşme inşaedilmiştir. Günümüze kadar birçok yenilemeler gören çeşme halen semttebulunmaktadır.   LEVENT: Osmanlı Padişahı III Selim döneminde, Nizam-ı Cedidaskerleri için kurulan Levend kışlası semte adını vermiştir. MAÇKA:.Adının Farsça Masgah (Nişangah) tan geldiği söylenmektedir. Zamanla Maçka yadönüşmüştür. Bir diğer söylentiye göre de Fatih Sultan Mehmet in 1461 yılındaTrabzon'u fethinden sonra Trabzon’dan buraya gönderilen Maçkalılardan dolayısemte Maçka adının verildiğidir. OKMEYDANI: İstanbul’unfethi sırasında Fatih Sultan Mehmet in otağ kurduğu yerdir. 1490 yılında Fatihin burada on dokuz sınır taşıyla sınırları belirlenen çok geniş bir alanaTekke-i Tirendezan (Okçular tekkesi ) yaptırmasıyla semt Okmeydanı olarakanılmaya başlanmıştır. SÜTLÜCE:Bizans döneminde küçük bir köy olan semtte (Sut membat köyü) bronzdan yapılmışve göğüslerinden su akan bir kadın heykeli varmış. Sütlerinin bol olması içinyeni doğum yapan kadınlar tarafından ziyaret edilirmiş bu yüzden semte Sütlüceadı verildiği söylenmektedir. ŞİLE: Kentte yerleşim yaklaşık İ.Ö 5000 yıllarındabaşlamıştır. Şile ismi Mercanköşk olarak bilinen bir dağ çiçeğinin yunancaadından gelmektedir. İlçe tarihte Aschil, Phile, Astere, Kilia isimleriyleanılmıştır. Eski bir Milet kolonisi olan kent Lidya,Pers, Galat,Roma, Selçuklu,Bizans ve Osmanlı egemenliklerinde kalmıştır. TAKSİM:Adını 19. yy. da kurulan su dağıtım şebekesinden almıştır.Maslak-Mecidiyeköy-Şişli yönünden gelen içme suyu burada toplanır ve dört yönedağıtım (taksim) yapılırdı. UNKAPANI:Kapan Osmanlı döneminde pazaryeri, satışyeri, kontrol yeri anlamınagelmekteydi. İstan- bul’un alınmasından sonra kente gelen gıda maddeleribelirli yerlerde teslim alınır ve İstanbul kadısı temsilcisi, esnaf temsilcisitarafından denetlenirdi. Çeşitli gıda maddelerinin bu tür trafiğinin yoğunolduğu yerlere Kapan denirdi.(Yağ kapanı, Bal kapanı gibi)Şehre gelen unlarınbu semte indirilip depolandığı için yöreye Unkapanı isminin verildiğisanılmaktadır.
1970′ler Geri Dönüyor
Yüksek bel, kırmızı dudak boyası, parslar…Moda geçmişten esin almaya devam ediyor. Bu sefer de 1970’li senelere geri dönüyoruz. Farah Fawcett’in yüksek bel pantolonları, Diana Von Furstenberg’in anvelop giysileri yine baştacı. Şapkalar, mini etekler, renkli paltolar, kemerler… Gardırobunuzda nostaljik parçalara yer açın…İkinci ellere talep artıyorModa, her sene her mevsim değişse de bir takım akımlar tüm vakitlerin ötesine geçip varlığını uzun yıllar sürdürebiliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri 70’li senelerin moda akımı. Bu dönem politik ve kültürel hareketlerin, hızlı değişimlerin yaşandığı dönem olarak tarihe damgasını vurdu. Bu hızlı değişimin tesirini her alanda hissetmek olasıydı, moda dahil. Evvelki yıllarda moda olan giyiniş ve hayat tarzına ters bir vaziyet ortaya çıktı. Dönemin moda olgusunun içine ikinci el kıyafetler ve bit pazarları dahil oldu.Bu yeni durum, giyimde biçim değişikliklerini beraberinde getirdi. Sözgelimi; takım giysi kullanımı yok denecek kadar azaldı. Paçaları kalın dubleli pantolonlar, erkeklerin kullandığı yelek ve ceketler kadınlar tarafından da kullanılmaya başlandı. Balıkçı kazak, mübalağa edilmiş tüylü kollar, bluz şeklinde ceketler de öne çıkan trendlerdendi. Uzun manşetli gömlekler, geniş kemerler, iri gözlükler, değişik pantolon ve etek boyları… 70’li yılların sonuna doğru ise rüküş modası denilebilecek sıradışı bir akım başlamış; fistolu iç etekler, çift kemer, bol büzgülü etek, fırfır ve kapitoneli yeleklerle yeni bir stil oluşmuştu.Yüksek bel, kırmızı ruj, parslar…70’li yıllar bu arada stil ikonları ile de dikkat çeken bir dönemdi. Bu listenin başında Farah Fawcett, Debbie Herry, Diane Von Furstenberg, Joni Mitchell geliyor. Fawcett, kazakları, yüksek belli pantolonları ve spor ayakkabılarıyla, 70’li yılların trendlerine esin kaynağı oldu. Debbie Harry ise sarı saçları, kırmızı ruju, pars desenli elbiseleri ile disko stilini mükemmel şekilde yansıtıyordu. Diane Von Furstenberg, kendi ismini taşıyan markasını bu yıllarda geliştirdi ve ikonik anvelop elbisesini yarattı.
Tarihimiz Hakkında İlginç Bilgiler
Oğuzhan Koç'un derlediği bir çok ilginç bilgiden birkaçını sizler için sundum. Gerek günümüzle ilgili tahliller olsun,gerek geçmişimizden kahramanlık dolu hikayeler olsun hepsini merakla okuyabileceğiniz bir yazı.
2 Bin Yıllık Apollo Heykelini İnternette Satacaktı
Gazze'de bir balıkçı tarafından aylar önce denizden çıkarılan 500 kilo ağırlığındaki Yunan tanrısı Apollo'ya ait heykele, internette satışa sunulduktan sonra polis tarafından el koyuldu. İnternetteki müzayede sitesi eBay'de bir süre önce Joudat Ghrab (26) adlı balıkçının satışa çıkardığı heykel için 500 bin dolar istendiği fakat gerçek değerinin bunun çok üstünde olduğu belirtiliyor. Balıkçının bir eşek üstünde taşıyarak evine getirdiği heykelin arkeoloji dünyası için büyük bir kazanç olabileceği ifade ediliyor. Net olmayan fotoğraflara bakarak yorum yapmak zorunda kalan uzmanlar heykelin en az 2 bin yıllık olduğunu vurguluyor. Değeri konusunda yorum yapılamayacağını söyleyen Kudüs Arkeoloji Fakültesi'nden Jean-Michel de Tarragon, 'Eser emsalsiz. Çünkü mermer ya da taş dışında metal heykel çok az sayıda bulunuyor. Kimse fiyatını belirleyemez. Fakat denizden çıkmışa benzemiyor' dedi. Balıkçı Ghab ise heykeli Mısır-Gazze sınırının 100 metre açığında bulduğunu söylüyor Milliyet
Beren Saat ve Kenan Doğulu Nişanlandı
2 yıldır birlikte Kenan Doğulu ile Beren Saat, evlilik yolunda ilk adımı attı. Çift, dün akşam nişan yüzüklerini taktı. ‘İntikam’ dizisinin final yapmasının ardından Beren Saat, 2 yıldır birlikte olduğu popçu sevgilisi Kenan Doğulu ile nişanlandı. Beren Saat-Kenan Doğulu çifti dün akşam Çubuklu’daki Balıkçı Abdullah’ta nişan yemeği düzenledi. Yemekte ailelerin yanı sıra çiftin yakın arkadaşları da hazır bulundu. 50 kişinin davetli olduğu gecede Beren Saat’i yakın dostu Belçim Bilgin ile eşi Yılmaz Erdoğan yalnız bırakmadı. Mekan, nişan dolayısıyla kapatılırken içeriye gazeteciler alınmadı.Vatan
Gazze'de Balıkçı Ağına Takılan Apollo Heykeli Kayıplara Karıştı
Gazze'de geçtiğimiz yaz bir balıkçının ağına takılan 2 bin 500 yıllık, paha biçilemeyen ve Yunan şiir ve aşk tanrısı Apollo'yu betimlediği düşünülen bronz heykel kısa süre eBay'de görülmesinin ardından ortadan kayboldu. Cevdet Ebu Gurab eskiden inşaat işçisiydi. Ama 2007'de İsrail'in Gazze Şeridi'ne inşaat malzemeleri sokulmasını sınırlandırmasından sonra, o da babası gibi balıkçılık yapmaya başladı. Cevdet'in küçük bir sandalı var. Bu yüzden asla çok uzaklara açılmıyor. Hep küçük balık avlıyor. O gün Cevdet'in amcası da kendisiyle balığa çıkmış, ama kıyıya erken dönmüş. Cevdet ise avlanmaya devam etmiş. 'Küçük sandalım ve küreğimle denizde yapayalnızdım. Saatlerce bekledim. Denizin derinliklerinde kaderin bana ne sürprizler hazırladığını hayal bile edemezdim.' diyor. 'Bazen dalgalar denizin dibini karıştırırlar. Küçük balıklar da yemek aramak için oraya giderler. Balıkların kıyıdan 100 metre kadar açıktaki bir noktada toplanmaya başladıklarını gördüm. Oraya doğru kürek çekmeye başladım ve denizin dibinde bir insan bedeni gördüm. Bedeninin yarısı kumun altında kalmıştı.' Cevdet ilk anda bu gördüğü manzara karşısında ürkmüş. Suya uzun uzun bakmış ama adamın yüzünü tanımamış. Sonra dalınca ve bedene dokununca bunun 'taş gibi' olduğunu fark etmiş. 'Hareket ettirmeye çalıştım, heykel olduğundan emin olmak için. Ama çok ağırdı.' diyor. 'Altın rengindeydi, altın bir heykel bulduğumu sandım.' Cevdet, yeri işaretlemiş ve akrabalarını yardıma çağırmak için kıyıya çıkmış. Bir süre sonra hep birlikte geri dönmüşler, denize dalmışlar. Heykel yaklaşık dört metre derinlikte duruyormuş. 'Heykeli bir iki metre hareket ettiriyor, sonra suyun yüzeyine çıkıp, nefes alıp, tekrar dalıyorduk.' diyor. Dört saat uğraştıktan sonra heykeli suyun dışına çıkarmayı başarmışlar. Bunun çıplak bir insan heykeli olduğunu görmüşler. Bir at arabasına yükleyip, Cevdet'in evine götürmüşler. Cevdet, 'Karım çırılçıplak heykelin salonun ortasında öylece durduğunu görünce yüzünü kapadı. Üzerini örtmem için yalvardı.' diye anlatıyor gülerek. Cevdet'in amcası Atıf, heykeli birkaç parçaya bölüp, parçaları ayrı ayrı satmayı önermiş. 'Heykelin başındaki renge bakınca altın olduğunu sanmıştım. Oğullarımdan biri heykelin parmaklarından birini kesip kuyumculara göstermeyi önerdi. 'Sonra aklımıza altın satış işleriyle uğraşan bir akrabamız geldi. Onu eve çağırdık. Heykele baktı ve bronz olduğunu söyledi. 'Ama bronz bir heykelin altın bir heykelden daha değerli olabileceğini söylemeyi de ihmal etmedi.' Cevdet heykeli Mısır'a kaçırmayı, burada satmayı düşündü. Ancak Hamas'ın iktidara gelmesinin ardından yürürlüğe sokulan ablukayı delmek için kazılan bu yeraltı kaçakçılık tünelleri Mısır ordusu tarafından önceki yaz kapatılmıştı ve artık kullanılmıyordu. Komşular sorular sormaya başlayınca, Cevdet Hamas'ın askeri kanatı İzzettin el Kassam tugayında komutan olan bir akrabasından heykeli saklamasına yardım etmesini istedi. 'Heykeli benden alanlar, sattıklarında bana yüklü bir para vereceklerini söylediler. Ama şimdiye kadar bize bir ödeme yapılmadı.' diyor. Heykel eBay'de satışa çıkarıldığında 500 bin dolarlık bir fiyat biçilmiş. Ancak sonra eBay'den de kaybolmuş. Heykelin durumuyla ilgili olarak kaygılandığını, renginin solmaya başladığını, tek gözünün çıkarıldığını anlatıyor. Paris'teki Louvre Müzesi'nden 500 kilogram ağırlığında, 1,75 metre boyundaki bu heykelin satın alınması için verilen teklifi değendirdiklerini söylüyor. Hamas, BBC'nin heykeli görme talebini reddetti. Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşayanlar, heykelin halen militanların elinde olduğunu, militanların heykeli Hamas hükümetine vermeyi reddettiğini söylüyor. Ancak heykelin kimin elinde, ne durumda olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.BBC Türkçe