Biz Aç Değiliz, Yalnızca Üzgünüz: Duygusal Yemek Yeme Hastalığını Anlamanın 5 Yolu
Acaba bu yazıyı okuyan kaç kişi sevgilisiyle ayrıldıktan sonra dört tane acılı lahmacunu nefes almadan mideye indirdi? Ya da belki de işten çıkarıldığınızı öğrendiğinizde kendinize büyük boy bir pizza ısmarlamıştınız?Yemekler bize bir konfor alanı sunabilir; zorlu bir günün ardından ihtiyacımız olan o kocaman ve sıcak kucağı bize yemekler açabilir. Bu nedenle stres durumlarında bedeninize bir ödül veriyormuşsunuz hissiyatıyla yemeklere saldırmak gayet çekici görünebilir. İşte buna literatürde 'duygusal yeme' deniyor.Stres, üzüntü, yalnızlık, sosyal bunalımlar ve dahası, bizleri 'duygularımızı' yemeye sürükleyebiliyor. Ne yazık ki, duygusal yemek yeme duygusal problemlerimizi çözmüyor, ne kadar yersek yiyelim sorunlarımız orada öylece bekliyor. Fakat bunun ayrımını nasıl yapacağız? Gerçekten aç olduğumuz anlar ile duygusal açlık durumunu nasıl ayırt edeceğiz? İşte gerçek fiziksel açlık ile duygusal nedenlerden kaynaklanan açlığı birbirinden ayırt etmenin 5 yolu;
Uçak Korkunuzu Yenmek İçin Yapabileceğiniz 10 Şey
Artık biletinizi alırken hangi tip uçakla uçacağınızı, uçağın özelliklerini görmeniz oldukça kolay. Daha büyük olmaları nedeniyle uçak korkusu olan bir çok kişi Airbus A330, A340, A380 veya Boeing 747, 767, 777 gibi büyük, çift koridorlu uçaklarda daha rahat ediyor. Uçağınızı alırken bu uçaklara denk gelmeye dikkat edebilirsiniz
Kaç Saat Uykuya İhtiyacınız Var?
Günlük sabit bir rutine sahip olmamak, alkol veya kahve, enerji içecekleri gibi uyarıcı etkiye sahip içecekler tüketmek, saatlerin alarmı ve gün ışığı, biyolojik saat olarak da bilinen günlük döngüyü etkileyebiliyor.ABD Ulusal Uyku Vakfı, uyku ihtiyacının belirlenmesinde bireysel hayat tarzlarının kilit öneme sahip olduğunu söylüyor ve yaş gruplarına göre genel tavsiyelerde bulunuyor.Yeni doğanlar (0-3 ay): İdeal olan, yeni doğan bir bebeğin her gün 14 ila 17 saat uyuması fakat 11 ila 13 saat arası da yeterli olabilir. Yeni doğanların 19 saatten fazla uyumamaları tavsiye ediliyorBebekler (4-11 ay): Tavsiye edilen süre 12-15 saat arası. En az 10 saat uyku da yeterli olabilir. Bebekler asla 18 saatten fazla uyumamalıYürümeye yeni başlayan çocuklar (1-2 yaş): Bu yaş grubunda olan çocukların 11-14 saat uyumaları tavsiye ediliyor fakat kabul edilen aralık 9-16 saatOkul öncesi dönem (3-5 yaş): Uzmanlar bu grup için 10-13 saat aralığını öneriyor. 8 saatten az, 14 saatten fazla uyku ise uygun görülmüyorOkul dönemi (6-13 yaş): Uyku Vakfı, 9 ila 11 saat arası uykuyu tavsiye ediyor. 7 saatten az veya 12 saatten fazla uyku ise sağlıklı görülmüyorErgenlik dönemi (14-17 yaş): Tavsiye edilen uyku süresi 8 ila 10 saat arası. Uyku Vakfı, 11 saatten fazla ve 7 saatten az olmaması gerektiği görüşündeGenç yetişkinler (18-25 yaş): BU yaş grubuna 7-9 saat uyku tavsiye ediliyor ve uyku süresinin 6 saatten az, 11 saatten fazla olmaması gerektiği belirtiliyorYetişkinler (24-64 yaş): Bu yaş grubuna genç yetişkinlerle aynı uyku süresi tavsiye ediliyorİleri yaş grubu (65 yaş ve üstü): Sağlıklı görülen uyku süresi günde 7-8 saat fakat bu sürenin 5 saatten az olmaması ve 9 saati de aşmaması tavsiye ediliyor.
Ev Yapımı Grip Pastili
Bu videomda yabancı içerikli bir videodan gördüğüm ev yapımı pastili anlatıyorum.Bunu yaparsanız hem bolca vitamin almış olur ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutmuş olursunuz.Üstelik içinde ne olduğunu bilmediğiniz ilaçlara para vermekten de kurtulursunuz :)
Müzik Yaşlılarda Hafızayı Köreltiyor
Yeni bir araştırma, bazı kişilerin rahatlamasını sağlayan müziğin yaşlılarda odaklanma becerisini azalttığı, dolayısıyla isim ve yüzlerin hatırlanmasını zorlaştırdığı ortaya çıktı.ABD'de Georgia Üniversitesi'nden bilim insanları, farklı yaşlardan gönüllülere altında isimleri yazan birçok kişiye ait fotoğraflar gösterdi.Bilim insanları, birkaç dakika sonra fotoğrafların üzerine yazan isimlerin bazılarını değiştirerek sessiz bir ortamda, sözsüz rock parçaları, Eric Clapton, Jefferson Airplane ve Rush gibi şarkıcı ve grupların çok bilinmeyen şarkıları eşliğinde katılımcılara hangi eşleşmelerin doğru olduğunu sordu.Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri müzikten biraz rahatsız olduklarını belirtse de yüz ve isim eşleştirme başarılarının bundan etkilenmediği görüldü. Ancak yaşlılarda dinletilen müziklerin hatırlamayı zorlaştırdığı, bu kişilerin isim ve yüzleri anımsamada daha az başarılı olduğu belirlendi.Bilim insanları yaşlıların ortamla ilgisi bulunmayan sesleri önemsememek ve odaklanmak konusunda gençlerden daha fazla zorlandığını belirtti.Bakım evlerinde çalışanların, yaşlılarla öğrenme çalışmaları yaparken ortamda müzik olmamasına dikkat etmesi ya da çalışan yaşlıların toplantıları sessiz bir yerde yapması önerisinde bulunan bilim insanları, ayrıca araba kullanırken kaybolunduğunda radyonun kapatılmasının yön bulmaya yardım edebileceğini vurguladı.Araştırmanın sonuçları ‘The Gerontologist’ dergisinde yayımlandı.AA
Reklam
Tekrarlayan Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor
Ağzınızdaki yaralar sürekli tekrarlıyor, uçuklar bir türlü geçmek bilmiyorsa dikkat. Bağışıklık sisteminiz tehlike çanları çalıyor demektir. Bunun için ise ilk yapılması gereken şekerli gıdaları hemen kesip bir uzmana başvurmaktır. Çünkü basit gibi görünen bu ağız yaraları sadece vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi enfeksiyona bağlı tehlikeli hastalıkları da işaret ediyor olabilir.Birçoğumuzda zaman zaman rastlanan aft ve uçukların masum olmadığı konusunda uzmanlar uyarıyor. Aft ve uçukların en büyük etkisinin bağışıklık sistemi üzerinde gerçekleştiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Duraksoy, ”Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; ağzımızdaki tekrarlayan yaralar, geçmeyen uçuklar bağışıklığımızın bozulduğunun en önemli aynasıdır. Çeşitli tedaviler deneriz, ağız gargaraları kullanırız ama bunlardan bir türlü kurtulamayız. Yaşam kalitemiz düşer çünkü rahatlıkla ne yemek yiyebiliriz ne de içebiliriz. Aslında çözümü ve tedavisi basittir ancak bunun için doğru testlerin yapılması ve tanı koyulması gerekir.” dedi.ARAŞTIRMA KİŞİYE ÖZEL YAPILMALIDIRTekrarlayan aft ve uçukların akla hemen Behçet hastalığını getirdiğini belirten Uzman Dr. Ülkü Duraksoy, tek nedenin bu olamayacağını belirtti ve kişiye özel, farklı testlerle bu yaraların kaynağının tespit edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Duraksoy, şu önemli bilgileri paylaştı: ”Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda, kişinin neden sıkça ağız yarası veya uçuk çıkardığını ya da neden sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz. Genelde biz hekimleri bu konuda sürükleyen çok net araştırma basamakları maalesef bulunmamaktadır. Tekrarlayan ağız yaraları deyince akla hep Behçet Hastalığı gelir. Bunu da mutlaka araştırmak gerekir ama bu, hastalarımızı uzun, bunaltıcı bir seri test silsilesine sokmak demektir. Oysa Behçet hastalığından çok daha sıklıkla görülen, ağız yaralarına neden olan ve taranması gereken başka durumlar vardır. Bunlardan bir tanesi B vitamini eksikliğinin tespit edilmesidir. Kişide B vitamini eksikliğine neden olan tiroid hastalıklarının özellikle Hashimato ve otoimmun tiroidlerinin olup olmadığının araştırılması gerekir. B 12 vitamin kaybına neden olan mide mikrobunun da olup olmadığını araştırmak gerekir. Bunlara bağlı herhangi bir nedenden kaynaklanıyorsa, tedavi çok basittir. Eğer bunlarla alakalı bir durum değilse o zaman Behçet taramasına gitmek gerekir.”MİDE MİKROBU TESTİ ATLANMAMALIPek çok rahatsızlık gibi tekrarlayan ağız yaralarının da nedenlerinden biri olan mide mikrobunun mutlaka araştırılması ve tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Ülkü Duraksoy,” Helikobakter Pylori dediğimiz mide mikrobu gastrit ve ülser yapan tüm mide ve on iki parmak barsağını tutabilir. Bu mikrop sadece bu bölgeyi etkilemez, tüm sindirim kanalını etkiler ve aşırı gaz ve dışkılama değişikliklerine de yol açar. Vitamin emilim bölgelerini de etkilediği için unutkanlık, halsizlik, yorgunluk ve sinirliliğe hatta depresyona da yol açabilir. Kişi bazen hiç mide ağrısı çekmez, sadece gaz yakınması veya ishal ya da kabızlık ve gaz yakınması şikayetleri yaşar. Bazen ise sadece unutkanlık ve ağız yaraları ile kendini gösterir. Bu mikrop Türkiye’ de yüzde 80-93 oranlarında pozitift sonuçlar veriyor ama herkeste hastalık yapmıyor. Kişinin tedavisi sırasında tüm bağışıklık sisteminin elden geçirilmesi ve kişiye özel değerlendirme çok önemlidir. Bu değerlendirmede; kişinin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği hastalıklar, tüm aile ve yakın akraba ağacındaki hastalıklar değerlendirilmeli. Kişinin yaşam şekli değişikliği varsa o ele alınmalı. Uyku düzeni ve horlaması, burun tıkanıklığı var mı sorulmalıdır. Su içme miktarı ve ne tip suyu tükettiği ile güneşlenmesi veya güneşlenmemesi hatta güneşlenme şekli sorulmalıdır. Beslenme şekli sorgulanmalı; hangi gıdaları çok sevdiği, hangi tip eti ve yağı tükettiği, nasıl tükettiği ve ne sıklıkta beslendiği gibi konular da irdelenmelidir. Hastaya bu denli titizlikle yaklaşılmaz ise basit bir ağız yarası veya uçuk dediğimiz hastalık beyine giden kanalların üzerinde veya gözümüzde çıkar ki çok ciddi sonuçlara götürür. Herpes ensefalit, yüz felci gibi durumlara dahi neden olabilir .”şeklinde konuştu.Pegarose.com
Kapari ve Faydaları
Kapari, bir diğer adı ile geber otu; Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde yetişir. Gebellikle: Batı Anadolu , Orta Anadolu’da Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişmektedir. Kapari bitkisi: çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyür ve dikenlidir. Kapari; fosfor, potasyum ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Killi toprakları seven bu bitki, güneşe olan düşkünlüğü sebebiyle genellikle güneşe bakan yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kandiliğinden yetişir ve iyi gelişir.Çiçek tomurcuklarında oldukça fazla a vitamin ve protein vardır.Yapılan bir araştırmaya göre 100 g çiçek tomurcuğunda kuru madde olarak;67 mg fosfor,9 mg demir,24 mg protein,12 mg selüloz,2 mg lipid olduğu saptanmıştır. Gıda, kozmetik ve ilaç sanayiinde oldukça faydalandığımız kapari, salamura halinde yurtdışına ihraç edilir. Konserve kapari; turşu, salata, pizza üstü, balık ve av etleri yanında garnitür olarak tüketilebilir. Tomurcukları ise bir kavanozda tuzlu suda üç ay bekletilir, içine bire bir oranında sirke konur ve on gün sonra tüketilir. Kapari oldukça faydalı bir bitki olması ve ülkemizde yetişmesi sebebiyle Türkiye’ye döviz getiren bir bitkidir. İspanya, senelik 20 milyar dolar kazandıkları tomurcukları sayesinde, kapariyi “Milli Bitki”ilan etmişlerdir. Kapari, İspanya’da devlet korumasındadır.Kapari, 400 yıl önce Evliya Çelebi’nin de keşfettiği bir bitkidir. Evliya Çelebi dahi, kitaplarında kapariden söz etmekten kendini alamamıştır. Akdeniz ülkelerinde, geçmişten günümüze kadar gıdalarda ve ilaçlarda tedavi amaçlı olarak kullanılmasının yanında, kozmetik sanayisinde de kapariden yararlanılmaktadır.Kaparinin bezelye büyüklüğünde tomurcukları vardır. Bu tomurcuklar; protein, vitamin, mineraller yönünden oldukça zengindir. Bunun dışında bu tomurcuklar oldukça doyurucudur da. Kaparinin tomurcukları dışında, toplum arasında “karpuzcuk” şeklinde isimlendirilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkeden geçirilip, tüketilebilmektedir. Kaparinin tomurcukları, uçları yani tüm bölümleri oldukça faydalıdır. Dal uçları ve tomurcukları genellikle gıda sektöründe; sert olan dalları, kökleri ve meyveleri de kozmatik ve ilaç sektöründe kullanılmaktadır.Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan araştırmalar, kapariyi; antitümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasına sokmuştur.Kapari, özellikle Antalya’nın Tekirova bölgesindeki tüm sahillerde bulunabilir. O çevredeki marketlerin hemen hemen hepsinde, kapari tomurcuğunan yapılmış turşular bulunabilir. Kaparinin meyvesinden de turşu yapılır. Meyvesinden yapılan turşu daha da faydalıdır.Kaparinin FaydalarıAğrı kesici özelliği ile ön plana çıkar.Sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olur.Kabızlık giderici özelliği vardır.Oldukça iyi bir idrar söktürücüdür.Balgam söktürücü özelliği vardır.Adetlerin düzene girmesini sağlar.Solucan ve parazitlerin düşmesine yardım eder.Romatizma ağrılarına oldukça iyi gelir.Felç riskini azaltır.İskorbit hastalığında faydalıdır.Kan bozukluklarına iyi gelir.Gut hastalığı için oldukça yararlıdır.Antitümör etkilidir.Mide sorunlarına ve ülsere oldukça faydalıdır.Hemoroid sorununa oldukça faydalıdır.Dalak büyümesi için oldukça faydalıdır.Kalça rahatsızlıklarının belirtilerini hafifletir, riskleri azaltır.Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiği için önerilen bitkiler arasındadır.Karaciğer işlevlerini düzenler.Multipl Skleroz (MS) hastalığında oldukça iyi gelir.Cinsel gücü arttırıcı özelliği olduğu için çocuk isteyen çiftlere önerilir.Kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmez, ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Kapari faydalı olduğu kadar, zararlı bir bitkidir de. Zehirleyici olabilir. Bu sebeple mutlaka işlenmiş kapari ya da tablet halinde satılan kaparileri tüketmek gerekmektedir. Toplanır toplanmaz tüketilir ise, zehirleyebilir. İlk önce gölgede kurutulmalı ve zehri alınmalıdır.Kapari Nasıl Kullanılır?Kapari özellikle çiçeklerinin tohumları açmadan toplanır ve ilaç yapımı için tedavi maksatlı kullanılır. Bunun dışında meyveleri ve yaprakları da kullanılan alanlarıdır. Turşusu yapılabilir. Salatalarda ve özellikle balık tarifleri için oldukça lezzetli bir tercihtir.Kapari Hangi Hastalıklarda Kullanılır?MS Hastalığında:Uzmanlar özellikle MS hastalığında kapari karpuzunu şiddetle tavsiye ederler. Kullanım şekli ise şöyledir: sabah ve akşam olmak aç karnına olmak üzere gün aşırı bir küçük kavanoz tüketilmelidir. Şayet tüketilirken zorlanılıyor ise, zeytinyağı ve limon ekleyerek tadı yumuşatabilirsiniz. Bunun dışında MS hastaları, takviye için tomurcuk salamurası da tüketebilirler. Kapari tomurcuk salamurası da: sabah ve akşam olmak üzere aç karnına, 1 kasenin içine büyük kavanozun 1/7 sini koyup, zeytinyağı, kekik, ve nar ekşisi eklenerek tüketilmelidir.Şayet kortizonlu ilaç kullanılıyorsa, kapari tuz ihtiva ettiği için tüketilmesi önerilmez. Fakat kortizon tedavisi bittikten sonra tüketilmesinde bir sakınca yoktur.Kapari çayının sakinleştirici özelliği ve ağrı kesici, antitoksidan özelliği ile kullanılması doktorlar tarafından tavsiye edilir. Bunun ötesinde kapari çayının kan temizleyici özelliği de bulunduğu için MS hastalarına tavsiye edilir.Kapariden Nasıl Çay Yapılır?6 bardaklık sıcak su içine, yarım ya da bir çay kaşığı kapari çayı ekleyiniz. 5 dakika kadar demlendiriniz ve şeker koymadan tüketiniz.Günlük olarak, sabah-öğle-akşam aç karnına 3 bardak kapari tüketiniz.Ms tedavisi için faydalarını gözünüzle görmek isterseniz; 3 aylık düzenli kapari kullanımı ardından MR çekimi yaptırınız ve kapariden önceki MR ile kıyaslayıp doktorunuz ile paylaşınız.Kan Hastalıkları İçin Kapari Kullanımı Bu hastalıklar: Lösemi-Anemi-Kansızlık-Trombosit düşüklüğüdür.Kan hastalıkları için tüm kapari ürünleri önerilmektedir. Özellikle reçel ve marmelat bu hastalıklar için öncelikli olarak tavsiye edilir.Reçel ya da marmelat hali: Sabah ve Akşam olmak üzere, aç karnına minimum 2-3 tatlı kaşığı tüketilmelidir. Kaparinin reçeli ya da marmelatı kahvaltıda ya da ara yemeklerde de tüketilebilir.Kapari, bir ilaç değildir. Tamamen doğal olan bir bitkidir. Bugüne kadar herhangi bir zararı bildirilmemiştir. Ancak şeker hastası olan kişilerin reçel ve marmelatı tüketmesi sorun olabilir. Diyabetik kişiler, reçel ve marmelatı tüketmeye başlamadan önce doktoruna danışabilir.Kapari karpuzu ve kapari tomurcuğu salamurası da çoğunlukla salatalarda, kahvaltıda ve sos şeklinde tüketilebilir. Kapari tuz ihtiva eder. Bu sebeple hipertansiyon sorunu olanların tüketmeden önce doktoruna danışması uygun olacaktır.Böbrek Taşında Kapari Kullanımı Böbrek kumu ya da böbrek taşı sorunu olan kişiler kaparinin karpuzunu ya da çayını tüketebilirler.15 gün süresince, düzenli olarak sabah ve uyumadan önce, aç karnına, günlük 1 küçük kavanoz kapari karpuzunu tüketmek ve suyunu içmek bu taşları ve kumu dökmenizde yardımcı olacaktır.Gut Hastalığında Kapari Kullanımı Gut hastalığı için tüm kapari ürünleri tavsiye edilir. Ancak reçel ve marmelat öncelikli olarak önerilir. Reçel, sabah ve akşam olmak üzere, aç karna 2-3 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir.Mide-Bağırsak-Kabızlık-Basur(Hemoroid) İçin Kapari Kapari bitkisi, mide ve bağırsak iç mukozasını yenileyerek bir düzene sokulmasını sağlar. Bu sebeple oldukça yararlı bir bitkidir ve bu gibi sorunları olan kişilerin, kapariden faydalanması oldukça faydalı olacaktır.Superanne.org
Reklam
Vajina Temizliği Konusunda Bilmeniz Gereken 8 Şey
Gerek gündelik konuşmalarda gerek TV programlarında ve gerekse de reklamlarda vajinanın çok özel bir temizliğe ihtiyacı olduğu algısı yaratılıyor. Sırf günlük ped reklamlarında kullanılan 'pis kokuların önüne geçer' lafı bile vajinanın gün içinde çok kirlenen, pis kokan bir şey olduğu algısını oluşturuyor. Peki gerçekten öyle mi? Vajinanızı yeteri kadar iyi temizliyor musunuz? Gelin birlikte öğrenelim.
'Lütfen İmkanı Olan Bana Yardım Etsin'
Kars'ta tüm vücudunu siyah benler saran ve cilt kanseri olabileceği söylenen 13 yaşındaki Necla Orman, tedavi olup iyileşmek istiyor.Necla Orman 1 yaşındayken anne ve babasınının ayrılması üzerine dayısı tarafından yuvaya verildi. Necla Orman'ın vücudunun çeşitli bölgelerinde olan benler, zamanla tüm vücuduna yayıldı. Anne Nurcan Demirtaş, 2 yıl önce hastalığını öğrenince kızını yanına alarak birlikte yaşamaya başladı. Tüm vücudu siyah benlerle sarılan, sırtında siyah kıllar çıkan Necla Orman defalarca ameliyat olmasına rağmen iyileşemedi. Kars Kafkaf Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinde en son 26 Kasım 2014'te ameliyat edilen Necla Orman'ın vücudunda benler yeniden çıktı.
Kanser Tedavisinde Yeni Buluş
Fransız bir biyolog, 'ET-D5' adı verilen molekülün, hücre bölünmesini engelleyerek vücuttaki tümörün büyümesini durdurduğunu ortaya çıkardı.Fransız Biyolog Aurelie Juhem, fareler üzerindeki yedi yıl süren araştırmalarda molekülün bazı kanser türlerinin tedavisinde olumlu sonuçlar verdiğini belirledi. Juhem, 'ET-D5' adı verilen molekülün hücre bölünmesini engelleyerek tümörün büyümesini durduğunu saptadıklarını vurguladı.Molekülün, tümörü besleyen kan damarlarını da yok ettiğini belirten Juhem, böylece zayıflayan tümörün öldüğünü söyledi.Farelerin derisinin altına insanlardan alınan küçük bir parça tümörün yerleştirildiğini anlatan Juhem, 2-3 dozluk tedaviden sonra tümörün kütlesinin yüzde 95'ten fazlasının ölü hücrelerden oluştuğunun gözlendiğini belirtti.Biyolog, ekibiyle geliştirdiği özgün yöntemin hap şeklinde olmasının, hem tümör hücrelerini hem de tümörü besleyen damarları hedef alması açısından önem taşıdığına dikkati çekti.Tedavisi zor kanserlerde işe yarayacakJuhem, testler için paranın bulunması halinde gelecek yıl molekülün insanlardaki sonuçlarının değerlendirilebileceğini, bu yöntemle özellikle tedavisi çok zor olan karaciğer, pankreas, böbrek ve beyin kanseri hastalarının molekülü hap şeklinde alabileceğini ifade etti.Ancak Biyolog, toksikoloji testlerinin yapılması için 500 bin euroya ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Söz konusu miktarın, 'CrowdFunding' (Kitlesel fonlama) adlı sistemle toplanılması hedefleniyor.AA
Reklam
Dinlerken Aşık Olacağınız 10 Ruhi Su Türküsü
Türk Halk Müziği'nin ve Devlet Operası'nın bayraktarı ve en önemli neferlerinden olan Ruhi Su 1912'de doğdu. Ermeni asıllı bir yetim olan Ruhi Su, çocukluğunu yetimhanede ve yoksul bir ailenin yanında geçirdi. Bir dönem asker olmak istediyse de daha sonra sanata yöneldi. Devlet Operası'nda büyük işlere imza atan Su, aynı zamanda Türk Halk Müziğine'de yönelerek iki müzik türüne de büyük katkılarda bulundu. Sol görüşleri sebebiyle bir dönem hapis yatan Ruhi Su tüm yıldırma ve baskı politikalarına direnerek Türk musiki tarihine büyük bir sanatçı olarak adını en üst mertebeden yazdırdı. Özellikle Sümeyra Çakır'la birlikte gerçekleştirdiği konserler dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Ruhi Su 20 Eylül 1985'de hayata gözlerini yumdu. Bu büyük sanatçının aziz hatırasına saygıyla, güzel dinlemeler...
Reklam
Daha Fit ve Güçlü Olabilmek İçin Beş Öneri
1. Hareket, hareket, hareket ve sonra biraz daha hareket. Hareketsiz bir yaşam başta kaslarımız ve genel sağlığımız için çok zararlı. Şu kas meselesine gelince, yaş aldıkça hepimizin bildiği gibi kaslarımız eski gücünü yitirmeye başlıyor, hele bir de hareketsiz bir yaşam sürüyorsak hapı yuttuk demektir. Eğer benim işim gereği aktif olmam neredeyse imkansız diyorsanız, o zaman bizim önerimiz her saat başı ayaklanıp, hareket etmek.2. Ağırlık kaldırma egzersizlerinin önemini artık herhalde hepimiz öğrendik. Bu konuda Dr. Josep Mercola ”Kas oluşumu için proteinlere ihtiyacımız vardır. Fakat yaş aldıkça, vücutlarımız bu proteinlerin az bir kısmını kullanmaya başlıyor. Yaşınız ya da fitness seviyeniz ne olursa olsun ağırlık çalışması yapmanın bir çok faydası vardır” diyor.Prof.Dr. Mehmet Öz ”Ağırlık çalışması yapmak size yağsız kas kitlesi kazandırır. Bu nedenle zaman içinde daha fazla kalori tüketmenizi sağlayarak, kilo vermenize yardımcı olur. Kaslarınızı daha güçlü ve donanımlı hale getirir. Aslında, sırt kaslarınızı güçlendirmek, sırt ağrısından kaçınmanın en iyi yoludur. Kalp, damar ve bağışıklık sisteminizin yaşlanmasını azaltır. Kemik yoğunluğunu korumak ve artırmak, osteoporozun önlenmesi için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Kas kütlenizi korumanıza yardımcı olur. Eğer gücü artırıcı egzersizler yapmazsanız, her 10 yılda kas kütlesinin ortalama yüzde 5′ini kaybedersiniz. (35 yaşından sonra her on yılda yaklaşık olarak kadınlar 1 kg, erkekler ise 1,5 kg kaybeder.)Haftada sadece 30 dakika yapılan direnç eğitiminin anti-aging etkisi vardır ve bu sizi yaklaşık 2 yaş daha gençleştirecektir” diyor.3. Fit ve güçlü olmak için düzenli ve sağlıklı bir diyet olmazsa olmaz. Bunun için, öncelikle taze sebze ve meyveleri bolca tüketmek, işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekir. Bu işlenmiş gıdalar tercih edildiğinde, kişinin stres oranınında artış oluyor. Kas artışıyla birlikte, vücut doğal olarak daha fazla kalori yakmaya başlıyor. Elbette, uzun bir yaşam için de fit olmak büyük önem taşıyor.4. Su, su ve su… Tüketilmesi gereken başlıca sıvıların başında su geliyor. Vücut susuz kaldığında, elektrolit kaybına uğruyor. Yani kaslarımızın sinirler tarafından kontrol edildiğini düşünürsek, vücut yeterince su almayınca, kaslar yeterince elektrolit almıyor. Sözün kısası, başta sağlığınız sonra kaslarınız için su mutlaka gerekli.5. Zihninizi aktif tutun. Kaslardan yeterince söz ettik, peki ya ruhsal dengemiz? Bundan kastımız, zihinsel olarak da egzersiz bilincimizi oluşturmak. Beynimizi aktif ve güçlü tutmak için, puzzle, sudoku gibi oyunlar faydalı olabilir. Dolayısıyla, vücut ve beyin aynı oranda aktif olmalıdır. Sheryl Letzgus McGinnis tarafından yazılan makalenin orijinali için tıklayın.
Sigarayı Bırakmak Beyni Gençleştiriyor
Kanadalı bilim adamları, sigaranın bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan beynin en dışındaki 'gri madde' diye nitelendirilen merkezi sinir sisteminin ana içeriğinin daha hızlı kaybına yol açtığını, sigaranın bırakılmasından sonra bu olumsuz etkilerin ortadan kalkabildiğini belirtti.Araştırmaya 36'sı tiryaki, 223'ü sigarayı bırakmış 70'li yaşlardaki yaklaşık 500 kişi katıldı.Bilim adamları katılımcıların beyin görüntülerini inceledi.Sigara içenlerde beynin gri maddeyle kaplı kısmının daha hızlı inceldiğini saptayan bilim adamları, eski tiryakilerde ise bu bölgenin kısmen kendini topladığını gördü.Eski tiryakilerin 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtiğini belirten bilim adamları, bu kişilerin beyninin hiç sigara içmeyenlerinki ile aynı duruma gelmesinin ise 25 yıl aldığına dikkati çekti.Bilim adamları sigarayı bırakmanın incelmeyi azalttığını, hatta uzun sürse de toparlanmasına yardımcı olduğunu vurguladı.Araştırmanın sonuçları 'Molecular Psychiatry' dergisinde yayımlandı.Daha önceki araştırmalar sigaranın bilişsel becerilerin hızla azalmasına yol açtığını göstermişti ancak bunun hızı ve giderilebileceğine ilişkin bilgi bulunmuyordu.Sabah
Reklam
Aspirin'i Kullanmanın 5 Farklı Yolu
Bu videoda her evde bulunan aspirin ilacını kullanmanın ağrı kesimi dışında 5 ayrı kullanımını anlatıyorum. Terden sararan gömleklere,sivilcelere,mantarlanan bitkilere ve bir çok şeye karşı aspirin nasıl kullanılır?Cevaplar videoda :)Sevgili izleyenlerim ve abonelerim,bu video kesinlikle reklam amacıyla yapılmamıştır.Dünyanın en çok kullanılan ilacının farklı kullanım alanlarını sizlerle paylaşmak istedim sadece.Yani kesinlikle bir reklam değildir :)
Kanser Ölümlerinde Akciğer Birinci Sırada
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2015 yılı Şubat ayında yayınladığı verilere göre, dünyada 8 milyon 200 bin olan kanser ölümlerinde 1 milyon 590 bin vakayla akciğer kanseri ilk sırayı aldı.DSÖ'nün resmi internet sitesinde yayınlanan verilerden AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 2012 yılında da kanser vakaları en büyük hastalık ve ölüm nedenleri arasında yer aldı.Dünyada 14 milyon yeni kanser vakasına rastlanırken, 8 milyon 200 bin ölümün de kanserden kaynaklandığı belirlendi.Erkekler arasında en sık rastlanan 5 kanser türü akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer türleri olurken, kadınlarda ise en sık olarak sırasıyla meme, kalın bağırsak, akciğer, rahim ağzı ve mide kanserleri görüldü.Üçte birinin nedeni davranış ve beslenmeRapora göre, kanserden ölümlerin üçte 1'ine yüksek beden kitle indeksi, yetersiz sebze ve meyve tüketimi, fiziksel aktivite eksikliği, tütün ve alkol kullanımı gibi davranmış ve beslenme sorunları gösterildi.Tütün kullanımı en büyük risk faktörü olarak belirlenirken, tüm kanser türlerinden ölümlerin yüzde 20'sine, akciğer kanserlerinden ölümlerin ise yüzde 70'ine sebep oldu.Kanser sebebi Hepatit B gibi viral enfeksiyonlar da düşük ve orta gelirli ülkelerdeki kanser ölümlerinin yüzde 20'sine neden olarak gösterildi.Akciğer kanseri ilk sıradaYeni kanser vakalarının yüzde 60'ından fazlası Afrika, Asya, Orta ve Güney Amerika'da görüldü. Bu bölgelerde kanserden ölüm oranı ise lerin yüzde 70.Genel kanser ölümlerinde de 1 milyon 590 bin ölümle akciğer kanseri ilk sırada yer aldı. Akciğer kanserini 745 bin ölüm sayısıyla karaciğer, 723 bin ölüm sayısıyla mide, 694 bin ölüm sayısıyla kalın bağırsak, 521 bin ölüm sayısıyla meme, 400 bin ölüm sayısıyla da yemek borusu kanserleri izledi.Yıllık 14 milyon olan kanser vakalarının 20 yıl içinde 22 milyona yükseleceği tahmin ediliyor.AA
Futbolcular Durdu Herkes Ağladı
Almanya 2. Ligi'nde Union Berlin futbolcuları attıkları golden sonra kanser teşhisi konan takım arkadaşlarına anlamlı bir jestte bulundular.Almanya 2. Lig'in 20. hafta mücadelesinde Union Berlin sahasında Bochumağırladı. Ev sahibi ekibin 2-1 üstünlüğü ile biten karşılaşmada Union Berlin'in gollerini Kobylanski ve Kreilach kaydederken, Bochum'un tek golü Selim Gündüz'den geldi.Alte Forsterei Stadı'nda oynanan karşılaşmaya damga vuran olay ise alınan üç puan değil Berlinli futbolcuların yaptıkları anlamlı hareket oldu.Karşılaşmanın ikinci yarısında Kobylanski ile beraberlik golünü bulan Union Berlin'de futbolcular bir anda tribünlere doğru koşmaya başladı. Karın bölgesinde lenf sisteminde tümör tespit edilen 34 yaşındaki Benjamin Köhler'e doğru koşan futbolcular takım arkadaşlarına destek verdi. Bu hareketi sonrası bütün tribünler futbolcuları ayakta alkışlarken Köhler gözyaşlarına hakim olamadı.Eurosport
Verimsiz Çalışmanın Yol Açtığı Kötü Alışkanlıklar ve Çözüm Önerileri
Olmak istediğiniz kadar üretken misiniz? Aslında zamanınızı çok daha fazla şey yaparak geçirebileceğinizi düşünüyor musunuz? Dikkatiniz çok kolay mı dağılıyor? Alışkanlıklarınızdan kurtulmanın çok zor olduğunu mu düşünüyorsunuz? Daha kolay olsun ister miydiniz? Bu gibi sorunlarla günlük hayatımızda hepimiz karşılaşıyoruz. Verimsizliğin yol açtığı kötü alışkanlıkları ve bu konuda neler yapabileceğinizi Uplifers olarak sizler için derledik.
Reklam