Bütün kadınların vazgeçilmezi tabiki makyaj! Her kadına göre dozu, tarzı değişsede evden çıkmadan mutlaka ayna karşısında dakikalarımızı harcıyoruz.Ama bir yandan güzelleşme çabasıyla diğer taraftan sağlığımızı kaybetmeyi kimse istemez.Bu postumuzuda özellikle gözleri bozuk ve gözlük yerine lens kullanan kadınların dikkat etmesi gereken göz sağlıklarını koruyacakları ufak nüanslar var ! Makyaj yapmadan lensleriniz takmanız sizin yararınıza olacaktır, gözlerinize kaçması olası partikülleri engellemiş olur.Aynı zamanda makyajdan sonra lens takmak hem yaptığınız makyajın bozulmasına bulaşmasına sebep olacağından gereksiz bir stres yaratacaktır.Hem makyaj öncesi lens takıp hemde aşağıdaki püf noktaları uygulayarak sorunsuz ve sağlıklı bir makyaj yapmış olacaksınız.
Her yaşın ayrı güzelliği vardır sözü doğru olmakla birlikte, hepimiz genellikle daha genç görünmek ve yılların yüzümüzde oluşturduğu izlerden kurtulmak isteriz. Aslında gelişen teknoloji ile her alanda olduğu gibi estetik alanında da ister kadın ister erkek, tüm kişilere artık daha kalıcı ve etkili çözümler sunulabiliyor. Tercihini yine de doğal yöntemlerden yan kullanmak isteyen kişiler için de birçok bitkisel çözüm önerileri de sunulmakta. Yüzümüz, ellerimiz ve tüm problemli bölgeler için uygulayabileceğimiz bu yöntemler sonrasında daha genç ve ışıl ışıl bir cilde sahip olabiliyoruz.Yorgunluk, uykusuzluk, aşırı kahve tüketimi ve yaşa bağlı olarak ortaya çıkan göz altı torbaları da birçok insanın hayatını kâbusa çeviren, önemli bir cilt sorunudur. Göz altındaki deri, vücudumuzun en ince tabakalarından biri olduğundan dış etmenlere karşı daha savunmasızdır. Bu nedenle zaten ilk kırışıklıklar genellikle göz çevresinden başlar. Gözler yüzün odak noktasıdır; insanlarla ilk teması gerçekleştirdiğimiz en dikkat çeken bölgedir. Bu nedenle göz altındaki torbalar yüzün genel duruşunu bozmakta, daha yaşlı bir intiba uyandırmaktadır. Aknelerimizi bile uygun bir makyajla kapatabilirken, göz altı torbalarımızı saklayamayız. Aslında bu probleminizden etkili ve doğal yollarla kurtulabileceğinizi biliyor muydunuz?Her geçen gün yeni bir bitkinin, meyvenin insan vücuduna farklı bir faydası çıkıyor. Kanserden şekere, kolesterolden kansızlığa kadar birçok hastalığa çare olabilen bu bitkilerin elbette cilde de olumlu etkileri vardır.Göz altı torbalarının görünüşünü hafifletmek ve daha güzel bir görüntü elde etmek için sürekli yediğimiz ve tadına bayıldığımız çileği kullanabilirsiniz. Çilek dilimlerini göz altına koyup 10 dakika kadar beklediğinizde torbaların hafifleme başladığını fark edeceksiniz. Bunu haftada 1-2 kere yaparak göz altı torbalarınızın zamanla yok olduğuna şahit olabilirsiniz.Yine en çok bilinen yöntemlerden birisi olan çay poşetleri de zeytinyağı ile beraber kullanıldığında göz altında mucize yaratabilir. Demlendikten sonra çıkarılıp buzdolabında soğutulmuş çay poşetlerini, zeytinyağı ile silinmiş göz altlarına koyarsanız, bir süre sonra çayın içindeki maddelerin etkisi ile göz altı torbalarınız inmeye başlayacaktır.Çatlaklar ve selülit tedavisinde de kullanılan kahve telvesinin göz altı morluklarının renginin açılmasında ve torbaların toparlanmasında önemli bir etkisi vardır. Kahvenizi içtikten sonra israf etmeyip gözlerinizin altına sürün. Hem morluklarını almış hem de torbalarınızdan kurtulmuş olursunuz.İşte başka çok bilinen ama gerçekten de etkili olan bir yöntem: patates. Soyup dilimlediğiniz patatesleri göz altınıza koyup küçük bir şekerleme yapın. Kalktığınızda daha güzel bir görüntü ile karşılaşacaksınız. Çünkü uzun yıllardır kullanılan patatesin, göz torbalarında, göz altı morluklarında ve göz yorgunluğunu almada önemli bir rolü vardır.İnsanların çoğu artık pahalı kozmetikler yerine daha etkili olduklarını düşündükleri doğal ve bitkisel yöntemlere başvuruyorlar. Uygulamasının basit olması, hızlı ve nitelikli etkileri sebebiyle doğal yoldan güzelleşmenin peşinde herkes. Siz de bu yöntemleri kullanarak daha hoş bir görüntüye kavuşabilir, yaş almayla gelen minik belirtileri yüzünüzden silebilirsiniz.
Bakım ürünlerinden her ne kadar vazgeçemesek de aslında bizim ihtiyacımız olan herşey doğanın kucağında. .Her zaman doğal ürünlerin ve kendimizin hazırlayabileceği karışımlar tarafında olmalıyız.Bu vucüdumuzla zaten gereğinden fazla temas içinde olan kimyasalları azaltacak hem de bizi yan etkilerinden korumuş olacak.Her evin mutfağında olan bu doğal ürünlerle saçlarımıza gereken bakımla beraber ışıl ışıl görünmesini sağlamak çok kolay.Bakalım hangi ürünlerden nasıl faydalanabiliriz?
Saç dökülmesi yaşıyorsanız, hemen her gün bu konu hakkında farkı kaynaklardan bilgiler alır, saç dökülmesi nasıl önlenir diye çevrenizden fikir almaya başlarsınız. Özellikle çevrenizdeki insanlar tarafından saç dökülmesine bitkisel çözüm önerilerine maruz kalıp, saç dökülmesini önlemek için saatler süren, aslı astarı olmayan bilgilerle donanırsınız. İşte size saç dökülmesi hakkında 10 şehir efsanesi:
Karbonhidratlar, iki ucu keskin kılıçtır. Vücutta yağ depolamaktan sorumlu tek hormon olan insülinin tetikçisidir. Öte yandan uzun vadede yağ yakmak ve fit yaşamak için kaslı olmak şarttır. Bunun için de insülinin besinleri hücrelere taşıyıcı özelliğine ihtiyacımız vardır. En doğru karbonhidrat tüketim zamanı, sabah yapacağınız egzersizin öncesi ve/veya sonrasıdır
Ter yoluyla vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan saunayı kullanırken bunlara dikkat edin. Son yıllarda saunaların zayıflamak için gereğinden fazla kullanıldığını söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, saunaya girerken dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı. Kuru sıcaklıkla vücuttan terleme yolu ile toksin atımının bir yolu olarak kullanılan saunalar, doğru süre ve kurallarına uygun olarak yapılırsa, kas-eklem ağrılarından tutun da bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeye kadar vücuda olumlu etkileri var. Buradaki en önemli noktalardan biri sauna sıcaklığını doğru ayarlamak ve 100 dereceyi geçmemek gerekiyor. Aralıklı olarak su ile ortamı hafif nemlendirmenin solunum sistemini rahatlatıcı etkisi olur. Bununla birlikte sauna için girilen odanın mutlaka aralıklı olarak havalandırmasının yapıldığından emin olmak gerekiyor. Saunayı en fazla haftada 3 gün ve günde 15 dakikadan fazla kullanmamak gerekiyor. Özellikle ilk kullanımlarda 3-5 dakika ile başlayıp günler içinde yavaş yavaş saunada kalma süresi arttırılabilir, ancak on beş dakikayı geçmemek gerekiyor. Kalp hastalarının, şeker hastalarının, tansiyon hastalarının, böbrek hastalarının ve astım hastalarının saunayı kullanmamaları gerekir. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalarda da düzenli saunaya giren erkeklerde, sıcağın sperm sayısını azalttığı kanıtlandı. Kısırlık problemi yaşayan erkeklerin de saunaya girmemeleri doğru olur. Sauna kişiyi zayıflatmaz. Çünkü saunada vücuttan terle su kaybedilir. Her ne kadar saunadan çıktıktan sonra vücut hafiflemiş gibi hissedilse de, burada kaybedilen sadece vücut suyudur. Zayıflamak için vücut yağ dokusundan kaybetmek gerekir. Yağ dokusundan ağırlık azaltmanın da en iyi yolu düzenli egzersiz yapmak ve doğru beslenmekten geçer. Çok yoğun egzersizin üzerine saunaya girmeyin. Çünkü egzersizle vücut su kaybetmiştir, üzerine ayrıca saunaya girilirse çok fazla su kaybına bağlı bayılmalar ve kalpte ritim bozuklukları ortaya çıkabilir. Saunadan önce çok fazla çay ve kahve içmeyin. Çünkü çok fazla çay, kahve içmek vücutta idrar atıcı etki gösterir. Üzerine ayrıca sauna yapılırsa yine vücudun sıvı-elektrolit dengesi bozulur. Saunaya girmeden önceki gün ve saunaya gireceğiniz gün tuz oranı yüksek yiyeceklerden (turşu, tuzlu peynir, tuzlu krakerler, salamura yiyecekler, çerezler vb.)kaçının. Çünkü fazla tuz tüketmek vücudun su ihtiyacını arttırır. Bir de susuz vücudu sauna ile iyice susuz bırakırsanız ciddi sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. Saunaya girmeden önce vücudunuzun nemli olmasına özen gösterin. Sauna öncesi hafif ılık suyla vücudunuzu ıslatabilirsiniz. Sauna öncesi en az 2 bardak su içmeyi unutmayın. Saunadan sonra da 2-3 bardak su içmeye özen gösterin.
Özellikle kış aylarının vazgeçilmezi olan çay, keyifli anlarda içilecek sıcacık bir mola olmanın yanı sıra güzelliğin kapılarını da aralıyor. Bu maske cildinizdeki toksinlerin atılmasına yardımcı olacak. Üç yemek kaşığı yoğurtla bir tatlı kaşığı bal ve çayı karıştırın. Gözlerinizi koruyarak yüzünüze sürün ve 20 dakika beklettikten sonra yıkayın. Cildinizdeki yumuşaklık ve canlılık hissini hemen fark edeceksiniz. Özellikle yorucu bir günün ardından ya da bilgisayar karşısında uzun süre kaldıysanız veya akşam çok geç uyuduysanız, gözleriniz şiş ve yorgun görünebiliyor. Fakat bu durum canınızı sıkmasın. Birçok derde çare olan çay şiş gözler konusunda size yardımcı olabilir. Bunun için iki poşet çayı yarım çay fincanı kaynar suda 15 dakika demleyin sonra buzdolabında biraz soğumasını bekleyin. Buzdolabında soğuduktan sonra iki parça pamuğu çaya batırın, sıktıktan sonra göz kapaklarınızın üzerine yerleştirin ve yaklaşık 10 dakika kadar bekletin. Gözlerinizin çok daha iyi göründüğünü göreceksiniz. “Saçlara da çay sürülür mü?” diye sormayın. Eğer saçlarınız yıprandığı için cansız ve mat görünüyorsa çay banyosu gibisi yok. Saçlarınızı ilk olarak normal şampuanınızla yıkayın ve durulayın. Sonrasında daha önce demlediğiniz çayı saçınıza dökün ve yaklaşık beş dakika kadar saçınızda bekletin. Saçınızı duruladıktan sonra kurutma makinesi yardımıyla değil de kendi kendine kurumasını bekleyin. Ardından saçınıza istediğiniz gibi şekil verebilirsiniz. Çayın içeriğinde bulunan tein adlı madde hem uyarıcı hem de susuzluğu giderici özellikler içeriyor. E vitamininden 20 kat daha güçlü bir antioksidan olan polifenol adlı madde ise kan dolaşımını hızlandırırken, hücrelerin oksitlenmesini önlüyor ve cildin yaşlanmasını geciktirerek sıkılaştırıcı bir etki sağlıyor. Özellikle kuru ciltler için kurtarıcı görevi gören çayı güvenle kullanabilirsiniz. Nemlendirici yüz kreminizin içerisine biraz çay ekleyin ve yüzünüze gece yatmadan önce sürün. Sonra cildinizi ılık suyla yıkayın ve kurutun. Cildinizin yumuşacık olduğunu göreceksiniz. Çayın içeriğinde bulunan doğal astringent isimli madde doğal bir sıkılaştırıcıdır. Bu nedenle cildinizi sadece çayla yıkama bile canlanmasına yardımcı oluyor. Not: Yapılan araştırmalara göre yüzü siyah ya da yeşil çay ile yıkamak cilt kanserinden de korunmaya yardımcı oluyor. Eğer yüzünüzde sivilce çıkacağına dair işaretlerin farkına vardıysanız önleminizi çayla alabilirsiniz. Bir poşet çayı birkaç dakika sıcak suda demledikten sonra poşeti çıkarın ve biraz soğumasını bekleyin. Sonra sivilcenin çıkacağı yere koyun ve 5-10 dakika sivilcenin üzerinde bekletin. Poşeti aldıktan sonra sivilcenin olduğu yeri bir süre yıkamayın. Sivilce üzerinde yarattığı etkiye inanamayacaksınız!
Ekmeksiz Diyet efsanesi, temel besin maddesi ekmek olan Türk toplumunun sağlığını ciddi anlamda tehdit ediyor. Yapılan birçok araştırma düşük glisemik indeks ve yüksek protein diyeti uygulamasının kilo kaybının yanı sıra kardiyovasküler risk faktörlerini de artırdığını gösteriyor. “Doygun’la Hayata Dair Projesi”nde görev alan Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, ekmeksiz diyet olmayacağına dikkat çekiyor. Ekmeğin popüler ve bir o kadar da yanlış diyetlerde iddia edildiği gibi kilo aldırmadığını aksine verdirdiğini söyleyen Kanar, doya doya ve sağlıkla zayıflamak için beslenme programında tam tahıllı ekmeklere yer verilmesinin şart olduğunu vurguluyor. Ekmeksiz diyetlerle sağlıklı zayıflamanın hayal olduğunu söyleyen Diyetisyen Elvan Odabaşı Kanar, “Düşük karbonhidratlı beslenmeye ve yüksek protein ile yağ alımına dayalı ekmeksiz diyetler başlangıçta hızlı kilo kaybı sağlıyor, ancak uzun süreçte iyi düzenlenmiş bir beslenme programı ile aynı kilo kaybı gözleniyor. Araştırmada bireylere bir yüksek bir de düşük karbonhidratlı diyet uygulanıyor. Düşük karbonhidratlı diyeti yapanlarda 3. ve 6. aylarda fazla ağırlık kaybı gözlemlenirken 12 ayın sonunda iki diyet tedavisi arasında farklı bir sonuç bulunmuyor. Farklı bir bilimsel çalışmada ise düşük karbonhidratlı diyetlerde 6. ayda ağırlık kaybının durduğu belirtiliyor” dedi. EKMEKSİZ DİYETLER PEK ÇOK SAĞLIK PROBLEMİNİ BERABERİNDE GETİRİYOR Diyetisyen Kanar, vücudumuz için gerekli olan ekmekten vazgeçmeden zayıflamanın en sağlıklı yol olduğunu belirterek, “Ekmeksiz bir diyet bireylerde kalp damar rahatsızlıklarında, böbrek hastalıklarında, yeme ve davranış bozukluklarında, diyabet hastalığında, karaciğer hastalığında ve daha birçok sağlık probleminde artışa neden olabiliyor. Karbonhidrattaki her 20 gram azalış kardiyovasküler hastalık riskini yüzde 5 artırıyor” Birçok çalışmada düşük glisemik indeks ve yüksek protein diyeti uygulamasının kilo kaybının yanı sıra kardiyovasküler risk faktörlerini de artırdığının saptanmış olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Kanar, tam tahıl tüketen bireylerde bazı hastalıkların riskinin önemli derecede azaldığını, kalp hastalıkları riskinin de yüzde 25 ila 36, tip2 diyabet riskinde yüzde 21 ila 27, GİS kanserleri riskinde yüzde 21 ila 43, obezite riskinde ise yüzde 47 oranında düşüş sağlandığını açıkladı. Kanar, karbonhidrattaki her 20 gram azalış ve proteindeki her 5 gram artışınkardiyovasküler hastalık riskini yüzde 5 artırdığını belirtti.
Lens kullanan bayanlar , göz sağlığınız için makyaj yaparken bu noktalara dikkat etmelisiniz. Lenslerinizi daima makyajdan önce takmalısınız. Böylece gözünüze partiküllerin girmesini önlemiş olursunuz. Makyaj sonrası lens takmak için bu işte uzman olmak gerekir. Bunu makyajı bozmadan ya da lenslerinize makyaj bulaştırıp görüşünüzü bozmadan yapmak hem oldukça zordur hem de sizi gereksiz bir riske ve strese sokar.Toz pudralar yerine sıkıştırılmış pudralar kullanın. Böylece pudra partiküllerinin gözünüze kaçma riskini en aza indirmiş olursunuz.Allık sürerken tozlanmayı minimuma indirmek için fırçayı yüzünüzde yavaşça gezdirin, darbelerden kaçının. Yumuşak kılları olan büyük ve temiz bir fırçayla ;
Yabancı dizilerin Türk yapımı dizilerden daha çok tutulduğu bariz bir gerçek. Her gün bir dizinin yeni bölümünü heyecanla bekliyoruz. Peki 'şu sıralar' en çok sevilen bu yabancı diziler hangileri? Ufak bir not, sıralamalar popülerlik sırasını belirtmemektedir. Galeri oluştururken çok kullanılan yabancı dizi izleme sitelerinin popüler diziler listeleri dikkate alınmıştır.
Dudaklar yüz bölgesinin en dikkat çeken uzuvlarından bir tanesidir. Üstelik dolgun ve yüzle orantılı bir şekilde biçimlenmiş sağlıklı dudaklar, hemen herkesin hayallerini süslüyor. Dudak ameliyatları denilince aklımıza ilk olarak, dudak dolgusu işlemleri ve ya yağ transferi işlemleri geliyor. Aşağıda sayacağımız bazı dudak büyütme ipuçları sadece kozmetik olarak dudakların daha büyük ve dolgun görünmesine neden olacak ufak ve geçici uygulamalardır. Her sabah dudaklarınıza bu denli zaman ayırmak ve vakit kaybetmek istemiyorsanız, sizleri konforlu dudaklara sahip olmak için yağ transferi yaptırabilirsiniz.
Çok basit formüllerle daha güzel görünmek mümkün. Örneğin diş macunu yardımıyla sivilcenizi küçültebilir, sirke sayesinde de parlak saçlara kavuşabilirsiniz. Akan makyajınızı düzeltin Makyajınızı yeniden yapmak için zamanınız yoksa bir kulak pamuğunu makyaj temizleyicisine batırın ve makyajınızın yalnızca akmış veya bulaşmış bölgelerini silin. Tırnağınızı yapıştırın Kırıldığı zaman tırnağınızı koparmak yerine, bir damla Japon yapıştırıcısını kırıldığı yere damlatın. Üzerine en sevdiğiniz ojeden yoğun bir tabaka sürün. Kırık çizgiyi kamufle etmek için kırmızı, bordo veya mercan gibi mat renkleri tercih edin. Kırmızı ruju dağıtmayın Kırmızı ruju ovalayarak çıkarmak, rujun ağız çevresine dağılıp, kötü görünmesine sebep olur. Bunun yerine, küçük bir makyaj pamuğunu veya kâğıt mendili makyaj temizleyicisine batırıp rujunuzu silmeniz daha uygun olacaktır. Kaşlara göz kremi… Yoğun bir göz kremini kaşlarınıza uygulayarak onları da nemlendirmeniz mümkün. Ayrıca kepeğe benzeyen o beyaz zerreciklerden de kurtulmuş olursunuz. Çözüm kabartma tozunda Uyguladığınız bir otobronzan sonrasında cildinizde çizgiler meydana geldiyse, banyo lifinin üzerine koyacağınız bir miktar kabartma tozu ile cildinizi ovarak bu çizgilerden kurtulabilirsiniz. Fırçanıza saç spreyi sıkın Saçlarınızı kuruttuktan sonra fırçanızın üzerine bir miktar saç spreyi sıkın ve saçınızı tarayın. Böylelikle saçlarınız kaskatı olmadan hacmini ve parlaklığını koruyacak.
Selülitler sanıldığı gibi kilo bakımından problemli olan kadınların ortak sorunu değildir. Selülitler zayıf kişilerde de bazı bölgelerde ortaya çıkabilir. Selülitin altında yatan neden her zaman kilo değildir. Selülitten kurtulmak için kilonuzu belli seviyelerde korumanız gerekmektedir. Kilosunu koruyan kadınlarda selülit ve çatlak oluşumuna daha az rastlanmaktadır. Şişman kişilerde aniden kilo verme ve yağlı yiyeceklerle beslenme gibi durumlarda selülit görülür. Kilo vermek istiyorsanız bunu belli bir zamana yaymalısınız. Yaklaşık bir seneyi kapsayan bir zaman diliminde kilolarınızı vermeniz idealdir. 1 ayda verilen kilolar size selülit ve çatlak olarak mutlaka geri döner.
'Tansiyonum çıktı galiba, ölçtürsem iyi olacak. Kesin yükseldi. Bir ölçüver…' gibi sözleri aile büyüklerimizin hemen hemen hepsinden çok sık duyarız. Herkes eline tansiyon ölçüm aletini alır ve bildiği/gördüğü kadarıyla ölçümü yapar. Ancak ne kadar doğru ölçüldüğü çok önemlidir. Hisar Intercontinental Hospital Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Yılmaz Güneş’ten kan basıncının nasıl ölçülmesi gerektiğini öğrendik… Kan Basıncı Nasıl Ölçülür? • Kan basıncı çok basit olarak sfigmomanometre adı verilen cihazlarla ölçülür. • Ölçüm öncesindeki 30 dakikalık süre içinde kişinin sigara, çay veya kahve içmemiş; kafein almamış ve tercihen yemek yememiş olması gerekir. • Ölçümlere, hasta sessiz bir odada en az 5 dakika istirahat ettikten sonra başlanmalıdır. • Oda ne soğuk ne de çok sıcak olmalıdır. • Dijital cihazlarda hata payı olmakla beraber farkındalığı artırması nedeniyle tavsiye edilmektedir. Ancak zaman zaman kontrolü yapılmalıdır. • Koldan ölçüm yapan cihazlar daha sağlıklıdır. Yüksek Kan Basıncının Tespit ve Tedavisi Kurtarıcı Olabilir! Yüksek kan basıncını tespit ve tedavi etmenin temel amacı, kalp-damar hastalığı ve ilişkili olarak ölüm oranını azaltmaktır. Kalp-damar hastalıkları için risk sadece kan basıncı düzeyi değil, aynı zamanda hedef organ tutulumu, risk faktörlerinin varlığı ve yokluğu ile ilişkilidir. Hiçbir kalp-damar risk faktörü olmayan 30 yaşında bir bireydeki tansiyon yüksekliğinin şiddeti, bu hasta için kısa vadede önemli bir olay yaşanmasını öngörmez. Bu kişinin ilaç tedavisinden çok; sağlıklı yaşam kurallarına uyması yeterli olacaktır. Ancak aynı yaş ve aynı düzeydeki tansiyon değerleri diyabet, kolesterol yüksekliği olan ve sigara içen bir bireyde yakın dönemde kalp-damar hastalıkları yaşanma riskini beraberinde getirdiği için ilaç tedavisi alması uygun olabilir.
Kadınlar hayatları boyunca kilo mücadelesi vermek zorunda kalır. Çok az kadın bu savaştan uzak yaşar! Her yaşın ayrı bir güzelliği var denildiği gibi, aslında her yaşın da ayrı beslenme kuralları, uzak durulması gereken yeme davranışları bulunur. Kadınların yaşamlarındaki 4 ayrı yaş dönemleri, 4 Yapraklı bir yonca gibi birbirinden hem ayrılır, hem de yaşlarına özel beslenme önerilerini hayatları boyunca uygulamaları sayesinde bir bütünlük de oluşturur. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı Vardarer, kadınlara bu 4 yaş grubuna özel beslenme önerileriyle, sağlıklı kiloda kalmanın yollarını anlatıyor.30'lar... Haftada 4-5 defa kırmızı et30'lu yaşlar gençlikten yetişkinliğe geçişin ilk dönemi olmanın yanı sıra, genellikle kadınların doğurganlık çağı olması nedeniyle de önem taşır. Bu dönemde vücut gelişimleri tamamlanmış olan kadınların, sağlığı ve gençliği korumaya çalışılması gerekir. Bu nedenle özellikle kalsiyum, folik asit ve C vitamininin yeterli düzeyde alınması, adet kanaması sonucu kansızlık oluşabileceği için demir içeriği yüksek gıdaların tüketilmesine dikkat edilmesi gerekir.Öneriler:Her gün 2 bardak süt içmek veya yoğurt yemek, yeşil Yapraklı sebzeleri ve meyveleri bol tüketmek kalsiyum ve folik asit ihtiyaçlarını karşılar.Haftada 4-5 defa kırmızı et yemek demir açısından gereklidir, yanında da taze meyve ve sebze tüketilmesi C vitamini sağlayacağı ve demir emilimine katkısı olacağı için gereklidir.Her gün bol miktarda sebze ve meyve tüketmek posa ve antioksidan alımını sağlamasından dolayı önem taşır.Alkol ve fast food tarzı yiyeceklerin fazla tüketilmemesi, bol su içmeye dikkat edilmesi gerekir.İlerleyen yıllara kilolu girmemek için fazla kalorili beslenmeden kaçınılmalı, eğer kilo fazlalığı varsa çok kısıtlı ve yanlış diyetler yaparak kilo verilmeme. Bu tür uygulamalar gelecekte metabolizmanızın bozulmasına ve belki de daha fazla kilo alımına yol açabilir.İskelet ve kas yapılarını korumak, kilo kontrolü için haftada en az üç gün düzenli spor yapmaya dikkat etmek, kardiyo egzersizlerine ağırlık vermek gerekir.40'lar... Enerji sağlayan besinler40 yaş grubu kadınların metabolik enerji harcamaları düşmeye başladığı için kilo almaya yatkınlık söz konusu olur. Vücudun enerji ihtiyacı daha az olduğu için yiyecek tüketiminin de ona göre ayarlanması gerekir. Bağışıklık sisteminin güçlü olması, yeterli miktarda B grubu vitaminin tüketilmesi, ileri yaşlara daha sağlam bir vücutla girebilmek için önem taşır. Eğer bu yaş dönemine fazla kilolu girilmişse hızlı olmamak kaydıyla kilo verilmesinde yarar var.Öneriler:Fazla kalori almamak için yiyeceklerin daha az yağlı olmasına ve şekerli gıdaların tüketilmemesine veya az tüketilmesine dikkat edilmeli.Bol miktarda sebze ve meyve tüketilmeli, kurubaklagil ve tahıl yemeye özen gösterilmeli.Vitamin ve mineral katkılı şekersiz kahvaltılık müsliler tüketilebilir.Yaşlanmaya karşı savaşmak için Omega 3 alımı ve antioksidant tüketimi önemli. Bu nedenle haftada 2 defa balık tüketmek, ceviz ve badem gibi yağlı tohumlara ağırlık vermek gereklidir.Kemik sağlığını korumak için kalsiyum ve D vitamini alımına dikkat edilmeli, her gün süt, yoğurt, az yağlı peynir, koyu yeşil Yapraklı sebzeler tüketilmeli.Haftada 3 gün çok düzenli egzersiz yapmaya devam edilmeli.Fazla enerji bulunan içeceklerden de uzak durulmalı, bol su içilmeli, günde 1-2 fincan yeşil çay içilmeli.
Olabilir! Eğer biraz dikkat eder de basit birkaç ayrıntıyı ciddiye alırsanız kilolarınızdan kurtulmanız mümkündür. İşte “diyet listelerinin yüzünü bile görmeden” kilo vermenin “ilk 10”u...Güzel uyuyun Uykusuzluğun kilo almaya, iyi ve güzel bir uykunun ise kilo kaybına sebep olduğu biliniyor. Uyku yoksunluğunun iştah artışı ve tatlı düşkünlüğüne yol açtığı çoktan kanıtlandı. Şekeri azaltın Çaya, kahveye şeker ilave etmeyi bıraktığınız, gazlı şekerli, kolalı içeceklerden vazgeçtiğinizde otomatik olarak kilo vermeye başlarsınız. Unutmayın, bir kutu kolalı içecekte ortalama 10 küp şeker kadar şeker ilavesi var. Yeşil çay ve bol su için Günde 4 fincan yeşil çay metabolizmanızda ciddi bir hızlanma sağlayabilir. Şeker ilave etmediğiniz ve içecek olarak meşrubatlarda da vazgeçtiğiniz takdirde işiniz daha da kolaylaşacaktır. Su içmek de kilo kaybını destekliyor. Porsiyonlarınızı küçültün Ne yerseniz yiyin ama porsiyonlarınızı yüzde 25 oranında küçültmeye bakın. Porsiyonun küçüklüğünü fark etmek istemiyorsanız daha küçük tabaklar kullanın. Sebze ağırlıklı beslenin Katı bir vejetaryen olmayın ama et ve süt ürünlerini bir kenara bırakıp yoğun sebze ağırlıklı bir beslenme planı uygularsanız kilo vermeniz kolaylaşacaktır. Alkolden uzak durun Alkolün her türlüsü kilo aldırır. Özellikle miktar kaçırıldığında alkol bir obezite davetçisine dönüşebilir. Sadece alkolden uzak durmak size haftada en az 800-1000 kalorilik bir tasarruf sağlar. Atıştırmayın Eğer öğün atlamaz, sabah-öğle-akşam öğünlerinde düzenli olarak beslenirseniz ara öğün ihtiyacınız zaten pek olmaz. Sabah sıkı bir kahvaltı, öğlen ortalama bir yemek, akşam erken saatlerde hafif bir beslenme planı en etkili diyet reçeteleri kadar etkili olabiliyor. Acıkmadıkça atıştırma yapmayın. Ekmekten uzak durun Beyaz ekmekle şeker, beyaz ekmekle pirinç pilavı arasında kilo kontrolü bakımından ciddi bir fark yoktur. Beyaz ekmekten kesinlikle uzak durun, “Ben ekmeksiz yapamam” diyorsanız tam tahıllı ekmekleri tercih edin ama bir dilimi geçmemek Bir beden küçük giyin Kıyafetleriniz ne kadar geniş, giyiminiz ne kadar rahat ve salaşsa kilo kontrolünüz o oranda bozuk olacaktır.Dar bir kıyafet giymek sizin kilo sorununa daha yoğun odaklanmanızı sağlayabilir. Bahar alışverişinizde bir beden küçük kıyafetler almak Yürüyün Her gün 100 kalori fazladan yakabileceğiniz bir aktivite mükemmel bir kalori tasarrufçusu ve bir o kadar da etkili
Bildiğiniz gibi ceviz hem ruhsal hem fiziksel sağlığımız için mucizevi bir besin ve uzmanlar günde en az 2 ceviz içi tüketmemizi öneriyor. Kafatasını andıran sert kabuğu, içerisindeki ince zarı ve kıvrımlı yapısıyla, adeta bir beyni andıran cevizin, sinir sistemimiz başta olmak üzere, tüm vücudumuza olan faydaları saymakla bitmiyor. Bu mucizevi besinin faydaları tabi ki sadece beynimizle sınırlı değil. İçerdiği Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri sayesinde vücudumuza bol miktarda enerji sağlar. Eğer kolesterol probleminiz varsa cevizin iyi bir kolesterol düşürücü olduğunu unutmayın. Kilo vermek istediğimizde özellikle öğün aralarında atıştırmalıklara ihtiyaç duyarız. Cevizi ara öğün olarak rahatlıkla tercih edebilirsiniz tabi ki abartmamak koşuluyla. Ara öğünlerde yiyeceğiniz birkaç ceviz, vücudunuzun açlık hissini azaltacak, böylece fazla yemek yemenizi engelleyecektir. Ceviz bağırsak problemleri için de doğal bir şifa kaynağı. İshal, kabızlık ve dizanteriyi engeller. Ceviz yağı, bağırsak kurtlarının vücuttan atılmasını kolaylaştırır. Taze ceviz hemoroid (basur) probleminin de tedavisini kolaylaştırır. Basur tedavisi için taze cevizi bir miktar balla karıştırarak yiyebilirsiniz. haber kaynağı: modernsaglik.net/beslenme-diyet
Eğer siz de bel ağrısı sıkıntısı çekiyorsanız, yalnız değilsiniz. Her 5 kişiden 4’ü aynı acıdan muzdarip. Ancak çok basit, herkesin kendisinin uygulayabileceği stratejilerle ağrılarınızı azaltabilir hatta tamamen kurtulabilirsiniz. Nasıl mı? Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, bel ağrısından korunmanın 11 yolunu sizler için yazdı. DAHA FAZLA EGZERSİZ YAPIN Eğer beliniz ağrıyorsa, daha az hareket ve istirahat etmenin ağrınızı azaltmak için iyi bir yol olduğunu düşünebilirsiniz. Bir veya iki günlük istirahat size yardımcı olabilir fakat daha fazlası ağrınız için faydalı olmayacaktır. Kas gerilmesi ve enflamasyonu (ödem) hafifletmenin en iyi yolu sürekli fiziksel aktiviteden geçiyor. KİLONUZA DİKKAT EDİN Daha fazla kilo (özellikle vücudunuzun orta kısmında), ağrı ciddiyetinizi daha da kötü bir seviyeye getirebilir ve beliniz de zorlamaya yol açar. SİGARA BEL AĞRISI YAPAR Eğer sigara kullanıyorsanız, bırakın. Sigara içmek besin içeren kanın, omurgadaki disklere akışını engellemektedir. Bu yüzden sigara içenler sıklıkla bel ağrısı çekerler. HANGİ POZİSYONDA UYUMALI? Eğer bel ağrınız varsa, doktorunuzla en iyi uyuma pozisyonu hakkında konuşun. Cenin pozisyonunda uyumanız bazen doktorlar tarafından tavsiye edilir. Sırtüstü mü yatmak istiyorsunuz? Dizlerinizin altına ve belinizin altına yastık koyun. Yüzüstü yatmak özellikle belinizin zorlanmasına yol açabilir. Eğer başka türlü uyuyamıyorsanız, kalçanızın altına yastık yerleştirin. DURUŞUNUZA DİKKAT EDİN Bel ağrınızı önleyen en iyi sandalye bel destekli veya arkası düz olandır. Otururken dizlerinizi kalçanızdan daha yüksekte tutun. Gerekirse ayaklarınızı bir sekmenin üzerine koyun. Eğer çok uzun süre ayakta kalacaksanız, başınızı dik tutun ve karnınızı içeriye çekin. Eğer mümkünse, bir ayağınızı sekmenin üzerinde tutun ve her 15 dakikada bir ayağınızı değiştirin. AĞIR ŞEYLERİ KALDIRIRKEN DİKKAT Bir şey kaldırırken nasıl kaldırdığınıza dikkat edin. Ağır şeyleri kaldırırken belinizden eğilerek kaldırmayın. Dizlerinizi bükün ve çökün, karın kaslarınızı kasın ve ayağa kalkarken kaldırdığınız objeyi vücudunuza yakın tutun. Bir şey kaldırırken vücudunuzu döndürmeyin. Eğer yapabiliyorsanız, ağır objeleri kaldırmaktan çok itin. İtmek belinize daha az zarar verir. TOPUKLU AYAKKABILARDAN KAÇININ Ağrı noktanızı genişletebilir ve belinizi incitebilir. 2.5 cm’lik topuk giyin. Eğer daha yüksek topuk giymek isterseniz, her zaman rahat alçak topuklu ayakkabılarınızı yanınızda götürün ki rahatsız ettiğinde ve yorulduğunuzda giyebilirsiniz. DAR KOT PANTOLON GİYMEYİN Çok dar kot pantolonlarınızı saklayın. Çok dar kıyafetler giymek eğilmeyi, oturmayı ve yürümeyi engeller ve bel ağrısını çoğaltır. ARKA CEPTEKİ CÜZDANI ÇIKARTIN Eğer aşırı dolu bir cüzdanla oturacaksanız, bu rahatsızlık edebilir ve bel ağrısı yapabilir. Eğer uzun süre oturacaksanız, mesela araba kullanırken arka cebinizdeki cüzdanı çıkarın. ÇANTAYI POSTACI GİBİ TAKIN Doğru çantayı seçin. Başınızdan geçirebileceğiniz uzun ve kalın saplı, ayarlanabilir kayışlı çantalar seçin. Postacı çantaları bu tür çantalardandır. Kayışın çantanın olduğu tarafta değil de diğer omuzda olması yükün ağırlığını eşit şekilde dağıtır ve omuzunuzun, belinizin ağrılardan en az etkilenmesini sağlar. Çok ağır bir çanta veya kayışsız bir çanta taşıdığınız zaman ellerinizi sürekli değiştirin ki vücudunuzda sadece bir tarafın ağırlığı çekmesini engelleyin. Çantanızı, sırt çantanızı gereksiz yere ağırlaştırmayın, hafifletin. BEL KUŞAKLARINI UNUTUN Bir çok bel destekleyicisi mevcuttur. Elastik bantlardan, özel korselere varana kadar. Belli ameliyatlardan sonra bunlar yardımcı olabilir fakat kronik bel ağrısına tedavi amaçlı yardımcı olduğu kanıtlanmamıştır.
Genelde melanomun ilk belirtisi var olan bir benin şekil, boyut, renk ve hissindeki değişmedir. Melanom yeni bir ben olarak da ortaya çıkabilir. Bendeki asimetri, sınır düzensizliği, bir çok renk içermesi, çapta büyüme olması, ve var olan bendeki son bir kaç aydaki değişme melanom belirtilerindendir. Melanomların görünüşleri birbirinden farklı olup bu belirtileri tümünü içermeyebilir. Büyük ve ileri evredeki melanomlarda kanama, kaşıntı ve ağrı olabilir. Yeni bir ben (diğerlerinden farklı görünen), yeni gelişen kırmızı veya daha koyu renkli hafif kabarık lezyon, iyileşmeyen yara, var olan benin boyut, şekil, renk ve hissinde değişiklik takip edilmelidir. Muayene tepeden tırnağa yapılmalı saçlı deri, yüz, kulaklar, el ve ayak tabanları, tırnaklar, parmak araları, genital bölge kontrol edilmeli, ayna yardımıyla sırt ve bacakların arka tarafı kontrol edilmelidir. Sıradışı bir oluşum saptandığında doktora başvurulmadır.
Türkiye'de geçen yıl 30 milyon kutu antidepresan satılmış, peki ya siz mutlu musunuz? Sizin için antidepresan yerine geçebilecek 7 etkili şeyi hazırladım.