Ev Yapımı Grip Pastili
Bu videomda yabancı içerikli bir videodan gördüğüm ev yapımı pastili anlatıyorum.Bunu yaparsanız hem bolca vitamin almış olur ve bağışıklık sisteminizi güçlü tutmuş olursunuz.Üstelik içinde ne olduğunu bilmediğiniz ilaçlara para vermekten de kurtulursunuz :)
Müzik Yaşlılarda Hafızayı Köreltiyor
Yeni bir araştırma, bazı kişilerin rahatlamasını sağlayan müziğin yaşlılarda odaklanma becerisini azalttığı, dolayısıyla isim ve yüzlerin hatırlanmasını zorlaştırdığı ortaya çıktı.ABD'de Georgia Üniversitesi'nden bilim insanları, farklı yaşlardan gönüllülere altında isimleri yazan birçok kişiye ait fotoğraflar gösterdi.Bilim insanları, birkaç dakika sonra fotoğrafların üzerine yazan isimlerin bazılarını değiştirerek sessiz bir ortamda, sözsüz rock parçaları, Eric Clapton, Jefferson Airplane ve Rush gibi şarkıcı ve grupların çok bilinmeyen şarkıları eşliğinde katılımcılara hangi eşleşmelerin doğru olduğunu sordu.Araştırmaya katılan üniversite öğrencileri müzikten biraz rahatsız olduklarını belirtse de yüz ve isim eşleştirme başarılarının bundan etkilenmediği görüldü. Ancak yaşlılarda dinletilen müziklerin hatırlamayı zorlaştırdığı, bu kişilerin isim ve yüzleri anımsamada daha az başarılı olduğu belirlendi.Bilim insanları yaşlıların ortamla ilgisi bulunmayan sesleri önemsememek ve odaklanmak konusunda gençlerden daha fazla zorlandığını belirtti.Bakım evlerinde çalışanların, yaşlılarla öğrenme çalışmaları yaparken ortamda müzik olmamasına dikkat etmesi ya da çalışan yaşlıların toplantıları sessiz bir yerde yapması önerisinde bulunan bilim insanları, ayrıca araba kullanırken kaybolunduğunda radyonun kapatılmasının yön bulmaya yardım edebileceğini vurguladı.Araştırmanın sonuçları ‘The Gerontologist’ dergisinde yayımlandı.AA
Tekrarlayan Ağız Yaraları Bağışıklığı Tehdit Ediyor
Ağzınızdaki yaralar sürekli tekrarlıyor, uçuklar bir türlü geçmek bilmiyorsa dikkat. Bağışıklık sisteminiz tehlike çanları çalıyor demektir. Bunun için ise ilk yapılması gereken şekerli gıdaları hemen kesip bir uzmana başvurmaktır. Çünkü basit gibi görünen bu ağız yaraları sadece vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceği gibi enfeksiyona bağlı tehlikeli hastalıkları da işaret ediyor olabilir.Birçoğumuzda zaman zaman rastlanan aft ve uçukların masum olmadığı konusunda uzmanlar uyarıyor. Aft ve uçukların en büyük etkisinin bağışıklık sistemi üzerinde gerçekleştiğini ifade eden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ülkü Duraksoy, ”Yapılan birçok araştırma göstermiştir ki; ağzımızdaki tekrarlayan yaralar, geçmeyen uçuklar bağışıklığımızın bozulduğunun en önemli aynasıdır. Çeşitli tedaviler deneriz, ağız gargaraları kullanırız ama bunlardan bir türlü kurtulamayız. Yaşam kalitemiz düşer çünkü rahatlıkla ne yemek yiyebiliriz ne de içebiliriz. Aslında çözümü ve tedavisi basittir ancak bunun için doğru testlerin yapılması ve tanı koyulması gerekir.” dedi.ARAŞTIRMA KİŞİYE ÖZEL YAPILMALIDIRTekrarlayan aft ve uçukların akla hemen Behçet hastalığını getirdiğini belirten Uzman Dr. Ülkü Duraksoy, tek nedenin bu olamayacağını belirtti ve kişiye özel, farklı testlerle bu yaraların kaynağının tespit edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Duraksoy, şu önemli bilgileri paylaştı: ”Kişiye özel mini bir araştırma yaptığımızda, kişinin neden sıkça ağız yarası veya uçuk çıkardığını ya da neden sıkça mantar enfeksiyonuna yakalandığını hemen buluruz. Genelde biz hekimleri bu konuda sürükleyen çok net araştırma basamakları maalesef bulunmamaktadır. Tekrarlayan ağız yaraları deyince akla hep Behçet Hastalığı gelir. Bunu da mutlaka araştırmak gerekir ama bu, hastalarımızı uzun, bunaltıcı bir seri test silsilesine sokmak demektir. Oysa Behçet hastalığından çok daha sıklıkla görülen, ağız yaralarına neden olan ve taranması gereken başka durumlar vardır. Bunlardan bir tanesi B vitamini eksikliğinin tespit edilmesidir. Kişide B vitamini eksikliğine neden olan tiroid hastalıklarının özellikle Hashimato ve otoimmun tiroidlerinin olup olmadığının araştırılması gerekir. B 12 vitamin kaybına neden olan mide mikrobunun da olup olmadığını araştırmak gerekir. Bunlara bağlı herhangi bir nedenden kaynaklanıyorsa, tedavi çok basittir. Eğer bunlarla alakalı bir durum değilse o zaman Behçet taramasına gitmek gerekir.”MİDE MİKROBU TESTİ ATLANMAMALIPek çok rahatsızlık gibi tekrarlayan ağız yaralarının da nedenlerinden biri olan mide mikrobunun mutlaka araştırılması ve tedavi edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Ülkü Duraksoy,” Helikobakter Pylori dediğimiz mide mikrobu gastrit ve ülser yapan tüm mide ve on iki parmak barsağını tutabilir. Bu mikrop sadece bu bölgeyi etkilemez, tüm sindirim kanalını etkiler ve aşırı gaz ve dışkılama değişikliklerine de yol açar. Vitamin emilim bölgelerini de etkilediği için unutkanlık, halsizlik, yorgunluk ve sinirliliğe hatta depresyona da yol açabilir. Kişi bazen hiç mide ağrısı çekmez, sadece gaz yakınması veya ishal ya da kabızlık ve gaz yakınması şikayetleri yaşar. Bazen ise sadece unutkanlık ve ağız yaraları ile kendini gösterir. Bu mikrop Türkiye’ de yüzde 80-93 oranlarında pozitift sonuçlar veriyor ama herkeste hastalık yapmıyor. Kişinin tedavisi sırasında tüm bağışıklık sisteminin elden geçirilmesi ve kişiye özel değerlendirme çok önemlidir. Bu değerlendirmede; kişinin yaşı, cinsiyeti, geçirdiği hastalıklar, tüm aile ve yakın akraba ağacındaki hastalıklar değerlendirilmeli. Kişinin yaşam şekli değişikliği varsa o ele alınmalı. Uyku düzeni ve horlaması, burun tıkanıklığı var mı sorulmalıdır. Su içme miktarı ve ne tip suyu tükettiği ile güneşlenmesi veya güneşlenmemesi hatta güneşlenme şekli sorulmalıdır. Beslenme şekli sorgulanmalı; hangi gıdaları çok sevdiği, hangi tip eti ve yağı tükettiği, nasıl tükettiği ve ne sıklıkta beslendiği gibi konular da irdelenmelidir. Hastaya bu denli titizlikle yaklaşılmaz ise basit bir ağız yarası veya uçuk dediğimiz hastalık beyine giden kanalların üzerinde veya gözümüzde çıkar ki çok ciddi sonuçlara götürür. Herpes ensefalit, yüz felci gibi durumlara dahi neden olabilir .”şeklinde konuştu.Pegarose.com
Kapari ve Faydaları
Kapari, bir diğer adı ile geber otu; Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde yetişir. Gebellikle: Batı Anadolu , Orta Anadolu’da Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişmektedir. Kapari bitkisi: çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyür ve dikenlidir. Kapari; fosfor, potasyum ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Killi toprakları seven bu bitki, güneşe olan düşkünlüğü sebebiyle genellikle güneşe bakan yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. zengin kalkerli ve killi toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kandiliğinden yetişir ve iyi gelişir.Çiçek tomurcuklarında oldukça fazla a vitamin ve protein vardır.Yapılan bir araştırmaya göre 100 g çiçek tomurcuğunda kuru madde olarak;67 mg fosfor,9 mg demir,24 mg protein,12 mg selüloz,2 mg lipid olduğu saptanmıştır. Gıda, kozmetik ve ilaç sanayiinde oldukça faydalandığımız kapari, salamura halinde yurtdışına ihraç edilir. Konserve kapari; turşu, salata, pizza üstü, balık ve av etleri yanında garnitür olarak tüketilebilir. Tomurcukları ise bir kavanozda tuzlu suda üç ay bekletilir, içine bire bir oranında sirke konur ve on gün sonra tüketilir. Kapari oldukça faydalı bir bitki olması ve ülkemizde yetişmesi sebebiyle Türkiye’ye döviz getiren bir bitkidir. İspanya, senelik 20 milyar dolar kazandıkları tomurcukları sayesinde, kapariyi “Milli Bitki”ilan etmişlerdir. Kapari, İspanya’da devlet korumasındadır.Kapari, 400 yıl önce Evliya Çelebi’nin de keşfettiği bir bitkidir. Evliya Çelebi dahi, kitaplarında kapariden söz etmekten kendini alamamıştır. Akdeniz ülkelerinde, geçmişten günümüze kadar gıdalarda ve ilaçlarda tedavi amaçlı olarak kullanılmasının yanında, kozmetik sanayisinde de kapariden yararlanılmaktadır.Kaparinin bezelye büyüklüğünde tomurcukları vardır. Bu tomurcuklar; protein, vitamin, mineraller yönünden oldukça zengindir. Bunun dışında bu tomurcuklar oldukça doyurucudur da. Kaparinin tomurcukları dışında, toplum arasında “karpuzcuk” şeklinde isimlendirilen meyveleri ve sürgün uçları da salamura ve sirkeden geçirilip, tüketilebilmektedir. Kaparinin tomurcukları, uçları yani tüm bölümleri oldukça faydalıdır. Dal uçları ve tomurcukları genellikle gıda sektöründe; sert olan dalları, kökleri ve meyveleri de kozmatik ve ilaç sektöründe kullanılmaktadır.Uluslararası Kanser Enstitüsü’nde yapılan araştırmalar, kapariyi; antitümör aktivitesi sağlayan “ekstrakt”ın hazırlanmasında kullanılan bitkiler arasına sokmuştur.Kapari, özellikle Antalya’nın Tekirova bölgesindeki tüm sahillerde bulunabilir. O çevredeki marketlerin hemen hemen hepsinde, kapari tomurcuğunan yapılmış turşular bulunabilir. Kaparinin meyvesinden de turşu yapılır. Meyvesinden yapılan turşu daha da faydalıdır.Kaparinin FaydalarıAğrı kesici özelliği ile ön plana çıkar.Sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olur.Kabızlık giderici özelliği vardır.Oldukça iyi bir idrar söktürücüdür.Balgam söktürücü özelliği vardır.Adetlerin düzene girmesini sağlar.Solucan ve parazitlerin düşmesine yardım eder.Romatizma ağrılarına oldukça iyi gelir.Felç riskini azaltır.İskorbit hastalığında faydalıdır.Kan bozukluklarına iyi gelir.Gut hastalığı için oldukça yararlıdır.Antitümör etkilidir.Mide sorunlarına ve ülsere oldukça faydalıdır.Hemoroid sorununa oldukça faydalıdır.Dalak büyümesi için oldukça faydalıdır.Kalça rahatsızlıklarının belirtilerini hafifletir, riskleri azaltır.Özellikle kanser hastalarında trombosit sayısını yükselttiği için önerilen bitkiler arasındadır.Karaciğer işlevlerini düzenler.Multipl Skleroz (MS) hastalığında oldukça iyi gelir.Cinsel gücü arttırıcı özelliği olduğu için çocuk isteyen çiftlere önerilir.Kapari bitkisinin faydaları saymakla bitmez, ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. Kapari faydalı olduğu kadar, zararlı bir bitkidir de. Zehirleyici olabilir. Bu sebeple mutlaka işlenmiş kapari ya da tablet halinde satılan kaparileri tüketmek gerekmektedir. Toplanır toplanmaz tüketilir ise, zehirleyebilir. İlk önce gölgede kurutulmalı ve zehri alınmalıdır.Kapari Nasıl Kullanılır?Kapari özellikle çiçeklerinin tohumları açmadan toplanır ve ilaç yapımı için tedavi maksatlı kullanılır. Bunun dışında meyveleri ve yaprakları da kullanılan alanlarıdır. Turşusu yapılabilir. Salatalarda ve özellikle balık tarifleri için oldukça lezzetli bir tercihtir.Kapari Hangi Hastalıklarda Kullanılır?MS Hastalığında:Uzmanlar özellikle MS hastalığında kapari karpuzunu şiddetle tavsiye ederler. Kullanım şekli ise şöyledir: sabah ve akşam olmak aç karnına olmak üzere gün aşırı bir küçük kavanoz tüketilmelidir. Şayet tüketilirken zorlanılıyor ise, zeytinyağı ve limon ekleyerek tadı yumuşatabilirsiniz. Bunun dışında MS hastaları, takviye için tomurcuk salamurası da tüketebilirler. Kapari tomurcuk salamurası da: sabah ve akşam olmak üzere aç karnına, 1 kasenin içine büyük kavanozun 1/7 sini koyup, zeytinyağı, kekik, ve nar ekşisi eklenerek tüketilmelidir.Şayet kortizonlu ilaç kullanılıyorsa, kapari tuz ihtiva ettiği için tüketilmesi önerilmez. Fakat kortizon tedavisi bittikten sonra tüketilmesinde bir sakınca yoktur.Kapari çayının sakinleştirici özelliği ve ağrı kesici, antitoksidan özelliği ile kullanılması doktorlar tarafından tavsiye edilir. Bunun ötesinde kapari çayının kan temizleyici özelliği de bulunduğu için MS hastalarına tavsiye edilir.Kapariden Nasıl Çay Yapılır?6 bardaklık sıcak su içine, yarım ya da bir çay kaşığı kapari çayı ekleyiniz. 5 dakika kadar demlendiriniz ve şeker koymadan tüketiniz.Günlük olarak, sabah-öğle-akşam aç karnına 3 bardak kapari tüketiniz.Ms tedavisi için faydalarını gözünüzle görmek isterseniz; 3 aylık düzenli kapari kullanımı ardından MR çekimi yaptırınız ve kapariden önceki MR ile kıyaslayıp doktorunuz ile paylaşınız.Kan Hastalıkları İçin Kapari Kullanımı Bu hastalıklar: Lösemi-Anemi-Kansızlık-Trombosit düşüklüğüdür.Kan hastalıkları için tüm kapari ürünleri önerilmektedir. Özellikle reçel ve marmelat bu hastalıklar için öncelikli olarak tavsiye edilir.Reçel ya da marmelat hali: Sabah ve Akşam olmak üzere, aç karnına minimum 2-3 tatlı kaşığı tüketilmelidir. Kaparinin reçeli ya da marmelatı kahvaltıda ya da ara yemeklerde de tüketilebilir.Kapari, bir ilaç değildir. Tamamen doğal olan bir bitkidir. Bugüne kadar herhangi bir zararı bildirilmemiştir. Ancak şeker hastası olan kişilerin reçel ve marmelatı tüketmesi sorun olabilir. Diyabetik kişiler, reçel ve marmelatı tüketmeye başlamadan önce doktoruna danışabilir.Kapari karpuzu ve kapari tomurcuğu salamurası da çoğunlukla salatalarda, kahvaltıda ve sos şeklinde tüketilebilir. Kapari tuz ihtiva eder. Bu sebeple hipertansiyon sorunu olanların tüketmeden önce doktoruna danışması uygun olacaktır.Böbrek Taşında Kapari Kullanımı Böbrek kumu ya da böbrek taşı sorunu olan kişiler kaparinin karpuzunu ya da çayını tüketebilirler.15 gün süresince, düzenli olarak sabah ve uyumadan önce, aç karnına, günlük 1 küçük kavanoz kapari karpuzunu tüketmek ve suyunu içmek bu taşları ve kumu dökmenizde yardımcı olacaktır.Gut Hastalığında Kapari Kullanımı Gut hastalığı için tüm kapari ürünleri tavsiye edilir. Ancak reçel ve marmelat öncelikli olarak önerilir. Reçel, sabah ve akşam olmak üzere, aç karna 2-3 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir.Mide-Bağırsak-Kabızlık-Basur(Hemoroid) İçin Kapari Kapari bitkisi, mide ve bağırsak iç mukozasını yenileyerek bir düzene sokulmasını sağlar. Bu sebeple oldukça yararlı bir bitkidir ve bu gibi sorunları olan kişilerin, kapariden faydalanması oldukça faydalı olacaktır.Superanne.org
Vajina Temizliği Konusunda Bilmeniz Gereken 8 Şey
Gerek gündelik konuşmalarda gerek TV programlarında ve gerekse de reklamlarda vajinanın çok özel bir temizliğe ihtiyacı olduğu algısı yaratılıyor. Sırf günlük ped reklamlarında kullanılan 'pis kokuların önüne geçer' lafı bile vajinanın gün içinde çok kirlenen, pis kokan bir şey olduğu algısını oluşturuyor. Peki gerçekten öyle mi? Vajinanızı yeteri kadar iyi temizliyor musunuz? Gelin birlikte öğrenelim.
'Lütfen İmkanı Olan Bana Yardım Etsin'
Kars'ta tüm vücudunu siyah benler saran ve cilt kanseri olabileceği söylenen 13 yaşındaki Necla Orman, tedavi olup iyileşmek istiyor.Necla Orman 1 yaşındayken anne ve babasınının ayrılması üzerine dayısı tarafından yuvaya verildi. Necla Orman'ın vücudunun çeşitli bölgelerinde olan benler, zamanla tüm vücuduna yayıldı. Anne Nurcan Demirtaş, 2 yıl önce hastalığını öğrenince kızını yanına alarak birlikte yaşamaya başladı. Tüm vücudu siyah benlerle sarılan, sırtında siyah kıllar çıkan Necla Orman defalarca ameliyat olmasına rağmen iyileşemedi. Kars Kafkaf Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesinde en son 26 Kasım 2014'te ameliyat edilen Necla Orman'ın vücudunda benler yeniden çıktı.
Reklam
Kanser Tedavisinde Yeni Buluş
Fransız bir biyolog, 'ET-D5' adı verilen molekülün, hücre bölünmesini engelleyerek vücuttaki tümörün büyümesini durdurduğunu ortaya çıkardı.Fransız Biyolog Aurelie Juhem, fareler üzerindeki yedi yıl süren araştırmalarda molekülün bazı kanser türlerinin tedavisinde olumlu sonuçlar verdiğini belirledi. Juhem, 'ET-D5' adı verilen molekülün hücre bölünmesini engelleyerek tümörün büyümesini durduğunu saptadıklarını vurguladı.Molekülün, tümörü besleyen kan damarlarını da yok ettiğini belirten Juhem, böylece zayıflayan tümörün öldüğünü söyledi.Farelerin derisinin altına insanlardan alınan küçük bir parça tümörün yerleştirildiğini anlatan Juhem, 2-3 dozluk tedaviden sonra tümörün kütlesinin yüzde 95'ten fazlasının ölü hücrelerden oluştuğunun gözlendiğini belirtti.Biyolog, ekibiyle geliştirdiği özgün yöntemin hap şeklinde olmasının, hem tümör hücrelerini hem de tümörü besleyen damarları hedef alması açısından önem taşıdığına dikkati çekti.Tedavisi zor kanserlerde işe yarayacakJuhem, testler için paranın bulunması halinde gelecek yıl molekülün insanlardaki sonuçlarının değerlendirilebileceğini, bu yöntemle özellikle tedavisi çok zor olan karaciğer, pankreas, böbrek ve beyin kanseri hastalarının molekülü hap şeklinde alabileceğini ifade etti.Ancak Biyolog, toksikoloji testlerinin yapılması için 500 bin euroya ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Söz konusu miktarın, 'CrowdFunding' (Kitlesel fonlama) adlı sistemle toplanılması hedefleniyor.AA
Dinlerken Aşık Olacağınız 10 Ruhi Su Türküsü
Türk Halk Müziği'nin ve Devlet Operası'nın bayraktarı ve en önemli neferlerinden olan Ruhi Su 1912'de doğdu. Ermeni asıllı bir yetim olan Ruhi Su, çocukluğunu yetimhanede ve yoksul bir ailenin yanında geçirdi. Bir dönem asker olmak istediyse de daha sonra sanata yöneldi. Devlet Operası'nda büyük işlere imza atan Su, aynı zamanda Türk Halk Müziğine'de yönelerek iki müzik türüne de büyük katkılarda bulundu. Sol görüşleri sebebiyle bir dönem hapis yatan Ruhi Su tüm yıldırma ve baskı politikalarına direnerek Türk musiki tarihine büyük bir sanatçı olarak adını en üst mertebeden yazdırdı. Özellikle Sümeyra Çakır'la birlikte gerçekleştirdiği konserler dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Ruhi Su 20 Eylül 1985'de hayata gözlerini yumdu. Bu büyük sanatçının aziz hatırasına saygıyla, güzel dinlemeler...
Reklam
Daha Fit ve Güçlü Olabilmek İçin Beş Öneri
1. Hareket, hareket, hareket ve sonra biraz daha hareket. Hareketsiz bir yaşam başta kaslarımız ve genel sağlığımız için çok zararlı. Şu kas meselesine gelince, yaş aldıkça hepimizin bildiği gibi kaslarımız eski gücünü yitirmeye başlıyor, hele bir de hareketsiz bir yaşam sürüyorsak hapı yuttuk demektir. Eğer benim işim gereği aktif olmam neredeyse imkansız diyorsanız, o zaman bizim önerimiz her saat başı ayaklanıp, hareket etmek.2. Ağırlık kaldırma egzersizlerinin önemini artık herhalde hepimiz öğrendik. Bu konuda Dr. Josep Mercola ”Kas oluşumu için proteinlere ihtiyacımız vardır. Fakat yaş aldıkça, vücutlarımız bu proteinlerin az bir kısmını kullanmaya başlıyor. Yaşınız ya da fitness seviyeniz ne olursa olsun ağırlık çalışması yapmanın bir çok faydası vardır” diyor.Prof.Dr. Mehmet Öz ”Ağırlık çalışması yapmak size yağsız kas kitlesi kazandırır. Bu nedenle zaman içinde daha fazla kalori tüketmenizi sağlayarak, kilo vermenize yardımcı olur. Kaslarınızı daha güçlü ve donanımlı hale getirir. Aslında, sırt kaslarınızı güçlendirmek, sırt ağrısından kaçınmanın en iyi yoludur. Kalp, damar ve bağışıklık sisteminizin yaşlanmasını azaltır. Kemik yoğunluğunu korumak ve artırmak, osteoporozun önlenmesi için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Kas kütlenizi korumanıza yardımcı olur. Eğer gücü artırıcı egzersizler yapmazsanız, her 10 yılda kas kütlesinin ortalama yüzde 5′ini kaybedersiniz. (35 yaşından sonra her on yılda yaklaşık olarak kadınlar 1 kg, erkekler ise 1,5 kg kaybeder.)Haftada sadece 30 dakika yapılan direnç eğitiminin anti-aging etkisi vardır ve bu sizi yaklaşık 2 yaş daha gençleştirecektir” diyor.3. Fit ve güçlü olmak için düzenli ve sağlıklı bir diyet olmazsa olmaz. Bunun için, öncelikle taze sebze ve meyveleri bolca tüketmek, işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekir. Bu işlenmiş gıdalar tercih edildiğinde, kişinin stres oranınında artış oluyor. Kas artışıyla birlikte, vücut doğal olarak daha fazla kalori yakmaya başlıyor. Elbette, uzun bir yaşam için de fit olmak büyük önem taşıyor.4. Su, su ve su… Tüketilmesi gereken başlıca sıvıların başında su geliyor. Vücut susuz kaldığında, elektrolit kaybına uğruyor. Yani kaslarımızın sinirler tarafından kontrol edildiğini düşünürsek, vücut yeterince su almayınca, kaslar yeterince elektrolit almıyor. Sözün kısası, başta sağlığınız sonra kaslarınız için su mutlaka gerekli.5. Zihninizi aktif tutun. Kaslardan yeterince söz ettik, peki ya ruhsal dengemiz? Bundan kastımız, zihinsel olarak da egzersiz bilincimizi oluşturmak. Beynimizi aktif ve güçlü tutmak için, puzzle, sudoku gibi oyunlar faydalı olabilir. Dolayısıyla, vücut ve beyin aynı oranda aktif olmalıdır. Sheryl Letzgus McGinnis tarafından yazılan makalenin orijinali için tıklayın.
Reklam
Sigarayı Bırakmak Beyni Gençleştiriyor
Kanadalı bilim adamları, sigaranın bellek, dikkat, algısal idrak, düşünce, dil ve şuur konusunda kilit rol oynayan beynin en dışındaki 'gri madde' diye nitelendirilen merkezi sinir sisteminin ana içeriğinin daha hızlı kaybına yol açtığını, sigaranın bırakılmasından sonra bu olumsuz etkilerin ortadan kalkabildiğini belirtti.Araştırmaya 36'sı tiryaki, 223'ü sigarayı bırakmış 70'li yaşlardaki yaklaşık 500 kişi katıldı.Bilim adamları katılımcıların beyin görüntülerini inceledi.Sigara içenlerde beynin gri maddeyle kaplı kısmının daha hızlı inceldiğini saptayan bilim adamları, eski tiryakilerde ise bu bölgenin kısmen kendini topladığını gördü.Eski tiryakilerin 30 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtiğini belirten bilim adamları, bu kişilerin beyninin hiç sigara içmeyenlerinki ile aynı duruma gelmesinin ise 25 yıl aldığına dikkati çekti.Bilim adamları sigarayı bırakmanın incelmeyi azalttığını, hatta uzun sürse de toparlanmasına yardımcı olduğunu vurguladı.Araştırmanın sonuçları 'Molecular Psychiatry' dergisinde yayımlandı.Daha önceki araştırmalar sigaranın bilişsel becerilerin hızla azalmasına yol açtığını göstermişti ancak bunun hızı ve giderilebileceğine ilişkin bilgi bulunmuyordu.Sabah
Aspirin'i Kullanmanın 5 Farklı Yolu
Bu videoda her evde bulunan aspirin ilacını kullanmanın ağrı kesimi dışında 5 ayrı kullanımını anlatıyorum. Terden sararan gömleklere,sivilcelere,mantarlanan bitkilere ve bir çok şeye karşı aspirin nasıl kullanılır?Cevaplar videoda :)Sevgili izleyenlerim ve abonelerim,bu video kesinlikle reklam amacıyla yapılmamıştır.Dünyanın en çok kullanılan ilacının farklı kullanım alanlarını sizlerle paylaşmak istedim sadece.Yani kesinlikle bir reklam değildir :)
Kanser Ölümlerinde Akciğer Birinci Sırada
Dünya Sağlık Örgütü'nün 2015 yılı Şubat ayında yayınladığı verilere göre, dünyada 8 milyon 200 bin olan kanser ölümlerinde 1 milyon 590 bin vakayla akciğer kanseri ilk sırayı aldı.DSÖ'nün resmi internet sitesinde yayınlanan verilerden AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 2012 yılında da kanser vakaları en büyük hastalık ve ölüm nedenleri arasında yer aldı.Dünyada 14 milyon yeni kanser vakasına rastlanırken, 8 milyon 200 bin ölümün de kanserden kaynaklandığı belirlendi.Erkekler arasında en sık rastlanan 5 kanser türü akciğer, prostat, kalın bağırsak, mide ve karaciğer türleri olurken, kadınlarda ise en sık olarak sırasıyla meme, kalın bağırsak, akciğer, rahim ağzı ve mide kanserleri görüldü.Üçte birinin nedeni davranış ve beslenmeRapora göre, kanserden ölümlerin üçte 1'ine yüksek beden kitle indeksi, yetersiz sebze ve meyve tüketimi, fiziksel aktivite eksikliği, tütün ve alkol kullanımı gibi davranmış ve beslenme sorunları gösterildi.Tütün kullanımı en büyük risk faktörü olarak belirlenirken, tüm kanser türlerinden ölümlerin yüzde 20'sine, akciğer kanserlerinden ölümlerin ise yüzde 70'ine sebep oldu.Kanser sebebi Hepatit B gibi viral enfeksiyonlar da düşük ve orta gelirli ülkelerdeki kanser ölümlerinin yüzde 20'sine neden olarak gösterildi.Akciğer kanseri ilk sıradaYeni kanser vakalarının yüzde 60'ından fazlası Afrika, Asya, Orta ve Güney Amerika'da görüldü. Bu bölgelerde kanserden ölüm oranı ise lerin yüzde 70.Genel kanser ölümlerinde de 1 milyon 590 bin ölümle akciğer kanseri ilk sırada yer aldı. Akciğer kanserini 745 bin ölüm sayısıyla karaciğer, 723 bin ölüm sayısıyla mide, 694 bin ölüm sayısıyla kalın bağırsak, 521 bin ölüm sayısıyla meme, 400 bin ölüm sayısıyla da yemek borusu kanserleri izledi.Yıllık 14 milyon olan kanser vakalarının 20 yıl içinde 22 milyona yükseleceği tahmin ediliyor.AA
Reklam
Futbolcular Durdu Herkes Ağladı
Almanya 2. Ligi'nde Union Berlin futbolcuları attıkları golden sonra kanser teşhisi konan takım arkadaşlarına anlamlı bir jestte bulundular.Almanya 2. Lig'in 20. hafta mücadelesinde Union Berlin sahasında Bochumağırladı. Ev sahibi ekibin 2-1 üstünlüğü ile biten karşılaşmada Union Berlin'in gollerini Kobylanski ve Kreilach kaydederken, Bochum'un tek golü Selim Gündüz'den geldi.Alte Forsterei Stadı'nda oynanan karşılaşmaya damga vuran olay ise alınan üç puan değil Berlinli futbolcuların yaptıkları anlamlı hareket oldu.Karşılaşmanın ikinci yarısında Kobylanski ile beraberlik golünü bulan Union Berlin'de futbolcular bir anda tribünlere doğru koşmaya başladı. Karın bölgesinde lenf sisteminde tümör tespit edilen 34 yaşındaki Benjamin Köhler'e doğru koşan futbolcular takım arkadaşlarına destek verdi. Bu hareketi sonrası bütün tribünler futbolcuları ayakta alkışlarken Köhler gözyaşlarına hakim olamadı.Eurosport
Verimsiz Çalışmanın Yol Açtığı Kötü Alışkanlıklar ve Çözüm Önerileri
Olmak istediğiniz kadar üretken misiniz? Aslında zamanınızı çok daha fazla şey yaparak geçirebileceğinizi düşünüyor musunuz? Dikkatiniz çok kolay mı dağılıyor? Alışkanlıklarınızdan kurtulmanın çok zor olduğunu mu düşünüyorsunuz? Daha kolay olsun ister miydiniz? Bu gibi sorunlarla günlük hayatımızda hepimiz karşılaşıyoruz. Verimsizliğin yol açtığı kötü alışkanlıkları ve bu konuda neler yapabileceğinizi Uplifers olarak sizler için derledik.
Reklam
BlackBerry Şimdi de Kanserle Mücadele Ediyor
NantHealth isimli bir şirket kanserle savaşmak için genom tarayıcı sistemi geliştiriliyor. Şirketin iş ortakları arasında BlackBerry de var.NantHealth CEO’su Patrick Soon-Shiong‘un yaptığı açıklamaya göre kanser ile mücadelede önemli bir yola girilmiş olabilinir. CEO’ya göre hem tedavi hem de teşhis için çok mühim bir çalışma yürütülüyor. Soon-Shiong’un çalışması sayesinde doktorlar hastaların durumunu gerçek zamanlı olarak takip edebilecek ve kanser genom tarayıcısı ile her bir detayı izleyebilecek.BlackBerry ile ortak yürütüldüğü söylenen projede hasta herhangi bir doku parçası gönderecek. Süperbilgisayarlar tarafından taranan doku örnekleri anormal gen mutasyonlarını anında tespit ederek hangi ilacın verilmesi gerektiğine dair önemli bir yol gösterici görevi görecek. Bu işlemleri Google Maps servisine benzeten Soon-Shiong, yanlış adres hatalı tedaviya yönelme ve kanserin yayılması anlamına gelecektir diyor.Analiz sürecinde tüm genomun incelenmesi ve proteine kadar tüm detayların görüntülenmesi bu sayede artık mümkün olacak.  Günde 4 bine yakın hastanın taramasını gerçekleştirebildiklerini belirten Patrick Soon-Shiong, toplamda 1.2 milyar dolar harcandığını ve dış yatırımcılardan NantHealth‘in yaklaşık 250 milyon dolar aldığını söylüyor.BlackBerry ile güvenlik için de anlaştıklarının altını çizen CEO, şimdiye kadar bu iş için herhangi bir ekosistemin yaratılmadığını, bunu kendilerinin gerçekleştirmeye başladıklarını ve hastaların hayati verilerini, nabız ve sıcaklıklarını takip etmek icap ettiğinden bahsediyor.Büyük Veri konusunun da kendileri için oldukça önemli olduğunun altını çizen CEO Patrick Soon-Shiong, tek bir hastanın genom bilgilerinin neredeyse 500 GB tuttuğunu, 10 bin ya da milyonlarca hastanın ise zettabyte’larca içerik anlamına geldiğini belirtiyor. Teknolojik yeterlilik açısından ilk önce Amerika, Kanada ve İngiltere’de işe başlayacaklarını söyleyen yönetici, her bir ülkenin kendine has kişisel gizlilik kuralı olduğunu da bildiklerinden bahsediyor.Shiong’un söylediği son şey ise oldukça ümit verici: “Hedefimiz kanseri sıradan, kronik bir hastalık seviyesine çekebilmek”.TechInside
Cinsel Hastalıklar Telefonla Tespit Edilecek
HIV gibi cinsel hastalıklar için test ücreti ödemeden, evinizde, basit bir cihaz ve akıllı telefonunuz sayesinde test yapabilecek, sonucu 15 dakikada öğrenebileceksiniz.Tüm dünyanın korkarak baktığı ve halen gerçek anlamda bir tedavisinin bulunamadığı HIV hastalığı ve benzerleri çok yakında özel testlere gerek kalmadan tespit edilebilinecek. Şimdiye kadar hastalığın ilerlemesini engelleyen ilaçlar ile korkutmaya devam eden HIV ya da frengi gibi daha basit örnekler için yüzlerce dolar test parası ödenmeyecek.Columbia Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir çalışma sayesinde, yakın zamanda akıllı telefon sahipleri bu testleri evlerinde yapabilecekler. Sadece 34 dolarlık bir arayüz ve akıllı telefon vasıtasıyla, on binlerce dolarlık test makinelerine de gerek kalmayacak.Android ya da iPhone telefonlarda çalışan sistem parmağınızdan küçük bir damla kana ihtiyaç duyuyor. Telefona iliştireceğiniz makineye oturtulan ve kanı bünyesinde taşıyan arayüz elektriğe de ihtiyaç duymadan , manuel olarak bir tuşla çalışıyor. Enerji için telefonun ses girişine ufak bir bağlantı yapmak yeterli.Ruanda'da test edilen ve şimdiye kadar oldukça başarılı sonuçlar veren proje sayesinde hastalık tespit süreçleri çok daha kolaylaşacak.ShiftDelete
İç Çamaşırı Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Bir tişört bile alırken kumaşına, kalitesine ve modeline bakarız. Ama çoğu zaman iç çamaşırına bu kadar bile özen göstermiyoruz. Oysaki tenimize en yakın giysiler olarak hangi iç çamaşırını giydiğimiz gerçekten önemlidir… Hem sağlık, hem de rahatlık açısından iç çamaşırı / camasirim.com seçimi doğru yapılması çok önemli. Özellikle yaz aylarında terleme ve bu nedenle hem sağlık hem de konfor açısından rahatsızlık hissetme riski çok yüksek. Peki, hangi iç çamaşırını almamız gerektiğini nasıl mı bileceğiz? İşte cevabı…• Sizi sıkan, rahatsız eden bir iç çamaşırı giyinmek oldukça kötü bir durumdur. Ne kadar güzel olursa olsun mutlaka içinde rahat davranabileceğiniz bir iç çamaşırı seçmelisiniz.• Eğer açık renk kıyafetler tercihinizse sürekli koyu renklerde iç çamaşırı almanız bir işe yaramaz çünkü giymeniz mümkün olmaz. Ya da transparan giyinmeyi tercih edenlerdenseniz dantelli bir iç çamaşırı tüm gizliliğinizi ortadan kaldıracaktır.• Kendi vücut ölçünüze uygun olan bir çamaşır seçmelisiniz. Örneğin küçük göğüslere sahipseniz büyük görünsün diye büyük ölçülerde bir sütyen almaya kalkmayın. Bu sizi gün boyu rahatsız eder.• Çoğu kadın g-string giyinmekten kaçar oysa artık her vücuda göre bulmak mümkün ve kullandıkça yararlarını görebilirsiniz.• İç çamaşırında kullanılan malzemeye dikkat etmeniz gerekir. İpeksi string bir külot pantolonların ya da ince eteklerin altında oldukça hoş durabilir.• Kendi ten renginize uygun iç çamaşırı seçmenizde yarar var özellikle de siyah ve beyaz pantolonların altına giyinmek için. Çünkü beyaz bir pantolonun altına yine beyaz bir iç çamaşırı giyinmek oldukça çirkin duracaktır. Bunun yerine ten rengini tercih etmelisiniz.• Çoğu kadın kimsenin görmeyeceğini bilseler dahi sütyen ve külotun takım olmasına dikkat ederler. Çünkü kendilerini böyle daha çekici hissederler. Nasıl bir kumaştan yapıldığına dikkat etmemiz gerek iç çamaşırı satın alırken, öncelikle kumaşına dikkat etmek gerekir. Bunun için tabii ki pamuklu kumaşlar önerilir. Özellikle hassas cilde sahip olan kişilerin buna mutlaka özen göstermeleri gerekir.   Vakıf Gureba Hastanesi’nden Dermatoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Nahide Onsun, bazı kadınlarda iç çamaşırının, lastik yerinin deriyle temas ettiği bölgede alerji meydana geldiğini vurguluyor. Hatta bu bölgelerde baskı nedeniyle kaşıntı veya kızarıklık da oluşabiliyor. Bu nedenle kişiler, neye alerjilerinin olduğunu ve hangi iç çamaşırların kendilerine uygun olduğunu önceden belirlemeli.İç çamaşırların vücudu rahat ettirecek nitelikte olmalarına dikkat etmek gerekir. Çamaşırların vücudu sıkması durumunda, o bölgedeki yağ dokusunda bazı kayıplara yol açabilir. Bunun yanında, baskı oluşan deri bölgelerinde temastan dolayı egzama gibi rahatsızlıklar meydana gelebilir. Eğer sütyen lastikleri sizi sıkıyorsa, almayın! Herkesin göğüs yapısı birbirinden farklıdır. Bu nedenle uygun sütyen seçerken, çok sıkı olmamasına ve lastiğin tene temas etmemesine dikkat etmek gerekir. Çünkü eğer lastik açıktaysa, lateks alerjileri meydana gelebilir.   Fanilaya gelince, bunlar her şeyden önce kış aylarında vücudu soğuktan korur. Günümüzde gençler fanila giymekten pek hoşlanmaz. Fanilalar ayrıca dıştan giyilen giysilerin tene temasını engeller. Özellikle pamuk içeren kaliteli çamaşırlar kullanırsanız, bu, vücudunuzu bir zırh gibi kavrar ve dışarıdan giydiğiniz sentetik kıyafetlerin teninize temasını engeller.  Özellikle hastalıklarda slipe dikkat! Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Murat Taşdemir, kadınların özellikle külot seçiminde hassas davranmaları gerektiğini vurguluyor ve sözlerine şöyle devam ediyor; “En sık görülen jinekolojik sorunlardan biri, vajinal enfeksiyonlar. Şiddetli kaşıntı, yanma hissi, sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, cinsel ilişki sırasında ağrı, kötü kokulu akıntı gibi belirtiler, vajinal enfeksiyonlara işaret eder. Böyle sorunlarla karşı karşıya olan kadınların, doktor tedavisinin yanı sıra, çamaşır seçimine de dikkat etmeleri gerekiyor.”   Doç. Dr. Nahide Onsun, vücudu fazla sıkmayan slip kullanılmasını öneriyor ve şu noktalara dikkat çekiyor; “Fazla sürtünmeden dolayı kadınların ter bölgelerinde tahriş egzamaları meydana gelebilir. Kullanılan iç çamaşırlar tamamen pamuk olmasa da, pamuk oranının yüksek olması gerekir. Ancak kişinin hiçbir şikayeti, herhangi bir maddeye reaksiyonu yoksa naylon iç çamaşırı da kullanabilir.” Ancak yaz aylarında özellikle naylon içeren iç çamaşırlardan uzak durmak önem taşıyor. Çünkü terleme nedeniyle oluşan mantar enfeksiyonları yaz aylarında daha sık görülüyor.    Dr. Onsun, özellikle kalçaların arasına giren ve pantolonda izi belli olmasın diye tercih edilen slipleri fazla tercih etmemek gerektiğini belirtiyor. Bu slipler, eğer giyilen pantolon sentetikse veya sentetik karışımından oluşuyorsa ve kişinin sentetiğe karşı duyarlılığı varsa, ciltte yine bazı egzamaların ortaya çıkması kolaylaşıyor. Ancak Dr. Onsun, hiçbir şikayeti olmayan insanlarda buna bağlı rahatsızlık yaşanmayabildiğini de söylüyor ve sözlerine şunları ekliyor; “Bizim iç çamaşırlara bağlı en çok gördüğümüz rahatsızlık, sütyen ve külotların lastikleriyle ilgili ortaya çıkanlar.” Her renkli iç çamaşırı kullanmayın Renkli iç çamaşırı alırken, kumaşı renklendirmek için kullanılan boyalara dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bazı boyamalarda, içeriğinde kanserojen madde bulunan boyalar kullanabiliyor. Bu nedenle aldığınız iç çamaşırların doğal boyalarla renklendirilmiş olup olmadığını öğrenin. Günümüzde birçok ünlü firma, iç çamaşırların renklendirilmesinde kullandıkları boyaların kanserojen madde içerip içermediğini belirtiyor. Boya maddesi kadar, iç çamaşırların yıkanması da büyük bir özen gerektiriyor. Deterjanlara karşı alerjisi olan kişiler, az miktarda deterjanla bile rahatsızlık hissedebiliyorlar. Böyle durumlarda kullanacağınız deterjanın özelliğine ve yıkadıktan sonra çamaşırı iyi durulamaya dikkat özen gösterin.NASIL bir ürün kullanırsam vücut şeklimi daha düzgün gösterir?   Çocuksu ve düz hatlılar: Gece elbisenizin içine büstiyer giyerek daha dolgun hatlı bir görünüme kavuşabilirsiniz. Bunun yanında,vücut hatlarınızı daha düzgün gösterecek korse çeşitleri de deneyebilirsiniz. Vücut yapınıza uygun bir korse seçtiğiniz halde, istediğiniz görünüme sahip olabilir, bedeninizi olduğunuzdan daha ince gösterebilirsiniz
Reklam