onedio
Neden Uyuruz?
Bu konuda ilginç teoriler ve ipuçları var. İpuçlarından en belirgin olanı, yeterince uyuduğumuzda kendimizi iyi, mahrum kaldığımızda ise çok daha kötü hissetmemiz. Birkaç günlük mahrumiyetin ardından uyku ihtiyacı öylesine ağır basar ki hiçbir şey uyanık kalmamızı sağlayamaz. Yapılan deneylerde bu haldeki insanların aşırı yüksek müzikte, ayakta, hatta tekmelenirken bile uyuduğuna tanık olunmuştur. Birkaç günlük uykusuzluk hali insanda kafa karışıklığı, unutkanlık ve halüsinasyona neden olur. (En uzun süreli uyanık kalma rekoru 11 gündür.)Fakat yorulduğumuz için uyuduğumuzu söylemek acıktığımız için yemek yediğimizi söylemek gibi olur; uyuma nedenimiz budur, ama neden uykuya ihtiyaç duyduğumuz sorusunun yanıtı değildir bu.Bellek yardımıSon yıllarda ortaya çıkan bir teoriye göre uyku, yeni bellek oluşumunda ve pekiştirilmesinde önemli rol oynar. Hafıza sistemimiz psikolojik gizemini korurken, birçok araştırma uykunun perde arkasında bakım ve muhafaza işlevi gördüğünü iddia ediyor.California Üniversitesi’nden Matthew Walker ve ekibi, deneklere bilgisayarda sırasıyla çeşitli şekiller gösteriyor. Deneklerin yarısı bu şekilleri sabah, diğer yarısı ise akşam izleyip ezberlemeye çalışıyor. Daha sonra laboratuvara dönen deneklerin sabahçı olanları tüm gün boyunca uyanık kaldıktan sonra, akşamcı olanlar ise gece uyuduktan sonra hafıza testine tabi tutuluyor. Uyumuş olanların şekillerin sıralamasını çok daha iyi hatırladığı ortaya çıkıyor.Gün içindeki kısa uykuların da hafızayı güçlendirdiği düşünülüyor.Bazı araştırmacılar uykunun tazeleme ve yeniden düzenleme yoluyla belleğimize yardımcı olduğunu ifade ediyor. Sıçanlara labirent içinde yol bulma eğitimi verilerken beyinlerinde gerçekleşen aktivite biçiminin gece uyku sırasında da tekrarlandığı görüldü. Buradan, gündüz edinilen tecrübenin uyku sırasında da tekrarlandığı sonucuna varıldı.Dinlenmek ayrıca kötü deneyimlerin etkisinin azaltılmasına da yardımcı oluyor. Walker’in araştırmasında, kötü ve travmatik olayların yarattığı olumsuzluklarla beynin uyku sırasında baş etmeye çalıştığı da iddia ediliyordu.Rüya alemiBurada rüya olgusu da devreye giriyor. Belleğimizin uyku sırasında yaşadığı çılgın maceralar olarak ifade edebileceğimiz rüyaların, belleğin tazeliğini korumak için rastgele harekete geçmesi ve yaşanan olaylar arasında bağlantı kurma çabasının ürünü olduğu sanılıyor. Uyku mahrumiyetinin halüsinasyona yol açmasının nedeni de bu olabilir. Uyku yoluyla belleğimizi yeniden düzenleme fırsatından mahrum bırakıldığımızda rüyalar davetsiz bir şekilde uyanık dünyamıza girerek gerçek olanla olmayanı birbirinden ayırmamızı zorlaştırıyor.Bütün bunlar aslında bazı verilere dayanan spekülasyonlar. Beynimize çeki düzen vermenin yanı sıra, vücudumuz uykuyu hasarlı hücrelerin onarımı gibi bazı düzenleme ve idare işlerini yapma fırsatı olarak da değerlendiriyor olabilir.Bazı bilim insanları ise uykunun düzen ve onarım amaçlı olmadığını savunuyor. “Neden uyuyoruz?” sorusu yerine “Neden uyanığız?” sorusunun sorulması gerektiğini belirtiyorlar. Sıcak, güvende ve tok haldeyken, yani temel ihtiyaçlar giderilmişken etrafta dolaşmanın ve uyanık kalmanın enerji israfı olduğunu ifade ediyorlar.Net olan şey, uykunun akıl ve beden sağlığı için gerekli olması. Herkesin ihtiyacı farklılık gösterse de ortalama 7 saat uyumak gerekiyor. Daha az uyuyanların kalp hastalıkları gibi bazı hastalıklara daha açık hale gelme riskinin yanı sıra yaşam sürelerinin de kısaldığı düşünülüyor.Yani, bir dahaki sefere uyumak istediğinizde suçluluk duygusuna kapılmak yerine, uykunun size ne kadar iyi geleceğini düşünmek daha doğru olabilir.
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
ABD Başkanının Savunma Bakanını istifaya zorlaması ardında, Hagel'in Erdoğan ve Davutoğlu'nun da isteği olan Esad'ın devrilmesini IŞİD stratejisine dâhil etme ısrarı yatıyor.Dün, İran’la nükleer müzakerelerin Haziran 2015 sonuna kadar uzatıldığının açıklanmasından kısa süre sonra ABD Savunma Bakanı Chuck Hagel’in istifa haberi geldi.Başkan Barack Obama tarafından istifaya zorlanmıştı.
Nargile Dumanı En Tehlikelilerin Arasında
ABD’deki San-Diego Üniversitesi’nin bilim adamları, nargile dumanının, lökoz dahil birkaç kanser türünün oluşumu ve gelişiminden sorumlu kanserojen benzen kimyasalının organizma üzerindeki negatif etkiyi ikiye katladığını tespit etti.Rusya'nın Sesi Radyosu'nun Medical News Today'den aktardığı habere göre benzen, zehirli maddelerin en tehlikelilerinin bulunduğu birinci grupta yer alıyor. En büyük konsantrasyonuna tütün ve kömürde rastlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu zehirli maddenin zararsız düzeyinin bulunmadığını iddia ediyor.Amerikan Kanser Araştırmaları Topluluğu'nun yayımladığı dergide yer alan araştırma kapsamında 105 nargile tüketicisi ile nargile kullanmayan 103 kişiden alınan idrar örnekleri incelendi. İdrar örnekleri, deneklerden sabah ve nargilenin tüketilmesinin ardından olmak üzere iki kez alındı. İncelemenin sonuçlarında, nargile kullanan deneklerden alınan idrar örneklerindeki başta SPMA-asidi (benzen metabolidi) olmak üzere kanserojen kimyasal oranının 4,2 kat arttığı, diğerlerinde bu artışın 2,6 olarak gerçekleştiği kaydedildi.San-Diego Üniversitesi Davranış Epidemiyolojisi ve Halk Sağlığı Merkezi Müdür Yardımcısı Nada Kassem, “Nargile içenlerle iletişim içinde bulunan içmeyen kişiler de yanan kömürün ürettiği yüksek miktarda zehirli madde ve kanserojen emisyon soluyor. Bu yüzden nargile, onu doğrudan kullanmayan kişiler için bile çok tehlikeli” diye açıkladı.Odatv.com
Büyükşehirde Psikolojimizi Bozan 10 Neden
Türkiye'de sağlık sektöründe en önemli sorunlardan biri de insanlarımızın psikolojik ve psikosomatik sorunlarının büyük ölçüde artması. Büyük kentlerdeki stres ortamı, gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle alt gelir grubunda kalan insanların günlük yaşamdaki sıkıntıları, trafik, Türkiye'deki Kürt sorunu, terör olayları gibi tartışmalar insanlarımızı psikolojik açıdan büyük ölçüde etkiliyor.ŞEHİRDEKİ KİŞİLER PSİKOLOĞA GİTMEYE TEŞVİK EDİLMELİPsikiyatrist Dr. İnci Şen, “İnsanlarımızda ruh sağlığı çok önemlidir. 77 milyonluk Türkiye’mizde stres altında çalışan insanlarımızın ruh sağlığı büyük ölçüde bozulmaya yönelmekte. Bu açıdan sağlık sektöründe ve sağlık ekonomisinde psikolojik ve psikosomatik konulara daha fazla bütçe ayrılmalı, insanlarımız bu konuda doktorlara gitmeye teşvik edilmeli. Sağlık Bakanlığı’mızın bu konuda daha duyarlı olmasında büyük ölçüde yarar var” dedi.Psikiyatrist Dr. İnci Şen, özellikle büyük şehirdeki insanlarımızın depresyona girmelerinin nedenlerini söyle sıraladı:1. İç göç sürecinin tam başarıyla sonuçlanmaması ve iç göçle büyük kentlere gelen insanların belirli statüye ve amaçlarına ulaşamaması2. Türkiye´deki insanların ekonomik nedenlerle sorunlarının artması3. Aile içi uyumsuzlukların artması, ailede dışlanma, ayrımcılık ve küçümsenmenin gelişmesi4. Toplum tarafından istenmemek ve kabul görmemek5. Büyük kentin sorunlarıyla baş edememek6. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar7. Gittikçe artan fakirleşme ve sosyal yardımlarla yaşama mecburiyeti8. İnsanların ekonomik kayıplar nedeniyle kendini güvende hissedememesi9. Kadınlarımıza uygulanan aile içi şiddet10. Çocuklara ailede gösterilen şiddet ve baskı“Özel sigortalar, psikiyatrik sorunları sigorta kapsamına almalıdır” diyen Psikiyatrist Dr. İnci Şen, “Kalp, damar ve diyabetik gibi hastalıklar ne kadar önemliyse insanlarımız için ruh sağlığı da o kadar önemlidir” diye ekledi.Zaman
Reklam
Üniversiteliye Yeni Af Meclis’ten Çıktı
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) kurulmasına ilişkin yasa, Meclis Genel Kurulu’nda eklenen yeni torba hükümlerle genişletilerek kabul edildi.Yasaya göre TÜSEB bünyesinde Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü, Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü kurulacak. Enstitü Başkanı, Sağlık Bakanı’nın teklifi üzerine Başbakan tarafından atanacak. Başkanlık, görevleri kapsamında Ar-Ge konuları için gerekli gördüğü her türlü bilgiyi, kamu kurum ve kuruluşları ile vakıflara ait olanlar dahil tüm yükseköğretim kurumlarından talep edebilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında kadrolu olarak çalışanlar, başkan tarafından, yapılacak çalışmanın kapsamı ve süresi de dikkate alınarak en çok 3 yıl süreyle TÜSEB’de görevlendirilebilecek. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Tarihi gelecekte Türkiye’nin sağlık alanındaki dinamiklerine çok önemli katkıları olacaktır” dedi.AF VE ATILMA ŞARTLARIYasaya eklenen maddelere göre, üniversitelerde, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler 5 ay içinde geri dönebilecek. Öğrenciler ilişiklerinin kesildiği program üniversitede var ise bu yıl bahar döneminde, eğer yoksa üniversitelerin açıldığı ekim ayında öğrenim görmeye başlayacak. Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek ve eğitimlerine devam edecekler.YÖK ONAYIYLA ATMAÜniversite öğrencileri 2 yıllık ön lisans programlarını azami 4 yıl, 4 yıllık lisans programlarını azami 7 yıl, 5 yıllık lisans programlarını azami 8 yıl, 6 yıllık lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda. Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilemeyecek. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK’ün onayı ile 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ve kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin üniversiteyle ilişiği kesilecek. Düzenlemenin gerekçesi “Azami süreler içerisinde katkı payı veya öğrenim ücretinin ödenmemesi ile kayıt yenilenmemesi sebebiyle öğrencilerin ilişiklerinin kesilmemesi esas olmakla beraber, öğrencilerin eğitime devam edip etmeyecekleri bilinmeksizin bu kadar uzun süreler kayıtlarının devam etmesi, üniversiteleri kontenjanları ve bütçe planlamalarını gerçekçi olarak yapamaz duruma getirecektir” diye açıklandı.NİTELİKLİ OPERASYON ZAMMIDevlet hastaneleri, araştırma hastanelerinde, organ nakli, nitelikli yoğun bakım hizmetleri, kök hücre ve kemik iliği nakli gibi yüksek eğitim ve beceri gerektiren operasyonlarla ilgili hekimlere yapılacak ek ödemeler bir kat artırıldı. sağlık bakanlığı’nca, özellikli tıbbi işlemler karşılığı yapılacak ek ödemelerde yüzde 800 ve yüzde 700 oranları bir kat artırılarak uygulanacak. Milli Eğitim Bakanlığı, aday öğretmenlerin sınavlarını yazılı veya yazılı ve sözlü olarak yapabilecek. Veteriner hekimlikte de uzmanlık yapılabilecek. Yeni kurulan devlet üniversitelerinde ortaya çıkan öğretim üyesi açığının kapatılmasına katkıda bulunmak amacıyla vakıf üniversitelerine yapılan görevlendirme 2 yılı geçemeyecek.TAM GÜN UYUMUHekim, diş hekimi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden mesai saatleri dışında özel muayenehanesinde veya özel hastanelerde görev yapanlara üniversite ödeneği ve ek ödeme verilmeyecek. Ancak bu hekimler, muayenehanelerini kapatır ve özel hastanelerden ayrılmak isterlerse 31 Aralık 2014’e kadar bu konudaki beyanlarını görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirmeleri gerekecek. Bu kişilerin en geç 31 Mayıs 2015’e kadar faaliyetleri sona ermiş sayılacak ve çalışma uygunluk belgesi veya izinleri iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek. Bu düzenleme GATA’da çalışan öğretim üyelerine de uygulanacak. Ancak GATA’daki öğretim üyelerine üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek. Gerekçede, maddenin, Anayasa Mahkemesi’nin tam gün yasasına ilişkin verdiği kararlara uyum amacıyla düzenlendiği belirtildi.Habertürk
Soğuk Bir Ortamda Uyumanın Beraberinde Getirdiği 5 Önemli Fayda
Bilim adamlarına göre, uyuduğunuz ortamın sıcaklığını biraz değiştirerek çok daha sağlıklı bir hayat sürebilirsiniz. Huffington Post'dan doktor Chris Winter'a göre, sıcaklığı 15-19 santigrat derece arasında olan bir ortamda uyumak sağlığınız açısından çok faydalı şeyleri beraberinde getiriyor.Soğuk bir ortamda uyumaya alışık olanlar bunu zaten biliyordur, onlara selam olsun! Fakat benim gibi, uyumadan önce üstüne birkaç kat battaniye örten ve oldukça sıcak bir ortamda uyuyanlar için dikkate alınması gereken bazı önemli gerçekler bulunmakta. Eğer uyuma ortamınızı soğutursanız, bu durum size hem fiziksel hem de mental açıdan bazı faydalar sağlayacak. İşte o faydalardan dikkat çeken birkaç tanesi;
Reklam
Koah, Ölüm Nedenleri Arasında Üçüncü Sırada
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevin Fazlıoğlu, KOAH hastalığının dünyada 4. ölüm nedeni olan, her yıl 3 milyon kişinin ölümüne yol açan ve yaygınlığı giderek artan kronik hava yolu hastalık olduğunu söyledi. Dr. Nevin Fazlıoğlu, 'KOAH Türkiye'de kardiyovasküler hastalıklar ve serebrovasküler hastalıklardan sonra 3. ölüm nedenidir.' dedi.19 Kasım Dünya KOAH günü dolayısıyla açıklama yapan Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nevin Fazlıoğlu şunları söyledi: 'KOAH, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Akciğerin tıkayıcı, kronik yani devamlı olan hastalığı anlamına gelmektedir. KOAH oldukça yaygın bir hastalıktır, yaşam kalitesi üzerinde çok önemli etkileri vardır ve çok sayıda insanın ölümüne yol açmaktadır. KOAH Türkiye'de kardiyovasküler hastalıklar ve serebrovasküler hastalıklardan sonra 3. ölüm nedenidir. Ancak her 10 KOAH'lı hastadan 9'u hastalığını bilmemektedir. Bu durum hastalığın geç teşhis edilmesine ve yeterince tedavi edilmemesine neden olmaktadır.'KOAH tarama testinden bahseden Dr. Nevin Fazlıoğlu, şu uyarılarda bulundu: 'Sık öksürükleriniz oluyor mu? Balgam çıkartıyor musunuz? Yaşıtlarınıza göre nefesiniz daha kolay mı daralıyor? 40 yaşını aştınız mı? Sigara içiyor musunuz ya da önceden içtiniz mi? Bu sorulardan en az 3'üne evet diyorsanız risk altındasınız demektir. Bunun için göğüs hastalıkları doktoruna başvurarak çok basit ve kolay uygulanan bir test olan solunum fonksiyon testi diğer bir deyişle nefes ölçüm testi yaptırarak bunu öğrenebilirsiniz.'KOAH HASTALIĞI EĞER TEDAVİ EDİLMEZSE İLERLEYİCİ BİR HASTALIKTIRDr. Nevin Fazlıoğlu, KOAH hastalığı eğer tedavi edilmezse ilerleyici bir hastalık olduğunu anlatarak 'KOAH hastalığının en önemli ve en büyük nedeni sigara kullanımıdır. Sigara içenler içmeyenlere göre 10 kat daha fazla KOAH hastalığına yakalanmaktadırlar. KOAH'ın en önemli belirtileri uzun zamandır devam eden nefes darlığı, öksürük, balgam çıkarma yakınmalarıdır.' diye konuştu.'KOAH'ın tedavisi vardır ve hastalık ne kadar erken teşhis edilirse, tedavi de o kadar etkilidir.' diyen Dr. Nevin Fazlıoğlu, şunları söyledi: 'KOAH teşhisi konulan hastalar doktorlarının önerilerine uygun şekilde ilaçlarını kullanarak, egzersiz yaparak ve sürekli aktif kalarak (doktorunun önerilerine uygun aktiviteleri seçerek) hastalıklarının ilerlemesini durdurabilirler ve kendilerini daha iyi hissedebilirler. KOAH önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bu nedenle belirtilen şikayetleri yaşayanların kendisine bir nefeslik zaman ayırıp ve nefes ölçüm testi yaptırması son derece önemlidir.'(CİHAN)
Bir Kerden Birşey Olmaz Demeyin!
Psikolog Güneş Aydın, son günlerde özellikle sentetik uyuşturucu Bonzai ile ailelerin korkulu rüyası haline gelen madde bağımlılığı konusunda önemli uyarılarda bulundu.Dörtyol Toplum Sağlığı Merkezinde görevli Psikolog Güneş Aydın, madde bağımlılığı ile ilgili yaptığı açıklamada, 'bir kereden birşey olmaz' düşüncesinin tamamen yanlış olduğuna vurgu yaparak önemli uyarılarda bulundu.Madde Kulanım Yaşı Düşmekte!'Türkiye’de ve dünyada sigara, alkol ve uyuşturucu madde (esrar, eroin, kokain, ecstacy, bonzai, vs.) alım oranları artmakta, maddeye başlama yaşı ise tüyler ürpertici şekilde azaldığının endişe verici olduğunun altını çizen Psikolog Güneş Aydın, 'Bağımlılık, kullanılan maddeye karşı aşırı bir istek, zorlantılı bir şekilde madde arama ve kullanma ile karakterize süreğen, tekrarlayıcı ve maddenin birtakım manevi değerlerin önüne geçmesi demektir. Ne garip bir tezattır ki aileye, topluma, okula karşı koyarak özgürleşmek için alınan madde, aslında o kişinin özgürlüğünü elinden alan en önemli faktör haline gelir' dedi.'Bir Kereden Birşey Olmaz' Demeyin!Aydın, gündemde oldukça yer alan yeni psikoaktif maddelerden olan sentetik cannabinoid (Bonzai) vakaları okul çevrelerinde yaygınlaşmıştır ve ne yazık ki gençlerimiz bonzai kullanımının ölümle sonuçlanabileceğinin farkında değildir. Tamamen kimyasal bir uyuşturucu olan bonzai, ‘bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesiyle kullanan gençleri pençesi altına alır ve bağımlı hale getirir. Bonzai beyin hücrelerinde kısa sürede büyük hasarlara neden olurken, genetik yatkınlığı olan kişilerde şizofreni benzeri etkiler meydana getirir, hatta ani kalp durmasına ve ölümlere neden olacağını söyledi.Madde Kullanımına İten SebebplerPsikolog Güneş Aydın, kişiyi madde kullanımına iten nedenler arasında; merak, arkadaş grubunun maddeye özendirmesi, kişilik sorunları depresyon ve diğer psikolojik problemler, aile içi sorunlar, ebeveynlerin madde kullanması ve rol model oluşturması ve en önemli etken olarak stres gösterilebilir' dedi ve ekledi 'Ergenlik döneminde yargılama ve karar verme becerileri hala gelişmekte olduğu için, riski doğru değerlendirme yetileri kısıtlı olmaktadır. Bu da gençlerin madde kullanımına yönelmesini arttırmaktadır. Bu yüzden gençlerimiz bu dönemde önemli kararlar almaktan kaçınmalı, **problemlerini aile ve uzman kişilerle paylaşmalı, kötü arkadaş gruplarından uzak durmalı ve bilmedikleri herhangi bir maddeyi denememelidir.'Anne- Babalar Örnek Olmalıdır! ' Aileler de çocukların değerler sisteminin oluşmasında önemli bir yere sahip olduğunu' söyleyenPsikolog Güneş Aydın, ' Anne-babalar çocuklarına doğru-yanlışı, sorumluluklarının gelişmesini, kendilerini zarar verici davranışlardan korumalarını öğretmelidir. Bunu yaparken onlara güvenli bir ortam sağlamalı, ancak bazı sınırlamaların olduğunu da göstermelidir. Anne-baba olarak çocuğunuzun madde ile ilişkili bilinçli bir tutum geliştirmesini sağlamada yapacağınız en önemli şey, kendi davranışlarınızla onlara örnek olmanızdır' dedi.Madde Bağımlıları Tıbbi Yardım AlmalıdırPsikolog Güneş Aydın, Madde kullanımı ve bağımlılığı tedavisi mümkün olan bir sağlık sorunu olduğunu belirterek 'Tedavinin başarıya ulaşması kişinin iradesine ve bırakma isteğine bağlıdır' dedi.   Tedavi içinde için muhakkak tıbbi yardım ve uzman desteği gerektiğini belirten Aydın, ' Bu bağlamda Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi AMATEM, alkol ve madde bağımlılarına yönelik tedavi hizmeti vermektedir. En yakın AMAYEM merkezi olarak Adana Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastalıkları Hastanesi, alkol ve madde bağımlılarına ayaktan ve yataklı olarak sağlık hizmeti vermektedir. Bu süreçte kişi kendisini madde kullanımına iten ortamlardan ve arkadaş çevresinden uzaklaşmalıdır. Aksi takdirde tekrar madde kullanma ihtimali oldukça yüksektir. Tedavi boyunca bireyin kararlı olması ve tedavi sonuçlanana kadar aile ve çevrenin desteği oldukça önemlidir. Tedavinizi sonuna kadar sürdürün. Unutmayalım ki bağımlılık kader değildir, tedavi edilebileceğini belirtti.
'Türkiye'de Her Yıl 91 Bin Çocuk Anne Oluyor'
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) 2014 yılı 'Dünya Nüfusunun Durumu Raporu'na göre, Türkiye'de her yıl 91 bin çocuk anne oluyor.Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın (TOG) 10 yıldır uygulayıcı ortağı olduğu UNFPA'nın '1,8 milyarın gücü: Ergenler, gençler ve geleceğin dönüşümü' başlıklı 2014 yılı raporu, dünya ile eşzamanlı olarak bir basın toplantısıyla açıklandı.Dünya Nüfusunun Durumu Raporu'na göre; dünyada hayatta olan genç nüfus sayısı 1,8 milyara ulaşırken, milyonlarca genç okula gitmiyor, gitse de öğrenme için gerekli asgari kritik seviyelere dahi ulaşamıyor. Gelişmekte olan bölgelerde gençlerin yüzde 60'a kadarı çalışamıyor ya da sadece düzensiz işlerde çalışıyor ve okuyamıyor. 500 milyondan fazla genç, günde 2 doların altında hayatta kalmaya çalışıyor. Yoksul ülkelerdeki gençler, giderek derinleşen dijital uçurumlardan dolayı modern ekonomilerde iş yapabilmek için gerekli teknolojik olanakların dışına itiliyor.Gençler, kendi ihtiyaçlarının en iyi şekilde nasıl karşılanabileceğine dair karar alma süreçlerinin dışında kalıyor. Yüksek yoksulluk riskiyle karşı karşıya olmalarına rağmen gençler, her üç ülkeden 2'sinde ulusal yoksulluk azaltma stratejileri ve kalkınma planları hazırlanırken, sürecin tamemen dışında bırakılıyor. Her gün 18 yaş altı 39 bin kız çocuğu evlendiriliyor.'15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 28 doğum düşüyor'Türkiye, 76,6 milyonluk nüfusunun dörtte birini oluşturan gençlerle (19 milyon) Avrupa'nın en genç nüfuslu ülkesi konumunda bulunuyor. Genç nüfusun yüzde 14,2'si evli. Türkiye'de geçen yıl boşanan genç erkeklerin yüzde 53,1'i, genç kadınların ise yüzde 35,3'ü, ilk yılında evliliklerini bitirdi.Ülkede, 19 yaşın altındaki evli 6 gençten ancak biri etkili gebeliği önleyici yöntem kullanırken, Türkiye'de 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 28 doğum düşüyor.'Genç kadınlar internete daha az erişiyor'Rapora göre, Türkiye'de genç kadınlar internete daha az erişebiliyor. Her 5 genç erkekten 4'ü internet kullanırken, bu oran genç kadınlarda yüzde 55 seviyesinde bulunuyor.
Reklam
Pirinç, Kadın Sağlığında Önemli Rol Oynuyor
Günümüzde, kadın diyetlerinin kalp hastalıkları ve belirli kanser türleri ile benzeri birçok sorunu içeren kronik rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olduğunu kanıtlayan, kadınlara odaklanmış pek çok yeni çalışma bulunuyor. USA Rice Federation, yapılan araştırmalar sonucunda pirincin, her yaştan kadının sağlığı için büyük önem taşıyan folik asit ve demir gibi besin öğelerini içeren lifli bir besleyici diyet içeriği olduğu bildiriyor.Beslenme araştırmacıları, düşük karbonhidrat diyeti modasının, kadınların folat düzeylerindeki düşüşün olası nedenlerinden biri olduğuna işaret ediyor. Kadınlar, aynı zamanda vücuttaki demir azlığının neden olduğu demir eksikliği anemisine de yatkın. Yeterli demir olmadığında, vücut kırmızı kan hücreleri için yeterli hemoglobini üretemiyor. Aneminin bu en yaygın biçimi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kadınların yaklaşık beşte birini ve hamile kadınların yarısını etkilemekte ve yorgunluk ve güçsüzlükten nefes darlığına, baş ağrılarına ya da konsantrasyon kaybına kadar çeşitlenen semptomlara neden oluyor.Amerikan Diyet Derneği'nin Kadın Sağlığı ve Üreme Beslenmesi başkanı, tescilli diyetisyen Jeanne Blankenship 'ABD'deki kadınların çoğunluğu hala günlük demir ve folik asit gereksinimlerini karşılamıyor ki, bunlar kadınlar için kritik önem taşıyan iki besin öğesidir,' diyor. Ve şöyle devam ediyor: 'Pirinç, kadınlara folik asit alımı için harika bir yol. Pirinç, yağsız et ve az yağlı süt ürünlerinden, meyvelere, kuruyemişlere ve sebzelere kadar eşlik ettiği birçok yemeğe besin öğeleri, kıvam ve lezzet katar.'Yaşam Döngüsünde Folik AsitFolik asit aynı zamanda, bazı araştırmalar tarafından kalp krizi ve beyin kanaması dahil kalp hastalıklarında bir risk faktörü olduğunu gösterilen kan homosistein düzeylerini düşürmeye de yardımcı oluyor. Amerikan Kalp Derneği'nin yayını Circulation'da yayımlanan araştırma, folik asit zenginleştirmesinin beyin kanamasından kaynaklanan ölümleri azaltmaya yardımcı olduğunu da kanıtlıyor. Daha yakın tarihli araştırmalar ise, folik asidin Yumurtalık kanseri ve Alzheimer da dahil belirli kanser tiplerini önlemeye yardımcı olduğunu ileri sürüyor.
Mutluluk Çubuğu Artık SGK Kapsamında
Manisa CBÜ Tıp Fakültesi üroloji Anabilim Dalı Öğrenim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, halk arasında mutluluk çubuğu olarak bilinen ve ereksiyon bozukluğu yaşayan erkeklere yapılan operasyonla takılan penil protezin, Amerika ve Avrupa Birliği'nden sonra Türkiye'de de sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanmaya başlandığını söyledi.Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Gümüş, erektil disfonksiyon hastalarına uygulanan farklı tedavilerin sonuç vermemesi durumda penil protez operasyonlarının SGK tarafından ödenmeye başladığını belirtti. Prof. Gümüş; Amerika, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerde Sosyal Güvenlik Kurumları tarafından karşılanan penil protezin, Türkiye'de de SGK kapsamına alınmasıyla erkekler arasında sık görülen bir sağlık sorunun çözüme kavuşturulmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Erektil disfonksiyon hastalığında tedavi yöntemlerinden birinin de penil protez operasyonları olduğunu belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Medikal tedavilere cevap vermeyen, diabetik hastalara, pelvik cerrahi geçiren ve ereksiyon problemi yaşayan hastalara uygulanan penil protezleri SGK tarafından karşılanmaya başlandı' dedi.YAŞ SINIRI YOKPenil protez için herhangi yaş sınırı olmadığını belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, uygun endikasyonu taşıyan ve protezi kullanabilecek olan hastalara operasyonun başarıyla gerçekleştirildiğini vurguladı. Özellikle orta yaş grubu hastaların (55-65) operasyonu daha çok talep ettiğini belirten Prof. Dr. Gümüş, 'Cinsel hayatının kötüleştiğini ifade eden hastaların psikolojik durumlarında da bozulmalar olmaktadır. Ereksiyon bozukluğu yaşayan hastada, gerginlik, öfkelenme, kendine güven kaybı ve depresyon sorunları sıkça rastlanmaktadır. Buna karşılık depresyonda olan hastaların ortalama yüzde 70'inde cinsel hayatlarında azalma ve çeşitli derecelerde bozulmalar meydana gelmektedir' diye konuştu.EGELİLER CİNSEL KONULARDA DAHA HASSASCinsel aktivitelerinde azalma ve bozulma olan her hastanın doğru tedavi uygulamalarından faydalanması için bir uzmandan yardım almasının önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Bilal Gümüş, 'Türkiye'de hastalar çoğunlukla sosyal yaşam ve evlilik hayatlarındaki kötüleşmenin seviyesine göre doktora gitme ihtiyacı duyuyor. Ayrıca, ülkemizde doktora başvuru durumu sosyokültürel seviyeyle paralel orantıda ilerliyor. Bu anlamda doktora başvuru bakımdan Ege bölgesi oldukça iyi durumda. Türkiye'de cinsel sorunlarda en çok Ege Bölgesi'nde yaşayanlar doktora başvuruyor' dedi. SGK tarafından ödenen mutluluk çubuklarının 15 bin lira olduğu belirtilirken, uygulamanın iki ürolog ve bir endikronoloji uzmanının vereceği raporla 3'üncü Basamak Üniversite hastanelerinde yapıldığı belirtildi.DHA
Kahraman Babadan Kanserli Çocuğuna Örümcek Adam Sürprizi
Kanser hastası 5 yaşındaki Jayden Örümcek Adam'ı çok seviyor. Zor günler geçiren Jayden için babası  onun sevdiği çizgi film karakterinin kostümlerini giyip güzel bir sürpriz yapmış ve bunu GoPro kamerası ile kayda almış. İşte karşısında Örümcek Adam'ı gören Jayden...Jayden için açılan Facebook sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.
Reklam
Bir Öpücükle '80 Milyon Bakteri Bulaşıyor'
Bilim insanları, 10 saniyelik bir öpüşmede yaklaşık 80 milyon bakterinin bulaşabildiğini iddia etti.21 çift üzerinde araştırma sürdüren Hollandalı bilim insanları, günde en az dokuz defa öpüşen çiftlerin tükürüklerindeki bakterileri birbirlerine bulaştırdığı sonucuna vardı.Araştırmanın sonuçları 'Microbiome' adlı bilim dergisinde yayımlandı.Hollanda Uygulamalı Bilimler Araştırma Merkezi'nden bir ekibin yürüttüğü çalışmada, 21 çifte ne kadar sıklıkla öpüştükleri, en son öpüştükleri tarih ve öpüşme şekilleri soruldu.Daha sonra çiftler 10 saniye süreyle öpüştürüldü.Çiftlerin öpüşmeden önce ve sonra, ağzından ve tükürüklerinden bakteri örnekleri alınarak birbiriyle karşılaştırıldı.Ardından çiftlerden bir tarafa, içinde çok sayıda bakteri bulunan probiyotik bir içecek içirildi.İkinci öpüşmenin ardından yapılan testlerde, 10 saniyelik bir öpüşmede ortalama 80 milyon bakterinin partnerlerine bulaştığı gözlemlendi.Tükürükteki bakterilerin hızla partnere bulaştığı ancak dildeki bakterilerin bulaşmadığı belirtildi.Daha önce yapılan çalışmalarda da, ağızda en az 700 farklı tür bakteri bulunduğu, ancak bu bakterilerin bazılarının, diğerlerine göre daha kolay bulaştığı öne sürülmüştü.Araştırmayı yürüten ekibin başındaki Profesör Remco Kort, 'Fransız öpücüğü, kısa sürede ne kadar çok sayıda bakteri bulaşabildiğine dair mükemmel bir örnek. İleriki araştırmalarda bakterilerin özelliklerine ve dilin bakterileri bulaştırma evresindeki rolüne eğilmeliyiz. Bu tür araştırmalar sayesinde ileride bakteri terapileri gibi tedavi yolları da mümkün kılınabilir' dedi.Araştırmayı yürüten ekibin Hollanda'nın Amsterdam kentindeki 'Micropia' adlı dünyanın ilk mikrop müzesiyle işbirliği yaptığı belirtildi.Müzede açılan son sergide, çiftler benzer bir deneye katılabiliyor. Buna göre müzede öpüşen çiftlere hızlı bir test yapılarak hangi bakterileri bulaştırdıkları ortaya konuyor.BBC Türkçe
Reklam
Deniz Seki Nasıl Yakalandı?
Hapis cezasına çarptırılan şarkıcı Deniz Seki, aylarca aranmasının ardından geçtiğimiz günlerde yakalandı. Deniz Seki nerede, nasıl yakalandı?Önceki gün yakalanan şarkıcı Deniz Seki, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne gönderildi. Avukatı, ünlü şarkıcının teslim olmamasını sağlık problemlerine bağlarken, “Kanser riski vardır ve hayati risk oluşturmaktadır” dedi.Uyuşturucu madde bulundurma ve başkalarına temin etme suçlarından 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Deniz Seki, kararın Yargıtay tarafından onanmasının ardından kayıplara karışmıştı. Bir dönem tekneyle yurtdışına çıktığı da konuşulan Seki’yi önceki gün nişanlısının Büyükçekmece Alkant 2000 Sitesi’ndeki villasında narkotik polisi buldu. Şarkıcı, kaçmaya çalışsa da gözaltına alınmaktan kurtulamadı. Geceyi Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde geçiren Deniz Seki, dün saat 09.00’da elleri kelepçeli olarak emniyetten çıkarıldı. İlk olarak Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık raporu alınan Seki, daha sonra İstanbul Adalet Sarayı’na götürüldü.‘Ülkemde adalet varsa...’Özge Eğrikar’ın Hürriyet’teki haberine göre, elleri önden kelepçeli olarak polis aracından indirilen Deniz Seki, gazetecilere “Arkadaşlar bu ülkede, benim ülkemde zerre kadar adalet varsa, ki ben olduğuna inanıyorum, benim suçsuzluğum er ya da geç anlaşılacak” dedi. “İkinci kez cezaevine gideceksiniz, ne hissediyorsunuz?” sorusuna ellerindeki kelepçeyi göstererek “Böyle ne hissedebilirim? Ahh ahh! Anlatabiliyor muyum” yanıtını veren Seki, o sırada polislerin arasından uzanarak adliye önünde kendisini bekleyen kardeşi Serkan Seki’nin elini tuttu.Cezası yüzüne okunduSeki adliye içindeki polis karakolunda bir süre bekletildikten sonra infaz savcılığına çıkarıldı. İnfaz savcısı, cezasını Seki’nin yüzüne okudu. Şarkıcı, adliyeden çıkarılırken gözyaşlarına hakim olamadı. Hiç konuşmadan polis aracına bindi, Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne götürüldü.Hastalığı ilerlediDeniz Seki’nin avukatı Naim Karakaya, ünlü şarkıcının bugüne kadar teslim olmamasının iki nedeni olduğunu söyledi. Karakaya, şöyle konuştu:“Birincisi, suçsuz olduğunu düşündüğü ve bunun bir gün yargı kararıyla test edileceğine inandığı için beklemiştir. İkinci gerekçesi ise kanser riski vardır ve hayati tehlike oluşturmaktadır. Buna ilişkin raporlarımızı savcılığa sunduk. Ancak Adli Tıp Kurumu bu konuda olumsuz bir yanıt verdi. Bu hastalık ilerlemiştir. Bu süreçte kendisi daha iyi koşullarda sağlık engelini aşmak istemiş, bir anlamda ameliyat olmak istemiştir. Ama bu konudaki başvurumuz reddedildiği için ve yakalamalı konumu gereğiyle sağlanamamıştır.”Sürekli adres değiştirmişPolisin tespitine göre Deniz Seki aranmaya başlandığı ilk günlerde Sarıyer’de gizlendi. Ardından Faruk Salman’la Tekirdağ’a geçti. Sonra yeni adres Beylikdüzü’nde bir ev oldu. Salman daha sonra Bahçelievler’de bir ev tuttu ve Seki’yi buraya getirdi. Son olarak da 1.5 ay önce Alkent 2000 Sitesi’nden villa kiralandı.Sabaha kadar ağladıDeniz Seki, önceki gün Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne getirildiğinde yorgun ve bitkindi. İlk olarak ifade işlemlerine geçildi. Şarkıcı, sık sık ağlama krizine girerek yarıda bıraktığı ifadesinde polislere şunları söyledi:“Ben bu cezayı hak etmedim. Ben uyuşturucu satmadım, kimseye temin etmedim. Sadece kullandım. Bundan da bin pişmanım. Ben 2 yıl cezaevinde, demir parmaklıklar arkasında nasıl kalacağım? Cezaevinde kalmayı kendime yediremiyorum. Bu kadar ceza bana çok fazla. Orada kalmak kolay mı? Çok büyük haksızlığa maruz kaldım. Ben bunu hak etmedim. Ben polisten kaçmadım, cezaevine girmekten kaçtım. Bu kadar ceza alacak ne yaptım? Ben sadece kullandım. Bunun karşılığı bu kadar ceza olmamalıydı.”Cezaevine girmesine katlanamazdımDeniz Seki’nin kaçmasına yardımcı olan sevgilisi Faruk Salman da geceyi nezarette geçirdi. Şüpheli olarak ifadesi alınan Salman, polislere, “Ben bu kadar ceza almasına ve cezaevine girecek olmasına çok üzüldüm. Deniz Seki’yi seviyorum, ona aşığım. Sevdiğim kadının cezaevine girecek olmasını istemedim. Buna katlanmam mümkün değildi. Üzüntüden hastanede tansiyonum fırladı. Rahatsızlandım” dedi. Salman, ifadesinin ardından emniyetten serbest bırakıldı.Battaniyenin üzerinde uyuduİfade işleminin ardından nezarethaneye alınan Deniz Seki’ye polisler battaniye verdi. İfadesinde olduğu gibi zaman zaman ağlama krizine giren Seki, polislerden peçete istedi.Bir polis, sabaha kadar Seki’nin kaldığı nezarethanenin girişinde nöbet tuttu. Şarkıcı, akşam yemeğinde polislerin karavanasından yedi. Tuvalete de bir kadın polisin nezaretinde gitti. Deniz Seki zaman zaman oturdu, zaman zaman da küçük adımlarla nezarethanenin içinde volta attı. Sabaha karşı battaniyenin üzerinde uyuyakaldı. Seki’ye sabah kahvaltısında zeytin, peynir, yumurta, reçel, bal ve çaydan oluşan mönü ikram edildi. Nezarethaneden çıkarılırken polislerin ellerine kelepçe takmasına itiraz etmedi. Geldiği gibi üzgün ve bitkin olarak emniyetten çıkarıldı.Kardeşi isyan etti: Yetmez taşlanarak öldürünDeniz Seki’nin kardeşi Serkan Seki, ses getirecek açıklamalarda bulundu:“Karar verdim, artık susmayacağım. Çünkü vatandaş anlamıyor. Anlayacakları şekilde açıklayacağım artık. Türkiye’nin en büyük baronları firarda, Deniz Seki içerde. Aşağı yukarı aynı ithamlarla, neredeyse aynı davalarla yargılanan ünlüler dışarıda, ablam içeride. Ablamın şu an dışarıda gezen ünlülerden hiçbir farkı yok. Hatta diğerlerinin fazlası bile var. Bazıları çete üyeliği ile itham ediliyor. Ablam, şüpheli olduğu zamanları bile tutuklu olarak geçirdi. Çünkü günah keçisi ilan edildi. Bu konuda biraz hakkaniyet ve hassasiyet olmalı. Kız içeri girmiş, 8 senedir her türlü iftira hakarete maruz kalmış. Diğerlerine bakıyoruz, ödül törenlerinde boy gösterip ödüller alıyor. Her şeye eyvallah. Ama bundan sonra bari rahat bırakılsın ablam. Lütfen. Artık kız içeride. Lütfen. Biz adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Ülkenin büyük bir sorunu çözüldü tebrik ediyorum. Yetmez gerçi, taşlanarak öldürülmesi lazım.” ‘Ben ihbar etmedim’Serkan Seki, ablası Deniz Seki’nin yerini polise ihbar ettiği iddiasına tepki gösterdi. “Kendisinden bihaberken, nerede olduğunu bilmezken onu nasıl ihbar edebilirim ki?” diyen Seki, ablasının yakalanma süreciyle herhangi bir bağlantısının olmadığını söyledi.‘Benim çektiklerimi çekseler ne içeceklerdi?’Arnavutköy’de görüntülenen Bülent Ersoy, Deniz Seki için üzüldüğünü belirterek “Starlığı taşımak çok zordur. Benim çektiklerimi çekseler acaba ne içeceklerdi, merak ediyorum. Hayatımda böyle şeylere tenezzül etmedim” dedi.‘Satıcılara ceza şart’Gani Müjde, tartışmaya Twitter’da katıldı:“Uyuşturucu yasaları yanlış kurgulanmış. Kullanıcı olanın zararı kendine ama arkadaşına ‘al iç’ diyeni de satıcı olarak değerlendirmek doğru mu bilemiyorum. Bunun yaptırımı olmalı ama şikayete bağlı olmalı. Satıcılara ceza şart. Okul önünde bonzai satanlara en ağır cezalar verilmeli. Devletin odaklanması gereken konu bu.”T24
Edirne'de Mers, Muğla'da Ebola Paniği
Edirne'de 54 yaşındaki Asım Acar, şiddetli bel ağrısı şikayetiyle gittiği Devlet Hastanesi'nde ağız ve burun kanamasıyla hayatını kaybetmesi çalışanlar arasında ‘Mers virüsü korkusu’na neden oldu. Şüpheli görülen ölüm üzerine hastanede bulaşıcı hastalıklar şüphesiyle güvenlik tedbirleri alınırken, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin Acar’ın cenazesinin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildiğini ifade ederek Mers virüsü yada Ebola virüsü gibi bir hastalığın söz konusu olmadığını söyledi.Abdurrahman Mahallesi’nde oturan 54 yaşındaki Asım Acar, öğle saatlerinde geçirdiği şiddetli bel ağrısı üzerine ambulansla Selimiye Devlet Hastanesi’ne getirildi. Buradaki ilk müdahalesinin ardından bel fıtığı ve kas ağrısı teşhisiyle müşade altına alındı. Ancak bir süre sonra durumunun kötüleşmesi üzerine Edirne Devlet Hastanesi acil servisine sevk edildi. Acar’ın tedavisi sürerken, saat 12.10 sıralarında solunum durdu. Ağız, burun ve kulaklarında kanama olduğu görülen Acar, doktorların yaklaşık yarım saat süren çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Acil serviste etrafa saçılan kanlar nedeniyle hastalar ve çalışanlar arasında ‘Mers virüsü’ söylentisi yayıldı.PERSONEL MASKE KULLANDIAsım Acar’ın şüpheli görülen ölümü üzerine hastane yönetimi tarafından bulaşıcı hastalıklar için kullanılan tedbirler uygulamaya konulunca çalışanlarda tedirgin oldu. Mers virüsü şüphesi olduğu ve hastanenin karantina altına alındığı dedikodusu da kısa sürede yayıldı. Özel kıyafetler giyen çalışanlar acil serviste Acar’a müdahale edilen odalarda, koridor ve servislerde temizlik ile dezenfekte çalışması yaptı. Personelin birçoğu korucuyu maske kullanırken, bir süre dışarı çıkmalarına izin verilmedi. Acar’ın cesedi ise önce Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne daha sonra ise şüpheli görülerek İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Hastane yönetimi ve Edirne Sağlık Müdürlüğü yetkileri de hastaneye gelerek Asım Acar’ın ölümüyle ilgili bilgi aldı.VALİ ŞAHİN: MERS SÖZ KONUSU DEĞİLEdirne Valisi Dursun Ali Şahin, Asım Acar’ın şiddetli bel ağrısı şikayetiyle geldiği, ölümünün şüpheli görülmesi üzerine İstanbul’a sevk edildiğini söyledi. Mers virüsü şüphesi olmadığını ifade eden Vali Şahin, zehirlenmiş olabileceğini belirterek şunları söyledi:“Belki zehirlenme olabilir düşüncesiyle ölümünün ardından Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne daha sonra ise İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi. Bu konunun Mers ile bir ilgisi yok. Kişi, Edirne’den hiç ayrılmamış, başka yerden gelen biriyle de temas etmediği yapılan incelemede tespit edilmiştir. Mers hastalığı ile hiçbir ilgisi yoktur. Bütün hastanelerde mutlaka tedbir vardır. Her zaman yapılan bir şeydir. Ne olursa olsun, herkes tedavi olmak için gelmiştir. Mikroplu yada virüslü de gelebilir. Tedbir maksatlı kıyafetlerinde değişiklik olabilir.'Asım Acar’ın şüpheli görülen ölümü, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun yapacağı ayrıntılı otopsinin ardından netlik kazanacak.KONGOLU KADIN KAÇAK EBOLA ŞÜPHESİYLE KARANTİNAYA ALINDIOsman URAS/BODRUM (Muğla), (DHA) - MUĞLA'nın Bodrum İlçesi'nde, polis tarafından yakalanan Kongolu 16 kaçak arasında bulunan ve yüksek ateş nedeniyle devlet hastanesine kaldırılan 32 yaşındaki V.K.ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alındı. Servisteki diğer hastalar başka hastanelere sevk edildi.Bodrum'da, önceki gün (Cuma) saat 03.30 sıralarında, devriye görevi yapan polis ekipleri, Dört Yol Kavşağı'nda önlerindeki camları siyah 34 RRT 36 plakalı VIP minibüsün sürücüsünün tedirgin davranışlarından şüphelenip, durdurdu. Bu sırada minibüsün sağ ön koltuğundaki bir kişi inip, koşarak kaçmaya başladı. Polis, kaçan kişiyi kovalamaca sonucu yakaladı. VIP minibüsü takip ettiği belirlenen arkadan gelen 34 HA 4095 plakalı hafif ticari otomobilde polis tarafından durduruldu, Polis, sürücüleri Tük olan ve kiralık olduğu tespit edilen her iki araçta yaptığı aramada, kendilerini turist olarak tanıtmaya çalışan Kongolu kaçaklar olduğunu belirledi. 1'i çocuk, 6'sı kadın toplam 16 kaçak ile 2 Türk sürücü gözaltına alınıp, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Kaçakları taşıyan minibüs ve otomobilde emniyet müdürlüğünün otoparkına çekildi. Polisteki işlemlerinin ardından Yabancılar Büro Amirliği ekiplerine teslim edilen kaçaklardan 32 yaşındaki V.K., akşam saatlerinden rahatsızlandı. Ambulansla Bodrum Devlet Hastanesi'ne kaldırılan kadın kaçakta yüksek ateş tespit edip, ebola virüsü olabileceği şüphesiyle karantinaya alındı. Maske ve eldiven takan görevliler hastanenin acil servisini boşalttı.Hastane acil servis doktoru Hakan Çamlıca '112 ekipleri bir kaçağı yüksek ateş şikayetiyle getirdi. Afrikalı olduğu için ebola şüphesi olabilir diye uzmanımız tahlil sonuçları istedi. Tahlil sonuçları gelene kadar acil servise başka hasta kabul edemiyoruz. Durumu 112'yede bildirdik. Hastaları diğer hastanelere nakledecekler. Burada ise gerekli önlemlerimizi aldık. Yüksek ateş şikayetiyle gelen hasta izole edildi' dedi.EBOLA ŞÜPHESİNDE KORKULAN OLMADIMuğla'nın Bodrum İlçesi'nde, ebola virüsü şüphesiyle karantinaya alınan Kongolu kadın göçmen V.K.'de aşırı üşütmeye bağlı meteorizm (gaz) rahatsızlığı çıktı. Laboratuvar sonuçları çıktıktan sonra virüs şüphesi ortadan kalktığı belirtilirken, hastanenin acil servisinde yeniden hasta kabulüne başlanıldı. Yapılan araştırmada V.K.'nin yaklaşık 1 yıldır Türkiye'de olduğu ortaya çıktı. V.K. rahatsızlığıyla ilgili yapılan müdahalenin ardından taburcu edilerek polis nezaretinde yabancılar bürosuna götürüldü.DHA
Alzheimer Belirtileri Nelerdir
Alzheimer dünyada insanlar üzerinde sıkça görülen ve ülkemizde de artmaya devam eden, daha çok yaş ilerledikçe unutkanlık belirtisiyle ortaya çıkan, hafıza, konuşmada yetersizlik yaşanan, günlük ihtiyaçları karşılayamama gibi problemlere yol açan ciddi bir hastalıktır.Unutkanlık hepimizin yaşadığı bir sorundur fakat unuttuğumuz şeyleri hatırlamamız çok da uzun sürmez. Çoğu yoğun bir iş ortamı ve stres faktöründen yola çıkan basit bir rahatsızlıktır. Hayatımızı etkileyen bir problem değildir. Fakat Alzheimer tam aksine beyin fonksiyonlarının bozukluğundan kaynaklı ilerleyen ve geri dönüşümü olmayan, hasta olan kişinin düşünmesinde de sorun oluşturan belirtiler ortaya çıktıktan yaklaşık 7-8 yıl sonra kişinin ölümüne yol açabilecek ciddiyettedir.Hem erkekte ve hem de kadında belirtileri ortaya çıkan bu hastalık yapılan araştırmalar sonucunda 65 yaş üstü kişilerin, ortalama her 15 kişiden en az birinde bu hastalığın görüldü saptanmıştır. Ayrıca bu hastalık 65 yaşla kalmayıp 50 ila 55 yaş arasında görüldüğü de saptanmıştır fakat diğer yaşlara oranla daha az rastlanmaktadır. Alzheimer kişide yavaş ilerleyen ve sinsi bir hastalıktır, ilk olarak kısa süreli unutkanlıklar olarak kişinin hayatında yer alır. Daha sonra yavaş yavaş hastanın yaşamında büyük bir yer kaplar. Rutin işlerini yapamaz hale gelir. Yakınlarını tanıyamama, söylediği şeyi unutma gibi problemler hat safhada olur. Bu da hastanın psikolojisinin bozulmasında önemli bir yer alır. Bu zihinsel bozukluk yavaş yavaş fiziksel bozukluklara da dönüşür.Alzheimer hastalığının nedenleri olarak beyinde protein birikimi, sinirsel yapının bozukluğu, beyin hücrelerinin ölümü ve zehirli maddeleri göz önüne alabiliriz. Yaş ilerledikçe hastalığın görülme ihtimali de artmaktadır fakat tam olarak kesin nedeni bilinmemektedir.Alzheimer Belirtileri Nelerdir diye sorulacak olursa;Kişinin günlük yaşamını etkileyecek bir problemde unutkan olma(İsimleri, yaşananları hatırlamama vb.)Her zaman ki günlük işlerini yapamamaKonuşurken kelimeleri anımsamada zorluk çekmeTarihlerde, kişinin bildiğine emin olduğu şeyleri hatırlayamamaDüşünürken sürekli çelişkide kalmaDavranışlarda ve ruhsal bozuklukKişilik özelliklerinin tuhaf bir hal almasıGibi belirtileri mevcuttur. Doktorlar tarafından çekilen beyin filmi, kan tahlilleri ve laboratuvar tetkikleri ile teşhis edilir. Hastalığın kesin olarak tedavisi mevcut değildir.
Romatizma Neden Kötü Havalarda Nükseder
Romatizma hastalığına sahip olan kişilerde; vücutlarının daha kısıtlı hareket etmesine neden olan kas ve iskelet sisteminde şişlik, ağrı gibi rahatsızlıklar görülür. Dolayısıyla buradan romatizmanın iç organlarımızda çeşitli rahatsızlıklara sebebiyet verdiği anlaşılır. Romatizmanın 200 ve üzeri çeşitleri olduğu bilinmektedir.Romatizmanın sebepleri arasında kalıtsal(genetik) faktörler, yaş, cinsiyet(kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir), romatizmaya sebep olan bazı ilaçların kullanımı, kazara eklemlerde oluşan zedelenmeler gösterilebilir. Her romatizma farklı yaş gruplarında görülür. Kişinin aşırı stres altında olması, yaşadığı travmalar romatizmanın ortaya çıkmasında rol oynar.Bu rahatsızlığa sahip kişiler kötü havalar da daha fazla ağrıyı hissederler. Romatizma neden kötü havalar da nükseder sorusuna: romatizma, hastaların eklem basınç alıcılarının düzgün çalışmasına zarar verdiği için kişi çok ufak bir hava basıncını dahi fazlasıyla hissediyor ve bu da eklemlerinin ağrımasına sebep oluyor. Daha çok yağışlı havalarda ağrılarını belirgin bir şekilde hissederler. Soğuk hava romatizma hastalığına neden olmaz sadece ağrının daha fazla hissedilmesini sağlar. Hava şartlarının sürekli kötü olduğu yerlerde yaşayan kişilerin hastalığı ilerlemez.Eklemlerimizin içerisinde rahat hareket etmemizi sağlayan kayganlaştırıcı bir sıvı bulunur. Kötü havalarda bu sıvının akışkanlık derecesi ve o bölgedeki dağılım oranı değiştiği için kişinin eklemlerinde ağrının oluşması doğaldır. Bu sebeple halk arasında yağmur habercisi olarak da bilinir bu hastalık.Havanın soğuk ve nemli olması yüksek basınca sebep olur ve hastaların şikâyetlerini arttırır. Bu hastalığa sahip kişiler bazen günler öncesinden havanın kötüye gideceğini anlayabilirler.Kötü hava sebebiyle ağrısı artan kişi sıcak bir yere geçmelidir. Dışarı çıkmaları gereken durumlarda ise eklemlerini ve boyunlarını iyice sarmaları böylece eklemlerini soğuktan korumaları gerekmektedir.Romatizma hastalığına iyi gelen kesin bir uygulama bilinmemektedir. Kişiler zaman içerisinde kendi deneyimleriyle bu sıkıntılarına iyi gelen yöntemleri keşfederler. Kimisine ovmak iyi gelirken kimisine hareketsiz kalmak iyi gelebilir. Kimisine sıcak uygulamak faydalı oluyorken kimisine de soğuk buz uygulamak faydalı olur.
Reklam